Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Bunun için, kendiniz için mutluluğunuz için kararlı bir şekilde sizin için bir şeyler yapmak isteyen bu insanlara direnmektense zaman kaybetmeden şimdi başlayın,

Çünkü yaşadıklarınızdan, çektiğiniz acılardan..Daha kendinizi tanımıyorsunuz..


Mutluluk; kendini tanımaya başlamaktır!


Burada ona buna sataşıp kendi Düşüncenizi karşıya empoze etmeye çalışmaktansa kendinizi tanımanızı tavsiye ederim ..

Bunun tadına ve mutluluğuna ulaşın... derim

Çünkü burada..

Çocuğumun deyişi ile..

Çatlak psikolog Hüseyin Bey dahil aileler başta olmak üzere hepimiz hastayız


Hiçbir şey dermansız değildir



2
Yeni gelen gençlere bir kaç şey söyleyeceğim.

Bende eşcinsel olan bir çocuğun babasıyım!

Ben de kendimi savunmak isterdim ama suçun bende olduğunu, bizde olduğunu bildiğim için savunamıyorum.

İlk başlarda kendimi savunamadığımdan dolayı acı çekmişliğim olmuştur.

Ama sonradan bunların hiçbirinin çocuğum kadar değerli olmadığını fark ettim.

İllaki haklı çıkayım diye içten yırtındığım düşüncelerim yok oldu.

Bence gençler sizinde; bugüne kadar okuduklarım yaşadıklarım doğrudur düşüncesini üzerinizden atsanız iyi olur!

Çünkü sizin için, hayatınız için kişiliğiniz için ve cinsiyetiniz için artık yeni şeyler söylemeniz lazım!!


Çocuğumun eşcinsel olduğunu öğrendiğim zaman beni dinleyecek, Evet... çaresi var diyecek bir psikolog bulamadım.

Çünkü çocuğum için ve bu durumu yaşayan tüm gençler için en başta itibar edilen yer Dünya Sağlık Örgütüydü.
Bu gençlerin her biri Dünya Sağlık Örgütünün bu konuda ne dediğine bakmıştır.

"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ İDEOLOJİK BİR YAPILANMADADIR" denildiğinde..

Ne kadar da paronoyak düşünceleriniz var..denildi.

Hepimize denildi.

Ama hiçte paronoyak değildik..

Epstein belgeleri arkada hangi dümenlerin döndüğünü herkese net şekilde göstermiş olsa gerek.


Evet doğuştan olmayan bu durum, ailelerin yanlış yetiştirmeleri, baba-anne rol karmaşaları, ilgisiz baba ve çocukların ruhsal durumundan kaynaklanmaktadır!..

Benim 3 tane çocuğum var ama bir tanesi eşcinsel..

Çünkü en duygusal, en içe dönük, en konuşmayan, her şeyi içine atan ve annesiyle çokça vakit geçiren tek çocuğum o!

En duygusal, en içe dönük, konuşmayan, kendisini anlatmayan, hissettiklerini içine hapseden o çocuğumun diğer çocuklarından daha çok bana ihtiyacı olduğunu fark edememişim.



Rol model anne,

En güzel sohbetleri yapan, en güzel pastaları yapan, erkek çocuğuna bunları yaptıran, babanın yapması gereken ne varsa yapan ve karşılayan anne.

O çocuğun bir erkek olmasını bekleyemezsiniz.

Bu ailede yaşayan her çocuk eşcinsel olacak diye bir konu değil,

İçine kapanık, duygusal ve çok zeki.

Burada olan bu grupta olan çocukların tamamı Zeki.. ve çok duygusal.
Burada olan çocukların ortak bir özelliğini söyleyeyim mi;

Her birinin ailesinde muhakkak sorun var!..Net..

Ya baba vurdumduymaz, ya anne baba ilişkisi kötü, babanın eve ve çocuklara olan ilgisi az....vs...vs


Burada bu durumun doğuştan olduğunu söyleyenler bunun yanlış olduğunu söyleyebilirler mi??


Çocukluğundan beri bu durumu ile mücadele eden, kabullenmeyen acı ve ızdırap çeken bu çocuklar, gençler

Nihayet her şeyin sonunda kabullenme yolunu seçiyorlar.

