Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
11
LGBT İDEOLOJİSİNİ ve ÖRGÜTLENMESİNİ ASLA DESTEKLEMEMEKLE BERABER
ONLARCA YIL SÜREGELEN MÜCADELESİNİ TEBRİK EDİYORUM


“Aile Yılı ilan edilmiş olmasına rağmen yalnızca bürokratik toplantılar yapılmakta, somut çözümler üretilmemektedir. Çocuklarımız LGBT kuşatması altındayken, devletin bu duruma acilen el atması gerekir”

Dindar muhafazakar ve İslamcı ana akım medya youtuber ve ınfluencer'lar eşcinsel derneklerine yapılan operasyonlar başlar başlamaz sevinç ve zafer çığlıkları atıyor. Oysaki medeniyetler arası savaşta İslam medeniyeti en güçlü kalesinde yani aile dinamiklerinde sarsıntı geçirmiştir. Hakikat şudur: özellikle koronavirüs sürecinde çocuk ve gençler dijitalleştirilerek aile cephemiz büyük yara almıştır. Mağlubiyetimizi yok sayarak eşcinsel operasyonlarını bahane ederek sevinmek stratejik bir hatadır.

“Devletin yapması gereken ilk iş trans ameliyatlarını engellemektir. Her trans ameliyatı devlet eliyle işlenen cinayettir” diyor.

Trans ameliyatları cinayettir.

Eşcinselliğin dini, dili, ırkı, yaşı yoktur. Eşcinsellik, bir yönüyle dinsizlik demekse başka bir açıdan da dindarlık demektir. Dindar ailelerin içinde de artık eşcinsel, biseksüel, deist, ateist çocuklar yetişmektedir. Beş vakit namazını kılan ama eşcinsel ilişkilerini de sürdüren bir nesil artık kendini göstermeye başlamıştır. Eşcinseller artık sadece Taksim’de Cihangir’de değil her yerdedirler. İmam Hatip liselerindedirler. İlahiyat Fakültelerindedirler. Camilerimizin de içindedirler. Şu an görmüyor olmanız sizin bu konudaki bilgisizliğinizden kaynaklanmaktadır. Eşcinsellik, bireyin cinsel kimlik bunalımı yaşaması ve içinde yetiştiği ailenin hastalıklı olması halidir. Anne baba, çocukluklarında kendi anne babalarından gördükleri hakaret ve haksızlıkların acısını yaşıyorsa eğer kendi çocuklarını doyurucu bir şekilde sevemezler. Aile ilişkileri karşılık beklemeden takdir etmek yerine çocuğun sosyalleşmesi adına iyi davranış ve toplumca kutsanan başarılar karşılığında takdir etmeye ve sevgi göstermeye dayanır. Çocuk itaat etmediğinde ya da beklentileri karşılamakta yetersiz kaldığında uygulanan yaygın bir disiplin tarzı da, sevgiyi esirgemektir. Çocuk sevgi ile denetim altına alınırsa bunun sonucunda benliğini yitirecektir. Psikolojik sorunlar; depresyon, panik atak, sosyal fobi; uyuşturucu, alkol, kumar, internet bağımlılıkları, intihar, eşcinsellik sevgi yoksunluğundan ya da kıtlığından kaynaklanmaktadır. Aile hastalıklı bir yapıya dönüşmüşse orada toplum için her türlü felaketi öngörebiliriz. Bu anlamda aile dinin, medeniyetin, kültürün, toplumun temelidir.

Batı medeniyetinde ailevi değerler çöktüğü içindir ki her türlü sapkın davranışlar bireysel olmaktan çıkıp sosyalleşerek örgütlenmeye başlamıştır. Eşcinsellik, insan biyolojisinin, psikolojisinin ve sosyolojisinin en sapkın yönüdür. Eşcinsellik, kutsal değerlerin yitirilmesi ve aile soy bağının yok olmasıdır.


https://www.instagram.com/p/DdToPMHti6h/

https://www.habervakti.com/ailemizin-kurtulusu-allahin-kitabi-kuran-i-kerimin-ve-peygamberin-sunnetinin-kurtulusudur

