Son İletiler

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10
21
Mayıs 2018 - Semih

 Forumdaki yazıları okurken ve terapi sırasında tanıştığım arkadaşlarda iyileşme belirtileri gösterenler arasında şu dikkatimi çekti. En ümitli olanların arkasında genellikle yakınlarından biri bulunuyor ve bazıları ailesinden önce durumu kendi abilerine anlatmış durumda. Aslında mantıklı, aile ile nesil uyuşmazlığından ve konunun hassasiyetinden olsa gerek konuşması çok daha zor. Eğer varsa abiniz ile bu konuyu tartışmak kişiye eşcinselikten sıyrılma konusunda açık kapı bırakıyor.

 Benim 2 tane abim var. Eğer konuyu onlara açmış olsaydım beni anlayabileceklerini düşünmüyorum. Daha benim nasıl biri olduğumu, neler yaptığımı, neleri sevip neleri sevmediğimi bilmiyorlar. Bende bu yüzden 2 senedir tanışık olduğum bir abime, arkadaşıma konuyu açmak istemiştim. Bu kişi yazılarımda çoğu vakit söz ettiğim Semih abidir.

 Normalde insanlara değer verebilen biri değilimdir. Hüseyin Hocam bana ketum demişti. Hakikaten de öyleyim, insanlara yanaşma konusunda çok isteksizim. Dışarıdan birinin benimle arkadaşlık kurması zor. Bunu ben istemiyorum, aksine insanlarla tanışıp samimi olmayı severim. Ama hepsi bir yere kadar. Asla hayatımda hemen hiç kimse tam anlamıyla değer verdiğim bir kişilik olarak konumunu koruyamadı. Bunun istisnası vardı, Semih abi. Kendisini çok olgun, düşünceli ve naif ruhlu biri olarak görmüşümdür hep. Bu konuyu geçtiğimiz sene ona açmaya karar vermiştim. Yazımda da bahsettiğim gibi, konuyu ona açtığımda içimi dökme derdiyle anlatmış, en küçük bir beklentiye de girmemiştim. Ayrıca, ne bekleyebilirdim ki? Beni değiştirebilecek kişi dışarıda değil benim tam içimde yatıyordu.

 Geçtiğimiz sene oldukça keyifliydi, hayatımda değer verdiğim insanlar, yeni gittiğim şehirde yepyeni bir çevre ve kaliteli onca insanla tanışma fırsatım oldu. Semih abi de bunlardan biriydi. Zamanımın çoğunu onunla geçiriyordum. Normalde insanlar kendi yaşıtlarıyla vakit geçirmeyi yeğlerken ben küçüklüğümden beri hep büyüklerle hemhal olurum. Yaşıtlarım bana gerizekalı gibi görünür. Ama büyük biriyle dost olmak benim için ayrıcalıklı bir nitelik. Tabii bunu içinde bulunduğumuz eşcinsellik psikolojisiyle düşünürsek babadan göremediğim ilgiyi yine büyük erkeklerde arıyor oluşum şeklinde değerlendirebiliriz. Bu erotik anlamda olmak zorunda değil, çünkü çoğu eşcinselin aksine hemcinslerimle bağ kurmak konusunda özel bir yeteneğim var. Erkekler bana korkunç gelmiyor, eğlenceli ve arkadaş canlısı geliyor. Tabii dediğim gibi, benden yaşça olgun olanlara karşı bu şekilde.

 Semih abi iyi güzel, temiz kalpli bir insan. Fakat anlamadığım nokta şu, bana neden destek olmadı? Bu neden benim için çok önemli onu da tam idrak edebilmiş değilim ancak bana konuyu açtığım gün adam akıllı destek olsa ben eminim ki şuan kökten değişmiştim. Kendimi yeterince yalnızlaştırıyorum. Hayatımda hiç kimse yokki onun uğrunda yaşayayım ya da yaşamıma yön vereyim. Ya yemin ederim bir kişi dahi yok. Neden böyle peki? Onlarca kardeşi olan, 50 ye yakın kuzeni ve belkide 400 e yakın arkadaşı olan ben, neden yapayalnızım? Anasını satayım neden değer verdiğim insanlar beni hep hayal kırıklığına uğratıyor? Sonra bana ketum diyorlar, tabii ketum olurum. Bunu bağırmak istiyorum: İnsanlar kendi dertleriyle o kadar meşgul ki yanında kardeşim dediği insanın bir bok çukurunda olduğunu göremiyor. Amına kodumun tüm insanları haysiyetsiz, gamsız ve hayatın kölesi olmuş durumda.

 Bir dala tutunamayan insan ne yapar? Aşağı düşer. Yani hata yapar. Ben çoğu kez bir erkekle birlikte olmanın eşiğinden döndüm. Evet Allah yardım etti, bir başkası değil. Eğer gidip bir erkekle birlikte olsam daha mı iyi olurdu? Ailem bunu öğrense beni keser, arkadaşlarım benden soğur, semih abi dediğim zat siktir olur giderdi. Daha da yalnızlaşırdım.

 Bunca hayal kırıklığına rağmen her seferinde bu konuda kapısını çaldığım insan Semih abidir. Belli ki benden rahatsız oluyor, böyle insanların varlığını kabul etmiyor, yer yer yadırgıyor. Aslında o bir homofobik. Ben ise değilim. Homofobik olmanın bir mantalitesi yok. Tamam eşcinselliği benimsemediğim için buradayım ve bu yazıları yazıyorum fakat bu bu tarz insanların varlığını reddetme, onları hor görme hakkını tanımıyor bana. Kimseyi hor göremeyiz, böyle bir hakkımız yok.

 Benim yaşadığım çelişki burada başlıyor. Böyle ince ruhlu bir insan nasıl olurda bana karşı duyarsız olur. Belli ki böyle insanları kabul etmiyor. Ama benle arasındaki ilişkiden dolayı hala irtibatı koparmıyor. Belkide onun için benim bir eşcinsel olmam darbe oldu. Bilemiyorum her ne oldu fakat onun bir önyargısı aslında beni mahvetti. Hayal kırıklığına uğradım. Açıkcası ondan bu konuda iğreniyorum.

