Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Hüseyin KAÇIN / KUŞ
« Son İleti Gönderen: psikolog 23 Şubat 2018, 08:37:23 »
Kanadı kırık kuşlarız
içimizden yaralıyız
uçamıyorsak
seviyoruz
ve
sevdikçe çırpınıyoruz

23 Şubat 2018
09:30
Edirne
2
Hüseyin KAÇIN / Ben O'nu seviyorum
« Son İleti Gönderen: psikolog 22 Şubat 2018, 17:09:47 »
Ben O'nu seviyorum

ben yani en kocamanından ben'le
ben onu seviyorum
kimsenin kem gözlerine aldırmadan
yani kimi de kimseyi de umursamadan
kırık yani kırılmış bir saat gibi
ben onu seviyorum

söylesinler ona söylesinler
içimden çiçekler açarken
daha bahar gelmeden önce
ben onu seviyorum

büyük O ile en kocamından
devrilsem de yıkılsam da
haberi bile olmasa
ben en kocaman adımlarla
onun peşinden koşuyorum
ben onu seviyorum....

22 Şubat 2018
18:10
Edirne 

3
Analı- Babalı büyüsün... Babasının sevgisiyle...
4
Ve bi evladım dünyaya gelid.Çok şükür Allahım :)
5
Genel Tartışma / Ynt: TANRI’YI AFFEDEN ERKEKLER: EŞCİNSEL TERAPİ
« Son İleti Gönderen: psikolog 13 Şubat 2018, 19:06:38 »
..
7
Selamun aleyküm hocam, ben elif yılmaz. Hakkımda bilgi vermemi istemiştiniz bu yazıyı onun için yazıyorum.


