İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - psikolog

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 219
17
Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

İki binli yılların başlarında Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Gülay Göktürk “Çocuk Pornosu” ve “Bir Deli Bir Örtüyü Kaldırınca” başlıklı yazılarında, Türk toplumunu bu konuda aydınlatmış oldu. Merak edenler internetten bu yazıları okuyabilirler.

Ziya Selçuk ve Zehra Zümrüt Selçuk bir haftalarını, anlatmaya çalışırken zorlandığımız bu konuya ayırsalar. Sabah akşam eşcinsel sitelerinde reşit olmamış çocuklarla, torun torba sahibi olmuş kişilerin nasıl ilişkiler kurduklarını gözleriyle görecekler ve gördüklerine inanamayacaklar. Kadına şiddet, kız çocuklarının eğitilmesi çok önemli bir sorundur; fakat erkek çocuklarının reşit olmadan eşcinsel sitelerinde seks yada tecavüz mağduru olmalarından yetkililerin haberi var mıdır?

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

The Dr. Oz Show adına açıklama yapan bir sözcü programda amaçlarının “düzeltici terapinin tıbbi açılarını ve bu uygulama çevresindeki tartışmaları” değerlendirmek olduğunu belirterek, “Bunun zor bir konu olduğunu biliyoruz. Ancak aynı zamanda bunun, karanlık köşeler yerine The Dr. Oz Show gibi bir platformun süzgecinden geçirilerek yapılmasından memnunuz” dedi.
https://www.youtube.com/watch?v=uwVTDn9gi_A&index=2&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw&fbclid=IwAR0zbKGkQyfz9EwSSJWqK0wNrlt3jgUs8FaATCbrQBuG8E16OTU-1fz01sM

Hüseyin Kaçın: “Din adamlarının eşcinsellik konusundaki
yaklaşımları eksik ve yetersiz”
Hemen her gün eşcinsellik üzerine bir tartışma programının ya da dosyasının yer aldığı Türk
medyasında, son dönemin en dikkati çekici isimlerinden birisi de kuşkusuz Psikolog Hüseyin Kaçın oldu. “Eşcinselleri tedavi eden terapist” olarak tanınan Kaçın,
bu kavramı daha çok tedavi edilmesi şart olan bir rahatsızlık olarak tanımlarken, dindar kesimin konuyu dini referanslarla ele almaya çalışmasına karşı da sert bir çıkışta bulundu. Ka-
çın, “Eşcinsel bireylerin iyileşme sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmaları istenmez. Çünkü
eşcinsel eğilimleri olan kişiler bu olaya Lut kavmi, haram, cehennemde yanmak düşünceleri
ile yaklaşırlarsa, bu düşünceler sadece eşcinselleşme sürecini hızlandırır ve kalıcı hale getirir” diyerek, muhafazakar kesime bir anlamda “Burası sizin alanınız değil, uzak durun” mesajı
verdi.
Türk medyasındaki eşcinsellik tartışmalarında öne çıkan bu isimlerden Ali Rıza Demircan,
Hilal Kaplan ve Hüseyin Kaçın, İstanbul’da Hakan Kuyucu’nun sorularını yanıtladı.
https://www.youtube.com/user/escinselterapi izlemek için linki tıklayınız

www.huseyinkacin.com

www.lezbiyenlik.com

www.escinselterapi.net

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından, biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. İlahiyatadamlarının bugünlerin sorunu olarak eşcinsellik konusunda sağlıklı bir çözüm üretmemelerinin nedeni de budur. Eşcinsel evliliklerin yaygınlaşmasını ve eşcinsellerin evlat edinmelerini Lut kavmi kapsamında değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinselliğin Fetvası ve Çözüm Yolları: Nurettin Yıldız

Selamün aleyküm hocam.
Ben soru sormak için değil, bir konuda (haddim
olmayarak belki) tecrübemi paylaşmak için yazıyorum. Eşcinsellik ile ilgili
geçmişte sorulan sorulara verdiğiniz cevaplara baktım da, yetersiz buldum
açıkçası. Nasıl kurtulacağını soran bir eşcinsele vaktini boş geçirmemesi
gerektiğini, evli değilse hemen evlenmesini ve bolca dua etmesini
söylemişsiniz.
Bunların incelemesine geçmeden önce kendimi tanıtayım: Ben 21 yaşında bir
erkeğim. İçinde bulunduğum duygu yükünün eşcinsellik olduğunun 14 yaşımda
farkına vardım. O zamandan beri bunu kendime konduramadım ve araştırmalara
başladım. Eşcinsellik bir hastalıktı ve Allah tedavisi olmayan hiçbir
hastalığı yaratmamıştı. Psikoloğa gitmek istedim ama onlar malum
zihniyetteydi ve “böyle yaşamayı öğren” kestiriyorlardı.

https://www.habervakti.com/escinselligin-fetvasi-ve-cozum-yollari-nurettin-yildiz-makale,1483.html

“Taciz ve tecavüz mağduru erkek çocuklarının büyük bir kısmı, kaçınılmaz olarak ergenlik döneminde pasif eşcinsel olarak kimlik edinirler. Diğer bir kısmı da, seks düşkünü erkek olarak hayatlarına devam ederler. Kız arkadaşları ile büyüleyici aşk serüvenleri diye, duygusal başladıkları ilişkilerini seksle sonlandırırlar. İlişkileri kısa sürer ve konuştukça, kız arkadaşlarının da çocukken taciz ya da tecavüz mağduru olduklarını öğrenebilirler. Çok ileri derecede olmayan taciz mağduru erkek çocukları ise ergenlik sonrası yetişkinlik dönemlerinde, genelde travestilere gitme alışkanlığı edinirler. Travestilere gitme alışkanlığı olan erkekler, çocukluklarında kendilerinden büyük erkekler tarafından dokunma ya da temas olmadan istismar edilmişlerdir. Bu istismar, tecavüz boyutunda değildir. Hatta bilinç düzeyinde unutulmuş bir boyuttadır.”

https://www.habervakti.com/marko-pasa-taciz-ve-tecavuz-magdurlarinin-dertlerini-dinler-ama-derde-deva-olmaz-mi-makale,1384.html

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

www.huseyinkacin.com

14 Nisan 1974 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü 1995 yılı mezunuyum. Hayatınızın kurtarıcısı değil hayallerinizin kurucusu olacak profesyonel dostluk iletişimi.. O kadar!.. www.huseyinkacin.com GSM: 0 555 326 22 91

https://www.habervakti.com/profil/28/psikolog-huseyin-kacin

Tanrı'yı Affeden Erkekler: Eşcinsellikten Kurtulmak Mümkün Müdür?

“Devlet, her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamakla yükümlüdür...”

https://www.habervakti.com/tanri-yi-affeden-erkekler-escinsellikten-kurtulmak-mumkun-mudur-makale,1374.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Eşcinsellik Hastalık Mıdır Yoksa Cinsel Tercih Mi?

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

18
Defalarca tecavüze uğradım!!!
Merhaba ismim Hakan, 24 yaşındayım. Ailemle  yurtdışında yaşıyorum.
Ailenin en küçüğü benim. 4 kardeşiz.
Ablam, abim, ortanca abim ve ben.
Tutucu bir aile yapısına sahibiz diyebilirim.
Babam inşaat ile uğraşıyor ve aynı zamanda kalorifercidir kendisi. Sessiz, pek konuşmayan, otoriter kişiliğe sahip. Annem ise ev hanımı, zamanının bütününü çocuklarını büyütmekle geçirmiş ve bakıldığında asıl otorite sahibi olan kişi odur. Evin içerisindeki düzeni ve kuralları asıl annem belirler. Babamın gözetimi ve otoritesi sadece sembolik olmakla kalır.
Klasik bir Türk aile yapısı diyebiliriz.

Ne olduysa 8 yaşımdan sonra oldu.
Hayatım, kelimenin tam anlamıyla karardı diyebilirim. Tecavüze uğradım!... Hem de öz abim tarafından!!
Hayatımın baharında böyle bir şeye maruz kalacağımı nereden bilebilirdim?
Musmutlu, okuluna giden, arkadaşlarıyla oyunlar oynayıp, vakit geçiren, kısacası hayatının tadını çıkaran bir çocuktum.
Ama bu mutluluk dolu günlerim fazla uzun sürmedi. O korkunç günden sonra hayatım zehir oldu. Sanki bu hayatı bana çok görmüşlerdi. Arkadaşlarımla oynamayı bırakın, gülmek nedir bilmiyordum. Yüzümdeki mimikler yok olmuştu adeta. Geriye kalan ifadesiz bir yüzdü.
O korkunç anıları sizler için derin arşivlerden çıkarmam gerekirse, şunu diyebilirdim ki; o an sadece ölmeyi istemişimdir. Kendimi bir seks isçisi olarak görüyordum. Abimin o son derece iğrenç şeyleri bana yaptığında ve o anki yüz ifadesini dün gibi hatırlıyorum. Ömür boyu unutulmayacak şeyler.

