İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - psikolog

Sayfa: [1] 2 3 ... 246
1
LGBT sapkını ifadesi son derece cahilce bir yaklaşımdır. Bir bireye cinsel yöneliminden dolayı sapkın ifadesini kullanmak doğru değildir. Eşcinsellik bir toplum sorunudur. Sadece eşcinsel bireye atfedilemez. Eğer eşcinsel bireyler sapkınsa toplum da sapkın demektir. Eşcinsellik konusuna Allah kelamıyla başlayan insanların şunu bilmesi gerekiyor. Eşcinsel bireylerin yarısından fazlası dindar kesimden çıkıyor. Bunun en büyük nedenlerinde birisi de yobaz ve bağnaz düşünceler. İmamhatipleri açıp dindar bir nesil yetiştirmeye çalışan sistem gençlerimizi hem cinsleriyle aynı ortamda ergenlik dönemlerini geçirterek onları eşcinsel yaptı. Dindar bir nesil bekliyorduk, eşcinsel bir nesil çıktı. Lezbiyen olan kardeşlerimizin çoğu imamhatiplerden çıkmaktadır. Tarikatlere bağlı olan ailelerin şöyle bir problemi var. Allaha kul olmaktan çocuklarına anne babalık yapamıyorlar. Sonra da Allaha el açıp oğlum eşcinsel onu kurtar diye ağlıyorlar. Bazı cehalet çöplüğü içinde boğulan arkadaşlarımız da "sapkın" ifadesini kullanarak bu tür yönelime sahip olan bireylere saygısızlık yapabiliyor. Eşcinsel olup iyileşmek isteyen bireylere saygımızın olduğu kadar bu durumdan memnun olup hayatını böyle devam ettiren insanlara da saygı duymak zorundayız. Çünkü saygı duymak bir seçenek değil, zorunluluktur. Onları yargılamak bir kul olarak bize düşmez. Mahşer günündeki hesapta her şey gün yüzüne çıkacak, herkes yargılanacak. Bu görev bizim değil Tanrının görevidir. Günümüzde eşcinsel olmak, tecavüzcü olmaktan daha büyük ayıp olarak görülmektedir. Ama şuna eminim ki mahşer gününde yanan eşcinsel bireylerden çok toplumun diğer kesimi olacak. O gençlerin sesini duymak yerine onlara "sapkın" diyerek öteleyen sizler olacaksınız. O gençlere el uzatmak yerine o eli kırmayı seçen sizler de yanacaksınız. Kısacası insanları bu konuda ötelemek yerine kurtarmanın yolunu seçmeniz gerekiyor. Bu da Hüseyin hoca gibi psikologlarımızın söylemlerini dikkate alarak olur. Hüseyin Kaçın: LGBT değil, EŞCİNSEL!!!
Bu cümle boşa kurulmuş bir cümle değil. Kendi diliniz ile yeniliyorsunuz. Lgbt bir ideolojinin adıdır. Ki günümüzde LGBTQİ+ olarak devam etmekte. Eşcinsellik bir cinsel yönelimdir. LGBT ise eşcinsel bireyleri kullanarak siyasi bir tehlike yaratmaya yönelik hamlelerde bulunan bir örgüttür. Yerine göre terörden daha tehlikelidir. Çünkü içimizdedir.