12
LGBT İDEOLOJİSİNİ ve ÖRGÜTLENMESİNİ ASLA DESTEKLEMEMEKLE BERABER
ONLARCA YIL SÜREGELEN MÜCADELESİNİ TEBRİK EDİYORUM


“Aile Yılı ilan edilmiş olmasına rağmen yalnızca bürokratik toplantılar yapılmakta, somut çözümler üretilmemektedir. Çocuklarımız LGBT kuşatması altındayken, devletin bu duruma acilen el atması gerekir”

https://www.youtube.com/@huseyinkacin22


13

LGBT İDEOLOJİSİNİ ve ÖRGÜTLENMESİNİ ASLA DESTEKLEMEMEKLE BERABER
ONLARCA YIL SÜREGELEN MÜCADELESİNİ TEBRİK EDİYORUM


“Aile Yılı ilan edilmiş olmasına rağmen yalnızca bürokratik toplantılar yapılmakta, somut çözümler üretilmemektedir. Çocuklarımız LGBT kuşatması altındayken, devletin bu duruma acilen el atması gerekir”

https://www.youtube.com/@huseyinkacin22



https://www.instagram.com/p/DdSD6DdNm2z/



14
Ayda bir gitmek için plan yaptığım seansa Cumartesi günü geldim . Bana inanın ayda bir seans yeterli değil .Bunun farkındayım çünkü ne kadar seansın süresi uzun sürerse yine ben eskiye dönük sorunlar ya düzellemeceğim diye içimdeki o nefsimin beni yanıltma girişimleri yenik düşüyorum . Çünkü ben daha yolun başındayım ikilemde kalıyorum ve bu yüzden de kaybediyorum bunun bilincindeyim. Neyse seans için kliniğe geldim . Bu esnada seansta olan bir çocuk ile hoca konuşturdu . Düzelmenin mümkün olduğunu dile getirdi biraz hocam ile üçümüz sohbet ettik . Ordan kendi terapime başladık . Bu bir aylık süreçte ne yaşadıklarımı hocamla konuşmaya başladık . Yine benim insanlardan sevgi değer bekleme çabalarım dost arayışım üzerinde konuşmalar . Ama benim dostu arkadaşı eşçinsel kişilerde aramam işte onların yalanları acizliği aynı şekilde benim de . İnanın hepsi yalan dolan birşeyleri kendileri mutlu etmek için kurdukları koca bir yalan . Çünkü eşçinsel insanlarla ne dost olunur nede arkadaş bir yerden sonra bir etkileşim oluyor ve sonuç iğrenç bir şekilde sexse geliyor . Sonrası yine bir kendime stres ,şuçlama ,aşağılık kompleksi ve kendimden nefret etme başlıyor . Ordan ben düzelemeyecem diye beynimde kurduğum nefsin beni kardırmasıyla nefsin kazanmış olduğu bir savaş içindeyim . Kolay değil hayata sıfırdan başlamak kendi ayaklarımın üzerinde durmak . Ben bunları başardım. İçanadolunun en uçra köşesin hayatını ailesine adamış dış dünyaya kendini kapatmış asosyal biri olarak kendime ne kadar haksızlık etmiş olsam da . Hepsi kendi sorunum .Kimse bana zorla inanın bişey yapamaz ve yaptıramaz hepsi kendi irademle oluşan şeyler . Ama ben bunları yendim tek başıma İstanbula memur olarak atandım 32 yaşında bu bile olmayacak diye bişey değil ben hep umut etmiştim yapacam başaracağım biryerle geleceğim kendimi insanlara göstereceğim diye .Başardımda bunla kendimle grup duymalıyım bence hocam kaç defa senleri başardın bu süreci başaracaksın sadece kendine haksızlık ediyorsun kimseden seni sevmesini bekleme kimseye iyilik yapma bunları yaptıkça hep sen kaybediyorsun ve bu stres yönetimi başaramayıp ordan kendi ifade etmek içinde eşcinsellerle birliktelik onların duygu sömürüsüne hemen düşen birisin bunun için hayatında hiçbir eşçinsel kişi olmamalı ki düzelesin ve bu süreçte başarılı olabilirsin diye telkinlerde bulundu. Benim zaten kaybettiğim en büyük nokta bu zaten kendime çevremdeki stresi kaosu yükleyip birilerden ilgi alaka bekleyip ordan bu arayışlar içerisinde oluyorum . Asıl konularda biride yine arayış içinde iken beni tanıyan birine koca İstanbulda denk geldim bu sede beni mahvetti .