Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
11
Psikolog Hüseyin Kaçın'dan çarpıcı iddia: LGBT tehdidi yeni nesil terör hareketidir!
Psikolog Hüseyin Kaçın, LGBT hareketinin Türkiye’nin Yeni Nesil Terör Hareketi olduğunu vurguladı.

YENİ DÖNEM İDEOLOJİK TERÖR ÖRGÜTÜ VURGUSU

Kaçın, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin geçmişte maruz kaldığı terör yapılanmalarının yöntem değiştirdiğini ileri sürerek, LGBT hareketinin toplumsal yapıyı hedef alan bir "ideolojik terör hareketi" olduğunu savundu.

FETÖ ve PKK gibi geçmişteki tehditlerin zayıflamasıyla beraber boşalan alanda bu hareketin konumlandığını belirten Kaçın, meselenin sadece sosyal bir tercih meselesi olmadığını, sistematik bir yapı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

DEVLET BÜROKRATİK ENGELLERİ AŞMALI

Devletin bu konudaki tutumunun artık daha somut ve kararlı olması gerektiğini vurgulayan Psikolog Kaçın, basit bürokratik süreçlerin veya toplantıların yeterli olmadığını belirtti.Coğrafi Referanslar

Kaçın, özellikle trans ameliyatlarının durdurulması ve bu tür süreçlerin yasaklanması gibi radikal adımların, toplumun çekirdek yapısını korumak adına acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

DİN ADAMLARIMIZIN YAKLAŞIMI YETERSİZ

Eşcinsellik konusundaki mevcut dini yaklaşımları da eleştiren Kaçın, din adamlarının sergilediği tutumun eksik ve yetersiz olduğunu savundu.

Kaçın, "Bu kişiler, eşcinselliğe çözüm getirmek yerine tam tersine 'dindar eşcinseller' kavramını kabullendirmektedir" ifadelerini kullandı.

Eşcinsel yönelimi olan kişilere sabır telkininde bulunmanın ve "günaha girmeden hayatını sürdür, evlenmeden sabret, cennette karşılığını alacaksın" gibi yaklaşımların "dindar eşcinseller" kavramını pekiştirdiğini belirten Kaçın, şunları kaydetti:Haberler

"Dini bakış açısı sadece eşcinsel gelişim sürecinde koruyucu bir etki oluşturabilir. Fakat asla iyileştirici bir sürece yönlendirmez.

Eşcinsel eğilimleri olan birey bu durumdan rahatsızlık duyuyorsa, çözüm eşcinsel tedavi konusunda deneyimli bir psikologla terapi görüşmesine başlamasıdır."

https://www.instagram.com/p/DbGYCH9vVdY/


https://www.instagram.com/p/DbBK_RaBzWI/



https://www.milatgazetesi.com/psikolog-huseyin-kacindan-carpici-iddia-lgbt-tehdidi-yeni-nesil-teror-hareketidir#google_vignette
12
İkinci seansımızda sadece bağımlılığım değil, çocukluğumdan bugüne taşıdığım bazı ilişki kalıpları üzerinde de durduk.

Seansın başında hocam, ilk terapiden sonra neler düşündüğümü sordu. Açıkçası henüz belirgin bir ilerleme kaydettiğimi söyleyemedim. İçimde "Acaba faydası olmazsa?" gibi kaygılar vardı. Hocam bunun çok normal olduğunu, daha yolun başında olduğumuzu ve değişimin zamana ihtiyaç duyduğunu söyledi. Verilen derslere riayet ettiğim takdirde daha hızlı yol katedeceğimi belirtti.

Daha sonra annemle olan ilişkimiz üzerinde durduk. Çocukluğum boyunca annemin yaşadığı sıkıntıları kendi sorumluluğummuş gibi üstlenmeye çalıştığımı fark etmeye başladım. Onu korumaya ve mutlu etmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarımı ve duygularımı sürekli geri plana atmışım. Hocam, çocukluğum boyunca annemin evde ezilen ve mutsuz bir kadın olduğunu söyledi. Bu bağlamda, "Dünyanın en tehlikeli kadını mutsuz kadındır; mutsuz kadın sistemi yıkar." ifadesini kullandı. Annemin yaşadığı değersizlik nedeniyle, ben de onu mutlu etmeye ve ona değer vermeye çalışırken kendi ihtiyaçlarımı ihmal ettiğimi değerlendirdi. Sürekli annemin yükünü taşımaya çalışmamın bana da zarar verdiğini söyledi. Bu nedenle annemle arama daha sağlıklı duygusal sınırlar koymam, gerektiğinde onu eleştirebilmem ve kendi hayatımı onun hayatından ayırabilmem gerektiğini ifade etti.

Türkiye'de eğitimime devam etme kararımı da konuştuk. Türkiye'de yaşamayı seçmemin ve ileride hayatımı orada kurmak istememin benim açımdan doğru bir karar olabileceğini söyledi. Hollanda'da aynı ortamın içinde kalmaya devam etseydim geçmişte yaşadığım olayların etkisinden çıkmamın çok daha zor olacağını, sürekli aynı döngünün içinde savrulabileceğimi düşündüğünü paylaştı. Bundan sonra geriye değil, önümde kuracağım hayata odaklanmam gerektiğini vurguladı.

