İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - alıntı

Sayfa: [1] 2 3 ... 13
1
sessiz_gemi

29.07.2012

-------

yalnız kaldığımda raydan çıkmış düşünceler bana ruhsal olarak zarar veriyor.
bir önceki günü formatlıyor, başarılarımı çabuk unutuyorum.
bugün dışarı çıkmamanın bedeli olarak bir mini depresyon yaşıyorum.

içimde düşünceler bağırıyor, "sen asosyalsin", "sen insanlardan hep kaçtın, konuşmadın", "sen hep kendi köşene çekildin", "ne kendi derdini anlatabildin, ne başkalarını anlayabildin", "insanları çabuk unuttun, sınıf arkadaşlarını, asker arkadaşlarını hatırlamadın".
öyle mi.
biraz, ama birazdan daha fazla değil. bir sınıfta, bir asker koğuşunda gerekli olan yakın arkadaş olduğum üç beş kişiyi hiç unutmam. bana ders olan insanları, tipleri hatırlarım. diğerler,m, hiç görmemiş gibi unuturum.

yalnız yaşadığım son üç yıla bak. nispeten dışadönük bir insan oldum, gerçek hayatı yaşadım, gerçek insanlarla arkadaşlık kurdum, gerçek kızlarla yakınlaştım. dışarı çıktığımda kendi karakterimle çıktım. her halimle, iyi günümde, kah karizmamla, kah çocuksu tavırlarımla insanları tanımaya çalıştım, elimde bir miktar done oldu. bir yandan da insanların beni nasıl gördüğü, nasıl algıladığını anlamaya çalıştım. her yeni bir şey öğrendiğim gün benden yeni bir ben çıkmasına katkıda bulundu.

bugün uyusam, yarın dışarı çıksam yine o hayallerini yaşayan sosyal adam olacağım. karakterli ve güldüren ben olmaya gideceğim. bunu biliyorum.

her şey iyi güzel. peki gecenin bir buçuğunda uyumak yerine ne diye kıvranıyorum? bir nevi acı. ama üstesinden gelmeyi öğrendim.
DÜŞÜNCELERİN RAYDAN ÇIKTIĞINI, DÜNÜ FORMATLADIĞIMI GÖRÜYORUM. bu yüzden çektiğim şey yalan bir acı. yalanını yakaladım. acısı bana tüy gibi geliyor.

5
Çocuklar evebeynlerin deyimiyle yaramazlık yaparken çocuğunun psikolojik bir problemi olduğunu düşünen ve soluğu bir uzmanda alan anne baba , nedense içine kapanık , pısırık , kendini ifade edemeyen , utangaç , sosyal fobisi olan çocuğunu psikolağa götürme ihtiyacı hissetmez . Bu tür çocuklar bütün toplum tarafından son derece uslu ve efendi çocuklar olarak algılanır ve kabul edilirler .

6
Psikoloji / AŞK TEK EŞLİLİKTİR!
« : Şubat 04, 2012, 06:15:44 ös »
Psikolojik açıdan kadın-erkek birlikteliğinde aşk birlikteliği esastır ve aşk tekeşliliktir. Çok eşlilik modern zamanlarda cinsel sapma /kişilik bozukluğu/ kapsamında değerlendirilmelidir. Kişilik bozukluğu olan kişiler dini değerleri istismar etmeye yatkın yapıdadırlar.

7
Psikoloji / KADIN İKTİDAR DEVLET
« : Şubat 04, 2012, 06:15:24 ös »
bir erkeğin devleti de milleti de kadın olmalı onu yönetebilmeli bazı devlet büyükleri mevki makam koltuklarını kadın yerine ikame ediyorlar; kendi hayatlarındaki iktidarsızlık sorunlarını yanlış yerlerinden çözmeye adamışlar kendilerini...