Çünkü beni ailemle işimle tehditti . Ben ne yaptım açıklama yaptım salak gibi normal bir insanın eşcinsel sitelerinde ne işi var bu idrak etmem gerekiyor yani. Bu süre beni daha hırslandırdı kaygı arttı ne bok yiyeceğim hayatım mahvoldu ailem duyarsa yıkılır çevrem duyarsa ne olur insanların yüzüne nasıl bakacağım . Bunları düşündükçe daha bataklığa giriyordum . Neyse bana salak saçma akıl veriyor yalnış yoldasın işte güya kardeşi gey imiş benide takip ediyormuş sen kardeşini kurtar beni benden başkası kurtaramaz bu iğrençlik içinden .Kendini adamış bu yolda insanları ifşa edip ailerine kurtarıyor imiş salak saçma konuşmalar . İnanın bu gibi kişiler ruh hastası yâda dolandırıcılık peşinde olan veya eşcinsel kişi akşama kadar eşcinsel sitesinde olan kişi ne beklenirdi zaten . Beni bir yere çağırdı bende gitmedim çünkü ben bülbül yaşadığım sorunları buna anlatıp eline koz verip beni her türlü parmağında oynatacak sanırım ama düşmedim . Hocaya aradım ben böyle bir sorun içindeyim sakın taviz verme hiçbirşey açıklama yapma dedi . Özel hayatın gizliliği diye bişey var avukata verirsin şikayetçi olursun bişey kanıtlayamaz dedi bunuda böyle bir nebze içime su serpti. Bana benden başka kimse zararı dokunmaz.Hepsi benim hatam . Ama bir kuyruk açısı var bu çocuğun bana karşı bizim memleketten olan bir kız tanıştırmış beni o gün bu çocuktan hiç haz etmedim yine karşıma çıktı . Kızdan uzak duracaksın diye tehdit ediyor mu zaten kızla ayda bir nöbette denk geliyor yâda gelmiyorum . Öyle düzgün isen neden evlenmedin bu kızla benden uzak durun ne bok yiyorsanız yiyin . Kızın zaten bana karşı boş olmadığını biliyorum neyse kuyruk acın o yüzden canın cehenneme . Bu gibi hatalara düşmemek için daha bu sayfalarda gezmemem gerektiğini anlattı hocam yoksa bu sıkıntılar hayatımı mahvedecek. Bana sonradan oldu zaten İstanbul geldikten sonra geyleri aşırı kınıyordum Allah başıma verdi . Keşke büyük laf söylemeseydim. Ne derler büyük lokma ye büyük söz söyleme diye . Bu terapi sürecinde boyunda artık özgüvenim yerine geldi hocanın sayesinde spora gidip geliyorum stresimin çoğunu orda atıyorum . İş yerindekiler sen güzel değişim var diye iltifatlar kasların çıkmaya başladı yürüyüşün değişti insanların artık dolandırılmıyorum bunun bilincine vardım . Artık kimseyi suçlamıyorum . Aileme hiç suçluluk hissetmiyorum .Çünkü onların göremedikleri sevgi bana nasıl aktaracağının farkındayım . Hayatımda hayır diyebilirim artık . Benim en büyük sorunum birden mucize olsun birden kurtulmak istiyorum ama bu öyle kolay değil . İnişli çıkışlı bir yolculuk olduğu anlamam gerektiğini söyledi hocam .Kazandığım parayı yöneltmeye başlamam gerektiğini ifade etti. Kimseye borç vermemem gerektiğini verdiğim borçun kölesi ben olacağıma ve almak için rezillik yaşarsın dedi . Bunları yapmadıkça ben daha bir ayağım sağlam basmaya başladı bana terapilerin artı yönleri bu şekilde başladı .Artık içleştirmemem gerekiyor kim ne yaparsa kim ne derse umrumda değil çünkü benim benden başka kimsem yok kalabalıklar içinde yapayalnız kaldım . Bu yalnızlık bana hayatın gerçeğini görmek için bir sınav ama inanın imtihanım eşcinsellikle mücadele etmek imiş . Umarım bu sınavda başarılı olurum . Hayatta enerjik hatalarını telafi eden bir akli salim kişi duruma gelirim . Terapinin sonuna doğru eşcinsel hayattan kurtulmuş biri ile tanışmak nasip oldu evlenmiş mutlu bir yuva kurmuş kişi vardı . Terapiye başlarken fotoğrafı ile şuanki haline gözlemledim . Bu bile bana ayrı bir güven verdi iç dünyamda . Çünkü terapiye başlayan ilk hali ile şuanki hali arasında çok fazla değişiklikler fark ediliyor . Resmen evrim geçirmiş gibi . Umarım aynı evrimi bizlerde geçiririz biran önce toparlanırız . Görüşmek dileğiyle selamlar.
15
Medya / “CEZALAR CAYDIRICI OLMALI” Akit’e konuşan Psikolog Hüseyin Kaçın
« Son İleti Gönderen: psikolog 10 Eylül 2026, 06:23:36 ös »
“CEZALAR CAYDIRICI OLMALI”

