Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Hüseyin KAÇIN / Ynt: YUSUF'UN KUYUSU
« Son İleti Gönderen: trakya 21 Temmuz 2026, 10:55:55 ös »
3
Genel Tartışma / Ynt: YAHUDİLİK ENSEST BİR DİNDİR! (1)
« Son İleti Gönderen: trakya 20 Temmuz 2026, 10:44:06 ös »
Kızılelma: Filistin'in yani Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün intikamı Roma'dır!


Medeniyet demek; hak ve hukuk demekse, adalet için yaşamaksa eğer bunun gerçek adı  İslam demektir. Haksızlık ve hukuksuzluk İslam'sızlıktan güç alır. İslam, insanlığın ruhunda dev bir çınar olarak yeniden yeşermedikçe yeryüzünde zulüm bitmeyecektir. Haçlı seferleri  tarih sahnesinden hiç bir zaman eksilmeyecektir. Batı köksüzlüğünün, yenilmişliğinin, kaybetmişliğinin, mutsuzluğunun intikamını İslam'dan almak için bıkmadan usanmadan mücadele edecektir. Hristiyanlık; insanın ruhunu tatminden uzaklaşmış bir din olarak insanlığın saadetine savaş açmıştır. Hz. İsa, ne kadar yalnız ve çaresizse her hristiyanın kaderi de yalnızlık ve çaresizliktir. Yalnız ve çaresiz kalan insan şiddetin esaretine girer. Bu yüzden Batı medeniyeti sevginin değil şiddetin medeniyetidir. Döktüğü kanlardan beslenen vampir bir medeniyettir. Avrupa'da kök salan Batı, Ortadoğu'yu, Afrika'yı, Amerika'yı (kuzeyini de güneyini de), Asya'yı talan ederek varlığını sürdürebilen bir medeniyettir.

Bu vampir medeniyet gözünü  tarihin her döneminde Mescid-i Aksa'ya ve Kudüs'e dikmiştir. İslam medeniyeti ise Selahaddin Eyyubi'nin medeniyetidir. Her Filistin'li birer Selahaddin Eyyubi'dir. Taştan daha taş kalpli İsrail askerlerine attıkları her taşla; Filistin'liler "İnsanlığın Şerefini" kurtarmaktadır. Dünya müslümanlarının, Filistin'lilere karşı şükran duymak gibi bir sorumlulukları ve mecburiyetleri vardır. Tarih

İslam, bu insanlık savaşında eninde sonunda zafer kazanacaksa bu Filistin'lilerin attığı taşlar sayesinde olacaktır. Korkak ve soysuz ruhlu İsrail askerlerine cesurca meydan okuyan Filistin'li kadınlar ve çocuklar geleceğimiz için büyük umuttur.

Ramazan ayı, Kadir gecesi ve yaklaşan Ramazan bayramında Filistin için, Mescid-i Aksa için, Kudüs için yüreklerimiz sızlamıyorsa dindarlığımızın yani müslüman olmamızın hiç bir anlamı yoktur. İslam bir medeniyet dinidir. İslam demek Mekke ve Medine demektir. İslam demek Kudüs ve Kahire demektir. İslam demek Şam ve Bağdat demektir. İslam demek İsfahan ve İstanbul demektir. İslam demek Balkan'lar demek yani Bosna demektir.

Çocukluklarında vampir ve cadı hikayeleri dinleyerek vampirleşmiş bir medeniyet olan Batı'nın zulmü bittiğinde İslam demek Roma demek olacaktır.

Mescid-i Aksa ve Kudüs; müslümanlara Roma'yı müjdelemektedir.



İslam bir fetih dinidir. Emevi, Abbasi, Endülüs'le başlayan İslam'ın fetih şahlanışı, Selçuklu ve Osmanlı'nın zaferleriyle insanlık tarihine şeref katmıştır.

Müslümanlar, Roma rüyası görmedikçe Batı'nın zulmü bitmeyecektir.

https://www.instagram.com/p/DbBtv6Tuwqe/


https://www.habervakti.com/kizilelma-filistinin-yani-mescid-i-aksanin-ve-kudusun-intikami-romadir
5
Fetullah gülen tecavüz mağduru mudur!