8 yaşındayım henüz, abim ise 16-17. Lise öğrencisiydi. Sıradan bir gündü. Beni ansızın odasına çağırdı. Sessiz olmamı, ses çıkardığım anda canımı yakacağını söyledi. Son derece ciddiydi. Sonrasında kapıyı üzerimize kilitledi.
Ne olup bittiğinden habersizdim. Korkuyordum. Daha öncesinde abim kızmak dışında bu tarz davranışlar sergilememişti hiç.
Hiçbir şeyin farkında değildim.
“Seninle bir oyun oynayacağız” demişti. Kalbim hızlı atmaya başladı. Nasıl bir tepki vereceğimi bilmiyordum. "Korkma" dedi. Duraksadım. Tepkisizdim "Hadi?!!" Ne yapacağımı bilmiyordum. Titriyordum, tehdit altındaydım. Güçsüzdüm, çaresizdim. Dediğini yapmak zorundaydım. Yoksa canımı yakacaktı. 
Çok korkuyordum. Daha da korkmuştum. Kalbim yerinden çıkacaktı sanki. Bir şeylerin ters gittiğini biliyordum.
Vücut dilim yapma diyordu. Çırpınıyordu. Sesimi çıkaramıyordum. Yüz ifadesi çok korkutucuydu. O an ölmeyi arzuluyordum.
Bir müddet böyle devam ettikten sonra, çaresizlik içindeydim. İzliyordum. Tepkisiz bir şekilde izliyordum.
"Bu yaşananlar sadece aramızda!! Hiç kimseye hiçbir şey söylemek yok!! Yoksa kötü yaparım” deyip odayı terk etti. Ağlamak istiyordum, ağlayamıyordum. Bizimkilere bile söyleyemiyordum. Kelimeler boğazımda düğümleniyordu.
Annemin babamın yüzüne nasıl bakardım??
Sanki her an anlayacaklarmış gibi yüz yüze gelmekten kaçıyordum. Göz teması olduğunca az kuruyordum. Korkuyordum.
Abimle hele karşılaşmayı hiç istemiyordum. Tekrar böyle bir şeye maruz kalmaktan korkuyordum ki nafile. Aradan bir zaman geçtikten sonra bu tecavüz sahnesi tekrarlandı. Tekrarlanmakla yetinmeyip farklı konum, pozisyon ve fantezilere büründü.
Defalarca tekrarlandı. Kendimden nefret ediyordum. Tecavüz sahneleri gelişigüzel tekrarlandığında garip bir şekilde bir yerden sonra sevmeye başladım. Asla anlamayacağım bir şekilde tahrik olmaya başlıyordum. Belki de bir uyuşturucu etkisi vardı bilmiyorum. Belki de bilinçaltım pes edip, tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak diyordu. Hem acı çekip hem zevk duyuyordum. Tıpkı bir mazoşist gibi. Sürekli seks arzuluyordum. Sürekli bir penis hayal ediyordum. Zevk almak istiyordum. Belki de psikolojim ağır depresyona girmemek adına tutunma yolları arıyordu. Bilinçaltı mekanizması düşündüğümden çok farklı işliyordu. Tahmin edebileceğimden fazla kompleksti. Bu olanlar beni tam bir seks bağımlısı yapmıştı. Beni aslında sekse bağımlı kılmışlardı. Dışarıda abim yaşlarında erkek gördüğümde ilk baktığım nokta onun penisiydi. Keşke ağzıma verse diye dua ediyordum. Yalamak istiyordum. Onu tatmin etmek istiyordum. Bu düşünceler peşimi bırakmıyordu. Beni rahatsız ediyordu. Gitgide sonu görünmeyen bir boyuta ulaşıyordu. Kimseye bu durumu açıklayamıyordum. Bu olanlar derin bilinçaltıma yerleşmişti. Artık psikoloji denen mekanizmam farklı çalışmaya başlıyordu. Sanki Hakan'ın fabrika ayarlarıyla oynanmıştı. Davranışlarım, hal ve hareketlerim değişiyordu. Sanki derin bilinçaltım beni yönetiyordu. Bir şeylere zorluyordu. Kendince bu ağır post-travma etkilerinde kalmamak için çabalıyordu, saçmalıyordu. Tuhaf düşüncelere kapılıyordu, kapılıyordum. Kendisi, yani hayatta kalma mekanizmam kendini korumaya çalışıyordu.
İçimde bitmeyen bir tedirginlik hissi vardı. Birçok şeyden korkuyordum artık. Bilhassa abim yaşlarındaki erkeklerden. Hem onlardan korkuyor hem de beni becermelerini istiyordum. Belki de bana zarar vereceklerini düşünüp, bilinçaltım onlar üzerinden seks fantezileri kurup, onları tatmin edip, öfkelenmemelerini sağlayıp, bana aslında zarar vermesinler diye çabalıyordu. Bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Lanet olsun ki bilmiyorum!! Keşke bilinçaltım ve bilincim eşit oranda çalışsa da bir bok anlasam. Hetero erkek ortamlarından hiç hoşlanmıyordum, tedirgin oluyordum. Mümkün olduğunca muhatap olmamaya çalışıyordum. Yolumu değiştiriyordum. Bir grup erkeğin yakınından geçsem bile kalbim hızlı atıyordu. Terlemeye başlıyordum. Asla göz teması kurmuyordum. Hızlıca uzaklaşıyordum. Bana bir şey yapacaklarından ve beni aşağılayacaklarından korkuyordum. Her defasında cehennemi yaşıyordum.

Benim dostlarım kızlardı. Onlardan bana zarar gelmeyeceğini düşündüğüm için kızlarla takılıyordum. Sürekli kızlarla takılmam davranışlarımı etkiliyordu. Fark etmeksizin feminen bir yapıya bürünüyordum.
Konuşma tarzım olsun, hareketlerim olsun mizahım olsun çok feminendi. Sanki içime bir Kerimcan kaçmıştı. Bir de sürekli bel altı şakalar yapardım. Yaşım henüz küçük olduğu  için pek bir şeylerin bilincinde değildim. Bu yüzden de bu davranışlarım beni açıkçası rahatsız etmiyordu. İçgüdüsel olarak bir de ortamdan ortama role bürünürdüm. Maskülen bir ortam ise hal ve hareketlerim anında değişirdi. Asla feminen olduğumu belli etmezdim ya da etmemeye çalışırdım. Her an beni aşağılayacaklarından korkardım. Kendimi erkeklerin yanında asla rahat hissetmezdim. İçimden geldiği gibi davranamazdım.
Annemin yanında arada kendimi tutamadığım zaman travesti gibi davranırdım. Onlar gibi konuşmaya başlardım. Öyle davranırdım. Annem fark ettiğinde ve bana kızmak istediğinde anında "Ne var yaa, tiyatro da mı yapmak yok! Yetenekliyim işte!! Rolden role bürünebiliyorum. Tabi ne yazık ki bu yeteneklerimi göremiyorsunuz. Vizyonsuzlar sizi" deyip kendimi hemen savunuyordum.
Güya tiyatro adı altında böyle şeyler yapardım. Aslında tamamen içimden geldiği için yapardım.
Babamın yanında böyle davranamazdım. Öyle bir lüksüm yoktu. Çünkü babamın yanında makara bile yapamazsın. Fazla otoriter. Bize yüz vermez. Her defasında onu kabuğundan çıkarmaya çalışsam da. "Hanım, kaç defa diyorum, fazla yüz veriyorsun şunlara, verme" derdi.
Ve çok üzülürdüm. Anlam veremezdim. Bir baba neden çocuğuyla eğlenmez ki?