Psikolog Hüseyin KAÇIN

8
Din & Felsefe / kulluk (Hz. Hüseyin)
« : Şubat 04, 2012, 06:14:49 ös »
Kimileri (cennet nimetlerine olan) hırs ve tamahlarından Allah’a kulluk ederler; bu tür kulluk, tüccar sıfatlı insanların kulluğudur Kimileri (cehennem) korku(sun)dan Allah’a kulluk ederler; bu, köle sıfatlı insanların kulluğudur Kimileri de nimetlerinin şükrünü edâ edebilmek amacıyla Allah’a kulluk ederler; işte bu, hür insanların ibadeti, hürlerin kulluğudur ve kulluğun en iyi şeklidir. ( Hz Hüseyin )

9
Din & Felsefe / Kurban Bayramı
« : Şubat 04, 2012, 06:13:56 ös »
cennet yada cehennem adına camilerde günde beş kere dans edenlerin yoldaşı şeytandır ve bu dünyada onlar güçlünün yanında kul köle olurlar "hakikate kör ve sağırdırlar" ancak Allah'tan başka gayesi olmayanların kalplerinde Allah'ın nuruna derin bir hasret ve özlem bulunmaktadır, onlar onurları için yaşarlar ve inandıklarını eğip bükmeden söylerler. Hakk'a kurban olanların bayramı kutlu olsun...

Psikolog Hüseyin KAÇIN

10
gokkusakgok@mynet.com:


........' e yolladığım mail:
içine kadar işleyen bir yazı yazmaya henüz cesaretim yok, ve seni daha da çok incitmek istemiyorum, ama sen ve senin yaşadıklarını yaşamış birçok insanın ve benim de yaşadığım olayları düşündüğümde bunları yazmak geldi aklıma. bir kırıntı kadar sana bir şeyleri düşündürdüysem, yüreğine dokunduysam sevinirim. aslında mesele sadece sana, senin yaşadıklarına dokunmak değil, senin sayende kendime dokunuyorum. uzun süre kimseye anlatamadım bunu, ve o kadar aciz bir anımda yaşadım ki bunu, aslında hiç unutamamı sağlayan buydu belki de. kolumu kıpırdatamıyorken, vücudumda bir adamın elleri dolaşıyordu. ortak seansta anlatmışım, hayatımda o adamdan sonra gördüğüm erkeklerde bana farklı bir muamele yapmadı. bazı erkeklere göre masum saf duygularla bir kız onu seviyorsa, onu kullanmak çok kolaydır, ve ilişki devam edecekse o kızla cinsel bir şeyler yaşanır. ilişki bunu gerektiriyor onlara göre. benim gibi bir zamanla güçsüz olan kadınlar da dünden hazırdır buna. sığınmaya ihtiyacı vardır çünkü. öyle bir kanmıştır ki adamın vaatlerine, ben bu fedakarlığı yapmalıyım der. istediği kadar muhafazakar, namusuna düşkün olsun, o sığınma, o muhtaç olma duygusuna yenik düşüyor, benim yaşadıklarımın özeti de az çok bunlar aslında.
samimiyetin beni çok mutlu etti



11
mavidunya_63@hotmail.com:

 Bir kaç hafta önce beraber seans yaptığımız E... ile tanışmak tesadüf olmasa gerek.Bu ortak terapi ayarlanmış bir şey değildi sonuçta,o gün öyle denk geldi ama bu tanışma benim için bir şans çünkü duygularımı bir kadına ilk defa bu kadar net açtım tabi bir "kadın" da bana samimi duygularını  açtı .Onun dün yazdığı yazının son kısmında bahsettiği kişi benim yanılmıyorsam.Her ne kadar acı çekiyorsam bile bu aslında ben de hala terapi sonrası oluşmuş bilinçli bir acı değil yani ben yaşadıklarımdan dolayı şu an acı çekmiyorum ama daha ilginci o travmanın bana hissettirdiklerini yaşıyorum şimdilerde.Kökeni geçmişe dayanan fakat acısını başka şekilde ödediğim o taciz,tecavüzlerin ve bana yaşatılanların hesabını ben bütün insanlardan soruyorum şimdiler de,O banyo şimdi yalnız yaşadığım dünya ve insanlar da abimle rol değiştirmiş durumda.Dünya da o banyo kadar korkunç ve insanlar beni rahatlıkla ezecek kadar kötü.Zamandan ve mekandan münezzeh ama zamana ve mekana muhtaç  acılı ve zalim bir Tanrı'yım aksi halde yaşamak her gün tecavüze uğramak gibi,
;her gün suçlanılacak ve ezilecek insanlar  bulmak ,akşam sığınacak bir ev,bütün gerçeklerden kaçmak için kurulacak bir hayal bulmak zorundayım.Olay bu yani.O son yazdığın yazı isterdim ki iliklerime kadar işlesin ve ben ilk defa kendi acıma ağlayayım ama çok zorlandım ağladım ama neye bilmiyorum inan ama belki ilk defa bu kadar anlaşılır birini bulmanın verdiği gözyaşlarıydı belki de bir oyun ama ağlamak güzeldi teşekkürler yüreği güzel insan inşallah yolun aydınlanır ve aradığın mutluluğu bulursun.