Yıllarca çektikleri bu ızdırapların kabullenmekle biteceğini düşünüp biraz ferahlıyorlar.

Ve artık onlara bu saatten sonra bunun doğuştan olmadığını söylemek; onları alnından vurmak,  içlerine kor düşürmek gibi bir şey.

Savunmaya geçiyorlar..

Çünkü kabullenip inandıkları tüm tezlerin bir çöp olduğunu duymak, görmek onlara çok zor geliyor..

Çünkü çok acı çektiler ve baştan başlayacak güçleri yok.

 " Biz böyleyiz, biz böyle doğduk, bizi böyle kabullenin...diyerek karşı tarafı da ikna etmeye çalışıyorlar.

Sanki onları karşıdaki insanlar aynen böyle kabul ederseler, mutlu olacaklarını, anksiyete sorunlarının sona ereceğini veya huzurlu olacaklarını düşünüyorlar.

" ASLA MUTLU OLAMAYACAKLAR!"


Çünkü insan fıtratına aykırı olan bu durum kendi içinde, benliğinde sürekli çatışma halinde olacaktır!

Evet bu bir hastalıktır..

Ama bu aile hastalığıdır!..


Benim çocuğum da aynen böyle söylüyordu savunuyordu..

Dünya Sağlık Örgütü şöyle diyor, şu şöyle diyor, bu böyle diyor, Psikologlar doğuştan olduğunu söylüyor diyordu..

Ama şimdi yavaş yavaş şunu demeye başladı çocuğum..

 " Bu illet"

Biraz daha deneyeyim, olmazsa baştan başlarım!

Şunu demedi;

Ben bundan kurtulacağım demedi.. Ama artık neyin ne olduğunu anlamaya başladı..

Benim çocuğumdan örnek verdim ama hepiniz bu yollardan geçtiniz, geçiyorsunuz..

3
Değerli yorumlarınız için hepinize teşekkür ederim, hepsini dikkatlice okuyacağım.
4
Hastalık değil, tercih deniliyor. fakat bu tercihleri oluşturan sebepler oluyor. Bu sebepler çözülmeden de kişiye fayda sağlanmıyor.
Bugün tevafuk bu konu üzerinde düşünmüştüm. Hastalık değil, psikolojik değil vb sınıflamalar ile sizin söyleminize geliniyor “ düzeltilecek bir şey yok” gerçekten yok mu, yoksa bu da bu insanları dışlama yöntemimi.
Bunu siyasi, veya başka unsurlar için kullanan kişi veya oluşumları bir kenara koyarak konuşursak, düzeltilecek bir şey yok dersek, bu yardım isteyenlere kim yardım edecek, yada bu gurupta olduğumuz için soruyorum Hüseyin Bey neyin mücadelesini veriyor?


Yeşim H.
5
Arkadaşlar iyi akşamlar. Yazılarınızı okudum. Önce kendimi tanıtayım sonra yazılarınıza cevap vereceğim.

2020 de Hüseyin Bey’den terapi almaya başladığımda kadınsı davranışlarım vardı.
Kadınlara karşı cinsel bir arzu hissetmiyordum. Erkeklere aşık ve hayran oluyordum. Özgüvensizlik, korkular, kaygılar içerisindeydim. Obsesyonlarım vardı.

Hüseyin Bey sayesinde bu özelliklerimi fark edip değiştirdim. Davranışlarımı değiştirince düşüncelerim değişti. Sonra karakterim değişti. Ve başka biri oldum.

Ve bir süre sonra kız arkadaşlarım oldu ve kızlara aşık olmaya başladım. Artık erkeklere ilgi duymuyorum. İyi ki eşcinsel olmuşum ve Hüseyin Bey ile tanışmışım. Çünkü bu yaşadıklarım beni ben yaptı ve Hüseyin Bey benden bir adam yarattı.

Biliyorum grupta aileler var. Sizler çocuğunuz benim gibi olsun istiyorsunuz. O zaman ben ne yaptıysam aynısını yapmak durumundasınız.
Ben de Hüseyin Bey ne diyorsa yaptım.

