İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - psikolog

Sayfa: [1] 2 3 ... 318
1
2.terapi yazısı

Tekrar merabalar emre ben. Aynı gün ikinci yazıyı da aradan çıkarayım dedim.ilk terapi bittikten sonra biraz taksimde dolaştım. İstanbula tek başıma gelmiştim ve bir sürü şey deneyimledim tek başıma. Tek başıma metroda yolculuk yapabilmek bile çok güzel hissettirdi bana çok özgüvenli hissettirdi. Yaklaşık bir hafta sonra tekrsr gelmek istedim. Çünkü iyileşeceğime dair inancım artmıştı. Hüseyin hoca her şeyi güzelce açıklamıştı inancım daha da oluştu yani. Oluşmak zorundaydı zaten çünkü başka bir şansım yoktu. İkinci terapide genelde tacizler hakkında konuştuk. Cinsel ilişki şeklinde bir taciz yaşamadım ama genel olarak yaşadıklarım oral şeklindeydi ama sonuçta bunlar da bir tacizdi. Tacizlerin bende bu kadar büyük bir etki bıraktığını düşünmemiştim hiç. Halbuki hep hayatımdaymış ama ben farketmemişim. Yaşadığım sıkıntıların bunalımların çoğunun kaynağı tacizlermiş. Bir takık kişisel kimlik bozukları oluşmuş bende bunların nedeni de tacizlermiş hiç bu şekilde düşünmemiştim hüseyin hoca bu konuda aydınlattı beni. Bunların geçmesi için tacizciyle yüzzleşmem gerektiğini söyledi nasıl yapacapım bilmiyprum korkuyla karışık bir duygu içindeyim ona karşı ama yapmam lazım onu da biliyorum. Bu zamana kadar o kişiye karşı korkarak çekingen bir şekilde yaşamışım ve bu genel hayatıma da yansıdı aslında. Zaten nefret ediyorum o kişilerden bir gayretle bu görevi yerine getirmem lazım. Sanırım en zor görevim bu olacak ama gözümde büyütmemem lazım. Genel olarak bunlardan konuştuk. Çok endişelenmem gerektiğini beni iyileştirebileceğini söyledi. Ben de güveniyorum hocama. Sadece pes etmemem gerektiğini ve umutsuz olmamam gerektiğini söyledi. Beni eşcinsel yapan şeyin biraz da özgüvensizlik eziklik aşağılık kompleksi vs bunların birleşimi olduğunu düşünüyorum çünkü ağır bir travmam veya aile içi geçimsizlik vs yoktu yani. Bilemiyorum. Hocanın isteyenleri iyileştirebileceğini düşünüyorum 16 yıllık tecrübesi olduğunu söyledi. Çok ciddi bir süre cidden. Umarım kimse bu durumla yüzleşmek sınanmam ve kurtulmak zorunda kalmaz. Diğer hiç bir şeye benzemiyor bu durum çünkü. Tek bildiğim şey bu durumdan kurtulmak istediğim böyle yaşanmıyor çünkü erkek olduğun için doğal olarak erkek ortamlarında bulunuyorsun ama sürekli bir çekim hissetiğin için gittiğin yerlerde rahat rahat oturamıyorsun. Ama iki terapiden sonra biraz daha azaldı diyebilirim ama bir şey demek için erken sanırım. Umarım son bulur bu durum yani. En son sabah yaşadığım bir olayı da anlatamamı istedi hoca. Sabah otobüsten inerken otogarda tuvalete gitmek istedim. Orada bir tane adamla denk geldim. Penisi kalkmıştı ilgimi çekmişti. Sonra pisuvara gitti işemek için. O sırada benim de gözüm kaydı biraz. O kişi eşcinsel olduğunu söyledi. Benim baktığımı farkedince o da bana doğru uzattı penisini. Kendimi zor tuttum orada daha ileri gitmemek için ama sadece dokunma isteği vardı cinsel ilişkiye girmek yoktu. Bana dokunmaya yeltendi ama irkildim hemen. Daha ileri de gitmedim çıktım hemen biraz kötü oldum elim ayağım titredi çünkü kötü hissetim hem günah bir şeydi ama ileri götürmedim olayı ben izin verdeydim her şey gerçekleşecekti ama ben durdurabildim kendimi. Hüseyin hocaya anlattım. Eşicnsel kimliğin güçlü olmadığı için kendini durdurabilmişisn dedi yoksa istesen ortam hazırdı dedi. Sürekli kendimi takdir etmem gerektiğini ve aşağılık kompleksinden kurtulmam gerektiğini söyledi hoca terapi boyunca. Kendimle guru duymam gerektiğini hatırlattı bana. Allahın karşısında ezik bir şekilde dua etmemem gerektiğni güçlü bir duruş göstermem gerektiğini söyledi.