12
gokkusakgok@mynet.com:

Seni anlamaya çalışmak için eşcinsel olmama gerek yok.

‘Eşcinsellik’. En genel tanımı ile kişinin kendi cinsinden olan kişiye duyduğu cinsel, duygusal eğilim. Yabancı kaynaklardan bakıldığında da hemen bu tanım çıkıyor karşımıza. Basit olarak ne olduğunu anladım. Ama benim daha önceleri eşcinsellikle ilgili düşüncelerim, Taksim’de geceleri ortaya çıkan, çok makyaj yapan, korktuğum insanlardı. Çocukken arkadaşlarımla evdeki fazla oyuncaklarımızı satardık apartmanın önünde, bir gün biri geçti önümüzden, yanımdaki erkek arkadaşım ne alırsın abla dediğinde, ne alayım be dedi. Ama bu ses benim o güne kadar duyduğum kadın seslerinden farklıydı. Bu ses çok kalındı. Adam mı kadın mıydı bu? Evimizde ise eşcinsel insanlar ‘o biçim’ diye tanımlanırdı ne demekse. Ve babamın ünlü şarkıcıların ortaya çıkmasından sonra, bu tiplerin çok artacağını söylemesi hep gündemdeydi.
 Sonra insan ile ilgili bir alan seçtim ve nedendir bilinmez bu konu benim ilgi alanıma girmeye başladı. 1. sınıfta aynı bölümü okuduğum erkek arkadaşıma bu alanda çalışacağım dediğimde, ben de buna izin vereceğim tepkisini almıştım, belki de bu beni cesaretlendiren bir şey oldu sonradan. 3 sene önceki yaz tatilimde bir gay arkadaşımız vardı, çok eğlendik onunla, bir kızla sohbet etmek gibiydi, onunla sohbet etmek. O da zaten ay bıktım bu erkeklerden, hep aynı muhabbet, akılları şeylerindeydi der bizim yanımıza gelirdi. Tüm bunlar bir araya geldi, sonra yıllardır tanıdığım ilkokul arkadaşım bir gün bana gay olduğunu söyledi. Şimdiye kadar hiç kız arkadaşı olduğunu duymadım, bir ara bir kızdan hoşlandığını söylemişti ama onun dışında kimse olmamıştı. İçten içe de düşünüyordum neden böyle bir durum acaba diye. Bir yanda sürekli kadın muhabbeti yapan erkekler, bir yanda da bunu hiç yapmayan, hiç kız arkadaşım diye başlayan bir cümle kurmayan erkekler. İkisi de pek sağlıklı değil sanırım.
 Özellikle seçtiğim derslerde öğrendiğim şey, hayatta herkes 1 defa cinsel tacize uğramıştır. Ayy gerçekten öyle mi dedik, cinsel taciz ne demekmiş öğrendik, 1 değil kaç kez uğramışız meğerse. Benim yaşadığım ilk taciz, emin olmamakla birlikte ortaokul döneminde siye hatırladığım bir taksicinin bana adres sorma bahanesiyle penisini göstermesiydi. Yaşadığım şey şaşkınlıktan öteye gidemedi sanırım. Kızardım, bozardım, morardım. Tabii ki her mağdurun yaptığı gibi kendimi suçladım, neden adam seslenince baktım dedim. Sonraki ergenliğimin doruğunda yaşadığım tacizdi. Ağır bir trafik kazası geçirdikten sonra en yakındaki hastaneye kaldırıldık, yarı baygın bir vaziyette yatıyorum, hareket edemiyorum ve hayatımda herhalde hiç affetmeyeceğim bir insan olan sapık hastabakıcı, başta çok sevecen yaklaştı bana. Acı çekiyorum, bilmem kaç tane