Ailenin dindar veya seküler olmasının bi önemi yok. Büyük bir alim olan Parito insanları ikiye ayırıyor. Muhafazakar veya Seküler diye değil tabii ki. İnsanların %80 mazeretçi %20 si ise yapanlar.

Yani çoğunluk her zaman yanılır. Azınlık her zaman doğruyu yapar. Parito denklemi insanlığa bunu kanıtlamıştır. Mazeretçi olanlar az bilgilidir ve bu az bilgileri önyargı oluşturur.

Mazeretçi olan ister seküler ister muhafazakar olsun kendi mide reflüsünü oluşturan gerekçeyi çözemez. Ölene mide ilacı kullanır ta ki o ilaç da midesini deler veya kanser yapar. Çünkü kendi az bilgili olduğu için kendisine kimyasal satan bir satıcıdan akıl alır. Ve ancak kanser olunca yanlış yaptığını anlar.

Bizler %20 lik kısımdanız. Kendi yaşamımızı istediğimiz gibi değiştirebiliriz. Ben size güveniyorum.

%80 lik kesimde olan mazeretçiler ve az bilgililer tıp dünyasından akıl alır ve “aaa tıp dünyasına göre eşcinsellik normalmiş” derler. Ve kolayı seçerler. Sonra tıp dünyası onlara ömür boyu HIV ilacı satar. Ve organ değiştirme ameliyatı satar. Yaşasın kapitalizm.

Tıp dünyasında astımında çaresi yok. Ömür boyu kortizonlu ilaç kullanarak hastalığı uyutuyorlar sadece.
Bipoların da çaresi yok ömür boyu uyuşturucu içerek beyinlerini uyutuyorlar sadece.

Ama Allah’ın kimyasında her şeyin çözümü vardır.

%20 lik kesimde olanlar bizler kartal gibiyizdir. Bizim elimizi kolumuzu da bağlasan biz YAPARIZ. HAL EDERİZ. YARATIRIZ. KONU NE OLURSA OLSUN.


6
Merhaba kardesim bu Siteyi bulup Hüseyin Hocayı öğrenmen senin için gerçekten büyük piyango olmuş, tebrik ederim. Ben de Hüseyin Hocanın  danışanlarındanım . Birlikte bayağı uzun bir yol yürüdük ve şükürler olsun ki o eşcinsel hislerden tamamen kurtuldum. Şu an kendimi çok rahat, mutlu ve kuş gibi hafiflemiş hissediyorum. Bugün Hocanın WhatsApp durumunda seni görünce dayanamayıp yazmak istedim. Benim gibi dünya tembeli, her şeyi erteleyen adamı bile bu dertten çıkardıysa sen sakın umudunu kaybetme. Ben bu işe başlamadan önce İslami çevrelerden, alimlerden, hocalardan medet umdum, bir yol gösteren olur mu diye çok arandım ama nafile. Çünkü ulaştığım kişilerin bu işlerden hiç haberi yoktu. İlk başlarda ümidim o kadar kırıktı ki Hüseyin Hocayla bile çok kavga ettik bu yüzden. Hocam ben yapamıyorum, millet iyileşiyor ama benden bir yol olmaz diye kendimi yiyip bitiriyordum. Ama sonra bir gün, sanki bir gecede mucize oldu ve kurtulduğumu hissettim. Hatta Dur bakalım, acaba geçici bir şey mi yoksa bana mı öyle geliyor  diye kendimi denedim bile. Ama baktım ki erkeklere karşı zerre kadar bir isteğim kalmamış Elhamdülillah. Sen sadece Allah'a sığın ve bu işi gerçekten bilen Hüseyin Hocanın dediklerini harfiyen yap. Başka hiçbir şeyle kafanı yorma, için rahat olsun. İslami camia hakkındaki fikrimi de söyleyeyim. Eskiden Hüseyin Hocadan haberleri yok, o yüzden bir şey yapamıyorlar sanıyordum ama işin aslı öyle değilmiş. Hüseyin Hocayı da buradaki insanları da bal gibi biliyorlar. Buna rağmen onu katmadıkları hiçbir program, miting, kitap ya da sosyal medya işi bana samimi gelmiyor. Asla inanmıyorum, kendi çalıp kendi oynuyorlar tamamen boş işler. Hüseyin Hoca gibi bir adam varken, sana yukarıdan bakan, acıyarak yaklaşan insanlarda çare aramana hiç gerek yok.

