Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Dindar kesimden artık benim maalesef hiçbir umudum kalmadı. Akıllarına gelen ilk şey: Yasaklamak.. Eşcinselliğe dair filmler, kitaplar, dernekler, mekanlar vb görünür ne varsa yasaklanınca sorunun çözüleceğini düşünüyorlar ya da mevzuyu bi' şekilde iman eksikliğine, beslenmeye, özenmeye bağlıyorlar. Mesela "Ailemi Koru" mitinglerinde talep ettikleri yasaklamaktan başka bir şey değildir. Bu mitinglerde bir tane "üniversitelerde çalışma yapın, bunun için kürsü kurun" vb pankart göremezsin. Velhasılıkelam ne anlatırsan anlat; olmuyor! Bu yüzden iyileşmek isteyen eşcinseller olarak yapayalnızız. Bizim Tanrı'dan başka hiç kimsemiz yok. Bu süreçte o kadar çok şey yaşadık ki sadece bir tanesini anlatayım: Eşcinselere yardım etmek amacıyla kurulan, Din Kültürü öğretmenlerinden ve İlahiyatçılardan oluşan "Gençlerde Kimlik Karmaşası" adında bir WhatsApp grubuna birbirimizden haberi olmayan yedi sekiz eşcinsel olarak katıldık. Sandık ki faydamız olacak.. Öyle ya nefroloji çalışacaksan gidip de grip olanları dinlemezsin. Bizi bizden dinlemeyecekler de kimden öğrenecekler?? Öyle olmadı.

https://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=2833.0
2
İYİLEŞMEK İSTEYEN EŞCİNSELLERİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: LGBTQ AKTİVİZMİ Mİ YOKSA İSLAMCILAR MI?
YA DA BİR TURNUSOL KAĞIDI OLARAK HÜSEYİN KAÇIN

Günümüz Müslümanları bizleri anlamakta neden bu kadar çok zorlanıyor? İslamcılar, bizlere destek olmak yerine neden köstek oluyor? Hem LGBT aktivizmin hem de dincilerin kıskacında nasıl bir yaşam mücadelesi veriyoruz? Gelin, hepsini konuşalım!

Mütedeyyin ailelerin öncelikle bilmesi gereken şudur: Kendilerini eşcinsellerin yegane savunucusu ve koruyucusu olarak gören LGBT Aktivizmi, biz iyileşmeye çalışan eşcinsellerden ölesiye nefret ediyor. Psikologlar derneğinden tutun da Sağlık Bakanlığına kadar her türlü resmi mecraya bizleri şikayet etmekle yetinmeyip üstüne de sosyal medyada -güya iyiliğimizi düşündüklerinden- bunun doğuştan olduğu, DSÖ tarafından hastalık olmaktan çıkarıldığı, onarım terapisinin işkence olduğu, sadece toplum ve aile baskısı yüzünden iyileşmeye çalıştığımız, duygularımızı bastırdığımız için asla mutlu olamayacağımız yönünde habire ve ısrarla birbirinin neredeyse aynısı cümleleri sarfetmelerinden, öfkelerinden, tehditlerinden etkilenmediğimizi anladıklarında sayıp sövmedikleri bir taramız kalmıyor. Öyle ki ellerinden gelse hepimizi bir kaşık suda boğmayı isteyecek kadar arsızlar.. Oysa bizim onlarla bir meselemiz yok. Onları en iyi anlayabilecek kişiler de biziz.. Ama “anlayış” tek taraflı olmuyor. Bu sebeple onlardan bir beklentimiz ve umudumuz da yok. Çoğunluğu Müslüman olan ve eşcinselliği ile yüzleşmiş ve bunun için çare arayan bireyler olarak Bilge Kral Aliya’nın "Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır." dediği yerden yıkılıyoruz. Açıkça söylemem gerekirse benim için bundan sonrasını yazmak çok zor.. Her zorluğa göğüs germeye hazır ve öyle büyük bir cesaretle bu yolda yürüyor ve Rabb’imize güveniyorken ümmetin içindeki bu onulmaz yalnız kalışımıza çok üzülüyorum. Bu yola çıktığımda LGBT aktivistlerine karşı hazırlıklıydım ama muhafazakar kesimin oklarla, mızraklarla, afarozla, acımayla, dışlamayla ve hatta yok etme arzusuyla üzerimize bu denli geleceğini hiç beklemezdim. Tek bildikleri şey: Lut Kavmi. Dincilerin Lut Kavmi ile ilgili ayetleri ele alış şekliyle yetinsek bizlerin İslam’da asla ama asla yeri olmuyor. Hatta sadece bunu söylemem bile dincileri zıvanadan çıkarabilir.