2
1.terapi yazısı

Merhabalar. Hüseyin hoca terapi yazısını yazanlar ve ses kaydını dinleyenler daha kısa sürede iyileşir dediği için şuan bunu yazıyorum içimden çok gelmesede. İsmim Emre. Karadenizde yaşıyorum. Terapiye 2 3 hafta önce ilk defa gittim. Bu kararı vermek hiç kolay olmadı. Hüseyin hocayla ilk defa ekim gibi iletişime geçtim sosyal medyadan gördüm zaten arayıştaydım karşıma çıkmış oldu.
İstanbula gelmemi söyledi ama ben cesaret edemedim. Tek başıma hiç istanbula gitmemiştim yani. Çok korkuyordum. Çok bunaltıyordum bu sıkıntım yüzünden asla hayatıma odaklanamıyorum yani ders çalışmam lazım ama ders de çalışamıyorum. 5 6 ay bu şekilde geçti daha doğrusu geçemedi yani. Çok kötü zamanlardan geçtim psikolojik olarak hala geçiyorum ama terapiye geldiğimden beri daha iyiyim. Evde sinir krizi geçiriyordum ağlama krizi geçiriyordum bu durumu kabullenemiyorum asla kendime yakıştıramıyorum. 5 6 ay böyle geçti. Ama artık canıma tak edip iki üç hafta önce ilk kez terapiye gittim aslında hiç korktuğum kadar değilmiş yani istanbula gelmek. Kafamda bayağı abartmışım. İlk terapiye geldim. Hüseyin hoca daha samimi biriymiş yani telefondaki kadar falan değilmiş. Bu da onun bir taktiği sanırım. Ben baya çekingen girdim içeri korkuyorum yani kimseye anlatmamıştım bu durumu. Bana sorular sordu işte ilk başta neden bu kadar uzattığımı süreci sordu. Daha önce gelmeliydin falan dedi. Çok haklı yani ama cesaret edemedim bir de maddi durumlar falan. Ailemi sordu anlattım. Genel olarak kadınların çoğunluklta olduğu bir ailem var maalesef. Babam da evde kalmıyor işinden dolayı ben de annemle yatardım küçükken uzun bir süre boyunca. Bu durumda olmamın temel nedeninin annemle yatmam olduğunu söyledi hoca. Olabilir mantıklı geldi. Annemle hep biraz daha samimiydim zaten babama göre. Genel olarak eşcinselliğin çok güçlü olmadığını penis fetişizmi olduğunu söyledi bana benim için. Yani çok ileri seviyede değilsin dedi. İçim çok rahatladı cidden. Genel olarak bunlardan konuştuk takıntılarımdan hayatta zorlandığım konulardan vs konuştuk kendimi biraz daha anladım yani. Kendimi strese korkuya kaygıya vs sokmamam gerektiğini söyledi bu durumu artttıracağını söyledi. Elimde olmasa da bazen çok kaygılanıyorum ama yapmamaya çalışıyorum. Cidden ben napıcağımı bilmiyorum çok zor durumdayım ama hüseyin hocaya beni iyileştireceğine dair güveniyorum.ben bu durumda olmayı hak etmedim sadece bunu biliyorum. Kaç senedir bunula uğraşıyorum çok bunalıyorum. Artık sadece bitsin istityorum diğer yaşıt erkeklerim gibi olabilmek istiyorum sadece bunları hak etmedim yani kimi suçlayacağımı da bilmiyroum. Kimseye açıklayabileceğim bir şey de değil ki öyle bir durum da değil yani. Anlatacak başka bir şey gelmiyor aklıma öyle büyük travmalar olaylar yaşamış biri de değilim içimden gelenleri yazdım kalanları diğer yazılarda yazarım şimdilik böyle olsun...

