Son İletiler

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
91
 Selamlar herkese....
Bugün ders verdiğim bir dergahtaydim. Abiler ile.oturup sohbet muhabbet ediyorduk. Bir abi oğlunun başına gelenlerden bahsetti. Oğlu escinselmis. Ve ailesinin parasını gizlice çalıp yurtdışı na kaçmış. Ondan bahsediyordu. Biseyler anlatamadigim aktaramadigim için kendimi çok kötü hissediyorum ve de sorumlu.
Çünkü ben doğruyu biliyorum onlar bilmiyor. Onlar uyuyor ama ben uyumuyorum. Onlar hakikatten araştırmadan bî haber ama ben biliyorum ve bildiğim halde doğruyu haykiramadim çünkü yanlış anlaşılmaktan korktum. Belki de bende hasta olmasam çok rahat ifade edebilirdim anlatabilirdim ama hasta olunca insan insanlar ne düşünür putunu yenemiyor malesef....
Kendince oğluna telkinlerde bulunmuş senin yerin Lut kavminin yeri diye.. çok merak ediyorum yarın hesap gününe çıktığında senin yerin Ne??!!.
Çocuğuna sahip çıkamamış bir baba olarak, onu kollayamayan ona erkekliği ogretemeyen bir baba olarak cehennemdeki yerin ne??. Kendilerince tedavi uygulamislar çocuğa. Göndermişler doktorlara. Doktorda kadınlık hormonu yüksek demiş erkeklik hormonu basmışlar buna....
"ALLAH BELANIZI VERSİN ". HEM DOKTORLAR OLARAK BİR SİKİ BİLMEDİGİNİZ İCİN. HEM DE AİLE OLARAK HEM COCUGUNUZU ESCİNSEL YAPİP HEM DE COCUGUNUZU YARGİLADİGİNİZ İCİN". Bu cehalet midemi bulandiriyor. Çocuğu mahvetmisler. Bulmuş bir adamı kaçmış onunla. Bir de hidayet diliyorlar hidayeti kendinize dileyin diyemedim. Yok annesi hastalanmış gebersin inşallah. O çocuk bu halde olacağına keşke bütün sülalesi geberseymiste o çocuk o hale gelmeseymis. O kadar uzuldumki ve çok şükrediyorum Allah'a öyle olmadığım için. Kinamiyorum asla ama aileye çok kızgınım. İhmal ettikleri bu çocuğu suçlu gördükleri için bir de doktorlar bir sikimi bilmediği için herkese çok kızgınım. Kim bilir şimdi neler yasiyor. Diyemedim ki sizin yüzünüzden diye nasıl diyim???. Kendimi ele verir gibi... Nasıl kiviririm bilemedim. Sadece sustum ve hidayet diledim. Bütün müslümanlar için. Bütün bu harama bulaşan kar için. Onların suçu yokki. Bizim suçumuz yokki. Hepsi bu aile görünümlü şeytanların suçu..... Çok nefret doluyum cooookkkk. Bu nefret gözümü dolduruyor
92
Hüseyin KAÇIN / KAVUŞMAK İÇİN YAŞAMAK
« Son İleti Gönderen: psikolog 31 Ekim 2025, 11:53:48 öö »
KAVUŞMAK İÇİN YAŞAMAK

ne de büyüktür Allah
dertleri alev alev
ruhumuzun içine saldıkça
melekler sarıyor yürek yaralarımızı
aşk dediğin de böyle başlar
yıldızlara tutunurcasına
yaktıkça yakar

ateşle yıkandıkça
arınırmış insan ruhu

çekip giderken
tutamam ellerinden
başka bir evrende
buluşurmuş sevenler
sana kavuşmak
ayrılmakmış aslında

Allah'a kavuşurcasına
yaşamak

31 Ekim 2025
11:50
İstanbul
93
Genel Tartışma / Ynt: SAİT FAİK ABASIYANIK ve EŞCİNSELLİK
« Son İleti Gönderen: trakya 31 Ekim 2025, 08:48:14 öö »
Psikolog Hüseyin KAÇIN:

Sait Faik Abasıyanık'ın hikayeleri ve Sabahattin Ali'nin romanlarındaki kahramanların dijital dünyadan rol model olarak yansıması Mika'il Can Raun: Eşcinsellik'tir!


