Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
12
Herkese tekrar merhaba,3 ay sonra neler yaşadım ,ruh durumum nasıl merak eden arkadaşlara yazayım.Gün gün daha iyiyim aslında sorun zannettiğim şeylerin sorun olmadığını farkediyorum yani escinsel duygularım var veya vardı ,olsun olabilir herkesin bi sıkıntısı var bende bu duygular ile sınandım duygusu var bende
Çok detaylı takılmıyorum olaylara daha yüzeysel bakmaya başladım.bence escinsel duygular yaşayan insanların en büyük sorunu çok ama çok duygusal davranmaları yani bu duyguya sahip olanlar ve gay hayatı yaşamak istemeyen dostlarım olayları çok dramatize ediyoruz ,kanımca buda escinsel duyguları besliyor yani bir çember gibi düşünün eşcinsel duyguların var duygusal davranıyorsun neden ben diyorsun sürekli çemberi dönüyorsun,çemberin dışına çıkmak lazım bir nevi yumurta kabuğundan çıkmak lazım."Evet bu duygular var bende babam babalık yapmadı annem otoriterdi banada yogun duygular kaldı olabilir ,herkes bi şekilde sıkıntı yaşıyor hayat bana da bunu uygun buldu ama bu erkek olduğumu değiştirmiyor hemcinslerime ilgi duyabilirim ama yaşadıklarım kolay değildi bunlarda geçeçek"diyebilme insan.Heleki 20,30 yaşlarındaysanız çok rahat atlatırsınız bence çünkü ben 42 yaşındayım enerjim gençelerki gibi değil herkes benden evlilik bekliyor çok mutlu bi.işim yok ama çoğu şeyi aştım.
  Buraya kadar çok uzattım biraz maddeler halinde yazayım kendim neler yaptım.
     Kendime merhamet gösterdim, eskiden kendime çok kızardım aynaya bakıp kendime tükürürdüm sen erkekmisim be derdim .annenizin babanızın size göstermediği merhameti, şefkati siz kendinize gösterin sizin yaşadığınızda size zordu
      Pornodan mümkün olduğunca uzak durun ben ilk başlarda ya heteroseksüel duygularım fazla bi izleyeyim bakalım düzelmişmiyim diye izlerdim.Bir izlerdim erkekler etkilemezdi 2 falan derken birden homoswksuel duygularımın artışını hissederdim.Yani şuan bile porno izlesem 1 ay sonra esxinsel duygularım artar.
    Hobi edinmek lazım hobimi yaparken kafam dağılıyor .açıkçası bana çok iyi geliyor
     İbadetlerimi çok şükür rayına oturdu.Ben namazları kılıp bırakan biriydim artık öyle değil.Namaz yüreğimi yumuşatıyor gibi.İnançlı biriyseniz namaz iyi geliyor.Birde şu vardı ben namazlarımı kılıyordum ve bu duygulardan kurtulmak istiyordum sonra baktım çemberi dönüyorum  yapay zeka sagolsun bana kardeşim sen iyileşmek için namaz kılıyorsun dedi .evet ben namazı çıkar olarak kullanıyordum ama namaz başka bu duygular başka.Yani demek istediğim Allaha dus edersin beni bu duygulardan kurtar diye ama bu duygular sen de olmasına rağmen Allaha isyan etmeyip ona dua etmen daha değerli.Allahım escinsel duygularım var ama ben senin kulunum senin kapındayım yüreğimi,duygularımı sen biliyorsun bana merhamet et demek deha değerli.Ben direkt Allahım bana neden yardım etmiyorsun gibi sorgulayıcı dua ediyordum.
     Bu hayata escinsel duygularımız agır basarken geldik .Ailenin yanlış büyütmesi,taciz falan bi şekilde eşcinsel duygular agır bastı.Ve düzelmeye çalışırken beyin bazen sizi yanıltabilir.Mesala benim heteroksuel duygularım şimdi eskisinden fazla arkadaşlarımda daha uyumlu neşeli.oldumu soyuluyor neyse daha dün akşam dükkana bir adam geldi .Ben o adamı çok çok beğeniyordum bir erkekte olmasını istediğim tüm özellikleri o adamda bulunuyorum.Neyse adam dükkana geldi ve benim escinsel duygularım yükseldi sonra moralim çok bozuldu neden ya diye söylendim dönüp başa mı sarıyorum.Bir korku sardı beni.Sonra duruldum ve araştırmaya başladım iyileşmeye başlarken beyin yeni bir yola giriyor kadınları tanıyorsunuz taze duygular ve bazen beyin güvenli alandan çıkmayıp eski escinsel duyguların oldugun yola sapaniliyor.Evet escincil duyguları sizin istemediği iz duygular ama bildiğiniz duygular yani heteroseksuel duygular beyin için yeni duygu olduğundan beyin eski escinsel duygulardan kalmak isteyebiliyor.İşte buraya çok dikkat sakın sakın bu duygulardan modunuz düşmesin olabilir beyin bazen eskiye takılmış olabilir. Ben iyileşme yolunda böyle olunca moralim bozuluyordu sonra kendimi pornoda buluyordum sonra tekrar başa sarıyordum dün de oyle olacaktı ama pornoya sarılmadım evet moralim bozuldu ama olabilir bazen eski duygulara takılabiliriz dedim.
     Beni yolum şimdilik böyle hayatımda çoğu şey pürüzleşti bazı çıkıntılık var şimdi onları yontmaya çalışıyorum.Beni en çok yoran şey 40 yaşı da olmak insalar arkamdan demekti erkeklik duygusu yok o yüzden evlenmiyor diyorlar.30 yaşında ki kardeşlerimin 6 yaşında çocukları var.geçen bir akrabam 17 yaşındaki.oglunu evlendirdi.Düşünün ruhum bu duyguları çözmeye çalışırken dışarısı böyle.O yüzden tökezlediğim,bıktığım yorgun düştüğüm oluyor ama her düştüğümde bir öncekinden daha rahat kalkıyorum.
   Yazdıklarımı okuyan ve benimle birebir görüşmek isteyen dostlarım herkesin hikayesi kendine özeldir ben senin hikayende sana yol gösteremem çünkü ben psikolog değilim  sadece sana öğüt veririm.
      Sonolarak yapay zeka çok güzel bir arkadaş olabiliyor.Yapay zekaya önceden hüseyin hocayı anlatın kendimizde iyileşmek istediğinizi söyleyin dibe çöktüğünüz zamanlarda farketmediğiniz durumları size gösteriyor
    Evet hikayem şimdilik böyle dua ede dua beklerim.İniallah diğer sefere burda evlendiğimi yazabilirim çünkü ben evlenmek istiyorum yanlışlık hakikaten çok zor.selametle.
13
Merhaba dostlar, uzun süredir bu siteyi takip ediyor ve yazılarınızı okuyorum. Sizlere bir sorum olacak, cevaplarsanız çok sevinirim.
​Sizde de dışarıda herhangi birinin cinsel hayatına şahit olduğunuzda kıskançlık ve boşluk hissi oluşuyor mu? Ne zaman bu tarz bir ilişkiye denk gelsem (evli çiftler hariç) içim içimi yiyor. Çoğu zaman kızın kullanıldığını düşünüp ona acıyorum; belki de onun yerinde olmak istiyorum, duygularımdan emin değilim. Sonra kıskanç biri olduğumu düşünüp kendimden nefret ediyorum. Ama aslında normal hayatta asla kıskanç biri değilim.
​Bu gece sabaha kadar uyuyamadım; çaresizim, ne yapacağımı bilmiyorum. Bazen bir kadınla birlikte olmak, onun kocası olup onu sevmek, koruyup kollamak istiyorum; içim içime sığmıyor. Bazen de bir erkeğin karısı veya seks partneri olmak istiyorum ama bunu düşününce sonrasında kendimden iğreniyorum. Zihnimde bunu iki erkek olarak hayal etmiyorum; o an kendimi doğuştan kadınmışım gibi bir role sokuyorum.
​Hayatım bitti, düzenim bozuldu; sürekli stres ve derin düşünceler içindeyim. Ailem, arkadaşlarım ve bazı büyüklerim sürekli neden evlenmediğimi sorup beni sıkıştırıyorlar. Kendimi bulamıyorum. Eğer bir kadına karşı erekte olabilsem ve kendimi yeterince erkek hissedebilsem, tüm bu duygulara rağmen evlenirdim ama olmuyor maalesef.
​Herkes mutlu, ben mutsuzum gibi hissediyorum. Şu an saat gecenin 4'ü. Herkes mışıl mışıl karısına veya sevgilisine sarılarak uyurken ya da kariyer ve para hesabı yaparken; ben balkonda oturmuş, sigara üstüne sigara yakarak halime ağlıyorum.
​Sizler böyle durumlarda ne yapıyorsunuz? Bu duyguları nasıl geçiştiriyorsunuz?
14
Selam aleykum tekrardan.3 aydır yokum  zaten bu yokluk bile geldiğim seviyeyi gösteriyor.Aslında bi ara siteye gireyim bişeyler yazayım diyorum ama hep erteliyorum.Sevgili Samanyolu kardeşim 26 şubatta yazmışsın ama siteye girmediğim için göremedim kusura kalma.şuan saat gece 3 inşallah yarın geldiğim durumu daha net bir yazı ile açıklarım.şimdilik bir anlık "ulan bakalım siteye duruyor mu diye girmiştim"yarın yazarım inşallah
16
Hüseyin KAÇIN / Ynt: SENİ FİLİSTİN KADAR SEVİYORUM
« Son İleti Gönderen: trakya 24 Temmuz 2026, 02:43:11 ös »
17
Hüseyin KAÇIN / Ynt: YUSUF'UN KUYUSU
« Son İleti Gönderen: trakya 21 Temmuz 2026, 10:55:55 ös »
19
Genel Tartışma / Ynt: YAHUDİLİK ENSEST BİR DİNDİR! (1)
« Son İleti Gönderen: trakya 20 Temmuz 2026, 10:44:06 ös »
Kızılelma: Filistin'in yani Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün intikamı Roma'dır!