3
​Es ist keineswegs ungewöhnlich, dass homosexuelle Menschen Gefühle von Schuld, Unruhe, Einsamkeit oder sogar Depression bis hin zu starken Spannungszuständen erleben. Wenn man sich dazu gezwungen sieht, homosexuelle Handlungen auszuleben, obwohl diese dem eigenen Wesen und der inneren Identität widersprechen - oder wenn man den Drang danach nicht kontrollieren kann -, entsteht oft ein erheblicher psychischer Leidensdruck für Betroffene.

​Zudem ist Homosexualität hier nicht als Ausdruck einer freien Wahl aufzufassen, sondern als eine Entwicklung, die häufig auf Kindheitstraumata oder elterliche Vernachlässigung zurückzuführen ist. Unter diesem Blickwinkel betrachtet, stellt Homosexualität eine psychische Störung dar - eine Beeinträchtigung der sexuellen Neigung sowie der Identität.

​Daraus ergibt sich für die Psychologie als Wissenschaft die klare Verpflichtung, zu hinterfragen, ob ein homosexueller Lebensstil und die damit verbundene soziale Identität tatsächlich als „gesund“ gelten können. Die Forschung muss sich auch künftig der Verantwortung stellen, die Ursachen, die Struktur und mögliche Therapieansätze zu untersuchen. Vor diesem Hintergrund wäre es eine herabwürdigende und moralisch fragwürdige Haltung, denjenigen, die sich aus eigenem Antrieb von der Homosexualität lösen wollen, eine Behandlung zu verweigern oder pauschal zu behaupten, es handle sich nicht um eine heilbare Krankheit.

4
​Es ist keineswegs ungewöhnlich, dass homosexuelle Menschen Gefühle von Schuld, Unruhe, Einsamkeit oder sogar Depression bis hin zu starken Spannungszuständen erleben. Wenn man sich dazu gezwungen sieht, homosexuelle Handlungen auszuleben, obwohl diese dem eigenen Wesen und der inneren Identität widersprechen - oder wenn man den Drang danach nicht kontrollieren kann -, entsteht oft ein erheblicher psychischer Leidensdruck für Betroffene.

​Zudem ist Homosexualität hier nicht als Ausdruck einer freien Wahl aufzufassen, sondern als eine Entwicklung, die häufig auf Kindheitstraumata oder elterliche Vernachlässigung zurückzuführen ist. Unter diesem Blickwinkel betrachtet, stellt Homosexualität eine psychische Störung dar - eine Beeinträchtigung der sexuellen Neigung sowie der Identität.

​Daraus ergibt sich für die Psychologie als Wissenschaft die klare Verpflichtung, zu hinterfragen, ob ein homosexueller Lebensstil und die damit verbundene soziale Identität tatsächlich als „gesund“ gelten können. Die Forschung muss sich auch künftig der Verantwortung stellen, die Ursachen, die Struktur und mögliche Therapieansätze zu untersuchen. Vor diesem Hintergrund wäre es eine herabwürdigende und moralisch fragwürdige Haltung, denjenigen, die sich aus eigenem Antrieb von der Homosexualität lösen wollen, eine Behandlung zu verweigern oder pauschal zu behaupten, es handle sich nicht um eine heilbare Krankheit.

