İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - psikolog

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 219
31
Ünlü psikolog 'eşcinsellik' tehlikesini yıllar önce böyle ortaya koymuştu!
Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Ünlü psikolog tehlikeyi işaret etti! LGBT değil, eşcinsel...
Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Psikolog www.huseyinkacin.com

Psychologist Huseyin Kacin on Homosexuality and Conversion Therapy - 1

https://www.youtube.com/watch?v=mfa9slq_ivo&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw&index=2

Eşcinsellik bir hastalık mı?

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

Aile içinde kadın erkek arasındaki her  tartışmayı karakollarda güvenlik güçleriyle, adliyelerde yargıçlarla çözmeye çalıştıkça, aile kurumu parçalanmaktadır. Aile içindeki sorunların, aslında ruhsal sorunlar olduğu gözden kaçırılmaktadır. Aile Sağlığı Merkezlerinde psikologlar da görevlendirilirse, kadınlar eşleri ile sorun yaşadıklarında öncelikle bu merkezlerden destek alabilirler. Kadına şiddet sorunu kangren haline geldikten sonra, karakoldan ve adliyeden destek almak yerine, daha büyük bir çözümsüzlüğe dönüşmeden önce Aile Sağlığı Merkezlerinde psikolojik destekle aşılmaya çalışılabilir.

Aile kurumu çöktükçe toplumsal yaralarımız daha da derinleşecektir. Aile içinde kadının ve erkeğin rolleri değiştikçe, toplumumuzda zamanla eşcinsel sayısı da artacaktır. Eşcinsellik bireyin değil bireyin yetiştiği ailenin hastalığının dışavurumudur. Eşcinsellik bir aile hastalığıdır. Batı'da eşcinsel lobilerinin güçlü ve planlı çalışmaları sonucunda eşcinsel evlilik yasalarının çıkması ve eşcinsel birlikteliklerin artması, Batı'da ailenin çöktüğünün bir göstergesidir. Batı'da çoktan çöken aile, Doğu'da da artan bir hızla çökmektedir.

Eşcinsel lobileri için en büyük tehdit, eski bir eşcinselin iyileşme süreçlerine dair tanıklığıdır.   Eşcinsel terapiler sonucunda eşcinsel duygu ve düşüncelerinden kurtulmuş danışanlar toplumumuzu ve ailelerimizi uyarmak adına diyorlar ki:

https://www.habervakti.com/escinsellik-aile-hastaligidir-makale,2038.html

Eşcinselliğin Sebepleri Nelerdir?

https://www.youtube.com/watch?v=a0kf8vbYukY&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw

Psikolog www.huseyinkacin.com

32
Beşinci haftam

Bu hafta hasta olduğum için istanbula gidemedim. Ben de kendi kendime banyodaki görevlerimi nasıl daha ileriye taşıyacağımı düşündüm. Ve şu ana kadar banyoda düşündüğüm hikayelerde ben ne istiyordum ne istemiyordum. Bu hafta oluşturduğum hikayelerde ise ben ve karşımdaki de istekliydi. İzlediğim bir dizideki erotik sahneleri kullandım. Pazar ve perşembe olmak üzere iki kere girdim banyoya. Pazar günü dizideki kadını, perşembe günü ise dışardan birisini düşündüm. İki günde de rahatlıkla başardım.
Pazartesi günü ben, 2 arkadaşım ve 2 arkadaşımdan birisinin kuzeni dışardaydık. Kuzeni bizi arabayla bir yerlere götürdü. Normalde genç şoforlerin arabasina binmem, güvenmem. Ama bu sefer bindim ve dusundugum gibi korkutucu değildi. Gayet iyi ve rahat gittik. Yurda gece 11 de geldik. Salı günü gene aynı ekip ve ekstradan bir arkadaşımız daha bu sefer internet kafeye gittik sonrasında bir çaycıya gittik. Çaycıya giderken kimsenin olmadığı karanlık ara sokaklardan yürüdük. Terapiye başlamadan önce gene bu sokaklara benzer yerlerden geçerken ben çok tedirgin olmuştum. Ama bu sefer bir tedirginlik hissetmedim. Belki de kalabalık olduğumuz içindir, çünkü şuan oralardan tek başıma geçebileceğimi pek düşünmüyorum. Salı günü de gece 11 de geldik. İki günde çok iyi geçti.
Salı günü yurda geçerken oda arkadaşım aradı ve nerelerdesin gel çekirdek çitliyoz dedi. Ben de yurda geçince odaya çıkıp onlarla çekirdek kola yaptık.
Çarşamba günü pratik derslerimiz vardı. Anatomi pratiğinde benim olduğum masada ben ve 8-9 kız vardı. Noramelde benim masam benle beraber 2 erkek ve 5 kızdık. Diğer erkek memleketine gitmişti. Kızlarda diğer masalardaki arkadaşlarını çağırmış sanırım. Benim de bir arkadaşım var başka masada ama onlar pek çalışmıyor. Ben de kendi masamda kaldım. O ortamda bulunurken ve onlarla konuşurken rahatsız olmadım. Ve sonra bir erkek bu ortamdan rahatsız olmalı mı sorusu aklıma geldi. Ve bu soruyu bir sonraki terapide size soracağım.