Hocam ayrıca zaman zaman daha "bencil" olmam gerektiğini söyledi. Buradaki kastının, başkalarının duygusal yüklerini sürekli üstlenmek yerine önce kendi hayatımı ve ruh sağlığımı önemsemek olduğunu anlattı. Özellikle annemle olan ilişkimde sağlıklı sınırlar kurmanın benim gelişimim açısından önemli olduğunu ifade etti.

Daha sonra yazdığım terapi metni üzerine konuştuk ve "Sence senin asıl problemin ne?" diye sordu. Ardından hayatım boyunca insanlara karşı kendimi rahat ifade edemediğim üzerinde durduk. İstemediğim durumlarda "hayır" diyememem, sürekli alttan almam ve herkesi memnun etmeye çalışmamın beni daha da pasif bir konuma ittiğini anlattı. İnsanların hakkımdaki her yorumu içselleştirmemem gerektiğini söyledi. Kimsenin bana kötü düşünmemesi için sürekli iyi görünmeye çalışmamın dinle veya ahlakla ilgili olmadığını; bunun sağlıklı bir erdem anlayışından ziyade değersizlik duygum ve aşağılık hissimle bağlantılı olabileceğini ifade etti. Ona göre bu durum zamanla beni gerçek hayattan uzaklaştırıp fantezi dünyasına yönelten etkenlerden biri olmuştu. Çocukluğumda sürekli eleştirilmek, korku içinde büyümek ve kendimi ifade edememek de bugün yaşadığım özgüven sorunlarının önemli sebeplerinden biri olabilirdi.

Cinsellikle ilgili konuşmalarımızda ise, özellikle pornografi sırasında yaşadığım bazı fantezilerin altında sadece cinsel istekten ziyade güç, kabul görme, korunma ve değerli hissetme gibi duygusal ihtiyaçların bulunabileceği üzerinde durduk. Hocam, bu ihtiyaçları gerçek hayatta karşılayamadığım zaman bunların zihnimde cinsel isteğe dönüşebildiğini ve pornografi aracılığıyla kendimi bu şekilde tatmin etmeye çalıştığımı değerlendirdi.

Ben de zamanla şunu fark etmeye başladım: Dışarıda gördüğüm, kendine güvenen, güçlü duran ve kendisiyle barışık erkeklere aslında cinsel açıdan değil, sahip olduklarını düşündüğüm özellikler açısından özeniyor olabilirim. Belki de yıllardır eksikliğini hissettiğim özgüveni, kararlılığı ve güçlü duruşu kendi hayatımda geliştirmeyi arzuluyorum.

