İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - psikolog

Sayfa: [1] 2 3 ... 70
1
Hüseyin KAÇIN / İNADINA SEN
« : 23 Eylül 2019, 21:27:14 »
İNADINA SEN

sevmek bedel istermiş diyorlar
ben senin acıyan gözyaşlarına sığındım
avuçlarında ağladım
senin yüzün gülsün diye

kahrolası hayatta kimi kimsem olmasın
inadına yaşadım inadına seni sevdim

sakın bırakıpta gitme
sen gidersen kim korur beni

sana bir sır versem:
katığım da bir tutam sen
azığım da
çayım da bir tutam aşk
şekerim de

ömrüm sen
ömrünsün

ömrümü ömrüne serdim
ömrün de ben

17 Eylül 2019
00:00
Edirne

2
Hüseyin KAÇIN / BAYRAM
« : 15 Ağustos 2019, 18:52:56 »
BAYRAM

Büyüklerin ellerinden hürmetle
Küçüklerin gözlerinden sevgiyle öpülürdü
Eş dost ahbaplık edilirdi
Eskiden eskimeyen zamanlarda

Zeytinin siyahını
Peynirin beyazını
Ekmeğe katık ederdik
Can can içinde eksilmez artardık
Bayramlar bayram olurdu...

4 Haziran 2019
02:50
Edirne


3
Hüseyin KAÇIN / AYŞE NİSAN KAÇIN
« : 13 Ağustos 2019, 00:27:51 »
Kırcasalih'te bir evde yangın çıkmış.
Ayşe Nisan: Biz camiden çıkmıştık. Yangın var yangın var diye insanlar koşuşturuyorlardı.


Ne giysen çok güzel oluyorsun. Bu yeşil elbisen de çok güzel olmuş.
Ayşe Nisan: Sanki sana hiç yakışmıyor.


Dün seni salıncakta nasıl salladım?
Ayşe Nisan: Evet ama Allah'a çok şükür midem bulanmadı.


Ayşe Nisan: İstanbul'u çok seviyorum ama ben Edirne'liyim. Baba, sende Edirne'lisin. Annem, Trabzonlu...






Ayşe Nisan: Baba, ben yirmi yaşıma geldiğimde babaannem ölecek mi?








Ayşe Nisan: Anne, keşke babamın bir ablası olsaydı. Babamdan büyük yok...





- Şu yeşilliyi giy istersen.

Ayşe Nisan: Annem şimdi uyum uyum der. Annem uyumu çok sever. Bu pembeyi giyeyim.




Ayşe Nisan: Anne, bak babam çorbasını bir lokmacıkta bitirdi.





Ayşe Nisan: Baba, cennet sekiz kat, cehennem yedi katlı mıdır?


- Hadi çabuk gel ıslanmışsın bak öksürüyorsun.
Ayşe Nisan: Hasta değilim.

Ayşe Nisan: Baba, zile basmana gerek yok. Kapı zaten açık.


Ayşe Nisan: Baba, sen de benim gibi ketçap mı seviyorsun.


Ayşe Nisan: Baba, duyduğuma göre sen çocukken Yusuf'un babasını odaya kilitlemişsin.
- Nerden biliyorsun?
Ayşe Nisan: Babaannem söyledi.

Ayşe Nisan: Anne, İmamoğlu kaç puan almış söyleyim mi?

İmamoğlu elli dört, o kırk beş aldı. Yarışı önde bitirdi.

Ayşe Nisan: Tamam anne üzülme. Belki bir daha o kazanır. Belki bir daha yaptırırlar.

Ayşe Nisan: Anne, bu dörttü üçe girmiş, anne bu yediydi sekize girmiş.

Ayşe Nisan: Baba, resim sanatının en birincisi kimdir?
Osman Hamdi Bey...
Ayşe Nisan: Kaplumbağaları var.
Nerden biliyorsun?
Ayşe Nisan: Resim dersinde öğretmen boyama yaptırmıştı.


- Sen de beni hiç dinlemiyorsun.

Ayşe Nisan: Çünkü ben sen değilim.




Ayşe Nisan: Yusuf, senin annen nereli?
Yusuf: Edirne'li..
Ayşe Nisan:  Edirne'liler h harfini söyleyemiyorlar. Benim annem Trabzon'lu olduğu için h harfini söyleyebiliyor.



Ayşe Nisan: Anne, sen yüze kadar sayarken hangi sayıları kullanıyorsun?



Ayşe Nisan: Babacığım, babalar günün kutlu olsun. Top kekleri yaptım sana.


Ayşe Nisan: Bacağımdaki şişiğime buz koydum.





TÜM BABALARIMIZIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

Anneler değil mutlu ve mesut yani kişilikli, onurlu, saygın adına ne derseniz deyin iyi kadınlar iyi çocuklar yetiştirirler... O kadınlar ayrıca her başarılı erkeği bir şekilde adam etmesini iyi becerirler.. Allah o kadınlara güç kuvvet versin... O kadınlar cennet gibidirler gözlerinde kaybolursanız hayatın sırrına erersiniz...

O kadınları annelerinden önce çocukken kendilerine yakışan ve ahlaklarından başka büyük sermayeleri olmay...
Devamını Gör


Ben yokken sana yeni aldığım yastığa bakarsan beni hatırlarsın olur mu?
 Ayşe Nisan:  Baba, sen yokken arabaya bindiğimde de yanıma almam lazım o zaman.



Ayşe Nisan: Anne, bayram bitti mi? Bayram bitti mi?





Ayşe Nisan: Anne, ben çok değişik bir düzenleme yapacağım. Düzenleyelim herşeyi...


Ayşe Nisan: Anne, akşam yemeği yoğurtlu çorba yapar mısın?


Ayşe Nisan: Baba, yine ikimiz uyandık. Herkes uyuyor. Baba, annem ve teyzeme diycem ki uykucu tavuklar...



- Söyleseydin müziği kapatırdım.

Ayşe Nisan: Söyledim ama sen sağır olduğun için duymuyorsun?

Ayşe Nisan: Anne, dokuzu çeyrek üç var...


- Evet, ramazan da bitti artık.
Ayşe Nisan: Keşke ramazanın ilk günü olsa.
- Neden?
Ayşe Nisan: Çünkü ramazanı çok seviyorum.

Ayşe Nisan: Baba, niye yardım etmiyorsun öyle bakınıyorsun?
- Oda senin odan neden kendin toplamıyorsun?
Ayşe Nisan: Sen de benim babamsın...

Ayşe Nisan: Ramazan bitti yarın bayram. Anne, sana bir şey söyleyim mi? Ben ramazanı bayramdan daha çok seviyorum. Ramazan da oruç tutuyoruz.

Ayşe Nisan: Elveda ramazan elveda ramazan...


- Daha uyuyacak mısın?
Ayşe Nisan: Baba, beni rahat bırakır mısın?


Yusuf: Top patladıktan sonra yemek yenir.
Ayşe Nisan: Anne, ezan okunduktan sonra mı top patladıktan sonra mı yemek yenir?


Ayşe Nisan: Ramazan'ın son günü mü?
- Bir gün daha var.
Ayşe Nisan: İyi ki var. Anne, ben ramazanı çok seviyorum.

Ayşe Nisan: Babamı seviyorum çünkü o çok iyi bir arkadaş.
- Arkadaş mı?
Ayşe Nisan: Baba, neyse...

Ayşe Nisan: Anne duymuyor musun kulağın mı yok senin?


- İstanbul için ezan okunuyor?
Ayşe Nisan: Edirne en son. Zehra teyzemlerden sonra biz açıyoruz.

- Dikkatli ol düşersin. Balkon demirine çıkma.
Ayşe Nisan: Dikkatliyim zaten beyinsiz değilim babacığım. Baba, sende onları düşürme dikkatli ol. Telefonuna dikkat et.

Ayşe Nisan: Baba, suç Yusuf'un babasının. Sen kaç kere söyledin kapıyı açmadı sana.




Ayşe Nisan: Anne, anne dedim anne.. Anne...
- Ne oldu?
Ayşe Nisan: İki saattir anne, anne, anne dedim...