Fetullah Gülen'i çocukken tecavüz mağduru olmuş birisi olarak düşünürsek pek yanılmış olmayız.

https://www.instagram.com/p/DbBPn2DB-3w/
6
Fetullah gülen tecavüz mağduru mudur!

Fetullah Gülen'i çocukken tecavüz mağduru olmuş birisi olarak düşünürsek pek yanılmış olmayız. Fetullah Gülen çocukluğunda cinsel bir travma yaşamış olmalı ki güç ve iktidarı yakalamış bir figür olduğunda bilinçaltının dışa vurumu olarak hizmetinin önünde engel gördüğü kişilere kaset ve şantajları ile bu sefer kendisi yeni mağdurlar yaratmıştır. Bir yöntem olarak kaset ve şantajlarının kullanılması bu açıdan bakıldığında tesadüfi değildir.

 

Tecavüz mağduru çocuklar, ergenlik ve sonrasında yetişkinlik dönemlerinde psikolojik destek almadan kolay kolay kurtulamayacakları, " Çoğul Kişilik: Disosiyatif Kimlik Bozukluğu " sorunu yaşarlar.

 

Üniversitelerimizde tecavüz konusunda enlemesine derinlemesine hiç bir şekilde kayda değer bilimsel çalışmalar yapılmadığı için bu konuda ortaya çıkacak büyük sorunların çözümüne yönelik iz sürmek kolay olmasa gerek. Düşünce açılımı sağlamak açısından Fethullah Gülen'in Küçük Dünyam ve Turan Dursun'un Kulleteyn kitabını da okumanızı önermiş olalım. Fetullah Gülen ve Turan Dursun din alanında iki fenomen olmuş isim olarak hayat hikayelerini kendi kalemlerinden yazarken bilinçaltlarına dair sırları da deşifre etmişlerdir. Medrese eğitimleri sürecinde cinsel travmalar yaşamış adını andığımız bu iki kişi de çözümlenmemiş ruhsal sorunlarının bedellerini sosyolojik olarak topluma ödetmişlerdir.

 

Hesap soramazlar

Çocukluğunda cinsel istismar yaşayan kişiler tecavüzcüleri ile yüzleşmeyi göze alamadıkları için büyüdüklerinde o kişilerden hesap soramazlar. Bilinçaltında tecavüzcülerine birikmiş öfkelerini büyüdüklerinde yetişkin hayatlarındaki diğer kişilere yansıtmaktadırlar. Fethullah Gülen'in sözlerini dinlemediği gerekçesiyle aralarında en önemli örgüt mensuplarınında bulunduğu kişileri falaka usulüyle dövdüğü iddiaları da bu kapsamda değerlendirilebilir.

 

Düşmanlarını ile dostlarını ise falaka ile cezalandıran patolojik bir kişiliğin bedellerini Türk toplumu olarak en ağır şekilde ödemekteyiz. 15 Temmuz tecrübesinden sonra devlet, taciz ve tecavüz mağduru çocuklar sorununun tespiti, teşhisi ve çözümüne yönelik çalışmalar yürütmediği takdirde yeni sosyolojik zaman dilimlerinde Türk toplumunun yeniden büyük bedeller ödemesi kaçınılmaz olacaktır.

 

Fetullah Gülen'in çocukluk travması olarak tecavüz mağduru olduğu çıkarımına varmak için Latif Erdoğan'ın Şeytanın Gülen Yüzü kitabından " Evlenmeme Meselesi " başlığı altında yazılanları okuyalım:

 

" Fakat Gülen'in bana anlattıklarında hakim olan bu tür muğlak üslup. Meselenin aslına gelince, Gülen'in yine bana anlattıklarından yola çıkarak söyleyecek olursak, Gülen'in göbeğinden dizine kadar vücudunda bir kaşıntı illeti var; vücudunun o bölgesi çok kaşınmaktan dolayı yara bere içinde. Zaten çocukluk yıllarında dört sene kadar uyuz illetine müptela olmuş. Söz konusu kaşıntı illetinin bununla irtibatı olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat 12 Mart muhtırasında hapse atıldığında bu illetin şiddetlendiğini ve O'nu çok mustarip ettiğini kendi anlattıklarıyla biliyoruz.