5
Telefondaki sert konuşması altında pamuk gibi kalbi olan bir psikolog var idi karşımda . İçimden derin bir nefes aldım hocam sorular sormaya başladı . Bende ne az nede eksiksiz bulunduğum durumu açıkladım. Bana neler yapmayı nelerden vazgeçmem gerektiğini birebir net olarak anlatmaya başladı. Bu arada ben içimden geçenleri söylüyorum hocam öyle rahatım ki sizin yanında kuş gibi hafiflemeye başladım aklımdaki o çıkmaz sorulara teker teker cevap oturmaya başlamış idi . Açıkçası dedim siz beni bir danışsanız değilde bir evladınız gibi görün dedim . Sağolsun bunuda yansıttı . Bana geylikle alakalı soruları ne yapıp ne yapmadığı mı sordu . Birden bu durum hemen çözümlenecek değil dedi herşey zamanla terapiye devam ettikçe çözülecek idi . Yeri geldi duygusal olarak ağladım ama insan değer gördüğü yerde mutlu olduğu hissediyor. Bu terapide ben değerli biri olduğumu anladım . İnsanlara açılma duygusuna büründüğüm için kendim asıl acınacak halde imişsin . Sevgiden yoksun özgüven kalmamış . Çırpınırken bana umut ışığını yaktığını hissetirdi . Zamanın nasıl geçtiğini anlamış değilim. Bana gez İstanbul’u kevşetmemi gererktiği memleketime artık umut sen zoru başardın bu zoru kolaylaştırmak için de çabalamak gerekiyor olduğunu aklıma yer ettirdi. Geylik düşüncesi aklımdan hemencecik çıkacak değil ya böyle bişey yok zaten . Birde şunu demeden geçemeyeceğim yapmacık bir tavırı yok yap yapıcı onarıcı bir kişilik hocamız zaten . Daha uzun konuşmak iştiyor idim . Sona geldik o en sonda bana bir baba şevkatinde sarıldı o benim yeni bir sayfa açtı kalbimin derinliklerine doğru. İlk defa biri bana çocukluktan yaşamadığım duyguları yaşattı bunun içinde aşırı minnet duyuyorum kendilerine . Kendimi öyle omuzlarımdaki yük hafifletmemiş hissediyorum anlatılmaz yaşanır . Sanırım ben gaylık serüvenimde çabuk toparlarım düşüncesi var . Gelecek seanlar da daha uzun şekilde anlatacağım sağlıcakla kalın .

