İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - psikolog

Sayfa: [1] 2 3 ... 223
1
Sadece içimi döktüm. Zihinsel didaktik dolu haznemden inciler.

25 yıldır güya babamla yaşıyorum ama baba kavramını bilmiyorum. Benim için baba=annemin eşi. Bu kadar. bişey anlam ifade etmemesini geçtim o boşluğun yerini leş mi leş ilişkilerle, acıyla kapattım. İşin kötüsü kardeşlerimin arasında sanırım  bi ben sevmiyorum onu. Daha doğrusu bi benim ilişkim sıfır onunla. Eskiden babama uzak olduğum ve  onu  sevmediğim için suçluluk duyardım.  Kendime kızardım. Birkaç yerde okumuştum; birine duyulan öfke kişinin kendine duyduğu öfkeden kaynaklanırmış. Genellikle içimizde öfke doğuran herhangi bir olayı veya durumu kontrol edemediğimiz için kendimize kızarmışız!... “neden böyle oldu buna ben izin verdim, benim yüzümden düzeltmedim, engel olamadım” tarzı... evet mesela ben babam beni umursamadığı için kendime kızardım, kendimde kusur arardım. ONUN BENİ SEVMEMESİNE SEBEPLER ARARDIM. HATA BENDEYDİ. BU SEVGİSİZLİĞİN Bİ NEDENİ OLMALIYDI! Böyle davranmasam beni severdi, keşke şöyle konuşmasam şöyle yapardı, ses tonum böyle olmalı o zaman beni sever takdir eder vs... diye diye kafayı yerdim. Ama şimdi son birkaç yılda anca kabullenebildim. Babam beni sevmiyor! Ben konuşuyorum ama kendi kendime! Duvara! Ben dinliyorum! Çünkü karşımda biri yok! Yüzüme bile bakmıyor! Sevmiyor işte ilgilenmiyor ben dikkatini çekmiyorum. Görmek istemiyor. İki kişilik bi ilişkiyi tek başıma yüklenirsem sonucu bu oluyor işte. Zaten çocukken taciz tecavüz yaşamışsın suçlu hissediyorsun bi de bunun için kendime yüklenemem. Sevmiyorsa bu  onun kendine olan saygısızlığıdır.  Üstelik benim sensörlerim var! Bir bakıştan bi tavırdan bile sevilip sevilmediğimi anlıyorum ki çok dikkatliyim bu konuda hissediyorum bu benim 6. Duyum gibi bişey oldu istemeden yapıyorum bunu hep de haklı çıkıyorum sevilmediğime dair... kendini gerçekleştiren GERÇEK adeta... bu da beni çok yoruyor. Zaman zaman azalıp artıyor bu olay... reddedilmek ve istenmemek en büyük korkum. İstenerek de dünyaya getirilmedim zaten. Ama sanırım artık sevilmememin nedenini biliyorum. Artık aileme ihtiyacım olmamasına rağmen ruhen onlardan alacaklıymışım hissinden, sevgi onay görmeliyim düşüncesinden çıkmam lazım eğer bunlardan vazgeçersem saygı görürüm diyorum. Artık bitti. Ben ruhen olmasa da bedenen büyüdüm. Ve zamanı geri getiremem.  Boşlukları bi şekilde ben doldurmalıyım. Ve Kendimi sevmeliyim. Onlar beni kalıplara soktu, onlar beni kapana kıstırdı veya reddetti istemedi bunu da bazen alenen bazen gizli yaptılar da ben hissettim. Ama tüm bunlar benim kontrolümde değildi!
 Ben kendime kızmıyorum kızdığım tek nokta artık beklenti içine girmememin gerektiği. Tabiii gel gelelim, maalesef bilmek iyileştirmiyor ve yetmiyor... beni harekete geçirecek hayata bağlayacak iyileşmek için bir sebebim yokken hem de... cesaret derseniz o da yok ama bi ara cesur da takıldım; karşılığı öldüresiye dayaktı... Velhasıl benim için çok zor günler hatta  çok zor bir ömür zuhur ediyor... İyi günler.
İletiyi düzenle

2
hayat hikayenizi
1-2 sayfa yazıp gönderirseniz
nasıl bir çocukluk
anne baba ilişkileri
yaşadığınız sorunlar, eşcinsel eğilimleriniz
vs
huseyinkacin@hotmail.com
yazıp gönderirseniz okuruz

www.huseyinkacin.com
http://www.youtube.com/user/escinselterapi
Eşcinsel Terapi birebir yüzyüze görüşme yoluyla yapılan kişinin hayathikayesinden yola çıkarak anne-baba-çocuk ilişkilerinden başlayarak sosyal ilişkilerinin yeniden gözden geçirilip yapılandırılmasıdır denebilir. En erken düzenli haftalık terapilerle 3 ay yada 6 ay içinde sonuç vermektedir kişinin istek ve iradesine bağlı olarak. Psikologlar hap yazmadıkları için ilaç uygulaması yoktur.
eşcinsel terapi görenlerin kendi iyileşme süreçlerine dair kendi yazılarını okursanız aydınlatıcı olacaktır.
http://www.youtube.com/user/escinselterapi
Psikolog Hüseyin KAÇIN
0 555 326 22 91


"Eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve (anne-baba) ihmallerin bir sonucu gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere tedavi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren ve ahlaki olmayan bir tutumdur."

3
Merhaba Hüseyin hocam;

Biliyorum size yazmayalı çok uzun zaman oldu. Aslında bu süre içerisinde bir çok olay da oldu denebilir. Lakin sanki üzerine konuşacak bir şey yok gibi hissettim. Sık sık yazmak istedim ama belkide ilk defa kendimi nasıl ifade edeceğimi bilemedim. Açıkçası bilmiyorum.

Son zamanlarda hemcinslerime karşı olan sapkınca düşüncelerim beni çok rahatsız ediyor. Terapilerimizden sonra yaşadığım o güzel hisler gün geçtikçe zayıfladı, kayboldu. Evet hala mastürbasyon yaparken karşı cinsi hayal ediyorum. Ama bu gerçekten çok zor. Zorlandıkça da her zaman olmasa da sadistçe fantaziler ortaya çıkabiliyor.Tam olarak sadistçe denilemez aslında. Lakin ondan ufak bir cüz denilebilir. Bir iki kere anal ilişki fantazim bile oldu. Sonrasında bana çok iğrenç geldi. Hatta şuan yazarken bile iğreniyorum.