 O okulu bitirdi, şuan benim okuduğum bölümde akademisyen. Ve okulum bitene kadar karşılaşmak zorunda olduğum bir kimse. Aramı bu olayları düşünmeden iyi tutmaya çabalıyorum. Ama şunu bilin ki çok yoruldum. Hakikaten onunla bu ilişkiyi sürdürdüğüm müddetçe midem bulanmaya da devam edecek. Nasıl yürümesi gerektiğini bilmiyorum ama böyle yürümek zorunda değil. Ne yapıp edip hayatımdan onu atmam bence en iyisi olacak.
23
Merhabalar öncelikle hani bir insan herşeyinden arınmak temiz olmak ister ya
yada herkezden daha cok iyi olmak ister daha çok başarılı olmak ister daha çok zeki olmak ister yada bir şeyi yapamadıgı zaman daha cok onun üstüne giderek onu yapabilmek ister insan bende kardeşimden daha cok zeki olmak istedim ondan daha cok iyi olmak istedim ama olamadım çünki hırsıma yenildim ve kendime bir perde koydum kımseyle ılgılenmek ailemle ilgilenmek istemedim hayatta ayaklarımın üstünde durabilcegimi zannettim istedigimi yapabilcegimi zannettim ama öyle olmuyor ailemin bana ne kadar deger verdigini gördükce başkalarına ihtiyac duymamaya başladım evet bende onlardandım EŞCİNSEL...erkeklere karşı baglanabiliyodum hemen orta okuldan beri boyleydim EŞCİNSELLER arasında asla aşk diye bir şey olmadıgını gördüm sadece kendilerini tatmin etmek eglenmek için vakit gecirmekten başka birşey degil ben aşk oldugunu düşünüyodum ama olmadıgını gördüm terapilere başladıktan sonra oraya gelen insanları tek tek dinledim neden boyle olduklarını çogunun hikayesini dinledim Ama şunu söylemem gerek Ailemin destegi olmasaydı ben bugün burda olmucaktım belki bu yazıyı bile yazmıcaktım dipsiz bir kuyunun içinde ailemden uzak bir yerde olucaktım özellikle ikizim beni hiç yanlız bırakmadı bu zamana kadar hep yanımdaydı hala yanımda benim eşcinsellige kaymamın nedenini kendisinde buluyor bütün suçu kendi üstüne aldı benim yüzümden dedi ben zaten o kelımeyı duyunca kendimden gectim ıkızım RAMAZAN olmasaydı ben burda olmucaktım.. bir taraftan halamla ve eniştemin bir terapiye gelip benim yanımda olması o gün hiç unutmuyorum halamın orda söyledigi sözü duyunca kendime cok kızdım halam benim durumumu ögrendıkten sonra eniştemle 1 hafta yanyana yatamamışlar cidden kendimi sucluyorum aslında hayatımda o kadar çok şey degiştiki kardeşimle hiç birlikte zaman gecirmiyorduk ama artık istedigimizi yapıyoruz tabikide HÜSEYİN HOCA olmasaydı ben bunları aşamazdım öncelikle HÜSEYİN HOCAYA çok teşekkür ederim ve canım ikizim kardeşim RAMAZANA sonradan aileme yanımda olanlara.. ben inanmıyordum degişebilcegime ama ailemin destegiyle çok şükür iyiyim.
25
12 MAYIS 4. TERAPİ – KORKULARIMI NASIL YENMELİYİM?
NEDEN ALLAH ACI ÇEKTİRİYOR? –                                                                               FETÖ DERSHANELERİNDE NELER OLUYORDU?
   Bu terapi de öncelikle terapiler sürecinde Hüseyin Hoca’ya karşı duyduğum şüphelerle başladık. Ben eskiden beri hocama inandığım kadar bir o kadar söylemlerine şüphe geliştiriyordum. Yani evet yaptığı iş terapiler işe yarıyordu. Dört sene önce ilk geldiğimden beri sosyal fobimi hiç olmadığı kadar çözüme kavuşturdum. İlk defa bir kızla düzenli bir ilişki yaşamıştım. Benim hayatımı s.ken o orospu çocuğu tacizcinin karşısına çıkmıştım. Çaba sarfetmiştim bunlar için. Hüseyin hoca olmasaydı bunları aşamazdım. Ama bir yandan da eşcinsellik konusunda değişmeyeceğimi düşünüyordum. Eşcinselliği yenmek benim için imkansız gibi birşeydi. Bunu hocama söylemesem de içten içe böyle düşünüyordum. Bu sebeplerden ötürü hocamla terapilerine karşı şüphe duyuyordum. Bir yandan da ailemde annem ve abim bana ve hocama çok inansalar da babam bu anlamda tam olarak terapilere güvenmiyordu. Ve ben bu düşüncelerimden ve babamdan etkilendiğim için samimi olamıyordum. Evet, bu terapi de bunu yendim hocam sayesinde. Terapilere güvenmememin sebebi benim eşcinsellikten kurtulmayacağım korkusu yani kendimden şüphe etmem ve babamınn yönlendirmeleriydi. Ne kadar babamı yanlış düşüncelerinden ötürü eleştirsem ve onu onaylamasam da bu adam benim bir şekilde duygularımı düşüncelerimi ele geçiriyordu. Hocam bana bu terapide annem ve babam olmaktan çıkmam gerektiğini BEN olmam gerektiğini benim ne hissettiğimin benim ne istediğimin önemli olduğunu söyledi. çok haklıydı. Aslında ben bu zaman kadar annem babam ne derse ona göre yaşamış istemesem de onların istedikleri şekilde yaşamıştım. Çünkü ‘babacığımın’ emekleri boşa gitmesindi ben uslu bir çocuk olmalıydım çünkü. Ama şimdi eşcinsellikten kurtulmak istiyorsam benim ne istediğim önemli olandı. Ben bu terapilere inanıyorum. Artık şüphe etmeden korkmadan bu terapilere inanıyorum. Bu şekilde yaklaşınca bu terapilerin benim çabalarımın bir anlamı oldu. Verdiğim bu uğraş daha değerli oldu. Problem terapilerin işe yaramıyor oluşu değil benim kendimden şüphe etmemdi. İşte tam da bu esnada hocam şunu sordu: Bir gün Allah’ın karşısına çıksan sana ne der sence? Durdum, ve o sırada hocam yapıştırdı: KORKMA! Ben varken neyden korkuyorsun? Evet, gerçekten Allah’a inanıyorsam neyden niçin korkmalıyımdım ki. Derdi veren Allah ise bunun bir sebebi olmalıydı. Gene beni benden alan bir tespit yaptı: çünkü OL diye yaşattırıyordu. Olayım diye. daha kaliteli olayım diye. evet benim eşcinsellik problemim olmasaydı herşey çok kolay olurdu ama dışardaki insanlardan dertsiz insanlardan ne farkım olurdu. Allah’ım kahrın da hoş lütfun da... bu beni kahır eden eşcinselliği aşarsam detaylara takılmassam üstüne özgüvenimi arttıracak birşeyler yapabilirsem bunu yapmamı sağlayan şey eşcinsellik problemi yaşamış olmam olacak. Evet ben ve sen eşcinsellik problemi olan arkadaşım, bir gün biz OLACAĞIZ.