2
KUR'ANA GÖRE EŞCİNSELLİK
.
MÜSLÜMAN EŞCİNSEL [LGBT] OLUR MU?
-güncel bir STK metni üzerine-
.
Eşcinseller Kur’ana göre şu 3 grupta tasnif edilebilir;
.
1.GRUP-GÜNAHKÂR OLMAYANLAR:
Bunlar eşcinsel dürtüleri bulunan ama bu dürtülerini [dini inançları ve/ya toplumun normları nedeniyle] eyleme dökmeyen, yani kendilerini gey veya lezbiyen olarak ilan etmeyen, böyle bir yaşam tarzı olmayan eşcinsellerdir. Kur’an bunlar için herhangi bir nitelemede bulunmaz, dolayısıyla bunlar için ‘’günahkârlar’’ denemez, çünkü bunlar, Kur’anın fuhşiyat olarak nitelediği fiilleri işlemiş değiller. Dürtüleri nedeniyle de sorumlu tutulamazlar çünkü hiç kimse takatini aşan bir şeyden dolayı sorumlu tutulamaz/tutulmayacaktır [2/286].
.
O halde bu gruptaki bireyler damgalanarak, ötekileştirilerek, aşağılanarak, dışlanarak LGBT lobisinin girdabına itilmemeli, aksine bunlara tıbbî ve psikolojik destekler sağlanmalı, yardımcı olunmalıdır.
.
2.GRUP-GÜNAHKÂR EŞCİNSELLER:
Bunlar Kur’anın fuhşiyat olarak nitelediği eşcinsel fiilleri işleyenler yani gey veya lezbiyen olanlardır [geylik ve lezbiyenlik aynı zamanda bir kimlik deklarasyonudur, birey -kendi tabirleri ile ‘’dolaptan çıkar’’ ve kendisini gey veya lezbiyen ilan eder, gey veya lezbiyen  ilişkiler yaşar, bunu bir yaşam stili ve hatta onur olarak kabul/takdim eder].
.
Bunlar Kur’anın haram dediği eşcinsel fiilleri işleyen günahkârlardır. Kur’an, kamusal düzeni korumak maksadıyla, özellikle bu eylemleri aleni bir şekilde işleyenler için [lezbiyenlere ev hapsi, geylere ta’zir-kınama gibi] bazı yaptırımlar önerir [4/15,16]. Ancak tövbe ve ıslah kapısını da açık tutar; ‘’Eğer tövbe eder ve ıslah olurlarsa onları rahat bırakın. Çünkü Allah tövbeleri kabul edendir, merhametlidir [Nisa 15]. Demek ki günahkâr olan gey ve lezbiyenler için de tövbe kapısı açıktır, ayrıca ıslah (tedavi?) yolu da açıktır. 
.
3.GRUP-AZGIN EŞCİNSELLER:
Bunlar erkeklerin yolunu kesen, onlara musallat olan, meclislerine götüren ve eşcinsel ilişkilerini aleni bir şekilde yaşayan azgın eşcinsellerdir [11/78;29/29;54/37).  Lut kavminin helak olmasına neden olan eşcinseller de bunlardır;
.
‘’Kavmi ona doğru coşkulu bir şekilde geldi. Onlar daha önce de [böyle] kötülükler işlemişlerdi. [Lut] ‘’Ey kavmim dedi… Allah’tan korkun, beni misafirimin önünde küçük düşürmeyin, İçinizde aklı başında olan tek bir adam da mı yok?’’[Hud 11/78]
.