Perşembe günü de 2-3 ayda bir olan başka bir pratik dersi vardı. Bu derslerde ise 20 şer gruplara ayrılıyoruz. Benim grubumda benle beraber 3 erkek ve 17 kız var. Ve gene diğer 2 erkek gelmedi ben gene kızlarla kaldım.
Bir eskiz defteri aldım çizim yapmak için, bu ay çizim kursuna gitmedim 15 tatile denk geleceği için. Ben de kendi kendime gelişmeye çalışacağım bu ay için. Müzik alanını da denememi söylemiştiniz. Ben de ablamın kemanını aldım ablam bir iki şey öğretti. Gayet eğlenceli geldi, sevdim kemanı. Ablam kendine kalimba aldı. Ve benim de baya dikkatimi çekti o müzik aleti. Onu da deneyeceğim. 15 tatilden sonra bir dövüş kursuna yazılmayı düşünüyorum. Arkadaşlarım da o kursa gidiyor. Açıkcası pek bir isteğim yok bu tür kurslara gitmeye. Ama dövüşmek konusunda hiç bir fikrim yok ve bu bana bir çekingençlik katıyor. Ve haberlerde doktorlara yapılan şiddetleri hepimiz biliyoruz. O yüzden gitmem gerektiği için gideceğim.
Ablam ankarada bir iş buldu. 15 tatilin ilk pazarı ankaraya gelecek. Ben de 15 tatil boyunca evde olacağım. Arkadaşlarıma istanbula gitmek için baya baskı yaptım ama gelmeyecekler. En yakın arkadaşım olumlu cevap verdi bi ben de onun memleketine yani safranboluya gidebilirim. Bu hafta japonya konsolosluğuna da gidip fırsatları öğreneceğim

33
Hüseyin KAÇIN / CANIM
« : 10 Ocak 2020, 10:31:51 »
CANIM

çocuklar sevginin olmadığı yerde
acılarla büyürmüş
hüzün kokarmış gözlerinin içi

benim küçük ellerim olurmuş
senin büyük yüreğine dokunan

eksik yanları olurmuş insanın
sen'inle birleşen içten içe kaynaşan
acılara direnen bir sen olurmuşum
sıkı sıkı hiç bırakmamacasına
sarılırmışım sana
canım olurmuşsun bana

10 Ocak 2020
11:00
Edirne

34
DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

‘’Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır’’ ifadelerini kullanan Kaçın, ‘’Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu?’’ açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

www.huseyinkacin.com

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz… "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da “özgürlük düşmanı” olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, “günah işleme özgürlüğüne” saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda…