1994 yılında istanbul’da doğdum. 3 kardeşiz benden 1 yaş büyük bir abim var, ben ortanca ve tek kızım bir de 16 yaşında erkek kardeşim var.  Anne tarafım Sivas ve katı Müslümanlardandır. Baba tarafım ise Erzurum ve daha rahat insanlardır. Küçüklüğüm abimle beraber geçti onunla yaşlarımız yakın olduğu için hep birlikte oynar ve her şeyi birlikte yapardık. Saçlarımı babam hep abiminki gibi kısa kestirirdi. Abim erkek olduğu için biraz farklıydı ona daha önem verilirdi bu da beni olumsuz etkilerdi abim gibi olmak isterdim. Etek giymekten nefret ederdim ama annem aşırı dindar olduğu için küçüklüğümden beri bana hep etek giydirirdi kısa kollu hiç giyinmedim bu sebeple hiçbir giydiğimi sevmezdim nefret ederdim ama abim ve diğerleri daha rahatı bu beni huzursuz ederdi. Su an da bile giydiğim hiçbir kıyafeti isteyerek severek giymiyorum.  Mesela abim erkek olduğu için ona bisiklet alınırdı bana alınmazdı ve abimin bisikletine binmem de yasaktı. Ben hiç evcilik oynamayı sevmedim bebek alırdı babam ama ben onlarla oynamazdım sevmezdim, oyunlarda anne hiç olmazdım genelde baba rolünü üstlenirdim. Kızlarla oynamayı pek sevmezdim abimle futbol oynardım. Hiçbir zaman bir erkeğe karşı ilgim olmadı en erken 6 yaşımı hatırlıyorum mahallemizdeki bir kıza karşı farklı bir sevgim vardı. İlk okulda yine sınıfımızdan bir kıza karşı duygular besledim bu böyle orta okul, lise, üniversite olarak aynı şekilde devam etti. ergenlik dönemimde vücudumda ki gelişimler beni olumsuz etkiledi özellikle göğüslerimin çıkması çok kötüydü ve belli olmasın diye hep kambur yürürdüm şu anda da ordan kalma hafif bir eğiklik var sırtımda.  Ben bende bir tuhaflık olduğunun bilincindeydim herkes karşı cinsine ilgi duyarken ben benim gibileri seviyordum. Zaman ilerledi imamhatipe gittim bu konuyu kimseye açmadım çünkü çok büyük bir günahtı zaten kendime bile itiraf edemiyordum başkasına söylemem düşünülemezdi bile. Kendimi tamamen dine verdim sürekli kuran okuyup namaz kılardım kitap okurdum tarikat dersi aldım odamdan çıkmaz rabıta yapar sabahlara kadar namaz kılardım bu şekilde diğer derdim daha hafifledi ama asla geçmedi daha sonra yoğun dini yönelimden dolayı obsesif kompulsif bozukluk oluştu 7 yıldır ilaç kullanıyorum ve hala da kullanmaktayım. Yani hangi yolu denediysem bu dertten kurtulamadım. Artık 23 yaşındayım ve evlenme çağına geldim Marmara üniversitesinde ilahiyat fakültesinde okuyorum şu an son sınıf öğrencisiyim, ailem evlenmem konusunda bana baskı yapıyor ama ben sevmediğim biriyle evlenmek istemiyorum cinsellik düşüncesi bile beni çileden çıkarıyor bu sebeple bir adamla yaşayabileceğimi düşünemiyorum. Bu dertten tek başıma kurtulamayacağımı anladım ve en yakın çevremden birkaç kişiye açıldım. Belki erkeklerden etkilenirim diye bir çok erkek arkadaşım oldu fakat ne cinsel mana da ne de duygusal olarak hiçbir şey hissedemedim hatta onlar elimi tuttuğunda tiksinti bile duydum. Hep kendimi kadınlara karşı muhafaza ettim evet bazı platonik aşklarım oldu ama hep korudum kendimi hem erkeklerden dini boyutta hem de kızlardan korudum. Fakat bu sene aynı evde kaldığım birine istemeden de olsa gönlümü kaptırdım çok zor bir süreç oldu benim için ve başka bir yere çıkmaya karar verdim. Sizden önce birkaç doktora daha gittim fakat hepsi bunun doğuştan geldiğinin ve değişmeyeceğini söylediler en son çare sizi buldum ve ben bu dertten kurtulmak istiyorum yardımlarınızı bekliyorum.
8
Hüseyin KAÇIN / Ynt: ROMA
« Son İleti Gönderen: psikolog 01 Şubat 2018, 10:06:32 »
Ecel Saati
_______________________________________________
Yil 1480. Fatih Sultan Mehmet, Italya'nin ucundaki Otranto'yu ele geçirmeyi kafasina koymustur. Gedik Ahmet Pasa'nin toplari kentin surlarini döverken kenti korumakla yükümlü Ispanyollar kaçmislardir; kurtarici Dük Alfonso ise ortalarda yoktur. Napoli Krali Aragon'lu Ferrante, kendi derdine düsmüstür. Napoli her zamanki gibi borç içindedir. Komutan Zurlo bir avuç balikçiyla birlikte kenti Türklere karsi savunmaya karar verir. Kimi kentin surlarinda, kimi Türkler kenti aldiktan sonra yeralti mahzenlerinde, kimi de kafasi kesilerek öldürülen bu saf balikçilarin öyküsünü anlatan Ecel Saati, Kazancakis ve Panait Istrati gibi ustalarin izlerinden giden bir roman; yoksulun ve aci çekenin romani. Tanrilarinin seytan olduguna inanilan ürkütücü Türkler; aski yüzünden kenti terk etmeyip surlarda vurulan çocuk ruhlu Don Felice; kocasi Antonio ve Don Felice arasinda mutlulugu arayan çiplak ayakli çilgin Idrusa; aski yüzünden kuzey rüzgarina meydan okuyacak kadar küstahlasan genç Antonio; iyi yürekli Halil Bey; her sey olup bittikten sonra kenti geri almaya gelen asker kafali Dük Alfonso, Maria Corti'nin romaninin baslica kahramanlari. Ecel Saati, aci bir olayi anlatan, elbette hüzünlü, ancak mizah yönü de eksik olmayan, saf, cahil insanlarin varolusa ve yasama karsi duruslarini tüm içtenligiyle vermeyi basarmis, sicak bir roman. Akici anlatimi, zengin simgeleriyle okura ulasan bir roman. Tam bir Akdeniz romani.

ROMA MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN FETHEDİLMEDEN KIYAMET KOPMAZ .

http://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=152.0
9
Hüseyin KAÇIN / Ynt: ROMA
« Son İleti Gönderen: psikolog 01 Şubat 2018, 10:05:48 »
TÜRK AYDINI GENÇ NESLİN YEMİNİ

Hüseyin KAÇIN

www.huseyinkacin.com

Tarihi bir anıt gibi, som altından yekpare bir sütun gibi aydınlatan, Türk Milleti'nin kaderini ve geleceğini yüklenerek üzerime, yılmadan yürüyeceğim.