Ayşe Nisan: Baba, anneme yardım etsen annem bu kadar yorulmaz.
- Sen neden yardım etmiyorsun?
Ayşe Nisan: Ben yemek mi yapıcam? Ben ütü mü yapıcam? Ben çamaşır mı yıkıcam? Baba, sen orpiş orpiş uyuyorsun.

Ayşe Nisan: Baba, sen biraz spor yapsan da şu göbeği eritsen. Hiç spor yapmıyorsun..

Ayşe Nisan: Anne, Edirne okundu mu?
- Bu okunan ezan İstanbul.
Ayşe Nisan: Bu İstanbul Yusuf, İstanbul Yusuf'çuğum...

Ayşe Nisan: Anne, Edirne okundu mu?
- Bu okunan ezan İstanbul.
Ayşe Nisan: Bu İstanbul Yusuf, İstanbul Yusuf'çuğum...

Ayşe Nisan: Anne, babaannem dedi ki: Levent amcamla Bülent amcam çocukken hep şımarıkmış, yaramazmışlar. Babam hep ders çalışırmış. Babam hep birinci gelirmiş.

- Su çiçeği geçirdiğin için seni öpemiyorum. Bu yüzden çıldırmak üzereyim.
Ayşe Nisan: Hastalığımı çok sevdim. Ben kendimi hasta etmek için, hep hasta olmak için bir şeyler yapıcam. Abur cubur yicem.

Ayşe Nisan: Babaannem tesbihini bırakmış.
- Kolye olarak boynuna takarsın.
Ayşe Nisan: Ben kendimle oynamıyorum ki oyuncaklarla oynuyorum.

Ayşe Nisan: Kedi sen nereye gidiyorsun? Anne, kediyi cat okuluna yazdıralım.


- Beni seviyor musun?
Ayşe Nisan: Çok seviyorum.
- Nereden anlayacağım sevdiğini?
Ayşe Nisan: Duygularımı alarak.
- O nasıl olacak?...
Devamını Gör

Ayşe Nisan: Ramazan yaklaşıyor. Babamın göbeğinde davul çalcam. Güm güm de güm...

- Bu kuyruklu yıldız mı?
Ayşe Nisan: Hayır, kayan yıldız.


Ayşe Nisan: Yusuf, bu resim benim çünkü ben tasarladım.


Ayşe Nisan: Yusuf, duvarı niye boyadın? Sorması ayıp...


Ayşe Nisan: Anne, Levent Amcam kaç yaşına giriyor?


Yusuf: Allah, isterse ölür.
Ayşe Nisan: Allah, ölümsüz. Allah ölürse her şey ölür. Dünya bile ölür çünkü her şeyi O yarattı. Farkında değil misin?

Ayşe Nisan: Neye yaklaşıyoruz?
- Çeşmeye.
Ayşe Nisan: Değil. Çok oruç tutuluyor.
- Ramazan.
Ayşe Nisan: Ama gerçekten çok yaklaştık.

Yusuf: Zengin ve Fakir çizelim. Mutlu fakir çocuk çizdim.
Ayşe Nisan: Yusuf, fakirler mutlu mu olur?
- Neden mutlu olmasınlar?
Ayşe Nisan: Üstleri eski. Evleri yok. Bundan mutlu oluncak şey mi var?








Ayşe Nisan: Anne, hep oyun oynuyorsun. Başka bir şey oyna.


Ayşe Nisan: Anne, sen öğretmen ol ben de öğrenci olayım. Limon'un kuyruğu da kalem olsun. Sen söyle ben yazayım. Anne, bak pinokyo. Öğretmenim bütün yazıları yazdım. Gerçek bak. Anne, dişlerine bak.

Ayşe Nisan: Anne, bir şey diyeceğim neden bunun elektriklisini kullanıyorsun da neden bunu kullanmıyorsun? Buna boşu boşuna mı para mı verdin?

- Bak annen çok kültürlüdür sen de annen gibi kültürlü ol.
Ayşe Nisan: Sen de sus...

- Daha vaktimiz var.
Ayşe Nisan: Hiç vaktimiz yok bir gün sonra öleceğiz.


- İyi ki senin baban olmuş muyum?
Ayşe Nisan: Evet.
- İyi ki başkası baban olmamış mı?
Ayşe Nisan: Çünkü sen beni çok seviyorsun çünkü beni omzunda tanışıyorsun ve de beni mutlu yapıyorsun.

Ayşe Nisan: Baba, süpriz. Çikolatalı kek topu yaptım. Annem bir kere bile yardım etmedim.


Ayşe Nisan: Anne, babam kaç yaşına giriyor?
- Kırkbeş

..


- Senin baban mükemmel mi?
Ayşe Nisan: Mükemmel.
- Nesi mükemmel?
Ayşe Nisan: Beni omzunda taşıyor.
- Onu ezberledik artık. Başka bir nedeni olmalı?...



- Telefonu bırakırsan didi veririm.
Ayşe Nisan: Ee.. vermesen ne olacak ölecek miyim?



Ayşe Nisan: Kekler geldi. Didi'ler de geliyor. Dondurmacı amca, dondurmacı amca, kaç dondurman var? Burası annem, burası babam, burası ben. Bir, iki, üç, dört, beş, altı. Yedi de ben çıktım. Anne, dondurmacı amca oynayalım mı? Ellerimizi sayacağız. Kimin eli çıkarsa, o çıkar. Baba, hiç yemeyecek mi? Enfes tadı, tadı mükemmel. Anne, sen de benim gibi didi'yi çok seviyorsun.
- Kek'i kim yaptı?
- Ayşe Nisan yaptı.

4
Hüseyin KAÇIN / DİPLERE YÜZELİM
« : 30 Temmuz 2019, 18:18:13 »
diplere yüzelim
en diplere
ben yüzme bilmediğimden olsa gerek
hayatın kenar mahallerinde hep vurgun yedim
yüzümün eskiyen yanları
yüzüne karışır şeker gibi yenilenir

okuldan kaçan çocuklar gibi
ben hayattın içinden zor yanlarından
hep sana kaçıyorum

saklandıkça sana yakalandım

26 Temmuz 2019
00:10
Edirne

5
Hüseyin KAÇIN / NEZİR eryarsoy'a
« : 10 Temmuz 2019, 02:15:00 »
NEZİR

eryarsoy'a

sultan süleyman'a kalmayan dünya
bize mi kalır dostum
bir gün ölür gideriz bizde ikimizde
eşimize dostumuza aldırmadan
üç beş gözyaşı akar mı bilinmez
mezar taşımıza bakıp yas tutan
dua okuyanımız kalır mı o da bilinmez

sevgiden başka ne servetimiz kalır
bu hayat seni de beni de acıtmıştır acımamıştır
eğilmemişsek bükülmemişsek
iyi adamdı rahmetli diyenimiz de varsa

cennete koşar adım gider miyiz
senin dualarınla
cehennem pusu kurmuşsa yolumuza
aşar mıyız seninle

adın kalırsa adamsındır
yüreğin nasırlıdır
adanmışlığın kalırsa
gözün gönlün yaşlıdır
özünde de sözünde de
"insan" olan
sensin...