“(Lut:) [Tüm ikazlarıma rağmen] ‘’Siz hala erkeklere yöneliyor, yol kesiyor ve meclislerinizde -topluca- o çirkinlikleri yapmaya devam mı ediyorsunuz?’’ [Ankebût  29/29].
.
Görüldüğü üzere bu azgınlar Lut nebinin yanına gelen iki elçiyi bile [erkek olarak gördükleri için] almak-gasp etmek istemiş ve bu amaçla kapısına dayanmışlardı. Lut nebi onları daha önce yaptığı gibi Allah’ın azabını hatırlatarak uyarmış ama bu azgınlar ‘’fazla konuşma da bize tehdit ettiğin şu azabı getir görelim bakalım’’ demiş, dalga geçmişlerdi; ‘’[Ey Lut] ‘’Eğer doğru söylüyor isen hadi bize getir şu Allah’ın azabını (da görelim).’ (Lut) Dedi ki: ‘Rabbim! Bu bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et.” (Ankebût, 29/30)
.
İşte Lut kavminin helak nedeni budur, erkeklerin yolunu kesen, gasp eden, onları meclislerine götürerek -güncel deyimle- aleni bir şekilde grup seks yapan azgın eşcinseller. Onlar eşcinselliği sadece bireysel olarak yaşamıyor, bunu topluma da dayatıyorlardı. Hatta tasallut ediyorlardı. 
.
Lut kavminin bu azgın eşcinselleri, en azından bir bölümü, homoseksüel değil biseksüel idi, çünkü ilgili ayetlerde onlar hakkında ‘’kadınlarla birlikte erkeklere şehvetle yöneldikleri’’[27/55] veya ‘’eşlerine rağmen erkeklere yöneldikleri’’[26/165,166] söyleniyor.
.
Biseksüellik ise cinsel haz ve ego tatmininin her türlüsüne açık olmaktan [hedonist bir yaşam tarzından] kaynaklanan eşcinsellik türüdür [1]. Konu hakkında daha detaylı bilgiler için ‘’Eşcincelliğin çeşitleri ve Lut kavmnin helak nedeni’’ başlıklı yazıma [2] ve ‘’İnterseks-Hermafrodit Ve Eşcinsel’’ isimli kitabıma bakılabilir [3].
.
Kur’anın gey ve lezbiyenlere karşı tutumu böyle iken [onlar için tövbe ve ıslah kapısını açık bırakıyor ama onları asla olumlamıyor iken, hatta ta’zir ve ev hapsini önerirken kısaca ‘’olumlamamayı’’ emrederken], son günlerde bazı STK’ların Kur’anî kavramları istismar ederek ‘’LGBT Olumlaması’’ yaptığını görüyoruz. Belki başka bir maksatla [kötü niyetle] belki aşırı ötekileştirmeleri önlemek ve onları kazanmak maksadıyla [iyi niyetle] yapılmıştır, bunu bilemiyoruz, ama kesinlikle yanlış yapılmıştır, çünkü Kur’ana iftira edilmiştir. Kur’anın gey ve lezbiyenlere [LGBT olgusuna] karşı tutumu bellidir ve bu asla -anılan STK metninde yazıldığı gibi bir- olumlama içermez.   
.
Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da adeta bir sarkaç gibi ifrat ve tefrit arasında savrulmak zorunda mıyız?
.
1-Zeki Bayraktar, İnterseks-Hermafrodit Ve Eşcinsel, s.151,152.