   Acılar çileler demişken, ortaokuldaki bir senelik dershane tecrübemi de konuştuk. Çünkü fetönün anafen dershanesi bir senede hayatımı s.ken olaylar zincirine katılmayı başarmıştı. Ben son sene bir şekilde bu dershaneye verilmiştim. İyi dershane diye. evet her sene bilmem kaç tane birinci çıkartan başarılı bir dershaneydi. Ama öte yandan çocukların dünyalarını s.ken bir hapishaneydi adeta bu dershane. Dediğim gibi son senemde dershaneye verilmiştim. İlk zamanlar iyiydi ama sonra ben o zihniyette olmadığım farklı olduğum için dershanedeki öğrenciler beni dışlamaya sonraları benle alay etmeye başlamışlardı. Onlardan olmadığımı bilen rehber öğretmenimiz de öğrencilerin bu tavrına işbirlikçi oluyordu. Neler olmuyordu ki. Bir kere tam ergenlik çağındayken kendi hemcinslerim bana kız gibisin top gibi yakıştırmalarda bulunuyorlardı. Bu dalgaları o kadar ayyuka çıkmıştı ki hoca görse bile duymamazlıktan geliyordu. Ben hocaya olanı söylediğimde beni önemsemiyodu. Sonra bir gün yurt programı oldu ve ben de dört günlük bu programa katıldım. Ömründen ömür giden dört gündü benim için. Aynı kültürden olmadığım bir avuç piçle bir arada kalmıştım. Bir gün akşam benle dalga geçme boyutunu o kadar abartmışlardı ki ben uyurken yüzüme çoraplarını koymaya başladılar. Ne kadar rahatsız olsam da karşı koyamıyordum. Çünkü kendimi onlara karşı ezik hissediyordum. Çünkü ben beş yaşında tacize uğramış ve babası tarafından hiç sevilmemiş bir çocuktum. Onlar beni ezdikçe bu ezikliği içselleştirdim ve artık onlara karşı koyamıyordum. Hocaya da söylesem hoca ve dershane sadece başarıya odaklanmış bir ticarethaneydi. Çocuğun psikolojisi onlar için önemli değildi bahsettiğim dört günlük yurt macerasında o kadar psikolojim s.k.lmişti ki eve geldiğimde ellerim yara bere içinde kalmıştı. Doktor aşırı stresten kaynakladığını söylemişti. Evet  siz siz olun okuyan veli varsa veya sen sınavlara hazırlanan bir öğrenciysen kesinlikle küçük az öğrencisi olan eğitim kurumlarına verin çocuğunuzu. Çünkü ben 5 6 tane ergenin beni ezerek ego kapışması yaşadıkları bir ortamda bir sene geçirmiştim. Öyle ki her şeyimle dalga geçiyorlardı. Hoca da bunlara duyarsız kalıyordu belki de samanyolu tv izlemiyorum diye böyle yapıyorlardı. Ki gerçekten öyleydi. Şu an hepsinin ismi aklımda bir gün elime fırsat geçtiği an suratlarının tam ortasına ikişer yumruk indireceğim.  Hepsinden bir gün hesabını soracağım o aptal sohbetlerine katılmadığım için hepsi bana düşmandılar. Hepsiyle bir gün hesaplaşacağım. O 14 yaşındaki çocuğun psikolojisine önem vermeyen dershane zihniyetine o örümcek kafalılara öfkem hiç bitmeyecek. Çok şükür ki şuan artık çocukları zehirleyemiyorlar.
   Sonrasında belki de bu terapinin en önemli konusu suçluluk duyguma gelmişti sıra. Ben yaşadığım eşcinsel deneyimlerden ötürü suçluluğu pişmanlığı bir türlü atamamıştım. Sonra hocam terapiye bir danışanını davet etti. Eşcinselliği çözdüğünü söyleyen arkadaşın dediklerine emin olamıyordum nasıl suçlu pişman hissetmez diye. Ama bir tespitte bulundu ki: eğer eşcinsel hayatın içine girmeseydim değişmek de istemezdim çünkü ne b.klu bir hayat olduğunu görünce değişmek istedim ve bu bana göre değil dedim dedi. Çok etkilendim. Sonra hocam da eşcinselliğin temelinin tacize ve kötü anne baba ilişkisine dayandığı söyledi. baban sahiplenseydi sahipsiz olmasaydın sevgisiz olmasaydın o tacizci sana yaklaşmazdı dedi.  Evet eğer beni babam samimi bir şekilde seviyor olsaydı bu sevgi açlığımı başka erkekler de eşcinsel olarak aramayacaktım. Burada Onarım terapisi kitabından bir kesit okuduk: babalar çocuklarınıza sarılın eğer siz sarılmazsanız bir gün bir başka erkek çocuğunuza sarılır ve o erkek de çocuğunuzun eşcinselleşmesine sebep olur. Vayy bee helal olsun Joseph Nicolosi. Sonra Hüseyin hocam da ağır bir tespit yaptı :bu taciz ve tecavüzcüler sahipsiz sevgisiz çocukları buluyorlar dedi. Evet benim tacizcim de babamdan alamadığım sevgiyle ilk yanıma yaklaşmıştı ve sonrasında beni taciz etmişti. Orospunun evladı... yaşadığım eşcinsel ilişkiler benim eşcinsellik problemimden yıllarca duyduğum acılardan bunalımlardan dolayı olmuştu. Ben ki beni çok seven kızı terketmiştim. Hepsi neden olmuştu? Hepsi annemin babamın bana sahip çıkmamasından ve tacizden dolayı eşcinselllik problemimden olmuştu. Ben durduk yere eşcinsel hayatın içine girmemiştim artık kendimi suçlamıyorum. Bunların hepsi eşcinsellikten tam anlamıyla kurtulabilmem için Allah’ın bana çektirdiği acılardı. O bana bu acıları verdi ama Olayım diye verdi. Artık hiç şüphem kalmadı. İnşallah bu problemi çözeceğim. Aşacağım ve yeni ben inşaa edeceğim. Donanımlı, arkasındakilerden pişmanlık duymayan bunları bir hayat tecrübesi olarak gören bir ben olacağım. İlk hedefim mezun olmak ve mesleğimi elime almak başarılı olmak. Bunları yaşamasaydım sıradan biri olacaktım. Ama bu problemi aşarsam asla sıradan biri olmayacağım.
Not: Hocamın tavsiye ettiği iki film vardı. Bunlardan ilki Ajji.bu filmeden çıkardığım, bu tacizci tecavüzcü istismarcı orospu çocukları o kadar vicdanını kaybetmiş yaratıklar ki cinsel tatminleri için nasıl çocuklara ellerini sürebiliyor diye düşünürken filmdeki puştun cansız kadın mankene neler yaptığını ve yaşlı bir kadına bile nasıl tahrik olduğunu görünce onların nasıl bir -vicdana- sahip olduklarını dahi anladım. Vicdansız ciğeri beş para etmez orospu çocukları.
Not: ikinci film ise güney kore yapımı silenced-sessizlik. Yaşanmış bir olaymış. Orada istismara maruz kalmış çocuklarının haklarının savunulması onların psikolojisini nasıl düzelttiğini bir kez daha anladım. Okuyan kişi eğer ki istismar durumu varsa git hesap sor dava et. Bu kendini ezilmiş hisseden o cocuğun kendini değerli hissetmesini büyümesini onun hayvan olmadığını onun da insan olduğunu anlamasını sağlıyor. Şununla bitirmek istiyorum: duymuyorsun, görmüyorsun ama bunların da ötesinde kalbinle hissedebilirsin. İşte bu esas önemli olan şeydir. KALBİNLE HİSSEDEBİLMEK. Evet ne kadar mağdur olsak da bizim de bir kalbimiz var kalbimize güvenip kalbimizle yaşamlıyız ona güvenmeliyiz.19/05/18 - 02.51
26
merhaba khan,yazında şu kısım dikkatimi çekti."Hayır bir sebebim yok çünkü de ondan. Ben bu hayata hayvan gibi yaşayıp yemek içmek sikişmek için gelmedim. Benim sorumlu olduğum bir hayatım, kardeşlerim, ailem, vatanım ve herşeyden önemlisi ideallerim var. Benim gidip kendimi ateşe atmam demek bunları da yok etmem manasına geldiğinden işte bu güne değin oraya adım atmaktan çekinirdim. Hala da öyleyim. Lakin masumane görünen, cinsel dürtülerime ayak uydurup yaklaşıp ellememe/bulaşmama stratejim beni bugün içinde bulunduğum ruhsal bunalıma soktu. İki yanımı -viccdanımı ve dürtülerimi- o kadar şiddetli hissediyorum ki, artık dışarıda tek başıma yürürken/konuşurken/yeyip içerken farkedilir biçimde dengesizleşiyorum. Evet dürtülerim doğrultusunda bodoslama ilerlememem gerekiyor artık. Ben büyüdüm, ileride bir aile kuracağım ve sorumluluklarım altında ezilmekten ziyade sorumluluklarımdan zevk almak istiyorum."