https://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=2841.0
3
Genel Tartışma / Ynt: GENÇLERDE KİMLİK KARMAŞASI & BÜYÜK AİLE BULUŞMASI
« Son İleti Gönderen: trakya Bugün, 07:18:55 öö »
İYİLEŞMEK İSTEYEN EŞCİNSELLERİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: LGBTQ AKTİVİZMİ Mİ YOKSA İSLAMCILAR MI?
YA DA BİR TURNUSOL KAĞIDI OLARAK HÜSEYİN KAÇIN

Günümüz Müslümanları bizleri anlamakta neden bu kadar çok zorlanıyor? İslamcılar, bizlere destek olmak yerine neden köstek oluyor? Hem LGBT aktivizmin hem de dincilerin kıskacında nasıl bir yaşam mücadelesi veriyoruz? Gelin, hepsini konuşalım!

Mütedeyyin ailelerin öncelikle bilmesi gereken şudur: Kendilerini eşcinsellerin yegane savunucusu ve koruyucusu olarak gören LGBT Aktivizmi, biz iyileşmeye çalışan eşcinsellerden ölesiye nefret ediyor. Psikologlar derneğinden tutun da Sağlık Bakanlığına kadar her türlü resmi mecraya bizleri şikayet etmekle yetinmeyip üstüne de sosyal medyada -güya iyiliğimizi düşündüklerinden- bunun doğuştan olduğu, DSÖ tarafından hastalık olmaktan çıkarıldığı, onarım terapisinin işkence olduğu, sadece toplum ve aile baskısı yüzünden iyileşmeye çalıştığımız, duygularımızı bastırdığımız için asla mutlu olamayacağımız yönünde habire ve ısrarla birbirinin neredeyse aynısı cümleleri sarfetmelerinden, öfkelerinden, tehditlerinden etkilenmediğimizi anladıklarında sayıp sövmedikleri bir taramız kalmıyor. Öyle ki ellerinden gelse hepimizi bir kaşık suda boğmayı isteyecek kadar arsızlar.. Oysa bizim onlarla bir meselemiz yok. Onları en iyi anlayabilecek kişiler de biziz.. Ama “anlayış” tek taraflı olmuyor. Bu sebeple onlardan bir beklentimiz ve umudumuz da yok. Çoğunluğu Müslüman olan ve eşcinselliği ile yüzleşmiş ve bunun için çare arayan bireyler olarak Bilge Kral Aliya’nın "Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır." dediği yerden yıkılıyoruz. Açıkça söylemem gerekirse benim için bundan sonrasını yazmak çok zor.. Her zorluğa göğüs germeye hazır ve öyle büyük bir cesaretle bu yolda yürüyor ve Rabb’imize güveniyorken ümmetin içindeki bu onulmaz yalnız kalışımıza çok üzülüyorum. Bu yola çıktığımda LGBT aktivistlerine karşı hazırlıklıydım ama muhafazakar kesimin oklarla, mızraklarla, afarozla, acımayla, dışlamayla ve hatta yok etme arzusuyla üzerimize bu denli geleceğini hiç beklemezdim. Tek bildikleri şey: Lut Kavmi. Dincilerin Lut Kavmi ile ilgili ayetleri ele alış şekliyle yetinsek bizlerin İslam’da asla ama asla yeri olmuyor. Hatta sadece bunu söylemem bile dincileri zıvanadan çıkarabilir.