Neyse bir zaman sonra, ortaokula geçiş yapınca, orada bir şeylerin ters gittiğini hissetmeye başladım. Olması gereken heteroseksüel erkek psikolojisine sahip değildim. Farklıydım. Farklı olduğumu gören kızlar etrafımda toplanıyordu. Kızların favori gey arkadaşıydım. Kızların en iyi dostu geydir. Geylerin de en iyi dostu kızlardır. İlgi çekiyordum. Birde üstüne tiyatral ve vokal yeteneğim olunca kızların vazgeçilmezi oluyordum. Zaruri olmadıkça erkeklerle muhatap olmuyordum.
Ortaokul 2’ye geçince bir de üstüne yurt belası çıkmıştı.
Belletmen abiler ve ailem beni yurtta kalmam için zorluyorlardı.
Neyse istemeden girsem de, aslında benim için bir erkek cennetiydi. Her taraf penis kaynıyordu. Penisler havada uçuşuyordu. Sanki röntgen gibi penisleri görebiliyordum. İnanılmaz bir şekilde tahrik oluyordum. Asla belli etmiyordum. Her ne kadar belli etmesem de bir şekilde bu penis arzusu dolaylı yollarla davranışlarıma yansıyordu. Herkes bu denli gey hareketleri makara amaçlı yaptığımı düşünse de, tamamen isteyerek yapıyordum. Bir gün öyle bir boyuta gelmişti ki, artık bir arkadaşı baştan çıkararak ona sakso çektim. Hem de mescidhanede. Benim için hayal edilemeyecek kadar zevkliydi. Üstüne bir de arkadaşın penisi  XL çıkınca nirvanaya ulaşmıştım. Zevkin doruğundaydım. Arkadaş boşaldıktan sonra depresyona girdi. Neden, nasıl böyle bir şey yaptığına anlam verememişti. Bense onu şeytani bir şekilde teselli ediyordum. Böyle şeylerin olabileceğini, fazla takmaması gerektiğini söylüyordum. Ama içten içe başardığım için kendimle gurur duyuyordum.
Bu tür baştan çıkarma olayları benim için bir klasik haline gelmişti artık. Birçok kişiyi baştan çıkarıp sakso çekiyordum.
Okul hayatım eğlenceli geçiyordu. Notlarım ise pek de iç acıcı değildi. Lise döneminde hele tam bir felaketti. Konsantre olamıyordum hiç. Tahtaya bakmak yerine sürekli penislerine bakıyordum, bolca fantezi kuruyordum.
Okuldan çok usanmıştım. Sürekli kaytarıyordum. Belki de bu bölümü istemiyordum. Fen Lisesi bana göre değildi.
Yeteneklerimin olduğu alanlarda ilerlemek istiyordum. Sanat, tiyatro, müzik gibi mesela.
Ama babam izin vermiyordu. Hayallerim kursağımda kalıyordu. Liseyi bitirmek zorundaydım. Üzerimde çok fazla baskı vardı. Notlarım da kötüydü üstelik. Sınıfta kalacağım 2 x 2 = 4’tü.
Bir yolunu bulmam gerekiyordu. Çalışmakla olmayacağı kesindi. "Mission Impossible" (Görevimiz Tehlike) film sahnelerini aratmayacak şeyler yapardım. Planımı projemi çizip, kendimi hazır hissettikten sonra müdür odasına girip sınavları çalmaya koyulmuştum. Kalbim yerinden çıkacaktı. Son derece yasak ve riskli bir şeyle uğraşıyordum. Epey bir uğraş sonrasında o koca odadan doğru anahtarı ve doğru dolabı bulduktan sonra nihayetinde o elmas değerindeki sınav kâğıtlarını bulmuştum. Derhal fotoğraflarını çekerek olduğu gibi yerine koydum. Sonra hemen izimi kaybettirdim. Görev tamamlanmıştı. Kendimle gurur duyuyordum.
Ta ki acıma duyguma yenik düşerek ve o sınav kâğıtlarını arkadaşla paylaşana dek. Kendi kuyumu kendim kazmıştım adeta. Bir şekilde müdürün kulağına gitmişti bu olay. Arkadaşın ağzını tutamayıp başkalarına söylemiş olması gerek. Ve bir şekilde bir yerden sızıntı yapıp müdürün kulağına gitmişti. Günah keçisi ben olduğum için, acımaksızın okuldan atılmıştım.
Dünyam başıma yıkılmıştı. “Napıcam ben, lise diplomamı nasıl alıcam?!” Babam benden umudu kesmişti. Telefon dükkânımızda çalışmak zorundaydım. Baskı altındaydım. Depresyondaydım. Hayattan asla zevk alamıyordum. Üstüne bir de bu eşcinsellik sorunu olunca gerçekten intihar etmek geliyordu içimden. Çıkış yolu arıyordum. Evden işe, işten eve. Böyle hayat olmazdı. Hiçbir sosyal aktivitem yoktu.
Lise diplomamı inanılmaz zorluklarla açık öğretim sayesinde tamamladım.
Bir süre böyle dükkânda çalıştım.
Ara sıra arka depoya erkek atıp sevişiyordum. Anlık zevkle acımı biraz olsun hafifletiyordum. Durum aslında vahimdi.
Çok fazla seks arzuluyordum. Bir şeylerin değişmesi lazımdı. Psikolojim yerinde değildi.
Ayrıca eşcinsellikten kurtulmak da istiyordum. Çözüm yolları aramaya başladım. Yaşadığım şehirde, Türk bayan bir psikoloğa danışıyordum. Derdimi anlatıyordum. Aslında benim hetero olmam gerektiğini ama bana defalarca tecavüz edilerek hayat akışıma engel olunduğundan dolayı bu tarz eylemlere başvurduğumu söyledim (bilinçaltı). Benim bu denli eşcinsel eğilimimin doğuştan asla olmadığını, buna asla inanmadığımı, geçmişte olan travmatik yaşantılardan kaynaklandığını ve iyileşmek istediğimi söyledim. İlk başta çok güçlü karaktere sahip olduğumu söyledi. Beni bu konuda takdir etti vesaire. Neyse gel git derken istediğim randımanı alamadığımı fark ettim. Hatta bu kadının amacının beni iyileştirmek değil de bu durumu kabullendirmek olduğunu anladım.
Hal böyle olunca, derhal ağzının payını verip olay yerini hızlıca terk ettim.
Seans çıkışı hüngür hüngür ağlamaya başladım. Rabbime öylesine içten dua ettim ki.
Beni bu dertten kurtarması için yalvardım. Hıçkıra hıçkıra ağladım, yalvardım. Umutsuzdum. Geleceği göremiyordum. Kuytu köşelerde çürüyüp gitmek istemiyordum. Bunu hak etmiyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum.
Çaresizce evime gidip yatağıma girdim. Halen ağlıyordum. O an içime bir his doğdu sanki. İç sesim internette psikologlara bakmamı söyledi.
Aradım ve  ilk şıkta Psikolog Hüseyin Kaçın www.escinselterapi.net yer alıyordu.
Fazla bir şey düşünmeden tıkladım.
İncelemeye başladım. Pek ümitli değildim aslında. Öylesine bir ihtimal bakıyordum.
Okudukça, gittikçe enteresan geliyordu. Bana benzer vakalara rastladım. Bana ışık olmuşlardı sanki. Kaybedecek bir şeyim yoktu.
Hemen oracıkta yazan telefon numarasını çevirerek aramaya başladım.
"Alo, buyrun?" dedi.
Çok yakında bir sonraki bölüm ile sizlerle tekrar karşılaşmak dileğiyle, hoşçakalın.

19
İlk haftam olabildiğince dolu geçti. Haftanın yarısına kadar arkadaşımın evinde kaldım. Diğer yarısında ise arkadaşım bizim evde kaldı. Ben onların evine gittiğimde pek bir utangançlık ve çekingençlik duymadım. Korku gibi negatif duygular da yoktu. Tamamen eğlenerek mutlu bir şekilde günlerimi geçirdim. Beni kendi şehrinde gezdirdi. Babası, arkadaşları filan beni çok sevdi. Normalde yabancı olduğum ortamlardan hoşlanmazdım ama onun arkadaşlarının yanında baya eğlenceli vakit geçirdim. Hatta birisi seninle sanki yeni değil de yıllarca arkadaşmışız gibi hissettim dedi.
Ben bütün gün evde kalmayı, kendi başıma vakit geçirip odamdan çıkmamayı özgürlük zannediyordum. Çünkü her istediğimi yapıyordum evde. Ama aslında bu özgürlük değil esaretmiş. Bütün gün bağımlı bir şekilde insta youtube gibi uygulamalarda vakit harcıyordum. Bilgisayarda arkadaşımla online oyun oynar, sonra da arkadaşlarımla vakit geçirdiğimi düşünürdüm. Aslında her gün aynı şeyleri yapmaktan bir bıkkınlık hissediyormuşum. Aslında özgür değilmişim. Ve gene aslında, arkadaşlarla vakit geçirmek whatsapptan mesajlaşıp bilgisayarda birlikle online oyun oynamak değilmiş. Evet arkadaşlarla online oyun oynamayı hala eğlenceli buluyorum ama tek aktivitemizin bu olması sıkıntı. Birlikte dışarlarda gezmek, yüz yüze sohbet etmek... Bunların keyfini almaya başlayınca online oyun o kadar cazip gelmemeye başlıyor. Başta anlattığım, arkadaşımın arkadaşlarıyla eğlenebilmem ve onların bana sanki seni yıllarca tanımışız gibi demeleri o kadar iyi hissettirdiki beni, anlatamam. Her neyse sonra arkadaşım bizde kalmaya geldi ve ben ona kendi şehrimi gezdirdim. Aslında evden çıkmayan birisi olarak ben de onla beraber kendi şehrimi gezdim. Ben de onla beraber şehrimin güzelliklerini ilk kez gördüm. Gece 12.30 da hala şehir merkezinde gezerken o kadar garip bir mutluluk hissettimki. Gece dışarısı bir başka oluyormuş. Ve ben dışarının bu halini şimdi keşfedebilmiştim. Anlatacağım ilk haftam kaba bir şekilde böyle geçti. Genel olarak gayet pozitif duygularla yoğun bir hafta geçirdim.
İkinci haftamda ise artık universite başlamıştı ve ben yurduma arkadaşımla geri döndüm. Tatilin ve gezmelerin bitmesinin hafif bir burukluğu vardı. Pazartesi günü nedense üstümde karamsar bir hava vardı. Bu karamsarlık eskiden daha sık olurdu ve bir gün etkisini gösterirdi. Bu sefer de etkisini bir gün gösterdi ama salı günü tamamen zıttım. Yurttaki arkadaş grubumla, gene aynı gruptaki arkadaşımın evini ziyaret ettik. Arkadaş gruplarıyla bir yerlere gitmekten aşırı zevk alıyorum. Bunu kız arkadaşlarımla asla yapamazdım ve bu pozitif, yoğun duyguları asla hissedemezdim. Artık erkek arkadaşların çok daha iyi olduğunu kesin bir şekilde anladım. Bir de universite başladığından beri bir erkekten iyi bir enerji alıyordum. Terapilere başlamadan önce acaba bu duygu aşk mı diye düşünürken artık bu duygunun onla alakası olmadığını tamamen arkadaşlık adına bir enerji uyuşması olduğunu anladım. Onun da bu aura uyumumuzu fark ettiğini keşfetmiştim ama bir türlü konuşma fırsatımız olmamıştı. Ve ben acaba en mükemmel arkadaşım olacak potansiyele sahip bu kişiyi kaçırmaktan korkuyordum. Bu hafta ilk kez iletişime geçtik ve ben sonunda iletişime geçtiğimiz için gayet mutluydum. Umarım iletişimimiz artar ve sonunda arkadaş olabiliriz. Bu arada anatomi pratik derslerinde bir kız dikkatimi çekiyordu. O kızla normal kızlarla konuştuğum gibi konuşamıyordum. Ve diğer kızlara olan arkadaşlık duygumu onda hissetmiyordum. Bu hafta benim bulunduğum masaya gelip bize bir iki soru sordu ve ben biraz şok geçirdim ne yapacağımı bilemedim. Ama dışarıya bir şey yansıtmadım. Ama şuan sevgili yapmak için erken buluyorum. Şuan sevgili yapmanın bu eşcinsellik durumumdan erkek kurtulmamı sağlayacak olsa da uzun vadede beni yıpratıcağını düşünüyorum. En erken universite 4. Sınıf veya 5. Sınıfta bir kız aramanin sağlıklı olduğunu düşündüğüm için şuanlık bu kızla olan iletişimimi dondurdum. Bu arada resim kursuna tekrar başladım biraz körelmişim ama çabuk toparlayacağım inşallah. Bir de eşcinsellik durumumdan bahsedeyim. Bu durumun git gide azaldığını fark ediyorum. Geçmişten gelen bu alışkanlığımın bir kaç kırıntısı kaldi bence. Çünkü her hafta 2 kere banyoya giriyorum ve artık erotik videolardaki adamlar zevk aldığı için değil ben zevk aldığım için başarabiliyorum. Ve yurtta bir iki yarı çıplak erkek görünce cinsellik namına bir şey hissetmiyorum hatta iğrenç geliyor. Kendi kendime erkeklerın vucudunun sanatsal olmadığı, kütük gibi olduğunu söyleye söyleye sonunda işe yaradı. Tabi tek etken bu değil ama bunun da işlevi var. İşte geriye instagramda yarı çıplak bir kadın gördüğümde direkt bir cinsel dürtü uyandırmaması kalıyor. Eşcinselliğin ise hormonlarla, genetikle bir ilgisi olmadığını gayet net bir şekilde anladım. Hormonlar olamaz çünkü erkeklik hormonum vucut kıllarıyla, ses kalınlaşmasıyla felan kendini göstermişti zaten. Genetik de olamaz çünkü böyle bir gen, insan genom projesi ( insanin butun genomunun açığa çıkarılması) bitmesine rağmen bulunamadı. Bu durum tamamen psikolojik ve alışkanlıklardan ibaret. Psikolojimizde yaşadığımız sorunlar bizi başta eşcinselliğe yöneltiyor ve bunu alışkanlık hale getirince kendimizi tamamen eşcinsel olarak görüyoruz. Benim psikolojik bozukluklarım ( kendi başarılarını küçük görme, toplum ortasına çıkmaktansa full evde vakit geçirmem, aşırı utangançlık, çekingençlik, kaygı duyguları, özgüvensizlik....) düzelmeye başlayınca bu durumumda alttan alttan düzelmeye başladı. Çünkü eşcinselliğin ana kaynağı olan bu bozuklukları düzeltince eşcinsellik artık beslenemiyor. Ve geriye şimdiye kadar biriken o göl, yani geçmişten süregelen alışkanlıklarımız kalıyor. Alışkanlıkları da bu durumdan acilen kurtulmak istediğim için bir kere bile tekrar etmedim. Ve yavaş yavaş o göl kurudu.
Yani genel olarak bu durumumdan kurtulduğumu düşünüyorum ama sizin hızlı ilerleme gösterenler kendini iyileşmiş sanabilir lafınızdan dolayı ipin ucunu hala bırakmadım. Bu durumumdan tamamen kurtulmak için elimden geleni yapacağım!