 

Meselenin bu yanını hiç düşünmemiştim. Bir gün Çamlıca'daki Akademide Nazlı Ilıcak, Gülper Refiğ ve Halit Refiğ beraber oturuyorduk. Nazlı Ilıcak, Gülen'in hayatını Akşam Gazetesi'nde tefrika etmek istediği için, Halit Refiğ de Gülen'in hayatını sinema filmi yapmak projesinden dolayı oradaydı. Her ikisinin de bilgi kaynağı o gün için bendim. Halit Refiğ'e senaryo çalışması için elimdeki bazı bilgileri vermiştim. O bunlardan çıkış yaparak bir senaryo yazacak, sonra da bunu sinema filmi olarak çekecektik. Bir ara Gülper Refiğ bana Gülen'in niçin evlenmediğini sordu. Ben ne söyleyeceğimi düşünürken, Halit Bey hemen devreye girdi. Göbeğinden dizine kadar vücudu yara bere içinde nasıl evlensin, dedi.

 

Tek sebebin bu olduğunu sanmıyorum. Bence daha baskın sebep onun kendisini Bediüzzaman'ın yerine konuşlandırmasıdır. Gülen'de taklit hastalık derecesindedir. Evlenmeme kararı da yine bu tür bir kuru taklidin sonucudur. "

 

Edirne kızlarından rahatsız

Küçük Dünyam kitabını da okursak "Edirne'de Fethullah Gülen'in anlattığı pek çok anı var. Mesela en dikkat çeken anısı evden camiye, camiden eve giderken sürekli olarak Edirne kızlarından rahatsız olmasından ötürü oturduğu evini terkedip Üç Şerefeli Camii'nin pencere pervazında kendisine bir oda gibi bir yer yapıp orada yaşamasıdır. Bu oda denilen yer yaklaşık iki metrekare genişliğinde bir yer. Yaklaşık dört yıl Fethullah Gülen bu iki metrekare yerde yaşamıştır. "

 

"Çocukluğumda benim yaşıtlarım oyun peşinde koşarken, ben dünyayı parmağımın ucunda oynatıyordum" diyen Fetullah Gülen, güle oynaya çocukluğunu yaşamış olsaydı büyüdüğünde dünyayı yani devleti parmağında oynatmış olmayacaktı. Ülke olarak çocuklarımıza " inanın güzel günler göreceğiz çocuklar

 

Güneşli günler göreceğiz/Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar

 

Işıklı maviliklere süreceğiz" dememize gerek kalmayacaktı. Güzel günler görmüş olacaktık.

 

Gençlik dönemlerinde ilk görev yeri Edirne'de kızların laf atmasından rahatsızlık duyup evlenmemiş bir adam yani çocuğu olmamış bir adam; milletin çocuklarının ruhunda onulmaz yaralar açmıştır.

 

Gerekli tedavi ve eğitimler verilmeli

Son söz olarak küçük bir notla söylemek istedilerimize noktamızı koyalım. Devletler taciz ve tecavüz mağdurlarının yüzde yüzde tespit edilmesi ve bunun sonucunda iyileştirme, sağaltım çalışmalarını köklü bir şekilde neden yapmazlar? Devletlerin yasal ya da varsa yasa dışı güçleri, tecavüz mağdurlarını tespit ederlerse erkeksi yanları baskın olanlarını mafya babası, duygusal yanları baskın olanlarını dini eğitimler verildiğinde tarikat ve cemaat lideri, zeki olanlarını da gerekli eğitimler verildiğinde istihbarat servislerinde değerlendirebilirler.


https://www.instagram.com/p/DbBPn2DB-3w/


https://www.akasyam.com/yazi/fetullah-gulen-tecavuz-magduru-mudur-9623.html

7
Psikolog Hüseyin Kaçın'dan çarpıcı iddia: LGBT tehdidi yeni nesil terör hareketidir!
Psikolog Hüseyin Kaçın, LGBT hareketinin Türkiye’nin Yeni Nesil Terör Hareketi olduğunu vurguladı.