https://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=2841.0
4
Dindar kesimden artık benim maalesef hiçbir umudum kalmadı. Akıllarına gelen ilk şey: Yasaklamak.. Eşcinselliğe dair filmler, kitaplar, dernekler, mekanlar vb görünür ne varsa yasaklanınca sorunun çözüleceğini düşünüyorlar ya da mevzuyu bi' şekilde iman eksikliğine, beslenmeye, özenmeye bağlıyorlar. Mesela "Ailemi Koru" mitinglerinde talep ettikleri yasaklamaktan başka bir şey değildir. Bu mitinglerde bir tane "üniversitelerde çalışma yapın, bunun için kürsü kurun" vb pankart göremezsin. Velhasılıkelam ne anlatırsan anlat; olmuyor! Bu yüzden iyileşmek isteyen eşcinseller olarak yapayalnızız. Bizim Tanrı'dan başka hiç kimsemiz yok. Bu süreçte o kadar çok şey yaşadık ki sadece bir tanesini anlatayım: Eşcinselere yardım etmek amacıyla kurulan, Din Kültürü öğretmenlerinden ve İlahiyatçılardan oluşan "Gençlerde Kimlik Karmaşası" adında bir WhatsApp grubuna birbirimizden haberi olmayan yedi sekiz eşcinsel olarak katıldık. Sandık ki faydamız olacak.. Öyle ya nefroloji çalışacaksan gidip de grip olanları dinlemezsin. Bizi bizden dinlemeyecekler de kimden öğrenecekler?? Öyle olmadı.

https://escinselterapi.net/forum/index.php?topic=2833.0
5
Genel Tartışma / Ynt: İSLAMİ CAMİA NEDEN EŞCİNSELLERE KARŞI ÇÖZÜM ÜRETMİYOR ?
« Son İleti Gönderen: KoyuGri 15 Eylül 2026, 09:02:49 ös »
Ayrıca eşcinselliğini dönüştürmek isteyen bir çok kişide fark ettim ki,

Toplumun onlara yaptıkları kınamanın, nefretin aynısını kendilerine yapıyorlar. Önce bir erkekle sevişiyorlar veya porno izliyorlar sonra kendilerini taşlıyorlar.

 Böylece suçluluk ve kurban bilincinde sıkışıyorlar.

Kabul etmediğiniz hiç birşeyi değiştiremezsiniz. Öncelikle kendinizi günahınızla sevabınızla kabul etmelisiniz. Ne bok yerseniz yiyin kendinizin arkasında dağ gibi durmanız lazım.

Haltları yiyip ağlamaya devam ederseniz. Aynı kısır döngüde kalırsınız. Ve hep ağlayacak olaylar yaşamaya devam edersiniz.

Kendinizin anne babası olmayı öğrenmeniz lazım. Onların size vermediği şefkati kendinize vermeniz lazım.
6
Hocam size bazı olumlu ama garip hissettiren haberlerim var kimliğimi gizleyerek durumda paylaşabilirsiniz bu yazımı veya forumda kimliğimin gizli olması şartıyla sizin için yazıyorum hep yaz diyip diyip duruyosunuz ya önce bi önceki yazımı yapıştırcam sonra devamını yazcam