22
Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

İki binli yılların başlarında Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Gülay Göktürk “Çocuk Pornosu” ve “Bir Deli Bir Örtüyü Kaldırınca” başlıklı yazılarında, Türk toplumunu bu konuda aydınlatmış oldu. Merak edenler internetten bu yazıları okuyabilirler.

Ziya Selçuk ve Zehra Zümrüt Selçuk bir haftalarını, anlatmaya çalışırken zorlandığımız bu konuya ayırsalar. Sabah akşam eşcinsel sitelerinde reşit olmamış çocuklarla, torun torba sahibi olmuş kişilerin nasıl ilişkiler kurduklarını gözleriyle görecekler ve gördüklerine inanamayacaklar. Kadına şiddet, kız çocuklarının eğitilmesi çok önemli bir sorundur; fakat erkek çocuklarının reşit olmadan eşcinsel sitelerinde seks yada tecavüz mağduru olmalarından yetkililerin haberi var mıdır?

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

The Dr. Oz Show adına açıklama yapan bir sözcü programda amaçlarının “düzeltici terapinin tıbbi açılarını ve bu uygulama çevresindeki tartışmaları” değerlendirmek olduğunu belirterek, “Bunun zor bir konu olduğunu biliyoruz. Ancak aynı zamanda bunun, karanlık köşeler yerine The Dr. Oz Show gibi bir platformun süzgecinden geçirilerek yapılmasından memnunuz” dedi.
https://www.youtube.com/watch?v=uwVTDn9gi_A&index=2&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw&fbclid=IwAR0zbKGkQyfz9EwSSJWqK0wNrlt3jgUs8FaATCbrQBuG8E16OTU-1fz01sM

Hüseyin Kaçın: “Din adamlarının eşcinsellik konusundaki
yaklaşımları eksik ve yetersiz”
Hemen her gün eşcinsellik üzerine bir tartışma programının ya da dosyasının yer aldığı Türk
medyasında, son dönemin en dikkati çekici isimlerinden birisi de kuşkusuz Psikolog Hüseyin Kaçın oldu. “Eşcinselleri tedavi eden terapist” olarak tanınan Kaçın,
bu kavramı daha çok tedavi edilmesi şart olan bir rahatsızlık olarak tanımlarken, dindar kesimin konuyu dini referanslarla ele almaya çalışmasına karşı da sert bir çıkışta bulundu. Ka-
çın, “Eşcinsel bireylerin iyileşme sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmaları istenmez. Çünkü
eşcinsel eğilimleri olan kişiler bu olaya Lut kavmi, haram, cehennemde yanmak düşünceleri
ile yaklaşırlarsa, bu düşünceler sadece eşcinselleşme sürecini hızlandırır ve kalıcı hale getirir” diyerek, muhafazakar kesime bir anlamda “Burası sizin alanınız değil, uzak durun” mesajı
verdi.
Türk medyasındaki eşcinsellik tartışmalarında öne çıkan bu isimlerden Ali Rıza Demircan,
Hilal Kaplan ve Hüseyin Kaçın, İstanbul’da Hakan Kuyucu’nun sorularını yanıtladı.
https://www.youtube.com/user/escinselterapi izlemek için linki tıklayınız

www.huseyinkacin.com

www.lezbiyenlik.com

www.escinselterapi.net

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından, biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. İlahiyatadamlarının bugünlerin sorunu olarak eşcinsellik konusunda sağlıklı bir çözüm üretmemelerinin nedeni de budur. Eşcinsel evliliklerin yaygınlaşmasını ve eşcinsellerin evlat edinmelerini Lut kavmi kapsamında değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinselliğin Fetvası ve Çözüm Yolları: Nurettin Yıldız

Selamün aleyküm hocam.
Ben soru sormak için değil, bir konuda (haddim
olmayarak belki) tecrübemi paylaşmak için yazıyorum. Eşcinsellik ile ilgili
geçmişte sorulan sorulara verdiğiniz cevaplara baktım da, yetersiz buldum
açıkçası. Nasıl kurtulacağını soran bir eşcinsele vaktini boş geçirmemesi
gerektiğini, evli değilse hemen evlenmesini ve bolca dua etmesini
söylemişsiniz.
Bunların incelemesine geçmeden önce kendimi tanıtayım: Ben 21 yaşında bir
erkeğim. İçinde bulunduğum duygu yükünün eşcinsellik olduğunun 14 yaşımda
farkına vardım. O zamandan beri bunu kendime konduramadım ve araştırmalara
başladım. Eşcinsellik bir hastalıktı ve Allah tedavisi olmayan hiçbir
hastalığı yaratmamıştı. Psikoloğa gitmek istedim ama onlar malum
zihniyetteydi ve “böyle yaşamayı öğren” kestiriyorlardı.

https://www.habervakti.com/escinselligin-fetvasi-ve-cozum-yollari-nurettin-yildiz-makale,1483.html

“Taciz ve tecavüz mağduru erkek çocuklarının büyük bir kısmı, kaçınılmaz olarak ergenlik döneminde pasif eşcinsel olarak kimlik edinirler. Diğer bir kısmı da, seks düşkünü erkek olarak hayatlarına devam ederler. Kız arkadaşları ile büyüleyici aşk serüvenleri diye, duygusal başladıkları ilişkilerini seksle sonlandırırlar. İlişkileri kısa sürer ve konuştukça, kız arkadaşlarının da çocukken taciz ya da tecavüz mağduru olduklarını öğrenebilirler. Çok ileri derecede olmayan taciz mağduru erkek çocukları ise ergenlik sonrası yetişkinlik dönemlerinde, genelde travestilere gitme alışkanlığı edinirler. Travestilere gitme alışkanlığı olan erkekler, çocukluklarında kendilerinden büyük erkekler tarafından dokunma ya da temas olmadan istismar edilmişlerdir. Bu istismar, tecavüz boyutunda değildir. Hatta bilinç düzeyinde unutulmuş bir boyuttadır.”

https://www.habervakti.com/marko-pasa-taciz-ve-tecavuz-magdurlarinin-dertlerini-dinler-ama-derde-deva-olmaz-mi-makale,1384.html

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

www.huseyinkacin.com

14 Nisan 1974 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü 1995 yılı mezunuyum. Hayatınızın kurtarıcısı değil hayallerinizin kurucusu olacak profesyonel dostluk iletişimi.. O kadar!.. www.huseyinkacin.com GSM: 0 555 326 22 91

https://www.habervakti.com/profil/28/psikolog-huseyin-kacin

Tanrı'yı Affeden Erkekler: Eşcinsellikten Kurtulmak Mümkün Müdür?

“Devlet, her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamakla yükümlüdür...”

https://www.habervakti.com/tanri-yi-affeden-erkekler-escinsellikten-kurtulmak-mumkun-mudur-makale,1374.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Eşcinsellik Hastalık Mıdır Yoksa Cinsel Tercih Mi?

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

23
Selam, ben Büşra Şubat’ta 16 yaşındayım. ......  Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 11. Sınıf öğrencisiyim. 1 ablam var, 28 yaşında. Babam şu an yoğun bakımda. 2 ay önce geçirdiği kalp krizi yüzünden. Annem öğretmen.
Hobilerim: Dışarı çıkmak, eğlenmek, uyumak.