Ne acıdır ki bu noktada senle birleşiyorum bende idellari olan anneme babama açıkça aileme insanlığa karşı sorumluluğu olan biri olarak görüyorum hep kendimi ve bu yüzden şu yaşıma kadar kendimi öyle veyahut böyle korumayı başardım.Ama kontrolümü kaybetmekten korkuyorum tuz buz olmuş bir cam parçası gibi dağılmaktan ortada kalmaktan.Senin tabirinle siktirtme konusu ne acı ki yazarken bile kendimden iğreniyorum.Ama gerçeklerden içindekilerden de kaçamıyor insan işte duyguyu iyi bilirim o kadar zaman içimde bende bastırdım ki halende kontrolünü sağlayıp bastırmaya çalışıyorum.Bu öyle bir düşünce ki "ballı zehir" derim ben bu duyguya düşüncesi tatlı ama zehir,ve sonu olmayan bir zehir bu bakımdan benimde kafam çok karışıyor.He karışıyor dediğim ömrüm boyunca eşcinsel bir hayat yaşamayı asla düşünmedim düşünmek taraftarı da değilim.Sadakatin avuç avuç dilenildiği bir "zevk,cinsel dürtü,yaşam" ne kadar bizi mutlu edebilir ki...Peki ya herşey olup biter,cinsel bir ilişki yaşadın hayallerinde ki unutulmayacak bir zevk ile hemde peki herey bittikten sonra ne olucak sonu olmayan bir muamma ötesi yok çünkü ne beklicen o kişiden evlenip çocuk sahibi mi olmak "imkansız!" mutlu olmak mı? sadakat mi?"imkansız" herşey 1 saate sığdı sığacak 2 dk lık bir zevk uğruna koca bir ömür ve ideallerini canice öldürdüğün bir hayat kalıcak elde ne acı...