7
Ortaokul dönemimde eşcinsel olduğumu kütüphanede bi ödev araştırırken aksiklopediden öğrendim. Gerçi öncesinde de erkek arkadaşlardan farklı olduğumun, kızlardan bahsetmeyi sevmediğimin, vurdulu kırdılı oyunlardan çekindiğimin farkındaydım. Ama adını koyamıyordum. O kütüphanedeki ilk şoktan sonra içime kapandım. Kabullenemedim. Sonra da çareyi dinde ve Allaha sığınakta buldum. Lisede nihai kararımı verdim, bu benim imtihanım, rabbime sığınırsam kolay olur. Deli gibi kuran, cevşen, risale okudum. Okulda herkese örnek gösterilen, edepli, çalışkan, dindar bir imajdım.
Ama hala Bi sorun vardı. Cinsel dürtü ve fantezilerimi ibadetle biyere kadar dizginleyebiliyordum. Birkaç haftada bir patlama yaşıyordum. Mastürbasyonla geçiştirebildiğim kadar geçiştiriyordum. Sonra da derin bir pişmanlık ve çaresizlik hissi..
Bu kısır döngü üniversiteye kadar devam etti. Artık Allahtan da beklediğimi alamadığımı hissetmeye başlamıştım. Üniversitede psikologlara ve psikiyatristlere gitmeye başladım. Hepsi de anlaşmışçasına tek ses olup, benim normal olduğumu ve kendimle mücadele etmemem gerektiğini söylediler.
Sonra öğretmenlik hayatım başladı. Öğretmenlik hayatımda Bi ara yine Allaha sığınma dönemim oldu. (tabii bu sığınmalardan kastım derinlikli ilişki, yoksa namazımı 11yaşımdan beri bırakmadım)Allaha yalvarıyordum, nolur benim gibi Bi kişi olsun yanımda, dertleşeyim, ağlaşayım onunla, diye. Artık yavaş yavaş ümidimi kesip İnternette dolanmaya başladım. Aradığım kişiyi bulma umuduyla, ama bulduğum sadece cinsellikti. Sonrasındaysa 28 yaşlarımda falan lastik patladı, İnternetten  cam2cam ler ve fanteziler yetmemeye başladı ve reel cinsel ilişkilerim olmaya başladı. Her seferinde Kendimi çok kötü hissedip pişmanlık içinde gözyaşlarıyla tevbe etsem de bikaç hafta sonra tekrar aynı şeyleri yapıyordum. Sonra birgün nette takılırken merhum Joseph nicolosinin kitabı denk geldi. Homoseksüeller için yeni bir klinik yaklaşım adında. Okudum ve çok faydasını gördüm. Kendimi tanımlayabildim, hayatımda ilk defa.
 Ama yine de bişeyler eksikti. Uygulamamı tavsiye ettiği metodlar uymuyodu bana. 2012 yılında face de dolaşırken Hüseyin kaçın hocanın reklamını gördüm. Aradım ama gitmeye cesaret edemedim. Çünkü evlilik arefesindeydim. Nişanlım anlarsa her şey biter diye korktum.
Yıllar böyle geçti ve Bi gün eşime yakalandım. Herşeyi ve Hüseyin hocayı anlattım. İlk başta tepkisel durdu doğal olarak ama şimdi yanımda. 1.5 yıldır terapiye geliyorum ve eşim en büyük destekçim.
Yıllar önce bir kişi için Allaha yalvarırken şimdi Hüseyin hocam sayesinde binlerce dertdaşım oldu. Allah razı olsun. Bu mücadelede yalnız olmadığını hissetmek bile çok büyük bişeyken, tecrübeli Hüseyin hocamdan terapi almak ve ilerlemeyi hissetmek kaymaklı ekmek kadayıfı oldu benim için.
9
Dindar kesim, bu konularda konuşmayarak, dışlayarak, yasaklayarak, aforoz ederek, görmezden gelerek, üstesinden gelebileceğini  sanıyor. Oysa neredeyse insanlık kadar eski bir gerçekliği, yok sayarak, inkar ederek vb ortadan kaldıramıyorsunuz.
Hele de günümüzde eşcinsellik bu kadar pompalınırken yapılan her yasaklama engel, olaya ilgisi olmayanların bile ilgisini çeker hale getiriyor.
Eşcinsel insanlardan vebalı gibi kaçmak çözüm hiç bir zaman olmadı, olmayacakta. O insanların ne kadar desteğe ihtiyacı olduğunun görülmesi gerekiyor. Hayatından memnun olduğunu idda edenlerin bile iç dünyasına girince ne yaralar çıkıyor.
Din alimleri, sosyologlar, psikologlar, ürüloglar vb. fayda sağlayacak kişilerin , bir araya gelip bu konuda ne yapabiliriz diye kafa yorma vakitleri geldi de geçiyor bile.
Bazı ortamlarda bunu defalarca ifade etmiş biri olarak şunu gördüm ki, yetkin gördüğümüz hocaların çoğu,özellikle din adamları, susmayı yada bildiğimiz şeyler ile top çevirmeyi tercih ediyor. Aslında onlarında bu konular üzerinden bilgisinin olduğunu düşünmüyorum. Lut kavminden başlayıp devam ediyor konuşma.
Kuran bu konuda tecrit önermiş o dönem için, sonrasında da eğer tövbe ederlerse Allah af edicidir , affı sever demiştir.
Allah bile af edeceğini söylerken kraldan çok kralcı davrananlar, sorunun çözümü ile ilgilenselerdi , belki de şu an çok daha farklı şeyler konuşuluyor olurdu. Kek dağıtarak, tebliğ yaparak olacak işler değil bunlar.
Bilinçli insanlarımızın sayısının çoğalması duası ile diyorum.🤲