Fobilerim: Doğal afetler, sevdiğim birine bir şey olması, kazalar.

Çocukluğumda bile kendimi erkek çocuğu olarak görüyordum, büyüyünce de böyle devam etti. Yaklaşık 3 senedir bunu sorguluyorum. Bu üç seneden önce de bir kız arkadaşıma 2 sene boyunca yoğun ilgim vardı. Hayatım boyunca kadınlardan hoşlandım. Erkeklerden hoşlanmayı denedim ama içimde %1 bile his yoktu. Hala da yok. Eşcinsel olduğumu düşünmüyorum. Ben heteroseksüel bir trans erkeğim. Kendi bedenimden memnun değilim. Ve hayatımda olacak profil her zaman için bir kadındı. Büyüyünce bir kadınla evlenip onunla yuva kurmak istiyorum. Bu özentilik değil. Kimse Türkiye gibi bir ülkede trans olmaya özenmez. O kadar hakaret, kötü bakış, yargılama. Kimse sırf özendiği için ömür boyu hormon kullanmayı, o kadar ameliyat olmayı istemez. Ama ben kendim için o fedakarlığı yapmaya hazırım. Kendimi hep annemle babamın erkek çocuğu olarak gördüm. Ablamın abisi olarak gördüm. Normalde bir kız çocuğuna birileri devamlı olarak “erkek çocuğu gibi, erkek gibi, erkek mi?” dediğinde üzülür ama bu hep beni tatmin etti. Çünkü ben zaten oyum. Her zaman saçım kısa olsun, gömlek giyeyim derdim, dar giymezdim, pembenin yanından bile geçmezdim. Cici bizi etekler falan, hiç alakam olmaz. Annem benim bu halimi kendince protesto ediyor, gömleklerimi alıp saklıyor veya atıyor. Saçımı kestirmeme izin vermiyor. Ama ne olursa olsun o gömlekleri atınca eline bir şey geçmeyecek, tekrar gidip alırım. Saçımı kestirince bana küsecek, istediğim şeyleri yapmayacak ama ben yine de tıraş olacağım.

Zaten normal hayatımda zorunlu olarak kapalıyım. Bu benim için bir işkence, en azından dışarıdayken olmak istediğim dış görünüşte olacağım. Babam şu an komada. Ailenin başında erkek olmadığını düşünüyorlar ama onların haberi olmasa da sırf ev sahibi anneme kötü davrandı diye getirdikleri kiracının önünde hepsini rezil ettim. Bununla da kalmayacak benim anneme kimse hakaret edemez. Biz aile içi kavga edebiliriz ama ben dışında kimse ona hiçbir şey diyemez. Babamı bile annem ve ablam için karşıma alırdım.

Bunun dışında, bu aralar o kadar çok sinirliyim ki boşluğuma gelse bir insanı öldürebilirim. Sınıf öğretmenim hemen öfke kontrolü terapisi almamı söyledi. Okul içindeki herhangi bir bakış yüzünden bile birini dövebilirim. Zaten trans olduğumu birileri bir şekilde öğrenmiş olabilir. Kendi okulumda bile bana yürüyenler var (kapalı halimde). Kendimi riske atmamak için hiçbiriyle konuşmuyorum, görüşmüyorum. Şimdi Allah var yakışıklıyım. Bunu ben demiyorum ama gören herkes öyle diyor. Egolu olduğumu sanmayın. Karakter olarak genelde söylenen benim hakkımda şunlardır: Kırıcı, sert, güvenilir, cesaretli, kavgacı (hayatımda hiç kavga etmedim ama her an edebilirim).

Karakter olarak nadiren söylenen benim hakkımda şunlardır: Pamuk kalpli, iyi niyetli, hassas, masum. Benim kendim hakkında söyleyeceğim şeyler bu kadar. Bu arada bu aralar spora başlayacağım. Anneme söyleyin kıyafetlerimi saklamasın, saç kesimime karşımasın. Doğum günüm için perma yaptıracağım.

Sevgiler…

24
Hüseyin KAÇIN / KARINCA
« : 03 Şubat 2020, 08:14:22 »
KARINCA

Bir karınca gibi yaşamalıdır insan
yüreğinin derin yerlerinde sırlar taşımalıdır
alın teriyle işlemelidir hayatını
kendi yükünü kendisi taşımalıdır...

03 Şubat 2016
08:45
Edirne

25
 --Değişimi önce kendinizden başlatın;
Kendi benliğimi, kişiliğimi yükseltmeye karar verdim bunun annem beni kendinden üstün tutardı babamsa kendini benden üstün tutardı 3 kişilik bir masada 2 dilim pasta varsa pasta sevmeyen annem olurdu. Bu yüzden babanla hep yarış içinde oldum kendimi ona ispatlama çabası içine girdim hep. Kendimi ona ispatlayıp saygı görmeyi kabullendirmeyi planlanıyordum ama sürekli bunu yaparak onun egosunu dahada yüselttiğimi farkettim "tabiki bana karsı kendini ispatlicak ustun olan benim yarismak zorunda" diye düşünüyor ve onu üstün kılıyor bu durum. bende bi babamı birde kendimi karsilastirdim baktım ki ortada ispatlanması ve yarışılacak bi durum bile yok ben zaten ondan her konuda üstünüm sorunda bende ben kendimi buna kabullendirememisim kendimi daha inandiramamışım babam nasıl idrak etsin artık ispatı da yarışıda bıraktım. Onun sahip oldugu hicbirsey ona ait değil miras yoluyla bense kendi cabalarimla her seyimi kazandim. İspat ve yarışı bırakınca babamda bu durum benim acımdamdan  olumlu etki yarttı babam degisimin farkina vardı oğlum artık benimle yarismıyo ilgilenmiyo demeye basladı bu sefer kendi bana karsı kavullendimeye basladı oda benle yarışmayı biraktı ve beni kendine sevdirmek icin cocuklugumda gostermedigi ilgiyi gosyermeye çalışıyo sirinlikler yapmaya calisiyo

-- 10. Terapi
 sonuclar benim acımdan harika.
 Terapide Adım adım ilerledik sonuç üzerinden değilde hep nedenleri konuştuk teker teker sorunlarla mücadele etmeye çalıştım örnegin babama karsı kendimi ifade etmek yerine ona yaptığım icraatlarla çevap verdim ve oda durumun farkına vardı

-----Diğer bir örnek
 -Hayatta hicbir sorun istemiyordum biriktirdigim parayı bile evde saklamaları için aileme veriyordum artık kendimi nasıl bi yetersiik içinde hissediyorsam.
Bundan vazgectim herseyi kendi kontrolume aldım paramı kendim tasarruf etme özgurlüğune sahibim parada biriktirmiyorum artık kendime daha fazla özen gösteriyorum çünki en değerli varlığım yine kendi şahsım' bu hayatta kendimi değersiz hissettiğim için giyinimime değer vermezdim bunuda değiştirdim. O hep özendiğim tipler gibi oldum
Ve böylelikle başkalarına özenme durumunuda bitirdim neden olansa kendini degersiz hissetme.

--Özgüven hersey özgüven de bitiyor.
Özgüvenimi yükseltmeye çalıştık. Özgüven manevi olarakta insanı güclendiriyor, kimseye ihtiyacın kalmıyor eşcinsel arayışlarında bitiyor başkalarında ne ilgi nede sevilme ihtiyaci kendine yetiyosun artık
 Terapiler ilerledikce bende artık erkeklerle olan cinsellikten iğrenme derecesine geldim benim için artık bişey ifade  etmiyorlar sadece bakışlarımı bitiremedim yine içten içe gözüm kaçıyordu ama bu cinsel fanteziyle alakalı bi durum değildi. Bunu çözmek için çok uğraştık en sonunda ipin ucunu biyerden yakaladik.
HK. Bana en büyük hayalin ne diye sordu bende bi erkek kardesimin olmasını istedim dedim HK da bana neden erkek kardeş diye sordu soyle anlattım özguvensiz bi çocuk olarak kendime bi arkadaş beni anlayacak bena saygı gösyetecek yani ihtiyac duyduğum kişi  aslında bakışlarımdada o varmış hep aradığım sey oymuş bi kardeş. Size şöyle bi örnek vereyim almak istediğiniz hayalini kurduğunuz araç diyelim, ve siz o araçı nerde görseniz gözünüze takılır bakarsınız istemsiz olarak durumda bunun gibi aslında ve bundadan kurtulmak gerekiyor söyle bi tavsiyede bulundu HK her baktığın erkekte aslında aradığın kardeşini düşün onu böyle kabullen bende öyle yaptım kardeş, kardeşim, kardeşler ve bunu beynime öyle bi kazıdım ki artık görüyorum ama bakmıyorum bilinaltıma bu durumu kazıdım artık onuda böyle yendim
 Ama sundan emin olun siz bunun farkına varamıyorsunuz neye eksiklik duyuyorsunuz neye ihtiyacınız var farkına varamıyorsunuz profesyonel bi yardım burda şart Özgüveni yüksektmek bana işimdede başarı getirdi. önceleri sorun istemediğim için sorumluluk almaktan kaçınırdım, sıradan basit bi çalışandim kendimi yetersiz özgüvensiz gördüğüm için sorunlarla başetmekten kaçardım. Şimdi ise o korktuğum sorumluluklarımı ve potansyelimi tam anlamıyla kullanıyorum ve terfi aldım aldığım terfi üçretlerimede yansıdı ve ekonomik olarak da dahada güclendim egom yükseldi hayır demeyide öğrendim toplumda daha fazla saygı görmeye başladım.
 -Gercekten sevebildiğim bi kız arkadaşım var.
Önceleride kız arkadaslarim oldu ama hicbirinde o sevgiyi aşkı bulamadim. Öyle olmasına inadığım için  birlikte oldum kızlar oldu dediğim gibi hicbiriyle sağlıklı ilişkim olmadı sevemedim yapamadim.
Sevginin aşkın ne demek oldunu şimdi anlıyorum adı aklıma geldiğinde bile yüz ifadem değişiyor sebepsiz bi mutuluk geliyor. Böyle duyguları yaşıyacağımı tahmin bile etmiyordum
Artık yavaş yavaş karşı cinse dahada ilgim arttı erkekler hiç kalmayınca kadınlarin yeri dahada sağlamlaştı.