5 Temmuz 2019
08:40
Edirne

6
  Hayata belki 1-0 yenik başlayan eşcinsel kardeşlerim size artık acımıyorum.Terapi süreci içinde çok uğraştım sizi de kurtarmak için boşunaydı biliyorum.Çünkü hepiniz ailenizin açtığı bu yarayı haklı çıkardınız.Türlü bahaneler saydınız inandığınız yalanı doğrulamak için.Ezberlediğiniz yalanları çürütmeye çalıştığımda dinlemeye bile tahammül etmediniz.Şimdi gerçeklerle yüzleşmeye cesareti olanlar için yazıyorum.
  Eşcinselliğin bir tercih olmadığı konusunda hemfikiriz kimse böyle bir yaşamı tercih etmez.Ayrıldığımız nokta şu ki eşcinsellik doğuştan da gelmez.Eşcinsellik psikolojik bir hastalıktır.İnsan biyolojik-sosyolojik-psikolojik bir varlıktır ve bu bileşenlerin biri diğerinden ayrılamaz insan bu üçünün toplamıdır.Eşcinseller insanın aynı zamanda psikolojik bir varlık da olduğu noktasında bocalar.Herbirinin psikolojik problemleri vardır fakat bu hallerini homofobik dünyanın yüklediği güçlüklere bağlarlar.Gerçekte durum böyle değildir.Eşcinselliğin yasal olduğu ülkelerde eşcinsellerde görülen intihar oranı heteroseksüllere göre çok daha yüksektir.Eşcinsellik psikolojik bir hastalıktır WHO hastalık kitabından çıkartılması tamamen politik kaynaklıdır ve çıkar odaklıdır.Eşcinselliğin genetik olduğu yönünde tek bir bilimsel bulgu dahi yoktur.Bu hastalık aslında sadece bireyin değil ailenin hastalığıdır.Eşcinsellerin aileleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre %90'ında üçlü aile modeli görülmüştür.Buna göre:
-Fonksiyonsuz,ilgisiz,sevgisiz,duygusal ve fiziksel anlamda uzak bir baba,
-Otoriter,aşırı şefkatli,korumacı,baskın anne,
-Kırılgan ve hassas yapıdaki çocuk.
Bunu duyunca şöyle tepkilerle karşılaşırız: "Yoo babamla aram çok iyiydi öyle bir problem yoktu.."
  Homoseksüellik öncesi erkek çocuk zaten naif ve silik bir karakterdir.Akıllı ve usludur.Böyle bir çocuğu herkes sever ama bu sevgi sahtedir.Eşcinselliğin genetikle bağdaştığı tek nokta homoseksüel öncesi oğlan çocuğun kırılgan hassas bir yapıda olmasıdır.Bu söylendiğinde eşcinsellerin sunduğu argümanların başında eşcinsel hayvan ilişkileri gelir.Bunların hepsi öğretilmiş ezberlenmiş şeyler.Hayvanlardaki eşcinsel davranış öyle yaratıldığı için olmaz.Hayvanlarda açlık,susuzluk,av dönemi gibi stres faktörleri olduğunda bu tür davranışlar gözlenir.Bu davranış bilimlerinin alanıdır genetiğin değil.Eşcinsellik yaratılıştan gelir diyenler bu tezlerini tek bir bilimsel kaynağa dahi dayandıramazken bilakis yaratılışa aykırı bir durum olduğunu kanıtlayan çok basit bilimsel kanıtlar var.Anatomi.Anal bölge dışa açılan bir boşluktur dışa itmeye yarayan kaslardan oluşur.İçe almak fonksiyonları dahilinde değildir ve bunu yapan kişinin anal kasları hasar görür.İnanmak istediği şeye inanan ve ezbere konuşan eşcinsel bireyi ikna etmek imkansızdır.Tüm bu anlattıklarıma türlü bahaneler uydurur inanmak istemez.İşine öyle gelir çünkü.Kolayı seçer.Böyle yaratıldım deyip zevkinin peşinden gitmek çok kolaydır.Birilerinin onu buna inandırmış olması önemli değil aksini hiç düşünmek istemez.Dökümanlar onun istediği şeyi söyler psikologlar onu bu konuda yüreklendirir.Asıl gerçekleri bilen kişi sayısı bir avuçtur bunların bir kısmı da alacağı tepkilerden korkar sessiz kalır.Konuşanlar da dinlenmez zaten fakat bu durumun içinde olup ahlak yargılarından ve dinden izole bir şekilde halinden rahatsız olan sorgulayan araştıran eşcinseller de var.Eşcinsel olduğu için rahatsız olan bu durumdan kurtulmak isteyen adama ne diyebilirsin?Böyle yaratıldın git istediğin gibi yaşa diyebilir misin?İnanır mı sana?Ben inanmadım.Araştırdım okudum eşcinselliğin doğuştan geldiğine dair okuduğum hiçbir döküman beni tatmin edemedi.Mantık süzgecinden geçirdiğim yalanların hiçbiri aklıma yatmadı.Ön yargılarımla okumadım merakımdan okudum ve bunun doğuştan gelmediğine bir hastalık olduğuna artık emindim.Şu yazıyı ön yargılarını bir kenara bırakıp sırf merakından okuyan bir eşcinselin belki en azından aklında bir soru işareti olurdu.Buraya kadar okuyan kardeşim farkımız ne biliyor musun?Korkaksın,fedakarlık etmek istemiyorsun,kolayı seçiyorsun,güçsüzsün,eşcinsel duygularıyla savaşan biri olarak beni ve benim gibileri sizden ayıran özellikler bunlar.Korkmuyorum,cesurum soruyorum,araştırıyorum,kimden hesap sorulacaksa yakasına yapışıyorum.Fedakarım iki haftada bir kalkıp Antep'ten istanbula gidiyorum terapiye.18 saat sürüyor.Dünyanın parası gidiyor.Maddi manevi fedakarlık ediyorum.Bir savaş veriyorum.Zoru seçiyorum.Ben de böyle yaratıldım deyip işin içinden çıkabilirdim.Güçlüyüm bu savaşı ancak güçlü azimli biri verebilir.Kendimi takdir ediyorum ve bu yolun başında kendime verdiğim sözü hatırlıyorum.Ben hep savaşcam asla pes etmicem ve bu onursuz yaşamı asla tercih etmicem.

7
Hüseyin KAÇIN / KEDİ
« : 07 Haziran 2019, 01:46:05 »
KEDİ

Gel pisi pisi
Hayat bize de gülseydi
Kedi olalı bir söz yakaladık
Olmayacak duaların adamı olarak yaşadık
Gel zaman git zaman
Bizden geçti zaman yaşlanıverdik
Ak saçlarımıza aldanıverdik

Cennet kokulu rüyalarımızdan
Binbir dert ile uyanıverdik
Aşk gülümüzü solduruverdik

Sevdik seveli ansızın ayrılıverdik
Gel zaman git zaman avare olduk...

Ölen öldüğü ile kalırmış
Üç günlük yalan dünyada
Derdi de bir dermanı da bir
Seven sevdiğinden ayrılırmış

7 Haziran 2019
13:50
Edirne

8
Belcikali pastaci: Loading 65% ;



Arkadaslar lafi uzatmadan dolandirmadan

Siir yazmadan sizlere 3 yil da nelerin degisebilecegini ve bendeki degisimleri size aktarmak istedim.



Ilk once basliktaki 65% ne anlama geldigini aciklayayim isterseniz,

Hani bilgisayarda bi program yuklersin de

Onun dolmasini beklersin ya (loading)

0% dan baslar 100% e kadar yolu vardir.

Ha tam olarak benim hayatim 0% dan 65% kadar dolmus durumdadir. yani 65% e kadar positif sonuclar aldigimin anlamina geliyor.



uzatmadan

Ilk esnadan itibaren sizlere neler yasadigimi anlatim.

Daha dogrusu anlatmaya calisayim.

belcikaliyim sonucta, turkce egitim felan gormedim, o yuzden akiskan bi öykü, metinler beklemeyin benden okey?? :D



Bu arada 96 dogumluyum

huseyin hocaya

Ben tesadufen veya tevafuken herseyse

Internette rast geldim.

hic vakit kaybetmeden iletisime gectim kendisiyle.

Carem yoktu, cunku diger psikologlardan arzuladigim randimani alamadim hicbirzaman.

onlarin escinselligi asla ama asla hastalik olarak kabul etmediler. O yuzdende iyilesecek bi durumum olmadigini ileri surduler her zaman.

huseyin hoca gel dedi goruselim dedi.

Tamam geleyimde ama nasil??

ben belcikada hocam istanbulda. kendim halledemezdim bu durumu. Destege ihtiyacim vardi. durumumu aileme acikladim, aciklamak zorundaydim. evet biliyorum cok zordu aileme escinsel oldugumu aciklamak. Ama o an allahin bana cesaret verdigine inaniyorum. Yoksa asla cesaret edemezdim. annem babam kahroldular. Ustune birde tecavuze ugradigimi duyunca yikildilar.

arkadaslar ben sadece 8 yasinda iken oz abim tarafindan defalarca tecavuz edildim. Siz dusunun yani nasil bir travmaya maruz kaldigimi!! hemde 2 yil boyunca aralikli yapardi.

abim 16/17 yaslarindaydi.

evet biliyorum akliniz almiyor. Benimde almiyor!!!

annem babam israr edince soyledim abimin yaptigini. Dunyalari baslarina yikildi. Bi yandan ofkeliler biyandan caresiz.

oglum ne yapalim ne yapabiliriz dediler aglayarak

baba dedim istanbulda soyle soyle hoca var

Onun bana yardim edebilecegini dusunuyorum. Buradakiler yardimci olamadi.

neyse apar topar bileti aldik

ertesi gun yalniz istanbula gittim huseyin hocaya.