Birde kadın çıplaklığı içeren pornografik videolara bakıyorum zaman zaman. Ancak erkek çıplaklığı olmamasına çok dikkat ediyorum. Ayrıca bir iki defa daha mastürbasyon konusunda haftalık sınırı aşmış olabilirim. Olabilirim diyorum çünkü tam olarak emin değilim. Zaman bir farklı akıyor son günlerde...

Tüm bunların ardından dün akşam bir erkeği düşünme raddesinde dolaşırken "Hayır!" dedim kendi kendime. Bunu yapamam. Artık hayatımı geri kazanmalıyım. Neticede yapmadım. Bu sefer terapilerimizden sonraki gibi etkili ve kolay olmasa da bir kaç haftaya kıyasla zorlanmadım.

Tabi bunları düşününce neden sizin bana daha önce "Eğer imkanın varsa her hafta gel. En azından başlangıç için... Sonrasında iki haftada bir..." dediğinizi anladım. Terapiler bir şekilde içimdeki iyi olma ateşini canlı tutuyordu. Sizinle her konuşmamın ardından bu ateşi güçlendiriyordum. Bir süredir sizinle konuşmayınca da sanki daha da zorlanmaya başladım. Ancak iyi haber haziran ayının ilk haftasında gelebileceğim inşaallah.

Bunun dışında yeni hayatıma çok büyük ölçüde odaklandım. İyi olmak için yapmam gereken fedakarlıkları kabullendim. Artık bu fedakarlıklara odaklanmak yerine mevcut şartlarımda neler yapabileceğime odaklandım. Bu anlamda yakın geleceğime dair hedef ve hayallerimi belirledim. Rabbim ile olan ilişkimde de; ona hizmet etmek için gerekli olan vasıtayı değil ona hizmet etmeyi benimsemeyi öğrendim.

Bir yandan staj ve iş hayatım ile ilgili de bir çok gelişme oldu. Yarın bir aksilik çıkmaz ise stajımı başlatacağım. Çağlayan adliyesi dolu olduğu için bakırköy adliyesini seçtim. Bunun dışında benim dini hassasiyetlerime uygun olduğunu düşündüğüm bir iki büro ile de iletişime geçtim sayılır. Ancak bu hususta kesinleşmiş bir şey yok.

İtiraf edeyim. Yaşadığım tüm bu değişimler beni fazlası ile geriyor, korkutuyor. Zaten içerisinde olmadığım dünyadan son 4 sene içerisinde iyice kopmuştum. Şimdi her şey çok daha farklı. İçerisine girdikçe neden uzaklaştığımı hatırlıyorum.

Ancak pes etmek yok. Arkadaşlarımla telefonla da olsa hiç olmadığım kadar sosyal sayılırım. Gerek liseden gerek üniversiteden bir çok arkadaşımla görüştüm. Buluşmak için sözleştik. Hatta bir instagram hesabı bile açtım. Tek maksadım sosyal çevremi genişletmek. Şuan için doğru ya da yanlış düşüncelerine girmiyorum. Yüzeyselde olsa sosyal ilişkiler kurmanın peşindeyim.

Sanırım yazacaklarımın hepsi bu kadar. İyi bayramlar dilerim size. Kendinize iyi bakın. En kısa zamanda görüşmek üzüre...