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html

35
 İçinde bulunduğum süreç bir değişim süreci.Bu sadece cinsel arzularımın değişimi değil.Kişilik özelliklerim de değişiyor ve gelişiyor.Aslında bu daha heyecan verici.Olmak istediğim kişi olmak istiyorum.Gelişime ve değişime açığım.Bu amaçla kişisel gelişim kitapları okuyorum,videolar izliyorum kendimce.Bugün izlediğim videoda itibarımızı düşüren faktörler açıklanıyordu.Çok etkilendim.Çok hak verdim ve kendimden maddeler de ekledim bu listeye.Liste şöyle:
  1-Kimseyi pohpohlama.
Bunu çok yaptığımı farkettim.Karşımdakinin kişisel bir özelliğini sırf sevgisini kazanmak için veya karşılık versin o da beni pohpohlasın diye olur olmaz övüyorum.Bunu bırakmalıyım.Birini pohpohlamak bana bir şey kazandırmıyor.Aksine gözündeki itibarımı düşürüyormuş.
  2-Sevgi görmek için fedakarlık yapma.
Evet.Bu konu benim hayatımın her döneminde yaptığım bir hatamdır.Sevgi açlığı yüzünden sırf başkalarının sevgisini kazanmak için hoşlarına gideceğini düşündüğüm şeyleri yapmak.Bu durum onların beni sevmesini sağlamadığı gibi itibarımı düşürüyor ve duygusal yönüm sömürülebiliyor.Daha bugün gurbetçi bir arkadaşla konuştum.Yalnız kalıyor ve hep dışardan yiyo veya evde makarna yiyo.Bir gün anneme yemek yaptırıp sana gertircem dedim.Bana karşı davranışı çok değişmedi.Ekstra bir samimiyet olmadı.Şimdi farkettim ki ben tamamen iyi niyetle karşılık beklemeden yapmicam bunu.Beni sevmesi için yapıcam.Öyleyse bunu yapmamalıyım.Beni sadece ben olduğum için sevmeli.
  3-Başkalarının dedikodusunu yapma.
Daha sık takıldığım bir iki arkadaşımla bu muhabbetler dönüyor ama bu da itibarı düşüren bir faktörmüş.Ortak sevilmeyen biri hakkında konuşulabilir ama diğerlerinin ne yaptığı bizi ilgilendirmemeli.Burada akışı arkadaşımın yönlendirmesine bırakarak düzenleyebilirim.O ne kadar giriyorsa dedikoduya ben de o kadar dahil olarak.
  4-Kendini övme,yerme.
Ben bu ikisini çok yapıyorum galiba.Övülecek yanlarımı övüyorum konuşmanın içine yayarak.Sonra da dengelesin ya da çok egoist görünmesin diye zayıf yanlarımdan da bahsediyorum.Hatta bazen ne alakası var öyle değilsin desinler diye.Yanlış üstüne yanlış.İtibarımı yerle bir ediyor bu durum.Başkalarına kendimi anlatmamalıyım.Bu şık değil.Sadece benimle ilgili bir şey sorulduğunda süslemeden cevap vererek bunu aşabilirim.Örneğin tıp okuyorum ama İlçe tarihinde ilk defa tıpı ben kazandım benden sonra da kimse kazanamadı dememe gerek yok.Tıp okuyorum.O kadar.
  5-Kararsızlığını belli etme,kararlarını kendin ver.
Bu maddeyi ben ekledim.Okulda özellikle boş bir ders varsa arkadaşlara derse girsem mi girmesem mi diyorum.O girmeyince kesin girmiyoruz ama o derse giriyorsa ben yine kararsız kalıyorum.Hayır abi net olucaz.Derse girmek istemiyorsam girmiyorum,istiyorsam giriyorum.Karar benim.Kimseye sormuyorum.Soracaksam da kardeşim ben derse girmicem sen giriyo musun diye soruyorum.
  6-Sessizliği kullanabil,çok konuşma.
Çok konuşmak da itibarı düşüren faktörlerden biriymiş.Sürekli telaşla bir şeyler anlatmaya çalışma,sakin ol,karşıyı dinle.Sessizliği iyi kullanabilmek diye bir şey varmış mesela.Bu konuya espri olayını da dahil edelim.Espri yapmak güzel,gülünüyorsa yaptığın espriye daha güzel ve gaza getiren bir şey.Sürekli yapasın geliyor.Böyle olunca hem kasıyosun bi yerden yakalayıp espriyi patlatacam diye hem de sanki bu bir görevmiş gibi oluyor.İnsanları güldürmeye çalışıyormuşum gibi.Beni komik bulsunlar da sevsinler diye hatta.Tamam espri yeteneğim olması güzel bir avantaj ama bunu ekonomik ve yerinde kullanırsam daha etkileyici olabilir.
  7-Yargılama,yıkıcı eleştiri yapma.
Bu bana ailemin mirası.Onlar beni yargılaya yargılaya bende de böyle bir durum ortaya çıktı.Eleştiriye kapalı ama çok eleştiren biri oldum belki ama eleştirirken daha yumuşak kelimeler bulabilirim veya hiç eleştirmeyebilirim.
  Cimri davranma,hatanı kabullen,kendi içinde mutlu ol diye devam ediyor liste.
Mükemmellieytçiliğimi bir kenara koyarsak bu sıraladığım şeyler gerçekten değiştirmem gereken şeyler.Çünkü ben bunları yaparken kendimi iyi hissetmiyorum.Yanlış olduğunun farkındayım.Hatta çok gariptir kendim gibi hissetmiyorum böyle davranınca.

https://www.habervakti.com/escinsellik-sorunu-cocuklarinizi-teyzelerine-kaptirmayin-makale,1985.html