Yeşim H.
10
Videodaki yaklaşım bana eksik geldi. Belki ben yanlış anladım ama sunucunun Böyle bir vicdan azabıyla yaşayamazdın der gibi acıyan tavrı cidden çok garipti.Evet bir Müslüman için hem eşcinsel bir hayat yaşayıp hem de ibadet etmek ruha sızı verebilir, nitekim veriyor da. Ancak bunu heteroseksüel insanlar da yaşıyor. Hem namaz kılıp hatta umreye ve hacca gidip zina edenler de var. Zina yapmasına da gerek yok İslam’ın en büyük günahlardan saydığı faizi peynir ekmek gibi yiyip namaz kılanlar da var.Bence eşcinselliğin ibadet sırasında verdiği vicdan azabından daha fazlası insanın bu dünyada hiç mutlu olamayacağını hissedip hem dünya hem de din işlerine odaklanamamasıdır. Mesela bu durum benim bütün hayatımı zehir ediyor desem yeridir en mutlu olduğum anlarda bile birden aklıma gelip bütün günümü mahvediyor. Ben Allah’a ve Resulü'ne iman etmiş, sağlam inançlı bir Müslüman olarak diyorum ki Dindar kesimin ne eşcinselliğe ne de günümüzün normal kadın-erkek ilişkilerine dair hiçbir fikri yok. Bomboşlar. 100 yıl önceki köylerinde yaşadıkları hayatı, örf ve adetleri İslamiyet zannedip bizlere anlatmaya çalışıyorlar. Sizin bu konuya yaklaşımınızı çok isabetli buluyorum Hüseyin Bey. Bir Müslüman olarak sadece ve sadece Rabbime sığınıp O’na dua ve iltica ediyorum. Bir de sizin gibi işinin ehli alimlere itibar ediyorum. En kısa zamanda sizinle terapi yapmak ümidiyle