6
Bugün tüm cesaretimi topladım ve karar verip terapiye başladım. Ama içimde öyle bir korku anlatılmaz idi . Sonuçta insanız aklımızı boş kuruntular ile hepa ediyoruz. Bir taraftan şeytanında bu durumdan kurtuluş yok diye beynimizi yanıltmaya çalışmaları neyse bunları ilerleyen zamanlarda düşünürüz. Ben içanadolunun kırsal kesimde hayatı boyunca bir köyün mezrasın ailemin hayvancılık ile çobanlık yapan bir babanın çocuğuyum . Annem ise akşamaya kadar iş güç aile büyüklerine hizmet eden arada yıpranan çocuk yaşta evlenen bir kadın. Eğitim görmemiş cahil kalmış kendileri ailerinden sevgi görmemiş insanlar zaten çocuklarına nasıl sevgi göstersinler daha doğrusu . Babam ara sıra anneme şiddet uygulardı kafası bozuldukça birşeye bozulsa açısını annemden çıkarır idi. Bu olaylar beni sede babama karşı bir kale örmeye sebebiyet veriyordu. Zaten sevgi yok birgünde sizlerde evlatlarımsınız diye kafamızı okşamışlığı yoktur. Bunlar insan büyüdükçe yaş ilerledikçe daha çok bir yara olarak başlıyor. Neyse eğitimi köyde taşımalı eğitimi bitirdim orta okulu zorluklarla elde avuçta yok yeri gelir kalem defter bulamayız elbise yine aynı şekilde . O zamanlar yokluk var idi . Lise hayatımı şehir merkezinde başladım . Yatılı olarak kuran kursu yârı döneminde okul derslerine ağırlık veremiyordum. Çünkü köyde okumuştum alt yapı pek yok idi . Birazda insanda sevgi ve özgüven eksikliği olduğu zaten kilit noktası oradan başlıyor. Neyse kuran kursundan çıktım dedem ile babaannem yanına gittim . Ama insanların yüzünden anlaşılıyor beni istemediler . Bu çok zoruma gitti . Neyse yarı döneme zaten bir ay kalmıştı dersler zaten kötü idi . Ordan Cemaat yurduna geçtim ikinci dönem orada kendi derslerine önem veriyor . Okul dersleri ikinci planda kalıyordu . Ama pişman değilim şimdi dini eğitimi buralarda gördüm . Ama ne fayda herşey böyle olsa idi . Abdestinde namazında bir çocuk idim temiz saf bir şekilde. Ordan da lisede sınıfta kaldım bu sede beni perişan etti ama pes etmedim . Ordan devlet parasız sınavını kazandım devlet yurduna geçtim . Lise eğitim sınıfta takdir  ve teşekkür alan bir öğrenci olarak bitirdim . Üniversite okumak istedim ama köy hayatı hayvanlar aklımı karıştırdı. Bir soğukluk oldu bir kaç yıl çalışmadım sınava çoğu bölümleri kazandım ama gitmedim . Burda da bir geç kalınmışlık ve özgüven eksikliği yaşadım. Sonra neyse iki yıl meslek yüksek okulu başladım. Yine namazında efendi saygılı bir şekilde okul okuyor idim . Olay ilk şu şekilde başladı kıvılcımları  arkadaşım satılık hayvanları vardı bana dediki benim Facebook hesabım yok sen at kendi hesabından diye attım. Ordan hiç unutmadım Güneydoğulu bir çocuk mesaj attı arkadaşlık isteği gönderdi kabul ettim. Sonra telefondan mesaj atıyor . Müşteri olarak.Neyse hesabını inceledim merak ettim çocuk gey imiş başta çok kınadım işte burda benim sınavım başladım . Ne derler büyük lokma ye ama büyük konuşma diye . Çoçuğa içimde bir açıma duygusu geliyor bir taraftan kınadım . Açıkça çocuğun yüzüne söyledim benden uzak durmasını söyledim ve engelledim. Üniversite bitti Ordanda dgs ile 4 yıl kazandım . Ben yine bir boşvermiş millet KPSS ile atandı iki yılda ben Antalya yazdım olmadı . Sonra evlenecek idim köyde bir kıza aşıktım . Askere gittim . Erkeklere karşı bir ilgim yok normal olarak arkadaşlıklar gezme bir aktive keza üniversite de . Neyse askerde iken köyden aradılar işte sevdiğim kız nişanlandı diye. İşter iştemez bunalıma girdim kolay değil atlatamadım. İşte zamanla geçiyor açısı diyelim. Bu arada askerlik te ben sevdiğim kızın evlenmesini sindiremiyorum açıkçası . Arkadaşlar sinemaya gitmişlerdi orda gey olan kişiler sevişme yapmışlar yakalandılar. Neyse birkaç kişi daha vardı yanıma gelip hal hareketlerinden dolayı içimde işter iştemez şüphe uyandırdı. Hep uzaklaştım askerlik bitti memlekete geldim . Ordan benim gariban hayat başladı tekrar çobanlık yapmaya devam gecem gündüzüm yok . Karanlıkta gece hayvanlar ile dağda kal . Yağmur çamurda vs kar soğuk günler yaşıyorum. Bu arada hep bir mutluluk hissi arıyorum . Sosyal hayat sıfır hiç kimse yok hayatta dağa git gel .Sanal olarak bir yerde gey film denk geldi . Ordan ilgimi çekti derken . Ara sıra film
İzledim merak etmeye başladım sonra da sanalda İnsagram işte gey gruplarına girdim. Ama sanal sex yapmıyorum arkasından kendimden nefret ediyordum. Bir taraftan kendimi yalandan haz duyuyorum bir taraftan nefret ediyordum. Derken işte atandım  sonunda İstanbula sıfırdan tek başıma memur olarak . İstanbul da bir buçuk yılım oldu. İlk 6 ay hiç bu ortamda bulunmadım . Yine namaz kılıyorum bu arada . Bir taraftan sıfırdan gelmişim sosyalleşemiyorum .Ordan sanal sex devam ediyor ama bu kez görüntülü görüşme şeklinde . Sonrada reel olarak 4 kişi ile görüşme yaptım. Pasif değilim karşımdakiler Ap idi . Öpüşme falan oldu işte sonra boşalma oluyor sonrası bende öyle bir pişmanlık duyuyorum anlatamam . Bunun tüm sebebi evden dışarı çıkmamak sosyal olarak kendimi geliştirmemek konusunda özgüven eksikliği yaşıyorum. Dedim ben bu değilim böyle hayat yaşamak istemiyorum ordan Hüseyin Kaçın hocam denk geldi . İlk başlarda çok korktum aradım sert bir tavırla konuşması var çok korktum . Başıma iş gelir diye zaten daha yeni memur oldum  diye kimseye güven olmuyor. Bugün de dedim artık dayanamıyorum iş  sede kötüye gidecek sede bataklığa düşeceğim bugünden sonra anal sexse dönecek idi  ilerleyen dönemlerde sanırım AP olacak sonrada p olurdu  . Ben böyle düşünüyorum. Terapiye başladım ama neyi kaybettiğimi eğer ilk ulaştığım zaman terapi korkmadan devam etse idim öpüşme eve gelmeler olmazdı belkide . Zaten kendimi suçlayarak bir yere varamıyorum. İşte Hüseyin hocaya karşı önyargılı olmuşum Google ekşi sözlükte bir yorumdan oldu. Ne derler meyve veren ağacı taşlarlar. Öyle mutlu bir terapi oldu ki sanki üzerimden büyük bir yük kalktı gibi hissediyorum . İnsanları yargılamayan seni sen olduğun için anlayan birşeyler katmak senin için çabalayan bir kişilik var insanın karşısında bu zenginliği ihmal ettiğim için pişman oldum . Bunu kendilerine dile getirdim. Terapilerime devam edeceğim bu şekilde sizlere yardımcı olacağım kimse demesin çaresiz kaldım diye sen yeterki iste Allah öyle kapılar açar ki . Hüseyin Kaçın gibi insanları karşıma çıkardı. İnşallah bizlere Hüseyin Hocam ile güzel günler bekliyor. Gençler hiç olmasın lütfen Lgbt değil gençler kazansın . İnşallah ümit olurum bende insanlara karşı. Her terapiye girdikçe olayları açıklayacağım