36
İstanbuldan sonra 1 hafta ankarada kaldım. Sınavdan sonraki hafta pek ders işlenmiyor genelde herkes memleketine gidiyor. Pazar günü banyoya girdim ve vajinadan düşünmeye çalıştım. Ama aklımda yeteri kadar kadın silueti oluşmadı ve sadece organımı kaldırabildim, başaramadım devamını. Pazartesi günü ise halamgile gidecektik. Ama abimle bir kaç sorun yaşadım. Beni gene uyarmaya başladı. Hareketlerimin yanlış olduğundan bahsetti. Kötü bir niyetinin olmadığını biliyorum ama artık bıkmaya başladım. Zaten kendimi değiştirmeye çalışıyorum ama birisi gelip beni uyarınca bir şey yapasım kalmıyor. Acaba benim çabalamadığımımı zannediyor. Olayı anlatayım. Pazartesi halamgile gidecektik. Annemle babam öğretmen, okuldan çıkıp bizi otobusun biraktigi yerden alacaklardı. Ben de sabah abimi uyandırdım otobusun kalkmasına yakın. Abimin hasta oldugunu demistim. Ankaraya giderken yolda 2 3 kere babamı aradım abim nasıl diye. Ben gelene kadar iyileşmiş, sadece baş ağrısı kalmıştı. Burda benim onu sadece uyandırdığımı hal hatrını sormadığımdan bahsetti. Bu hareketimi çocuksu buldu. Kendimi yetişkin görseydim hal hatır sorma sorumluluğumu bilirmişim. Sadece baş ağrısı vardı ve gece uyumadan önce iyi duruyordu. Ben de artık hastalığının geçtiğini düşunup bir de sabah sorma gereksinimi aklıma gelmedi. İkinci olay da, abim köpeklerden korkar, durağa yürürken hava ruzgarli ve kar yagiyordu. Bir iki kopek gorduk. Abimi sakinleştirmeye çalıştım. Köpeklerin zaten şuan bin türlü problemi oldugunu bizle uğraşmıcaklarını dedim. Durağa geldiğimizde bekçinin beklediği yere geçtik. Durakta boşuna üşümeyelim diye. Otobus geldiginde ben hemen kapiyi açıp koştum, çünkü durakta durmayabilirdi bizi görmeseydi. Bir sonraki otobuse 1 saat vardı o otobuse binmek zorundaydik. Bekçinin kapısının onunde bir kopek kivrilmis halsiz bir sekilde yatiyordu cunku hava baya soguktu kar olmustu her yer. Hemen kopegin yanindan gecip şöför bizi gorsun diye koştum. Abim kopekten geçememiş. Ve gene beni suçladı, hareketimi çocuksu buldu. Orda en onemli olay abimin oradan geçmesiymiş, şofor durmazsa bile en kötü birlikte şofore küfredermişiz. Hayır yani hiç bir mantığı yok bu düşüncenin. Nasıl en önemli olay otobuse binmek olamaz. Sofore kufredince geri mi gelecek otobus kalacaz orda mal gibi. Hareketlerime çocuksu demesi beni kudurtuyor. Abim böyle konuşurken butun vucud dilimle sıkkınlığımı gözune sokuyorum. Sonra diyorki beni dinlemediğini biliyorum dogru duzgun dinle beni. E zaten fark et konusma artik diye yapiyorum. Direkt soylemiyorum cunku bu sefer de benim degismek istemedigimi, beni boyle kabul edin tarzi bir dusunceye sahip oldugumu zannedecekler. Cevaplarim atarli oluyor artik bu durumdan bıktığım için. Bu seferde bu ne biçim uslup diye gene çocuksu buluyor. Dönüp dolaşıp gene aynı şeyleri söleyip duruyor. Bir de konuya başlarken ilk ve son kez söyluyorum diyor ama ne ilk oluyor ne son. Bunu dedigimde ise şunu diyor demekki ben ilk ve son olmasını istiyorum ama sen bana tekrarlatmak zorunda kaldırttıyorsun. Yani benim çabalamadığımi, boyle kalmak istedigimi duşundüğünü düşünüyorum. Konuşmadan sonra bir his oluştu içimde. Acaba benim gibi olan insanları terapide görünce cidden boşladım mı, durumumu normalleştirip artık çabalamamaya mı başladım. Artık elimden geleni yapmıyor muyum, abim cidden haklı mı? Başarılarımı küçümsememem gerekiyordu biliyorum ama bu düşüncelerden kendimi alamıyorum. Annem başta abime yeter konuşma artık dedi ama abim anne sen bi sus diyince bir daha olaya karışmadı. Sanırım artık kendi düşüncelerimi kendim dile getirmem için bir daha bir şey demedi. Ama ben düşüncelerimi artık dile getirmeyip sadece dinliyorum. Abime ne kadar konuşursam konuşayim bir şey değişeceğini düşünmüyorum. Konuşma hemen bitsin diye tartışmayı uzatmamak için sessiz kalıyorum. Babam da tartışmaya hafif katıldı ve hepsinde abimi destekledi. Ben zaten sizle konuşuyorum bu meseleleri. Ve kendimi değiştirirken yoruldum ve evde biraz dinlenmek istedim. Biraz kendi halimde kalmak istedim. Ama ailem sanırım bunu yanlış algılayıp bu çocuk hiç yol kat etmemiş olarak algıladı. Bu da bana ders oldu, artık evimi dinlenme tesisi olarak görmeyeceğim. Kendimi dışarıya sizle konuştuğumuz değiştirmem gereken özelliklerimi ( kendime olan güvensizliğim, kendi başarılarımı küçük görmem, hep telefonla uğraşmam, monotonluğa olan sevgim, dış görünüşüme önem vermemem... ) göstermemeye çalışıyorum ve bu beni çok yoruyor. Evde biraz da olsa dinlenmek istedim ama çok yanlış düşünmüşüm. Asıl evdekilere göstermem gerekiyormuş. Bu arada arkadaşlarımla şehir gezileri yapma planları için grup kurdum. Hepsi fark etmez tarzı şeyler söylüyorlar. Ve ilk kez liderlik yapan ben için mükemmel insanlar. Çünkü sorun yaratan insanlar yok kolaylıkla liderlik yapabiliyorum ve bu benim özgüvenimi yükseltiyor. Zaten sorunsuz insanlar liderliği bi zahmet yap gibi başarımı küçümsemiyorum.
   Pazartesi gece bir plan yaptım, vajina olarak düşünmem yeterli gelmemişti, o yüzden yarın izleyerek yapacaktım. Sonra beni bi heyecan tuttu sabah uyandığımda 3 de uyumama rağmen 7.30 da uyandım ve banyoya girdim. İzleyecek video bulamadım hepsi banlanmıştı, bende bari anal izleyim dedim ve başardım. Geri uyudum, uyandığımda saat 2.30 olmuştu ve geri video bakarken vajinadan 2 tane buldum. Hemen banyoya girdim ama videoları izlemek sadece kaldırttı, herhangi bir erotik his uyandırmadı. Ben 2 3 dakka uğraştım başarabilmek için en sonda başarabildim ama hiç bir erotik his uyandırmadı. Sadece meni çıkarken zevk hissi geldi ama o da videolardan ve benim düşüncelerimden bağımsızdı zaten.
    Salı akşamı abim arkadaşıyla buluşacaktı beni de götürdü. Sıkıcı olacak diye düşünüyordum ama orta seviyeydi. Ne sıkıldım ne eğlendim. Ablamın arkadaşlarıyla daha eğleniyorum. Pazartesi halamgildeyken de annemle halam yemekten sonra mutfakta sülale meselelerini konuştu. Abimle babam salona geçip maç muhabbeti yapıyordu. Ben annemgilin orda kaldım, annemgilin muhabbeti daha iyiydi. Ama kendi erkek arkadaş grubumla, lisedeki kız grubum gibi eğlenebiliyorum.
    Çarşamba günü ingilizce çalıştım. İngilizce öğrenmeye karşı baya önyargım vardı yapılamaz bir şey olarak görüyordum. Ama eğitici videolar izledikçe universite derslerimden basit olduğunu keşfettim. Artık ingilizceye olan önyargım kırılmaya başladı ve bu bana özgüven veriyor.
    Perşembe günü uyanınca banyoya girdim ve vajina olarak izlemeden düşündüm. Salı gün izleyerek zar zor başarmıştım. Bugün gene uzun sürdü başarmam ama salı günkünden kısaydı ve bir şey izlemeden sadece düşünceyle başardım
    Cuma günü ingilizce çalıştım, derslerime baktım, resim çizdim