2-https://www.cerideiilmiyye.org/.../zeki-bayraktar-kh-28...

3- Zeki Bayraktar, İnterseks-Hermafrodit Ve Eşcinsel, İstanbul, 2021

Eşcinsellik: "İnsan ömrünü 20 yıl kısaltır!"

https://www.youtube.com/watch?v=90iEzVPP-WQ&list=PLAABaL9f17rX11VATx98ruU7_iIuzgOZK&index=10

3
[ ] 8. Terapi öncesi
[ ] Merhaba değerli okuyucu ben Ferhat, bu gün seninle sekizinci terapi öncesi neler neler yaşadığımı ve neler yaptığımı paylaşacağım kemerleri sıkı bağla ve aksiyon, macera, dram ve heyecan dolu bir yazıyı okumaya hazır ol.
[ ] 20 Nisan'da 7. Terapiye gitmiştim ve o gün Hüseyin hoca bana Nofap'ı tanıttı ve bu yöntemi denememi tavsiye etti. Ben de ya Allah bismillah diyerek niyet ettim ve Nofap'ı araştırmaya ve Nofap yapmaya fakat kısa süre sonra Nofap'ın Türkiye versiyonu olan Neverfap Akademi'yle yollarım kesişti. Bir hafta boyunca sabah akşam Neverfap kanalının yayınladığı faydalı video içeriklerinden faydalandım ve bu oluşumun shopier hesabı üzerinden çok uygun fiyata WhatsApp kamp üyeliği sattığını öğrendikten sonra Mayıs ayı İdare kampına katıldım. Kamp 12 Mayıs'ta başladı ve 28 gün sürdü. Kampın başladığı gün de bir kızla arkadaşlık ilişkim başladı ve kısa süre içinde ailesiyle de tanıştım, ben onunla ciddi bir ilişki düşünüyordum ama sonradan anladım ki onun aklındaki erkek değildim. Olsun yine de benim sürecime bir faydası oldu. 9 günlük bir arkadaşlık süreci içerisinde yapabildiğim kadar duygusal bağ kurmaya çalıştım sevmeye çalıştım hatta onların evinde iki gece kaldım.
[ ] Ve bu iki ayrı aralıklardaki gecede de sürtünme yoluyla da olsa cinsel temasta bulundum ve bu benim özgüvenimi arttırdı eğer ayrılmasaydık bunun devamı gelirdi ve gerçek bir cinsel ilişki yaşardım. Ben onun bakire olduğunu düşünüyordum ve bu yüzden karı koca ilişkisindeki gibi bir ilişkiye girmekten sakındım aslında çok istedim kıza da bunu söyledim ama o kabul etmedi. Dini nikah yapalım dedim günaha girmeyelim dedim bunu da kabul etmedi. Tek yaptığı şey gece olduktan sonra yanımdan ayrılmayıp yoğun ilgi sonrası ve gece geç saatlere kadar uyumayıp sohbet ettikten sonra yorulduk ve beraber uyumaya karar verdik. İnan ki o istemeseydi Ben ona hiçbir şey yapmazdım. Hatta ona sırtımı dönerek uyudum o sırtıma sarıldı göğsüme dokunarak boynumu dokunarak omuzlarımı ve ellerimi sıkarak beni iyice tahrik etti ve en sonunda kulağıma fısıldayarak bana doğru dön dedi.  Ben de ona doğru döndüm ve yatakta uzanır vaziyette birbirimize sarıldık ve derin nefesler alarak onun kokusunu içime çektim.
 Saçındaki tokayı çıkararak saçlarını koklamaya başladım sonra boynundan ufak ufak öperek göğüslerine indim ve göğüslerini sıkıyor kafamı göğüslerinin arasına koyuyor burnumu tam iki göğsünün arasına koyarak derin derin nefesler alıyordum bu arada o da başımın arka tarafından elleriyle başıma daha çok baskı yapıyor sırtımı tırmalıyor boynumu sıkıyor omuzlarımı kavrıyor ve bir erkeğin kollarında olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Yavaşça ellerimi tişörtünün altından göğüslerine ulaştırdım ve tişörtünü göğüslerinin üzerine çıkararak meme uçlarına saldırarak küçük ısırıklarla ve yalamalarla bir yandan göğüslerini sıkıyor bir yandan kokluyor bir yandan emiyor ve bir yandan da bunun ne kadar güzel bir şey olduğunu düşünerek kendimle gurur duyuyorum. Arada sırada yukarı çıkıyor dudak dudağa öpüşüyor ve o anki hazzın tadını çıkarıyorduk. O anların hiç bitmesini istemiyordum o gecenin hiç sabah olmasını istemiyordum yaklaşık 40 dakika böyle seviştikten sonra ben onun meme uçlarını yalarken
