Gönderen Konu: KADİR TEKELİ -gülüşü güzel eski değil eskimeyen dostum-  (Okunma sayısı 6067 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3705
    • Profili Görüntüle
26 mayıs 2009
19 36



İlginç bir şey yapmak üzereyim. En azından bana göre ilginç. Daha önce hiç tanımadığım  birini aramakla görevlendirildim. Ama içten içe aramayı bende istiyorum. Fakat ilk cümle ne olmalı?

Tanımadığım biriyle telefonda konuştuğum olmuştu aslında ama nedense bu konuşma farklıydı. Bu nedenle de ilk cümleyi bulmak zordu. Numarayı çevirmeye karar verdim. Her zamanki gibi dört kere çaldırdım. Açan olmadı ve kapattım. Demek ki görüşmememiz gerekiyor dedim kendime, vazgeçer gibi göründüm. Ama arayacağımı biliyordum, tekrar arayacağımdan emindim. Nitekim Yeşim'in kahve teklifini biraz erteleyip tekrar aldım telefonu elime. Numarayı özenle çevirdim. Gene çalıyordu ama bu sefer açılacağını hissettim. Her zaman konuştuğum bir arkadaşımla konuşuyormuş gibi rahat ve huzurluydum.

Zeynep : Alo!...

Aysun:    İyi günler Zeynep Hanım! Ben Aysun! Rahmetli eşinizin eski bir dostunun nişanlısıyım. Sanırım ismini söylediğimde sizde hatırlayacaksınız.

Zeynep : Kim?

Aysun   : Hüseyin Kaçın

Zeynep  : Tabi ki! Nasıl hatırlamam. Hiç unutmadım ki.

Aysun    : Kusura bakmayın Zeynep Hanım! Amacım size acınızı hatırlatmak değil. Aslında birazda çekinerek aradım sizi. Fakat Hüseyin Bey'le dün akşam ki sohbetimizde rahmetli eşinizi andık. Bende hem bir başsağlığı vermek, hem de eşiniz ve Hüseyin Bey arasındaki dostluğu bir de sizden dinlemek istedim. Eşinizle bizzat tanışmak maalesef kısmet olmadı. Ama kendisi bizim hayatımızda çok özel bir ana şahitlik etmiştir. Açayım isterseniz biraz. Hüseyin Bey'den ilk evlilik teklifi rahmetli eşiniz vasıtasıyla gelmişti bana. Bu nedenle sizi aramak istedim.

Zeynep : Bende aramanıza çok memnun oldum. Kadir'i unutturan değil hatırlatan olaylar beni daha çok mutlu ediyor. Kadir ve Hüseyin Bey arasındaki ilişkiyi bende tam olarak bilmiyorum. Onların ki çok farklı bir ilişkiydi. Bir dönem sürekli birliktelerdi. Öyle ki evde nereye baksam Hüseyin Bey'i görür olmuştum. Çok farklıydı. Sanırım bir psikolog olarak Kadir'e yardımcı olmaya çalışıyordu. Zaten Kadir bu ilişkiyi benimle pek paylaşmazdı. Hüseyin Bey'in size ettiği evlilik teklifine vesile olduğundan da haberim yoktu mesela.

Aysun:    Peki bu ilişki size nasıl yansıyordu?

Zeynep : Dediğim gibi Kadir pek anlatmazdı. Sadece farklı diyebiliyorum. Ama zamanla Kadir'in bu ilişkiyi istemediğini fark ettim.

Aysun:     Nasıl fark ettiniz?

Zeynep:   Hüseyin Bey aradığında oflayıp pofluyor ve telefonu kapatıyordu. O zaman müdahele etmem gerektiğini anladım.

Aysun : Evlenmeden gelmeyin cümlesi bu zamanda mı çıktı?

Zeynep : Çünkü Kadir de  rahatsız oluyordu. Ben de anlam veremiyordum. Aslında aralarındaki kuvvetli  dostluğu şimdi daha iyi anlıyorum. Şems ve Mevlana gibi.

Aysun : O dönemde sorun neydi sizce?

Zeynep : Bilmiyorum farklı geliyordu. Belki de o güne kadar hep yalancı dostluklara şahit olduğumuz için gerçeğini anlamakta  güçlük çektim. Ama diğer taraftan da düşünüyorum, bu kadar derin bir dostluk nasıl olur da biter. Çünkü bir ara hiç görüşmediler. Dedim ya sadece farklıydı diyebiliyorum.