takla atan bir arabadan çıkmışım, kıvranıyorum, yüzümde kanlar var, üşüyorum. Ateşim çıktığını sandılar hemşire geldi kontrol etti, sonra o adam gelip ikide bir vücudumu elledi. Nasıl oldu bir an bilmiyorum, anladınız herhalde ateşimin olup olmadığını dedim. Adam hayatımda gördüğüm en yüzsüz insan olduğu için ah kızdın mı gibi saçma sapan cümleler kurdu. Sanki arkadaşım da küsmüşüm gibi. O anda ne hissettim, peki? Mıncıklanıyorum, kullanılıyorum ve ben bunu istemiyorum, karşı koyamıyorum, kolumu kıpırdatacak halim yok, elimden gelse serumun demirini kafasına indirirdim. Başka bir hastaneye giderken bile, küsmedin değil mi diye soru soruyordu bana. Başka bir şehirde yaşadığım için bu olayı, şikâyet etme, bulma gibi bir imkânım olmadı, zaten kimseye de anlatmadım, yıllar sonra halama anlattığımda o tacizi sadece erkeklerin yaptığı bir şey sandığı için pek de bir faydasını görmedim anlatmanın. Evet, şimdi hastabakıcı, asansörde tek kaldığım insanlar bende şüphe uyandırıyor. O kadar kötü bir şey ki bunu yaşamak. Bir şeyden dolayı yersiz yere kendinizi suçluyorsunuz. Savunmasızdım, beni dışarıda bekleyen birileri vardı ama ben gıkımı çıkaramadım. Utandım. İşte zaten en kötüsü de bu utanmak. Neyden utandım ki, ben o halimle o adamı baştan çıkarmış olamam, tahrik etmiş olamam. Suçum ne? Hiçbir şey. Travma sonrası bir durumda olduğum için, hatırladığım bunun birkaç kez yapılmış olmasıydı belki daha da çok yaptı. Ne zevk aldı bunu da çok merak ediyorum. Cinsellik tek taraflı bir şey değil ki, 2 kişi gerekiyor bunun için.
 Tacizci ve kurban. Bu olaydaki 2 dönemli karakter. Hangi cinsten oldukları da önemli tabii ki. Benim bu tacize uğramamdan sonraki yıllarda, kurduğum her bozuk ilişki de birleşince, erkek cinsine olan güvenim, iyi bir düşüncem hiçbir şeyim kalmadı. Ta ki, hayattan bunların doğru olmadığını öğrenene kadar. Kadın olmama rağmen, kadınları kendime çok yakın bulmadım, kaprisli, pek memnun olmayan, erkekler bizi eziyor der, ama kendi kendilerini ezen tiplemeler olarak gördüm ve görüyorum da birçoğunu, tabi ki genlerimde ben de taşıyorum bunu. Ama düşünüyorum da ya şu anda filmlere, dizilere, kitaplara konu olmuş ensest bir ilişki mağduru olsaydım. Yani bu tecavüz ya da taciz bana ailemden biri tarafından yapılmış olsaydı. İşte kafama bir taşın çarptığı an bu an. En güvendikleriniz anne, baba, ağbi, abla, kardeş, hala, amca, teyze, dayı, enişte, kuzen. Bunlarla aynı kanı taşımıyor muyuz, aynı soy ismi paylaşıyoruz çoğuyla. Bunlara güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz çocukluktan itibaren. Kız çocuklarının o dayılarına olan aşkı, erkek çocuklarının halalarına olan aşkı, veya teyzeye, amcaya az çok hangimizde yoktu ki, hele ki onlar gençse, bizimle ilgileniyor, oynuyorsa. Ama, her