ATALARIMIZIN LANETİ
EŞCİNSELLİK…
Bu ara içimi dökmek istedim.Bu eşcinsel hisler ne kadar zor be!Aslında neyi farkettim bu ara biliyomusunuz?
Eşcinsellik derin ve dipteki depresyonun,hüzün duygusunun üstünün kaplı olduğu toz tabaka.Ne demek mi istiyorum?Anlatayım;Biliyorsunuz ki eşcinsellik ‘Babamız’dan alamadığımız bir ‘tamamlanılmışlık’ hissini arama yolu,bu yolla diğer erkeklerle erotik yolla bağ kurmak maksadıyla eşcinsel ilişkileri deneyimledik/deneyimliyoruz,aslında arayışımız şu;Bir erkek gelsin ve içimizdeki ezik/eksik/yaralı çocuğu sevgisi ve ilgisi ile tamamlasın istiyoruz ama ne yazık ki çok zor(belki imkansız değildir)çünkü zaten sağlıklı erkekler diğer erkeklere yönelmiyor.
Ben terapi sürecinde ve kendi çabam ile okuyarak/izleyerek/araştırarak belli bir aşamaya geldim kendime güvenim,özgüvenim vs belli bir seviye ye geldi eskiden erkekleri kafamda büyütüyordum/idealleştiriyodum sonra onlarında hiç de buna layık olmadığını anladım hemde hiç!Şimdi erkeklerle ‘erotik’ yolla bağ kurma güdüm eskiye nazaran azalınca kendi kendime şöyle düşündüm ‘neden onlarla bağ kurmak isteyeyim ki?’ Çünkü ben birgün sevmek/sevilmek vs hayaliyle bu bağ kurma hayalini devam ettiriyordum.Yani aslında ilgi/öpmek/sarılmak gibi fiziksel temaslar istiyordum,ama biliyorsunuz hetero erkekler ile böyle şeyler yapamazsınız :) yada çok yakın baba/abi/amca/dayı/tanıdık gibi kişiler olması gerek ki bunu yapıp tepki almayacağınızın garantisi olsun işte bende bunları yapmayacaksam neden onlarla takılayım ki?Diye düşünüyorum ve depresif hissediyorum sanki onlarla fiziksel yakınlaşmıycaksam iletişime geçmenin de bir önemi yok gibi!Ama önemli nokta şu;Aslında bir erkekle seks yapmak istemiyormuşum ben sadece onla konuşmak,sarılmak istiyormuşum yani küçük bir çocuğun babasıyla yaptığı şeyler,artık eskisi kadar erotik çekim hissetmiyince(sadece çok depresif/yalnız hissettiğimde geliyo bu hisler)durdum ve düşündüm e ben zaten cinsellik yaşamak istemiyorum/istemiyormuşumki!E o zaman ben ne istiyorum?Yakın bağ kurmak!Cevabı buldum ama hetero erkekler le bu biraz zor çünkü onlar eşcinsel değil yani onlar sizinle öyle bağlar kurmak size duygusal yatırım yapmak veya sarılmak istemiyorlar!Hüseyin Hoca bana;aradığın sevgiyi dostlukla,yakınlık ile bazen nadiren tokalaşmak vs ile halledersin demişti ama bu böyle bi şey değilki be hocam!Bizim açlığımız yılların duygusal açlığı bi tokalaşmak ile geçer mi biz fazla yakın fiziksel temaslar istiyoruz!Cidden çok zormuş keşke ergenlik/çocukluk yıllarında gelseydim belli bir yaştan sonra imkansız olmasa bile bence çok aşırı zor bazı şeyler, herkes insan ilişkileri,dostluk bağları,çevre vs çözmüşken siz belli bir yaşta bunları yeni çözmeye çalışıyorsunuz,belkide belli bir aşamadan sonra hiç çözemeyeceksiniz(maddi,sosyal,çevresel,toplumsal etkenlerden dolayı çünkü onlarda aslında bizi fazlasıyla etkiliyor yani ‘dışsal koşullar’)
Demem o ki eskisine göre çok ilerledim bilinç olarak ta zihin olarakta davranış olarak ta ama daha ideal yere çok uzağım çok eksi bi yerden başladım terapiye şimdi eksi yi bırakıp geçtim ama henüz çok aşağıdayım ideal yer ise çok yukarda…