Akit’e konuşan Psikolog Hüseyin Kaçın, şunları söyledi: “Ne yazık ki ahlâk dışı münasebetler artıyor. İstanbul ve İzmir gibi büyük illerimizde alenen zina yapıldığına, sapkınlığın teşvik edildiğine şahit oluyoruz. O kadar çok zinacı, o kadar çok sapkın, o kadar çok HIV/AIDS virüsü taşıyan var ki! Benim dahi 20 HIV/AIDS danışanım oldu. Tablo, çok vahim. Ne yazık ki homoseksüeller, bu HIV/AIDS belâsını tetikliyor. Fuhuş yapanlar da. Toplumda çürüme, yozlaşma olduğunu görüyoruz. Aile kurumunun bozulduğunu, aşındığını gözlemliyoruz. Cürete bakın, KAOS GL’nin sitesinde HIV/AIDS’e karşı aşılanma talep ediliyor. Yani sapkın davranışların bedelleri topluma ödetilmeye uğraşılıyor. İnanın, bunun ötesi de olacak. Böyle giderse homo evliliklerine müsaade edilmesi çağrısı da gelecek. Bu anlayışla daha duyarlı olunmalı, eylemde bulunulmalı. Toplumu, aileyi tehdit eden soruna karşı topyekûn mücadele edilmeli. Burada pandemide olduğu gibi akil adamlarla ilerlenmeli. Tanıda bulunacak, uyarı ve öneri sunacak heyet teşekkül ettirilmeli. Çöken toplum, aile kurumu kurtarılmalı. Hukuki tedbirler de alınmalı. Zina, sapkın münasebetler suç sayılmalı. Cezalar caydırıcı hâle getirilmeli.

Vaktiyle yapılan hatalar oldu. Zina suç olmaktan çıkarılarak, İstanbul Sözleşmesi imzalanarak, ‘toplumsal cinsiyet’ kavramının kullanımına müsaade edilerek yanlış yapıldı. Batı’nın kavramları sıkıntılara sebebiyet verdi. Türk, İslâm toplumu olarak kendimize ait kavramlar üretmeyi başaramadık. Batı’yla yürüttüğümüz kültürel bir savaşta İstanbul Sözleşmesi’nden ötürü büyük yara aldık. Tabii yanlıştan dönüldü ama ortaya çıkan tahribatı gidermek atılacak daha çok adım var. Bu adımların hangi birini anlatayım. Bir defa devletin bu zina, sapkınlığa yöneliş sorununu dert edinmesi gerek. Yani trans ameliyatlarını önlemeye dönük kanun gecikiyor. Bu, kendisi ne 10’uncu ne 11’inci ne 12’nci yargı paketinde yer buldu. Kanun, devamlı erteleniyor. Artık devletin yapması gereken trans ameliyatlarını sınırlamak değil, yasaklamak. Trans ameliyatları yasaklanmadığı takdirde HIV/AIDS vakalarının artacağı bilinmelidir. Trans paylaşımları önlenmelidir. Sapkın akımların propagandalarına geçit verilmemelidir. İHA’larla, SİHA’larla dış düşmanlara karşı verilen mücadeleyi takdir etmekle içten içe toplumu çürütmeye yönelen sapkın yapılanmalarla savaş daha ileri evreye taşınmalıdır. “

https://m.yeniakit.com.tr/haber/zina-ve-sapik-iliski-aidsi-yayiyor-2021944.html?page=3
17
Bu sürece pasif eşcinsel olarak başlamış olan arkadaşlarım için farkettiğim  eşcinsellikten daha çabuk vazgeçmemi sağlayan (en azından mantıki olarak) ve kendime odaklanmam için güç kaynağı olan bir şeyi yazmak istiyorum. Öncelikle şunu söyliyim her ne kadar terapilere bir arzuyla gelsek dahi eski hayatımızdan vazgeçmek bu kadar kolay olmuyor o yüzden bunu neden yaptığımızı tam manasıyla içselleştirmemiz gerektiğine inanıyorum yoksa bir süre sonra terapilere devam etsekte gelmek için geliyoruz ben ilk başta iyileşmeliyim diye geliyordum ama neden bunu yaptığımı idrak etmemiştim olmalı ve böyle gerekiyor diye yapıyordum o yüzden bir süre sonra hayal kırıklığı yaşayabiliyorsunuz sürece öyle başlamak kötü bir şey değil ama sonrasında niye onu yaptığınızı içselleştirmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