zaman güvenilir olmuyor en yakınımızdakiler. Eski tabirle bici bici yaparken kimin aklına gelir onlardan birinin kapıyı açıp size tecavüz edeceği. Ama oluyor, olmaya devam ediyor. Kızından çocuğu olan babalar var artık. Allah Babadan sonra evdeki Baba gelir, bu öğrenilir çocukken. Evin direği, ailemizin reisi bana. Babam bana hayatımda başıma gelecek en kötü şeyi yaparsa, ben bundan sonra hangi erkeğe güvenebilirim hayatımda. Ya da bir kadın bana bunu yaparsa, bir erkek eşi olarak seçebilir mi bir kadını kolay kolay. Karşı cins artık kötüyse, çare kendi cinsimden birine yaslanmak, zaten bizi birbirimizden iyi kim anlar ki zaten. Her kadının içinde bir erkek, her erkeğin de içinde bir kadın olduğundan yola çıkarsak da, bu eğilime gitmek pek de zor değil. Sığınmak, sevgi görmek, anlaşılmak. Aşk dediğimiz şey bunları barındırıyor. Karşı cins bana mutsuzluk verdi, ama kendi cinsim beni anlar. O da benden. Benim gibi.
 Bu kötülüğü yapanlar hayatlarına devam ediyor, kurbanlar ise acı çekiyor. Tabii bu sırada ailesi reddedenler, fuhuşa sürüklenenler, reddedilenler, tehdit edilenler, öldürülen kurbanlar da arttıkça artıyor. Bunun yanında ne yaşadıysam yaşadım, ben karşı cinsi sevmek istiyorum, bunun için çabalamaya hazırım, bir kadından veya bir adamdan çocuk sahibi olmak istiyorum diyen cesur yürekler de var. Onlar acılarını yaşayarak bir şeyleri değiştirmeye karar vermişler. Güvenleri, inançları, Allah ile olan çatışmaları, herkese, her şeye karşı olan duyguları zedelenmiş. Ama bir yola çıkmışlar. O kadar utanıyorlar ki o terapi odasında. Nasıl utanmasınlar ki. Şu cümleyi kurmak kolay mı ‘Ağbim bana banyoda tecavüz etti’. Bu bir insanın hayatında ne kabullenebileceği, ne de bundan sonra hayatında sıradan olarak kalacak bir şey değil. Ağbisine her baktığında hatırlayacak, ya da bazı anlar silinecek. Ama orada bir gerçek var. Yazın parlayan güneşi görmemek nasıl mümkün değilse, o gerçeği de unutmak mümkün değil. Zaten bütün acıları unutturmak gibi cümleler bana göre en içi boş cümlelerdir. Uzun zamanlar ister belki bunları düzeltmek, bir şeyleri yoluna koymak. Bazı insanların sen nasıl mutlu oluyorsan öyle yaşa, kimseyi dinleme gibi akılcı olmayan cümleleri de ne işe yarıyor anlamadım henüz. Zerre kadar empati kuramayan, koltukta oturarak uydurulan cümleler. Karşısındaki insanın dünyası yıkılmış, kimseye güven duymuyor artık, bir ümidi var ama.
 Ben bu satırları yazarken bile içimde bir acı hissettim. Dinlediğim hikâyedeki genç adam kim bilir ne yaşadı. Anlamaya çalışabilirim, ama senden iyi kim bilir ki bunu. Gözyaşlarını, vicdan azabını, isteklerini, hayallerini en iyi sen biliyorsun. Ben ise sadece az da olsa ne anladığımı yazmak istedim, belki sana bir kırıntı da olsa faydası olur diye.