Medeniyet demek; hak ve hukuk demekse, adalet için yaşamaksa eğer bunun gerçek adı  İslam demektir. Haksızlık ve hukuksuzluk İslam'sızlıktan güç alır. İslam, insanlığın ruhunda dev bir çınar olarak yeniden yeşermedikçe yeryüzünde zulüm bitmeyecektir. Haçlı seferleri  tarih sahnesinden hiç bir zaman eksilmeyecektir. Batı köksüzlüğünün, yenilmişliğinin, kaybetmişliğinin, mutsuzluğunun intikamını İslam'dan almak için bıkmadan usanmadan mücadele edecektir. Hristiyanlık; insanın ruhunu tatminden uzaklaşmış bir din olarak insanlığın saadetine savaş açmıştır. Hz. İsa, ne kadar yalnız ve çaresizse her hristiyanın kaderi de yalnızlık ve çaresizliktir. Yalnız ve çaresiz kalan insan şiddetin esaretine girer. Bu yüzden Batı medeniyeti sevginin değil şiddetin medeniyetidir. Döktüğü kanlardan beslenen vampir bir medeniyettir. Avrupa'da kök salan Batı, Ortadoğu'yu, Afrika'yı, Amerika'yı (kuzeyini de güneyini de), Asya'yı talan ederek varlığını sürdürebilen bir medeniyettir.