8
...

9
Kahramanmaraş'ta 14 yaşındaki çocuğun çektiği tetik, sıktığı kurşunlar bizlere sadece dijital oyun bağımlılığı parantezine sıkıştırılamayacak kadar derin, vahim felaketlerin işaret fişeği olsa gerektir.

Olayın görünen yüzündeki şiddet sarmalı, esasen toplumun temeline yerleştirilmiş dinamitin; çocuklarımızı hedef alan küresel operasyonların habercileridir.

Karşımızdaki tablo, çocuk cinayetinden öte, fıtrata açılmış savaşın kanlı, canlı, müşahhas tezahürüdür.

Türkiye’de üniversiteler, bilhassa Tıp Fakülteleri, maalesef yıllar yılı Trans Ameliyatları Çetesi tarafından sessizce kuşatılmış, işgal edilmişlerdir.

Yapının köklerine inmeye çalıştığınızda karşınıza nelerin nelerin çıkabileceğini hayal dahi edemiyorsunuz…

Evet, Trans Ameliyatları Çetesinin kökünü dışarıda, küresel üst akıl merkezlerinde aramak icap ediyor.

Sizlere dört başı mamur komplo teorisi tadı verecek olsa dahi, MOSSAD’ın stratejik dokunuşlarıyla şekillenen süreç, çok yazık yerli işbirlikçiler eliyle yürütülmektedir.

Tıp dünyasına sızmış Masonik yapılar Rotary bağlantılı sözde akademisyenler, bilimi değil, insan fıtratını bozmayı kendilerine şiar edinmişlerdir.