TERAPİDEKİ SÜRECİ (YENİ YAZI)
ANLAM VEREMEDİĞİM İYİLEŞME
Yeni bir yazıdan merhaba,Terapi sürecinden şunu anladım iyileşme çok inişli ve çıkışlı
Git gide iyi hissettiğiniz daha iyiye gittiğiniz bir süreç değil
Eski yazımda erkeklerden duygusal beklenti içine girmek ile alakalı yazmıştım,çünkü erkekleri idealleştiriyordum ve onlar benden üstün ben aşağıyım türü bir çeşit aşağılık kompleksine gidiyordum ve bilinçaltımda kendimi erkeklerle eşitlemek için erotik bağ yolu arıyordum
Bu gerek eşcinsel fantezi gerek gay p*rno izleyerek
İyi haber şu ki benim fena derecede gay p*rno izleme bağımlılığım vardı ve hala aslında var ama eskiden çıplak erkek vücuduna çok yükselirken(hemde öyle böyle değil) şimdi sadece “hoş” geliyor.Eskiden bu içerikleri izlerken çok hoşuma giderdi şimdi aslında eskiye göre bunları izlemenin cazibesini kaybettiğimi anladım hemde çok büyük oranda,eskiden izleme düşüncesi geldiği an büyük bir keyifle izliyordum,dün yine izledim ama beynimden şöyle düşündüm ‘artık o kadar da büyüleyici değil benim için,çok gerekte yok’ ve izlememe rağmen eskiden çok haz verici müthiş derken şimdi şöyle dedim ‘eh işte,yani b*şaldım idare eder işte,o kadar da müthiş değil’ şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl oldu çıplak erkek bedenine aşıkken nasıl bu oldu açıkçası çok inişli çıkışlı zamanlar geçirdim p*rno bağımlılığım vardı onu azaltsamda hala bitiremedim sadece süresini çok uzattım ama eskiden kendimi çok zorlarken izlememek için şimdi pek de canım istemiyor bence bunun sebebi sosyalleşme erkeklerin arasına girdim ki bazen onlardan o kadar sıkıldım ki anlatamam işkence gibiydi ama ben kızlarla takılmaktan da hoşlanmıyodum asosyaldim kendimi erkeklerle eşitledim,onların aslında özgüvensiz,korkak,kaygılı
(heterolar) olduğunu görünce eskisi kadar bana cazibeli gelmemeye başladılar o yüzden mesela dün eşcinsel erotizm düşüncesi geldi aklıma ve iğrendim ‘ıyyy bunlarla mı?’ dedim kendi kendime ama bu çok uzun vaktimi aldı yani evden otursaydım asla ilerleyemezdim erkeklerin arasına girmeseydim asla ilerleyemezdim bazen kabus gibiydi,bu ortamlara alışkın olmadığım için yoğun anksiyete,panik atak ve çocukluktan gelen travma olarak yoğun ‘aşağılık hisleri’ hissettim bazen bunu yoğun yaşadım bazen az ama çabaladım,kızlara yönelmek olur mu bilmiyorum ama erkeklerin sönmesi his olarak müthiş bir şey belki ilerde olur bu işin çözümünü yazıyorum
İlk olarak erkek ortamına gireceksin kardeşim yoksa olmaz çok sıkıcı vs gelsede gireceksin(kafanızın uyuştuğu insanları bulun)
Onlarla takıla takıla erkekler ve ben diye kendini aşağılık gördüğün düşüncen değişecek ve onun yerine bende erkeğim,güçlüyüm ‘biz erkekler’ düşüncesi kafanda oluşacak
Korksanda yapman gereken şeyleri yapacaksın ben hala yoğun panik atak anksiyete yaşıyorum ama kalbim ata ata yapmam gereken şeyleri (sosyalleşme,ortama girme) yapıyorum yoksa korkun azken çok oluyo eğer geri adım atarsan o korku büyüyo bu yüzden korkudan kimse ölmez,kalbin ata ata da yapacaksın illa gidip konuşma hiçbirşey yapamıyorsan erkeklerin yanında otur sadece ama zamanla samimi ol emin olun onların çoğu korkak ve çekingen aslında biz hayatın zillesini yemişler olarak çok güçlüyüz çünkü ben kafamda çok büyüttüğüm bazı erkeklerin(hepsi böyle diyip abartmıyım ama)aslında dışardan gözüktüğü kadar da ‘havalı,özgüvenli’ olmadığını erkek ortamına girince anladım
Diğer bir adım ise tabiki herkes siz ilerledikçe kıskançlaşıyor siz başarılı oldukça dalgaya almaya çalışıyor maalesef insan doğası böyle onlara karşı da dik duracaksın korksanda mesela sert tavırlı duracaksan ben korka korka öyle bir sert tavır gösterdim ki cidden diğer insanlar aslında benden çekinir oldu unutmayın siz insanlara zayıf tarafınızı gösterirseniz insanlar orayı kaşıyo tabiki mükemmel gözükmeyin arkadaş ortamında dalga geçme vs çok olur onlar sorun değil ama sizin özel şeylerinizi asla kimse bilmesin
Ve hobi edinin erkekçe hobiler yani cinsiyetinizi sağlamlaştıracak hobiler uğraşlar ama unutmayın erkek ortamına girip kendinizi erkeklerle eşitleyip aşağılık kompleksinden çıkmadıkça dünyanın en sert güçlü insanı gibi de dursan dışardan hiçbir işe yaramaz!
Öfke kötü birşey değil bu süreçte bol bol hissedeceksiniz bu çok normal bunu doğru yere yönlendirin bağımlılıklara ve asosyalliğe,kendini eve kapatmaya yönlendirmeyin sosyal hayatın içinde öfke hissedin evde değil!
8
Genel Tartışma / İSLAMİ CAMİA NEDEN EŞCİNSELLERE KARŞI ÇÖZÜM ÜRETMİYOR ?
« Son İleti Gönderen: KoyuGri 15 Eylül 2026, 08:05:03 ös »
Ademoğlu içindeki iblisi yani gölge yanlarını gördüğünde kaçmak istiyor. Uzaklaşmak istiyor. Çünkü kendi içindeki iblisle göz göze gelmek, zihninde inşa ettiği o sahte ve kibirli cennetin anında yerle bir olması demektir.

