Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Hüseyin KAÇIN / Ynt: HER ÇOCUK BÜYÜR MÜ YADA PEYGAMBERLİK ERKEKLİK MİDİR?
« Son İleti Gönderen: psikolog 19 Haziran 2019, 16:56:37 »
HER ÇOCUK BÜYÜR MÜ YADA PEYGAMBERLİK ERKEKLİK MİDİR?


erkek çocukları ancak anne babalarının hikayelerindeki rollerinden çıkarak yada vazgecerek büyürler ve erkek olurlar. bu anlamda erkekleşemeyen çocukların bir kısmı erkek olmadan yada olamadan iç dünyalarında "ruhen kutsal olma" çabasına girerler. ruhlarının derinliklerine hapsolarak tanrının sesini duymak isterler. ruhuna hapsolmuş birey benliğini tanrılaştırmaktan ötesine erişemez. erkekleşemeyen diğer çocuklar ise ruhlarına yabancılaşarak arzularının esiri olurlar ve arzularının tatmininden doğan mutluluğu özgürleşmek olarak nitelendirmektedirler.

https://www.habervakti.com/her-cocuk-buyur-mu-yada-peygamberlik-erkeklik-midir-makale,1560.html
2
İnsanlığın Geleceği ve İslam Medeniyeti

Prof. Dr. Yılmaz ÖZAKPINAR

İnsan, biyolojik yapısının özellikleri gereği toplumsal bir varlıktır. İnsan yavrusu, bakıma ve gelişmeye muhtaç durumda doğar. Fakat gelişme süreci sonunda eriştiği sembolik düşünme yetisi, onu, sadece çevre uyaranlarına tepki yapan bir varlık olmaktan çıkarır. Sembolik düşünme yetisiyle insan, biyolojik yapı üzerinde bir temsil ve tasavvur dünyası kurar. Bu niteliğiyle insan, yaşamakla yetinmez. Bilincinde olduğunun bilincinde olan bir canlı olarak, yaşamını sorgular; yaşamının amacını belirlemek ister. Eylemlerinin sonucunu önceden hesaplama yeteneği olan bir varlık olarak insan, başka bir eylemi yapmayı da seçebilecekken o eylemi yapmayı tercih ettiğini bilir. Bu yeti, insanı ahlâk sorumluluğu olan bir canlı haline getirir. Refleks, içgüdü ve genetik olarak programlanmış bir öğrenme ile davranışlar, hayvanlarda olduğu gibi, belli koşullarda zorunlu olarak ortaya çıksaydı ve insan bilincinde olduğunun bilincinde olmasaydı insanın ahlâk problemi olmazdı. Sembolik düşünme yetisi, insanda başka birtakım kabiliyetleri ortaya çıkarır. Konuşma (dil), kavramlaştırma, içebakış yapabilme ve kendi düşüncelerini dışarıdaki bir cismi inceler gibi inceleyebilme, varsayımsal düşünme ve iradî davranışta bulunma bu kabiliyetler arasındadır. Bu kabiliyetlerle birlikte sembolik düşünme yetisi, insanın karmaşık bir sosyal organizasyon ve iletişim ağı içinde yaşamasına ve bir kültür birikimi oluşmasına yol açar. Toplum halinde birlikte yaşamak ve dağılıp gitmemek için toplum üyelerini bir arada tutan belli bir inanç ve ahlâk nizamının varlığı şarttır. Her toplumun bir kültürü vardır. Fakat ancak kendi sembolik yetisinin bilincinde olarak inanç ve ahlâk nizamını rasyonel esaslara bağlamış toplumlarda medeniyet görülür. Bu anlamda medeniyet, kendisine bağlı kültürün, yani insan yaşamının bütün