 Herkeste böylemi bilmiyorum ama belki sizde böyledir diye yazıcam. 
Öncelikle şunu söyliyim ki ben terapilere başlamadan öncesindede sonrasında sürekli sevgili yapmaya düşkündüm . Tabiki karşımdaki kişinin bundan haberi yok çünkü eşcinsel olduğumu bilse benimle bağları koparacağını biliyorum ilk baş buna dost diyordum ama sonrasında sevgili aradığımı farkettim kendime. Sürekli beni korusun hep yanımda olsun bla bla böyle bir ilişki ancak sevgililikte mümkün dost diye kendini kandırıyor kişi dost dediğin kişinin senden ayrı bir hayatı var sonuçta .

Neyse asıl konuya gelelim zaman içinde ilişkilerde aldığım konuma bakarak bunu söylüyorum tam bir anneye dönüşüyordum . O hep iyi olsun her şeyimi onun için feda edebilirdim . Tıpkı annem gibi . Ama normal hayatta bu böyle değil onu idrak ettim kızlar erkeklere karşı böyle değil kızlar bir erkeği peşinden koşturuyor erkeğin peşinde koşmuyolar ve bir gün geldiğinde ne kadar severse sevsin vazgeçebilecek güce sahip olabiliyolar bitti deyip geri çekilebiliyolar çünkü kız olmak onların yapısı genetiği ve o karaktere uygun yaşıyolar ama bizdeki ise öğrenilmiş bir kızlık hatta annelik olduğundan genlerimizde bu olmadığından nerede duracağımızı sınırı nerede çekeceğimizi bilemiyoruz vazgeçmekte zorlanıyoruz en son kendimizi tüketip kendimize yabancılaştıktan sonra daha verecek bir şey kalmayınca kopuyoruz.  Bir kız ise bunu yapmıyor . Tüketiyorsa o ilişki onu ne kadar yakışıklı olursa olsun veya başka bir şey onu bırakabiliyor . Tabiki aşağılık kompleksi olan kızlardan bahsetmiyorum . Kendinin farkında olanlardan bahsediyorum. 

Bugün geldiğim noktada bir çok erkeğe annelik yaptım ve artık hiç bir zaman onların bir kıza davrandığı ilgiyi bana vermeyeceklerini idrak ettiğim gibi ilk kız bulduklarında pabucumun dama atılacağını da biliyorum . O sebeple artık insanlara anaç bir tavırla yardım etmekten vazgeçtim daha önce yapmam gerektiği için çabalıyordum anaç davranmamak için ama bugün sonucunu gördüğüm için kendi arzumla vazgeçiyorum daha fazla yıkım almamak için ve daha fazla benim hayatıma tecavüz etmelerini istemiyorum. Psikoloğun neden iyileşene kadar iyilik yapma dediğini daha iyi anladım çünkü bu iyilik değil duygusal fahişelik . Henüz sınır çizmeyi öğrenemediğimizden kendimiz için değilde başkaları için yaşamaya alışık olduğumuzdan (anaç tavırla) yapılan her iyilik sürece zarar veriyor .

Hasılı kelam söylemek istediğim ben kız olmaktan değil anne olmaktan soğudum ve vazgeçtim hiç bir zaman ister pasif ol istersen git cinsiyet değiştir trans bir birey ol hiç bir zaman özgür bir kız olamayacaksın sadece anne olacaksın ve hiç bir zaman özümüzdeki kişi değil annemizden öğrendiğimiz kadar  sahte bir anne olacaksın . Bu süreci yaşayanlar olarak aslında annemizi içimizde yaşatmaya o kadar alışmışız ki artık sanki o olmuşuz ve o yüzden onun kaderi olan babamız gibi erkeklere çekiliyoruz.  Artık kendi genetiğimizde olan erkek karakterini canlandırıp anne olmaktan vazgeçmeliyiz ve bunu yaparken diğer erkeklerle kendimizi kıyaslamadan yapmalıyız çünkü belki içinde bir sanatçı yatıyordur o zaman iyileştiğinde dahi diğer erkeklere benzemessin bu bir keşif süreci kendimizi ve dünyamızı kimseyle kıyaslamadan öğrenip keşfetmeliyiz. 