Bu yüzdendir ki kendilerini din ve ahlak bekçisi ilan eden islamcı camia, nefretlerini eşcinsel bireylere ve ötekileştirdikleri insanlara yöneltir.

Savurdukları o küfürler, hakaretler, linç etme hatta öldürme arzusu. Aslında tek bir şeyin göstergesidir, kendi içlerinde bastırdıkları o karanlığın dışarıya patlaması.

İslamcı camia işaret parmağını hırsla eşcinsellere 🫵🏻 yöneltiyor ve onlara “Lut kavmi, Depremler ve felaketler hepsi sizin günahlarınızdır” diye suçlarken sistem sahibinin aynalama 🪞 yasasını görmezden geliyorlar.
(Tevhid aynası)

Oysa ötekine uzatılan tek bir işaret parmağına karşılık, avuç içinde kıvrılan diğer üç parmak 👇🏻 dosdoğru kendi göğüslerini, kendi yüzleşemedikleri karanlığı göstermektedir.

Yaptıkları şey şeytan taşlamaktır.
Çünkü biz ademoğluna bu öğretildi.
Onlar şeytan taşladıklarını sanırlar. Oysa yaptıkları tek şey, dinsel temaların arkasına sığınarak kendi içlerindeki nefsani iblisleri başkalarının üzerine fırlatmaktır.

Nefsimizin gölge yanlarını onu ötekileştirmediğimiz bir yerden görmeliyiz ve ışığı (ruh) seçmeliyiz.
İrademiz ile ışığı seçme ehliyetimiz varken neden gölgelerimizi taşlıyoruz ?

Acaba taşladığımız şeytanlar içimizdeki bir gölgeye işaret ediyor da yüzleşemediğimiz için tetikleniyor olabilir miyiz ?

Eşcinselleri, kadınları, farklı ırkları ya da toplumun herhangi bir kesimini şeytanlaştırıp ateşe atmak, Hz. Muhammed’in insanlığa miras bıraktığı en ulu öğreti olan Tevhid, yani Birlik Bilinci ilkelerine tamamen aykırıdır.

Bu dünyaya birer beşer olarak geldik. Kamil insan mertebesine yükselmek için Tevhid felsefesini bir zırh gibi giymemiz gerekir.

Oysa bugünün dünyasına baktığımda, insanlığın Muhammedî bilinçten fersah fersah uzaklaştığını, iblisin frekansına nasıl teslim olduğunu görüyorum. Ötekine duyulan her kin ve nefret ancak kendi içimizdeki cehennemi besler. Ve günün sonunda, taşladığımız o iblisin ta kendisine dönüştüğümüzü bile fark edemeyiz.


https://www.instagram.com/p/DdToPMHti6h/
10
_Benim Serüvenim_


*Ben Kimim*
Bu yazıyı yazmaya başladığımda henüz 30 yaşıma girmiştim. Kimileri bir şeyler için geç olduğunu düşünebilir ancak iyileşme serüvenim 25 yaşımda başladı. İnişli çıkışlı dolu bir dönem oldu benim için. Çoğunlukla kendimi kendimden şüphe duyarken buldum. Aslında her zaman iyimser ve ümitli biri olsamda nedense bu konuda kendime çok pozitif bakamıyorum sanırım. Bu da bence genellikle kendime ve hayata karşı eleştirel ve mükemmelliyetçi bakış açımdan kaynaklanıyor. Bir şey olacaksa tam olmalı, eksik veya yarım kalmasını bünyem kaldırmıyor. Bu ise nasıl gelişti derseniz belki yazının devamında bahsedebilirim. Aslında istemsiz bir şekilde başlığa doğru konu sürüklendi. Benim kim olduğuma, özümün bir parçasına gittim istemeden. Demek ki hayatta en çok dert haline getirdiğimiz şeyler aslında bizi biz yapan önemli unsurlardan biri haline geliyor ya da tam tersi. Hayat amacım adeta bazı standartlara uygun bir yaşantı sürmek üzerine kurgulanmış. Bunu zaman zaman ben körükledim zaman zaman ise çevre unsurları. Ben bir hata gidericiyim. Gerçekçi olmayan problemler üretip kimi zaman çözebilen kimi zaman da yapamayacağımı anlayıp yahut o gücü kendimde bulamamamdan ötürü halını altına süpüren. Bu eylemi bir yere kadar yapabiliyorsunuz çünkü artık acı vermeye başlıyor. Hayatımın en büyük problemini de aslında kendim ürettim. İlerleyen safhalarda da daha çeşitlilerini ürettim. Kime neyi kanıtlamaya çalıştığımı asla bilmiyorum. Giderek yalnızlaştım. Kendimi evimden binlerce kilometre uzaklara götürdüm. İnsanın kendisiyle derdi hiç bitmez miymiş?