4
Öncelikle iyi çalışmalar :
Ziyaretçi defterinde okudugum yazının birçogunda kendimi buldum  ve  kendi kendimi tanımama yardımcı oldu. yaşım 44 ve memurum 8 . kardesin en küçüğüyüm annemin dizinden hiç ayrılmadım desem yeridir.Dini hassayite olan ibadetlerini yerine getiren biriyim.  16 yıllık evliyim ve 2 kızım var.  çocukluğum baba özlemiyle geçti malum bizim babalarımızın pekçoğu biz sevmiyor desekte uzaktan sevip belli etmeyenler olarak tanımlarım. Bazen akranlarımın babalarını kıskanır neden benim babam böyle bizmle içli dışlı değil diye iç geçirirdim.şuan doğup büyüdüğüm şehirden 19 yaşında ayrıldım tam 25 yıldır memleketimden uzakta trabzonda yaşıyorum  yaşlarında benden 8 yaş büyük abim taraından ......... uğradım.Kız gibi yaşadım çocukluğumu ve ben bir erkeğim. Kız elbiseleri giymeye meraklıydım, evcilik oynamayada. Ama bir yandan erkek oyuncaklarıylada oynardım . Ben bir erkeğim. Duygusallığın zirvelerinde yaşayan içinde birçok insan olan bir erkek.  Bir erkeğin başka bir erkeği arzulaması, bir kadına aşık olamaması, rüyalarının erkek rüyası olmaması bu kadar mı acı verir. Peki işlediği günahlar, peki bağımlı olduğu adını ağzına alamadığı aşk duygusunu yaşadığı erkeklerin varlığına ne demeli. Utanıyorum. Neden böyleyim? Arkadaşlarım kadınlardan şehvetle bahsederken ben rol yaparken utanıyorum ve acı çekiyorum.  Hayatıma, hareketlerime,düşüncelerime yön veren bu duygunun beni dengesizin teki yapmış olmasına dayanamıyorum artık. Ben bir erkeğim. bende de olasına rağmen başka erkeklerin pipilerine sulanan bir erkek. Kafası da ruhu da karmakarışık olan, duyguları paramparça olan ve kalp atışları dengesiz olan kalbi başka bir erkek için atan, bunu yazarken bile midesi bulanan bir erkek. çocukluğumda yaşadığım travmanın ve baba özlemimim bende bu sonuçlar doğurduğunu sitenizdeki karalama defterinden öğrendim benzer durumlar danışanlarda varmış. bu nedenle bazı maceralar da pasif y ada aktif olarak pekçok kez yaşadım. durumum ise ne kadar uzaklaşmaya çalışsamda benden yaşca buyuk yakışıklı bulduğum insanlarla birden yakınlaşma isteği . bu okadar saçma istekki o kişiye yakınlaşmak için bekçok şeyi parasal olarak feda yada hediye olarak kullanmak istiyorum hatta çalışmaya başlamadan evvel öğrenciyken aşık olduğumu zannettiğim kızın babasına duyduğum ilgi beni buna ittiğini ancak yeni yeni anlıyorum o tertemiz kızın duygularını kendi sapkınlığımla berbat edecek ve ben bunu görmeyeck kadaralçalmışım iyikide okadar zorlamama rağmen kabul etmemiş. hocam şu an aramızdan su sızmayan benden 14 yaş büyük bir abim dediğim bir arkadaşla güzel bir arkadaşlığımız var . yanlış anlamayın içinde cinsellik olmayan bir arkadaşlık . sevgi ve saygılı. ancak aşırı derece sahiplenme duygusu oluştu bende her zaman beraber olabilme hatta birlikte zaman geçirmek  için bile proğramlar düzenlemeye aşırı gayrteliyim aşırı derecede kıskanma ancak eş ve çocuklarından değil sdece başkalrı ile ilişkilerini sadece . bu durum o kadar bunaltıcı olmaya başadı ki bazen kıskançlık anını başlatan bir konuşma vede bir olayda bende panik atak ( ben öyle tanımlıyorum) yapmaya başladı ki bu bazen 4/5 gün sürüyor artık baş demez hale geldim hayattan kopuyorum . psikiyatrise gittim tabii olayları bu şekilde anlatmadım arkadasımı kaybedeceğim endişesiyle sürekli tedirginlik yaşadığı belirttim ve de detaya fazla girmedim ( hocam daha öncede benden 8 yaş büyük biri ile böyle bir arkadaşlığım vardı ancak maddi açıdan beni kullandığını ancak 7/8 yıl önce 50.000 tl yi üzerime borç yapınca anladm ve bu bende bu travmaya neden oldu insan gerçekten bazen sevildiğine inanıyor şimdiki arkasımın duurumu bebnden maddi olarak iyi değil bazı para teklifimi dahi kabul etmeyen gerçekten iyi biri bunu da amlattım ) Psikiyatri doktoru yaygın kaygı bozukluğu tanısını koydu ve 2 yıl paxxera kullandım kullandığım dönemlerde atak sayı ve süresi girttikçe azaldı ancak bitmedi hocam bu durumdan okadar berbat bir davranışa sevkediyorki beni bazen bu durumun arkadasım tarafından rahatsız ettiğimi hissdiyorm ancak bunu bana asla dememişitir. bazen ondan habersiz banka hesapkarı dahil şifresini bidiğim sosyal medyada kiminle yazıştıına dahi bakacak kadar alçalırım ama kendime hakim olamıyorum. Yasadığım bir örnek olayı vernek gerekirse arkadasımın gelininin ona süpriz yapıp 14 günlük istanbul seyahati ayarlamasını içime bir türlü sindirememiş tam tamına 10 gün hayattan koptum şu an yazarken bile saçma geliyor ama durum bu artık bu durumda kurtulmak istiyorum sııkı fıkı arkadaş olalım ama bu duruma kadar beni rahatsız etmesinden atrık yoruldum atak dönemimde sürekli paranoyak oluyorum kafamda süreki senarya yazıyor ve düşünceye dalıyorum toplumdan soyutluyorum ve ağlama nöbeti geçirip bir yarım saat sonra normala dönüyorum sanki istem dışı ağlama beni bu durumudan kurtarıyor gibi niyetim sizi istanbulda ziayret etmekti ancak bu salgın döneminde ne yapacağımı bilemedim hocam sizden Allahın izni ile bir çıkşı yolu belitrmenizi istirham ediyorum bu olgun çağımda bu saçma duygular gerçekten ağır insanın karşı cinse beslediği aşkın bencede kat ve fazlasını yaşıyorum bu arkadaşımda. Onunla psikolojik rahatsız olduğumu paylaşıyorum ancak sebebini bilmeden bunları yaşadığımı depresif halimin oluştuğunu söylüyorum.onu gerçekte kaybetmekten korkuyorum . şimdiden yazımın bozukluğu için özür dilerim umarım kendimi ifade atmişimdir. yazımın ufak bir kısmını sızın danşanınızdan tam beni ifade ettiği için olduğu gibi aldımondan da özür dilerim.

5
Merhaba ben az önce sitenizde bir yazınızı okudum. Yazılan şeyler çok güzeldi, nereye gidersek gidelim bunun hastalık olmadığı söyleniyor. Dinde sadece lut kavminden bahsediliyor. Çözümü hiçbir yerde anlatılmamış. Yazınızda bundan bahsedersiniz diye çok heyecanlanmıştım ama yine aynı şekilde siz de bahsetmemişsiniz. Acaba tedavi için ne yapıyorsunuz, nasıl bir yol izliyorsunuz bahseder misiniz biraz? Allah razı olsun şimdiden hayırlı kandiller.

Ben birçok yere gittim tedavi olmak için. Yüzyüze konuşmak dışında başka bir şey yapmadılar. Konuşarak geçmiyor yani. Birçoğunun da söz meclisten dışarı para tuzağı olduğu açıkça belliydi.

Terapilerde nasıl bir tedavi yöntemi izliyorsunuz onu merak etmiştim ben. Sadece konuşarak mı yoksa başka tedavi yöntemleriniz var mı?

6
Eşcinsellikten kurtulmak,tedavi olmak istiyorum.Açıkçası bunun mümkün olduğuna çok umudum yok.Ama denemek istiyorum.5vakit namazında mümin bir gencim,evlenebileyim,cocuklarım,normal bir ailem olsun isterim diğer insanlar gibi...

Bu hal bana zamanla yalnızlık ve sosyal hayatta bir eksiklik getirecek,bu illeti kesinlikle istemiyorum ve kurtulmam gereken bir hastalık olarak nitelendiriyorum.

Lütfen yardımcı olun ve beni yönlendirin.
Nerede ve nasıl tedavi olabilirim?