Terapide bunların, yaşadığım deneyimleri anlamaya yönelik değerlendirmeler olduğu konuşuldu. Bu sürecin devamında hedefim sadece pornografi bağımlılığıyla mücadele etmek değil; aynı zamanda çocukluğumdan taşıdığım korkularla yüzleşmek, insanlara sağlıklı sınırlar koyabilmek, gerektiğinde "hayır" diyebilmek, kendi fikirlerimi savunabilmek ve kendimle daha barışık bir insan olabilmek. Bu sürecin kolay olmayacağını biliyorum. Ancak ilk defa yaşadığım sorunların sadece davranışlarımdan ibaret olmadığını, bunların altında yıllardır taşıdığım duygusal yaraların da bulunduğunu anlamaya başladım.
13
Atladığım bir konuyu dile getirmek istiyorum eşcinsellik sürecinde tedavi
gören üç kişi ile tanışma fırsatım oldu ama beni inanan çok yıprattı ilk başlarda cazip geliyor ama sonu hayatımı başladığım noktaya geri sevk etti . Kim ve nereli olduklarının artık benim içn zerre umrumda değil hayyatların başarılar dilerim sadece keşke konuşmak ve sohbet etmeseydim insanların acıları dertleri bana iyi gelmiyor heleki eşcinsellik süreçleri yaşayan kişilerin bana katacağı hiçbir şey yok dert kasvetten gayrı çünkü onlara hayatımı anlatıyorum onları dinlemek bana eşcinsellik olan bağlantımı yeniden filizlendirmeye çalışıyor . Ben içselleştirtikçe aşamıyorum bu konuları çünkü evime çağırdı ya bir yalnış hareket olursa ya benim ya onların bana karşı artık benim kimseye harcayacak ne bir gücüm nede menfaat için dostluk verecek değerim kalmadı . Bu süreç beni çok yıprattı hayatımdaki en büyük pişmanlıklar sırasına girdi . Bu süreçi atlamak için bana bu kişiler bişey katamadılar ve sınıfta kaldılar . Demek istedim şu bence gerçekten gereksiz bir muhabbet imiş bunlara ayırdığım zaman . Buda kulağınıza küpe olsun . Benim onlardan bir beklentim dostluk kardeşlik idi . Onların ki ise menfaat çıkar gibi hissiyat verdikleri oldu gerekte duymuyorum böylesilerine artık .Kendilerine başarılar dilerim çıktıkları bu süreçli maratonda tekrar Allaha emanet olun 😉😉
14
Çoktan geçen seansı yazmadım farkındayım . Çünkü beni çok yıprattan süreçler yaşadım kendime aşırı sitres yaptıp geri başa sardım . Kocaman İstanbul da yapayanlız olmak cidden çok zor kendi ayaklarının üzerinde durmak ve sıfırdan başlamak her adamın harcı değil . Herkeze yetiştimde  bir kendime yetmedim şu kabalalık kocaman dünyada yapayalnız olmaktan . Anlatacak şey çok burayı böyle özetleyecek olursak . Bir aydır terapi gitmedim bugün Hüseyin hocamdan terapi almak için gittim .Çünkü omzumdaki bütün yüklerin hafifledi aşamadığım sorunların çözüm noktası kendisi oldu sağolsun . Ben anlattım terapi süreçinde bugün hocam dedim ben eşcinsellik süreçinde 35 yaşındayım son 7 veya 8 aydır bu süreçte girdiğim önceden sadece sanal sonradan bu son aylarda reele başladım . Bunun sebebi ise kendimi yalnızlığa mahkum hissediyorum ve instagram da hesap açık araş için olup birileri ile konuşmak işimdeki sıkıntıları anlatmak sonra bunun acıma duygusuyla işin sexse dönmesi asıl iğrençlik burda ya . Hocam bunları size anlatıyorum ama dedim benim şu koskaca İstanbul da sevdiğim güvendiğim insan sizsiniz çünlü sizden hem utanıyorum hemde benden nefret edersiniz diye düşünüyorum dedim . Bunları düşünme takma takıntı haline getirme dedi sağolsun . Çoçukla sanırım 4  veya 5 yaşlarında yaşıdığım  taciz olayları vardı bunları es geçmiştim dedim onları anlattım . Benim haberim olmadan iki kişi benden büyük bana aklım erdiğince kerkindiler ( yani yükseldiler ama izin vermedim )bunları anlattım . Köy yeri bir odanın içinde olduğumu ve babamın annemi zorla iştemediği halde cinsel ilişkiye zorlaması annemim iştemediği halde anneme şiddet uygulaması burda asıl babama öfkem kinim çocuk yaşta başlama sebebi idi . Fakirlik ne olsun bir oda 3 çocuk bir köşede banyo diğer kardeşlerim daha küçük olayların farkında değiller . Ne kadar bu süreçi duymak istemesem illaki duyuyordum . Bunlar benim hiç bilinç altından atamadığım şeyler . Yani bunları anlatmak sebebim hiçbir şeyi gizlemeyin düzelmek için bütün ne yaşadıysanız Hocaya o öfkelerinizi nefretinizi anlatın kusun ve rahatlayız oda sorunların nerden kaynaklandığını söylüyor. Çalıştığım memuriyet yaptığım kurumdaki kızlarla ilişkilerden bahsettim . Uzak dur dedi onların olaylarıiçselleştirme sana erkek arkadaşlarını anlatmalarına izin verme dedi düzelmek iştiyorsan . Bir tane Muğlalı biri var yanıma geli akşama kadar ne kadar erkek varsa bana anlatıyor hangisi yakışıklı hangisi iyi diye benden telkinde bulunma mı bekliyor . Alıştık bizde saf gibi yardımcı oluyorduk buda bizi asıl eşcinselliğe yönelten şeyler. Artık bu konulardan uzak durmak gerekiyor . Zaten bunu yapan bana geçenlerde sen oruspusun dedi bende zaten nöbet usulü çalışıyorum sabaha kadar saçma sapan insanlarla uğraşıyom onların sıkıntılarını çekiyorum bunları da yüklüyorum sırtıma kolay gibi ama inan içselleştirmemem gerekiyor . Kıza bana oruspu diyene bak dddim önce sen bir aynaya bak sen ne olduğunu görmüyorsun dedim biran ağzımdan çıkıverdi iyi bozuldu . Küstü Dışarı molaya çıktım hiçbir şey olmamış gibi geldi yanıma el kol hareketleri yaptı . Ben pişmanlık duyuyorum neden böyle yaptığım için asıl beni tetikleyen bunlar imiş insanlara karşı çok merhametli ve acıma duygusu ile çok davranıyorum . Asıl meselenin biride  şu insagram takıntı hale gelmeye başladı ben de çünkü canım sıkıldı mı veya kafaya bişey takınca burda birileri konuşunca rahatlıyorum sanıp dost arkadaş gibi olup kendimden ödün vermek imiş . Buluşutuğum kişileri sadece sevişmek sarılmak ama onlar benden zorla ilişki istiyorlar bende bir türlü cesaret edemiyorum ve yapamıyorum tam bir gaz Aktif bir şekilde sonra pişmanlığım beni mahvediyor ve boşalıyorum . Normal iken bunlar beni sede mahvediyor bunların hepsini ben kendi kendime yapıyorum ama bunun bilincindeyim ama bir türlü ruh halinden çıkmamıyom . Bana İnsagram da arkadaş veya dost olarak görmem bile hata çünkü amaç belli bunun artık biliçine varmam gerekli olduğunu anlatan hocam .İnsan ne yaparsa kendi kendine yapıyor kimse bize zorla bişey yapamaz tek bir sefer yapar bizim çocuk iken kendimizi ifade edemediğimiz zamanlar . Onun için kendi kendimize değer vermeliyiz dedi .Asıl mesele benim tam anlamıyla eşcinsel olarak kendimi kabul edemiyorum yaptığım davranışların hepsinin bir bunalıma sokunca kendimi bir çıkar yolu aramak ama bu yol birileriyle buluşup saçma sapan şekillere girmiş insanlarla dolu çünkü çoğunlukla herkes hayatını kabul etmiş .Benimde kabullenip kimliğimi bulmam imiş asıl mesela . Artık kafaya bişey takma yok insanlara güvenme konusunda temkinli davranmak ve hayatımda acıma ve hayırı yer etme zamanı geldi anlattı hocam bunları kafam yer dedirtti bugün kü seansta . Umarım sizlere ışık olabilmişimdir . Daha uzun uzaya yazacaktım spora başladım onun yorgunluğu var üzerimde yârında nöbet var yoğun bir iş temposu . Şunu beynize yer edinin olmuyacak veya başaramıyorum demiyeceksiniz kendinize değer vereceksiniz seveceksiniz kimse bizden daha üstün veya değerli değil . İnsanın kalitesi bu yönde artar ve özgüveni yükselir ve bişeyleri başarır . Hayatta kasamsar olmak yok bunu unutmayın. Allaha Emanet olun bana dua edin bu süreçi atlatalım keza aynı şekilde sizlerde 🙏💪
15
24 yaşındayım kendimi bildim bileli bu durumun içerisindeyim.Hüseyin hocaya tavsiye üzerine gittin adını daha önce internette görmüştüm ama cesaret edememiştim tedaviye.Hayat hikayemden bahsedeyim biraz iki kardeşiz aramızda 8 yaş var ben abiyim.Annem biraz dominat bir kadındı.Babam ise ilgisiz pasif bir adam.Ara sıra kızıp bağırırdı kendince babalık yapardı böyle.Kendini bununla kandırırdı.Hep kadınların arasında vakit geçirirdim bu beni olumsuz etkiledi.Babamla diyoloğumuz yoktu.Okul hayatımda erkekler benimle oynamazdı hep sınıfta sıramda tek başıma otururdum yalnız bir çocukluk geçirdim içimde çok fırtınalar kopuyordu.Ama dışarıya hep sus pus çocuktum sesimi kimseye çıkaramıyordum.Liseyi bakırköyde okudum çok berbat yıllardı ifşalar yaşadım.Özel hayat diye bir şey kalmamıştı benim için.Herkes bu yönümü konuşuyordu.Alay edenler uğraşanlar birde destekçilik yapıp bana gaz verenler,güya bana iyilik yaptılar.Yanlış bir yolun desteğide yanlış.Okulda kimse benimle ilgilenmedi.Bu konu yüzünden çok zorluk yaşadım.Lise sonda dine yöneldim.Zamanla namaz kılmaya başladım.Tefsir okudum bol bol.Dinimizle ilgili kitaplar okudum.Zamanla bu yanlış yoldan eşcinsellikten uzaklaştım.Allah beni pis yoldan doğru yola adım adım çekti adeta.Allah kulunu sever.Bizlerde onun kuluyuz.Biz ona yöneldikçe o bizi kendi yoluna doğru yola çekiyor bir şekilde.Ya bir insan aracılığıyla ya başka bir vesileyle.Bu arada ailem dindar insanlar değiller ben seküler yetiştirildim.Ama 18 yaşımda Allah beni doğru yola çekti.Siz rabbinize yönelin o da size bir şekilde sahip çıkar.Hüseyin hocaya bir kaç hafta önce gittim.Kendi öz babamla olnayan diyaloğu 1 saatte onunla kurdum.Bizim gibi insanlar genelde babalarıyla iyi bir iletişimi olmayan insanlardır ama hüseyin hoca bunun eksikliğini gideriyor kesinlikle onunla konuşamadığım şeyleri hocamızla konuştum.Şuan tedavinin başı ama ben düzelmek istiyorum Allahın izniyle bunu başarıcam
16
Erich Fromm’un Sevme Sanatı kitabını okurken kendi hayatımla ilgili hatalı olduğum bir şeyi hatırladım ve bunu sizinle de paylaşmak istiyorum..

