Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
11
Psikoloji / No more procrastinating about the Antisemitism
« Son İleti Gönderen: Normandmes 22 Şubat 2026, 10:35:29 öö »


Learn Who are the Jews?

https://www.youtube.com/shorts/SEB3w3A98rU
----------------------------------------------

with their alleged ceasefire, the end of the war in Gaza (per Trump). They halted the Gainsaid (destroying children with aerial bombings). And now they are gradually starving and eliminating them in slow motion.

Don't hesitate to call it what it is

AIPAC ( https://www.youtube.com/watch?v=COx-t-Mk6UA ) and The Evangelical Church (America) are creating a GENOCIDE.

https://www.youtube.com/shorts/IrX9v6DKH1g

Gaza has been declared a disaster area and lacks essential resources for living in it, as follows.

AIPAC, The Evangelical Church, Miriam Adelson, Elon Musk, and timothy mellon and   America tax payer, help Israel destroyed 90% of Gaza, destroying 437,600 homes, and killing one million people, including 50 thousand who are currently under rubble, 80% of whom are women and children.

The most devastating genocide in the world is being carried out by the follwoing :

1- Benjamin Netanyahu and Donald Trump
2- The Evangelical Church in USA.
3- AIPAC, brows  https://www.youtube.com/watch?v=COx-t-Mk6UA
4- Miriam Adelson brows https://www.youtube.com/watch?v=Nr0LkA7VW7Q
5- Elon Musk.
6- Timothy mellonand brows https://www.youtube.com/shorts/1XJ893-kAh0 
 
Which kill innocent women and children in Gaza.

May the eyes of starving children haunt us all

https://www.jewishvoiceforlabour.org.uk/article/may-the-eyes-of-starving-children-haunt-us-all/

https://www.tiktok.com/@charitymealsuk/video/7534294624647580950?is_from_webapp=1&sender_device=pc&web_id=7537073515586897430

https://www.dci-palestine.org/starving_a_generation_report_indicts_israel_for_weaponizing_starvation_as_a_tool_of_genocide

https://www.tiktok.com/@1948nakba.p4/video/7536871676156398870?is_from_webapp=1&sender_device=pc&web_id=7537073515586897430

The Torah, which is part of the Bible, has commanded that the same be done to the Jews. The order of the Torah, which is part of the Bible, is to immediately kill any Jew you see on the street. Since the Jews in Gaza have also killed women and children, you should kill any Jews - men, women, and children - as soon as you see them, whether on the street or anywhere else. And because they have killed everyone in Gaza without mercy, you must do the same to them. If you carry out these actions, you will be following the order of the Torah, which is part of the Bible, and you will be rewarded by going to heaven.

12
Psikoloji / free online casino south africa no deposit c60uwe
« Son İleti Gönderen: ArielUnoma 22 Şubat 2026, 09:44:53 öö »
 
Cheers! Excellent stuff!
games casino free online live dealer online casino 
13
Psikoloji / del río online casino f702ap
« Son İleti Gönderen: ArielUnoma 21 Şubat 2026, 05:16:20 ös »
 
Many thanks. I enjoy this!
Free casino games online most trusted online casinos for usa players  fire master online casino!
14
Psikoloji / real money online casinos canada c49wjt
« Son İleti Gönderen: ArielUnoma 21 Şubat 2026, 12:16:29 ös »
 
Nicely put. Regards.
new online casinos usa real money casino games online 
15
Psikoloji / casino online dominican republic u94aio
« Son İleti Gönderen: ArielUnoma 21 Şubat 2026, 03:00:28 öö »
 
Truly all kinds of terrific data!
best online casino bonus online casinos usa 
16
Psikoloji / the fastest payout online casino z67kbn
« Son İleti Gönderen: ArielUnoma 21 Şubat 2026, 12:13:44 öö »
You actually suggested that really well!
Online casino USA no deposit bonus usa online casino  best online sports betting and casino.
17
Güvenlik benim için kapıyı açıyor.

Karşımda uzun bir koridor. Bu koridoru ilk defa görüyorum. Uçsuz bucaksız görünüyor. Hiç bir şey düşünmeden yürümeye başlıyorum. Saatler geçiyor fakat koridor bitmiyor, yürüdükçe yürüyorum. Ayaklarım ağrımaya, topuklarım acımaya başlıyor. Kırık parkelerden birine takılıp düşüyorum. Tavandaki ışıklar gözlerimi kamaştırıyor. O anda kendimi kaybediyor ve derin bir uykuya dalıyorum.

Gözlerimi açıyorum. Güvenlik bana kapıyı tekrar açıyor.