 Üzerimizde kıyafet olduğu halde taş gibi olmuş penisime sürtünerek sanırım boşaldı. Çünkü nefes nefese kaldı ve bayağı titredi Ve sonra kendisini serbest bıraktı Ben ise henüz boşalmamıştım ve böyle boşalmak istemiyordum. Onu yalamaya ısırmaya devam ediyor koklamaya devam ediyor ara sıra yumuşacık poposunu okşuyor ve onu soymak istiyordum, birkaç kez eşofmanını çıkarmaya çalışsam da daha çok erken diyerek elimi tuttu ben de zorlamak istemedim neticede ciddi bir ilişki düşünüyordum ve dini nikah olmadan haddi aşmak istemiyordum. Derken artık o git hadi lavaboya mastürbasyon yap rahatla gel dedi ama ben Nofap sürecinde olduğum için mastürbasyona karşıydım ve cinsel ilişkiyi kız arkadaşımla tamamlamak istiyordum böyle elimden çabuk kurtulamazsın dedim ve onun göğsünün arasına tükürerek penisimle gelgit yapmaya başladım, bir yandan gülüyor deli diyor eşek diyor ama hoşlanıyordu artık kendisi göğüslerini birleştirmişti ki Ben penisimle arasında rahatça gidip geleyim diye. Yalan olmasın sanırım 5 dakika bu şekilde uğraştık o artık yeter boşal artık diyordu ben de göğüslerinin arasına boşalayım mı diye sordum, zevk alarak hadi boşal boşal dedi. Bu beni daha çok azdırdığı için oraya boşaldım. 25 gündür boşalmamıştım ve bayağı meni geldi.  3 gün sonra tekrar onlarda kaldım ve benzer şekilde seviştikten sonra yine o boşaldı ve bana git banyoda işini hallet gel dedi , gitmedim ve orasını burasını ellemeye devam ettim ve o tekrar istekli oldu, o tam sırt üstü uzanmıştı ve ben onun boynuna masaj yapıyordum diğer bir yandan da küçük ferhat'ta onun posuna masaj yapıyordu , derken kız eşofmanını indirdi ve tangasıyla gözümün önündeydi, o an gözüm döndü ve camın önündeki kremi alıp hemen penisime sürdüm, o tükürme dedi hayır tükürmüyorum sadece krem sürüyorum dedim, haram olduğu için onu arkadan becermeyecektim ama sadece ona arkadan sürtünerek boşalmayı hedeflemiştim ve neticede öyle oldu. Ne kadar yanlış da olsa sürtünerek ilişkiye girmiştik.Ben boşaldıktan sonra oraya boşalma dedi ama ben boşalmıştım bile. Hemen oradan ıslak mendil istedi ve verdim ve kendisini silmeye başladı o an vajinasını da gördüm ve vajina öyle büyük görünüyordu ki sanki bu bakire değildi. Eğilip vajinasına da bakarak göz banyosu da yaptım. Ve biraz koklayarak kokusunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istedim. Bu hareketler kızın hoşuna gitmiyordu sanırım özellikle boşalma olayı onun moralini bozmuştu. Tuvalete gidip kendisini yıkadı ve geri geldiğinde onun yatağında beni göremeyince siz erkekler böylesiniz işiniz bitince uzaklaşıyorsunuz dedi. Ben de gel canım benim uzaklaşmıyorum diyerek tekrar onunla aynı yatağa girerek saçlarını kokluyor orasını burasını öpüyor elliyor okşuyordum ve penisimle de arkasına baskı uyguluyordum. Tekrar