Yaşadığım hayatı görüyorum
Geriye dönüp bakıyorum da ne acınası bi halim varmış. Eşcinselliğinde duyduğu pişmanlık utanç ve suçluluk hissi kemiklerine kadar işlemiş insanlarla iletişim kurmayan dost arkadaş edinmeyen kendini yanlizliga terketmiş kız arkadaşı olmayan ailesinin sözünden çıkmayan kendi parasını bile kullanmak istemeyen hicbir sosyal aktivitesi olmayan ve bu içinde olduğun durumun bile farkında olmayan biriydim

Şimdi ise
Hayatım okadar renklendiki tarif edemem şimdi yaşadığımı anlıyorum.
Toplum içine karıştım sosyal aktivitelerim oluyo keman çalmaya basladim mesela spora gidiyorum yüksek lisans'a başlıcam .
Mali müşavirlik meslek sınavlarına başlıcam hayatım her yönden değisti.

26
Eşcinsellik konusunda araştırmalarım oldu ama sizinki kadar değil. Çıkarımlarım sadece kendim ve tanıdığım diğer eşcinseller üzerine.
Bana göre küçümsenemeyecek bi azınlık küçük yaşlardan itibaren ebeveyleri tarafından ihtiyac duyduğu sevgiyi ilgiyi ve güveni alamayan çocuklarda görüldüğünü keşfettim, bu hepsinin ortak özelliği. Kendini önemsiz ve küçük görme bağlı olarak özgüven eksikliği bununla birlikte eksikliğini hissettiği sevgiyi ve ilgiyi görme istemi ile oluşuyor kiminin aradiği cinsellik bile değil sadece ilgi ve sevgi görme ama sürec cinselliğe işliyor çünkü her sevginin ve aşkın sonu cinselliktir. bağzıları sahip olmak bağzıları elde etmek hissiyle ortaya çıkar.
Tabi bunlar benim düşüncelerim.

27
Nerden baslıcagımı ne yazacagımı bilmiyorum başlangıc olsun diye yazıyorum hacam erkekleri fantezi olarak hayal etmiyorum artık orda kadınlar var eskiden kadınları hic hayal edemezdim şimdi sadece kadınlara yönelmeyi başardım. Fantezi olarak erkekler yok artık Ama fantezi olmasada duysal olarak etkileniyorum.

28
sade düzenli bi hayatı olan bekar lisans mezunu biriyim.
Öncelikle size aile ve yaşantımdan bahsedeyim
İki çocuklu bi ailenin 2. Çocuğuyum evli bir ablam var anne baba ile 3 kişilik çekirdek aile yaşıyoruz
  Çok geleneksel muhafazakar bi aile yapımız var. Durumumla ilgili paylaşabileceğim kimse yok anlayışla karşılamazlar zaten.
Babam çok gamsız biri biz yokmuşuz gibi yaşıyor 20 yıl önce sanayide dükkanı vardı çalışmak istemedi kapattı dükkanını köyde dededen kalma yerlerde çiftçilik yapmak istedi ama olan yer bizi geçindirmeye yetmeyecek kadar. (şuan ki durumumuz çok iyi hatrı sayılır bir miras aldık) Sürekli ekonomik sıkıntılar çektik. Okulumu anca yazın çalışarak okuyabiliyordum annemde gündelik işlerde çalışırdı üstelik arada babamın SGK ödemelerini bile ödüyorduk ablam bile kendi düğünü için çalışırken bana okul için harçlık veriyordu bazen de amcamdan istemek zorunda kalıyordum istemeye istemeye amcamın babamdan fazla emeği var desek yeridir lise okuluna bile kaydettirmeye babam gelmedi amcam götürmek zorunda kaldı 2005 mezunuyum 4 yıllık lise hayatımda babam hiç okula gelmedi ilgilenmezdi tek ilgilendiği karne notlarım hep başarılı olmamı isterdi aksi olursa kızan azarlayan biri vardı hep babamın aklımda kalan en meşhur lafı canımı sıkma hep onun istediği hayatı yaşadım. Annemse babamın isteklerinden yılmış itaatkar biri bizide öyle yetiştirdi babam dışarı çıkmamamızı istemezdi fazla sürekli evde olmamızı isterdi yolamazdı bizi bi yere
Babamın bizi öpüp sevdiği bir anı hiç olamadı hiçbir övgü veya sevgi cümlesi duymadık arkadaşlarımın babalarına özenirdim hep babalarıyla olan ilişkilerine imrenirdim bir an bile arkamda bir güven hissedemedim babamdan özgüvensiz yaşadım daha doğrusu bizi öyle yetiştirdiler aman yapma  aman etme cesaret edip kendi başımıza birşey yapamadık.
gecen gün sabah kahvaltısındayız annem babam sevdiği için haftada 3 kere patates kızartır babam benim kızarma sevmediğimi bilmiyor   beraber yaşıyoruz bana dair hiçbir şeyi bilmiyor. İnsan besleği evcil hayvanların bile alışkanlıklarını bilir.
Okul yıllarım zorda olsa bitti askerlik görevini asteğmen alarak yaptım iyide para biriktirdim askerden sonra iş bul baskıları arttı bu askerlik için 3 aylık eğitimini tuzla piyade okulunda yaptım bir sefer ziyaretime gelmedi biliyordum gelmeyeceğini ama yinede kulağım ziyaretçi anonslarındaydı
İş bulup çalışmaya başladım yeterli param oldu bi araç almak istedim yolovaya gittik eniştem babam  amcamla birlikte noter de satış sırasına geldi babam satışın kendi üzerine olacağını söyledi o an buz kesildim bütün hevesimi bi anda yitirdim.
Biraz düşündükten sonra babamın bana güvenininde olmadığını gördüm. 17 yaşında kuzenimle birlikte metro marketlere ürün götürüyorduk o zamanda bana giderken sakın birşey alma her yerde kameralar var dedi o anları unutamıyorum hayatımda onu utandıracak hiç bir şey yapmadım aksine çevrem beni örnek olarak gösterilerdi hep neden böyle davrandığını da anlamış değilim bu arada hayatımda beş kuruşuda nasip olamamıştır.”biriktirdiğin paraları kızlarla mı yiyorsun!!!” harcama paranı deyip durur her ay sorar ne kadar paran oldu diye bende kızdım bi gün ne varsa çektim bankadan savurdum önüne karışmıyorum artık hiç değilse kafam rahat, her ay maaşımın yarısını veriyorum.




Kendimi hiçbir zaman --------- olarak görmedim
Hayal meyal hatırlıyorum 5 veya altı yaşında ama okula başlamamıştım henüz bi komşumla cinsel bi münasebet oldu ama ben cinselliği bile bilmiyorum oda benden bir veya iki yaş büyük, sonrasında ergenliğe kadar cinsel bi müsabet olmadı.
Lisede yıllarımdı ilk defa pornografik içerik izlemiştim erkekleri görmeye bile tahammül edemiyordum
İzlerken kendimi alışmış buldum normal di artık bu durum benim için sonrasında ada izlediğimiz filmlerde gay pornoları çıkıyordu, görmemek için hemen sekmeyi kapatıyordum tiksinme derecesindeydi.
Nasıl olduysa bi merak uyandı ufaktan ufaktan göz atmaya başladım sonrasında artık cinsel hayallerimizde de böyle şekillendi kuzenlerimizle aramız çok iyi beraber çalışırdık küçük yaşlardan itibaren tarlalarda akşam beraber duş alırdık. “erkeksiniz hepiniz çabuk girin çıkın hemen” derlerdi yıkanır çıkardık 3 veya 4 kuzen.                                        dört yaş küçük bi kuzenim var beraber yatarken birbirimizi uyarılmış fark ettik ufak bi sevişme oldu aramızda sonra takip eden birkaç defa daha ama bunlar ciddi sevişmeler değildi ama yinede olmaması gereken yakınlaşmalar oldu. bi yazıda okumuştum bu günahının affedilmeyeceğini en büyük günahlardan olduğunu söylüyordu, sonsuz cehennem korkusu hayatımdaki en büyük travmam olmuştu. Tövbe ettim bir daha yapmamaya, yapmadım da ama gözlerimi ve cinsel fantezilerimi hiç değiştiremedim. On yıl oldu kendimi sakındım liseden bu yana sürekli tövbeler ettim ama kafamdan atamadım. Niye böyle olduğum konusunda kendimi hep suçladım kimseye bisey diyemezsin de kendimi günahkâr suçlu gibi hissediyordum hicbirseyi hak etmediğimi düşünüyordum, süt dökmüş kedi tabiri varya öyle bir gençlik yaşadım özgüvensiz kendine biçilen rolü oynayan iyi aile çocuğu oldum.
 Lgbt filmleri falan izledim daha da kötü oldum filmlerde “tedavisi yok” hep nasıl kabullendirme algısı içindeler. bende onları düşündüm ailem böyle bişeyi asla kabul etmez sade ailem değil köy toplumu nasıl az  çok bilirsiniz. Daha sonrası kendim gibi duydular yaşayan biri olup olmadığını merak ettim hiç değilse birine anlatmam gerektiğini düşünüyordum ( 6 ay öncesi) sosyal medya bu konurlar kaynıyor sayfalara girmeye başladım herkes bi arayış içinde kimse doğru düzgün konuşmak istemiyor en sonunda konuşacak birini buldum buluştuk bi yerde durumumu anlattım üstümden büyük bir yük kalkmıştı anlattıkça rahatlıyordu insan sayfalarda arayış içinde olanlar dikkatimi çekti nasıl olduysa bende birilerini aramaya başladım yüzlerce insanla konuştum 6 defa buluşma ya gittim 6 sında da hiçbirsey olmadı çoğu akıl sağlığı yerinde olmayanlar bi tanesinin evinden kaçtım henüz birşey olmamışken yanlış gelmişti son anda. Sadece bir kişiyle öpüşmem oldu o kadar
Ama kendimde bişey fark ettim erkekler bende sadece hayranlık hissi uyandırıyor sadece yakışıklı olanlar, cinsellik değil hep arkadaş dost olmak kankası olmak benimle vakit geçirmesini istiyorum iş cinselliğe gelince doğru olmadığı düşüyor aklıma. Yine sahte hesabımdan sürekli öneriler geliyor hepside benim gibi arayışta olanlar sanki facebook bizi buluşturmaya çalışıyor o zaman anladım ne kadar tehlikeli bi uygulama olduğunu hesabım var ama bisey paylaşmıyorum artık oradan en son birine arkadaşlık isteği atmışım oda sizin sayenizde tedavi olduğunu söyledi ismini versem tanırsınız yinede kendi bilgisi olmadığı için paylaşmayım o tedavisinin olduğunu söyledi çok şaşırdım tedaviye gelmeyi düşünmüyordum öyle bişey dedi ki üstüne bişey diyemedim “berber kendini traş edememesi gibi bisey” o gece sabaha kadar düşündüm madem hastayım tedavisi var neden tedavi aramıyorum. Biz daha sorunun ne olduğunun bile farkında değilken yakınıp duruyoruz.  Sonra buluştuk tedavi gören arkadaşla, kısaca hikâyesini anlattı anlatırken gözleri doluyor çok etkilendim halinden numaranızı da o verdi.  Tedavi olanların yazılarını linkleri anlattı o gece onunla konuşamamış olsam halende saçma arayışlara devam edecektim sonum nerde biterdi tahmin edemiyorum. Sayesinde yol aldım artık vazgeçtim arayışlardan yine tövbemi ettim namazımı kılıyorum tekrardan hesaplarımı kapattım o tür arkadaşları reddediyorum artık ama yineden kafamın içindeler.