https://www.instagram.com/reel/DQchs2Mihdo/?igsh=MW9pMWh6b2dyMjZoZQ%3D%3D
94
Hüseyin KAÇIN / EBABİL KUŞLARI
« Son İleti Gönderen: psikolog 27 Ekim 2025, 12:24:59 ös »
EBABİL KUŞLARI

göklerin perdesidir bulutlar
ardında melekler saklıdır
üç günlük dünyada
kanat çırpan kelebekleri
izlercesine bakıyorlar
insan çırpınışlarına

yürek yakan
duymuyorlarsa acının çığlıklarını
avuçlarında biriken
görmüyorlarsa gözyaşlarını çocukların

filizlendikçe direniyor filistin
insanlığın yüz akı umutlarımız
gazze'den açılıyor cennetin kapısı

yetim
çocukların dualarını
selamlıyor
ebabil kuşları

27 Ekim 2025
12:00
İstanbul
95
Hüseyin KAÇIN / SEVAPLARIMIN GÜNAHISIN
« Son İleti Gönderen: psikolog 27 Ekim 2025, 01:50:24 öö »
SEVAPLARIMIN GÜNAHISIN

Ömür dediğin çile yurdunda
Yalanları kim yakarsa
Kalbimin sönmeyen ateşinde
Akmayan gözyaşım olursan

Sevabım günahım hep sensin


27 Ekim 2025
01:45
İstanbul
96
Cinsellik / Esenler Otogarında Memleketimiz Türkiye'mizden İnsan Manzaraları
« Son İleti Gönderen: psikolog 26 Ekim 2025, 10:56:25 ös »
Ha hocam ben size ne anlatıcam?😆 ben gece 1’e otobüs bileti aldım cumartesi çünkü hepsi doluydu 2 saat falan bekledim ben de dışarda oturdum esenler otogarında neyse ben dışarda bank’ta otururken bi çocuk geldi normal sakallı ince zayıf uzun boylu erkek ilk telefonla konuşuyordu sonra beni bi süzdü sonra yanıma doğru geldi “oturabilirmiyim?” Dedi “tabi” dedim konuştuk yaşlarımızı ne yaptığımızı vs sorduk birbirimize o 20 yaşındaymış bi de değişik değişik sakız çiğniyordu ama yinede maskülen bir görüntüsü vardı o Sakarya’da yaşıyormuş sonra İstanbul’a akrabasının yanına gelmiş şimdi kuzeninin onu almasını bekliyormuş
Bana şu an erkek kuaförü olduğunu ama daha önce kadın kuaförü olduğunu söyledi ve şöyle dedi “sürekli kadınların yanında canım,hayatım diye diye top olacaktım sonra baktım top olmuyum diye mesleği bıraktım bide sürekli kadınlara ağda yapıyodum tiksindim onlardan” vs dedi
Ben de şaşırdım normal bir erkek hatta hetero erkek böyle konuşmaz vs dedim kendi kendime sonra bana şöyle dedi “kadın kuaförleri bir süre sonra top oluyo,ha bu arada kızların çoğu hiv li aids li sen biliyomusun” dedi ben de evet o hastalıkları biliyorum tehlikeli şeyler  vs falan dedim bir ara senin internetin var mı bağlanayım da kuzenime konum atayım dedi bende olmasına rağmen internetim yok dedim sonuçta yeni gördüğüm insan ne gerek bu samimiyet diye düşündüm bi de zaten insanlarla internetimi vs paylaşmayı asla sevmem
Neyse işte böyle çocuk biraz eşcinsel gibiydi ama tamamen feminen değil çocuk baya konuşkan hatta biraz hoşlandım tipinden heyecanlandım sonra doğal davrandım
97
Hüseyin KAÇIN / YOKSULLUK
« Son İleti Gönderen: psikolog 26 Ekim 2025, 01:04:23 ös »

YOKSULLUK

Yoksulluk
çocukların ruhunu
eskite eskite
acıların
pas tutması halidir.

şefkati katık edip
bir yürek bir yüreği
sarıp sarmaladıkça
gülümseyen insanların
bahçesinde büyümektir
en yüce zenginlik...

26 Ekim 2025
13:00
İstanbul
98
Bana bir abi umre rehberligi işi bulmuştu. Bu qdamda önceden birşeyler hissettigim bir adamdı sonra normale dönmüştüm. Şimdi bu adam bana bu işi bulduktan sonra tekrar duygusal birşeyler hissetmeye başladım erotik anlamdada. Ama duygusal çok daha baskın. O kadar yoruldum ki. Artık ölmek istiyorum. Evet ölmek istiyorum. Kendimi öldürmek istiyorum. Hayat bana sadece izdiraptan ibaret gibi geliyor. Ailem ile aram kötü. Arkadaşım yok isim yok. Param şuan yok. Sikildim ya. Hayat cok sikici. Gercekten sikiyor beni. Tek keyif aldigim bir sigara Herkes sağ olsun.
 :-\
99
Bana bir abi umre rehberligi işi bulmuştu. Bu qdamda önceden birşeyler hissettigim bir adamdı sonra normale dönmüştüm. Şimdi bu adam bana bu işi bulduktan sonra tekrar duygusal birşeyler hissetmeye başladım erotik anlamdada. Ama duygusal çok daha baskın. O kadar yoruldum ki. Artık ölmek istiyorum. Evet ölmek istiyorum. Kendimi öldürmek istiyorum. Hayat bana sadece izdiraptan ibaret gibi geliyor. Ailem ile aram kötü. Arkadaşım yok isim yok. Param şuan yok. Sikildim ya. Hayat cok sikici. Gercekten sikiyor beni. Herkes sağ olsun.
 :-\
100
Sessiz çocuk yalnız akademisyen-6,Üçüncü Terapi: Sosyalpati Üzerine