İşte bu yüzden seninde tabirinle, ki benimde aşırı dereecede kumral kirli sakallı veya renkli gözlü fiziği düzgün erkekler çok dikkatimi çeker.Hatta baka kalırım farkedicek diye utanırım beyaz olan tenim dahada soluklaşır veya kıpkırmızı olurum,ama kendimce bulduğum bir taktik ile savuşturabiliyorum bu duyguları eskisine oranla,derim ki kendi kendime;
istediğin olsa sonrası ne olucak ne beklicen hayattan açıkçası "Peki ya sonra?" derim kendi kendime biraz daha kafamın netleşmesini sağlarım sanada tavsiye ederim.İdeallerini sevdiklerini aileni veyahut sana veya senin can-ı gönülden değer verdiklerin kişileri düşün bu duygualrı bastırmakta yardımcı oluyor.Sağlıcakla kal.


 Benim başından beri dert edindiğim sıkıntı şudur ki, kendime yakın birini şu güne dek bulamadım. Bunun acısını çekiyorum. Hayatımda sadece azınlıkta kişiye güvenip bu konuyu açtım ve yazımda da çok dile getirdiğim gibi hepside 'Biz senin derdinle bir iki saat dertlendik, seni dinledik şimdi ise kafamızı kuma gömüyor destek olmayıp kendini düzelteceğine inanıyoruz' yalanına inandırıyorlar. Benim canımı da bu sıkıyor. Hani hayatımda gerçekten değer verebileceğim insanlar yok değil ama beni anlayabilecek birini bulabilmem zor. Tabii burada sizlerle ve Hüseyin hocamla dertleşip çözüm yolu arıyor ve yeri geldi mi defalarca eşcinsel eğilimleri doğrultusuna hareket etmiş insanlar bile birbirlerini anlayıp birbirlerini teselli edebilecekleri cümleler kuruyor. Fakat günlük hayatımda, arkadaşım kardeşim deyip yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen insanların hiçbirinden hiç bir konuda destek göremiyor olmak yorucu.

 Aslında soğukkanlı biriyimdir, bu tarz olguları dert edinmemek gerekiyor ama o denli yıprandım ki bu terapiye gelmesem ve bu yaşıma kadar biriyle birlikte olmasam da eminim ki bu aylarda bunu başarmış olacaktım. Terapiden sonra bile denedim bunu buraya yazmasam da çok yakınlaştım ama terapiden olsa gerek eskisi kadar heyecanlı gelmiyor. Bu oldukça olumlu bir gelişme.

 Hüseyin Hocam da demişti, erkekler korkaktır. Hakikaten öyle, birinden ilgi görünce çekimser davranıyorlar. Tabii bunu erkeklerden soğumak için düşünüyor değilim, ben de öyleyim de ondan. Örneğin beni bu hayatta en çok annem ve kardeşim sever, ben ise en çok onlara karşı kayıtsız kalıyor ve bu kayıtsızlığımı farketmesinler diye her fırsatta onlara hediyeler alıyor ve yatıştırıyorum. Aslında evde onlarla birlikte bulundukça boğuluyor gibi oluyorum. Ben de onları seviyorum, ama beni sevmeyenler daha çok aklıma takılıyor ve en küçük sözleri beni kedere boğuyor.

 Hani olur ya haberlere çıkan kimseler vardır. Kanseri bilmem kaçıncı kez yendi diye. Bu büyük bir başarı, bizim durumumuzla kıyaslanamaz bile. Fakat onların bir ortak noktası vardır ki oda şudur, hemen hemen hepsinin yanında can dostları/eşi/ailesi vardır veya en kötü durumda sanata veya bir başka bir alanda olağanüstü tutkuları onlara can verir. Ben de bu hayatta tutunabileceğim bir dal arıyorum, tabii bunun mümkünse eşim olmasını çok diliyorum.

 Kafam yine dalgın, ne yaptığımı ve yazdığımı bilmiyor gibiyim. Yoruldum, fakat başaracağım Allahın izniyle. Allah razı olsun kardeşim.
27
İyilesebilecekmiyim sizce?

 

Aylar olmuştur sizlere hikayemi paylastigim

İstanbulda yaşayan 22 yaşındaki bir genc.

 

Valla Aklima ne geliyorsa dökeceğim yaziya.

Kronolojik olmayabilir.

Bu gecen aylarda okadar cok sey yasadimki

Hepsini yazabilirmiyim bilmiyorum

Lafi fazla uzatmadan baslayayim

 

bu yazilari yazarken ayni anda radyoda “huseyin altin, darginim” sarkisinin cikmasi…

 

Dargınım yalan sözlere,

Dargınım sahte yüzlere,

Dargınım böyle kadere,

Dargınım dargın,

 

Tamda hissettiğim bu iste

DARGINIM…

 

Lanet olsun böyle kadere!!!

Başka diyecek hicbirseyim yok

 

 

 

Kucukken benim hayatimin akisini degitiren tecavüz olayini tekrar dile getirmek istemiyorum. Ama belki size bi faydasi dokunabileceğinden cok kisa bi tekrar yazayim.

=>  (tecavüz olayinin detayi için bir önceki yazimi okuyun)

 

8 yasinda iken, benden 8 yas buyuk olan oz abim tarafından tecavüze uğradım.

Bunun bi çocuğa nasil bir etki birakacaginin siz duşunun artik.

Hayatimi bastan sona değiştiren bir tecavuz. Lanet olsun o günlere. Neden böyle birsey yasandigini halen aklim almıyor ama geriyi takilmanin bir anlami yok. Hayat devam ediyor.

Bu olay o cocuklugumu ve çocukluğumdan simdiye kadar herseyi değiştirdi.

Ozguvenmi dersin,  insanlarla olan ilişkimi mi dersin, asagilik kompleksi mi dersin, ofkeyi disa vuramama mi dersin….. aklina gelebilecek ne ararsan var bende.

 

Nerden başlasam bilemiyorum

1,5 yil oldu huseyin hocayla tanistigim

bana ilk seansta vaad ettikleri cok güzeldi

o umutla zaten hic aksatmadan sürekli gittim

kendiside biliyor nekadar azimli bir danisan olduğumu

degisen seyler oldu tabiki. Degisim görmesem kendimde gitmezdim zaten. Okadar aptal değilim. Huseyin hocam, bu yaziyi sende okuyagini biliyorum.

Herseyi yalansız anlatma vakti geldi. Ne kendimi nede seni kandirmanin anlami yok.

Huseyin hocanin bana vaad ettiklerinin bir kismi gerçekleşti.

Pasiflikten kurtulmak ve aktifleşmek gibi. Evet pasif değilim artik, Aktifim.

Daha doğrusu daha cok aktifim. Pasifliğim 100% gitmedi, kendime yalan soylemicem. Halen bazi zamanlar kendimi siktiriyorum. Olmamasini bende isterdim ama yapcak birsey yok.

Her nekadarda terapi sürecim ilerlemissede halen su kahrolasi pasifliğim gitmedi. Neden nerden kaynaklandigini bilmiyorum. Bu beni cok uzuyor. Agladigim cok oldu…

Ama yapamiyorum. Bu dünyada zaten en zor sey hislerini bastirmaktir benim için.