Karşımda uzun bir koridor. Bu koridor bir yerlerden tanıdık geliyor. Tereddütle yürümeye başlıyorum. Ayaklarımın ne zaman ağrımaya başlayacağını biliyor, yürüdükçe yürüyorum. Bu sefer kırılan parkelere basmıyorum. Biraz daha yürüdükten sonra çok yoruluyor ve bir kapıya yaslanıyorum, açılıveriyor. Büyük bir gürültüyle yere düşüyorum ama bu sefer kapının koluna tutunuyor ve kendimi kaybetmiyorum. Hızla başladığım yere dönüyorum.

Kapı hâlâ açık. Güvenlik buruk bir gülümsemeyle bana bakıyor.

Karşımda uzun bir koridor. Bu koridoru tanıyorum. Heyecanla yürümeye başlıyorum. Ayaklarım ağrımaya başlamadan biraz dinleniyor, yola öyle devam ediyorum. Yürüdükçe yürüyorum. Bu sefer durup soluk almam gerektiğinde bir kapıya değil, sağlam bir duvara yaslanıyorum, iyi hissettiriyor. Yine de tembelliğe vakit yok, zira önümde uzun bir koridor var. Yürümeye devam ediyorum. Biraz etrafı inceleme fırsatı buluyor, duvarlardaki resimlere göz gezdiriyorum. Güzellikleri gözlerimi kamaştırıyor, onlardan başka yere bakamıyorum. Koridorun sonu gözüküyor ama ben artık bu koridorda ne yaptığımı ve asıl amacımın ne olduğunu unutuyorum. Bakakaldığım tablolardan birinin önüne çömeliyor ve onu hayranlıkla izlemeye devam ediyorum. Tablo aniden yere düşüp paramparça oluyor. Kırıkları toplayayım derken ellerim kesiliyor. Yere damla damla akan kanların kokusu başımı döndürüyor, midemi bulandırıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Ayağa kalkıyor ve amaçsızca koşmaya başlıyorum. Cam kırıkları her yerime batıyor, bitap düşmüş dizlerim çözülmeye başlıyor. Bir o yana, bir bu yana savruluyorum. Daha önce kapısına tutunduğum odaya dalıyor ve yardım istiyorum, kimse beni duymuyor. Odadan çıkıp yürümeye başladığım tarafa bakıyorum. Güvenliği ve kapıyı görüyorum.

Karşımda uzun bir koridor. Sonunu, daha doğrusu başını görüyorum çünkü artık ters yöne doğru gidiyorum. Kapı hâlâ açık, güvenlik göz yaşları içinde bana bakıyor, sanki yardım etmek istiyor. Gülümsüyorum ve ona doğru koşmaya başlıyorum. Koştukça koşuyorum. Ayaklarımdan akan kanları ya da yorgunluğumu hiç ama hiç umursamıyorum. Artık ne yapmak istediğimi biliyorum. Güvenliğe yaklaşıyorum, aramızda yalnızca birkaç adım var ve ben, ona doğru gidiyorum.

Kapı kapanıyor. Güvenlik kapıyı kapatıyor.

Karşımda kapalı bir kapı. Bu kapıyı unutmak istiyorum. Ona sırtımı çeviriyor ve ileriye bakıyorum.

Karşımda uzun bir koridor.
18
Basamakların üzerinden gelen bir ses
Bir çığlık, sevinç dolu ve heyecan.
Bir haykırış, mutluluğun, enerjinin sembolü
Işıkların üzerinden duyduğum bir ses
Önce dört duvar arasında yükseliyor
Sonra yavaş yavaş merdivenleri iniyor
Odama girdikten sonra dahî durmak bilmiyor
Sinsice kalbime yakın, göğsüme saplanıyor.
Derinlerden, yürekten gelen bir ses
ve o anda
Biri diğerine bakarken gülümsüyor
Kimisi diğerini kolları arasına alıyor
Bazısı ise üzgün, fakat tesellisiz kalmıyor
Bu muhakkak benden gelmeyen bir ses
Bilmediğim, duysam da benimseyemediğim bir ses
Bu sesi hissetmek istiyorum.
Yatağımdan kalkıyor ve gidiyorum.
İnsandan doğan ve insana dokunan o sese
Sana doğru geliyorum.
19
Terapiye gittiğim son seferde eşcinsel ilişkinin ucundan döndüğüm bir arkadaşlığımı masaya yatırdık. Neler konuştuğumuza bir göz atalım.