tezahürlerinin, değişen koşullara ve yeni ortaya çıkan ihtiyaçlara göre değişmesine yalnızca izin vermekle kalmaz, bu değişime müsait bir zemin hazırlar. Bunu yaparken gözettiği tek ölçüt, değişimin, inanç ve ahlâk nizamının temel değerleriyle ahenkli olmasıdır. Bu nedenle, medeniyete bağlı kültürler değişir, çeşitlenir. Medeniyet, rasyonel bir inanç ve ahlâk nizamı olarak, kendisine bağlı kültürde bir ruh yükselişi sağlar ve büyük kültür eserleri yaratmanın azmini ve coşkusunu verir. Bir medeniyete bağlı kültürde, herkesi etkileyen ve yaşamın niteliğini yükselten bilim, sanat, mimarlık eserleri ve davranış biçimleri bu ruhla ortaya çıkar. Türlü sebeplerle medeniyet bilinci kaybolduğu, o inanç ve ahlâk nizamının sağladığı azim ve coşku yok olduğu zaman kültür de bütünlüğünü kaybeder; kültürün, toplum üyelerinin davranışlarını düzenleyici etkisi kalmaz; insanlar biyolojik düzeyde bencil bir yaşam mücadelesinin girdabına kapılır. Toplumların birbirinden izole yaşamasının artık mümkün olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Bir toplumun, kendi problemlerini başkalarının sırtından çözme politikası, çıkar sağlarken uluslararası ilişkileri de bataklığa sürüklemiştir. Sömürülenler kadar, sömürenlerin yaşamında da huzur kalmamıştır. Huzur ancak paylaşılırsa vardır. Dünyaya hâkim siyasî güçlerin değer sistemlerinin ikiyüzlü olduğu meydana çıkmıştır. İnsanlar artık ümitle değil yılgınlıkla bekliyor. İnsan hakları gibi başlıklar altında tumturaklı ifadelerle geometrik mükemmellikte ortaya konan soğuk ilkeler, insanları kalpten bağlayan inanç temelinden yoksundur. Bu ilkelerin savunulması da çiğnenmesi de bir anlam taşımıyor. Ortada sadece olayların acı gerçekliği var. Batı medeniyeti toplumlarının politik, ekonomik ve askerî gücü, büyük ölçüde bilim ve teknolojiye dayandığı için yanlış bir medeniyet kavramı, bir izlenim halinde, insanların düşüncesine yerleşti. Oysa medeniyet, kültürü yöneten, besleyen, çeşitlendiren ve geliştiren bir kaynak olarak rasyonel bir inanç ve ona bağlı bir ahlâk nizamıdır. Batı medeniyetini tarihsel gelişimi içinde anlamaya çalıştığım ve analiz ettiğim zaman bir inanç ve ahlâk nizamı

olarak onda üç öğe tespit ediyorum: Birinci olarak Hıristiyanlık, ikinci olarak eski Yunan ve Roma medeniyetinin güce ve başarıya tapan ruhu, üçüncü olarak hümanizm ve onun uzantısı olan bireycilik. Bu üç öğe Avrupa tarihinin olayları içinde bir alaşım halinde Batı medeniyetini oluşturdu. Batı medeniyetinin Hıristiyanlık öğesi, ruhlardaki duygusal yerini korumakla birlikte yaşamın gerisine çekilerek yaşamın dekoru konumuna girmiştir. Batı medeniyetine bağlı kültürlerde bilim ve teknoloji, yaşamın türlü tezahürlerini yansıtan daha binlerce öğe arasında bir kültür öğesidir. Bugün insanlığın meselelerine çare bulunamaması bilgi azlığından değil, değer sistemlerinin çarpıklığındandır. İnsanlığın bugünkü tarihsel aşamasında başa çıkmaya çalıştığı meseleler karşısında medeniyetin değeri, onun bütün insanlığı kucaklayacak bir inanç ve ahlâk nizamı olmasındadır. Batı medeniyeti, rasyonel düşünceye dayandığı için kültürü besleyen ve çeşitlendiren bir kaynak olmuş, fakat yaşama ışık tutacak insanlık değerleriyle ahenkli bir bütünlük oluşturamamıştır. Bugün dünyada insan kitleleri açlıkla boğuşuyor; türlü hastalıkların pençesinde kıvranıyor; bütün gün bedenini törpüleyerek sağlıksız koşullarda bir dilim ekmek için çalışıyor; zulüm altında inliyor; sömürüden belini doğrultamıyor; kıyıma uğruyor; haksız savaşların içinde telef oluyor; teröre kurban gidiyor. Politik kararlar, diplomatik müzakereler sefalet içindeki insan kitlelerinin yaşamını değiştiremiyor. İnsanlığın bu feci manzarası göz önünde dururken politikacılar ve bilim adamları, Batı medeniyetini kastederek, medeniyetin sürekli ilerlediğini söylüyor. İslâm toplumları, kendi medeniyetini nasıl yaşadığına bakmıyor; Batı medeniyetinden şikâyet ediyor. Batı medeniyetini eleştirel bir gözle görmekte bir yanlışlık yoktur. Fakat ona bağlı kültürlerde insanlık için yararlı olumlu gelişmeleri gözden kaçırmamak gerekir. İslâm toplumları, kendi medeniyetini özü bakımından yeniden kavrama çabası içine girmeli, kendi medeniyetinin dayandığı değerleri yeniden benimsemelidir. Bugün İslâm toplumlarında