7
Bugün 2020 yılın mayıs ayının beşinci günü gece saat 24:45.
Telefonumdan yanlışlıkla sildiğim fotoğrafı yeniden geri yüklemek için Google photo arşivime girdim. Uygulamaya girer girmez uygulamanın yukarı kısmında paylaşılan durum şeklinde bi tık vardı, oraya tıkladım ve karşıma büyük bir rahatsız edici utanç verici yaşanmışlık çıktı. Bir fotoğraf... O fotoğrafta kendiyle barışık olmayan, huzursuz, ne istediğini bilmeyen, rahatsız, mutsuz biri vardı. Ve o kişi maalesef bendim. 3 sene önceki bi fotoğrafım. Fotoğrafı sadece ben değil kime gösterirsenizde aynı şeyleri söyleyebilir fotoğrafımdaki karakterimle ilgili yorum yapıcak olursa. İçim karardı, benmiyim bu kişi dedim? Bi anda ne kadar çok mücadele ettiğimi, adım-adım merdivenden yukarı çıkarak bi başarı elde ettiğimi daha gerçek bi anlamda hissettim. Daha gerçek anlamda kendimi çok iyi geliştirdiğimi anladım.
Hemen arşivin en dibine kadar indim. Tek tek 4-5 sene önceki fotoğraflarıma baktım. Neler yaşamışım...
Bi çocuk ergenlik döneminde saçma sapan şeyler yapabilir. Çocuk işte dersiniz. Ama bi erkek çocuğu artık 20 yaşında ezik, mutsuz, kadınsı, hayatta bir çok şeyden korkan, kararsız ve huzursuz olmamalı. Benim neredeyse o 16 yaşımdan 20-21 yaşıma kadar gece uyumaya geçtikten sonra her gün ağladığım yıllar. Neden mi? Kendimi farklı hissetmek ve o farkı sadece ben değil bütün çevremin hissetmesi görmesi ve beni aşağılaması okulda dışarıda hatta evde bile benimle ilgili yargılar, baskılar, gülmeler dalga geçmeleri. Eşcinsel hislerim olduğunu anladığım yıllar. Allahım diyodum affet beni lütfen. Benim hislerim senin istemediğin bir şekilde, benim bazı fikirlerim hayallerim senin yasakladığın şeyler... diye kendimi suçladığım yıllar. Ben genç 15-16 yaşında küçük bir çocuk içten içe kahroluyordum ağlıyordum neden diyodum. Niye? Niye, neden? Ben bunları yaşıyacak kadar ne yaptım? Okulda dalga geçiliyorum dayak yiyorum evde yargılanıyorum neymiş babama, dedeme benzemiyormuşum. Kimseyede söyleyemiyordum ki. Çünkü o kadar korkuyordum ki bunu benden onaylanmış bişekilde duymalarından. Çok araştırmıştım kitaplardan, internetten. Bi taraftan tek sığındığım Dinim buna hayır diyodu öteki taraftansa okuduğum kitaplarda internet sitelerinde bunu kabul et ve evet bu şekilde devam et diye okuyodum. Kafa karışıklığıyla devam etmek istedim ama bana edilen hakaretlere alaylara laflara gelemiyordum. Ve gene Allaha sığınıyordum. Seneler geçiyordu ve artık buna bi yön bulmam gerekiyordu. Ve işte o fotoğrafımdaki günler. 20 yaşımdayken, tüm cesaretimi toparlayarak beni çok sevdiğini bildiğim anneme eşcinsel olduğumu söylemeye karar vermiştim. Anneme bile söylemeye korktuğum bi dert, sanki dünyanın en ağır cinayetini işlemişim gibi.. Söylersemde ailemle beraber benden vaz geçer, eşcinsel olduğumu asla kabul etmez gözüm görmesin diyerek yok olmamı ister sanıyordum. Ama şükürler olsun büyük harflerle söyleyebildiğim ANNEM bana tutundu, derdime ortak oldu. Tek ricada bulundu sadece. Oda, benim ona bi şans vermemi istedi. BİR ŞANS. Benim bu bir takım psikolojik takıntılarımdan, eşcinselliğimden vaz geçmem için bi çare bulurum dedi. Kabul ettim. Yarı umutlu ve yarı umutsuz çaresizce anneme sığındım. Ve tabi ki de insan bişey isteyip ölüm harici bir duruma çare bulmak isterse bulurmuş. Bir psikolog buldu annem kısa zamanda. Bunca çektiğim acılar sıkıntılar mutsuzluk benim suçum olmadığını anladım zaman ilerledikçe gittiğim psikolojik terapilerde. Gerçektende!? 15 yaşındaki ve yahut 10 bile olsa 20 bile olsa bi çocuk ne günahı yüzünden ne hatası yüzünden büyük mutsuzluk yaşasın ki? O hatalar ki, o günahlar, o çocuğun çevresinde çocuğun bu hallere kadar gelmesine sebep olanlarındır! O çocuğun babası her zaman yanında olmasına rağmen babasından almak istediği hisler sevgi karşılanmadığı için suçlar onların olsun! Ben kimseye hiç bir kötülüğüm yokken çevrem tarafından büyük ACI gördüm. Bunun için benim ne suçum olabilir ki? İlk önce bunu anlayabildiğimde üstümdeki ağır yük hafifledi. Demekki daha önceden o kadar saf ve ezikmişim ki her şey için kendimi suçluyormuşum. Daha sonra HAYIR demeyi öğrenince. Daha sonra istediğim şeyleri ufak-ufaklarından gerçekleştirmeye başladığımda. Ve zaman ilerledikçe doktorum H.K hocamın tavsiyelerine uyarak kendimi o kadar geliştirmişim ki huzursuzluklar takıntılar vs. bi yana, kendimi bi kıza hoşlanacak kadar değişim bi evrim bi başarı kazandığımı görüyorum şuan. Ve bu arşivin fotoğraflarına bakarak dahada pekişmiş bi şekilde anlıyorum. Eski ben ve hala gittikçe kendini iyi yönde geliştiren ben. Şuan 23 yaşımdayım daha gencim ve şükürler olsunki bunları anlayabiliyorum. Bi insan eğer çare ararsa huzursuzluğundan her zaman kurtulabileciğini biliyorum. Allah'ıma şükürler olsun ki ben o yaşadığım huzursuzluklara, mutsuzluklara her anlamda benim için huzur bulduğum bir çare buldum.

Bunu okuyan bazı benim gibi hisleri yaşayan eşcinsel arkadaşlar için ve belkide bazı eşcinselliği hiç yaşamayan insanlar için saçma gelebilir.



Olabilir onlar inandıkları şeylere inansınlar. Kendilerini nasıl huzurlu hissediyorlarsa o şekilde devam etsinler. Ama şunuda söylemek istiyorum, bi çocuk kendini eşcinsel hissediyor ve kendi başına çare aramak istediği zaman okuduğu sitelerdeki yönlendirmeler olayı farklı tarafa götürüyor. Oysaki o andaki bulmak istediği bir çareyi o an bulabilirken tüm dünyayı karşına alarak daha zorlu yolla gidiliyor bence. Yine de ne yapıyorlarsa onu yapsınlar demek istiyorum ama diyemiyorum çünkü ben bu güne kadar bazı eşcinselliği doğru bulan eşcinsel veya eşcinsel olmayan insanlar tarafından çok yanlış bişey yaptığımı söylediklerini duydum hep. Ve kendi kişiliğimi inkar ettiğimi duydum onlardan. Evet! Doğru o acılı günleri yaşayan ben olucağıma kişiliğimi inkar etmek değil bulmak için uğraşan BEN olmak istediğimden eşcinsel olmamayı tercih ediyorum. Lgbt kurumlarının en çok talep ettiği şey kişisel haklar ve özgür yaşam. Ee o zaman beni de ve benim gibi eşcinsel olmak istemeyen bireylerin seçtiği ve doğru gördüğü yolu yanlış demelerine hiç hakları yoktur. Ben kendi adıma mutluyum ve her anlamda huzurluyum. Huzur bulduğum yol, haraketlerim ve inançlarım budur benim özgürlüğüm ve rahatlığım. Vede kişisel haklarım.