YENİ DÖNEM İDEOLOJİK TERÖR ÖRGÜTÜ VURGUSU

Kaçın, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin geçmişte maruz kaldığı terör yapılanmalarının yöntem değiştirdiğini ileri sürerek, LGBT hareketinin toplumsal yapıyı hedef alan bir "ideolojik terör hareketi" olduğunu savundu.

FETÖ ve PKK gibi geçmişteki tehditlerin zayıflamasıyla beraber boşalan alanda bu hareketin konumlandığını belirten Kaçın, meselenin sadece sosyal bir tercih meselesi olmadığını, sistematik bir yapı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

DEVLET BÜROKRATİK ENGELLERİ AŞMALI

Devletin bu konudaki tutumunun artık daha somut ve kararlı olması gerektiğini vurgulayan Psikolog Kaçın, basit bürokratik süreçlerin veya toplantıların yeterli olmadığını belirtti.Coğrafi Referanslar

Kaçın, özellikle trans ameliyatlarının durdurulması ve bu tür süreçlerin yasaklanması gibi radikal adımların, toplumun çekirdek yapısını korumak adına acilen hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

DİN ADAMLARIMIZIN YAKLAŞIMI YETERSİZ

Eşcinsellik konusundaki mevcut dini yaklaşımları da eleştiren Kaçın, din adamlarının sergilediği tutumun eksik ve yetersiz olduğunu savundu.

Kaçın, "Bu kişiler, eşcinselliğe çözüm getirmek yerine tam tersine 'dindar eşcinseller' kavramını kabullendirmektedir" ifadelerini kullandı.

Eşcinsel yönelimi olan kişilere sabır telkininde bulunmanın ve "günaha girmeden hayatını sürdür, evlenmeden sabret, cennette karşılığını alacaksın" gibi yaklaşımların "dindar eşcinseller" kavramını pekiştirdiğini belirten Kaçın, şunları kaydetti:Haberler

"Dini bakış açısı sadece eşcinsel gelişim sürecinde koruyucu bir etki oluşturabilir. Fakat asla iyileştirici bir sürece yönlendirmez.

Eşcinsel eğilimleri olan birey bu durumdan rahatsızlık duyuyorsa, çözüm eşcinsel tedavi konusunda deneyimli bir psikologla terapi görüşmesine başlamasıdır."

https://www.instagram.com/p/DbGYCH9vVdY/


https://www.instagram.com/p/DbBK_RaBzWI/



https://www.milatgazetesi.com/psikolog-huseyin-kacindan-carpici-iddia-lgbt-tehdidi-yeni-nesil-teror-hareketidir#google_vignette
8
İkinci seansımızda sadece bağımlılığım değil, çocukluğumdan bugüne taşıdığım bazı ilişki kalıpları üzerinde de durduk.

Seansın başında hocam, ilk terapiden sonra neler düşündüğümü sordu. Açıkçası henüz belirgin bir ilerleme kaydettiğimi söyleyemedim. İçimde "Acaba faydası olmazsa?" gibi kaygılar vardı. Hocam bunun çok normal olduğunu, daha yolun başında olduğumuzu ve değişimin zamana ihtiyaç duyduğunu söyledi. Verilen derslere riayet ettiğim takdirde daha hızlı yol katedeceğimi belirtti.

Daha sonra annemle olan ilişkimiz üzerinde durduk. Çocukluğum boyunca annemin yaşadığı sıkıntıları kendi sorumluluğummuş gibi üstlenmeye çalıştığımı fark etmeye başladım. Onu korumaya ve mutlu etmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarımı ve duygularımı sürekli geri plana atmışım. Hocam, çocukluğum boyunca annemin evde ezilen ve mutsuz bir kadın olduğunu söyledi. Bu bağlamda, "Dünyanın en tehlikeli kadını mutsuz kadındır; mutsuz kadın sistemi yıkar." ifadesini kullandı. Annemin yaşadığı değersizlik nedeniyle, ben de onu mutlu etmeye ve ona değer vermeye çalışırken kendi ihtiyaçlarımı ihmal ettiğimi değerlendirdi. Sürekli annemin yükünü taşımaya çalışmamın bana da zarar verdiğini söyledi. Bu nedenle annemle arama daha sağlıklı duygusal sınırlar koymam, gerektiğinde onu eleştirebilmem ve kendi hayatımı onun hayatından ayırabilmem gerektiğini ifade etti.