İslâmiyet ibadet şekillerine indirgenmiş görünüyor. İbadet önemli olmakla birlikte, ibadetin amacı unutulunca İslâmiyet’in insan ilişkilerini güzelleştirici, toplum yaşamının niteliğini yükseltici, düşünce derinliği verici, insan yaşamına felsefî bir boyut getirici manevî özü kayboluyor. İbadet, âdeta bencilce paçasını kurtarma gayretine dönüşüyor. Felsefeciler, İslâm inancına ve öğretisine felsefî boyutta bir yorum getirmekle ilgilenmiyor. Oysa benim gözümde “hakikat” kavramı bile ancak Allah’a inanmakla insan düşüncesinde korunabilir. Bir bilen yoksa hakikat de yoktur. İnsanın kendi aklı ve deneyimleriyle eriştiği bilgiler yaşamı sürdürmek için önemlidir. Fakat insan aklının sınırlılığı ve insan deneyimlerinin yanılmalara açık oluşu, prensip olarak ancak gözlenebilir dünyaya ilişkin ihtimalî bilgiler doğurabilir. İman eden için Allah her şeyi bilendir. Onun için ben, aslını tam olarak ancak Allah’ın bildiği hakikatleri kendi aklımın ve deneyimlerimin elverdiği ölçüde bilebilirim. Fakat eğer hakikat diye bir şey yoksa benim bilimle, felsefeyle, sanatla hakikati arama çabalarımın da bir anlamı ve amacı olamaz. Aynı şekilde, Allah’ın her şeyi bilen, gören ve her şeye kadir olan sınırsız yetkinliğine inanmasam, adalet duygum da en büyük dayanağından yoksun kalır. Adaletsizlikle mücadele etmek gerekir. Fakat bu dünyadaki mücadelenin sonucu ne olursa olsun ölümden sonraki yaşamda her yapılanın hesabının görüleceğini, mizanın tam olarak sağlanacağını bilmenin verdiği güven, adaletsizlikle mücadele azmini güçlendirir, dayanma gücünü artırır. İslâmiyet bir yönetim biçimi değildir. İktidara gelen ve makamlara oturan İslâmiyet değil, hepimiz gibi meziyet ve zaafları olan somut insanlardır. Bu nedenle, İslâm adına icraat yapmak İslâmiyet’i insanların yapabileceği hataların gölgesinde bırakmaktan başka bir sonuç sağlamaz. İslâmiyet’in yapabileceği şey, iktidara gelen ve makamlara oturan insanların ruhlarını yüceltmek ve onları düz yoldan ayrılmaktan alıkoyacak olan iç murakabesi yapmaya teşvik etmektir. Onun için, yapılan icraatın sorumluluğu yapana aittir ve hesap da bu dünyada o icraattan etkilenen halka verilir.

İslâmiyet’in evrensel özünü belirginleştirecek düşünce eserlerine ihtiyaç vardır. Kalbinin derinliklerinde bir yerde hemen herkes Allah’a inanmakla birlikte ve birçokları ibadete de önem verdiği halde İslâmiyet’in evrensel özünün yaşama yansıtıldığı söylenemez. Ülkemizde insan ilişkilerinde, kamu vicdanında, vatandaşlık bilincinde aksaklıklar olduğunu açık yüreklilikle kabul etmek gerekiyor. Kural tanımazlığın yayılması, gittikçe artan sayıda kişilerin bencil çıkarlarını kamuya zarar verme pahasına ön planda tutma eğiliminde olması, nezaket ve başkalarının hakkına saygı gösterme anlayışından uzak bir toplumsal ilişkiler görüntüsünün yaşam estetiğini bozan boyutlara ulaşması, bir medeniyet sarsıntısının belirtileridir. Müslüman olduğu için elhamdülillah diyen kişinin bu tablo içindeki yerini eleştirel bir gözle incelemesi ve bu tabloyu iyileştirmek için ne yapabileceğini düşünmesi gerekiyor. Adalet, iyilik, hoşgörü, merhamet, insaf, şefkat, ahde vefa, fedakârlık, yardımlaşma gibi değerler, sadece bir toplumda insan ilişkilerinde değil toplumların ve politik anlamda ülkelerin ilişkilerinde de belirleyici değerler olmalıdır. Bu bir hayal olabilir. Fakat insan eylemleriyle başarılan her gerçek, daima, bir zamanlar arkasında azim olan bir hayaldi. Bu hayalin gerçekleşmesi amacına yönelik büyük katkılar yapabilecek olan İslâm medeniyetinin evrensel özü, kendi ülkemizde bile algılanmıyor. İslâmiyet, düşünürlere, filozoflara, sanatçılara ilham verecek yerde rutin şekillere, ibadet kurallarına indirgenerek dar kafalıların ve gündelik politikanın çekişme malzemesi yapılıyor. İslâm’ın sükûnetinden, olgunluğundan, vakarından, düşünce derinliğinden ve duygu inceliğinden yoksun birtakım insanlar, İslâmiyet’i ideoloji haline getirerek çıkardıkları gürültüyle kendilerine İslâmiyet’in temsilcisi ve savunucusu rolünü veriyorlar. Bu gibi kişiler, İslâm’ı, nefes alır gibi doğal ve sade bir üslûpla yaşayan Müslümanları bile ürkütüyor. İslâm’ın ne savunulmaya ne yüceltilmeye ihtiyacı vardır. Müslüman’a düşen, İslâmiyet’i yaşamaktır; İslâmiyet’i yaşayan kendi yücelir ve İslâmiyet ile ilgili olumsuz söze meydan vermez. Hazreti Peygamber’e bile düşen ancak tebliğ ise bir Müslüman için tebliğin en güzel