*Nasıl Gelişti*
Bir hata ayıklayıcısı olduğumu söylemiştim. Bu aslında basit bir denkleme indirgenebilir. Hakettiğini alamadığın zaman, iç dünyanda bir çelişkiye düştün ve sorunun kendinden kaynaklandığına kanaat getirdin. Bunun doğal sonucu olarak ise bu sorunları bulup gidermeye odaklandın. Bu küçük yaştayken ebeveynlerin istediği ideal, uslu, çalışkan bir evlat/öğrenci olmaktı. Bunu başarabilmek için sana gösterilen örneğe tapar halde buldun kendini. Onun gibi olabilirsen dertler çözülecek sandın. Onunla kaynaşabilirsen, onunla oynayabilirsen, onun en iyi arkadaşı olabilirsen olması gereken standarda ulaşırsın sandın. Belki oldun, belki olamadın. Duygusal ihanetlere uğradın. Akranlarınca kabullenilmeye çalıştın. Ama sanki sende bir şeyler ters gibiydi, onlar gibi olamıyordun. Onlar gibi futbol oynayamıyordun, onlar gibi sert ve kaba değildin, onlar gibi kavga edemiyordun. Daha narin ve kırılgan bir yapın vardı. İnsanlar aslında seni severdi ama sen kafanda bir takıntı yaratmıştın. Bu çocukken böyle devam etti, her yaptığın işte kendini birilerine kanıtlamaya çalıştığını fark edemeden bunda usta bir hale geldin. Zirvedekileri elde etme serüveninin temellerini böylece atmış oldun. En büyük problemini böyle yarattın. Asla gerçek olmayan bir takıntıya kapıldın. Erkek olmanın tanımını kestiremedin. Kimse de göstermedi, anlatmadı. Erkek olmak çevrende gördüklerin ya da sana dayatılanlara tabi olmak mıydı? Onlar gibi olmak zorunda mıydın? Asla çözülemeyecek bir problem yarattın ve işin içinden çıkamadın. Bir erkeği elde etmek. Onun gibi olmaya çalışmanın farklı bir versiyonu. Bu duygusal bağı babanla kuramayınca, onun dışında bir örneklik de olmayınca o duygular bi akranına yöneldi ve bir ideal buldu. Böylelikle onu yüceltmeye ve elde etmeye kalkıştın. Her şeyi doğru yaparsan seni sever sandın. Kimi zaman sevdiler kimi zaman sevmediler. Sevseler bile kafanda kurduğun ideale yaklaşamayacaklardı ki. Yine tatmin olmayacaktın. Hastalıklı tarafın zamanla onlarda da kusurlar buldu. Ondan kopamadığın için kusurlarıyla sevmeye devam ettin. Ne de olsa tam olarak elde edememiştin. Gel zaman git zaman halının altına süpürülen problemler artık o kadar şişmişti ki her tarafı bir toz bulutu kapladı.

*İlk Adım*
Sonra ne mi oldu? Hapşırmaya başladım ve hemen odadan kaçmaya karar verdim. Tabi işin işten geçtiğini anlamam da biraz zaman aldı. Hoş işin kader boyutu da var. Olanda hayır vardır derim her zaman. Benim şartlarımda da böyle olması gerekiyormuş. Benim hikayem de böyle yazılacakmış. Geç olsun ama güç olmasın! Tabi bu kadar bağımlılık sahibi olduktan sonra ilaçlar bünyede alerji yapıyor. Vücut kabul etmiyor öyle hemen. Bunun için de irade gerekiyor. Gel zaman git zaman, iki ileri bir geri epey bir yol katedildi. Şu an olduğum yere gelebilmeyi sanırım hayal bile edemezdim o zamanlar. Zaman içinde içimden bir başkasını çıkarmayı başarabildik. Kelimenin tam anlamıyla pasif  ruh dünyasından dönüşen artık daha agresif, daha özgüvenli ama belli etmese de anlamasa da hala duygusal ve bu açlığı yine de hisseden birisi vardı. Özümden bir şey kaybetmedim ama kabuk değiştirdik diyebiliriz.