8
Sabahın beşi ve uyutmayan düşüncelerle bu satırları yazıyorum.Kafamın içinde aldığım kararlarla ne üzgün ne kırgın tamamen umutlu ve sabırsız bir ruh hali içindeyim.Aklıma takılan sorularla ilgili araştırma yaparken bazı farkındalıklar oluştu zihnimde.Hayatım boyunca sevgiyi aradım.Babam sevmedi.Ailemin diğer fertleri beni sevecekleri forma dönüştürüp öyle sevdi ve bir o kadar yaraladı,incitti.Bu halde karşıma çıkan her güler yüze koştum sevmek,sevilmek istedim.Eksiklerimi onlarla tamamlayabileceğimi düşündüm.Evet sevgi iyileştiricidir ama burda atladığım bir şeyi şimdi farkettim.En başta sevmem ve sevilmem gereken kişinin kendim olduğum gerçeğini unutmuştum.Çünkü ben kendimi yok saydığımda bunun karşılıklı sağlıklı bir ilişki değil karşımdaki kişinin egosunu tatmin eden asalak bir ilişki olduğunu anladım.Benimi ortaya koymadığım için de gösterdiğim ilgi ve sevgi hep karşılıksız kaldı.Karşılarında sevecekleri bir karakter yoktu.Benimi ortaya koymanın ilk adımının özsaygı,özgüvenden geçtiğini biliyorum ama bugün özgüvenin artan,azalan bir şey olmadığını,aslında onun içimizde bir yerlerde durduğunu,sadece onu bulup çıkarmamız gerektiğini anlatan bir yazı okudum.Bu çok mantıklı geldi çünkü kendimle ilgili özgüvenim yerinde mi sorusuna zaman ve mekana göre farklı cevaplar verebildiğimi farkettim.Yani aslında kendime yaklaştığım ve kendimi ortaya koyabildiğim zamanlarda yani asıl "ben" iken gayet özgüvenli ve rahatım ama dış etkenlere takılı kaldığımda,sevilmek,kabul görmek uğruna rol yaptığımda özgüvensizim.Bunu farketmek bile iyi geldi çünkü kafamdaki bir yanıtsız soru daha yanıtlanmış oldu ve en önemlisi bundan sonra ne yapmam ve yapmamam gerektiğini iyi biliyorum.
  Bir diğer konu da sevgiyi hep hemcinslerimden aradığımı farketmem oldu.Evet eksikliğini çektiğim ve bende yaralar açan baba sevgisi eksikliğini ancak hemcinslerim tarafından giderebilirim ama bu konuya çok takılmışım.Diğer türlü hiç düşünmemişim.Hem benimi daha iyi ortaya koyabilmek için,bu sayede aslında hemcinslerim tarafından da daha çok sevilmek ve kabul görmek için hem de fizyolojim ve psikolojim gereği bir kızı sevmem ve sevilmem gerektiğini şimdi anladım.Bir yandan da şunu düşündüm çocukluğum ve lise yıllarımla ilgili yaşayamadığım her şey için katılamadığım her oyun için geri dönüp pişmanlık ve üzüntü duyuyorsam ileride de yirmili yaşlarında bir sevgilim olmadığı için hayalkırıklığı yaşarım.Yirmi yaşındayım ve elime kız eli değmedi.Bunu düşünmek erkeklik gururumdan dolayı o sevgisine muhtaç olduğum hemcinslerimden ne farkım var onlardan neyim eksik diye düşünmeme sebep oldu.Hemen hepsinin milli oluşu beni biraz kıskandırdı ve bu soru bana yöneltildiğinde yalandan milliyim dedim.Bir de ben kafamdaki tabloda hep çok samimi olacağım bir erkek dostumla kuracağım duygusal muhabbeti,ona içimi döküşümü,onun beni sevişini,yaralarımı sarışını resmetmişim.Aynı şeyi bir kızın da yapabileceğini düşündüm ve o tabloya bir kız çizdim.Her ne kadar kaygılarım,korkularım olsa da bunun bana iyi geleceğinden emin oldum.Bu fikirlerin fiile dönüşmesi için çok umutlu ve sabırsızım.Bir an önce olsun istiyorum.Mahkeme kararına göre çok yakın zamanda istimlak olan köyümüzün bedeli hesaplara yatacak ve benim bu parayla ilgili kurduğum en büyük hayal yazın İstanbul'a gelip bir ev kiralayıp bir-iki ay boyunca her hafta terapiye gelmek ve bu arada bir kız arkadaşımın olması.Yenilenmiş ve kendimi bulmuş bir şekilde Antep'e döndüğümde de artık aile evinden ayrılıp tek başıma ayrı bir eve çıkmak.

9
Hüseyin KAÇIN / ÖZGÜRLÜK
« : Mayıs 12, 2020, 12:10:07 ös »
ÖZGÜRLÜK

şükür olsun
kuşlar uçuyor
gökler özgür
ayrılığa dayanamam ben
sensiz kalamam
yüreğim yanar
kül olurum ben

seninle
kalblerimizi çırptıkça
yerimden yurdumdan
fani dünyadan kaçarcasına
ikimiz bir olup
özgürlüğe uçuyoruz

12 Mayıs 2020
10:50
edirne

10
Hüseyin KAÇIN / SONSUZ AŞK
« : Nisan 16, 2020, 06:30:29 öö »
SONSUZ AŞK

aşk içinde aşk olan
balıklar gibidir insan
göklere uçası gelir
bulutlardır rüyası
kuş uçmaz kervan geçmez
yollarda yürüyesi gelir
çöllerdir rüyası

kader kaleminden sızan
bir damla kanla yazılan
sonsuz bir rüyadır insan
okundukça okunan
aşktır insan

16 Ayşe Nisan 2020
06:20
Kayaşehir
İstanbul

11
Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

İki binli yılların başlarında Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Gülay Göktürk “Çocuk Pornosu” ve “Bir Deli Bir Örtüyü Kaldırınca” başlıklı yazılarında, Türk toplumunu bu konuda aydınlatmış oldu. Merak edenler internetten bu yazıları okuyabilirler.

