21
Din & Felsefe / Ynt: YUSUF'U KAYBETTİM KENAN İLİNDE
« Son İleti Gönderen: psikolog 05 Ocak 2026, 03:59:45 ös »Etik Çekinceler ve Yanlış Okuma Riskleri
1. Metnin Amacı Üzerine Açık Etik Beyan
Bu çalışmanın temel amacı, Yusuf kıssasını ahlaki yargılar üretmek, normatif bir cinsel düzen önermek ya da bireysel yönelimler hakkında değerlendirmede bulunmak değildir. Çalışma, ne bir teşhis metni ne de bir değer yargısı metni olarak tasarlanmıştır. Psikanalitik kavramlar, bireyleri sınıflandırmak veya etiketlemek için değil; yapısal ilişkileri analiz etmek amacıyla kullanılmaktadır.
Bu nedenle çalışmada yer alan kavramların (utanç, anüs, ensestüel yapı, nesneleşme, bakış, yasa) hiçbiri bireysel deneyimlere doğrudan uygulanabilecek hazır açıklamalar olarak sunulmamaktadır. Metnin tamamı, bilinçli biçimde teorik ve yapısal düzeyde okunmak üzere kurgulanmıştır.
2. Psikanalitik Kavramların Yanlış Klinik Okunma Riski
Çalışmada kullanılan psikanalitik kavramlar, özellikle Jacques Lacan’ın yapısal kuramı bağlamında ele alınmaktadır. Ancak bu kavramların klinik bağlamdan koparılarak bireylerin yaşam deneyimlerine doğrudan uygulanması, ciddi bir yanlış okuma riskini beraberinde getirir.
Bu nedenle özellikle vurgulanmalıdır ki:
• Metinde hiçbir bireysel vaka analiz edilmemektedir.
• Hiçbir davranış biçimi “patolojik” olarak tanımlanmamaktadır.
• Psikanalitik kavramlar kişilere değil, yapılara aittir.
Bu ayrımın ihlal edilmesi, çalışmanın etik çerçevesinin dışına çıkılması anlamına gelir.
3. Cinsellik ve Şiddet İlişkisinin Yanlış Kurulma Riski
Çalışma boyunca cinsellik ile şiddet arasındaki ilişki, nedensel değil; yapısal bir düzlemde ele alınmıştır. Bu noktada önemli bir etik çekince bulunmaktadır: Metnin herhangi bir bölümünün, cinsel yönelimleri ya da cinsel pratikleri şiddetle özdeşleştirdiği şeklinde okunması, çalışmanın temel varsayımlarına bütünüyle aykırıdır.
Açıkça belirtilmelidir ki:
• Şiddet, cinselliğin türünden değil; sınırların çöküşünden doğar.
• Yönelim, arzu ya da pratikler tek başına ne şiddetin nedeni ne de göstergesidir.
Metnin bu ayrımı bulanıklaştıracak biçimde okunması, etik açıdan kabul edilemez bir indirgemeye yol açar.
4. Kutsal Metnin Araçsallaştırılması Riski
Yusuf kıssası gibi kutsal bir anlatının psikanalitik bir çerçevede ele alınması, kaçınılmaz olarak araçsallaştırma riskini de beraberinde getirir. Bu çalışma, kıssayı psikanalitik bir teoriye indirgenecek bir “malzeme” olarak kullanma iddiasında değildir. Aksine, kıssa ile psikanaliz arasında karşılıklı bir sınama ilişkisi kurmayı amaçlamaktadır.
Bu nedenle:
• Psikanalitik kavramlar kıssaya zorla giydirilmemiştir.
• Kıssanın metinsel sınırları bilinçli biçimde korunmuştur.
• Teolojik doğruluk ya da tarihsel gerçeklik iddiasında bulunulmamıştır.
Bu sınırların göz ardı edilmesi, çalışmanın niyetinin yanlış okunmasına yol açabilir.
5. Dilsel Provokasyonun Yanlış Anlaşılma Riski
Metinde bilinçli olarak kullanılan bazı kavramlar (örneğin “anüs”, “utanç”, “nesneleşme”) ilk bakışta provokatif görünebilir. Ancak bu kavramların seçimi, sansasyon yaratma amacıyla değil; psikanalitik terminolojinin yapısal gereklilikleri nedeniyle yapılmıştır.
Bu kavramların gündelik, biyolojik ya da pornografik çağrışımlarla okunması, metnin dilsel düzeyini yanlış anlamak anlamına gelir. Bu nedenle okuyucunun, kavramları yalnızca bağlam içinde ve teorik düzlemde değerlendirmesi etik bir zorunluluktur.
6. Metnin Normatif Okunma Riskine Karşı Uyarı
Bu çalışma, “nasıl yaşamalıyız?” ya da “nasıl ilişki kurmalıyız?” sorularına yanıt vermemektedir. Metnin herhangi bir bölümünün, normatif bir cinsel ahlak, aile modeli ya da toplumsal düzen önerisi sunduğu şeklinde okunması, çalışmanın kapsamını aşan bir yorum olacaktır.
Metnin sunduğu şey:
• bir reçete,
• bir model,
• ya da bir ideal tip değildir;
yalnızca yapısal bir analizdir.
7. Son Etik İlke: Susulması Gereken Yerler
Bu çalışmanın belki de en önemli etik özelliği, nerede susacağını bilmesidir. Metin, bireysel acıların, travmaların ya da yaşantıların temsil edilemeyeceği alanlara girmemeyi bilinçli olarak tercih eder. Psikanalitik okuma, burada bir “açığa çıkarma” pratiği değil; sınır çizme pratiği olarak uygulanmıştır.
Bu nedenle çalışmanın etik çerçevesi şu ilkeyle özetlenebilir:
Her şeyin söylenebilir olduğu yerde etik çöker;
bu çalışma, tam da bu çöküşü engellemek için susulması gereken yerleri işaret eder.
Son İletiler