Hanginiz eşcinsel dürtülerinizi bastırarak kurtuldunuz?? Hiçbiriniz!!

İste bende de aynisi. Bastırmakla olmuyor. Hislerim beni yönetiyor.

Dindar olmakta vesaire biyere kadar. Pes ediyorsunuz.

Hislerinizin kölesi oluyorsunuz bende olduğu gibi.

Bastiramiyorum!! Keşke bastırabilsem. Zaman gelir sikerim zaman gelir siktiririm.

Biz bizeyiz argo kelimeler kullaniyorum o yüzden.

Huseyin hocayla geçirdiğimiz terapiler bende etkisi oldu. Ama nebilim sanki biyerden sonra ilerlemiyormuşum gibime geliyor.

Aktif agrilikli ap yim. Huseyin hocayi tanimadan once tamamen pasiftim. Gelişme oldu yani ama nasil bir gelişme?? Benim isime yariyacak bir gelişmemi??

Ozamanda eşcinseldim simdide eşcinselim. Degisen sacede rol.

huseyin hocanin bir vaadi de suydu “ aktifleşmeye basladigin anda

kadinlara olan ilginde azda olsa artacak demişti. Keşke oyle olsa amk. Kari kiza zerre his besleyemiyorum. En çokta buna yikiliyorum. Umidim gidiyor. Bilmiyorum başka danisanlarin sureci nasil ilerliyor ama ben hep biyerde takili kaliyorum. İlerleyemiyorum.

Huseyin hocaya yalan söyleyip kendimde buna inanıyordum. “kizlar ilgimi çekiyor artik hocam” siktir lan kendini kandirma bari.

Hakkini yemeyim adamin tabi. Ozguvenim eskisinden biraz daha gelişti. Ama bu bir erkekte olmasi gereken özgüvenden cok daha asagida. Hernekarda hocaya “hocam ozguvenim eksik

Lütfen birseyler oner” dediğimde istediğim randimani alamiyorum. Umidim git gide yok olmaya basliyor. Kafamda binbirturlu soru işareti. Dünya saglik orgutu bunun bir hastalik olmadigini, hastalik olmadigi içinde iyileştirilemez olduğunu söylerken, hiçbir psikologta bu tur islere kalkismadigini hepimiz biliyoruz. Kimse böyle birsey yapmazken, huseyin hoca eğitim kariyerinde “homoseksüel iyileştirme” eğitimi almamisken (böyle bir eğitim verilmiyor) neyine güvenerek bizlere terapi veriyor, buda bir soru işareti?

Tamamen objectik yaklaşıyorum. Bunlari ben bir yerden sonra ilerleme kat edemeyince dusunmeye basladim.

Bir takim gerçeklerle yuzlestigim için olabilir belki. Bilmiyorum gerçekten. Cok yoruldum.

Zorla kadinlara birseyler hissetmeye calisiyorum olmuyor. Sokakta zorla bir bayani beğenmeye calisiyorum olmuyor. Bi yerden sonra zorla yapman gerekiyormuş iyileşebilmek için oyle diyor danisanlar ve huseyin hocam. Zorla denedim ama bir sonuç alamadim. Benden hoşlanan kizlar oldu ama yapamadım.

Abi zoruma gidiyor. Elalem ic duygulariyla, gerçekten kizlari beğenip, kizlara asik olup bir ilişki kurarken ben zorla, sahte duygularla bir kizi beğenip ilişki kurcam!! Bunu gerçekten yapabilen varsa helal olsun ama sanmiyorum. İçimden gelmedikçe birsey yapılmıyor.

Halen gozum erkeklerde. Halen hayal kuruyorum. Valla bi ara kendimi kasmaktan vazgeçip misler gibi erkek sevgili yaptım. Çokta mutluydum. Ama ilişkiyi bitirdim.

Cunku ben istanbula bir “hedef” ile geldim. Eşcinsellikten kurtulup herkez gibi normal bir birey olmakti. Sevgili yapmakti. Nerde amk. Hayaller ve hayatlar.

 

Eşcinsellik disinda ozguvenimde problem. Hayat kalitemi oyle böyle dusurmuyor. Engelliyor beni. Korkular uretittiyor. Sürekli kizarim öfkelenirim ama disa vuramam. İçimde yasarim. Hasta olcam birgun. Mesala taksici hizli gidiyor. “yavaş gidermişiniz beyefendi” demek istiyorum diyemiyorum. Neden bende bilmiyorum. Kendi içimde sinirlenirim oylece.

Bu gibi durumlar cok. Öfkemi disa vuramıyorum. Kendimi ifade edimiyorum böylece.

Sonra gelip sinirimi annemden cikariyorum. Kadinada yazik. Neden böyle davrandigimi çözemiyor. Off off cok sikildim gerçekten. Huseyin hocadan eşcinsellik konu disinda “ozguven” gibi konulari başka bir psikologta cozumlemeye calisiyorum.

 

Disaridan musmutlu gozuktugum gibi olsam keske

Etrafımdaki insanlar benle cok eğlenir. Cok arkadasim var derler

Ama bence hic yok. Gerçek anlamda koca istanbulda yalnizim

Var olan arkadaslarimda benle konuşmuyor artik.

İnsanlari anlayamiyorum gerçekten

 

40 yilda içimden gelmiş birseyler yazmak bunuda beceremiyorum

duygularimi disa vurmakta ve dolayisiyla yazilara dökmekte de zorlaniyorum

idare edin artik

cok seyler var ama bukadarini yazdım

 

 

sorularinizla bana e-mail imden ulasbilirsiniz

thomas_vankerke@hotmail.com

 

Allah yardimcimiz olsun inşallah
28
Hüseyin KAÇIN / SERÇE
« Son İleti Gönderen: psikolog 15 Mayıs 2018, 11:18:33 »
SERÇE

yazın sıcağından
kışın soğuğundan
kaçan küçük serçe
bir ağacın dalına
nasıl konarsa saklanırsa
ben de öyle konmuştum kalbine
saklanmıştım orda öylesine
bir kerecik seversin diye...