Ziya Selçuk ve Zehra Zümrüt Selçuk bir haftalarını, anlatmaya çalışırken zorlandığımız bu konuya ayırsalar. Sabah akşam eşcinsel sitelerinde reşit olmamış çocuklarla, torun torba sahibi olmuş kişilerin nasıl ilişkiler kurduklarını gözleriyle görecekler ve gördüklerine inanamayacaklar. Kadına şiddet, kız çocuklarının eğitilmesi çok önemli bir sorundur; fakat erkek çocuklarının reşit olmadan eşcinsel sitelerinde seks yada tecavüz mağduru olmalarından yetkililerin haberi var mıdır?

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=4

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

The Dr. Oz Show adına açıklama yapan bir sözcü programda amaçlarının “düzeltici terapinin tıbbi açılarını ve bu uygulama çevresindeki tartışmaları” değerlendirmek olduğunu belirterek, “Bunun zor bir konu olduğunu biliyoruz. Ancak aynı zamanda bunun, karanlık köşeler yerine The Dr. Oz Show gibi bir platformun süzgecinden geçirilerek yapılmasından memnunuz” dedi.
https://www.youtube.com/watch?v=uwVTDn9gi_A&index=2&list=UUIe19S-aZ6TQNiC1Tsfjviw&fbclid=IwAR0zbKGkQyfz9EwSSJWqK0wNrlt3jgUs8FaATCbrQBuG8E16OTU-1fz01sM

Hüseyin Kaçın: “Din adamlarının eşcinsellik konusundaki
yaklaşımları eksik ve yetersiz”
Hemen her gün eşcinsellik üzerine bir tartışma programının ya da dosyasının yer aldığı Türk
medyasında, son dönemin en dikkati çekici isimlerinden birisi de kuşkusuz Psikolog Hüseyin Kaçın oldu. “Eşcinselleri tedavi eden terapist” olarak tanınan Kaçın,
bu kavramı daha çok tedavi edilmesi şart olan bir rahatsızlık olarak tanımlarken, dindar kesimin konuyu dini referanslarla ele almaya çalışmasına karşı da sert bir çıkışta bulundu. Ka-
çın, “Eşcinsel bireylerin iyileşme sürecinde konuya dini açıdan yaklaşmaları istenmez. Çünkü
eşcinsel eğilimleri olan kişiler bu olaya Lut kavmi, haram, cehennemde yanmak düşünceleri
ile yaklaşırlarsa, bu düşünceler sadece eşcinselleşme sürecini hızlandırır ve kalıcı hale getirir” diyerek, muhafazakar kesime bir anlamda “Burası sizin alanınız değil, uzak durun” mesajı
verdi.
Türk medyasındaki eşcinsellik tartışmalarında öne çıkan bu isimlerden Ali Rıza Demircan,
Hilal Kaplan ve Hüseyin Kaçın, İstanbul’da Hakan Kuyucu’nun sorularını yanıtladı.
https://www.youtube.com/user/escinselterapi izlemek için linki tıklayınız

www.huseyinkacin.com

www.lezbiyenlik.com

www.escinselterapi.net

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

Lut kavmi aslında bugünkü anlamda eşcinsel bir kavim değildir. Evli erkekler olmak bakımından, biseksüel ve sadist kişilik özellikleri gösteren bir toplumdur. İlahiyatadamlarının bugünlerin sorunu olarak eşcinsellik konusunda sağlıklı bir çözüm üretmemelerinin nedeni de budur. Eşcinsel evliliklerin yaygınlaşmasını ve eşcinsellerin evlat edinmelerini Lut kavmi kapsamında değerlendirmek büyük bir yanılgıdır.

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinselliğin Fetvası ve Çözüm Yolları: Nurettin Yıldız

Selamün aleyküm hocam.
Ben soru sormak için değil, bir konuda (haddim
olmayarak belki) tecrübemi paylaşmak için yazıyorum. Eşcinsellik ile ilgili
geçmişte sorulan sorulara verdiğiniz cevaplara baktım da, yetersiz buldum
açıkçası. Nasıl kurtulacağını soran bir eşcinsele vaktini boş geçirmemesi
gerektiğini, evli değilse hemen evlenmesini ve bolca dua etmesini
söylemişsiniz.
Bunların incelemesine geçmeden önce kendimi tanıtayım: Ben 21 yaşında bir
erkeğim. İçinde bulunduğum duygu yükünün eşcinsellik olduğunun 14 yaşımda
farkına vardım. O zamandan beri bunu kendime konduramadım ve araştırmalara
başladım. Eşcinsellik bir hastalıktı ve Allah tedavisi olmayan hiçbir
hastalığı yaratmamıştı. Psikoloğa gitmek istedim ama onlar malum
zihniyetteydi ve “böyle yaşamayı öğren” kestiriyorlardı.

https://www.habervakti.com/escinselligin-fetvasi-ve-cozum-yollari-nurettin-yildiz-makale,1483.html

“Taciz ve tecavüz mağduru erkek çocuklarının büyük bir kısmı, kaçınılmaz olarak ergenlik döneminde pasif eşcinsel olarak kimlik edinirler. Diğer bir kısmı da, seks düşkünü erkek olarak hayatlarına devam ederler. Kız arkadaşları ile büyüleyici aşk serüvenleri diye, duygusal başladıkları ilişkilerini seksle sonlandırırlar. İlişkileri kısa sürer ve konuştukça, kız arkadaşlarının da çocukken taciz ya da tecavüz mağduru olduklarını öğrenebilirler. Çok ileri derecede olmayan taciz mağduru erkek çocukları ise ergenlik sonrası yetişkinlik dönemlerinde, genelde travestilere gitme alışkanlığı edinirler. Travestilere gitme alışkanlığı olan erkekler, çocukluklarında kendilerinden büyük erkekler tarafından dokunma ya da temas olmadan istismar edilmişlerdir. Bu istismar, tecavüz boyutunda değildir. Hatta bilinç düzeyinde unutulmuş bir boyuttadır.”

https://www.habervakti.com/marko-pasa-taciz-ve-tecavuz-magdurlarinin-dertlerini-dinler-ama-derde-deva-olmaz-mi-makale,1384.html

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

www.huseyinkacin.com

14 Nisan 1974 doğumlu, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü 1995 yılı mezunuyum. Hayatınızın kurtarıcısı değil hayallerinizin kurucusu olacak profesyonel dostluk iletişimi.. O kadar!.. www.huseyinkacin.com GSM: 0 555 326 22 91

https://www.habervakti.com/profil/28/psikolog-huseyin-kacin

Tanrı'yı Affeden Erkekler: Eşcinsellikten Kurtulmak Mümkün Müdür?