Bu vampir medeniyet gözünü  tarihin her döneminde Mescid-i Aksa'ya ve Kudüs'e dikmiştir. İslam medeniyeti ise Selahaddin Eyyubi'nin medeniyetidir. Her Filistin'li birer Selahaddin Eyyubi'dir. Taştan daha taş kalpli İsrail askerlerine attıkları her taşla; Filistin'liler "İnsanlığın Şerefini" kurtarmaktadır. Dünya müslümanlarının, Filistin'lilere karşı şükran duymak gibi bir sorumlulukları ve mecburiyetleri vardır. Tarih

İslam, bu insanlık savaşında eninde sonunda zafer kazanacaksa bu Filistin'lilerin attığı taşlar sayesinde olacaktır. Korkak ve soysuz ruhlu İsrail askerlerine cesurca meydan okuyan Filistin'li kadınlar ve çocuklar geleceğimiz için büyük umuttur.

Ramazan ayı, Kadir gecesi ve yaklaşan Ramazan bayramında Filistin için, Mescid-i Aksa için, Kudüs için yüreklerimiz sızlamıyorsa dindarlığımızın yani müslüman olmamızın hiç bir anlamı yoktur. İslam bir medeniyet dinidir. İslam demek Mekke ve Medine demektir. İslam demek Kudüs ve Kahire demektir. İslam demek Şam ve Bağdat demektir. İslam demek İsfahan ve İstanbul demektir. İslam demek Balkan'lar demek yani Bosna demektir.