29
Son terapiden sonra içimde nasıl gittiğimize ve hangi yollarla gittiğimize dair bazı varsayımlar oluştu.Son terapiye çok kapalı geldim, yani size artık tüm kontrolü kendi elime alıyorumu anlatma amacıyla gelmiş gibiydim.Düşünce her anlamda düşünce ve yapmaya çalıştığımız şey olaylarla alakalı düşüncelerimi değiştirmek.Yüzeysel oluyor ancak derinini siz biliyorsunuz.Geçen terapide yaptığımı bir daha hiçbir terapide yapmayacağım.Çünkü bu aslında benim artık iyileşşmeye inancım ve sonuna gelme çabamdan başka bir şey değil.İyileşiyormuyum tabi ki evet.Değişiyormuyum tabi ki evet.Düşünce gücü varmı tabi ki evet.Doğru yoldamıyız tabi ki evet.Ama yirmibeş yıl hocam yirmibeş yıl insan ruhunun bir hapishanede olduğunu farkedince artık çıkmış olayım ya da çıkayım diye direnç  geliştiriyor.Ancak realite şu ki henüz hiçbirşey bitmedi.Sigarayı bırakacağımı ve mastürbasyon yapmamayı deneyeceğimi söylemiştim size.Ancak öyle olmadı.Sigarayı bu hafta içeirsinde defalarca bırakmayı denedim fakat başaramadım.Başarmaya karşı hevesim ve inancım kırıldımı diye soracak olursanız hayır kırılmadı.Eşcinsel içerikler izlemedim veya mastürbasyonlar yüzde 80-90 kadın odaklı oldu.Hatta başlangıç itibarıyla kadın fantezisi gerçekleştirdim.Porno filmlerinde tamamı normal porno filmler oldu.Bu hafta dört kez mastürbasyon yapmış oldum sonuç itibarıyla.Psikolojik olarak bir düşüşte de değilim ve bunlar da eşcinsellik konusu için önemli gelişmeler bence.Ancak tüm geçen yazıda ve geçen terapide bahsettiklerimi uygulayabilmem için beynimi ve ruhumu temizlemem gerekiyor.Arınmam gerekiyor.Tam olarak ta bunu yapıyoruz galiba.Ancak uzun zamandır konuşmadığımız borderline yapıyı da birkaç haftadır çok net gözlemleyebilme şansı yakaladım.Psikolojimde ki zaman zaman zaman zaman yaşanan değşimler.Ve bunlar benim borderline yapım ile ilgili.Düşünmek hayal kurmak düşüncenin bir gücü olması falan bunların hepsi güzel şeyler ya da şuanda hiç olmadığı kadar inanıyorum bu sorunlarımın hepsinden kurtulacağıma.Bir çok anlamda değişiyorum çünkü.Ama öncelikle bu borderline yapının eşcinsellik ve beni olmsuz yönde etkileyen kısımlarından kurtulmam arınmam gerekiyor.Evet tablo kafamda daha çok netleşiyor sanırım.Burada olmaktan bu terapilere katılıyor olmaktan dolayı çok mutluyum.Kendim duvar gibi çarpıyor suratıma çünkü.Ve yüzleşiyorum yüzleştikçe de düzeliyor.