37
Bu haftam hep çalışmakla geçti. Bu sınavımdan sonra anladım ki bu dersleri halleden ben bunu mu halledemiyeceğim. Tıp okumayı cidden hafife almışım. Artık tıp okumanın verdiği özgüven ve havalılığı hissetmeye başladım. Ve bu haftaki terapi ödevlerimi çok rahatlıkla tamamlayınca bir kez daha yapacağıma inandım. Bu düzelme yolunda azimle son sürat gitmek istiyorum. O yuzden banyoda haftada 2 kere değil 3 kere yaptım. Dediğiniz talimatları uydum. İlkinde benle ilk kez pasif olacak bir erkeği düşündüm ve sonları doğru kadını düşündüm.Erkekte de kadında da oral düşündüm. Ve başarabildim. Ama ilk kez pasif olacak erkeği düşündüğümde öyle ayrı bir ego hissetmedim. Bunun nedenini düşününce zaten ben kafamda oluşturduğum erotik hikayelerde hep pasif olmuş erkekleri düşünmüyordum. Düşündüğüm erkek hep ilk kez sevişiyordu ve ben onu oluşturduğum hikayeye göre bir nevi kanatlarımın altına alıyordum. İkincisinde ise sadece kadın oral düşündüm ve rahatlıkla başarabildim. Üçüncüsünde kadın anal düşündüm ve yapabildim. İkincisinde ve üçüncüsünde kendim baya bonyaya girip yapmak istedim. Sadece ödev diye değil yani. Baya şaşırdım bu hisse. Banyoya girmeden önce bir heyecan, kalp hızlanması yaşıyordum. Sanki yapmazsam günü geçiremicekmişim gibi hissettim. Ama kadının vucudu hala erotik gelmiyor. Erkeklere olan erotik hissimde bir azalma olmadı.

38
Terapi değerlendirmem= Terapiden çıktıktan sonra bu işi çözebileceğime emindim. Çünkü terapiye gelen diğer insanlarla konuşunca aslında benim meselemin onlara göre çok basit olduğunu, onlar bile düzeldiyse benim hayda hayda düzelceğimi düşündüm. Ama "tamam ya basit bir meseleymiş salla gitsin" tarzı bir düşünceye kaymadım.

En yakın olduğum arkadaşımla tamamen konuşmayı bitirmeye gerek olmadığını onun yerine konuşma sıklığını azaltıp konuşma tarzıma erkeksilik katmayı öğrendiğimde mutlu olmuştum. Onun universiteye giriş sınavlarına hazırlanması benim de sınavlarımın yaklaşması zaten konuşmayı azalttı ve bu az seviyede tutmaya özen göstereceğim.

Bu tarafta sadece cinsel dürtü, diğer tarafta ise sadece duygu dürtüsünün olduğunu öğrenince baya şaşırdım. Çünkü duygu ve cinsel dürtüleri bir bütün zannediyordum. Kendime direkt yanlış etiketi yapıştırmışım ve hormanel diye kendimi yıllarca kandırmışım. Bu durumun tamamen psikolojik olduğuna inandım. Ve terapilerin işe yarıyacağını düşünüyorum çünkü geçmiş başarılarınızı gördüm. Bu durumumu en kısa sürede tamamen normale döndürmek için elimden geleni yapacağım. İyiki cesaret edip ablama söyleyebilmişim ve iyki şuan terapilerle bu durumu düzeltmeye çalışıyorum

Cumartesi-pazar günleri= İstanbuldan ayrıldıktan sonra geri eve geldim. Ailemle eskisi gibiydim. Bu konuyu bildiklerini bile unuttum. Ailemle ilgili her şeyin normale dönmesine sevindim. Ablam da haftasonu ankaraya gelmişti. Pazar günü ikimiz de aynı trenle Eskişehir'e gittik. Yurda geçince derslerimi çalıştım. Ankara'da çalışmam gereken konulara baktım ve bu 2 hafta ders bakımından baya yoğun geçecek gibi