Bu yazıyı yazmamın sebebi sadece birilerine anne olmaktan soğumanın ve artık bu karakterde yaşamak istemiyorum demenin nasıl bir motivasyon verdiğini size söylemek istememdi . Kişi bundan artık vazgeçmek istediğinde daha çok kendisi için çalışıyor kimseyi umursamadan . Şunuda biliyorum ki eğer ki bu anaç tavırdan kurtulamassak hiç bir zaman özgürlüğümüze kavuşamayacağız ve özgür ve bağımsız bir hayat nasıl yaşanır onu hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz . Psikolog bana demiştiki böyle devam edersen hep birilerini adam edersin ama sen adam olamassın . Adeta bir mum gibi ışık vermek için kendimizi tüketiyoruz ama dibimize ışık veremiyoruz .

Son söz olarak şunu söylemeliyim ki kız olmak gerçekten çok güzel bir şey ama hayatında seni gerçekten seven ve değer veren bir baba ve sonrasında bir sevgili varsa . Yaşadığımız toplumda bunu bulmakta çok zor olduğundan  erkek olarak dünyaya geldiğim için mutluyum . Bu vesileyle kızına değer ve sevgi veren bir baba eşine değer ve sevgi veren bir erkek olabileceğim biznillah ki bence bu kız olmaktan daha güzel bir şey .
19
İYİLEŞMEK İSTEYEN EŞCİNSELLERİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: LGBTQ AKTİVİZMİ Mİ YOKSA İSLAMCILAR MI?
YA DA BİR TURNUSOL KAĞIDI OLARAK HÜSEYİN KAÇIN

Günümüz Müslümanları bizleri anlamakta neden bu kadar çok zorlanıyor? İslamcılar, bizlere destek olmak yerine neden köstek oluyor? Hem LGBT aktivizmin hem de dincilerin kıskacında nasıl bir yaşam mücadelesi veriyoruz? Gelin, hepsini konuşalım!