Ilk seans:

huseyin hoca anlat dedi!

hic cekinmeden oz abim tarafindan defalarca tecavuz edildigimi ve bu escinsel egilimlerimin bundan kaynakli oldugunu dusunuyorum dedim. bu travmalar beni bir Pasif escinsel yapti dedim. Ayriyeten annemin ve babaminda escinsel olmamin kesinlikle bi payi var dedim. gecimsizlik, sevgisizlik, pasif bir baba, dominant bi anne.

surekli beni dayima gondermeleri. Dayimin 8 tane kiz cocugu var siz dusunun. surekli onlarin arasinda buyudum. Ister istemez hal ve hareketleri benimsedim. feminensi bi yol aldim diyebilirim.

ilk okullarda pek birseyin farkinda degildim

surekli oynasirdim daha cok kizlarla

Futbol oynamazdim vesaire

neyse

orta okula gectim...

Ve birseylerin ters gittigini anladim

yeterince erkek olmadigimi

arkadaslarimin surekli bi kiz sevgilisi oldugunu ve benimde erkek arkadaslarima asik oldugumu bi yandan erkeklerden korktugumu farkettim. Bu beni cok rahatsiz ediyordu. Icten icte bunun boyle olmamasi gerektigini biliyordum. Zamani geldi denemeye calistim

Zamani geldi aglaya aglaya tovbe ettim

ama pek bir faydasi olmadi.

Yas ilerledikce

Erkekleri daha fazla arzulamaya basladim

artik frenleyemiyordum kendimi

deli gibi asiktim erkeklere

surekli bi cinsellik arzuluyordum, hayal ediyordum. Adeta penis bagimlisiydim.

cok hoslanirdim.

Ara sira baskalarina sakso cekerdim.

Inanilmaz zevk ve sonrasinda pismanlik duygusu olusurdu.

neyse anlattim herseyi hocaya.

huseyin hoca: seni iyilestirebilirim

sunlari bunlari yapmalisinki positif sonuclar alabilesin dedi. Tama hocam dedim

Koyulduk uzuuuunnnnn bi yola.



Bendeki noksanlari tespit edip o sekilde ilerliyorduk.

ilk once abinle yuzlesip hesap sormalisin. Icindeki ofkeyi kizginligi disa vurmalisin dedi.

hakliydi, kavgalardan, yuzlesmelerden hep kacardim. ofkemi icimde yasardim.

erkeklige ilk adim burdan baslar dedi.

pasif olmak yok, dobra olacaksin diye buyurdu.



Beni buyuk bir gorev bekliyordu.

Nasil yuzlesirim, nederim. Korkuyorum felan.

Bi sekilde karsima aldim. pat pat herseyi vurdum yuzune. Iste escinselligimin onun yuzunden oldugunu

Assaglik birisi oldugunu. Bunu bedelini odemesi gerektigini falan felan saydirdim. Sok oldu, beni bu sekilde ofkeli ilk defa goruyor olmasi gerek.

Neyse terk ettim sonra masayi

Inanilmaz bi rahatlama yasamistimki o an.

omuzlarimdaki yuk adeta yok olmustu.

cesaretlenmistim sanki. onume geleni dovesim geliyodu resmen. Okadar yoksunluk yasamisimki meger. Hep pasiftim, kavgalardan kacan, hakli olsam bile. Bu yuzlesme olayi beni baya zirvelere tasimisti.



tekrar randevu aldim. Bi kac gun sonra Ucaga binip yallah istanbula.

gelismelerden bahsettim. Hoca beni tebrik etti

boyle devam etmem gerektigini,

herkezden hesap sormam gerektiginin onemini bahsetti. bu defa sira annemdeydi. Annem benim durumumu ciddiye almiyordu.

Adeta tecavuzcu oglunu savunuyordu. Bu beni cildirtiyordu !!!

neyse gectim annemin karsina

iste boyle boyle

Sen nasil bir annesin dedim

binbinturlu psikolojik savas verirken

Sen nasil benim arkamda durmazsinda o 5 para etmezi kollarsin dedim. Senin gibi anneye lanet olsun deyip

tabak canak ne varsa yere indirmistimki

Annem benim ciddiyetimi anlasin yani. Benimde bu evin bi reisi oldugumu iyice bi kavrasin. Yok oyle artik pisiriklik felan.

Cok ofkeli bi sekilde kendinize iyi bakin dedim

Ben artik yokum!!!

Ahirette gorusuruz dedim.

arabaya atladim, son gaz gittim.

Annem deliye donmustu. Gozundeki o caresizligu gormeliydiniz. Beni ariyor surekli

Acmiyorum. Sonra babam aradi. Bi sekilde ikna etti ve eve dondum.

bu tiyatroyu oynamam lazimdi

Cunku annem anlamak bilmiyordu biturlu.



huseyin hoca beni tebrik etti.

tabi yaptiklarimdan kendimde gururluydum.

Asla yapamiyacagim davranislari sergiledim.



sonra, seni bu pasiflikten kurtaracagiz,

Izleyecegin yol su dedi:



Bu surecte pasifler once aktiflesmeli!!

Peki hocam dedim. Ne yapmaliyim??

 

masturbasyon esnasinda aktif fantaziler kuracaksin dedi. zorliyacaksin kendini dedi. No pain no gain misali.

istemeyerek istemeyerek fantazi kura kura

Bi zaman sonra garip bi sekilde

Aktifligi benimsemeye basladim. Bi noktadan sonra zevk almayada basliyorsun.



iyi guzelde benim bu cinsel arzulari dayanilmaz hale geliyor. Hocam seviscem dedim Kendimi tutamiyorum. Hic onermiyorum ama illa yapcaksan kesinlikle pasif olma dedi.



Uyduk seytanin aklina

Girdik iliskiye

Hoppaaa

adami becerdimde

Bi sekilde adamda beni becerdi

Durduramadim kendimi.

yillarca pasif rolune burundum sonucta, kolaymi!! Hocanin bi bildigi varmis demekki



Bu iliskiye girme meselesi zivanadan cikmisti

Surekli internet uzerinden tanimadigim konustugum kisilerle sevisiyordum.

Cogunlukla aktif oluyordum, bu iyi birsey ama bazende pasif oluyordum ve bu hic olmamasi gereken birsey.

Keske girmeseydim bu belaya dedim.

cunku gercekten bagimlilik yapiyor. Terapi surecini inanilmaz yavaslatiyor bu pasiflik istegi durumu. Keske hic bulasmasaydim dedigim cok oldu.



neyse vardir bizimde cizilmis bi kader yolumuz.

surecim belliki uzundu. surekli belcikadan istanbula gelmem imkansizdi. hem zaman hemde para kaybi. Dusundum tasindim istanbula tasinmaya karar verdim.

Aradim ayarladim

Kiralik bi daire tuttum istanbul Leventte.

istanbulda kaldigim surece bos kalamazdim heralde. O yuzden bu sure zarfinda cok iyi bir okulda ascilik egitimi aliyordum.

hem devamli terapilere giyordum hemde bi yandan sevdigim meslegi ediniyordum.



cok fazla inisler cikislar oldu.