27 Nisan 2018
00:20
İstanbul
29
Hüseyin KAÇIN / YAĞMURUN SESİ KADARSIN
« Son İleti Gönderen: psikolog 15 Mayıs 2018, 11:17:52 »
YAĞMURUN SESİ KADARSIN

Nisan yağmurları yağarken
biraz soğuk biraz bahar
gözümün yaşına seni katarak
ıslanırdım hiç üzülmeden
ellerimi bırakmanı istemezdim
ben seni yağmur gibi sevdim
ıslak ıslak hiç kurumadın içimde

bir bohça gibi taşıdığın
ölümlerin vardı senin
bu yüzden midir bilmem
bir deri bir kemik kaldı sevgimiz

ölürcesine sevdimse
ben seni hep suskun sevdim
yağmur gibi yaşamak istiyorsan eğer
aşk dediğin de susmak demek değil midir?

11 Mayıs 2018
20:45
İstanbul
30
KÖTÜLÜK MÜDÜR İNSANIN DOĞASI
YOKSA SONRADAN MI KÖTÜ OLUR İNSAN ?
SUSKUNLAR DİZİSİ VE KIRLANGIÇ ÇIĞLIĞI - ROMAN ÜÇÜNCÜ TERAPİ
   İnsan yoksa kötülüğe mi meyillidir? Bu sorular Suskunlar dizisinde ana karakter olan Ecevitin iç sesi tarafından soruluyordu bugünkü izlediğim bölümün de. Evet belki biraz tv dizisi belki saçma yerleri var ama dizi bence Türkiye’deki daha da doğrusu sadece Türkiye’de değil Dünya’da olan bir gerçekliği mercek altına almış. Çocukluğunda tacize uğramış bir kişiyi ilerde ne gibi zorluklar bekliyor diziyi izledikçe farkediyoruz. Öncelikle taciz tecavüz mağduru çocuklar her ne pahasına olursa olsun bu iğrenç anıyı unutmak için herşeyi yapıyorlar. Örneğin dizideki Bilal karakteri o lanet günü unutmak için yarasına tuz basıp, bu yarasının üstünü örtmek için yırtıcı saldırgan bir insana dönüşüyor. Çünkü korkuyor. Eğer öyle olmazsa tekrardan başına aynı hadiselerin gelebileceğinden korkuyor. Saldırganlıktan kastım şu tabiki de birisi bir yanlış yaptığı zaman saldırmak güçlü olmak gerekiyor. Ancak Bilalin gereksiz saldırganlığının sebebi hapiste onu taciz eden istismar eden ona şiddet uygulayan ciğeri beş para etmez orospu çocuklarına karşı duyduğu öfke ve onlarla yüzleşememesi. Çünkü insan nasıl yüzleşecek bu çok zor gerçekten ama ŞART. Zamanında erkek şehveti nedir bilmeyen bir çocuk bir orospu çocuğunun hayvani duygularınının tatmin aracı oluyor. Bu gerçek, yıllar sonra içinize oturuyor ve kendinizi kullanılmış sömürülmüş hissediyorsunuz. Bu yüzden bilal gibi saldırganlaşarak sizden çalınan o özgüveni yerine koymaya çalışıyorsunuz. Ya da bizim gibi eşcinsellik problemi olan erkekler ise bu kaybolan özgüveni farklı olarak ya da bir başka güçlü bir erkeğe karşı erotik duygular besleyerek sağlamaya çalışıyor. Aslında hepimiz yaralıyız. Oysaki bu yaranın merhemi bunlar değil. Ya da Ecevit’in yaptığı gibi herşeyi terkedip unuturak yeni bir başlangıç yapmak değil. Çünkü unutamıyorsunuz da. Evet 6 yaşında tacize uğramış bir insan olarak o günü, o sıcak öğleden sonrasını, o odayı hiç unutmadım. Ben de unutmaya çalıştım. 15 yıl boyunca kimseye söyleyemedim. Ama söylemek zorunda hissettim. Çünkü devam edemeyeceğimi anladım. Çünkü ben taciz problemini eşcinsellik problemeni çözmedikçe hayatımdaki hiç bir problemi çözemeyecektim. Bunu Hüseyin hocam söylemişti ilk terapide. He bir de bunun öncesi var. Nedense bu koduğumun psikoloji bölümlerinde ezbere bir eğitimdir tutturulmuş gidiyor. İşte çocukluğunda cinsel istismara şiddete uğramış kişiler psikopatlaşır şeklinde. Tamam efendim kabul ancak bu bir ihtimal. Herkes bilal gibi saldırgan olamıyor bazen. Bazen İbrahim gibi pasif kırılgan duygusal korkak bir yapıya da sahip olabiliyor bu insanlar. Tabi bu duygusal korkak yapısını eğer aile eğitimiyle de çözemiyorsa yani anne çok korumacı baba ise zayıf karakterli ise kişinin eşcinsellik problemine zemin hazırlanmış oluyor. Ancak bu problemi hocam haricindeki diğer psikologlara söylediğimde bana bu istismar konusunda bir yorum bile yapmaışlardı. Çünkü psikoloji bilimi, toplum sürekli bu gerçekle yüzleşmekten kaçıyor. Ben hocama ilk terapiye gittiğimde iyileşmeye çözüm aramaya gayretli olduğum için bunu ilk terapide anlatabilmiştim. Ve o gün Hocamın bana söylediği iki çift kelime benim 15 yıllık suçluluk kirlenmişlik hissimi söküp atmıştı: Senin hiç bir suçun yoktu. bilemezdin, anlayamamanda çok normal evet sen taciz mağdurusun ve bu hissetiklerinden ötürü sen sorumlu suçlu değilsin. Demişti bana. Saolun hocam iyi ki varsınız.