 
 
 
 

13
pınar öğünç hanım
                                                                              ben hüseyin kaçının eşcinsellik konusunda danışanlarından biriyim.
                                                                                     evet doğru tahmin ettiniz ben bir eşcinselim.
                         pınar hanım kimse kimseye zorla terapi yapmıyor ancak siz ve sizin gibiler bunu anlamakta neden bu kadar zorlanıyorsunuz? anlamıyorum.size o forumda yer alan bir yazımı gönderiyorum.(bknz:bir eşcinselin ışık arayışı)
        Facebookta erce erkekçe diye biriyle tanıştım.HÜSEYİN KAÇIN adında eşcinsellik tedavisiyle ilgilenen bir psikolog olduğunu ve kendisininde tedavi gördüğünü bana da tavsiye ettğini söyledi.daha önce tanıştıklarım bunun bir tedavisinin mümkün olmadığını hatta bunun bir hastalık değil tercih meselesi olduğunu söylemişlerdi.heyecanlandım hemen o psikoloğu araştırmaya başladım sitesine girdim formuna üye oldum.hastalarının yazıları çok olumluydu hatta iyileşenler bile vardı.ancak ona karşıt olan bir grupta vardı onlarında sayfasına girdim.bu grup eşcinselliğin hastalık ndeğil tercih olduğunu iddia edyor ve tercihlerine saygı duyulması gerektiğini söylüyordu.bu gruba şu gerekçelerle katılmadım zaten hüseyin kaçın hakkında hiçbir somut olumsuz olayda yoktu.gerekçelerim:
   
    1.BEN MUHAFAZAKAR BİR AİLEDE DOĞMUŞ DİNDAR OLARAK YETİŞMİŞ BİRİYİM.EŞCİNSELLİK KESİNLİKLE BENİM GİBİ BİR İNSANIN TERCİHİ OLAMAZ.
    2.BU BENİM TERCİHİMSE PEKİ NEDEN RAHATLIKLA İSTEDİĞİM HALDE KIZLARLA İLİŞKİYİDE TERCİH EDEMİYORDUM.
    3.BEN ERGENLİK ÇAĞINDAN BERİ YANİ KENDİMİ BİLDİM BİLELİ BÖYLEYİM HİÇ KIZLARI YADA ERKEKLERİ TERCİH ETME ŞANSIM OLMADI Kİ

EŞCİNSELLİĞİ  gerçekten kendi tercihi olarak görenlere geLince onlarda bizim gibi kimliklerini gizliyorlar.niye gizliyorlar ki? neymiş bizim toplum cahil yobazmışta onları anlayamazmış peki avrupa amerika da dahil dünyanın tüm ülkeleri yasalarla bir takım özgürlükler tanıyor olsalar bile (ki her konuya aynı özgürlükleri tanıyotrlar bu eşcinselliğe özel bir özgürlük değil) toplum olarak neden dünyanın tüm toplumları eşcinselleri dışlıyor küçümsüyor hakaret ediyor.Müslümanı da hristiyanı da yahudisi de budistide asyalısı avrupalısı amerikalısı afrikalısı da eşcinsellere karşıysa ve geriye de kayda değer kimse kalmadıysa demek ki bu bir tercih olsa bile BU BİR YANLIŞ TERCİH