Epstein'ın küresel fuhuş ağının Türkiye ayağını, pedofili skandallarını, LGBT+ bağlantılarını, Trans Çocuklar projesini hafife almadan okumaya devam edin…

Eğer o çocuk bugün bizim ucunu bucağını tam bilemediğimiz karanlık dehlizlerde kaybolmasaydı, muhtemelen 18 yaşına bastığında Çapa, Hacettepe, OMÜ’ye çöreklenmiş Rotary + MASON şebekeler eliyle ‘cinsiyet değiştirmek üzere’ ameliyat masasına yatırılacaktı.

Aile onayını, ebeveyn bilgilendirmelerini hiçe sayan sistem, evlatlarımızı bizden koparmak üzere pusuda beklemekte, su uyumakta maalesef Trans Ameliyatları Çetesi uyumamaktadır.

Mesele sadece tıbbi müdahale değil, kökü derinlerde sosyo psikolojik kimlik bunalımı meselesidir.

Memleketçe meselenin adını koyamamaktan, felaketin boyutlarını fark edememekten ötürü başımıza gelenleri kendimize müstehak görsek yeridir.

Psikolog Hüseyin Kaçın’ın her fırsatta belirttiği üzere eşcinsellik; bireysel tercih değil, aile yapısındaki sarsıntının sonucudur.

https://www.milatgazetesi.com/kuresel-trans-ifsat-ceteleri





11
Homosexuality is a Family Disease, and There is No Happy Ending in the Homosexual Lifestyle!


Emphasizing that homosexuality is a family disease, Kaçın stated:


“While homosexuality is experienced individually as a crisis of sexual identity, it actually stems from the pathology of the family environment in which the individual was raised.”


Kaçın continued as follows: “To the extent that the number of homosexuals in society increases—gaining acceptance and becoming organized—it signifies that the family unit has collapsed. Homosexuality represents the sanctification of maternal dominance at the expense of paternal authority. Homosexuality is not a disease of the individual, but rather the manifestation of the pathology inherent in the family environment in which the individual was raised.”


Homosexuality is a family disease. In the West, the enactment of same-sex marriage laws and the rise in same-sex partnerships—resulting from the powerful and systematic efforts of homosexual lobbies—serve as indicators that the family unit in the West has collapsed. The family, having long since collapsed in the West, is now disintegrating at an accelerating pace in the East as well.


Within the psychological trajectory of their lifestyle, individuals who identify as “active” homosexuals inevitably and naturally transition—sooner or later—into becoming “passive” homosexuals. If these individuals enter a therapeutic process, those who were previously “passive” become “active” during their recovery; subsequently, as they begin to experience emotional and erotic attraction toward women, they transition into a bisexual orientation. Conversely, those who were previously “active” homosexuals become “passive” at the level of fantasy during their recovery process, before eventually transitioning into a bisexual orientation through the development of emotional and erotic interest in women. Finally, those homosexuals who define themselves as both “active” and “passive” become asexual during their recovery process, before ultimately transitioning into a bisexual orientation as they begin to experience emotional and erotic attraction toward women.

https://escinselterapi.net/forum/

12
THERE IS NO HAPPY ENDING IN THE HOMOSEXUAL LIFESTYLE

In the homosexual lifestyle, from a psychological standpoint, every "active" partner eventually becomes "passive." The notion of remaining permanently "active" is simply not a possibility. An active homosexual inevitably becomes passive when he falls—or claims to fall—in love with a passive partner to the point of dependency. In short, there is no happy ending in the homosexual lifestyle. Homosexual Therapy concludes when the individual successfully reclaims a heterosexual identity over the course of the therapeutic process. Once healed, these individuals go on to marry women and lead their lives as devoted husbands and excellent fathers. From a sociological and psychological perspective, a homosexual child born into a dysfunctional family is, in reality, merely resisting the pathological structure of that very family.                                 When healed homosexuals eventually marry a woman, they lead their lives as good spouses and excellent fathers.

From a sociological and psychological perspective, a homosexual child within a dysfunctional family is, in reality, resisting that family's pathological structure. When healed homosexuals become fathers in their heterosexual lives, they are not merely perpetuating their own fathers' lineage, but rather laying the foundations of a lineage of their own.