Farz edelim ki bir çocuğa oyuncak bir araba aldınız. Çocuk onu çok seviyor, sonra aklına bir soru geliyor “Bunun içinde ne var?” Merakına yeniliyor ve oyuncağı parçalıyor. Belki içini görüyor ama artık oynayabileceği bir arabası kalmıyor...

Ya da bir muhabbet kuşuna hayran olan birini düşünün. Onun nasıl uçtuğunu, kanatlarının sırrını vs öğrenmek istiyor. Eğer bu merak uğruna kuşun kanatlarını koparırsa, geriye ne kalır? Artık ne kuş eskisi gibidir ne de merakı tatmin olmuştur.

Ben de buna benzer bir hata yaptım...

Sevdiğim insanın sosyal medya hesaplarına erişme fırsatım oldu. Başlangıçta bunun haklı bir nedeni vardı fakat zamanla bu durum, sevdiğim insanın “özünü keşfetme'' merakına dönüştü. Başkalarıyla yaptığı konuşmaları okumaya başladım (kusuruma bakmasın) O an fark etmedim ama bugün geriye dönüp baktığımda bunun sevgiyle yakından uzaktan bir alakası olmadığını görüyorum.

Çünkü sevgi, bir insanın bütün kapılarını açma hakkı değildir.

Biz bazen sevdiğimiz insanı tamamen tanımak istiyoruz. Hiçbir sırrı kalmasın, hiçbir düşüncesi bizden gizli olmasın istiyoruz. Oysa bu istek, çoğu zaman sevgiden değil; kontrol etme ve belirsizliği ortadan kaldırmaktan kaynaklanıyor.


Gerçek sevgi, sevdiğimiz insanın her yönünü bilmek zorunda olmak değil; bilmediğimiz alanlara da güven ve saygıyla yaklaşabilmektir..