Mütedeyyin ailelerin öncelikle bilmesi gereken şudur: Kendilerini eşcinsellerin yegane savunucusu ve koruyucusu olarak gören LGBT Aktivizmi, biz iyileşmeye çalışan eşcinsellerden ölesiye nefret ediyor. Psikologlar derneğinden tutun da Sağlık Bakanlığına kadar her türlü resmi mecraya bizleri şikayet etmekle yetinmeyip üstüne de sosyal medyada -güya iyiliğimizi düşündüklerinden- bunun doğuştan olduğu, DSÖ tarafından hastalık olmaktan çıkarıldığı, onarım terapisinin işkence olduğu, sadece toplum ve aile baskısı yüzünden iyileşmeye çalıştığımız, duygularımızı bastırdığımız için asla mutlu olamayacağımız yönünde habire ve ısrarla birbirinin neredeyse aynısı cümleleri sarfetmelerinden, öfkelerinden, tehditlerinden etkilenmediğimizi anladıklarında sayıp sövmedikleri bir taramız kalmıyor. Öyle ki ellerinden gelse hepimizi bir kaşık suda boğmayı isteyecek kadar arsızlar.. Oysa bizim onlarla bir meselemiz yok. Onları en iyi anlayabilecek kişiler de biziz.. Ama “anlayış” tek taraflı olmuyor. Bu sebeple onlardan bir beklentimiz ve umudumuz da yok. Çoğunluğu Müslüman olan ve eşcinselliği ile yüzleşmiş ve bunun için çare arayan bireyler olarak Bilge Kral Aliya’nın "Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır." dediği yerden yıkılıyoruz. Açıkça söylemem gerekirse benim için bundan sonrasını yazmak çok zor.. Her zorluğa göğüs germeye hazır ve öyle büyük bir cesaretle bu yolda yürüyor ve Rabb’imize güveniyorken ümmetin içindeki bu onulmaz yalnız kalışımıza çok üzülüyorum. Bu yola çıktığımda LGBT aktivistlerine karşı hazırlıklıydım ama muhafazakar kesimin oklarla, mızraklarla, afarozla, acımayla, dışlamayla ve hatta yok etme arzusuyla üzerimize bu denli geleceğini hiç beklemezdim. Tek bildikleri şey: Lut Kavmi. Dincilerin Lut Kavmi ile ilgili ayetleri ele alış şekliyle yetinsek bizlerin İslam’da asla ama asla yeri olmuyor. Hatta sadece bunu söylemem bile dincileri zıvanadan çıkarabilir. Hemen aklınıza cahil cühela olan gelmesin. İlahiyatçısı, tarikatçısı, öğretmeni, yazarı, okumuşu, kendini alim sananı, ihtiyarı, veremi... İyileşme sürecinde olan birinin, hayatındaki her şeye bir anlam bulma arayışı vardır. Aile dinamiklerini çözmenin, sosyal ilişkilerini değiştirmenin, işini gücünü, duygularını yoluna koymanın peşine düşer ve aynı zamanda dini duygularını tüm bunlardan soyutlayamaz; onları da ele alması gerekir. Dinciler istiyor ki bu işi yeme-içme alışkanlığıyla, zikirle veya yasakla halledelim. Kazın ayağı öyle değil işte! Keşke o kadar basit olsaydı. Bunun şurubu da yok maalesef! Misal, Hz Meryem’den kendimizle alakalı bir çıkarım yapıyoruz. Dinciler kıyameti koparıyor. Hz. Yusuf üzeriden İslam ile bir bağ kuruyoruz. Dinciler yine kıyameti koparıyor. Neymiş? Orada onu kastedemezmişiz, öyle yorumlamak yanlış olurmuş bilmem ne? Durgun suda kıyamet koparmak niye? Onlara bu yetkiyi, bu haddi kim verdi? İslam birilerinin tekelinde mi? Kuran’la ilgili her şeyi anlayıp bitirdiler de biz zavallılara hiçbir şey kalmadı mı? Hani Kuran’da adı geçen herkes bizler için bir örnekti? E o zaman hadi eşcinselliğe çözüm üretin bakalım. Kaç kişiyi zikirle (zikre karşı değiliz), yasakla heteroseksüel yapabileceksiniz görelim! Sizin alınız al, morunuz mor; anladık da hodri meydan! Mesele, yazılarımızı didik didk edip hata, çelişki, yanlış aramanız değil.. Mesele tam olarak ne biliyor musunuz? İslam tarihinde ve şu an yeryüzündeki bütün Müslüman ülkelerin içinde Müslüman bir psikolog olarak eşcinselliği hem bilimsel hem de Müslüman danışanlara göre ele alabilen ve onları iyileştirebilen ilk kişinin Hüseyin Kaçın olduğunu ve ilk iyileşen Müslümanların da bizler oluşunu fark edemiyor olmanızdır. Biz ilkiz! İlk! Çözüm bizlerden başlıyor. Şimdiye kadar üniversitede kürsüsü kurulması gerekirken, Mısır’dan Endonezya’ya konferanstan sempozyuma dolaşması gerekirken sanıyor musunuz ki dünyanın diğer yerlerindeki Müslümanların Hüseyin Kaçın’a ihtiyacı olmasın? Nereden biliyorsunuz? Asıl dirilişin ümmetin kaybettiği erilliği kazanmasıyla olmayacağını? Çünkü Hristiyanların onarım terapisini yeterli bulmuyorum. Çok fazla defosu ve çıkmazı var. Bizim neler yaptığımızı