“Devlet, her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamakla yükümlüdür...”

https://www.habervakti.com/tanri-yi-affeden-erkekler-escinsellikten-kurtulmak-mumkun-mudur-makale,1374.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Eşcinsellik Hastalık Mıdır Yoksa Cinsel Tercih Mi?

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

12
Kendimi bildim bileli akranlarımın hemcinslerimin hisettiği o duygunun ve hazzın nasıl olduğunu algılamaya çalışıyorum. Annenizden doğarsınız büyürsünüz vücudunuzla birlikte ruhunuz uygun ölçülere ulaştığında bir erkek olarak kızlara karşı cinsel ve duygusal arzular hisler beslemeye başlarsınız. Zaman ilerler aşk denilen şeyle tanışırsınız, acı çekersiniz ya da mutlu olursunuz ve bazende ikisini bir arada yaşarsınız. Hayallerinizi sizin için güzel olduğunu düşündüğüüz bir kız kaplamaya başlar. Bütün bunlar, bütün bu insani ve fıtrati şeyler benim doğduğum günden beri hiç yaşamadığım şeyler. Çocukken zaten yaşamazsınız, ilk okuldaykende bir kere bir kıza aşık olmuştum yada belkide öyle sanıyorum. Ama benim erotizimde beslediğim ve gerçekten aşk olduğunu idrak ettiğim duyguyu ben ortaokulda bir erkeğe karşı hissetmiştim. Aptal saptal hallere girmiştim. Fanteziler kurmuştum. Sonra zaman geçti ben liseye başladım ve 10. Sınıfta başka birine aşık oldum. Allahım bu kelimeyi bir erkeğe karşı kullanıyor olmanın verdiği acı ve utanç tarifsiz. Tahmin bile edemezsiniz diyecem ama burdaysanız bunları okuyorsanız muhtemelen sizde bu acıların havuzunda yüzen birer mağdursunuz. Lisede yaşadığım şey hayatımı alt üst etti. Beni özümden, gerçeklerimden, hatta ailemden uzaklaştırdı. Platonik berbat bişeydi. Ne istediğimi bilmiyordum. Tamamiyle bana ait olmasını istediğim, herşeyine hakim olmak istediğim ve bedenine sahip olup ondan hiç ayrılmak istemediğim başka bir alemde yaşar oldum. Hayatım tatsız tutsuz ve kısa mutluluklarla, uzun acılarla dolmaya başladı. Ani ruh değişimlerim dengesizliğim utanılacak hallere soktu beni. Kıskançlıklarım, haksızlıklarım karşımdakinede acı çekitrdi. derslerim, ideallerim bu fıtrata uymayan, insanlığa, Allaha, yaradılışa uymayan bu duygulara kurban oldu. Yok oldum. Her parçamla bbirer birer yok oldum. Zaman geçti. Üniversite başladı ve duygularım azalmadan devam etti arkadaşım, dostum dediğim kişiye karşı. Kıskançlıklarımla devam etti herşey olduğu gibi. Onun arkadaşlarıyla olan ilişkilerini kıskanırdım. Fotoğraflarda görüp o günümü mahvederdim. Üniversitenin sonlarına doğru birşeyler değişmeye başladı. ‘’lise kurbanıma’’ duyduğum hisler hızlımı desem zamanlamı desem bilemiyorum (ve hatırlamıyorum) yok olmaya başladı. Sevindiniz galiba değilmi. Yok oldu ama yerini başkası aldığı için yok oldu. Yakışıklı olduğuna inandığım güzel bir insana yönelmeye başladım istemsizce elimde olmadan. Araızdan su sızmamaya başladı. Hayat yeniden zehir olmaya başladı. Lisedekine çok benzer şeyler yaşadım ve yaşıyorum. Sağlam ızdıraplar yaşamaya başladım. Çok güzel günlerimizde oldu çünkü ölçüyü kaçırmadım. Deli gibi isterken onu kendime hakim olmaya çalıştım hep. Hissettiğim şeyler onların herşeyine hayranlık duymama sebep oldu. Hem lisede hem şuanki kurbanım için geçerli bu durum. Herşeylerinden diyorsam abartmıyorum. Kokularından, yüzlerine, kelimelerine, hareketlerine herşeylerine hatta söyleyemeyeceğim iğrenç şeylere bile hayranlık duyuyorum. Afedersiniz ama dışkıları bile iğrenç gelmiyordu hayal ettiğimde. Çok büyük bir aşağılanma yaşatıyor bu. Kulu köpeği oluyorsunuz adeta onların. Hayat bana zindan oldu böyle böyle. İçimde yaşıyorum, gizli gözyaşları döküyorum ve anlatamıyorum. Neyin var diye sorduklarında insanlara bambaşka şeyler anlatıyordum. Bir erkeğin kadınsallık imtihanı. Peki neden? Neden şuan aşık olduğum bir kız ile evlilik konuşması yapmak yerine bunları yazıyorum. Neden bendede olmasına rağmen başka erkeklerin penisleri beni bukadar çekiyor. Neden onlarla iğrenç fantezi hayalleri kuruyorum. Ve en önemlisi ve eb acısı neden şu güne kadar başka erkeklerle bu günahları işledim. Bu acının ve günahların üstesinden nasıl geleceğim? Yaşadığım nefes aldığım her saniye boyunca gözyaşı dökmem lazımmış gibi hissediyorum. Öyle çok günah işledimki kendimden nefret ediyorum ama yeterince edemiyorum ve midem yeterince bulanmıyor diye kendimden birkere daha iğreniyorum. Neden hala bu arzularla dolp taşıyorum. Hepsinin sebepleri var. Çocukluğumda yaşadığım tecavüz ve başka başka şeyler. Yavaş yavaş idrak ettiğim ve edeceğim bambaşka sebeplerle dolu bir hikaye başlamak üzere. Hüseyin kaçının moderatörlüğünde anlam kazanacak bu hikaye inşallah zamanla bambaşka bir boyuta evrilecek. İnancımla, Allaha olan sonsuz teslimiyetimle ve daha 1 seans gittiğim hüseyin kaçının

vesilesi ile bu hikaye hayırlı bir yolda devam edecek inşallah. Şuan bu hisleri beslediğim kişiden nekadar özür dilesem az. Dilerim birgün onunla gerçek bir kardeşlik yaşarız. Allaha emanet olun. Şimdilik

13
Hüseyin KAÇIN / KELEBEĞİN SIRRI
« : Nisan 14, 2020, 05:04:25 öö »
KELEBEĞİN SIRRI

insan dediğin bir sır olarak yaşamalıdır
eşine dostuna yalanı talanı olmadan
adam gibi
eğilmeden bükülmeden
başı dik yürümelidir

insan dediğin üçlerin yedilerin ardından
kırklara karışırcasına bir sır olmalıdır
kırk ikindi yağmurlarına karışmalıdır
bir gözü dağlarda bir gözü sevdiğinde olmalıdır

insan dediğin
karıncayı incitmekten ürkendir
ama yüreği de eceli için çarpandır

onurlu insanların
ekmeği de suyu da helalinden olurmuş
bir Allah'ın kulu da şaşırtmasın
toprağı da berkmiş ruhu da berk olurmuş

insan dediğin
bir kelebek gibi yaşamalıdır
dünyanın bir ucundan
bir ucuna
yetim çocuklar için
gözü yaşlı analar için
iz bırakarak yaşamalıdır

insan dediğin
sır olmalıdır.