17
Hayatlardan parçalar, hayata mektuplar (ziyaretçi karalama defteri) / Ynt: Dertleşmek
« Son İleti Gönderen: yay 03 Temmuz 2026, 11:13:25 ös »
Ben çocukluktan beri bir sıkıntım olduğu zaman kendi içime kapanırım. Hiç kimseye hiç bir şeyimi anlatmam. Bir şey paylaşan bir insan değilim. Yalnız kalmayı severim üzgün olunca. Yastıkları yumruklayip ağlar mıyım. Yok ağlamam da... Yani böyle tek başıma sessiz kalmayı tercih ederim.
18
Hayatlardan parçalar, hayata mektuplar (ziyaretçi karalama defteri) / Ynt: Dertleşmek
« Son İleti Gönderen: yay 02 Temmuz 2026, 11:05:16 ös »
Üzülmedim. Sadece tekrardan değersiz olduğumu hissettim.
19
ERDOĞAN: "SIRF LGBT BELASINI ELEŞTİRDİĞİ İÇİN SANATÇILAR, BİLİM ADAMLARI LİNÇ EDİLMEKTEDİR."




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bazı sanatçı, iş adamı ve bilim adamlarının "LGBT belasını" eleştirdikleri gerekçesiyle linç edildiğini ve adeta yaşayan birer ölüye çevrildiğini ifade etmiştir. Erdoğan, LGBT'yi aile yapısına yönelik bir tehdit olarak değerlendirmekte ve bu konudaki eleştirilere karşı toplumun korunması gerektiğini savunmaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konudaki tutumu ve konuşmalarında öne çıkan temel noktalar şunlardır:

Linç Kampanyaları: Erdoğan, LGBT yapılarına karşı duran veya eleştiri getiren bilim adamlarının, sanatçıların ve iş adamlarının haksız bir şekilde toplum veya medya tarafından hedef alındığını belirtmiştir.Aile Yapısının Korunması: Aile kurumunun toplumun temeli olduğunu vurgulayan Erdoğan, LGBT yönelimlerini aile değerlerine zarar veren bir "sapkınlık" ve "belâ" olarak nitelendirmiştir.

Toplumsal Direniş Çağrısı: Bu tür değerleri savunan ve eleştiri yapan kişilerin susturulmaya çalışıldığını belirterek, bu tehditlere karşı milli ve manevi değerlerin savunulması gerektiğine dikkat çekmiştir.


İstinaf Mahkemesi Psikolog Hüseyin Kaçın Hakkındaki Kararı Bozdu

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Hüseyin Kaçın hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü eksik araştırma ve yanlış kanun maddesi uygulanması gerekçesiyle kaldırdı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesi, Hüseyin Kaçın hakkında "3359 Sayılı Yasaya Aykırılık" suçundan verilen mahkûmiyet kararını bozdu.
Daire, ilk derece mahkemesinin eksik araştırmayla hüküm kurduğunu ve sanığın eylemine uygulanacak kanun maddesinin hatalı değerlendirildiğini belirtti.
14 Mayıs 2026 tarihli istinaf kararında, dosyanın yeniden incelenmesi gerektiğine hükmedildi.



YANLIŞ KANUN MADDESİ UYGULANDI
Kararda, ilk derece mahkemesinin sanığın sosyal medya ve internet ortamındaki faaliyetlerini 3359 sayılı Kanun kapsamında değerlendirerek mahkûmiyet kararı verdiği hatırlatıldı.
Bölge Adliye Mahkemesi, dosya kapsamındaki iddiaların sanığın "klinik psikolog" unvanını kullanması ve yalnızca klinik psikologların yapabileceği terapi faaliyetlerini yürüttüğü iddiasına dayandığını belirterek, eylemin 1219 Sayılı Kanun'un Ek 13. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekip gerekmediğinin araştırılması gerektiğini ifade etti.

BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ İSTENDİ
İstinaf Dairesi, sanığın sosyal medya hesapları ve internet paylaşımlarında yer alan faaliyetlerin gerçekten yalnızca klinik psikologlar veya psikiyatristler tarafından yürütülebilecek terapi hizmeti niteliğinde olup olmadığının uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kararda, alınacak bilirkişi raporunun ardından sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerektiği belirtilerek, mevcut haliyle eksik araştırmaya dayalı mahkûmiyet hükmünün isabetsiz olduğu kaydedildi.

Sağlık Müdürlüğünün İstinaf Başvurusu Reddedildi
Öte yandan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü vekilinin beraat hükümlerine yönelik yaptığı istinaf başvurusu da reddedildi.
Bölge Adliye Mahkemesi, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün davada suçtan doğrudan zarar gören taraf konumunda bulunmadığını, bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca davaya katılma ve istinaf başvurusunda bulunma hakkının bulunmadığına hükmetti.

DOSYA YENİDEN DEĞERLENDİRİLECEK
Bölge Adliye Mahkemesi, Hüseyin Kaçın hakkında verilen mahkûmiyet kararını bozarak dosyanın eksikliklerin giderilmesi amacıyla yeniden değerlendirilmesine karar verdi.
Kararda, sanığın eyleminin hukuki niteliğinin uzman bilirkişi raporu doğrultusunda yeniden belirlenmesi gerektiği vurgulanırken, bozma kararı oy birliğiyle alındı.

NE OLMUŞTU

2024 yılında
Psikolog Hüseyin Kaçın, “Devletin yapması gereken ilk iş trans ameliyatlarını engellemektir. Her trans ameliyatı devlet eliyle işlenen cinayettir” dedi ve Fatih'teki ofisi, eşcinsel terapi yaptığı için klinik psikolog unvanı olmadığı ve LGBT lobisinin yaptığı şikayetlerle mühürlenmişti.