bilmiyorsunuz? Mücadelemizden zerre haberiniz yok. Biraz anlatsak da karşılık bulmuyor. Aksine saldırıyorlar; çünkü acımak istiyorlar. Ama ne var ki Allah gerçekten iyileşmeyi bizlere nasip ediyor. Ayrıca şimdilerde eşcinsellere çare olabilecekleri iddiasıyla ortaya çıkan, Hristiyan Nicolasilerin (Hristiyanların onarım terapisini kastediyorum) düşüncelerini ya da Hüseyin Kaçın ile görüşüp ondan da arakladıkları fikileri kendilerine mal eden ve hatta kendilerine göre değişiklikler yapan, kalabalıkları salonlara toplayıp eşcinsellere acıyarak konuşma yapan, şovenist İslamcı şarlatanlardan da bizleri ayırt etmek zorundasınız. Bunu ya yapacaksınız ya yapacaksınız.. Ya da düzelmek için daha fazla bozulmamız gerekecek. Her birinizin boynuna vebal kalmaya devam edeceğiz. Bedelini de çocuklarınızın eşcinsel olması ile ödeyeceksiniz. Ne var ki benim bütün umudum bizden sonra dünyaya gelecek olan kardeşlerimizedir. Onlar bizim çalışmalarımızı anlayacaklar ve bizden çok daha fazla yol alacaklar. Şu an 1970’li yıllarda bilinçli ve kasıtlı durdurulan bilimsel çalışmalara hiç kimseden zerre yardım almadan kendi halimizde devam ediyoruz. Dünya Sağlık Örgütünün almış olduğu kararın yıllar sonra ne kadar çok yanlış olduğu konuşulacaktır. Bilim, herhangi bir kurumun tekelinde olamaz. Newton’un Evrensel Çekim Yasası mutlak bir gerçek gibi kabul ediliyordu. Sonra Einstein çıktı ve Genel Görelilik Kuramı ile bu yasanın sınırlı olduğunu gösterdi ve artık kuantum fiziği üzerine yapılan araştırmalar da Einsten’ı da sorgulatmaya başladı. İşte bilim böyle bir şeydir. En emin olunandan “şüphe” duymaktan vazgeçmez. Bilimde hakikate ulaşmak diye bir şey yoktur; ancak ve ancak ona yaklaşmak vardır. Hakikat, illa ki bir yere varmak değil bu yolculuğun ta kendisi de olabilir.  Buradan hareketle DSÖ’ye de, FETÖ’ye de, LGBTQ aktivizmine de, tarikatçılara da kafa tutuyoruz. Benim Canım Paygamberim Hz Muhammed (sav)’in “ Ey Hatice bana kim inanır?” deyişinden şiarla görelim bakalım kimler yanımızda olabilecek? Din, iman, itikad, fıkıh, akaid vb söz konusu olunca uzman kesilenlerden kulun değil, sadece Allah’ın rızasını gözeten cesur birileri çıkabilecek mi? “Geldim işte dostum burdayım!” deyip elimizden tutacak olanlara -ya biz hayatteyken ya da sonra- selam olsun. Görürüz ya da göremeyiz. Ama biz pes etmiyoruz Rabb’im şahit ol! Eşcinselliğe çare olacağız diye çakop, çukup derneklerle, sosyal medyada takipçi kasan, insanların çaresizliğinden beslenen, Hristiyanların kitaplarını çevirip Mülsümanlara şov yapan İslamcılardan değiliz. İyileşme sürecinde bana ummadığım güzellikleri tattıran Rabb’im, bizleri gerçek Allah dostlarıyla buluştur. Yerimizi talan ettiler. Enkazdan da olsa ne bir odamız ve hatta çadırımız dahi yok. Şikayet ediliyoruz. Bunu çok iyi bilen İslamcılar susuyor. “Bizim Peygamberimiz (sav) tarikat getirmedi, devlet kurdu. Müslümanın devleti olur. Ocusu, bucusu, şususu hiçbirinden değiliz” diyoruz ama devletimizin bizi koruyan tek bir satır kanunu dahi yok. Vatanımda üniversitesi olan ve eşcinsellik konusunda kendini “bilirkişi” diye pazarlayan ama ümmete zerre faydası olmayıp cebini dolduran psikolog var, çaresiz Müslümanları salonlara doldurup Hintli guru gibi konuşmalar yapan ama “iyileştirdik” dedikleri kişiler için hiç çekinmeden yalan konuşan İslamcı var. Dernek kurup sabah akşam boş yere sohbet edip icraate sıra gelince de yabancıların videolarını çevirip yayınlamayı marifet sayan var. Şimdi soruyorum: Hüseyin Kaçın’ı anlamak beni anlamaktır. 15 yılı aşmış bir tecrübeyle sahada (eşcinsellerle) çalışma yapan Hüseyin Kaçın’ı çözmek bizleri çözmektir. Kim kendilerine hoş gelenlerin (nefslerinin) peşinden koşacak ve kim gerçeklerin acısına dayanabilip Hüseyin Kaçın’ı anlamaya çalışacak? İhlasla, sabırla.. Derin nefes çekerek: Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler..
20
Herkese merhaba bu sayfadan tanıştığımız çok yakın arkadaşım dostum çok şükür bu sene evlendi ve şu an çok mutlu hiçbir sorun olmadığını anlattı ama bu olayı nasıl başardı sizlere birkaç gün içinde anlatacağım
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10