Türkiye'de eğitimime devam etme kararımı da konuştuk. Türkiye'de yaşamayı seçmemin ve ileride hayatımı orada kurmak istememin benim açımdan doğru bir karar olabileceğini söyledi. Hollanda'da aynı ortamın içinde kalmaya devam etseydim geçmişte yaşadığım olayların etkisinden çıkmamın çok daha zor olacağını, sürekli aynı döngünün içinde savrulabileceğimi düşündüğünü paylaştı. Bundan sonra geriye değil, önümde kuracağım hayata odaklanmam gerektiğini vurguladı.

Hocam ayrıca zaman zaman daha "bencil" olmam gerektiğini söyledi. Buradaki kastının, başkalarının duygusal yüklerini sürekli üstlenmek yerine önce kendi hayatımı ve ruh sağlığımı önemsemek olduğunu anlattı. Özellikle annemle olan ilişkimde sağlıklı sınırlar kurmanın benim gelişimim açısından önemli olduğunu ifade etti.

Daha sonra yazdığım terapi metni üzerine konuştuk ve "Sence senin asıl problemin ne?" diye sordu. Ardından hayatım boyunca insanlara karşı kendimi rahat ifade edemediğim üzerinde durduk. İstemediğim durumlarda "hayır" diyememem, sürekli alttan almam ve herkesi memnun etmeye çalışmamın beni daha da pasif bir konuma ittiğini anlattı. İnsanların hakkımdaki her yorumu içselleştirmemem gerektiğini söyledi. Kimsenin bana kötü düşünmemesi için sürekli iyi görünmeye çalışmamın dinle veya ahlakla ilgili olmadığını; bunun sağlıklı bir erdem anlayışından ziyade değersizlik duygum ve aşağılık hissimle bağlantılı olabileceğini ifade etti. Ona göre bu durum zamanla beni gerçek hayattan uzaklaştırıp fantezi dünyasına yönelten etkenlerden biri olmuştu. Çocukluğumda sürekli eleştirilmek, korku içinde büyümek ve kendimi ifade edememek de bugün yaşadığım özgüven sorunlarının önemli sebeplerinden biri olabilirdi.

Cinsellikle ilgili konuşmalarımızda ise, özellikle pornografi sırasında yaşadığım bazı fantezilerin altında sadece cinsel istekten ziyade güç, kabul görme, korunma ve değerli hissetme gibi duygusal ihtiyaçların bulunabileceği üzerinde durduk. Hocam, bu ihtiyaçları gerçek hayatta karşılayamadığım zaman bunların zihnimde cinsel isteğe dönüşebildiğini ve pornografi aracılığıyla kendimi bu şekilde tatmin etmeye çalıştığımı değerlendirdi.

Ben de zamanla şunu fark etmeye başladım: Dışarıda gördüğüm, kendine güvenen, güçlü duran ve kendisiyle barışık erkeklere aslında cinsel açıdan değil, sahip olduklarını düşündüğüm özellikler açısından özeniyor olabilirim. Belki de yıllardır eksikliğini hissettiğim özgüveni, kararlılığı ve güçlü duruşu kendi hayatımda geliştirmeyi arzuluyorum.