*İyileşmek*
İlaçlarınızı kullanırken her zaman prospektüsüne bakın! Nasıl yan etkileri olabileceğini de farkında olmalısınız. Doktorunuzun size söylemesi gerekir tabi bunları. O yüzden doktor takibinde alın ilaçlarınızı! İlk dalgayı atlattıktan sonra, zamanla kırılma farklı bir şehre taşınmam, yalnız yaşamaya başlamam ile devam etti. Babamla kendi iç dünyamda barıştım. Allah ile hiçbir zaman bir anlaşmazlığım olmadı. Aksine beni doğru yola ileten ancak O’dur. Ben bu süreçte sabretmeyi ve O’na güvenmeyi öğrendim. Önüme gelen kapılarda ise seçim hakkımı kullanıp sebat ettim. Seçim hakkımı kullanmak derken öylesine kararlardan bahsetmiyorum. Çoğu insanın veremeyeceği türden kararlar. Çok prestijli bir iş imkanını bırakmak ve türlü bilinmezliklere kapı aralamak gibi. Genel olarak iyileşmeye karar vermem ve bu yolda sebat etmem devam ettikçe Rabbim de nimetlerini artırmaya devam etti. Çünkü O şükrederseniz artırırım diyor. Hiç bir zaman şikayet etmedim. Siz sabrederseniz kalbinizi doğru yola iletirim diyor. O’na güvenin ve zor olanı yapmaya hazır olun. Ben her zaman bu düşünce yapısında oldum hayatımda. Bir sorun meydana geldiyse, bu işin içinden nasıl çıkabilirim diye baktım. Her zaman en zoru ilk adımı atmak oluyor, sonrası bir şekilde getiriliyor. Kendinizden şüphe edip ilk adımı atamayınca hiç başlamadan kaybetmiş oluyorsunuz. Hayat böyle çalışmıyor. O adımı atabilenler ileriyi görebiliyor. Ufuk çizgisini görmeye ancak onlar talip olabilirler.

Bu süreçte yine bir akranımı idealize edip kapanıma aldım. Bu tamamen bilinçdışı gelişen bir süreç. Adeta kendime hedef arıyorum. Ortamda diş geçirebileceğim bir av arıyorum. Kendimden değersiz gördüklerim ise umrumda olmuyor. Kafamda kurduğum değer algılarıma kim uyuyorsa ona çekiliyorum. Zaman içinde bu kıstaslara uyan insanlar oldukça azalıyorlar. Çünkü kendi benliğimi aynı zamanda yüceltmekle de meşgul oldum. İçten içte onlarla birlikte aslında kendi egomu da geliştirdim. Kendimden altımda gördüklerime oldukça hor bakıyorum ve küçümsüyorum. İçten içe ezik muamelesi çekiyorum. Artık pasif yapıyı minimize ettiğim için bu sefer cinsel dürtülerim oldukça zayıf seyrediyor. Olursa artık daha çok kriz anlarında ortaya çıkıyor. En başta bahsettiğim kendimden şüphe ettiğim zamanlarda.

*Hayat Olacağına Varır*
Gel zaman git zaman kendimi hikayenin diğer tarafında buluyorum. Bu sefer seven değil sevilen tarafa geçmeyi başarabilmişim. Hem de karşımdakini duygusal olarak en derinden etkileyerek. İşler ayrılık zamanı yaklaştıkça çözülmeye başladı. Hayal bile edemeyeceğim şeyler duydum, hissettim ve yaşadım bu süreçte. Artık bir insandan beklentimi sıfıra indirdiğim o dönemde, hayat bu ya, beklenmeyecek seviyede zıtlıklar yaşandı. Hiç belli etmeden içinde biriktirdiklerini toparlayıp birbirimize veda etmek zorunda kaldık. Onu çok seviyorum. Ama nasıl sevmem gerektiğini bilmediğim bir evredeyim. Buradan da hayırlı kapılar çıkar diye ümit ediyorum. Rabbim bir kere daha olağanüstü planlarını sonuna kadar hissettirdi bana. O kadar eminim ki gelecek günler de daha nicelerini göreceğim. Belki bir evladımı bile alabilirim kucağıma.


*Mutlu mu Son*
Şimdi ise gurbetteyim. Hayata yeni bir sayfa açtım.
Evet, hayata.
Sayfa: [1] 2 3 ... 10