ve etkili yolu, İslâm’ın evrensel değerlerini her günkü yaşamında göstermektir. İslâmiyet’in özü, imandan sonra iyiliktir. İbadet, başka insanlara iyi davranmayana bir yarar getirmez. Günümüzde bütün dünyadaki insanlar bunalmış kurtuluş yolu arıyor; iyi bir dünya özlüyor. Türkiye’nin önünde kendi ile birlikte bütün dünyanın selâmeti için çok güzel bir imkân ve çok önemli bir görev var. Türkiye yüzyıllarca İslâm medeniyetinin en parlak temsilcisi olmaktan gelen engin tarih tecrübesini ve Batı ile yakın temastan gelen kazanımlarını birleştirmelidir. Kimseye akıl öğretmeye çalışmak ve kimseye bir şey zorlamak gerekmiyor. İslâmiyet’i insanlık değerleriyle ve asıl manevî özüyle her günkü yaşamımıza yansıtarak somut bir insanlık modeli oluşturmak gerekiyor. İslâm medeniyetini bütün insanlık değerleriyle ruhumuzda duymanın coşkusuyla Batı medeniyeti kültürlerinde gelişmiş yeni düşünce tekniklerini özümlemeliyiz. Böylece kültürümüzde evrensel eserler yaratacak bir zihinsel uyanışı sağlamalıyız. Dünyanın bir tarafındaki büyük teknolojik ilerlemelere rağmen, bütün insanlığın içine düştüğü çaresizliklerin, sosyal dengesizliklerin kaynağında bu terkipten yoksunluk vardır. Türkiye bu terkibi başarmaya en büyük adaydır. Türkiye bunu başararak ya bütün insanlığın kurtuluş ümidi olacak ya da modern görüntüye bürünmüş bir ilkellik içinde bütün insanlıkla birlikte belirsiz bir geleceğe doğru yürüyecektir.

https://www.habervakti.com/bizi-biz-yapan-en-karizma-hocamiz-bilim-isigi-prof-dr-yilmaz-ozakpinar-makale,1558.html
3
Hüseyin KAÇIN / Ynt: ALNI NASIRLAŞMIŞ BİR BABANIN OĞLUYUM
« Son İleti Gönderen: psikolog 17 Haziran 2019, 20:51:57 »
..
4
Hüseyin KAÇIN / Ynt: KIZ ÇOCUKLARI
« Son İleti Gönderen: psikolog 16 Haziran 2019, 19:48:21 »
TÜM BABALARIMIZIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Anneler değil mutlu ve mesut yani  kişilikli, onurlu, saygın adına ne derseniz deyin iyi kadınlar iyi çocuklar yetiştirirler... O kadınlar ayrıca her başarılı erkeği bir şekilde adam etmesini iyi becerirler.. Allah o kadınlara güç kuvvet versin... O kadınlar cennet gibidirler  gözlerinde kaybolursanız hayatın sırrına erersiniz...

O kadınları annelerinden önce çocukken kendilerine yakışan ve ahlaklarından başka büyük sermayeleri olmayan babalar yetiştirir.

Kızını öpen baba cenneti koklar... 
Kızını seven babalara selam olsun..

https://www.habervakti.com/tum-babalarimizin-babalar-gunu-kutlu-olsun-makale,1553.html
5
Hüseyin KAÇIN / Ynt: ROMA
« Son İleti Gönderen: psikolog 10 Haziran 2019, 16:29:26 »
TÜRK AYDINI GENÇ NESLİN YEMİNİ

Tarihi bir anıt gibi, som altından yekpare bir sütun gibi aydınlatan, Türk Milleti'nin kaderini ve geleceğini yüklenerek üzerime, yılmadan yürüyeceğim.

Bu öz bilinçle, önüme kurulacak bütün engelleri ve tuzakları kararlılıkla aşacağıma dair yeminimi, bir tohum gibi her seher vakti yüreğime ekiyorum. Ben yılmaz ve sarsılmaz şahsiyetimle istikbalin Türk Aydınıyım. Ben gelecekte değil şimdiden büyük bir kudreti bağrımda taşıyorum. Yarın büyüyecek olan değil bugün büyük olan asil soyluyum. Türklüğüm, kudretimdir, şanımdır ve şerefimdir. Bu uğurda  yüreğime ve rüyalarıma değin saran bir heyecanla çalışmak  ana rahmindeyken tarihin kaderime damgaladığı  kutlu bir ödevdir.