Pazartesi= okula gitmek için üstümü değiştirirken gene kabine girmedim, odada kimse yoktu. Üstümü değiştirirken oda arkadaşlarımdan biri içeri girdi. İstifimi bozmamaya çalıştım ve utanç duygum eskisi kadar ağır basmadı. Bir iki ay önce bir kere daha odada kimse yokken üstümü kabine girmeden odamda değiştirirken oda arkadaşım gelmişti. Bugun gene odaya giren oda arkadaşımla aynı kişiydi. Yani iki olayda da etkenler tamamen aynıydı. Ama o zaman çok utanmıştım ne yapacağımı bilemedim ve oda arkadaşıma baya belli etmiştim utancımı ama bugün öyle ağır tepkiler vermedim. Ve odaya girerken banyodan geldiği için yarı çıplak bir şekildeydi ben ise erkeklerin vucudunun hiç sanatsal olmadığını, odun gibi olup etkilencek bir şey olmadığını dedim içimden. Bu içimden dediğim şeye tam olarak inanmasam da demeye devam ediceğim. Bir müddet sonra, inanmaya inanmaya söylerken bir gün beynimin bu dediklerimi kabul ediceğine umut ediyorum.

Sonra okula gittim filan. Anlatacağım pek bir şey yaşanmadı ve okul bitince geri yurda döndüm

Salı günü = banyoya girdim. Kadın ve erkeğin olduğu normal erotik videoları açtım. Ve başarabildim. Ama kadın etkilemedi başarmamı. Erkeğin aldığı haz duygusunu sanki bende alıyormuş gibi düşündüm. Yani erkeğin yüz mimiklerine odaklanmaya çalıştım

Çarşamba-Perşembe= Genelde ders çalışmakla zaman geçirdim. Ara verdiğim zamanlar arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Artık yurttaki arkadaş grubuma bir şeyler yapmayı öneriyorum, önceden hep onlar bir şeyler derdi ben de tamam derdim. Ve erkek ortamlarına alışmaya başladım ( küfürlü ve cinsel şakalara katılıp onlarla birlikte gülmeye başladım). Perşembe resim kursuna gittim