This, in turn, brings about a transformation that enables society to raise healthier generations. Homosexuals do not find the true love they seek within a homosexual lifestyle; rather, provided they undergo healing, they discover it within their heterosexual lives.


We hope that the institutions and agencies of our state will prioritize initiatives aimed at the healing of homosexuals—rather than granting approval and support for homosexual men to undergo surgery to become women, or for lesbians to undergo surgery to become men.


https://escinselterapi.net/forum/

13
THERE IS NO HAPPY ENDING IN THE HOMOSEXUAL LIFESTYLE

In the homosexual lifestyle, from a psychological standpoint, every "active" partner eventually becomes "passive." The notion of remaining permanently "active" is simply not a possibility. An active homosexual inevitably becomes passive when he falls—or claims to fall—in love with a passive partner to the point of dependency. In short, there is no happy ending in the homosexual lifestyle. Homosexual Therapy concludes when the individual successfully reclaims a heterosexual identity over the course of the therapeutic process. Once healed, these individuals go on to marry women and lead their lives as devoted husbands and excellent fathers. From a sociological and psychological perspective, a homosexual child born into a dysfunctional family is, in reality, merely resisting the pathological structure of that very family.                                 When healed homosexuals eventually marry a woman, they lead their lives as good spouses and excellent fathers.

From a sociological and psychological perspective, a homosexual child within a dysfunctional family is, in reality, resisting that family's pathological structure. When healed homosexuals become fathers in their heterosexual lives, they are not merely perpetuating their own fathers' lineage, but rather laying the foundations of a lineage of their own.

This, in turn, brings about a transformation that enables society to raise healthier generations. Homosexuals do not find the true love they seek within a homosexual lifestyle; rather, provided they undergo healing, they discover it within their heterosexual lives.


We hope that the institutions and agencies of our state will prioritize initiatives aimed at the healing of homosexuals—rather than granting approval and support for homosexual men to undergo surgery to become women, or for lesbians to undergo surgery to become men.


https://escinselterapi.net/forum/

14
Homosexuality is a Family Disease, and There is No Happy Ending in the Homosexual Lifestyle!


Emphasizing that homosexuality is a family disease, Kaçın stated:


“While homosexuality is experienced individually as a crisis of sexual identity, it actually stems from the pathology of the family environment in which the individual was raised.”


Kaçın continued as follows: “To the extent that the number of homosexuals in society increases—gaining acceptance and becoming organized—it signifies that the family unit has collapsed. Homosexuality represents the sanctification of maternal dominance at the expense of paternal authority. Homosexuality is not a disease of the individual, but rather the manifestation of the pathology inherent in the family environment in which the individual was raised.”


Homosexuality is a family disease. In the West, the enactment of same-sex marriage laws and the rise in same-sex partnerships—resulting from the powerful and systematic efforts of homosexual lobbies—serve as indicators that the family unit in the West has collapsed. The family, having long since collapsed in the West, is now disintegrating at an accelerating pace in the East as well.


Within the psychological trajectory of their lifestyle, individuals who identify as “active” homosexuals inevitably and naturally transition—sooner or later—into becoming “passive” homosexuals. If these individuals enter a therapeutic process, those who were previously “passive” become “active” during their recovery; subsequently, as they begin to experience emotional and erotic attraction toward women, they transition into a bisexual orientation. Conversely, those who were previously “active” homosexuals become “passive” at the level of fantasy during their recovery process, before eventually transitioning into a bisexual orientation through the development of emotional and erotic interest in women. Finally, those homosexuals who define themselves as both “active” and “passive” become asexual during their recovery process, before ultimately transitioning into a bisexual orientation as they begin to experience emotional and erotic attraction toward women.

https://escinselterapi.net/forum/

15
Hüseyin KAÇIN / Ynt: AYŞE NİSAN KAÇIN
« : 29 Mart 2026, 06:38:46 ös »
...

Sayfa: [1] 2 3 ... 318