Dindar kesimden artık benim maalesef hiçbir umudum kalmadı. Akıllarına gelen ilk şey: Yasaklamak.. Eşcinselliğe dair filmler, kitaplar, dernekler, mekanlar vb görünür ne varsa yasaklanınca sorunun çözüleceğini düşünüyorlar ya da mevzuyu bi' şekilde iman eksikliğine, beslenmeye, özenmeye bağlıyorlar. Mesela "Ailemi Koru" mitinglerinde talep ettikleri yasaklamaktan başka bir şey değildir. Bu mitinglerde bir tane "üniversitelerde çalışma yapın, bunun için kürsü kurun" vb pankart göremezsin. Velhasılıkelam ne anlatırsan anlat; olmuyor! Bu yüzden iyileşmek isteyen eşcinseller olarak yapayalnızız. Bizim Tanrı'dan başka hiç kimsemiz yok. Bu süreçte o kadar çok şey yaşadık ki sadece bir tanesini anlatayım: Eşcinselere yardım etmek amacıyla kurulan, Din Kültürü öğretmenlerinden ve İlahiyatçılardan oluşan "Gençlerde Kimlik Karmaşası" adında bir WhatsApp grubuna birbirimizden haberi olmayan yedi sekiz eşcinsel olarak katıldık. Sandık ki faydamız olacak.. Öyle ya nefroloji çalışacaksan gidip de grip olanları dinlemezsin. Bizi bizden dinlemeyecekler de kimden öğrenecekler?? Öyle olmadı. İşin içinden çıkamadıkça dolaylı yoldan bizi imansız olmakla itham etmeye başladılar. Sonrasında da grubun düzeninin bozulmasına sebep olmakla suçlayıp hepimizi de gruptan attılar. Bildiğim kadarıyla bizden sonra da hiçbir yere varamadılar. En son gençlerin cinsel ilişki için buluştuğu parklara gidip oradakilere kek dağıtmaya (abartmıyorum) kafa yoruyorlardı. Bunun yanında tarikatçıların cadı avına çıkıp hepimizi itlaf etme arzusu ile sekülerci tayfanın bizlere bunun doğuştan olduğunu zorla kabul ettirmek için "bilim"i sabitleme arzusu da ölümüne kapışır vaziyettedir. Seküler tarafta isen yine LGBT fonlarıyla öyle veya böyle bir şekilde desteğin var. Ama inançlı biriysen ne bir tarikat, ne bi' cemaat, ne Diyanet, ne Bakanlık, ne bir dernek ne bir vakıf ne bir üniversite çalışması, ne bir aile.. Yanımızda hiç kimse yok! Diğer tarafta olanlar mağduruz diye "onur yürüyüşü" yapıyor ve üstüne bir de iyileşmeye çalışıyoruz diye bize nefret kusuyorlar. Normalde ihtiyacımız olsa cebinden çıkarıp beş kuruş vermeyecek olan bu insanlar, "kendinize haksızlık yapıyorsunuz, kendinizi baskılıyorsunuz, kendinizi kabul etmiyorsunuz; bu yüzden size üzülüyoruz" şeklinde yaklaştıklarında iyileşmekteki ısrarımızı görünce adeta canavara dönüşüp bizleri Sağlık Bakanlığına şikayet ediyorlar. Yanımızda hiç kimse yok dedim ya! Yanımızda duran herhangi bir yasa da yok! Öylesine garip bir yalnızlık bizimkisi.. Asıl dışlanan, mağdurken bir daha mağdur edilen, görmezden gelinen bizlerken aslında LGBTlilerin borusu ötüyor. Kanunlar, üniversiteler, dernekler, doktorlar, politikacılar onları koruyor. Düşünüyorum da köleler, İslam'a ilgi göstermeseydi İslam hareketi sınırlı kalacak ve evrensel mesajının yayılma hızı da büyük oranda yavaşlayacaktı. Ne zaman ki taşıdıkları candan başka hiçbir şeyi olmayan köleler, efendilerini dinlemeyip İslam'a koşarak Mekke'nin sınıfsal yapısını sarstılarsa, dönemin aristokrasisi kendini tehdit altında hissettiyse bu ivmeyi 21. yüzyılda bizatihi yaşatacak olanlar da iyileşmek için mücadele eden biz eşcinselleriz. Biz o LGBT efendilerini dinlemiyoruz. Rabb'im yardımcımız olsun. Bizim ondan başka kimsemiz yok. Gerçekten yok! Bizden sonra dünyaya gelecek olan eşcinsellerin tek umuduyuz. Bizi bizden sonra gelecek olanlar anlayacak.. "Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük" olan dava artık biziz! Rabb'im yardımcımız olsun
Sayfa: [1] 2 3 ... 10