39
Merhaba, ben Metin A. Üniversite bir öğrencisiyim. .........   Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyorum.  Durumumu zaten biliyorsunuz. Ben çekingenç ve utangaç birisiydim, ortamlara  ve değişkenlere alışmam uzun sürdüğü için hayatımın monoton gitmesinden memnun birisiydim. Annemle babam kavga ettiklerinde içimde çok büyütüyordum sanırım çünkü abim her anne babanın ettiği normal kavgalar olduğunu söylemişti. Ama ben o zamanlar abim gibi düşünmüyordum. İlkokul yıllarım gayet iyi geçti. İlkokulda bu durumumun olduğunu hatırlamıyorum. Ortaokula geçerken okul değiştirdim ve her şeyin orda başladığını düşünüyorum. İlkokulda kimse ergen değildi cinsel olaylar hakkında en ufak bir fikrim yoktu ama okul değiştirince düştüğüm sınıftaki herkes ergenliği zirvelerde yaşıyordu, herkes ergen ergen, cinsel espriler yapıyor ve düşünme tarzları sadece bu yönde çalıştığı için hiç arkadaş edinemedim, herkes, dedikleri cinsel şeyleri anlamadığım için benle dalga geçiyordu yaptığım hareketleri gene cinsel olaylara bağlayıp alay ediyorlardı. Ama asıl korkum beden salonundaki erkek soyunma odasıydı. Herkes birbirinin vucudundan cinsel espriler yapıp dalga geçiyor ve ben orada ustumu cikarmaya korkuyordum. Başlarda benle dalga geçince rehberliğe şikayet ettim ama gene de ben tuvalet kabininde üstümü değiştiriyordum. Sanıyorum ki bu olaylardan dolayı artık başkalarının yanında tişörtümü bile çıkartamıyorum. Bir gün gene kabinde üstümü değiştirirken içeri bir kaç erkek girdi. Ben hala kabindeyim ama benim kabinde olduğumu bilmiyorlardı. Ve seslerden anladığım kadarıyla birbirlerine cinsel temaslarda bulundular. Ben de hemen kabini açıp koşarak kapıdan çıktım hiç bakmadım o tarafa. Ortaokulda bir çocuk vardı aşırı sapıktı ama ona bulaşanlara cinsel espriler filan yapıyordu sadece. Yalnız takılıyordu ve ben de onla arkadaşlık kurdum. Çünkü bu cinsel meseleleri artık öğrenmem lazımdı. Çocuk bana her şeyi anlattı. Sonra çocukla çok bir iletişime geçmedim. Diğer sene ise sınıfa yeni bir çocuk geldi ve benim ilk halim gibiydi. Hemen onla arkadaş oldum ve ortaokul bitene kadar onla takıldım. Herkes ikimizi alaya alıyordu ama biz hiç tepki vermeyip bir şekilde ortaokulu bitirdik. Bu ortaokulda yaşadıklarımı neden aileme anlatmadığımı hiç bilmiyorum. Tamamen gerizekalılık yapmışım. Aileme söylemeyip evdeyken gayet mutluluk saçtığım için hiç fark etmediler bile. Her şeyi içime atıp dışarıya hiç bir şey yansıtmadım. İşte sonra lise hayatım başladı. Babam öğretmen ve onun okulunu kazanmıştım. Ortaokuldaki gibi arkadaşsız kalmayım diye çok uğraştım ve sonunda bütün sınıfla iyi geçiniyordum. Daha samimi olduğum kişiler de vardı ama genelde hep kızlarla takıldım. Sınıfta oturduğum sıra ve çevresi hep erkekti ve onlarla gruptum ama tenefuslerde beden eğitiminde filan hep kızlarla konuşuyordum. Kızlarla konuşmaktan daha çok hoşlanıyordum her ne kadar erkeklerden oluşan bir grubum olsa da. Ve tabi ben de ergenliği yaşamaya başladım. Bu durumum ne zaman nasıl başladı hatırlamıyorum ama 9. Sınıf ve sonrasında bu durumumun olduğunu biliyorum. Ve 9. Sınıfta tahmin edeceğiniz videoları izlemeye başladım ama normal erkek ve kadının olduğu videolari hiç izlemedim. Durumumu bildiğim için direkt diğer videoları açtım. Ve bu durumumun normal bir şey olmadığını biliyordum ama durumumu hiç önemsemedim. Günlük yaşantımda o kadar etkisi olmuyordu ve ilerisini hiç düşünmedim. Aileme söylemeği hiç düşünmedim. Böyle bir şeyi söylemeyi özellikle benim gibi biri hiç cesaret edemezdi. Ve bunun bir sınav olduğunu, çaresinin olmadığını, hayatımı böyle devam ettirmek zorunda kalıp ilerde hiç aile kuramıyacağımi düşündüm. Dediğim gibi bunun üstünde hiç kafa yormadım, hiç önemsemedim. Ailemin beni ergenlik yaşlarımda takip ettiğini düşünüp internetten de araştırmadım, biyolojide de hormonları işlerken bu durumun östrojen testesteron hormonlarının miktarıyla ilgili doğuştan gelen bir bozukluk olduğunu öğrenince tek nedeninin bu olduğunu düşünüp ekstra bir araştırma yapma gereği duymadım. Lisedeki beden eğitimi soyunma odası gayet normaldi herkes günlük konulardan konuşup üstlerini değiştirebiliyorken ben ortaokulda yaşadıklarımdan dolayı ne onlara bakabiliyordum ne de üstümü değiştirirken rahat davranabiliyordum. Sırtımı onlara dönüp duvara bakarak hemencecik üstümü değiştirip direkt çıkıyordum odadan. Herkesle iyi geçiniyordum ama tabi daha samimi olduğum insanlar da vardı. Birlikte oturduğum erkek arkadaşlarımdan daha samimi olduğum iki kız vardı. En samimi olduğum kişi ise o iki kızdan birisiydi. Kızlarla rahatlıkla konuşabiliyordum onlara karşı cinsel bir dürtü hissetmiyordum. 10. Sınıfta animeye ve league of legends'a başladım. Çocukluktan ise resim yapma hobim vardı. Animelerde hep favori karakterim kadındı neden bilmiyorum ama güçlü ve güzel karakterlere bayılırdım. League of legends'da çoğu zaman kadın karakterleri oynardım çünkü o karakterler bana daha çekici gelirdi. Resim çizerken de hep kadın çizerdim erkek çizmekten hiç eğlenmezdim. 10. Sınıfın sonlarında o tür videolar izlemeyi tamamen bıraktım. Youtubeden izlediğim dini bir video beni çok etkileyip korkutmuştu. 11. Sınıfa geçtiğimde ise derslerim biraz yoğunlaşmıştı. 12. Sınıfta koleje geçtim. 12.sinifta baya ders calistim, her gunum ders calismakla gecti, bu yuzden artik bu durumumu düşünmez oldum. 12. Sınıfın sonunda artık cinsel isteklerim ve dürtülerim eskisi kadar kalmamıştı. Konyayı kazandığımda hafif bir korku yaşamıştım. Erkek yurdunda kalacağım için cinsel isteklerimin eski gücüne kavuşacağı için korkmuştum. Ama çok düşünmedim, bilimcimde hep arkalara atıp universite başlıyana kadar anime izleyip bilgisayar oynadım. Evden dışarı çıkmaktan hoşlanmazdım ailem bile beni evde zor görürdü. Ya bilgisayar odasında oyun oynardım ya da odamda anime izleyip telefonla uğraşırdım. Tek başıma vakit geçirmek benim için en iyisiydi yalnızlıktan hoşlanırdım. Yurda geçince ise cinsel isteklerim sandığım kadar artmadı. Hafif bir artış yaşadı ama kendimi hemen toplayıp gene eski güçsüz haline getirmeyi başardım. Ablam da konyada okumuştu. Benim oraya kazandığım belli olunca orda bir iş buldu. Ama işi kesin olmadığı için ev tutmadık ve ikimizde yurtlarda kalıyoruz. Evden ve ailemden hiç ayrılmamış biri olarak ablam sayesinde konyaya alışmam çok daha rahat oldu. Abimle de iyiydim ama benim bu büyüme zamanlarımda bursada okuduğu için hep ablam yanımdaydı ablamla daha samimiydik. Bir gün gene ablamla buluşunca bir anda söyleme isteği geldi. Bu isteğin nasıl geldiği hakkında hiç bir fikrim yoktu ama madem benim gibi cesaretsiz bir insana kırk yılda bir bu istek geldi  değerlendirmem gerektiğini düşündüm ve söyleyiverdim. Sonra abime anneme ve babama söyledim. Sonra abimin yaptığı araştırmalar neticesinde sizi bulduk. Aileme söyledikten ve sizle buluşuna kadar kendimde şu değişiklikleri yaptım
-Saçım uzundu kestirdim.
-Kızlarla kurduğum ortamları bırakıp hep erkeklerle takılmaya başladım
-Numaramı değiştirdim eski arkadaşlarımdan sadece en samimi olduğum kızla sıra arkadaşım olan erkek kaldı
-Az da olsa gelen cinsel dürtüler olduğu zaman eskiden erkekleri düşününürdüm, şimdi ise başka konuları düşünmeye çalışıp kendi kendine geçmesini bekliyorum
-oda arkadaşlarım odada olmalarına rağmen üstümü değiştirmek için kabine girmemeye başladım