Bu öz bilinçle, önüme kurulacak bütün engelleri ve tuzakları kararlılıkla aşacağıma dair yeminimi, bir tohum gibi her seher vakti yüreğime ekiyorum. Ben yılmaz ve sarsılmaz şahsiyetimle istikbalin Türk Aydınıyım. Ben gelecekte değil şimdiden büyük bir kudreti bağrımda taşıyorum. Yarın büyüyecek olan değil bugün büyük olan asil soyluyum. Türklüğüm, kudretimdir, şanımdır ve şerefimdir. Bu uğurda  yüreğime ve rüyalarıma değin saran bir heyecanla çalışmak  ana rahmindeyken tarihin kaderime damgaladığı  kutlu bir ödevdir.

Fikren, ilmen, bedenen güçlü ve yüksek karakterli bir neslin hür bir ferdi olarak sesleniyorum.

Ulu Tanrım!

Endülüs ve Bağdat'a Ağıt yakmayacağım. Ağlamak kaderim değil artık. Şanlı mazinin horasan erenleri gibi istikbalin Türk Aydını olarak Endülüs'ü ve Bağdat'ı diriltecek kudreti diliyorum.

Ulu Tanrım! Kanadı incinmiş, karnı acıkmış bir serçenin ötüşünü duyar ve anlarsın. Yardımını esirgemezsin. Türk Milleti'nin istikbaline olan inleyişlerime merhamet eder misin?

Yeminim istikbalin her gününü, her saatini, her saniyesini ve hatta varsa eğer saniyenin içindeki zamanları da kuşatacaktır. Şahsiyetim, boş uğraşlarda, zevklerde, seyirlerde değil, beyinsel düşünce dünyamda mazinin bilgisini kuşatarak ve istikbale yenilenerek yol alan kudreti yeşerterek olgunlaşmaktadır.

Roma'nın bütün kentleri, Sibirya'nın buzlu yolları, Afrika'nın çölleri ve Balkan'ların yıkılmış minareleri merhametime hasret beni beklemektedir. Kainat, (alınyazısı ile birlikte) benim yüreğimin genişliğini öz ülke edinmek için Tanrı'ya yalvarmaktadır.

Aşkla doğdum, Aşkla yaşayacağım, Aşkla öleceğim.

Benim aşkım anlatılmadı hala genç delikanlılara ve kızlara. Geleceğin anneleri daha şanslıdır. Kudretli Destanımı anlatacaklar yavrularına, yüreklerindeki ve gözlerindeki kıvançla. Benim aşkım sadece bir  yüreği değil, hücrelerine değin kainatı kuşatacaktır.

Hafıza sarayımda, Hazreti Mevlana, gecen her demin ardından yarın yeni bir şeyler söylemek için gülümseyecek, Farabi, mutluluk adına seslenecek, Fuzuli beyitlerini terennüm edecek, Mehmet Akif, Çanakkale Şehitlerinden seslenen bir Bülbül gibi hitap edecek bana ve yol arkadaşlarıma. Tarihin bütün kudretli şahsiyetleri ölmemişlerdir. Beyinsel düşünce dünyamın ve yüreğimin kutlu konuklarıdır. Gerektiğinde yitirdiği hikmeti Batıdan alacak ve Dante ile birlikte haykıracak:

Ey yurt! Ey yurttaşları birbirine bağlayan duygu!

YARIN YENİ ŞEYLER SÖYLEYECEĞİME DAİR YEMİN EDERİM.

http://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=863.0

10
Hüseyin KAÇIN / ROMA
« Son İleti Gönderen: psikolog 01 Şubat 2018, 09:24:55 »
ROMA

Türk'ün gözü yaşlıdır
kurşun gibidir aşkı da kavgası da
bileğini kim bükebilir
Tanrı'nın da Allah'ın da arslanıdır


Türk'ün
anası da yurdu da insanlığa armağandır
Türk demek kimdir deseler
Adem'dir Havva'dır
Kafkasların Balkanların
Baba'sıdır
Afrika'nın Orta doğu'nun
Ana'sıdır

Türk demek
insanlığın kınalı kuzusu demektir
mazlumların düşmüşlerin
gözü yaşlı çocukların
dul kadınların umudu demektir...

Türk'ün imanı insanlığın kurtuluşu demektir.
Kıpkızıl bir elmanın peşinden koşan adamdır
Türk demek....

Bu kavga kıran kırana Mekke'de Medine'de başlar
Bu aşk  Şam'da Bağdat'ta İstanbul'da içimizi yakar
Mezardaki dedelerimizin nenelerimizin
Yüreği temiz olan anaların babaların vasiyetidir
Roma, Türk'ün imanıdır cennetidir...

1 Şubat 2018
10:25
Edirne 

Sayfa: [1] 2 3 ... 10