30
İKİNCİ İNGA İNGA
Aslında her şey doğdum anda başladı. İlk ağlayışım belki de bir ayrılışın kısa bir vedanın ya da gerçek
anlamda bir bağlılığın daha başka bir algı boyutuna erişebilmek için bir algı boyutu sürecimin
başlamasının vedasına karşı ağlamaktı. Yaşam şuanda ki hislerime göre her zaman sonsuza dek
devam edecek ve şuanda yalnızca devam eden bir kısmı içerisindeyim. Ancak ne gariptir ki ilk
ağlayışımız aynı zamanda bu dünyada geçireceğim süre boyunca biyolojik beden dediğimiz bu
bedenimizin oluşumu için ne kadar önemli. Yani bir vedanın hüznü ancak o an algılayamadığım ya da
algılıyorsam o algılayışımı şuanda hatırlamadığım ve beş-altı yaşlarından sonra farkına varacağım
dünya yani yeni bir maceranın başlangıcı. Bir ağlayış bile ne çok an ne çok yaşam barındırıyor
içerinde.
İlk ağlayış dünyaya ilk merhaba deyiş ve tabi ki beni bir yönüyle kısıtlayan bir bedenin içerisine ilk
karşılayış. Her şey tıkır tıkır saat gibi işliyor. Biz hiç birşey yapmıyoruz ancak biyolojik bedenimizle
dünyaya hazılanıyoruz. Ancak birşeyler ters gidiyor. Daha doğrusu birşeyler ters gitmiş ben yine
algılayamadan. Ailemde algılayamadan bir şeyleri ters gider hale getirmiş benim için. Aynı şekilde
neredeyse tüm çevremde beni soğuk bir yalnızlığa. Ve bir şeylerin ters gittiğini farketmeye başlama
süreci. Yalnızca biz ve yaşamımız söz konusu bu evrede. Dibine kadar eziklik dibine kadar looserlık
dibine kadar içten içe arabesk bir yaşam. Ters giden şey ise eşcinsel duygular taşıyor olmam.Bunun
dışında bir çok yan etki de var tabi.Panik ataklarım , ani değişen duygu durumlarım, zaman zaman
yaşadığım boşluk hissi, genel olarak depresif ve tek başına bir kişilik. Ve tüm herşeyi bunlardan ibaret
zannediyor ve görüyorum. Kendimi eşcinsel olmakla suçluyor bu duygu ile ne yapacağımı düşünüyor
ara sıra aşık oluyor ve bu tattığım duyguların ne kadar güzel ve uğruna ölünebilecek şeyler olduğunu
düşlüyorum. Beni hassaslaştırıyor bu duygu tek başına benim diğer ögelerimden farklı ayrı bir şey
sanıyorum ama öyle değilmiş.Dünyamda dünyam sandığım şeyde herşey bu duruma göre dizayn
ediliyor bizzat ben tarafından.Her an bilincimin altında bir eşcinsel olduğumu düşünüyorum ve
bununla ne yapacağımı asla bilmiyorum.Korkuyorum daha sonra kendimi korkak olmakla
suçluyorum.Gizliyorum ama kendimi gizlemekle suçluyorum.Çünkü dünyanın büyük bir kısmı bunu
yaşamam ve herkese korkusuzca açıklamam gerektiğinden bahsediyor.Siteler, filmler, buluşma
arenaları, dernekler, sapıklar , forumlar ve içinde bu duyguyu gizli ve benim kendime itiraf ediş halimi
dahi yaşamayan bastıran ve beni her türlü istismara açık hale getiren diğer insanlar.Ancak zaman
geçiyor , geçiyor geçiyor ve bir şeyi anlıyorum.En karanlık yönüm beni karartan ruhumu karartan
yönüm bu.Eşcinsellik.Bununla yüzleşmeliyim.Bunu önce kabul etmeliyim çünkü başka bir çaresi
yok.Peki tamam kabul ettim, bununla ne yapacağım?Derhal bir film aç eşcinsel sexi araştır,
forumlarda dolaş her boş vaktinde çet sitelerine gir hornet vb den birileri ile buluşmaya gir ama şöyle
olsun böyle olsun.Herkesin penis boyutunu merak et erkekleri sadece birer cinsel obje olarak gör
akadaşlık kurabildiklerin hariç.Ve bunu yaşa dene hiçbirşey kaybetmezsin.Fakat istemiyorum
denemek istemiyorum ben seçmedim ki.Ama olsun madem buyuz ozaman kendi mutluluğumuz için
herşeyi yapmayı göze almalıyız her türlü zorluğa katlanmalı ve bunun acısını çekerkende
ağlamalıyız.Daha sonra başka türlü yansımalarla ifade ederiz ve olur biter.Peki Allah?Allah seni biliyor
o affeder.Bir şekilde bende bu günahı işledim derim?Ne yapayım derim?Ya da belki yoktur?Hem o
verdi bana bütün bunları birde hesap mı soracak?İnanmam öyleyse?Ancak bir şeyler yine ters gidiyor
herşeyi başka bir denklemde açıklıyorum ama içimden bir ses hayır sen bu değilsin diyor.Ve sanırım o
çok içten söylediğim bir iki an şu cümleleri; -eğer gerçekten elimde bir güç olsaydı ve bu hislerimi yok
edebilseydim yok ederim.Allahım ben bu duyguları istemiyorum içimden söküp atılması için yapılacak
bir şey olsa keşke ve bende yapsam.Ama yokk!!!!! Evet Allahım kusura bakma ama burayı
atlamışsın.Allah cevap vermiyor.Bilim cevap vermiyor.Psikoloji cevap vermiyor.Sosyoloji cevap
vermiyor.Allahtan bahseden hiçbir kurum ya da kuruluş cevap vermiyor.Sadece bir lanetlenme
öyküsünden bahsediyorlar.Sadece sadece bu iğrenç ilişkilerin dönüdüğü çet siteleri ve porno filmler
cevap veriyor.Birde bizi bize sormadan temsil etme ayrıcalığına sahip olan dernekler.Yani dediğiniz
gibi görünmüyoruz.Heyy ordamısınız bizi gören duyan yok mu?Neden sansürlüyorsunuz bizi?Neden
duymuyorsunuz?
 Ve o iki anda söylediğim sihirli sözler hayatımı yeniden şekillendirmeye başlıyor.Ben gerçekten ne
istiyorum?Ben eşcinsel isem bunu yaşayacağım.Ama halen şüphelerim var bisexüel de olabilirim ama
ne farkeder ki!En iyisi kendimi tanımlamamak .Ben bir kere güzel olan bana güzel gelen herşeye karşı
ilgi duyabiliyorum.Hatta aşık bile olabilirim marjinalliği?İşte böyle bir çok şeyin ardından sancı
çektiğim bir gün bir şekilde dört yıl önce panik atak geçirdiğimde karşıma çıkan ancak ozaman adı ve
numarası dışında hakkında hiçbir fikir sahibi olmadığım bir adam karşıma çıkıyor.Tabi ki ben bunu
daha sonra anımsıyorum.Tıpkı daha sonra anımsadığım ve anımsayacağım binlerce şey gibi.Arıyorum
randevu alıyorum ve terapi sürecim başlıyor.Sanırım onbirinci terapiyi geride bıraktım.Anladığım tek
bir şey varsa o da şu ki ben değişiyorum.Her anlamda değişiyorum.Bu öyle tek bir özelliğinin
değişmesi gibi bir şey değil.Artık dünyaya(dünyama) farkı bir yerden bakıyorum.Her değişim beni çok
mutlu ediyor her değişim sancılı oluyor ama olduktan sonra iyiki diyorum.Hatta şaunda daha ileri
gidiyorum ve diyorum ki iyiki yaşamışım bu eşcinsellik acısını.Çünkü bu durum benim ruhuma
beynime kendime yabancı olmam için önüme bir set çekmiş.Ve az kalsın o yabancıyı kendim sanıp bu
dünya macerasını onunla noktalama yoluna girecektim.Ancak işler öyle değilmiş ben sandığım
düşündüğüm doğru dediğim benim özelliğim dediğim kendimden bir parça olarak bana ait olarak
gördüğüm ne varsa yanılmışım.Ben geçmişin karanlık dehlizinde esir kalmış zincirlerinden
kurtulamayan bir yabancı olarak yaşamışım.Ne ben dediğim ben miş ne o zamanları elimi açıp
algılıyorum zannettiğim Allahım lütfen diye dua ettiğim aslında gerçek Tanrıymış.İyi ki diyorum çünkü
sanırım şöyle bir şansımız var ki bu gözümüzün önüne çekilen örtü diğer bütün kötü ve örtü
olabilecek tüm durumları kendisinde toplamış.Ben hep parçalarla uğraşmışım oysa kaynak yok
olmaya başlayınca parça parça olanlar kendiliğinden yok oluyor.Yani önüme sadece bir dinginlik
temizlenen bir ruh ve akıl geliyor bundan sonra gerçek yaşamına merhaba diyebilirsin diye de güzel
güzel sesleniyor bana.Yine bir veda ve bu kez doğduğum anda ki kadar sesi ve alenen olmasa da epey
bir göz yaşı ile bir veda.İşte şimdi de bu göz yaşları ruhumun gelişim kaynağı oluyor.Beynimin gelişim
kaynağı oluyor yeni bir yaşamın hazırlayıcısı oluyor.Bu dünyada ki evrimimin bir parçasını ve benim
için en önemli parçasını tamamlıyorum.Bir veda yine yeni bir başlangıç doğuruyor ve aynı zamanda
öğretiyor ki bu varoluşun sanırım hiç bitmeyecek ve bu şekilde basamak basamak devam edecek…
Güzel bir söz okudum geçenlerde eğer şuan canlı olduğunu hissediyorsan bir zamanlar bu canlılığın
yoktu.Ancak böyle farkedebilirsin.Bu süreç bittiğinde işte neyi nasıl ve ne kadar hissedeceğimi ve
farkedeceğimi şiddetli bir merak ile aynı amanda iple çekerek bekliyorum.Çünkü bir zamanlar ki bu
yirmibeş yıla takbül eder neredeyse hiç farkedememiş olduğum bir şeyi farketmeye
başlayacağım.Lütfen bunu sadece kadınlarla yatabileceğim artık olarak algılamayın.O zaten varlığa
paralel varlığın özünde olan bir şey.
Artık geçmişin karanlık dehlizlerinden çıkıyorum. Geçmişte ne yaşadığıma ne olduğuma ve nasıl
geçtiğine daha fazla odaklanmayacağım. Artık şimdi ve gelecek benim için çok daha önemli. Artık
istemeyi hatırlıyorum. İstediğimde neler olabileceğini düşünüyorum. Ve istiyorum. Ben mutlu bir ilişki
yaşamak istiyorum mesela , güzel huzur veren bir kadınla birlikte olmak hatta belki evlenmek.İçimi
ısıtan bir kadına yemek yapıp onunla romantik bir gece geçirmek istiyorum.Güzel sağlıklı çocuklarımın
olmasını ve onlara ne isim koyacağımı düşündüğüm zamanları yaşamak istiyorum.Buna
inanıyorum.Gerçekten kendimi en iyi ifade edebileceğim arenada olmak istiyorum.Ve başarmak
istiyorum.Paramı kazanmak istiyorum . Dünyada görmediğim ne kadar bana güzel ve özel
hissettirecek yer varsa görmek istiyorum.Sırtıma çantamı alıp sevdiğim bir iki kişiyle gezintiye çıkmak
istiyorum.Yaptığım işi ülkemde kusursuz bir şekilde yapmak ve bu alanda daha önce yapılmamış bir
şeyi yapmak istiyorum.Bunun için tebrik edilmek saygı görmek te istiyorum.Bunun için çok çabalamak
çok öğrenmek çok okumak çok görmek çok izlemek istiyorum.Daha sonra yaptığım iş dünyaya mal
olsun istiyorum ve gerçek bir mücadele olsun istiyorum sonunda kazanacağım bir mücadele.Birkaç
tane yabancı dil öğrenmek istiyorum.Sevmek istiyorum en çokta aslında tüm herşeyi sarmalayıp
bağrıma basmak istiyorum.Sevgi görememiş gerçek sevigiyi tadamamış ne kadar insan varsa onlara
bunun ne olduğunu idrak edip aktarmak istiyorum.Bir sevgi imparatorluğu kurmak istiyorum.Gelip
geçen ne kadar insanoğlu varsa faydalansın diye.Kendimden hiçbir şey eksiltmeden.Hatta artırarak da
bütün bunların olacağına inanıyorum.Bunların hepsinin ötesinde Tanrıdan tam olarak ne istedeğim de
sizinle benim aramda bir sır olarak kalsın.Çok mu iddalı oluyor tüm bunlar dersiniz?Umrumda bile
değil korkmuyorum artık bu saydıklarımı yaşamaktan ve daha sayamadığım yüzlerce şeyi.Aslında artık
istemekten korkmuyorum hayal ederken korkularımı uzaklaştırmaya başladım yanı başımdan.Anlayın
işte kendi içimde ki zehri ırmağı okyanusu …evreni farketmeye başladım hocam.Uyanmak istiyordum
ya sanırım Neo uyanmaya başladı. Artık arsızca istiyorum ve istediğim herşeyi başaracağıma dair
inancım yükseldikçe yükseliyor. Ve beni bana gösterip birde saçmaladığımda saçmaladığımı bana bir
şekilde açıklayan çok sevdiğim değerli bir pusulam var.Kötü günler geride kaldı artık birazda gülelim
falan gibi bir şey kastetmiyorum.İlk ağlayış ve ikinci ağlayış işte bu kez biyolojik uyanış değil ………

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 219