Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Merhaba dostlar, uzun süredir bu siteyi takip ediyor ve yazılarınızı okuyorum. Sizlere bir sorum olacak, cevaplarsanız çok sevinirim.
​Sizde de dışarıda herhangi birinin cinsel hayatına şahit olduğunuzda kıskançlık ve boşluk hissi oluşuyor mu? Ne zaman bu tarz bir ilişkiye denk gelsem (evli çiftler hariç) içim içimi yiyor. Çoğu zaman kızın kullanıldığını düşünüp ona acıyorum; belki de onun yerinde olmak istiyorum, duygularımdan emin değilim. Sonra kıskanç biri olduğumu düşünüp kendimden nefret ediyorum. Ama aslında normal hayatta asla kıskanç biri değilim.
​Bu gece sabaha kadar uyuyamadım; çaresizim, ne yapacağımı bilmiyorum. Bazen bir kadınla birlikte olmak, onun kocası olup onu sevmek, koruyup kollamak istiyorum; içim içime sığmıyor. Bazen de bir erkeğin karısı veya seks partneri olmak istiyorum ama bunu düşününce sonrasında kendimden iğreniyorum. Zihnimde bunu iki erkek olarak hayal etmiyorum; o an kendimi doğuştan kadınmışım gibi bir role sokuyorum.
​Hayatım bitti, düzenim bozuldu; sürekli stres ve derin düşünceler içindeyim. Ailem, arkadaşlarım ve bazı büyüklerim sürekli neden evlenmediğimi sorup beni sıkıştırıyorlar. Kendimi bulamıyorum. Eğer bir kadına karşı erekte olabilsem ve kendimi yeterince erkek hissedebilsem, tüm bu duygulara rağmen evlenirdim ama olmuyor maalesef.
​Herkes mutlu, ben mutsuzum gibi hissediyorum. Şu an saat gecenin 4'ü. Herkes mışıl mışıl karısına veya sevgilisine sarılarak uyurken ya da kariyer ve para hesabı yaparken; ben balkonda oturmuş, sigara üstüne sigara yakarak halime ağlıyorum.
​Sizler böyle durumlarda ne yapıyorsunuz? Bu duyguları nasıl geçiştiriyorsunuz?
2
Selam aleykum tekrardan.3 aydır yokum  zaten bu yokluk bile geldiğim seviyeyi gösteriyor.Aslında bi ara siteye gireyim bişeyler yazayım diyorum ama hep erteliyorum.Sevgili Samanyolu kardeşim 26 şubatta yazmışsın ama siteye girmediğim için göremedim kusura kalma.şuan saat gece 3 inşallah yarın geldiğim durumu daha net bir yazı ile açıklarım.şimdilik bir anlık "ulan bakalım siteye duruyor mu diye girmiştim"yarın yazarım inşallah
5
Hüseyin KAÇIN / Ynt: YUSUF'UN KUYUSU
« Son İleti Gönderen: trakya 21 Temmuz 2026, 10:55:55 ös »
7
Genel Tartışma / Ynt: YAHUDİLİK ENSEST BİR DİNDİR! (1)
« Son İleti Gönderen: trakya 20 Temmuz 2026, 10:44:06 ös »
Kızılelma: Filistin'in yani Mescid-i Aksa'nın ve Kudüs'ün intikamı Roma'dır!


Medeniyet demek; hak ve hukuk demekse, adalet için yaşamaksa eğer bunun gerçek adı  İslam demektir. Haksızlık ve hukuksuzluk İslam'sızlıktan güç alır. İslam, insanlığın ruhunda dev bir çınar olarak yeniden yeşermedikçe yeryüzünde zulüm bitmeyecektir. Haçlı seferleri  tarih sahnesinden hiç bir zaman eksilmeyecektir. Batı köksüzlüğünün, yenilmişliğinin, kaybetmişliğinin, mutsuzluğunun intikamını İslam'dan almak için bıkmadan usanmadan mücadele edecektir. Hristiyanlık; insanın ruhunu tatminden uzaklaşmış bir din olarak insanlığın saadetine savaş açmıştır. Hz. İsa, ne kadar yalnız ve çaresizse her hristiyanın kaderi de yalnızlık ve çaresizliktir. Yalnız ve çaresiz kalan insan şiddetin esaretine girer. Bu yüzden Batı medeniyeti sevginin değil şiddetin medeniyetidir. Döktüğü kanlardan beslenen vampir bir medeniyettir. Avrupa'da kök salan Batı, Ortadoğu'yu, Afrika'yı, Amerika'yı (kuzeyini de güneyini de), Asya'yı talan ederek varlığını sürdürebilen bir medeniyettir.