Fikren, ilmen, bedenen güçlü ve yüksek karakterli bir neslin hür bir ferdi olarak sesleniyorum.

Ulu Tanrım!

Endülüs ve Bağdat'a Ağıt yakmayacağım. Ağlamak kaderim değil artık. Şanlı mazinin horasan erenleri gibi istikbalin Türk Aydını olarak Endülüs'ü ve Bağdat'ı diriltecek kudreti diliyorum.

Ulu Tanrım! Kanadı incinmiş, karnı acıkmış bir serçenin ötüşünü duyar ve anlarsın. Yardımını esirgemezsin. Türk Milleti'nin istikbaline olan inleyişlerime merhamet eder misin?

Yeminim istikbalin her gününü, her saatini, her saniyesini ve hatta varsa eğer saniyenin içindeki zamanları da kuşatacaktır. Şahsiyetim, boş uğraşlarda, zevklerde, seyirlerde değil, beyinsel düşünce dünyamda mazinin bilgisini kuşatarak ve istikbale yenilenerek yol alan kudreti yeşerterek olgunlaşmaktadır.

Roma'nın bütün kentleri, Sibirya'nın buzlu yolları, Afrika'nın çölleri ve Balkan'ların yıkılmış minareleri merhametime hasret beni beklemektedir. Kainat, (alınyazısı ile birlikte) benim yüreğimin genişliğini öz ülke edinmek için Tanrı'ya yalvarmaktadır.

Aşkla doğdum, Aşkla yaşayacağım, Aşkla öleceğim.

Benim aşkım anlatılmadı hala genç delikanlılara ve kızlara. Geleceğin anneleri daha şanslıdır. Kudretli Destanımı anlatacaklar yavrularına, yüreklerindeki ve gözlerindeki kıvançla. Benim aşkım sadece bir  yüreği değil, hücrelerine değin kainatı kuşatacaktır.

Hafıza sarayımda, Hazreti Mevlana, gecen her demin ardından yarın yeni bir şeyler söylemek için gülümseyecek, Farabi, mutluluk adına seslenecek, Fuzuli beyitlerini terennüm edecek, Mehmet Akif, Çanakkale Şehitlerinden seslenen bir Bülbül gibi hitap edecek bana ve yol arkadaşlarıma. Tarihin bütün kudretli şahsiyetleri ölmemişlerdir. Beyinsel düşünce dünyamın ve yüreğimin kutlu konuklarıdır. Gerektiğinde yitirdiği hikmeti Batıdan alacak ve Dante ile birlikte haykıracak:

Ey yurt! Ey yurttaşları birbirine bağlayan duygu!

YARIN YENİ ŞEYLER SÖYLEYECEĞİME DAİR YEMİN EDERİM.

https://www.habervakti.com/turk-aydini-genc-neslin-yemini-roma-muslumanlarca-fethedilmeden-kiyamet-kopmaz-makale,1538.html
6
Hüseyin KAÇIN / Ynt: AHLAK
« Son İleti Gönderen: psikolog 09 Haziran 2019, 13:11:24 »
Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.

Eşcinsellik, toplumsal sorunların baskısı altında dinamikleri çürümüş aile yapısında ezilen çocuğun aslında aile otoritesine başkaldırması eylemidir. Aile içi güç dengeleri adına yıpratılan duygusal edimlerin yeniden aranması ve kişilikle bütünleştirilmesi çabasıdır. Eşcinsellik bireysel bir hastalık değil; aile ve kültürel değerlerin yıpranmasının göstergesi  olarak hastalıklı bir aile ve toplumsal yapısının insan ruhunu işgal etmesidir. Eşcinsellik; sevgi, bağlanma, ait olma arayışları içindeki çocuk ve ergenin erotizm çukuruna düşmesidir. Bu noktada sonra da  duygusal bağlılık değil, sex bağımlılığına dönüşen ailesel bir hastalıktır. Eşcinsel genç, ruhsal anlamda hastalıklı  ailedeki iyileşmeye en uygun kişidir.

Hiç bir kötü/yalan insan, iyi/ahlaklı insanı tek başına yenemez. Üç beş kötü insanın aralarında çıkar ilişkileri kurarak oluşturdukları iktidar gücüyle iyi/ahlaklı insana karşı uyguladıkları eylemlere mobing-ibnelik denilebilir. Bu anlamda eşcinsellik "ibnelik" değildir. "İbnelik" erotik içerikli bir hakaret değildir. İbnelik, içindeki bastırılmış yani gizil eşcinsel  duygular yani çocukken otorite karşısında ezilmişliklerin yarattığı teslimiyettir.