     
hocam öncelikle  şunu da belirtmek istiyorum yazımla ilgili gelen eleştirilerin birinde size terapiye gelenlerin hep cahil insanlar olduğu söylenmiş.bu kişye öncelikle hakaretini kendine iade ederek şunu söylemek istiyorum kardeşim sen beni tanımadan benim hakkımda nasıl yorum yapıyorsun?sen boğaziçinde okuyorsan bende Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okuyorum.ve bu okula Türkiye de ilk 400 e girerek ilk sıralardan girdim.eğer bende cahilsem herhalde TÜRKİYE NİN  %99U CAHİLDİR yani geriye zeki kültürlü olarak bir sen kalıyorsun   yazık acıdım sana SEN HARCANIYORSUN YA BU KADAR CAHİL İNSANIN ARASINDA NASIL YAŞIYORSUN SEN?!!!! BEN SENİN YERİNDE OLSAM BÖYLE BİR ÜLKEDE 1 DK DURMAZDIM!!!!!!!!!! AMA TABİ DOĞRU SENİN GİBİLER OLMAZSA BİZİM GİBİ KOYUNLARI KİM GÜDECEK?!!!!!!!!!! KİM BİZE IŞIK SAÇACAK?!!!!!!!!  BANA BAK KARDEŞİM ARTIK BIRAKIN ŞU KENDİNİZİ BEĞENMİŞLİĞİ KENDİ GÜRUHUNUZ DIŞINDA KALANLARI CAHİL OLARAK GÖRMEYİ.YANİ BEN EŞCİNSELLİĞİMLE BARIŞINCA MI YAKIŞIKLI BİR ERKEĞE KENDİMİ TESLİM EDİNCE VE SONRADAN DA HERZAMAN OLDUĞU GİBİ ALDATILINCA AŞAĞILANINCA MI TOPLUMDAN HEP GİZLENİP KAÇINCA MI  YADA TRAVESTİ OLUP KENDİMİ PAZARLIYINCA MI ZEKAM BİLGİM KÜLTÜRÜM ARTACAK??
 
       Hocam size insafsızca saldıranlara sesleniyorum kendinize cinsel tercihinize yaşam tarzınıza saygı duyulmasını istiyorsunuz peki siz niçin bize cinsel tercihimize  yaşam tarzımıza saygı duymuyorsunuz? biz eşcinsel olarak yaşamak istemiyoruz rahatsız oluyoruz ve birilerinin bize yardım etmesini istiyoruz Allah razı olsun HÜSEYİN HOCA VE ONUN GİBİ BİR AVUÇ İNSAN DAHA(MUSTAFA MERTER NEVZAT TARHAN CEM KEÇE VE BİR KAÇ KİŞİ DAHA) BİZE YARDIMCI OLMAK İSTİYOR ve size herhangi bir hakatette bulunmuyorlar onlardan yada onlardan terapi alan bizlerden ne istiyorsunuz?SİZ ÖYLE MUTLU OLABİLİRSİNİZ AMA BİZ BÖYLE MUTLU DEĞİLİZ ve bu yaşam tarzından kurtulmak istiyoruz.Siz de bize saygı duymak zorundasınız

14
Merhaba Pınar Öğünç

eşcinsellikle ilgili yazdığınız yazıyı okudum, merak ettiğim birkaç şey var facebook sayfanıza da yazdım, eşcinsellikle ne kadar ilgilisiniz, bilimsel olarak ne kadar bilgiye sahipsiniz tabi ki bilemiyorum, ama sizinle şunu paylaşmak isterim, danışmanlık alanından olan biri olarak, siz bu insanlarla terapi yapan psikolog veya psikiyatristlere tepki gösterirken eşcinsel kimliğinden dolayı acı çeken, değişmeye karar veren, hayatını kendi kimliğiyle devam ettirmek isteyen ve bunu başaran çok insan var. okuyan yazan insanların o forumlarda yazanların uydurulmuş senaryo olduğunu düşünmesi de beni hayrete düşürüyor. bu insanları anlamak, onlarla gerçekten onlar istedikleri için terapi yapmak onlara yardım etmenin bir yolu, anlaşılmaya, dinlenmeye ihtiyaçları var gözlemlediğim kadarıyla bu kişilerin. evet bu senin tercihin güle güle kullan cümlelerine değil.
tabi ki burada şahsınıza bir diyeceğim yoktur, sadece düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.
iyi çalışmalar
Emel Ulukaya
gokkusakgok@mynet.com

Merhaba,

Benim de anlamadığım “hayatına kendi kimliğiyle devam etmek isteyen” derken sizin ne kastettiğiniz. Dikkat ederseniz benim insanları “düzeltmek” amacıyla yapıldığı idida edilen terapilere itirazım var. Bu kafa yapısındaki ayrımcı insanlara söylediğim de, “evet eşcinseller, translar ve aileleri terapi alıyor ama tam de sizin bu zihniyetiniz yüzünden…”
Sevgiler
Pınar Öğünç