Bu vampir medeniyet gözünü  tarihin her döneminde Mescid-i Aksa'ya ve Kudüs'e dikmiştir. İslam medeniyeti ise Selahaddin Eyyubi'nin medeniyetidir. Her Filistin'li birer Selahaddin Eyyubi'dir. Taştan daha taş kalpli İsrail askerlerine attıkları her taşla; Filistin'liler "İnsanlığın Şerefini" kurtarmaktadır. Dünya müslümanlarının, Filistin'lilere karşı şükran duymak gibi bir sorumlulukları ve mecburiyetleri vardır. Tarih

İslam, bu insanlık savaşında eninde sonunda zafer kazanacaksa bu Filistin'lilerin attığı taşlar sayesinde olacaktır. Korkak ve soysuz ruhlu İsrail askerlerine cesurca meydan okuyan Filistin'li kadınlar ve çocuklar geleceğimiz için büyük umuttur.

Ramazan ayı, Kadir gecesi ve yaklaşan Ramazan bayramında Filistin için, Mescid-i Aksa için, Kudüs için yüreklerimiz sızlamıyorsa dindarlığımızın yani müslüman olmamızın hiç bir anlamı yoktur. İslam bir medeniyet dinidir. İslam demek Mekke ve Medine demektir. İslam demek Kudüs ve Kahire demektir. İslam demek Şam ve Bağdat demektir. İslam demek İsfahan ve İstanbul demektir. İslam demek Balkan'lar demek yani Bosna demektir.

Çocukluklarında vampir ve cadı hikayeleri dinleyerek vampirleşmiş bir medeniyet olan Batı'nın zulmü bittiğinde İslam demek Roma demek olacaktır.

Mescid-i Aksa ve Kudüs; müslümanlara Roma'yı müjdelemektedir.



İslam bir fetih dinidir. Emevi, Abbasi, Endülüs'le başlayan İslam'ın fetih şahlanışı, Selçuklu ve Osmanlı'nın zaferleriyle insanlık tarihine şeref katmıştır.

Müslümanlar, Roma rüyası görmedikçe Batı'nın zulmü bitmeyecektir.

https://www.instagram.com/p/DbBtv6Tuwqe/


https://www.habervakti.com/kizilelma-filistinin-yani-mescid-i-aksanin-ve-kudusun-intikami-romadir
9
Fetullah gülen tecavüz mağduru mudur!

Fetullah Gülen'i çocukken tecavüz mağduru olmuş birisi olarak düşünürsek pek yanılmış olmayız.

https://www.instagram.com/p/DbBPn2DB-3w/
10
Fetullah gülen tecavüz mağduru mudur!

Fetullah Gülen'i çocukken tecavüz mağduru olmuş birisi olarak düşünürsek pek yanılmış olmayız. Fetullah Gülen çocukluğunda cinsel bir travma yaşamış olmalı ki güç ve iktidarı yakalamış bir figür olduğunda bilinçaltının dışa vurumu olarak hizmetinin önünde engel gördüğü kişilere kaset ve şantajları ile bu sefer kendisi yeni mağdurlar yaratmıştır. Bir yöntem olarak kaset ve şantajlarının kullanılması bu açıdan bakıldığında tesadüfi değildir.

 

Tecavüz mağduru çocuklar, ergenlik ve sonrasında yetişkinlik dönemlerinde psikolojik destek almadan kolay kolay kurtulamayacakları, " Çoğul Kişilik: Disosiyatif Kimlik Bozukluğu " sorunu yaşarlar.

 

Üniversitelerimizde tecavüz konusunda enlemesine derinlemesine hiç bir şekilde kayda değer bilimsel çalışmalar yapılmadığı için bu konuda ortaya çıkacak büyük sorunların çözümüne yönelik iz sürmek kolay olmasa gerek. Düşünce açılımı sağlamak açısından Fethullah Gülen'in Küçük Dünyam ve Turan Dursun'un Kulleteyn kitabını da okumanızı önermiş olalım. Fetullah Gülen ve Turan Dursun din alanında iki fenomen olmuş isim olarak hayat hikayelerini kendi kalemlerinden yazarken bilinçaltlarına dair sırları da deşifre etmişlerdir. Medrese eğitimleri sürecinde cinsel travmalar yaşamış adını andığımız bu iki kişi de çözümlenmemiş ruhsal sorunlarının bedellerini sosyolojik olarak topluma ödetmişlerdir.

 

Hesap soramazlar

Çocukluğunda cinsel istismar yaşayan kişiler tecavüzcüleri ile yüzleşmeyi göze alamadıkları için büyüdüklerinde o kişilerden hesap soramazlar. Bilinçaltında tecavüzcülerine birikmiş öfkelerini büyüdüklerinde yetişkin hayatlarındaki diğer kişilere yansıtmaktadırlar. Fethullah Gülen'in sözlerini dinlemediği gerekçesiyle aralarında en önemli örgüt mensuplarınında bulunduğu kişileri falaka usulüyle dövdüğü iddiaları da bu kapsamda değerlendirilebilir.

 

Düşmanlarını ile dostlarını ise falaka ile cezalandıran patolojik bir kişiliğin bedellerini Türk toplumu olarak en ağır şekilde ödemekteyiz. 15 Temmuz tecrübesinden sonra devlet, taciz ve tecavüz mağduru çocuklar sorununun tespiti, teşhisi ve çözümüne yönelik çalışmalar yürütmediği takdirde yeni sosyolojik zaman dilimlerinde Türk toplumunun yeniden büyük bedeller ödemesi kaçınılmaz olacaktır.