Terapide bunların, yaşadığım deneyimleri anlamaya yönelik değerlendirmeler olduğu konuşuldu. Bu sürecin devamında hedefim sadece pornografi bağımlılığıyla mücadele etmek değil; aynı zamanda çocukluğumdan taşıdığım korkularla yüzleşmek, insanlara sağlıklı sınırlar koyabilmek, gerektiğinde "hayır" diyebilmek, kendi fikirlerimi savunabilmek ve kendimle daha barışık bir insan olabilmek. Bu sürecin kolay olmayacağını biliyorum. Ancak ilk defa yaşadığım sorunların sadece davranışlarımdan ibaret olmadığını, bunların altında yıllardır taşıdığım duygusal yaraların da bulunduğunu anlamaya başladım.
9
Atladığım bir konuyu dile getirmek istiyorum eşcinsellik sürecinde tedavi
gören üç kişi ile tanışma fırsatım oldu ama beni inanan çok yıprattı ilk başlarda cazip geliyor ama sonu hayatımı başladığım noktaya geri sevk etti . Kim ve nereli olduklarının artık benim içn zerre umrumda değil hayyatların başarılar dilerim sadece keşke konuşmak ve sohbet etmeseydim insanların acıları dertleri bana iyi gelmiyor heleki eşcinsellik süreçleri yaşayan kişilerin bana katacağı hiçbir şey yok dert kasvetten gayrı çünkü onlara hayatımı anlatıyorum onları dinlemek bana eşcinsellik olan bağlantımı yeniden filizlendirmeye çalışıyor . Ben içselleştirtikçe aşamıyorum bu konuları çünkü evime çağırdı ya bir yalnış hareket olursa ya benim ya onların bana karşı artık benim kimseye harcayacak ne bir gücüm nede menfaat için dostluk verecek değerim kalmadı . Bu süreç beni çok yıprattı hayatımdaki en büyük pişmanlıklar sırasına girdi . Bu süreçi atlamak için bana bu kişiler bişey katamadılar ve sınıfta kaldılar . Demek istedim şu bence gerçekten gereksiz bir muhabbet imiş bunlara ayırdığım zaman . Buda kulağınıza küpe olsun . Benim onlardan bir beklentim dostluk kardeşlik idi . Onların ki ise menfaat çıkar gibi hissiyat verdikleri oldu gerekte duymuyorum böylesilerine artık .Kendilerine başarılar dilerim çıktıkları bu süreçli maratonda tekrar Allaha emanet olun 😉😉
10
Çoktan geçen seansı yazmadım farkındayım . Çünkü beni çok yıprattan süreçler yaşadım kendime aşırı sitres yaptıp geri başa sardım . Kocaman İstanbul da yapayanlız olmak cidden çok zor kendi ayaklarının üzerinde durmak ve sıfırdan başlamak her adamın harcı değil . Herkeze yetiştimde  bir kendime yetmedim şu kabalalık kocaman dünyada yapayalnız olmaktan . Anlatacak şey çok burayı böyle özetleyecek olursak . Bir aydır terapi gitmedim bugün Hüseyin hocamdan terapi almak için gittim .Çünkü omzumdaki bütün yüklerin hafifledi aşamadığım sorunların çözüm noktası kendisi oldu sağolsun . Ben anlattım terapi süreçinde bugün hocam dedim ben eşcinsellik süreçinde 35 yaşındayım son 7 veya 8 aydır bu süreçte girdiğim önceden sadece sanal sonradan bu son aylarda reele başladım . Bunun sebebi ise kendimi yalnızlığa mahkum hissediyorum ve instagram da hesap açık araş için olup birileri ile konuşmak işimdeki sıkıntıları anlatmak sonra bunun acıma duygusuyla işin sexse dönmesi asıl iğrençlik burda ya . Hocam bunları size anlatıyorum ama dedim benim şu koskaca İstanbul da sevdiğim güvendiğim insan sizsiniz çünlü sizden hem utanıyorum hemde benden nefret edersiniz diye düşünüyorum dedim . Bunları düşünme takma takıntı haline getirme dedi sağolsun . Çoçukla sanırım 4  veya 5 yaşlarında yaşıdığım  taciz olayları vardı bunları es geçmiştim dedim onları anlattım . Benim haberim olmadan iki kişi benden büyük bana aklım erdiğince kerkindiler ( yani yükseldiler ama izin vermedim )bunları anlattım . Köy yeri bir odanın içinde olduğumu ve babamın annemi zorla iştemediği halde cinsel ilişkiye zorlaması annemim iştemediği