Zeki Müren "ibne" değildir. Kültürel yozlaşmanın gelecekteki görünmeyen tehlikelerine kendi gönül dünyasından aşk ışıklarıyla içinde yetiştiği topluma yol göstermiş sanat güneşimizdir. Varsa eğer eşcinsel ilişkileri onlar bizim bilmediğimiz ve bize yansımamış gizli yaşanmış günah dünyasıdır. Zeki Müren'i yargılamak bize değil, affetmek Allah'ın insiyatifinde olan  bir süreçtir. Ruhu şad olsun...

https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

www.huseyinkacin.com

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/gundem/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html?fbclid=IwAR1vhGVXAoLadKVUekEQmlOMEt0rYibXclB1s5oDjE55IPCIv47Os_Qi3g8
7
Hüseyin KAÇIN / KEDİ
« Son İleti Gönderen: psikolog 07 Haziran 2019, 01:46:05 »
KEDİ

Gel pisi pisi
Hayat bize de gülseydi
Kedi olalı bir söz yakaladık
Olmayacak duaların adamı olarak yaşadık
Gel zaman git zaman
Bizden geçti zaman yaşlanıverdik
Ak saçlarımıza aldanıverdik

Cennet kokulu rüyalarımızdan
Binbir dert ile uyanıverdik
Aşk gülümüzü solduruverdik

Sevdik seveli ansızın ayrılıverdik
Gel zaman git zaman avare olduk...

Ölen öldüğü ile kalırmış
Üç günlük yalan dünyada
Derdi de bir dermanı da bir
Seven sevdiğinden ayrılırmış

7 Haziran 2019
13:50
Edirne
8
Hüseyin KAÇIN / Ynt: ALLAH TÜRK MİLLETİNE İSYAN ETMİŞTİR
« Son İleti Gönderen: psikolog 06 Haziran 2019, 12:00:26 »
15 TEMMUZ: ALLAH  TÜRK MİLLETİNE  İSYAN ETMİŞTİR

İnsan olmanın biricik önceliği "ahlak" olmalıdır. Ruhumuzun namusunu belirleyecek olan da bu kıstastır.  Dindar olmak demek arınmış olmak demek değildir. Devlet kendisine emanet edilen çocukları eğitirken "insan psikolojisinin derinliklerindeki karanlık noktalara ışık tutmadığında" ahlaklı bireyler yetiştirmesi söz konusu değildir. Devlet ve din adamları ruhlarımıza korkular salarak  bizleri yönlendirmeye kalkarlarsa "erdemsiz" insanlar toplumu oluruz.

İnsan, karanlık olandır. Korkularının esiri olandır.
Allah insanı karanlıktan aydınlığa erişmesi adına sevgisi ile yaratmıştır.
Bir kadını sevmekten kaçınmış sözde bir din adamını evlat sevgisinden mahrum bırakarak, Allah ona en büyük cezayı vermiştir. Evlatsız ve nursuz sözde bir din adamı bu memleketin evlatlarının ruhunun ırzına geçerek onları ahlaksızlaştırmıştır. Devlet, aydınlık insanı yetiştirmek adına din'le işbirliği yapmak yerine din'le rekabet ettikçe sonuç hüsran olmaktadır. Devlette din de ahlakını kaybetmektedir.

İnsan adına konuşacaksak eğer en temel ilkemiz: "korkutmayacaksın" olmalıdır.  Vatan sevgisi imandansa eğer korkakların  vatanı da dini de olmaz. Çünkü korkakların Allah'ı olmaz.

https://www.habervakti.com/profil/28/psikolog-huseyin-kacin


"... ve Allah isyan etti kullarına
bir temmuz gecesi ağlasak ta sızlasak ta..."