yapalım desem de sabah oldu ablalarım duyar diyerek uyudu ve bende rahat uyusun diye ayrı bir yatağa geçtim. Uyandığımızda kahvaltı yaptık Ben de omlet hazırladım öğlenden sonra evime döndüm ve mesajlar atmaya başladı.Neymiş efendim Ferhat dün gece yapmış olduğun hareket diğer erkeklerden hiçbir farkının olmadığını gösterdi. Diye yazmış hanımefendi. Diğer erkeklerden hiçbir farkımın olmadığını bilmek ve bunu okumak bile benim için gurur verici bir şeydi. Ve sonrasında şöyle yazmış ilişkimiz hakkında düşünmem lazım. Ve orada bana bir itirafta bulundu daha önceki erkek arkadaşıyla cinsel ilişkide bulunmuş ve bakire değilmiş. Ben bunları öğrendikten sonra keşke onun bakire olmadığını daha önce bilseydim diye hayıflansam da benim için asıl önemli olan onunla biraz duygusal bağ kurmak ve onun vesilesiyle erkeklere olan ilgimin azalmasıydı. Ona bu sebeplerden dolayı kızgın değilim sadece şunu anladım onun hayalindeki Alfa erkeği değildim. Fakat ben de güzel bir deneyim kazanarak Alfa erkeği olmaya yaklaştığımı fark ettim. Aradan iki gün sonra da Ferhat ayrılalım bütün resimleri sildim sen de sil unutmaya çalış yazmış. Hiçbir cevap yazmadım yazmaya da gerek duymadım. Başlarda hiç üzülmedim. Ama birkaç gün sonra bir boşluk oluşunca neden bu kadar erken ayrıldığına kızarak yaşadığım güzel olaylardan dolayı üzüldüm ve aradan bir hafta sonra da unutmuş olsam da 36 günlük porno mastürbasyon diyetimi bozdum. Ardından 15 günlük bir süre geçti çok stresli sıkıcı Bir günün sonunda yorgun olmama rağmen tekrar fap yapma isteğim geldi ve krizi atlatamayınca tekrar relaps oldum. Yıkılmadım tekrar sürece başladım bu kez 7 gün sürdü tekrar sürece başladım 5 gün sürdü tekrar sürece başladım 4 gün sürdü tekrar sürece başladım iki gün sürdü tekrar sürece başladım ama artık her gün sürecimi bozmaya başladım artık eskisi gibi tekrar bağımlı hale geldim günde 2 yada3 Allah ne verdiyse. Bu kadar süre içerisinde karadaydım terapilere gidebilirdim ama maddi sıkıntılar gözümde çok büyük görünüyordu. Her gün gelen yeni zamlar hayat pahalılığı. Çalışmadığım halde paramın az olduğu halde terapiye de gidersem maddi zorluklarla karşılaşacağımı düşünüyordum.Halbuki Hüseyin hoca'ya  hocam çalışmıyorum param da az terapiye geleyim gemiye gittiğimde terapi ücretlerini öderim diye teklif sunsaydım reddedeceğini hiç zannetmiyorum. Çünkü onun bu işi para için yaptığına inanmıyorum. O kendisini böyle kutsal bir iş için feda etmiş. Öyle ki iyileşmek istemeyen gay eşcinseller onun hayatına kast etmek isteyebilirler. Fakat benim gibi homoerotik duygular yaşayan ve bu halinden memnun olmayıp iyileşmek isteyen kurtulmak isteyen bireyler onun gibi doktorların sayısının ve başarılarının artmasını ister. Argo kelimeler kullandığım için hepinizden helallik istiyorum. Yarın 8 terapiye gideceğim ve Hüseyin hoca'ya hazırlamış olduğum 35 soruyu soracağım ve inanın ki öyle sorular hazırladım ki 8 terapi sonrası yazımı okuduğunuzda dudaklarınız uçuklayabilir. Ha bu arada boş durmuyorum başka kızları etkilemek için fırsatlar kolluyorum. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle Allah'a emanet olun süreciniz daim olsun.