Kaçın bunu LGBT lobisiyle FETÖ’nün ortak operasyonu olarak değerlendirmişti.

Eşcinselleştiremediklerimizden misiniz!

Devlet eliyle, Eşcinsel Terapi Merkezleri kurulma kararı alınabilseydi neler olurdu?

Envai çeşit LGBT oluşumları, dernekleri, sosyal medya operasyon kolları aynı anda;

Vay efendim…

‘Eşcinsel terapi mi olurmuş, siz Dünya Sağlık Örgütünden iyi mi biliyorsunuz?’ diye diye fikri vereni, uygulamaya koyanı linç üstüne linç ederlerdi.

Bizimkiler onlarla dalaşmaktansa çalıyı dolaşmayı her zaman tercih etmişlerdir.

Yalnız başına Psikolog Hüseyin Kaçın…

Eşcinsel terapi yöntemiyle, 40 yıl önce LGBT lobilerinin baskılarıyla ‘Eşcinsellik hastalık değildir’ kararı alan, eşcinsellik türevlerini hastalık tanı listelerinden çıkartan DSÖ’ye meydan okuyor…

Eşcinselliği terapi yönetimiyle iyileştirmeye başlayınca LGBT oluşumlarının hedefi haline geldi.

Tehdit edildi, saldırıya uğradı, ofisi basılarak yağmalandı…

Vazgeçmedi…

‘Eşcinselliğin Aile Hastalığı’ olduğunu, tedavi edilebileceğini söyledi ısrarla.

Söylemekle kalmadı; kurtulmak isteyenleri terapi seanslarıyla hastalığın pençesinden çekip aldı.

Sonra mı ne oldu?

Sadece eşcinsel terapi yapan Psikolog Kaçın’ın Fatih’teki merkezi CİMER’e şikayet edildi.

CİMER ne yaptı?

Şikâyeti İstanbul Sağlık İl Müdürlüğü’ne, oradan Fatih İlçe…

Sonuç?

Psikolog Kaçın'ın merkezi, Fatih Kaymakamlığı oluruyla kapatıldı.

Yetmedi…

Sağlık Bakanlığı, Savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İfadeye çağrıldı.

'Eşcinsel Terapi' talep eden ve  eşcinsellikten kurtulmayı bekleyen, normalleşmek isteyenler gelişmeleri şaşkınla izliyor.

Şu sese kulak verin;

“Ben küçük yaşlarda defalarca cinsel istismara uğradım.

Şimdiye kadar kendimden büyük, babam yaşında adamlarla çeşitli birliktelikler yaşadım.

Eşcinselliğin terapisinin olduğunu bilmiyor, ihtimal dahi vermiyordum.

Tesadüfen Psikolog Hüseyin Kaçın’ı duydum.

Kendisiyle görüştüm.

Çıkarı olmadan bütün dertlerimi saatlerce dinledi.

Terapilere devam etmeye başladım.

Bana ziyadesiyle faydası oldu.

Karşı cinse ilgi duymuyordum; zamanla duygusal açıdan kadınlara ilgi duymaya başladım.

Hüseyin Bey'in ofisi kapatıldı; terapilerimiz, seanslarımız yarım kaldı.

Devletin sorunlarımıza el atmasını beklerken tek dayanağımız, yegane sığınağımız Hüseyin Bey'in eşcinsel terapi yapmasının engellenmesi bizleri derinden sarstı.

Son günlerde devletimizin geleceği, dijital ortamlarda tehdit edildiğine yönelik haberler, açıklamalar okuyor, dinliyoruz.

Evli barklı çoluk çocuk sahibi 50-60 yaşında adamlar eşcinsel sitelerinde, 15-16-17 yaşında çocuklarla ilişki yaşamaktadır.

Gay fuhuş mafyası Türkiye’nin büyük şehirlerini, beş yıldızlı otelleri kuşatmış durumdadır.

Lütfen gençlerimizi eşcinsel tehlikesinden kurtarın…”

Kaçın tek başına mücadele ediyordu.

LGBT oluşumlarının çeşit çeşit dernekleri, sayısız avukatları, yurt dışı fonları sınırsız destekleri vardı.

İyileşmek isteyen eşcinsellere baskı uyguluyor, yardım aldıkları psikologları şikâyet mekanizmalarını kullanarak yıldırıyorlardı.

‘Madem eşcinselliğin tedavisi yok, olmayacağından eminsiniz, iyileşmek üzere mücadele verenlerden neden rahatsız oluyorsunuz?’

Değil mi?

Psikolog Kaçın’ın terapilerine katılarak iyileşen, normalleşen, evlenerek aile kuranları gördükçe çıldırıyorlar…

DSÖ envanterinde kayıtlı olmadığından eşcinselliği iyileştirecek diplomalı psikolog ve psikiyatrist, eşcinsel terapisti unvanı henüz yok.

Türkiye’nin tek eşcinsel terapisti, unvan yetersizliği bahanesiyle çalışamaz hale getirildi.

Destek istemiyordu, köstek olunmasa iyiydi.

Madem öyle…

Muhterem Milli Eğitim ve Aile Bakanı, Sayın Sağlık Bakanı;

BM’yi, DSÖ’yü, AB’yi, bilumum LGBT oluşumlarını, sosyal medya veyahut asosyal baskı gruplarını karşınıza alarak;

İllerde Eşcinsel Terapi Merkezleri kurmaya var mısınız?