Cok guzel yollar katettim

surec ilerledikce bir zaman sonra

cinsel iliskileri biraktim. Tatmin etmiyordu cunku. Hem yapmacik gibiydi adeta.

asla hetero pornosuna bakmayan ben hetero pornosuna bakmaya basladim.

gay pornosunasa bakiyorum,

Hetero pornosunasa.

dedigim gibi inisli cikisli herzaman.

bi gun cok iyi uyaniyorum

kizlari ayarliyasim geliyor

Bigun gaylerle takilasim geliyor

Henuz tam sabitlesemedim



Bu seviyeye gelebilmem bile cok buyuk bir lutuf benim icin

huseyin hocayi tanimadan once

En yakin arkadaslarima asik olup

geceleri goz yasi dokuyordum

Erkek erkege ask yasamak istiyordum

simdilerde ara ara o ataklar geliyor

sevisme istegim oluyor

Ama enazindan arkadaslarima degil

Yabancilara karsi

Ve sadece cinsel istek sadece

Oyle ask mask, o asli olmayan seylere gozum yok artik. Yasadim ettim cunku. Hepsi yalan



surec inanilmaz yavas ilerliyor biliyorum

Ama arkama bi donup baktigimda

vay canina... nekadarda degisen seyler olmus diyorum. ozguvenim mesala

3 yil onceki ozguvenimle simdiki ozguvenimin arasinda daglar kadar fark var.

o zamanki korkak halil asla tartismaya gelemeyen, hakkini savunamayan...

Simdi ise oooo

Hakkim olsun donuna kadar alirim onun

anasini s*kerim

tartisirim ederim kendi gorusumu soylerim

Hic cekinmem

Eskiye bakarak cok ilerledi

Ha 100% duzeldimi??

Yalan soylemicem hayir duzelmedi 100%

Cok yol katettim

Ama halen gidilecek cok yolum var



kendimi ezik hissetmiyorum eskisi gibi

Cesaretliyim

Ama karsima  boylu poslu kasli bir erkek ciktimi

Iste orda cok zorlaniyorum

Neden bilmiyorum

guc ile alakalimi

yada onu elde etmek istedigimdenmi

Yoksa beni sahiplensin diyemi dusunup yenik dusuyorum bilmiyorum.

Ha aslinda bu konudada gelisme var

eskiden onume gelene yenik dusunuyordum

kendimi kaybediyordum

senin olayim hayalini kuruyordum

seviselim onu ele gecirim diyordum

Evet Onume gelen herkeze

Sapkinlin degilmi?? Bencede 



suan ise sadece boylu poslu kasli kisilere zaafim var. Bu tur kisilere karsi cinsel arzularim  olusuyor. Ama onceki gibi ask mask degil

Bu cinsel durtulerimin tecavuzden kaynakli oldugunu biliyorum. Bagimli kilindi bana.



Hayatima bir kiz girmesini cok istiyorum.

Cok sıkıldım artık. Enazindan gelismeler olur

Sevgilim oldugunda diye dusunuyorum. Bi noktaya ulastim. Ayni hizada duruyorum surekli bi gelisme yok. artik birini sevmek saymak, onun beni sevmesi saymasini istiyorum. bekliyorum sadece.

cesarette edemiyorum acikcasi. Bi kiza gidip duygularimi acamiyorum. Karsi taraf acsa kabul edecemde

Muhtemelen onlarda bu hamleyi erkekten bekliyolardir pff



En yakin arkasimin iliskisi oldugundan beri kiskaniyorum. cok guzel ask yasiyolar ediyolar. Benim niye yok diye deliriyorum.



Oyle iste arkadaslar

Terapi surecim 65% doldu diye dusunuyorum

baya yol katettim yani

Ama henuz surec devam ediyor



ha birde basima ortanci abim cikti

Bas belasi

cocuk son zamanlardir

seytanlarla ve cinlerle ilgili bilgiler ediniyor.

Iste insanin gunaha tesebbus edecek haraketleri, dusunceleri bilmem neleri seytan ve cine mahsustur diyor. Onlar seni komuta ediyor yonetiyo diyor

gel hocaya goturcem seni

Icindeki cini cikarsin diye sacma sacma seylerle ugrasip benim canimi sikiyor.



anlamak istemedikleri sey varki

bu bir psikolojik rahatsizliktir. ve iyile hemen beklenemez. oyle 3 seans gittimde kurtuldum diye birsey yok. Ben 3 yilimi verdim halende devam ediyor. Cok ugras cok istek gerektiren bir savas!!



arkadaslar yarim yalamak bi oyku oldu

Kusura bakmayin

Dilim yettigince birseyler yazdim



Umarim sizlere yararli olabilecek bi oyku olmustur.



ayriyeten hocama cok tesekkur ediyorum

Hakikaten ADAM diyebilecegim nadir kisilerden. Insan unutuyor, nankordur. Ama huseyin hocam olmasa ben katiyen zerre yol katedemezdim. daha kotusu dibe vururdum.