4
Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

Eşcinsellik, bir aile hastalığıdır. Eşcinsellik, bireysel olarak cinsel kimlik bunalımı olarak yaşanırken içinde yetiştiği ailenin hastalıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Toplumda eşcinsel sayısı arttığı, kabul gördüğü ve örgütlendiği oranda aile çökmüş demektir. Eşcinsellik, babanın iktidarı yerine annenin egemenliğinin kutsanmasıdır.
Eşcinsellik bireyin değil bireyin yetiştiği ailenin hastalığının dışavurumudur. Eşcinsellik bir aile hastalığıdır. Batı'da eşcinsel lobilerinin güçlü ve planlı çalışmaları sonucunda eşcinsel evlilik yasalarının çıkması ve eşcinsel birlikteliklerin artması, Batı'da ailenin çöktüğünün bir göstergesidir. Batı'da çoktan çöken aile, Doğu'da da artan bir hızla çökmektedir.

Eşcinsel Terapi Benim Ailem 5. Bölüm Fragman

https://www.youtube.com/watch?v=dqM3TJpZ5rM&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=1



http://escinselterapi.net/huseyinkacin/

http://escinselterapi.net/forum/

Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

https://www.habervakti.com/escinsellik-aile-hastaligidir-makale,2038.html?fbclid=IwAR1KMAypvtlCCxETGvbwZ4oGT92J0r3aBQN3VNjl2t7s9hBzRGmvNWJzoXc

Benim Ailem Belgeseli

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11

Benim Ailem 1. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Benim Ailem 2. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=v-6UbOMkP38&t=369s

Benim Ailem 3. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=tXHaVWGvYH8&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw

Benim Ailem 4. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Kürt sorununu kırk yıldır nasıl "dört başı mamur" çözemediysek; yeni yeni büyüyen eşcinsellik sorununu da "dört başı mamur" çözemeyeceğiz ve dini kurumlarımız, ailevi değerlerimiz büyük yara alacaktır.

Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html?fbclid=IwAR1Akgk_ORB-CkFSzTiPTi3z4OYi17uVv0T_d0CjGGhM2VlsEMrXNsQ3ZO0

DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır ifadelerini kullanan Kaçın, Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu? açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz'e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli. ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz. "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da özgürlük düşmanı olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, günah işleme özgürlüğüne saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda...

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html

5
-Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere yönelik tedavilerin bilimsel boyutu-
 