halde anneme şiddet uygulaması burda asıl babama öfkem kinim çocuk yaşta başlama sebebi idi . Fakirlik ne olsun bir oda 3 çocuk bir köşede banyo diğer kardeşlerim daha küçük olayların farkında değiller . Ne kadar bu süreçi duymak istemesem illaki duyuyordum . Bunlar benim hiç bilinç altından atamadığım şeyler . Yani bunları anlatmak sebebim hiçbir şeyi gizlemeyin düzelmek için bütün ne yaşadıysanız Hocaya o öfkelerinizi nefretinizi anlatın kusun ve rahatlayız oda sorunların nerden kaynaklandığını söylüyor. Çalıştığım memuriyet yaptığım kurumdaki kızlarla ilişkilerden bahsettim . Uzak dur dedi onların olaylarıiçselleştirme sana erkek arkadaşlarını anlatmalarına izin verme dedi düzelmek iştiyorsan . Bir tane Muğlalı biri var yanıma geli akşama kadar ne kadar erkek varsa bana anlatıyor hangisi yakışıklı hangisi iyi diye benden telkinde bulunma mı bekliyor . Alıştık bizde saf gibi yardımcı oluyorduk buda bizi asıl eşcinselliğe yönelten şeyler. Artık bu konulardan uzak durmak gerekiyor . Zaten bunu yapan bana geçenlerde sen oruspusun dedi bende zaten nöbet usulü çalışıyorum sabaha kadar saçma sapan insanlarla uğraşıyom onların sıkıntılarını çekiyorum bunları da yüklüyorum sırtıma kolay gibi ama inan içselleştirmemem gerekiyor . Kıza bana oruspu diyene bak dddim önce sen bir aynaya bak sen ne olduğunu görmüyorsun dedim biran ağzımdan çıkıverdi iyi bozuldu . Küstü Dışarı molaya çıktım hiçbir şey olmamış gibi geldi yanıma el kol hareketleri yaptı . Ben pişmanlık duyuyorum neden böyle yaptığım için asıl beni tetikleyen bunlar imiş insanlara karşı çok merhametli ve acıma duygusu ile çok davranıyorum . Asıl meselenin biride  şu insagram takıntı hale gelmeye başladı ben de çünkü canım sıkıldı mı veya kafaya bişey takınca burda birileri konuşunca rahatlıyorum sanıp dost arkadaş gibi olup kendimden ödün vermek imiş . Buluşutuğum kişileri sadece sevişmek sarılmak ama onlar benden zorla ilişki istiyorlar bende bir türlü cesaret edemiyorum ve yapamıyorum tam bir gaz Aktif bir şekilde sonra pişmanlığım beni mahvediyor ve boşalıyorum . Normal iken bunlar beni sede mahvediyor bunların hepsini ben kendi kendime yapıyorum ama bunun bilincindeyim ama bir türlü ruh halinden çıkmamıyom . Bana İnsagram da arkadaş veya dost olarak görmem bile hata çünkü amaç belli bunun artık biliçine varmam gerekli olduğunu anlatan hocam .İnsan ne yaparsa kendi kendine yapıyor kimse bize zorla bişey yapamaz tek bir sefer yapar bizim çocuk iken kendimizi ifade edemediğimiz zamanlar . Onun için kendi kendimize değer vermeliyiz dedi .Asıl mesele benim tam anlamıyla eşcinsel olarak kendimi kabul edemiyorum yaptığım davranışların hepsinin bir bunalıma sokunca kendimi bir çıkar yolu aramak ama bu yol birileriyle buluşup saçma sapan şekillere girmiş insanlarla dolu çünkü çoğunlukla herkes hayatını kabul etmiş .Benimde kabullenip kimliğimi bulmam imiş asıl mesela . Artık kafaya bişey takma yok insanlara güvenme konusunda temkinli davranmak ve hayatımda acıma ve hayırı yer etme zamanı geldi anlattı hocam bunları kafam yer dedirtti bugün kü seansta . Umarım sizlere ışık olabilmişimdir . Daha uzun uzaya yazacaktım spora başladım onun yorgunluğu var üzerimde yârında nöbet var yoğun bir iş temposu . Şunu beynize yer edinin olmuyacak veya başaramıyorum demiyeceksiniz kendinize değer vereceksiniz seveceksiniz kimse bizden daha üstün veya değerli değil . İnsanın kalitesi bu yönde artar ve özgüveni yükselir ve bişeyleri başarır . Hayatta kasamsar olmak yok bunu unutmayın. Allaha Emanet olun bana dua edin bu süreçi atlatalım keza aynı şekilde sizlerde 🙏💪
Sayfa: [1] 2 3 ... 10