Hazır Cumhurbaşkanı, “Hayâ, edep, şefkat, merhamet hasletlerinin günlük hayattan çekildiğini, insanı fıtratından kopartan LGBT'vari sapkınlıkların olmadığı kadar özendirilerek teşvik edildiğini…” söylemişken…

Durdurun şu hayasızca akın.
20
Çocukluk Döneminde Cinsel Kimlik Gelişimi ve Eşcinsel Eğilimlerin Psikodinamik Kökenleri: Hüseyin Kaçın Perspektifi
Çocukluk döneminde cinsel kimlik gelişimi ve bu süreçte ortaya çıkan yönelimsel sapmalar, bireyin ruhsal yapısının şekillenmesindeki en hassas aşamalardan biridir. Klinik psikoloji ve psikodinamik teoriler, çocuklarda cinsel yönelim eğilimlerinin gelişimini büyük ölçüde erken çocukluk yaşantılarına, ebeveyn-çocuk ilişkilerinin niteliğine ve aile içi rollerin dağılımına dayandırmaktadır1. Psikolog Hüseyin Kaçın’ın escinselterapi.net platformunda ve Haber Vakti gibi çeşitli yayın organlarında yayımlanan kapsamlı yazı dizileri ile makaleleri, çocukluk dönemindeki cinsel kimlik sapmalarının dinamiklerini derinlemesine ele almaktadır1. Özellikle klinik çalışmalarda öne çıkan bu yaklaşımlar, çocukluktaki eşcinsel eğilimlerin aile sistemindeki yapısal bozukluklarla olan doğrudan ve nedensel bağlarını incelemektedir1. Çocuklarda cinsel yönelim farklılaşmasının erken dönemde nasıl fark edilebileceği, ebeveyn rollerinin çocuk üzerindeki psikolojik yansımaları ve bu süreçte uygulanması gereken doğru klinik metodolojiler yazarın makaleleri ışığında kapsamlı bir şekilde analiz edilmelidir.
Aile Sistemindeki Yapısal Bozukluklar ve Cinsel Kimlik Gelişimi
Çocukluk döneminde sağlıklı bir cinsel kimlik gelişimi, aile içindeki rollerin dengeli dağılımı ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinin niteliği ile doğrudan ilişkilidir1. Hüseyin Kaçın'ın escinselterapi.net ve Haber Vakti mecralarında kaleme aldığı makalelerde, erkek çocuklarda eşcinsel eğilimlerin ortaya çıkışı, aile sistemindeki yapısal bozukluklar ve ebeveyn figürlerinin rollerindeki sapmalar ile açıklanmaktadır1. Normal gelişimsel süreçte anne, çocuk için sevgi ve duygusal kabulün birincil kaynağıyken; baba ise güveni, sınırları ve dış dünyaya açılan kapıyı temsil etmektedir1. Bu dengenin bozulduğu durumlarda, çocuğun psikoseksüel gelişiminde sapmalar gözlenmektedir1.
Aile yapısında annenin aşırı güçlü, baskın ve sistemi tek başına yöneten bir figür haline gelmesi, erkek çocuk için gelişimsel bir risk oluşturmaktadır1. Annenin bu yutucu gücü karşısında, babanın fiziksel ya da duygusal olarak ortamda bulunmaması, çocuğun kendisini ve annesini tanımlamasını zorlaştırmaktadır1. Yazarın köşe yazılarında vurguladığı üzere, anne ve babanın ayrılmış olması, babanın iş seyahatleri nedeniyle sürekli evden uzak kalması veya aile içinde tamamen pasif bir karakter sergilemesi, çocuğun erkeklik modelini içselleştirmesini engellemektedir1. Bu durumdaki erkek çocuk, annesinin kocası mı yoksa onun oğlu mu olduğu sorusuna yanıt bulamaz ve annenin yoğun çekim alanından kurtulabilmek amacıyla dürtülerini uzaktaki babaya ya da genel olarak erkek cinsine yönlendirir1. Böylece anne figürünün yutucu sevgisinden ve sistemik tahakkümünden kaçmak için bilinçdışı bir kararla kendi cinsini seçer1. Eşcinsel kişilik yapılanması, dinamik olarak bir sevgi ilişkisine karşılık gelirken; mazoşistik yapılanma ise bir tahakküm ilişkisini işaret etmektedir1.
Babanın Rolü ve Kastrasyon Korkusunun Dinamikleri
Erkek çocuğun cinsel gelişiminde babanın varlığı sadece bir rol model olmanın ötesinde, çocuğun dürtülerini yönlendireceği sınırları çizen bir otoritedir1. Ancak babanın korkulan, öfkeli ve tehditkâr bir imge olarak algılanması, çocukta derin bir psikolojik savunma mekanizmasını tetiklemektedir1. Yazarın analizlerine göre, babanın öfkesinden duyulan yoğun korku, çocuğun annesine yönelebilecek dürtülerini bir an önce babasına ya da diğer erkeklere kaydırarak bu tehlikeden kaçınma arayışına girmesine yol açmaktadır1. Dürtülerin babaya yönlendirilmesi, çocuk için cezalandırılmaktan kurtulmayı sağlayan garantili bir bilinçdışı çözüm haline gelmektedir1. Çocuk, anneden dürtülerini çekemediğini hissettikçe babasından duyduğu korku artmakta ve son çare olarak dürtüsel sevgi nesnesi olarak kendi cinsini seçmeye yönelmektedir1.
Kız çocuklarında ise eşcinsel yönelim gelişimi erkeklere oranla daha seyrek görülmektedir1. Kaçın'ın konuyu ele alan diğer makalelerinde belirttiği gibi kadın eşcinselliğinde, babanın kız çocuk için yeterli bir çekim oluşturamadığı ve kızın dürtülerini babaya yönlendiremeyip annede sabit kaldığı gözlemlenmektedir1. Bu durumdaki çocuk, annenin sisteminde kalmaya devam ederek kendi cinsine yönelik bir dürtüsel yönelim geliştirmektedir1.
Eşcinsel Eğilimlerin Çocuklukta Fark Edilme Biçimleri
Çocuklarda eşcinsel eğilimlerin fark edilmesi, onların akran ilişkilerinde, ebeveynlerine karşı geliştirdikleri tutumlarda ve kendilik algılarında gizlidir1. Kendi cinsiyetiyle sağlıklı bir özdeşleşme gerçekleştiremeyen erkek çocuk, kendi ruhsal yapısını güçsüz olarak algılarken, dış dünyadaki diğer erkekleri aşırı güçlü olarak tanımlamaktadır1. Bu durum, çocuğun kendi güçsüz ruhunu, güçlü sandığı kendi cinsinde aramasına neden olmaktadır1. Zamanla, güçlü görülen erkek akranlara veya yetişkin figürlerine karşı geliştirilen bu duygusal aktarımlar erotikleşmeye başlamaktadır1.