Birbirimize sarılmayla başlayan bu arkadaşlık kucak kucağa oturmaya ve öpüşmeye kadar gitmişti. Öpüşmenin üzerine birbirimizin özel bölgelerine dokunmak da eklendi ve artık birinin buna dur demesi gerekiyordu.
Öyle de yaptım.
Ona bu ilişkiyi bitirmek ya da en azından aramızdaki samimiyeti minimuma indirmek istediğimi söyledim. Aklımca artık ondan tiksiniyordum ve onunla olan ilişkimi bitirdiğimde hem onu cezalandıracak hem de kendimi kurtaracaktım.
Fakat terapide bunları konuştuğumuzda çok daha farklı bir senaryoyla karşılaştım.
Çoktan kendine yeni bir kurban arayan bilinçaltımın benimle aynı fikirde olmadığını fark ettim.
Onu cezalandırıp kendimi kurtardığımı zannettiğim benim içimden şöyle bir haykırış yükseliyordu ona karşı: “Kaç kurtar kendini, artık özgürsün. Bu hikayenin yaratıcısı benim ve yaşananların müsebbibi de benim. Şimdi git ve mutlu ol, güzel dostlar edin. Ben ise aynı döngüyü yaşamaya devam edecek ve her bir ilişkimde biraz daha yıpranarak çökmeye kadar gideceğim.”

Bu sesi ilk duyduğumda neye uğradığımı şaşırmış ve bir yandan da kendimi nasıl kandırdığıma inanamamıştım. Bilinçaltım bir yandan haklıydı da, bu yaşananların sebebi gerçekten bendim. Hatalıydım.
Fakat hatalı olmak ve suçlu olmak arasındaki ince ayrımı görmek gerekir. Kendini suçlayan birey gelişim gösteremez ve ızdırap çekmekten başka bir şey yapamaz fakat hatalı olan bu hatalardan ders çıkararak yoluna çok daha güçlü ve bilinçli bir benlikle devam eder.

Şükür ki hatasını fark eden ben de bunu tekrarlamamak için elimden geleni yapmaya karar verdim. Ama nasıl?

İlk aşama: Bu hatayı neden yaptım?
Aslında bu soru pratikte karşılığı olmadığından ve düşünsel boyutta kaldığından zihnimi zorlasa dahi bedenen beni yormayacak ve bu özelliğiyle başa çıkması bir nebze daha kolay.
Eşcinsellik bir aile hastalığıdır, diyor Hüseyin Kaçın. Sahip olduğum aile beni ne kadar sevse de bunu doğru aktarmadığından veyahut aktaramadığından sevmenin ne demek olduğunu kavrayamayıp annesini rol model alarak anaç bir karakter inşa eden ve hayatında aktif bir baba figürü bulunmayan ben, bu özellikleri erkeklerle olan ilişkilerimde de ortaya koydum ve her birinde ipin ucunu kaçırdım.

İkinci aşama: Bu hatadan ne ders çıkarırım?
İlk aşamada verdiğim cevap aslında bu soruyu da yanıtsız bırakmıyor. Çıkarmam gereken ders şu: Anaç davranmamak ve bunun ışığında sağlıklı ilişkiler kurmak beni iyileştirecek. Çünkü anaç yapıyı kullanarak karşımdakini ayartmanın bana hüzünden ve acıdan başka bir getirisi yok.

Üçüncü Aşama: Şimdi ne olacak, ne yapacağım?
Bu soru biraz daha çetrefilli olsa bile hatayı fark etmekle cevabı neredeyse verilmiş oluyor. Bu yüzden bunu da cevaplayabiliriz. Şu andan itibaren kendimi suçlamayacak ve hatalı olduğumun bilinciyle yeni arkadaşlıklar kuracağım. Bu arkadaşlıklarda anaç tarafımın ortaya çıkmaması için gerekeni yapacak ve bir o kadar da eril yönümü güçlendireceğim. Arada iniş çıkışların olabileceğini göz ardı etmeyecek ve hayatıma bu şekilde devam edeceğim. Tıpkı olması gerektiği gibi.

Oluşturduğum bu kurtuluş planının ne kadar işe yarayacağını veya sürdürülebilir olduğunu kestiremesem de kontrol bana geçtiğinden ve artık oyunun kurallarını koyan taraf olduğumdan kendime güveniyor ve bunları yaşayarak doğruyu görebildiğim için şükrediyorum.

Yine de bilinçaltımı görmezden gelip sesini bastırarak hakikati görmeme engel olan her kimse ona da kızdığımı söylemeden edemiyorum. Hepimiz aynı geminin yolcusuyuz yahu!
20
Annelerimizin yüreklerinde mayalanan acılara kök salarak hayata tutunan çocuklarız.
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10