Bugün üçüncü terapimden bahsedeceğim. Bu haftaki konumuz sosyopatiydi.
Hayatta yaşanması gereken onca güzel şey varken ben sadece okul, ev ve sınıf arasında mekik dokuyordum. Saatlerce odamdan çıkmaz; makale, kitap bölümü ya da bildiri yazardım. Bu görevleri yaptıkça sanki “level atlıyordum.” Her bir ilerleme beni mutlu ediyor, hayatın anlamını sadece bu başarılarla sınırlı sanıyordum.

Hiçbir sosyal etkinliğe katılmayan, eğlenmeyen, kutlama yapmayan tam bir asosyal kişiydim. Ancak eve gidip yalnız kaldığımda, yani hiçbir işle meşgul olmadığımda, derin düşüncelere dalardım. “Ben ne yapıyorum?” diye sorar ve içimi derin bir yalnızlık kaplardı. Kalbimin üstüne koca bir öküz oturmuş gibi bir sıkıntı hissederdim. Bu psikolojik buhranı kelimelerle anlatmam gerçekten zor.

Terapide, Hüseyin Hoca’ya Nicolasin “Eşcinselliği Önleme Rehberi” isimli kitabından aldığım notlardan bahsettim. Notların bir yerinde anne tutumuyla ilgili bir kısma geldik. Burada annemin obsesif-kompulsif özelliklerinden söz ettim: Aşırı titiz ve otoriterdi; hiçbir şeyi beğenmez, mükemmeliyetçiliği yüzünden sürekli kararsızlık yaşardı. Bu durum beni derinden etkiledi.

Hüseyin Hoca, anneme duygusal yaklaşmamam gerektiğini söyledi. Ona yardım etmemin önemli olduğunu, ancak bunu duygusal bir bağ kurmadan yapmam gerektiğini vurguladı. “O ağlasa da sızlasa da duygusal bir ilişki içinde olmamalısın,” dedi.

Sonra annemin neden böyle takıntılı ve mükemmeliyetçi olduğuna değindik. Hüseyin Hoca’nın “Eşcinsellik bir aile hastalığıdır.” sözü tam yerindeydi. Annemin babası zalim bir adammış; ninemin kafa tasından vücudunun birçok yerine kadar kırmış, annemi, teyzelerimi ve dayımı defalarca dövmüş. Dayım okumak istemiş, fakat dedem izin vermemiş; onu sadece çalıştırmak istemiş. Ortaokul yıllarında dayım bu baskılara dayanamayarak evden kaçmış ve pavyonda çalışmaya başlamış. Orada içki ve kumar alışkanlığı edinmiş. Dedemin zulmü, çocuklarının hayatını mahvetmiş.

Annem ve teyzelerim ise kız oldukları için evden kaçamamış; bu nedenle tüm baskıya katlanmak zorunda kalmışlar. Annem, dedemin korkusundan dolayı titiz, mükemmeliyetçi ve takıntılı bir yapıya bürünmüş. Bu hal, ister istemez beni de etkiledi. Sanki nesiller boyu aktarılan bir hastalık gibiydi.

Annem beni hiç dövmedi ama çok sinirli ve gergindi. Mükemmeliyetçiliği yüzünden yaptığım hiçbir şeyi beğenmezdi. Kararsızlığı nedeniyle bir şey alırdık, sonra hemen değiştirirdi. Ben kendi beğendiğim bir şeyi alsam mutlaka bir kusur bulurdu. Ruh hali bazen pozitif, bazen negatiftir; bu da benim nasıl davranacağımı bilemememe neden olurdu.

Hastalandığında hep “Öleceğim.” derdi ve ben yalnız kalacağım korkusuyla büyürdüm. Bu durum psikolojimi ciddi anlamda altüst etti.

Babam ise tır şoförüydü. Genelde yurt dışına sefere çıkar, ayda bir eve gelirdi. Dedemle ortaktı; eve geldiğinde kazandığı tüm parayı dedeme teslim ederdi. Evdeki üç çocuğu ve eşi umurunda değildi. Biz de dedemin insafına kalırdık. Dedem cuma günleri ilçeye gider, alışveriş yapar, ama bize asla bir şey almazdı. “Ben bu yetim gibi çocukların babasını köpek gibi çalıştırıyorum, bari bir iki poşet de bunlara alayım,” demezdi.