God bless you



Que dieu te bénisse


9
Size kısaca hikayemi anlatiyim. Nasil buldum hüseyin hocayı. Neden aradım. Neler yaşadım. Neden buradayım. En baştan aliyim. Ailemden, çocukluğumdan...
Ben muhafazakar bi ailenin en büyük oğluyum. 19 yasindayim. Evim antalyada. Lisede 5 arkadaşımla beraber istanbula geldim. Yurtta kaliyorum. 2 erkek kardeşim ve bir kız kardeşim var. Ailemden dolayı ben de kardeşlerim de bebeklikte yurtlarla tanışıyoruz. İsmini vermek istemedigim bi cemaat yurdu. Kotu olduğu için değil ama. Yurtlar sayesinde dinimi öğrendim ben. Yurtlar sayesinde bu kadar başarılı bi öğrenci oldum. Mesela ben kendimi bildim bileli yurtlardayim. 6. sınıfta yatılı kalmaya başladım. Benim bi küçüğüm lise 1. sınıf. Açıktan okuyor. Seneye hafizlik okuyacak. Yurtta kalıyo. Onun bi küçüğü kız 4. sınıf. Onun bi küçüğü de 5 yaşında erkek. Şimdi gelelim neden burdayım. Neden hayatım intihari düşüncek kadar boka sardı. Büyük olasılıkla ailemin kızlara karşı tutumu, bu en büyük etken değil tabi, ve 8 yaşında iken kuzenim tarafından tecavüze uğramam. Tabi tecavüz gibi gelmiyo o yaşta. Hatta oyun gibi oluyor. 8 yaşında ben, 9 yaşında diğer kuzenim, onla çok ilişkim yok kuzenim mi onu da bilmiyorum aslında, ve ergenliğe yeni girmeye başlamış olan kuzenim. Yani hatırladığım kadariyla. Zaten ergenlige girmeyen bi insan niye böyle şeyler yapsın. Neden 8 yaşında bi insanı cinsellige bulastirsin ya da porno izletsin. Tecavüz derken neyi kastediyorum. Aslında tam tecavüz gibi değil. Çünkü beni hem aktif hem de pasif konuma koyuyorlardı. Bi şekilde saksoyla falan erekte olmamı sağlıyorlardi. Tabi herhangi bi zevk fakan alamiyorsun. Zaten ne yaptığının farkinda degilsin. Bu olayı o zaman bi arkadasimla konusmustum. O da yanlış olduğunu söylemişti. Ben de sonra beni sikmelerine izin vermemiştim. Sonra en büyük olan o zaman sen beni yap falan diye oyun oynatıyordu. Beni polis yapıyordu. Kendi hırsız oluyordu. Onu yakalayıp soymami arkadan tecavüz etmemi fakan istiyordu. Ya da onun gibi şeyler. 11 yıl önce olmuş. Çok hatirimda değil açıkçası. Bi keresinde şişe çevirmece oynuyorduk. Sonra cesaret demiştim. Sonra şeyimi yala demişti. Ben istememistim. Yapmazsan oynayamazsin bizimle demişti. Bi şekilde yapmıştım. Ama ondan sonra iğrenmiştim sakso olayından. Normalde benim gibi insanlar pasif escinsel oluyorlar. Yani sikmek değil sikilmek istiyorlar. Benim öyle ileri bi fantezim olmadı açıkçası. Fantezilerim dokunmanın ilerisine geçmedi. Ama tüm vücuda dokunmak. Onu sahiplenmek. Sevgilisinden ve diger arkadaşlarından kıskanmak. Zaten bunlar kişiyi bitiriyor. Dudaktan öpmek falan gibi şeylerde istemedim. Göğüs, karın ve kol kaslari bana hep caiz geldi. Onları öpmek istedim. İlk bi erkeğe karşı hislerim 4. sınıfta oldu. Tabi o zamanlarda da ergenliğe girmediğim için cinsel bi istek degildi. Benden 2 veya 3 yaş küçük bi çocuktu alt dönemlerde. Bana çok tatlı gelmişti. Ona çok sarılmak istiyordum. Öpmek falan istiyordum. Ama cinsel bir şey değildi yani. Sonra 2. defa 8. sınıfta oldu. Ama bu cinsellikle alakali olabilir. Ergenliğe yeni girmiştim. Tabi yukarıda dediğim gibi yurtta kalıyordum. Teog hazırlık senem. Bizim yurtta 7 ve 8. sınıflar kalıyordu. 7. sınıflardan bi çocuğa aşık olmuştum. Sürekli yatağını falan kokluyordum. Kokusunu çok seviyordum. Böyle geçti gitti. Gene 7. sınıflardan başka bi çocukla da böyle şakalaşma gibi şeyler olmuştu. Birbirimize dayıyorduk argo konuşmak gerekirse. Onun arkasına falan geçip sariliyodum. O da kurtulmaya çalışıyordu. Bir kaç defa boşalmıştım. Zaten sonra sınav geçti. 490 yaptım. 6 arkadaş istanbula geldik. Liseye burda başladık derken hazırlık senemde yurdumdan bi arkadaşıma aşık oldum. 6. sınıftan kalma bi arkadaşım hem de. Gerçi hala arkadaşım, takiliyoruz. Hala ayni yurttayiz. Bu sefer de universite sınavına hazirlaniyoruz. O zamanlarda yan yatağımda yatiyordu. Gene sürekli yatağını kokluyordum. Elini fakan tutuyordum. Cinsel organına dokunmaya calisiyordum. Sonra benden uzaklasmisti baya. Ama o sene de bitti bi şekilde. Ve 9. sınıfta öyle bi isteğim olmadı. Hatta igreniyordum ondan bazen. Sonradan farkettim ki ben ona değil parfümüne aşık olmuşum. 9. sınıfta kimseye karşı bi hissim olmadı. 10. sınıfta ise tabi tam açılma senelerim. Normalde çok içime kapanık bi insanimdir. Kimseyle konusamam oyle kolay kolay. Biraz da hiperaktifimdir. Çok çatarim insanlara. 10. sınıfta sınıfımdan birine aşık oldum. Sonra yakinlastik. Şuan en yakın arkadaslarimdan. Zamanla kafadaki o erotik istek geciyor. Ya da başkasına kayıyor. Bence 2. si. 10. sınıfta samsunda bi bilim kampına göndermişti okul beni. İlk gece tanışma olsun diye bi güzel sanatlar lisesinden 2 kişi bizim odaya dalmıştı gitar ve kemanla. Orda o ilk görüşte gitarciya karşı hislerim olmuştu. Tabi o zamanlar böyle bakıyordum bu duruma. Sanki normalmiş gibiydi. Şimdi anliyorum. Sonra o 3 günlük kampta çok samimi oldum onla da. Bağlarımız hiç kopmadı. Şuan o da en yakin arkadaşlarımdan birisi. Ve ona karşı olan erotik istegimde baya azaldı sonradan. 11. sınıfta yurtta ilk defa gerçekten hoşuma giden bi insanla bi şeyler yaşadım. Benden 2 yaş küçüktü. 10. sınıftı o kişide. Zamanla onla da yakinlastim. Sonra kıyafet üstünden dokunmalara gitti sakalasmalarin ucu. Sonra ben bi ileri seviyeye taşıdım. Elimi pantolonunun içine sokmuştum bi anda. Sonra o da yaptı aynısını. Bu böyle devam etti bi süre. Ama daha ileri gitmedi. Zaten dokunma olayında bosaliyordum. Ve sonra içimi bi igrenme hissi kaplıyordu. Ama sonra geçiyordu o da ve tekrar yapmak istiyordum. Böyle bi döngü içindeydim. Ama aradaki sevgi yerini erotizme bırakmıştı. Ne gariptir ki hala görüşürüm onunla da. Hala samimi oluruz bulustugumuzda. Ve herseyin bok olduğu seneye geciyoruz. 12. sınıfa. Yani bu sene. Normalde okulumda devam edicektim. Yani açık liseye gecmicektim. Fakat bu yurtlarda kalabilmem için açık liseye geçmem gerekiyordu. Ben okul pansiyonuna geçmek istedim. Hatta piyano dersine falan da baslamistim. Fakat ailem sağolsun. Zorla beni geçirdiler o yurda. Tüm arkadaşlarım da geçti ama onlar kendi istekleriyle geçtiler. Ve sonraaa. Bi çocukla tanıştım. Benden 1 yaş büyük. Tabi açık liseye geçince sadece açık lise okuyanların olduğu bi yurda geçiliyor. 50 kişi açık lise yurdu. 2 MF sınıfı  1 TM sınıfı var. Neyse konuya geri dönüyüm. Adı b... olsun. Şimdiye kadar kimsenin adını söylemedim çünkü b... tanırdı o kişileri. Ve bu yazıyı okutucam ona. İlk tanistigimizda bişey hissetmedim fakat ehliyet fotosunu ilk gördüğümde ona karşı bişeyler oluştu içimde. Biraz serseri bi tipi vardi beni kendine çekti hemen. Sonra yakinlasmaya basladik ama gene ciddi bi hissim yok. Sürekli guresiyorduk. Beni bogazliyordu falan. Nefessiz birakiyordu. Aslında baya acı cekiyordum fakat hoşlanıyordum o acıdanda. Sonra beni bi aksam yatmadan önce yanaklarimdan öptü ve kendini öptürdü. İyi geceler dedi. Her şey orda koptu sanırım. Sonra sürekli onu öpmeye başladım. Beraber ders calismaya başladık. Sonra yanak kesmiyordu artık. Boynundan da öpüyordum. İyi geceler öpücüğü istiyordum yatmadan önce. Sürekli sariliyordum. Elini tutuyordum. Ve sonra normal olarak benden soğumaya basladi yavaş yavaş. Ama hala yakın arkadastik. Sahile inmeye başladık sonra. Kahve falan içiyorduk. İlk inisimizde bana sevgilisiyle olan şeylerini anlatti. Onun da ailesi benimkiler gibi muhafazakar. Ailesinin onu sevgilisinden ayırmak için neler yaptığını, neler yaşadığını anlatti. Orda cidden kendimden utandım. Kendimden nefret ettim. Ben bu kadar sevdiğim bi insan hakkinda nasıl pis şeyler düşünürüm diye. Aslında dediğim gibi fantezilerim cok ileri seyler değildi. Bana sarilsin. Beraber uyuyalim. Göğsüne başımı yasliyim. Saçımı okşasın. Öpsün beni. Bana değer versin. Falan. Yani beni siksin gibi bi isteğim yoktu. Hala yok gerçi. Sonra film falan izlemeye basladik cuma akşamları. Önce sahil sonra film. Tabi bu 3 hafta sürdü. Zaten benden iyice sogumustu cok dokunduğum için. Artık dayanamadim. 4. hafta biraz zorladım ve sahile indik. Orda dedim ki yürürken beni seviyor musun. Dedi zaten seni sevmesem senle neden buraya geliyim. Sonra kayalara oturduk. Ağlamaya başladım herseyi anlattim. Bu ikinci acilisimdi. Bundan birkaç hafta öncede okuldaki eski rehberlik hocama açılmıştım. Ama sonra telefonlarima ve mesajlarima bakmamaya basladi. B... ye acilmaya da burdaki bi blogu okuduktan sonra karar verdim. İyileşme konusunda en büyük yardım erotik olarak ilgi duyduğunuz bi insana acilinca ve beraber zaman geçirince olur diyordu. B.... en başta çok normal karşıladı. Senin tercihin değil falan dedi. O akşam ve cumartesi günü iyidi benimle. Sarıldı falan. Fakat pazar izinden dondugumuzde (bu arada cumartesi öğlenden pazar aksama kadar izin vaktimiz) bana çok soğuk davraniyordu. Dayanamadım. Benle konusmuyordu. Sonra salı günü bi kağıda onu ne kadar çok sevdiğimi yazıp ona verdim ve çıktım yurttan. Dayıma gittim. Ona da açıldım. Dayanamadım. Bana yardım etmeye başladı  maddi olarak. Psikolog ucretimi falan karsiliyor. Salı günü orda kalıp çarşamba yurda geri döndüm çünkü onsunluğa dayanamadım. Bir an önce ona kavuşmak istedim. Ama bişey degismiyo tabii ki. Bana karşı hala çok kötü. Cumartesi günü de hüseyin hocayla randevu almıştım. Tabi kimsenin haberi yoktu ilk randevudan.