Gelişimsel Dinamik   Davranışsal ve Psikolojik Belirtiler   Bilinçdışı Amaç ve Çıkış Yolu
Baskın Anne ve Yok Sunulan Baba   Anneye aşırı bağımlılık, babadan kaçınma ve erkeklik modelinden uzaklaşma1.   Annenin yutucu çekim alanından ve sistemsel tahakkümünden kurtulma arayışı1.
Tehditkâr ve Cezalandırıcı Baba   Babaya karşı yoğun korku, kaygı ve onun öfkesinden kaçınma davranışları1.   Dürtüleri babaya kaydırarak kastrasyon tehlikesinden korunma garantisi1.
Güçsüz Kendilik Algısı   Kendi cinsinden güçlü akranlara aşırı hayranlık ve yoğun duygusal bağlanma1.   Kendi zayıf ruhsal yapısını, güçlü algılanan erkek figürüyle tamamlama çabası1.
Kız Çocuklarında Silik Baba   Babayla duygusal bağ kuramama, erkeklere karşı ilgisizlik ve anneye bağımlılık1.   Karşı cinse yönelik dürtü geliştirilememesi nedeniyle annenin sisteminde takılı kalma1.
Çocukluktaki bu sapmaların fark edilmesi, ebeveynlerin çocuklarının sosyal ilişkilerini ve duygusal eğilimlerini dikkatle gözlemlemesini gerektirir1. Erkek çocuğun hemcinsleriyle sağlıklı oyun ilişkileri kuramaması, erkek oyun gruplarından dışlanması veya kendisini tamamen kadınsı alanlara sınırlaması, yazarın makalelerinde dikkat çektiği üzere bu süreçteki rol karmaşasının en belirgin dışa vurumlarındandır1.
Klinik Terapi Süreçleri ve Dini Yaklaşımların Sınırları
Hüseyin Kaçın, eşcinselliğin ailesel ve sistemsel dinamiklerden kaynaklanan, tedavi edilmesi gereken bir cinsel kimlik sapması olduğunu savunmaktadır1. Bu süreçte başarıya ulaşabilmek için uygulanacak terapi yöntemlerinin bilimsel ve psikolojik sınırlarda kalması şarttır1. Yazarın "escinselterapi.net" platformundaki en net duruşlarından biri, terapi sürecinde konuya dini bir bakış açısı sunulmaması gerektiğidir; aksine bu tür yaklaşımların sürece zarar verdiği belirtilmektedir1. Dini kavramların süreçte irdelenmesi, eşcinsel eğilimleri olan bireylerin konuyu dini dogmalar, haram, günah, cehennemde yanmak veya tarihsel helak kıssaları üzerinden değerlendirmelerine yol açmaktadır1. Bu tür düşünceler koruyucu bir etki yaratabilse de asla iyileştirici bir nitelik taşımaz; aksine suçluluk duygusunu derinleştirerek eşcinselleşme sürecini hızlandırır ve kalıcı hale getirir1.
Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları genellikle eksik ve yetersiz kalmaktadır1. Bu sığ yaklaşımlar, soruna kalıcı çözümler getirmek yerine, dini kaygılarla yaşayan bireyleri daha büyük bir çıkmaza sürüklemekte ve dindar eşcinseller gibi çelişkili kavramların kabullenilmesine zemin hazırlamaktadır1. Gerçek anlamda iyileşme arayışında olan ve bu durumdan rahatsızlık duyan bireyler için tek çözüm, bu alanda deneyimli bir psikolog ile profesyonel terapi sürecine başlamaktır1. Terapi süreci, dini yargılardan tamamen arındırılmış, bireyin erken çocukluk dönemindeki ebeveyn ilişkilerini ve ruhsal yaralarını onarmaya odaklanan bir yaklaşımla yürütülmelidir1.
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10