Yemeklerimiz genelde pilav, nohut ve kuru fasulyeydi. Yazın ise annemin bahçede yetiştirdiği sebzelerle yetinirdik. Üzerimizde hep eski, yamalı elbiseler olurdu. Babam çalışsa da, çoğu zaman yetim çocuklardan bile kötü durumdaydık.

Babam eve geldiğinde bizi öpmez, okşamaz, sevgi göstermezdi. Dedem de babama sevgisini göstermemişti. Bu nedenle babam da sevgiyi nasıl göstereceğini bilememişti. Ben de aynı şekilde sevgiyi hissedemeyen bir çocuk olarak büyüdüm.

Bu yüzden hiçbir bayana yaklaşamadım, sevgi gösteremedim. Çünkü kendim sevgiye açtım. Aç olan bir insan, başkasına sevgi verebilir mi? Görücü usulü birkaç görüşmem oldu ama hep “duygusuz” ve “ilgisiz” olduğum söylendi. Ne yazık ki hâlâ bu durumumu tam olarak aşabilmiş değilim. Hüseyin Hoca zamanla aşabileceğimi söylüyor. Bakalım, hep birlikte göreceğiz.

Gördüğünüz gibi, hastalıklı bir aile yapısı, çocukların psikolojisini ve davranışlarını derinden etkiliyor.

Hüseyin Hoca, babamın eve geldiğinde nasıl davrandığını sordu. Ben de önce dedemin yanına gittiğini, ardından köy kahvesine geçtiğini söyledim. Annemle babam arasında hiçbir sevgi ve muhabbet yoktu. Annem baskı altında ezildiği için sık sık sitem ederdi. Babam da ona “Beğenmiyorsan s*ktir git.” derdi. Bu kavgalar bizi fazlasıyla olumsuz etkiledi.

Hüseyin Hoca, “O zaman baban etkisiz bir elemanmış,” dedi. “Ezik, kadını duygusal olarak tatmin edememiş bir birey.”
Sonra ekledi: “Toplumda iki tür hastalıklı birey vardır: Birincisi ezik, zayıf, özgüvensiz ve eşcinsellik korkusu yaşayanlar; ikincisi gerçekten eşcinsel olanlar.”
Babama, eşcinsellik korkusu yaşayan biri olarak baktı ve “Bu durum, çocuklarını mutlaka olumsuz etkiler.” dedi. Gerçekten de öyle oldu.

Hüseyin Hoca ayrıca “Dünyanın en tehlikeli kadını mutsuz kadındır.” dedi. Annem, babamdan ve dedemden ilgi görmediği için sürekli mutsuzdu. Bu nedenle daha 5-6 yaşlarımdayken beni dert ortağı yapmıştı. Böylece kaldıramayacağım yükleri üstlenmek zorunda kaldım. O yıllarda kendi kendime, “Büyüyünce annemi bu durumdan kurtaracağım.” derdim. Anneme karşı aşırı bir duygusal bağ geliştirdim ve bu bağ yıllarca sürdü.

Nicolasin kitabında da belirtildiği gibi, eşcinsellikten kurtulmak için baba, anne ile erkek çocuğun duygusal bağını kesmeli ve ona erkeksiliği öğretmelidir. Ancak benim babam bunu yapmadı. Aksine, anneyle olan bağı daha da kuvvetlendirdi ve bana erkeksi yönü öğretmedi.

Hayatım boyunca babamın gücünü ve desteğini görmek istedim, ama asla göremedim. Hüseyin Hoca, anneyle olan duygusal bağın mutlaka koparılması gerektiğini, baba ile kurulacak erkeksi bağın erotize edilmeden sağlanması gerektiğini söyledi. Bunun için diğer erkeklerle sağlıklı sosyal ilişkiler kurmam gerektiğini, örneğin maça gitmek, birlikte izlemek, kafede oturmak gibi etkinliklerin faydalı olacağını anlattı.

Son olarak Nicolasin, “Annenin aşırı şefkati, çocukta kendine acıma duygusu oluşturur,” diyor. Hüseyin Hoca da bunu onayladı. “Kendine acıma ve zavallı görme, eşcinselliği güçlendirir,” dedi.

Annemin ve halamın dengesiz davranışlarının, bende kadınlara yaklaşma konusunda korku ve endişe oluşturduğunu da konuştuk.

Terapimiz bu şekilde sona erdi.
Siz değerli okuyuculardan, bir kadınla duygusal bir ilişki kurarak mutlu olabilmem için dua ve güzel temennilerinizi bekliyorum.
Umarım bu yazılar, ileride birçok insana fayda sağlar ve farkındalık kazandırır.
Sayfa: 1 ... 8 9 [10]