Çocukluklarında vampir ve cadı hikayeleri dinleyerek vampirleşmiş bir medeniyet olan Batı'nın zulmü bittiğinde İslam demek Roma demek olacaktır.

Mescid-i Aksa ve Kudüs; müslümanlara Roma'yı müjdelemektedir.



İslam bir fetih dinidir. Emevi, Abbasi, Endülüs'le başlayan İslam'ın fetih şahlanışı, Selçuklu ve Osmanlı'nın zaferleriyle insanlık tarihine şeref katmıştır.

Müslümanlar, Roma rüyası görmedikçe Batı'nın zulmü bitmeyecektir.

https://www.instagram.com/p/DbBtv6Tuwqe/


https://www.habervakti.com/kizilelma-filistinin-yani-mescid-i-aksanin-ve-kudusun-intikami-romadir
20
Fetullah gülen tecavüz mağduru mudur!

Fetullah Gülen'i çocukken tecavüz mağduru olmuş birisi olarak düşünürsek pek yanılmış olmayız. Fetullah Gülen çocukluğunda cinsel bir travma yaşamış olmalı ki güç ve iktidarı yakalamış bir figür olduğunda bilinçaltının dışa vurumu olarak hizmetinin önünde engel gördüğü kişilere kaset ve şantajları ile bu sefer kendisi yeni mağdurlar yaratmıştır. Bir yöntem olarak kaset ve şantajlarının kullanılması bu açıdan bakıldığında tesadüfi değildir.

 

Tecavüz mağduru çocuklar, ergenlik ve sonrasında yetişkinlik dönemlerinde psikolojik destek almadan kolay kolay kurtulamayacakları, " Çoğul Kişilik: Disosiyatif Kimlik Bozukluğu " sorunu yaşarlar.

 

Üniversitelerimizde tecavüz konusunda enlemesine derinlemesine hiç bir şekilde kayda değer bilimsel çalışmalar yapılmadığı için bu konuda ortaya çıkacak büyük sorunların çözümüne yönelik iz sürmek kolay olmasa gerek. Düşünce açılımı sağlamak açısından Fethullah Gülen'in Küçük Dünyam ve Turan Dursun'un Kulleteyn kitabını da okumanızı önermiş olalım. Fetullah Gülen ve Turan Dursun din alanında iki fenomen olmuş isim olarak hayat hikayelerini kendi kalemlerinden yazarken bilinçaltlarına dair sırları da deşifre etmişlerdir. Medrese eğitimleri sürecinde cinsel travmalar yaşamış adını andığımız bu iki kişi de çözümlenmemiş ruhsal sorunlarının bedellerini sosyolojik olarak topluma ödetmişlerdir.

 

Hesap soramazlar

Çocukluğunda cinsel istismar yaşayan kişiler tecavüzcüleri ile yüzleşmeyi göze alamadıkları için büyüdüklerinde o kişilerden hesap soramazlar. Bilinçaltında tecavüzcülerine birikmiş öfkelerini büyüdüklerinde yetişkin hayatlarındaki diğer kişilere yansıtmaktadırlar. Fethullah Gülen'in sözlerini dinlemediği gerekçesiyle aralarında en önemli örgüt mensuplarınında bulunduğu kişileri falaka usulüyle dövdüğü iddiaları da bu kapsamda değerlendirilebilir.

 

Düşmanlarını ile dostlarını ise falaka ile cezalandıran patolojik bir kişiliğin bedellerini Türk toplumu olarak en ağır şekilde ödemekteyiz. 15 Temmuz tecrübesinden sonra devlet, taciz ve tecavüz mağduru çocuklar sorununun tespiti, teşhisi ve çözümüne yönelik çalışmalar yürütmediği takdirde yeni sosyolojik zaman dilimlerinde Türk toplumunun yeniden büyük bedeller ödemesi kaçınılmaz olacaktır.