PINAR ÖĞÜNÇ mail adresi:  pinar@pinarogunc.com

15
From: mert-0990@hotmail.com
To: pinar.ogunc@radikal.com.tr
Subject: EŞCİNSEL TERAPİ VE ÖZGÜRLÜK


                        MERHABA PINAR HANIM
       Eşcinsellikle ilgili yazınızı okudum.Hüseyin Kaçının bu konuda yardım alan bir danışanı olarak beni üzdüğünüzü belirtmek isterim
                          bir hukukçu olarak bu konuyu 2 şekilde ele almamız gerektiğini düşünüyorum:1.USUL 2.ESAS
                                                        1.usul açısından (yani  terapilerin  yapılış şekli açısından)
       Başkasının hakkına dokunmadan başkasına zarar vermeden dilediğini yapabilmeye ÖZGÜRLÜK denildiğini sanırım sizde duymuşsunuzdur.bu terapilere başlamak istiyorsanız Hüseyin Hocayla iletişime geçiyorsunuz bilgi alıyorsunuz ve EĞER İSTERSENİZ başlıyorsunuz ve bu terapileri sadece hüseyin hocayla yapıyorsunuz başka biriyle muhatap dahi olmuyorsunuz dolayısıyla eğer hüseyin hoca rahatsız değilse:) ki sizde takdir edersiniz ki değil dolayısıyla kimseye zarar ver(e)memiş oluyorsunuz.nihayetinde EŞCİNSEL TERAPİ ALMAK BİR ÖZGÜRLÜKTÜR VE BU ÖZGÜRLÜĞÜ KİMSE ENGELLEYEMEZ SAYGI DUYMAK ZORUNDADIR.Eğer siz benim özgürlük alanıma saygı duymaz müdahale etmeye başlarsanız bende sizin özgürlüğünüze saygı duymamaya müdahale etmeye başlarım haliyle.
                                                       2.esas açısından(yani terapilerin içeriği açısından)
       Pınar hanım işte bu alanda dilediğiniz gibi eleştiri yapmakta özgürsünüz.ancak yine saygı çerçevesinde yani jakoben militarist beyaz türklere has bir kibirle değilde(ASIL BU ZİHNİYETE TERAPİ YAPMAK LAZIM GİBİ) empati kurmayı bilen normal insanlar misali.
       Eşcinselliği KUTSAL BİR DOGMA  haline getirmeye çalışanlara inat eşcinselliği tartışmaya açıyoruz.ortak hayat hikayelerinden yola çıkarak bir varsayıma teoriye ulaşıyoruz.ortaya çıkan varsayımlara göre belli olgular belirleyip uygulama aşamasına geçiyoruz.yani bu terapilerde sosyolojik ve psikolojik bir deney ve gözlem yöntemini kullandığımızı söyleyebiliriz.şu an saptadığımız en büyük  olgu BABA ÖĞESİNİN PASİFLİĞİ BUNUN YANINDA ANNE ÖĞESİNİN DOMİNANTLIĞI..saptadığımız ikinci olgu ÇOCUKLUKTA YAŞANAN CİNSEL İSTİSMAR VAKALARI..ve yine herkesin kendi hikayelerine göre değişen spesifik bir takım başka olgular..yani pınar hanım bizim tezlerimiz ve antitezlerimiz var.. bunları tartışmaya her zaman açığız ancak dediğim gibi medeni insanlar olarak karşılıklı saygı çerçevesinde...



NOT: ''bu durum madem ki çocuklukta yaşanan derin travmalardan kaynaklanıyor da neden bu kadar kısa sürede çözülüyor?'' diyorsunuz..bu sorunun çözümü kişiden kişiye değişen kişilerin yaşadıkları travmaların büyüklüklerine göre içinde bulundukları sosyal gerçekliklere göre değişen süreler istemektedir.forumu incelerseniz 3 ayda değişenleri de benim gibi 1 2 yıldır devam edenleri de görebilirsiniz.evet dediğiniz gibi pınar hanım çözüm hiçte kolay ve yakın değil..

Sayfa: [1] 2 3 ... 13