ve Allah isyan etti kullarına
bir temmuz gecesi ağlasak ta sızlasak ta

https://www.youtube.com/watch?v=gLKb0RMUzdw
9
Bu seansımızın konusu gene b...... idi. Zaten aklımda başka bişey veya başka biri yok. Bu seansta da bolderline kişilik bozukluğuna sahip olduğumu öğrendim. B..... yi gözümde tanrilastirmamin sebebi buymuş. Bu kadar kafayı takmamin. Dedim ya kendinizi tanıyorsunuz. Öyle gercekten. Her seferinde kendimi taniyorum ve kendimi tanıdıkça kendimden daha çok korkuyorum. Onu sevmek istemiyorum. Çünkü ona zarar veriyorum. Ama onu sevmeyi bile seviyorum.  Onun sesini duyduğum anda heyecanlaniyorum. Onu 2 gün görmediğimde içimde iğrenç ve geçmeyen bi huzursuzluk oluyo. Onun kokusu için canımı veririm. Onun kölesi olurum. Onun için yaşarım. Zaten değişmeye ve iyilesmeye kendimden çok onun için karar verdim. Onu kaybetmemek için elimden gelen herşeyi yapıyorum. 19 yıllık hayatimda en mutlu zamanlarım onunla beraber olduğum zamanlar. Onların en değerlisi ise ona açıldıktan sonraki gün hala bana değer verdiğini ve beni sevdiğini düşündüğüm gün.  Çünkü o gün beni tanıyıp seviyordu. Bildiği birisini seviyordu. Rol yapan birisini değil. Ama sonra bi anda soğudu. Hayatınızın en güzel günlerini size veren adam en boktan günlerini de veriyormuş onu öğrendim. Canınızdan çok deger verdiğiniz bi insanın size ne kadar zarar verebileceğini öğrendim. Sevmenin bu dünyadaki en güzel ve en boktan şey olduğunu öğrendim. Bir insan nasıl her gün ölmek için allaha yalvarırmış onu öğrendim. Yeme içmeden kesilebiliceginizi. İntihar eden arkadaşınıza imrencek hale gelebiliceginizi öğrendim. Bu nasıl bişey biliyomusunuz. Bu acıyı yaşamaktansa derimi canlı canlı yüzerek beni öldürmelerini tercih ederim. Birinin kıyafetlerini koklayarak ağladınız mı hiç. O kişinin sizi asla eskisi gibi sevemiyecegini düşünüp kafanızı duvarlara vurdunuzmu. Duvarlara yumruk ata ata elinizi kırmak istedinizmi. Ben yaptım. Bu hayattaki en kötü şey birini kaybetmek değil. Onu tekrar kazanabilme umudunu kaybetmek. İşte o zaman çabalamayı bırakıyorsunuz. O zaman pes ediyorsunuz. O zaman yok oluyorsunuz. Ben galiba yok olmak üzereyim. Zaten yaşamak istemiyorum. Müslüman olmasaydım yemin ederim şimdiye intihar etmiştim. Şuan ailem öğrendiği için bana destek olmaya çalışıyorlar. Yumuşak davranıyorlar. Zorlamiyorlar beni bişeye. Ama ne farkeder. Dunyadaki hiç kimse onun verdiği mutluluğu, güveni ve huzuru veremez bana. Hiç kimse de canımı o kadar acitamaz. Bugüne kadar bi şekil yaşadım geldim. Ama dayanma gücüm kalmadı artık. Sırtımı b.... ye yasladım. Sevdiğim adama. Güvendiğim adama. Beni benim kadar tanıyan tek insana. Bana ne kadar soğuk davransada hala derdimi dinleyen o aslan burcu duygusal erkeğe. Ve o yıkılırsa, beni uçurumda yalnız başıma bırakırsa düşücem. Çünkü ben yaşama karşı umudumu kaybettim galiba. Onun umutlarına tutunuyorum sanki. Ah be ölüm. Sen ne güzel şeysin. Ama çok sabır istiyosun bizden be. Neden bu kadar bekletiyosun bizi. Neden erken gelemiyosun. 3. seanstan itibaren üç hafta geçti. Normalde o haftadan sonraki hafta b... yi götürmem gerekiyordu. Hüseyin hoca getir onu. Biz senin veremediğin güveni verelim demişti. Onu bile başaramadım. Her hafta başında aramiz kötü olup sonra tekrar düzeliyo gibi. Artık hiç bisi anlamiyorum. Onu kaybetmek korktuğum için onun çok üzerine gidiyorum ama. Biliyorum bunu. Ve onu benden uzaklastiriyo bu. 3 haftadir duzgunce konusuyoz arada bi. Bana değer veriyo hala ama soğuk davraniyor. Ve bu o kadar koyuyo ki. Önceden sizi öpen adamın şimdi size sarilmamasi ve yurttan başka bi erkegin onu opmesi. Bu dünyanın en kötü şeyi. Onu öpen çocuğu öldürmek istemek peki. Sebepsiz yere bi insandan nefret etmek. Her seferinde bi parcanizin yok olması. Her seferinde bi hayattan ve yaşama isteğinden biraz daha uzaklasmaniz. Hala ona dokunmami istemiyo. Arada bi sarılıyoruz ama benden kaciyo resmen. Artık çok resmi konusuyo benimle. Ben bunları yaşamak istemedim. Ben bu hayatı yaşamak istemedim. Ona zarar vermek istemedim. Sevdiğim insanlara zarar veriyorum. Bu dunyada bi boka yaramiyorum. Bi faydam yok bu dünyaya. Sevdiğim ilk düzgün insan o. Sevdiğim ilk temiz insan. Sigaraya basladim ramazanda. 