 

Fetullah Gülen'in çocukluk travması olarak tecavüz mağduru olduğu çıkarımına varmak için Latif Erdoğan'ın Şeytanın Gülen Yüzü kitabından " Evlenmeme Meselesi " başlığı altında yazılanları okuyalım:

 

" Fakat Gülen'in bana anlattıklarında hakim olan bu tür muğlak üslup. Meselenin aslına gelince, Gülen'in yine bana anlattıklarından yola çıkarak söyleyecek olursak, Gülen'in göbeğinden dizine kadar vücudunda bir kaşıntı illeti var; vücudunun o bölgesi çok kaşınmaktan dolayı yara bere içinde. Zaten çocukluk yıllarında dört sene kadar uyuz illetine müptela olmuş. Söz konusu kaşıntı illetinin bununla irtibatı olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat 12 Mart muhtırasında hapse atıldığında bu illetin şiddetlendiğini ve O'nu çok mustarip ettiğini kendi anlattıklarıyla biliyoruz.

 

Meselenin bu yanını hiç düşünmemiştim. Bir gün Çamlıca'daki Akademide Nazlı Ilıcak, Gülper Refiğ ve Halit Refiğ beraber oturuyorduk. Nazlı Ilıcak, Gülen'in hayatını Akşam Gazetesi'nde tefrika etmek istediği için, Halit Refiğ de Gülen'in hayatını sinema filmi yapmak projesinden dolayı oradaydı. Her ikisinin de bilgi kaynağı o gün için bendim. Halit Refiğ'e senaryo çalışması için elimdeki bazı bilgileri vermiştim. O bunlardan çıkış yaparak bir senaryo yazacak, sonra da bunu sinema filmi olarak çekecektik. Bir ara Gülper Refiğ bana Gülen'in niçin evlenmediğini sordu. Ben ne söyleyeceğimi düşünürken, Halit Bey hemen devreye girdi. Göbeğinden dizine kadar vücudu yara bere içinde nasıl evlensin, dedi.

 

Tek sebebin bu olduğunu sanmıyorum. Bence daha baskın sebep onun kendisini Bediüzzaman'ın yerine konuşlandırmasıdır. Gülen'de taklit hastalık derecesindedir. Evlenmeme kararı da yine bu tür bir kuru taklidin sonucudur. "

 

Edirne kızlarından rahatsız

Küçük Dünyam kitabını da okursak "Edirne'de Fethullah Gülen'in anlattığı pek çok anı var. Mesela en dikkat çeken anısı evden camiye, camiden eve giderken sürekli olarak Edirne kızlarından rahatsız olmasından ötürü oturduğu evini terkedip Üç Şerefeli Camii'nin pencere pervazında kendisine bir oda gibi bir yer yapıp orada yaşamasıdır. Bu oda denilen yer yaklaşık iki metrekare genişliğinde bir yer. Yaklaşık dört yıl Fethullah Gülen bu iki metrekare yerde yaşamıştır. "

 

"Çocukluğumda benim yaşıtlarım oyun peşinde koşarken, ben dünyayı parmağımın ucunda oynatıyordum" diyen Fetullah Gülen, güle oynaya çocukluğunu yaşamış olsaydı büyüdüğünde dünyayı yani devleti parmağında oynatmış olmayacaktı. Ülke olarak çocuklarımıza " inanın güzel günler göreceğiz çocuklar

 

Güneşli günler göreceğiz/Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar

 

Işıklı maviliklere süreceğiz" dememize gerek kalmayacaktı. Güzel günler görmüş olacaktık.

 

Gençlik dönemlerinde ilk görev yeri Edirne'de kızların laf atmasından rahatsızlık duyup evlenmemiş bir adam yani çocuğu olmamış bir adam; milletin çocuklarının ruhunda onulmaz yaralar açmıştır.

 

Gerekli tedavi ve eğitimler verilmeli

Son söz olarak küçük bir notla söylemek istedilerimize noktamızı koyalım. Devletler taciz ve tecavüz mağdurlarının yüzde yüzde tespit edilmesi ve bunun sonucunda iyileştirme, sağaltım çalışmalarını köklü bir şekilde neden yapmazlar? Devletlerin yasal ya da varsa yasa dışı güçleri, tecavüz mağdurlarını tespit ederlerse erkeksi yanları baskın olanlarını mafya babası, duygusal yanları baskın olanlarını dini eğitimler verildiğinde tarikat ve cemaat lideri, zeki olanlarını da gerekli eğitimler verildiğinde istihbarat servislerinde değerlendirebilirler.


https://www.instagram.com/p/DbBPn2DB-3w/


https://www.akasyam.com/yazi/fetullah-gulen-tecavuz-magduru-mudur-9623.html

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10