10
Dünya geneli bir şey yaymak isterseniz bunun en iyi yolu medya üzerinden yürümektir. Ama hangi medya tv programları hatta sosyal medya bile sinema kadar evrensel değildir. Bunun yanında sosyal medya çoklu kullanıcı yorumuna açık olabileceği için sizin gönderinizin altına onu mundar edecek bir şey gönderilmesi  reklamdan öte baltalanmaya döner dolayısıyla ters teper. Anlayacağınız evrensel bir mesaj vermek isterseniz eleştirme veya engel olmadan bunu yaymak isterseniz kullanılacak en iyi yol sinema sektöründen geçer. Çünkü iyi yapım bir sinema herkes tarafından izlenir, sadece o zamana değil her zamana hitap ediyor yani sosyal medyadaki gibi bir gün trend olup sonraki gün unutulmuyor. Hatta o zamanın sosyal medyasını de fethedip trend oluyor yani bir taşla iki kuş vuruyor. Ki bunu fark eden bazı gruplar ne yaptılar onu görelim

Son seneler özellikle imdb rekortmeni filmlere bakalım bir de benim izlediğim rastgele bir türk filmine bakacağım.

Bohemian Rhapsody
Filmin başlangıcında aslında sıradan kızların da normal diye nitelendireceği bir karakter var. Pat diye bir müzik klübüne katılmak istiyor. Amaç mı; bence o bakıştığı kızı etkilemek... Ne oldu da filmin sonunda bu hale geldi bu adamcağız diye söyletiveriyor. Bazı kötü arkadaşlar diye kısaca kestirip atabilirim zaten sigara alkole uyuşturucuya da onlar başlatmazlar mı? Her fenalık bu ortamlardan gelmedi mi? Hayır diyorsanız milyonlarca aile yanılıyor mu ya da çekmiş kişiler? Neyse biz filme dönelim. Adam bir şekilde gruba giriyor. Grup yükseliyor. Kız da adamın sahne makyajcısı oluyor. Adama ultra dar feminen bir giysi seçip bunu seversin demesi bir tuhaf gelmiyor değil. Neyse sonrasında ilişkileri başlıyor. Bu ilişki tabi ki seyircinin beğenisini alıyor. Ama biraz erken kavuştular dedirtiyor yani böyle olmamalıydı. Neyse ailesiyle bile tanıştırıyor. Kıza yüzük alıyor verirken kız ona sen çok sen çok yükseleceksin diyor adam biz diyerek kızı da katarak düzeltiyor. Kariyerinde de yükseliş başlıyor. Bir şirketle bir şarkıyı çıkarmak için zorla da olsa anlaşıyorlar. Derken adam konserlere turnelere çıkıyor. Kız da hala adamla tabi ama olmadık birşey oluyor. Bu karı gidiyor adama diyor ki “Ben devam edemem aslında bu senin suçun da değil bak vs.” diyerekten adama sen eşcinselsin benle olman doğru değil kafasına geliyor. Ne! Neye göre eşcinsel dedirtiyor iki feminen giymesi bazı hareketleriyle adama eşcinselliği yaftalaması o kadını filmin kötü karakteri yapar bence. Neyse adam hala onu sevdiğini söylüyor tabi sürtüğün umrunda değil başka herife gidecek. Adam hala bu kadınla görüşmeye çalışsa da kadın adamı hayatından çıkarmaya kararlı telefonlar da bitiyor artık. Derken bir boşluk oluşuyor. Bu adam baya ünlü tabi bunun menajeridir asistanıdır şusu busu var. Bunlardan asistanı olduğunu tahmin ettiğim bir tanesi eşcinsel; önemli bir ayrıntıyı kaçırdım bu gay asistan filmin başlarında yani adam kadınlayken herifi öpmeye çalışıyor, bizim adam durduruyor tabi ne yapmaya çalışıyorsun olmaz falan diyor. Bu manyak durur mu durmuyor tabi. Bu arada adamımızın adı da Freddy manyak herifi ise Allen adında bir adam canlandırıyor artık çok herif girecek karışmasınlar diye yazıyorum. Freddy kadından yani Mary’den ayrılınca boşluğa düşüyor. Bir gün otelde partide kendini bir garsonun poposunu ellerken buluyor diyebilirim. Garson da kesmesini istiyor tabi. Ama bu Freddy’nin artık hoşuna gidiyor anlaşılan bir şekilde konuşup garsonun adını alıyor; “Jim Hutton”. Freddy’nin aşk hayatı batık ama iş hayatı da iyi devam ederken iş hayatı da aşk hayatının lanetine çekiliyor. Bu eşcinsel asistanın teşvikiyle Freddy solo kariyerine gitmek istiyor tabi en yakın ahbapları olan müzik grubu buna şaşırıyor ve biz ailendik diyorlar ve terkediyorlar. Bundan sonra Freddy yapayalnız kalıyor tam boşluğa düşüyor. Bu gay asistanın ilk darbesi değil tabi sırada menajer var tabi. Gaylerden iyi entrika kuran mı var bir iftira entrika ile gerçekten kendisine sadık, dürüst, işini iyi yapan menajeri de ne yazık ki Freddy’e kötü gösterip postalatıyor. İşte şimdi Freddy savunmasız kalıyor. Büyük bir sinsilikle gay asistan amacına devam ediyor. Tek kalan Freddy’e eşcinselliğin kapılarını açıyor. Gay partilerle başlıyor. Padişaha her gece cariye gönderen Safiye Sultan’ı unutturmaya çalışan Nurbanu Valide Sultan gibi her gece başka bir adam ayarlıyor adamlar da denebilir. Gel zaman git zaman bu adamın kariyerinin batmasından da daha kötüsü oluyor adam AIDS hastası oluyor. O an zaten hayatı gözünün önünden geçer ya insanın benzer bir durumu yaşıyor. Bir gece Mary’i görüyor. Mary ona ailen falan diyor. ile derken müzik grubu yani. Derken bir gün bir telefon geliyor bağış amaçlı bir konser yapılacak tabi gay asistan vazgeçirmeye boşverdirtmeye çalışsa da enterasan bir şekilde bütün batışının tek sorumlusu olan gay asistanla tartışıyor ve seyirciyi rahat ettiren bir şey yapıp bu erkek kaşarını kovuyor. Eski müzik grubunu aramaya koyuluyor onları anlaşmalarla ikna ediyor ve sahneye çıkmak üzere anlaşıyorlar. Derken Freddie için son birkaç şey kalıyor. Freddie gidip garsonu arıyor binlerce isim benzerliği arasından onu bulup eşi ilan ediyor aman ne romantik. Asıl rahatsız edici durum ise adam Mary’i de büyük bağış konserine çağırıyor. İlk sevgilisi ve eski sevgilisi birlikte büyük bağış konserini izliyorlar. Sonra adam AIDS’ten ölüyor. Bu mutlu son oluyor. Kaçınız böyle bir sonu çocuğunuza veya kendinize biçersiniz. Adam asla hayatını kuramadı aids’ten genç yaşta öldü. Hep kandırıldı hayal kırıklığına uğratıldı. Belki o da uğradı ama tek başına bırakılan kimsesiz olan o oldu. Gruptaki diğer herkes hayatını kurdu aslında. O ailesi dediği grup hiç mağdur olmadılar aslında gruptan alabileceklernin fazlasını aldılar en azından ömür boyu bir bar köşesinde çalmadılar. Kaybeden hep Freddy oldu. Ona yardım eden de olmadı. Bence içten üzülen de olmadı. Evet bu eşcinsel hayatlar içinde en güzel olanı. Bu adam bir heteroseksüelden eşcinselleştirildi. Mary ona sırtını dönmeseydi böyle mi olurdu. Asla. Kendinize de bir dönün bakın size kimse yardım edemez tabi sizden başka yoksa böyle batar gidersiniz bu bataklıkta. Kimse ağlamaz size herkes işine geldiği gibi yaşar. Sizin primlerinizi yerler.