14 Ayşe Nisan 2020
04:50
Kayaşehir
İstanbul


şu karşıki dağları meşeleri bağları
sağlık sefalık ile geçtik elhamdülillah

yunus emre

https://www.youtube.com/watch?v=iq9tQpneMrc


14
DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

‘’Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır’’ ifadelerini kullanan Kaçın, ‘’Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu?’’ açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

www.huseyinkacin.com

https://www.youtube.com/user/escinselterapi

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz… "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da “özgürlük düşmanı” olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, “günah işleme özgürlüğüne” saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda…

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html

15
     En son ne zaman ne yazdım hatırlamıyorum. Baya oldu yazmayalı. En son 34. Terapiye gitmişim. Terapiye gidemeyeli de 1 ayı geçti neredeyse. En son terapinin kaydını açtım, dinliyorum. Önceki yazılarımda bahsettim o benim için sadece bir psikolog değil. Sesini duyduğumda içimde farklı bir duygu oluştu şimdi. Özlemek mi acaba bu. Bu korona beni de vurdu. Vurmadı ya da ne bileyim şükür bulaşmadı da eve kaplı kaldık. Terapiye gidemiyorum. Ama özlemişim seni Hüseyin hocam. Evdeyim. Annemin ve babamın yanında. Tuzağa düşmeye hazır bekliyorum. Baştan şunu söyleyeyim herhangi bir buluşma öpüşme olmadı. En son ne zaman oldu hatırlamıyorum. Allah’ım ne güzel bir his bu. Evdeyim ama eskisi gibi değil.  Ailecek oturma odasında hep birlikte televizyon izlemiyoruz. 24 saat evdeyim ama günün en fazla 4 saati ailemleyim. Odamdayım. Ders çalışıyorum, dizi izliyorum, youtube dan tarihle alakalı videolar izliyorum, kitap okuyorum kısacası kendimi bu kapalı süreç bitince daha farklı çıkaracak şeylerle uğraşıyorum. Şapur şupur değiliz annemle artık. HK’nın en son yazılarından birini okudum bu korona virüs hakkında aile olmak ile ilgili yazısı. Ama bu yazı benim için değil benim nasıl aile olmamayı, anneme itaat etmememi öğrenmem ve başarmam lazım. Başarıyorum. Olumsuz her durumda cesurca tersliyorum. Şunu fark ediyorum sanki yanıma yaklaşırken bile ayakuçları ile yaklaşıyor. Ama can çıkmayınca huy çıkmaz. O huyuna devam edecek. Bende karşı misillemeye devam edeceğim ediyorum. HK’nın ifadesi ile kadınların saltanatına son vereceğim. Nerden geldik buraya anlatayım. Okuduysanız yazılarımı güzel ilerlemiştik. Sonra aralarda bazı krizler sebebiyle hornet ve sex anılarımı da anlatmıştım maalesef. Her seferinde de neden olduğunu bulduk ama sanırım yoldaki en büyük taşı bulduk yosun kaplamış halde. Şimdi o taşı kaldırmaya çalışıyorum. Başardığımda saltanat sahibi ben olacağım. Ama hanedan benim hanedanım olacak. Şimdi garip bir ifade ile karşılaşabilirsiniz. Küçükken ettiğim dualara tövbe ettim. Neydi bu dualar? Annem babam ile abim yengemin barışıp beraber mutlu bir aile olmamız. Olduk mu? Şekil olarak olduk ama içerik olarak asla olmayacak. Artık şekil olarak da birlikte olunmasını istemiyorum bu duama tövbe ettim. Çünkü bu küslük de barışmak da en çok zararı bana verdi. Yaraladıkça yaraladı beni. Artık onlara eskisi kadar fırsat vermiyorum ama daha çook yolum var. Uzun zamandır hornete girmedim bu arada. Arada eşcinsel pornografik videolar izledim ama kısa aralıklarla. Annem bana 1 adım yaklaşınca o videolar beni çekiyor. Ama ben onu tersleyince göğsüm kabarıyor aynada bir erkek görüyorum. Aynaya bakmak zevk veriyor artık bana. Gerçekten özlemişim seni Hüseyin Hocam. Eşcinsellik hakkında tövbe etmiyorum artık. Sadece Allahtan güç kuvvet istiyorum anneme daha fazla tepki verebilmek için. Hatta büyük bir başarımı daha paylaşayım. Evdeyken sabah namazına da sabah normal kalkmaya da annem çağırırdı. Geldiğim gün kaldırayım mı diye sordu. Ben kalkarım dedim ve çağırmadı. Sabah online dersler oluyor onlara bile kaldırmasına izin vermiyorum. Kendim kalkıyorum. Kalkamazsam da beni etkiler annemi değil. O konuda sanırım saldılar beni. Teşebbüs ederlerse de cevabım belli. Bu aileye ait değilim sanki. Ben farklıyım hepsinden. Daha doğrusu yeni ben, yeni inşa etmeye çalıştığımız ben.

Derman arardım derdime/Derdim bana derman imiş. Bu dert olmasa ben bu kadar farklı olacak mıydım? Sanmam. Derdim sayesinde ben ben oluyorum. Senin sayende büyük adam olacağım. Eserinle gurur duy. Özledim seni hocam. Seni de karşıma Allah çıkardı bunu yazının başlarında anlatmıştım. Çok dağınık yazıyorum kusura bakmayın. Özetlersem, içimdeki en ufak suçluluğu dahi silebilirsem inşallah ve sağlam başkaldırırsam saltanat benim olacak. O kadının saltanatı çökecek. Çökmeli yoksa devlet çökecek. Coştum sanki biraz. J İnşallah şu sıkıntılar biter de yine kavuşuruz.

Sayfa: [1] 2 3 ... 223