   Ahmet Ümit’in yeni romanı Kırlangıç Çığlığı romanını yeni bitirdim. Evet çok kurgulanmış bir roman ama içinde gerçek tespitler de barındırıyor. Kitapta çocukluğunda istismar edilmiş bireylerin nasıl bir ruh haline girebileceğini gözler önüne seriyor burda yazar. Kitapta, tacize uğrayan çocuğun neden karşı gelemediğini açıklıyor. Çünkü çocukken insan karşısındaki tacizcinin ne maksatla ona yaklaştığını anlayamıyor. Romanının bıçkın komiseri mağdur Ali bunu şu şekilde açıklıyor: çocuksunuz ve anne baba sevgisine muhtaçsınız. Karşınızdaki sizi sevdiği zaman onu babanız olarak görüyor ve onun sevgisinin altında aslında sizden faydalanmak istediğini anlayamıyorsunuz. Evet bu yorumu bana uyaralarsak babam beni sevmemişti. İçinden mi gelmiyordu yoksa sevmeyi mi bilmiyordu bilmiyorum. Sanırım sevmeyi bilmiyordu. Bu yüzden ben beni sevdiğini zannetiğim o orospu çocuğundan şüphelenmemiştim. Zaten çocuk şüphe nedir bilmiyorsunuz ki eğer ki sevgiye açsanız birisi sizi sevince ona güveniyorsunuz ve hoşunuza gidiyor. Sonra o kişi sizi taciz etmeye başladığında aslında birşeylerin ters gitmeye başladığını az da olsa sezinliyorsunuz ancak bunu o sizi sevdiğini zannettiğiniz kişiye yakıştıramıyorsunuz. Adeta kitlenip kalıyorsunuz. Sesiniz çıkartamıyorsunuz. Bu kişi sizin babanızda bulamadığınız sevgiyi gösteren ailecek takdir gören bir yetişkinse yani sizden 40 yaş büyük dayınızsa hiç yakıştıramıyorsunuz. OROSPU ÇOCUĞU. Sonrasında gene birşeylerin ters gittiğini farkediyorsunuz. Çünkü bu piçler sonrasında size soğuk davranıyorlar aslında yedikleri bokun farkındalar ve o sırada bir korkuya kapılıyorlar ve sizden uzaklaşıyorlar. Sizde yani mağdur olarak bunun sebebinin siz olduğunu izin verdiğinizi düşünmeye başlıyorsunuz cinselliğin ne demek olduğunu anlamaya başladığınızda. Romanın kilit karakteri Nadir da bunu şu şekilde izah ediyor: ‘Çünkü baba tarafından sevilmediğin zaman tacizci sizi sevdiğinde onun baba sevgisi olduğunu zannediyorsun. Oysaki o erkek şehvetini sen de gidermiş oluyor. ve bu yüzden onu da baba olarak gördüğün için ona konduramıyorsun ve utanmaya başlıyorsun. Sonrasında kitleniyorsun. Ayrıca neden anneme söylemedim diyerek kendini suçlu hissediyorsun ve buyüzden sonrasında utanmış, ezilmiş hissedip bu şekilde hayatını devam ettirmeye çalışıyorsun. Sonrasında sendeki değişmi gören annen istediği kadar seni sevsin korusun fayda etmiyor. Senin ihtayacın yüzleşmek oluyor ve bu ezilmişliği ortadan kaldırmak için affetmemen gerekiyor sonrasında sana ve başkalarına bu kötülüğü yapanları hoş karşılamaman gerektiğini düşünüyorsun. Eğer affedersen kendini hep ezik hissetmeye başlıyor ve değersizleştiriyorsun. İşte bu değersizlik hissini gidermek için onları öldürmek zorundaydım başkomserim.’ Nadir’in kurduğu cümleler tam olarak bunlar olmasa da bu minvalde bir açıklmayla işlediği cinayetleri izah ediyor. Şimdi hocamın da çok doğru bir tespiti var mağdurlarla alakalı. Eğer ki mağdurlar bu problemle yüzleşmezlerse ya eşcinsel öyle yada böyle kendi yaralanmışlıklarını başka erkeklerle duygusal bir paylaşım olmayan yıkıcı eşcinsel erotik ilişkilerle gidermeye yada kitapta anlatıdığı gibi ileri boyutlara taşıyarak bastırdıkları haykıramadıkları öfkeleri yüzünden suç işlemeye ‘katil’ olmaya başlıyorlar. Ben de bu tespite bir ekleme yaparak sonuna kadar destekliyorum. Şöyle ki bir de mağdurlar kendilerini değersiz hissetmeye devam ederlerse üçüncü bir şık tüm yükü – tacizcinin suçunu- omuzlanarak intihar etmeye kalkışabilirler. Çünkü hayatta birinin sizi sevdiğini düşünüyosunuz. Sonra o kişi sizi istismar edince buna kendinizin izin verdiğini düşünürek kendinize olan özsaygınızı yitiriyorsunuz. İşte bu öz saygı kaybı da ya duygusallığın olmadığı sürekli tüketmeye programlanmış yıkıcı eşcinsel hayat tarzına ya suç işlemeye yönelik kendinizi kötü ve cezalandırıcı olarak gördüğünüz kriminal bir hayat tarzına ya da tamamıyla bu saygıyı kaybettiyseniz kendi hayatınıza hiçbir saygınız kalmadığı için yaşama sevinciniz yitirdiğiniz için son olarak da intihara sürükleyebiliyor. Son olarak şunları söylemek istiyorum, biz taciz tecavüz mağduru insanların bir şekilde üç aşağı beş yukarı hayat örüntüleri kesişiyor, işte benzer anne baba aile ilişkileri zayıf sağlıklsız ilişkilere sahip oluyor. Bir şekilde bu hayatın içindeyken o orospu çocukları da sizi buluyor taciz ediyor ve sizi sevgiye güvenmeyen özgüvensiz saldırgan asosyal ve kötülüğe meyilli bir hale getiriyor. Evet bence insan doğuştan kötü değil. Bence bu bozuk giden gidişatta başımıza kötü olaylar gelmesi sonucu kötü yolların kapısı bize sunulmuş oluyor. ama iyi yollar her zaman açık. Ben hikayesi olan bir erkeğim. Bu hikayeyi mutlu sona götürmek benim elimde. Duygularıma kararlarıma cesaretime güvenmeliyim. Sırf beni taciz etti diye o kötü yolları seçmek zorunda değilim. Bu bir imtihan. Allah bana bu hikayeyi verdiyse dayanma gücü de verdi irade de verdi. Bu güçle başaracağım iyi yoldan sapmayacağım ve hep doğruların ve inandıklarımın peşinde koşacağım. Hocamın bir sözüyle sonlandırmak istiyorum: eşcinsel olmayı kabul etmek (yada suça yönelmek) demek, sizi çocukluğunuzda istismar etmiş kişiyi haklı çıkartmak demektir. Hayır kabul etmiyorum. Sen haklı değilsin orospu çocuğu tacizci bana layık gördüğün hayatı değil kendi seçtiğim hayatı yaşayacağım. İnşallah başaracağım.
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 10