3 haftadir içiyorum. Ve ben sigaradan nefret ederdim. Artık hiç bişey bilmiyorum. Kuzenimle yuzlesemedim hala. Tüm sülale birbirine gircek bi sekilde ama hayirlisi bakalim. Geçen cuma arkadasim hamzaya açıldım. 11. sinifta yurtta cinsel olarak biseyler yasadigim kisi. İlk defa onunla biseyler yasadim o boyutta. Onu da sevmistim biraz. Ama onu elde edebilmistim. Hala benim için değerli. Hatta anlatinca ona kendimi. Bana daha çok destek olmaya başladı. Korkmadi benden. Daha da yakın bir dost gibi davrandi. Onunla konusabilicegimi ve yalniz olmadığımı söyledi. Ona dokunmamdan korkmuyo. Sarilmamdan igrenmiyo. B.... den beklediğim her şeyi yaptı resmen. Ama hiç kimse b.... kadar yardimci olamaz bana. Onun güvenini kazanamadigim surece hepsi boş. Her şey değersiz. Hayatımda hiç kimse için bu kadar acı çekmedim ben. Ve sevdiğim kimse onun kadar temiz olmadı. Beni hala sevdigini söylüyor. İnşallah sevmeye devam eder. Çünkü ben ondan vazgecmicem. Vazgecemem. Ondan vazgectigim gun hayatımdan vazgecmisim demektir. Ölümüne onun için çalışıcam. Degismek onu kaybetmemek için. Hayatım umrumda değil eğer ona zarar vericeksem. Bilmiyorum be. Artık hiç bisey bilmiyorum. Ona nasıl güven vericegimi bilmiyorum. Elimden gelen herseyi yapıyorum işte. Sadece birazcık ilgi bekliyorum. Birazcık sevgi. Zaten onun s...ni hala o kadar arzulasam neden ona kendimi anlatiyim ki. Direk s...ne sarilirdim amk. Ama ben onunla ömür boyu dost kalmak istiyorum. Ve onun bana yaptığı ve davrandigi her soğuk hareket beni daha da eşcinsel bi birey yapiyor. Kendimi suçlu hissetmeme neden oluyo. Bazen ona açıldığım için kendimi kötü hissediyorum. Bu ilişkiye zarar verdiğim için. Ama ona karşı rol yaparken de kendimj suçlu hissediyordum. Sadece gerçek dostum olmasini istedim. Beni tanımasını ve beni böyle sevebilmesini istedim. Aramızda yalan olmadığını görmesini. Bana gerçekten guvenebilmesini. Beni sırdaşı olarak görebilmesini istedim. Çok şey mi istedim be. Çok mu zor bu. Zaten sevdiğiniz bi insan size karşı dürüst oldu diye, sizden yardım istedi diye onu terk edermisiniz. Ben etmezdim. Ben onun yanında olurdum. Hatta daha yakın olurdum. Çünkü o yaşama gücünü sizden alıyodur. Ve bu gittiği zaman ölmek veya yaşamak iki kelimeden başka bişey ifade etmiyo. Ben gitgide yaşayan bi ölü oluyorum. Sürekli gülerim. Ama kimse bilmez içim kan ağlar benim. Kalbimin eridiğini ve yok olduğumu bi tek ben hissederim. Hiç bir kadını b..... gibi sevebilicegimi dusunmuyorum. Şuan veya geleckte. Hastayken veya iyilestigimde. Ama günün birinde evlenicem ve çocuklarım olucak. Onları şimdiden cok seviyorum. Belki bana başka bi yaşam amacı verirler. Belki onlar için yaşamaya başlarım. Ama o güne kadar ben bir ölüyüm. Olurda universitede uyusturucudan ölmezsem belki güzel bi hayatım olur. 15 gün sonra sınavım var ve ben çok kötü hissediyorum. Her şey hakkında. Galiba bu hayattaki en zor şey yaşamak için bir neden bulmak. Çünkü benim yok artık. Gidebildigim yere kadar gidicem. Yolun sonu karanlık veya aydınlık onu bilemem. Ama biticek sonuçta biyerde. Umarım ki aydınlık biyere çıkarım. Ve umarım ki Allâh yaşadıklarımı kimseye yasatmasin. Ülkenin boku çıktı. Tecavuzler hat safhada. Allah o çocuklara sabır versin. O serefsizlerinde belasını versin. Bu dünya boktan bir yol. Kirlenmeden geçebilirsek ne mutlu bize. Bu yazıyı okuyorsaniz büyük ihtimalle sizin de hayatiniz boktandir. Allah hepinizin yardimcisi olsun. Ve dertlesmek isterseniz bana yazabilirsiniz burdan. darksky0734@gmail.com
Hepinize az acılı ve umutlu hayatlar dilerim.
10
Medya / Ynt: GAZETECİ İKLİM AYFER BAYRAKTAR " EŞCİNSEL TERAPİ RÖPORTAJLARI "
« Son İleti Gönderen: psikolog 30 Mayıs 2019, 08:57:40 »
..
Sayfa: [1] 2 3 ... 10