11
Hüseyin KAÇIN / ROMA RÜYASI
« : 14 Mart 2019, 10:33:36 »
ROMA RÜYASI

adımız bir damla gözyaşındandır
kanımızın son damlasıdır
babamlarımızın ellerine karılmış
çocuklar bile bilir bunu
anaların rahminde
anlı şanlı tarihimizden yüreğimize
mühürlenmiş...

al al karanfiller
mor menekşeler gibi
çiçek açarcasına yürüyoruz
şam'dan istanbul'u doğuran anneler
bizim annelerimizdir
istanbul'u el bebek gül bebek büyüten
bizim babalarımız

bitmeyen bir ömürdür kaderimiz
cümle alem bilir adımızı
sevdamızı yitirmeden kavgamızı bitirmeden
akdeniz gibidir rüyalarımız
bir uçtan bir uca derya deniz
roma'daki çocuklar da bilir bunu...

anadan geçilir yardan da geçilir
şam'dan kan kan olmuş acısından
bağdat'tan sancısından geçilir mi
akıncılar yürürsün adımız yürüsün
kudüs bizim roma'da bizim
doğmamış çocuklar bile bilsin

05 Mart 2019
14:05
Edirne

12
Hüseyin KAÇIN / AŞK KOKAN BAHAR
« : 14 Mart 2019, 10:24:51 »
AŞK KOKAN BAHAR

Çok sevineceksin çok
dünyalar kadar yetmezse
sonsuz kadar mutlu olacaksın
çocuk gibiysen

annen bir gülümserse
baban bir elinden tutarsa
hep mutlu olakcaksın
hüzün nedir keder nedir bilmeyeceksin

çocukçasına koşarsan hayatta
kimsenin seni yıkmasından korkmayacaksın

çocukların elleri toprakla yıkanır
topraktan geldik toprağa gideceksek eğer
cennetin kokusudur toprağın kokusu

bir çocuğun yüzünü güldürenin
ömrü de cenneti de bahar olur

O'na üç şey sevdirilmişti
biri kadındı biri namaz
üçüncüsü de fatma'nın da
cennetin de kokusu...

sevdiysem seni bir kere
korkmasana koklasana
bahar da kokuyorum nisan da
sen kokuyorum

14 Mart 2019
11:25
Edirne 

13
Biriyle tanıştım ve ona hayran oldum zaten kendisinin de hayran olunacak meziyetleri vardı. ''Hem karakteri hem yetenekleri bakımından ne kadar harika bir insan,böyle insanlar da varmış''dedim. Keşke olmasaydı!
Dışarıdan bakıldığı zaman kusursuz,hayran olunası gözüken ama size musallat olduğunda aslında ne kadar tehlikeli bir çirkinlikte olduğunu görüyorsunuz.
 Pisliğini sanatla kapatmış harika bir oyuncu kendisi. Filmlerde gördüğümüz,senaryo gereği birbirine aşkla bakan oyuncular nasıl rol yapıyorsa aynen öyle bu da rol tabi ki. İnandım mı? İnandım.
Ah işte aradığım aşk dedim. Sizin de gözlerinizin içine bakılarak mana yüklü şarkılar söylenseydi,kusursuz hazırlanmış iltifatlar alsaydınız siz de inanırdınız. Sana ihtiyacım var ne olursun beni kendinden mahrum etme bakışı,her güzel olan şeyin sana ithaf edilmesiyle insan kendini dünyanın en güzel kadını gibi hissediyor haliyle,ta ki o sanatçının evli olduğunu öğrenene kadar.
Yani adam kendisi söylüyor tabi evli olduğunu ama yazık öyle mutsuz öyle aşksız,yavan bir evliliği var ki napsın adamcağız bir başkasına aşık oldu tabi (!)
Hislerimizin peşinden gitmeliyiz,kendimizi prangalamamalıyız,hayatımızı kendi istediğimiz gibi özgürce yaşamalayız diyerek, sen bunları yapmazsan esir,geri kafalı ve boş olursun imaları ve buna benzer bir çok şey. Ah ne büyük yalanlar ne kadar çirkin.Eminim karısının bu çapkınlıklarını anlamaması için ona türlü jestler yapıyordur. Onun aşkından emin olan kadın da ona duyduğu güvenle gözü arkada kalmadan yaşıyordur.Ya da belki her şeyi farkındadır ve çocukları için bu sevimsiz hayata katlanıyordur.Her neyse,çok şükür ki ben o sanatçının ağına düşen zavallılardan olmadım,psikoloğumun tuttuğu ışıkla tüm gerçekleri gördüm. Eğer o harika oyuncuya inanırsam ruhum orospulaşacaktı. Ben de tüm isteklerini,bütün kışkırtmalarına ve baştan çıkarıcı cümlelerine rağmen reddediyorum. Sevmek,sevilmek çok güzel bir şey sonuna kadar peşinden giderim ama bu sözde sevgi için onurumu,prensiplerimi satmam gerekiyorsa,yere batsın! Evet şuan çok öfkeliyim,eğer bir sevgi açlığım olmasaydı belki o adamın seçtiği av ben olmazdım. Bana almam gereken sevgiyi veren ebeveynlerim olsaydı bu tuzağa düşmezdim.Şanslı olanlardanım,iş işten geçmeden psikoloğumun yardımıyla bir facianın eşiğinden döndüm. Sanırım çoğu şeyi saklamayı becerebilsekte sevgi açlığımızı saklayamıyoruz.Karnımız açken nasıl midemiz gurulduyorsa,kalbimiz açken de bir şekilde sinyal veriyoruz.
Onunlayken kendimi çok şanslı,bulutların üzerinde hissettim.Sanki tek benmişim bu dünyada güzel olan gibiydi sanki bütün güzellikleri hak ediyormuşum gibi. İşte bunların hepsi mış gibi olabilir sadece. Sizi bir masalın içine sokuyor ama asla gerçek değil ,sadece mış/miş gibi. Bunu yapmayı çok güzel beceriyor ve sık sık benim ne kadar yetenekli ve umut vaad eden bir sanatçı adayı olduğumu belirterek egomu okşuyor. Normalde bunların hepsine hayır demek,reddetmek zor ama gerçeği görünce insan duyduğu tiksinmeyle çok kolay sıyrılabiliyor. Gerçekten de dediği gibi, bu dünyada benden bir tane daha yok,gençliğim bir kez daha verilmeyecek ve bütün güzellikleri hakediyorum, bu sebeple bu usta oyuncunun oyuncağı olmayacağım.


14
Hüseyin KAÇIN / TELEVİZYON DİNİ
« : 12 Şubat 2019, 11:09:20 »
Din, televizyonda anlattıkça, anlatıldıkça değer ve anlam yitirir. İnsan ruhu televizyondan güçlenmez ve beslenmez aksine uyuşur, uyuşturulur. Televizyonda anlatılan din afyondur. Televizyonda konuşulmaması en gereken dindir. Televizyondaki Afyon/Din satıcılarına itibar ederseniz ruhunuzu kaybedersiniz. Karar sizindir uyuşmuş ve uyuşuk dininizle cehenneme kadar yolunuz var. Yolunuz açık ve aydınlık olsun...

15
Hüseyin KAÇIN / FIRTINA
« : 11 Şubat 2019, 12:30:24 »
FIRTINA

ağlayan gözlerinde denizler gördüm
sen benim  esip esip dinmeyen fırtınamdın
cehennemlerin alevlerinden cennetlerin esenliğine
seninle savruldum

toprağın kokusu sensin
yağmurun sesi de sensin
şeytan sana neden secde etsin
yaratılış kelebeğimsin
kanatlarına sığındım

üç günlük dünyada
bir ömür sevdiğim sensin


11 Şubat 2019
13:25
Edirne

Sayfa: [1] 2 3 ... 70