Aysun : Anlıyorum. Değerli zamanınızı  ayırdığınız için çok teşekkür ederim Zeynep Hanım! En kısa zamanda yüz yüze de sohbet edebilmek dileğiyle diyorum.

Zeynep : Çok isterim. Sesinizden çok sıcak ve samimi bir elektrik aldım Aysun Hanım. Sizi Konya'da ağırlamak isterim.

Aysun : Neden olmasın. İnşallah bir gün Hüseyin Bey'le ziyaretinize geliriz. Bende sizi İstanbul'a beklerim. Hatta yolunuz düşerse Edirne'ye.

Zeynep : Kısmet bakalım. İnşallah. Bende çok isterim.

Aysun : En kısa zamanda görüşmek üzere öyleyse. Hasan ve Mina'yı benim için öpün lütfen. Tekrar teşekkürler. Hayırlı akşamlar.

Zeynep : Ben teşekkür ederim. Size de hayırlı akşamlar.

 ve konuşma biter. Üzerimde çok hoş bir rahatlık var. İyi ki aramışım diyorum kendime. Güzel bir tecrübe. Mutluyum.










Ah ulan Rıza.......
Bu mahallenin nesini beğenmedin de,
Öte yana taşındın?
Arasıra gıcıklaşırdın ama inan ki...
Benim en kral arkadaşımdın.
Ah Ulan Rıza....
Ben şimdi bu koca denizde tek başıma ne halt
ederim?
Senden ayrılacağımı sanma...
Birkaç güne kalmaz ben de gelirim.

https://www.youtube.com/watch?v=UVNdIWjqcF8










Ahmet Muhtar Büyükçınarın "Hayatım İbret Aynası" kitabından okumuş. Rica ettim, bana aktardığı olayı kitaptan (Kaynak yayınları, sf. 105-106) yazarak göndermiş. Aynen aktarıyorum:
?O sıralar ninemde bambaşka bir hal peyda olmuştu. Daha önce dedemle birlikte anamın kabrinin yanında iki mezar kazdırmışlar, ninem kendi mezarının baş tarafına bir adamın inebileceği kadar açık bıraktırmış, üzerine bir tabaka (yassı büyük taş) koydurmuştu.
Bir gün bir süpürge aldı, elimden tuttu, dondurucu soğua bakmadan mezarlığa gittik. Anamın mezarının başucunda birer Fatiha okuyup dua ettikten sonra, benim de yardımımla kendi mezarının üzerindeki tabakayı kaldırdı. Mezara inmeye başladı: ?nine ne yapıorsun? dedim. ?Yavrum elimi tut, bana biraz yardım et? dedi ve kenarlarına tutunarak mezara indi. Süpürgeyi istedi. ?Yavrum! benim asıl evim burasıdır. Yakında geleceğim? diyerek mezarı süpürdükten sonra süpürgeyi başının altına koydu. ?Ohh, ne güzel yermiş diyerek biraz yattı. O sırada ben de mezarın başında hayretle ninemi seyrederken ?Yoksa ninem yakında ölecek mi?? diye hüzünleniyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
Mezarlıktan eve dönünce ikinci bir garip olaya şahit oldum. Ninem sandığını açtı, daha önce kendi eliyle eğirdiği pamuk ipliğinden dokuttuğu, o güne kadar görmediğim kefeniyle, bir kalıp sabun ve bir lif çıkararak ?İşte benim kefenim, sabunum ve lifim. Ben ölünce kimseye eziyet olmasın diye bunları hazırladım. Dedikten sonra sözüne şöyle devam etti.
-Yavrum, ben ölünce sakın üzülüp ağlama. Ayrılığımız geçici olacak, öbür dünyada beraber olacağız. Annen Münevverin yayına gideceğim. Kim bilir ne kadar sevinecek?
Ninem, gözyaşları yanaklarını ıslatarak bunları söylerken, bütün dikkatimle onu dinliyor, için için ağlıyordum. O günden sonra bu mezar ziyareti birbirini izledi. Meğer bu mezara girip yatma sahnesini sık sık tekrarlaması, yakında öleceğine işaret etmek, ölümünü tabii karşılamamı bana telkin ederek beni ayrılığına hazırlamak içinmiş.?
İnsan bu örneği okuyunca, dünyada ne insanlar var demekten kendini alamıyor.
« Son Düzenleme: 10 Şubat 2016, 11:35:00 ös Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3705
    • Profili Görüntüle
Ynt: KADİR TEKELİ -gülüşü güzel eski değil eskimeyen dostum-
« Yanıtla #1 : 17 Şubat 2017, 12:31:25 öö »
..