 

Fetullah Gülen'in çocukluk travması olarak tecavüz mağduru olduğu çıkarımına varmak için Latif Erdoğan'ın Şeytanın Gülen Yüzü kitabından " Evlenmeme Meselesi " başlığı altında yazılanları okuyalım:

 

" Fakat Gülen'in bana anlattıklarında hakim olan bu tür muğlak üslup. Meselenin aslına gelince, Gülen'in yine bana anlattıklarından yola çıkarak söyleyecek olursak, Gülen'in göbeğinden dizine kadar vücudunda bir kaşıntı illeti var; vücudunun o bölgesi çok kaşınmaktan dolayı yara bere içinde. Zaten çocukluk yıllarında dört sene kadar uyuz illetine müptela olmuş. Söz konusu kaşıntı illetinin bununla irtibatı olup olmadığını bilmiyoruz. Fakat 12 Mart muhtırasında hapse atıldığında bu illetin şiddetlendiğini ve O'nu çok mustarip ettiğini kendi anlattıklarıyla biliyoruz.

 

Meselenin bu yanını hiç düşünmemiştim. Bir gün Çamlıca'daki Akademide Nazlı Ilıcak, Gülper Refiğ ve Halit Refiğ beraber oturuyorduk. Nazlı Ilıcak, Gülen'in hayatını Akşam Gazetesi'nde tefrika etmek istediği için, Halit Refiğ de Gülen'in hayatını sinema filmi yapmak projesinden dolayı oradaydı. Her ikisinin de bilgi kaynağı o gün için bendim. Halit Refiğ'e senaryo çalışması için elimdeki bazı bilgileri vermiştim. O bunlardan çıkış yaparak bir senaryo yazacak, sonra da bunu sinema filmi olarak çekecektik. Bir ara Gülper Refiğ bana Gülen'in niçin evlenmediğini sordu. Ben ne söyleyeceğimi düşünürken, Halit Bey hemen devreye girdi. Göbeğinden dizine kadar vücudu yara bere içinde nasıl evlensin, dedi.

 

Tek sebebin bu olduğunu sanmıyorum. Bence daha baskın sebep onun kendisini Bediüzzaman'ın yerine konuşlandırmasıdır. Gülen'de taklit hastalık derecesindedir. Evlenmeme kararı da yine bu tür bir kuru taklidin sonucudur. "

 

Edirne kızlarından rahatsız

Küçük Dünyam kitabını da okursak "Edirne'de Fethullah Gülen'in anlattığı pek çok anı var. Mesela en dikkat çeken anısı evden camiye, camiden eve giderken sürekli olarak Edirne kızlarından rahatsız olmasından ötürü oturduğu evini terkedip Üç Şerefeli Camii'nin pencere pervazında kendisine bir oda gibi bir yer yapıp orada yaşamasıdır. Bu oda denilen yer yaklaşık iki metrekare genişliğinde bir yer. Yaklaşık dört yıl Fethullah Gülen bu iki metrekare yerde yaşamıştır. "

 

"Çocukluğumda benim yaşıtlarım oyun peşinde koşarken, ben dünyayı parmağımın ucunda oynatıyordum" diyen Fetullah Gülen, güle oynaya çocukluğunu yaşamış olsaydı büyüdüğünde dünyayı yani devleti parmağında oynatmış olmayacaktı. Ülke olarak çocuklarımıza " inanın güzel günler göreceğiz çocuklar

 

Güneşli günler göreceğiz/Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar

 

Işıklı maviliklere süreceğiz" dememize gerek kalmayacaktı. Güzel günler görmüş olacaktık.

 

Gençlik dönemlerinde ilk görev yeri Edirne'de kızların laf atmasından rahatsızlık duyup evlenmemiş bir adam yani çocuğu olmamış bir adam; milletin çocuklarının ruhunda onulmaz yaralar açmıştır.

 

Gerekli tedavi ve eğitimler verilmeli

Son söz olarak küçük bir notla söylemek istedilerimize noktamızı koyalım. Devletler taciz ve tecavüz mağdurlarının yüzde yüzde tespit edilmesi ve bunun sonucunda iyileştirme, sağaltım çalışmalarını köklü bir şekilde neden yapmazlar? Devletlerin yasal ya da varsa yasa dışı güçleri, tecavüz mağdurlarını tespit ederlerse erkeksi yanları baskın olanlarını mafya babası, duygusal yanları baskın olanlarını dini eğitimler verildiğinde tarikat ve cemaat lideri, zeki olanlarını da gerekli eğitimler verildiğinde istihbarat servislerinde değerlendirebilirler.


https://www.instagram.com/p/DbBPn2DB-3w/


https://www.akasyam.com/yazi/fetullah-gulen-tecavuz-magduru-mudur-9623.html

Sayfa: [1] 2 3 ... 10