https://www.aydinlik.com.tr/bilim-insanlari-escinsel-geni-diye-birsey-yok-bilim-ve-teknoloji-agustos-2019

40
DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

‘’Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır’’ ifadelerini kullanan Kaçın, ‘’Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu?’’ açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

www.huseyinkacin.com

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz… "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da “özgürlük düşmanı” olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, “günah işleme özgürlüğüne” saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda…

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html


41
            En son 24. Terapiyi yazmışım, arayı baya açtım ama yazmanın verdiği faydayı görünce yazmanın gerekliliğini çok iyi anlıyorum ve yazmaya devam ediyorum. En son yazmamın Üzerinden 3 terapi geçti. Bu terapilerde eşcinsellik hakkında çok konuşmadık desem yeridir. Çünkü 1 aydır hornete girmiyorum. Dolayısıyla ilişki de yok hatta düşünce düzeyinde bile kafamda eşcinsellik yok. Demeyin şimdi nasıl bir anda bu olacak. Bir anda değil ama geçmişe bakınca bunu çok net anlıyorum. Tam 1 yıl geçti HK ile tanışmamızın üzerinden. Onun sayesinde kendimi inşa etmeye başladım. Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? Onun sayesinde Allah ile aramı düzelttim. Bu nasıl oldu açayım biraz. Ailem muhafazakar bir aile olduğu için dini anlamda eksik olmadığımı zannediyordum. Ama Allah ile irtibata geçerken içimde eşcinsel olduğum için hep bir burukluk vardı. Hep pişmandım, suçlu hissediyordum kendimi. Rahatça şükredemiyordum, bir şey isteyemiyordum. Artık içimde bir burukluk yok. Tam açıklayamıyorum belki ama şu an Allah ile aram çok iyi, bu çok garip gelebilir size. HK sayesinde benim imanım kuvvetlendi hatta yerine geldi. Aradaki eşcinsellik perdesini onun sayesinde kaldırınca her anlamda ilerleme hissediyorum. Allah ile aramı düzeltince hayatım düzeldi. Ben ben oldum daha doğrusu. Bu arada hayatımda başka olaylar da oldu. İlk defa karşı cinse aşık oldum belki de öyle hissediyorum. Direk böyle girmek oldu mu konuya bilmiyorum ama. 2 hafta konuştuk birbirimizle anlaştık ama başka sebeplerden dolayı şu an konuşmuyoruz. Bu 2 haftalık süreçte bile erkekliğimin çok fazla pekiştiğini hissettim. Gün geçtikçe konuşmalarımda, davranışlarımda erkekliğimin arttığını hissediyorum. En can alıcı noktaya de gelmek istiyorum, birkaç defa aklımın ucundan hornet geçti bu aralarda ama ucundan geçtiği anda konuyu değiştirebildim. Bir nevi kendi psikoloğum oldum sanki. E ne güzel 1 aydır güzel güzel geçiyormuş. İyileştin mi kardeşim diye sormak hakkınız. Eğer eşcinsellik bir hastalıksa ben iyileştim. Belki yüzde yüz değil çünkü bu biyolojik bir hastalık değil o yüzden pat diye iyileşmek mümkün değil ama bir süreç. Bence eşcinsellik hastalık değil ya da benim hastalığım değil. Ailemin hastalığı ve HK beni kullanarak aslında ailemi iyileştirdi. Onların tamamen iyileşeceğine inanmıyorum ama benim olaylara bakış ve hareket tarzım aile içinde farklılığımı ortaya koyuyor. Hornete girince yazmak kolaydı, hornete girdim şöyle pişmanım, böyle pişmanım yazıyordum. Girmemek zor, bunu başarmak çok ayrı bir zevk veriyor ve sonunda girmedim yazmak da zor çünkü olay değil de duygu aktarmaya çalışıyorum. Bu arada ben gerçekten HK’yı çok seviyorum. Bu geç saatte neden bunu yazdım bilmiyorum ama o sadece bir psikolog değil benim için. Yazıyı çok geç saatte yazdığım için biraz karışık olmuş olabilir bu yüzden özür dilerim. Ben yazmaya burada bir yazıyı okuyarak cesaretlendim belki benim yazılarımda okuyan birinin terapi sürecinde yazmaya başlayıp daha hızlı iyileşmesine faydam olur.

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 219