Eşcinsellikten kurtulmak isteyen kişilere "sen böylesin, böyle kal" diyen zihniyet hatalıdır. Kişilerin özerklik ve kendi kaderini tayin etme hakkına saygı, eşcinsel davranışın ahlaki statüsüyle ilgili farklı değer sistemlerine saygı ve eşcinsel yönelimi değiştirmeye yönelik bazı çabaların başarıya ulaşabileceğini gösteren
bilimsel verilerin olması "eşcinsellikten kurtulamazsınız" diyenlerin göz ardı ettiği konulardır. Psikoloji kaynaklarında her ne kadar baskılar sonucunda toplumdan gizlenmek istense de "eşcinsellikten kurtulmak isteyen danışanlardan başarılı olan vaka örnekleri" mevcuttur. Bundan dolayı eşcinselliğin tanı kriteri el kitabından kaldırılıp kaldırılmaması önemli değildir. Önemli olan kişinin "eşcinsel yöneliminden kurtulmak isteyip istemediğidir." Eşcinsel yöneliminden kurtulmak isteyen, durumundan rahatsız olan, heteroseksüel olmak isteyen bir bireye zoraki dayatmalar yapıp, "sen eşcinselsin, böyle kalmak zorundasın" demek bilimsel etikle bağdaşmaz. Danışanın bireysel psikoterapi hedeflerini seçme hakkına ve heteroseksüel potansiyelini araştırma hakkına saygı duyulmalıdır, bu bir sağlık hakkıdır.
Nitekim eski çalışmalarda (eşcinsellik Tanı El Kitabından kaldırılmadan önce), eşcinsel yönelimin bazı danışanlarda değişebildiği yönünde birçok veri var. Aşağıda, cinsel yönelimin değişmesi üzerine yayımlanmış bazı "yeni" veriler bulunuyor:
Spitzer, R. L. (2003, Ekim). Spitzer’in çalışmasında cinsel yönelimi ağırlıklı olarak eşcinsel olan bazı bireylerin, bir çeşit onarım terapisi yoluyla, ağırlıklı olarak heteroseksüel olduğu hipotezi test ediliyor. Çalışmadaki iki yüz gönüllü (143 erkek ve 57 kadın) katılımcı, son beş yıl içerisinde homoseksüellikten heteroseksüelliğe hiç değilse minimal bir düzeyde değişim yaşadığını söylüyor. Katılımcıların çoğunluğu, terapiden önce ağırlıklı ya da sadece homoseksüel olan yönelimlerinin ağırlıklı ya da sadece heteroseksüel yönelimle değiştiği yönünde bildirimde bulunuyor. Tam değişim yönünde bildirimlerse az görülüyor. Kadın katılımcılar arasında değişim bildirenlerin oranı, erkek
katılımcılara göre kayda değer oranda daha yüksek. Spitzer, katılımcıların kendi bildirimlerinin büyük oranda güvenilir olduğu, bu yüzden de onarım terapisinin bir türüyle cinsel yönelim değişiminin, bazı gey erkeklerde ve lezbiyenlerde gerçekleştiği sonucuna varmış.
Nicolosi, J., Byrd, A. D. ve Potts, R. W. (2000b). Bu çalışma, eşcinsel yöneliminden memnun olmayan sekiz yüzün üzerinde insanla yapılan anketin sonuçlarına dayanıyor. Ankette kişilere değiştirme terapisi ve cinsel yönelimi değiştirme olasılığıyla ilgili inançları sorulmuş. Yetmiş kapalı uçlu, beş açık uçlu soru bulunuyor. Katılımcıların yedi yüz yirmi altısı profesyonel bir terapist ya da kilise danışmanıyla değiştirme terapisine katıldığını söylemiş.
Katılımcıların yedi yüz yetmiş dokuzu (% 89,7) değiştirme terapisi görmeden ya da “kendine yardım” çabalarından önce kendini “heteroseksüelden çok homoseksüel,” “neredeyse sadece homoseksüel” ya da “sadece homoseksüel” gördüğünü söylemiş. Katılımcılar grup olarak, eşcinsel düşünce ve fantezilerin sıklığında geniş ve istatistiksel açıdan kayda değer azalmalar olduğunu
söylüyor; bunlarıysa değiştirme terapisine ya da “kendine yardım”a atfediyor. Ayrıca psikolojik, kişilerarası ve manevi sağlıklarında kayda değer iyileşmeler olduğunu söylüyorlar.
Ayrıca bkz. Byrd, A. D. ve Nicolosi, J. (2002). Bu makalede, eşcinsel olarak tanımlanan bireylerin tedavisi üzerine çalışmalar meta-analiz tekniğiyle birleştirilmiş. Tedavinin etkilerini değerlendiren ve çoğu 1975’ten önce yayımlanmış çok sayıda çalışma saptanmış. Bunlardan 14 adedi, dâhil etme ölçütlerine uyuyor ve meta-analizde kullanılabilecek istatistikler içeriyor. Analize göre, tedavi gören ortalama danışan, alternatif tedavi görenlerin %79’una kıyasla ya da çeşitli sonuç ölçümlerini içeren tedavi öncesi puanlara göre daha iyi durumdadır. Bu on dört çalışmanın analizine göre, eşcinsellik tedavisi etkili olabilir.
Ayrıca bkz. Jones, S. ve Yarhouse, M. (2007). Değişim üzerine bu çalışmanın bir özeti <http://narth.com/docs/rekersrev.html>’de bulunabilir; Byrd, A. D., Nicolosi, J. ve Potts, R. W. (2008) [Kaynak: DR. JOSEPH NICOLOSİ'nin yazdığı,
"UTANÇ ve
BAĞLANMA YİTİMİ: Onarım Terapisi Pratiği" isimli kitap]
Sonuç olarak: Bu ve benzeri birçok veriye göre eşcinsellikten kurtulmak isteyenlerden başarılı olan vaka örnekleri bilimsel kaynaklarda vardır. Danışanın bireysel psikoterapi hedeflerini seçme hakkına ve heteroseksüel potansiyelini araştırma hakkına saygı duyulmalıdır!

6
-Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere yönelik tedavilerin bilimsel boyutu-
 
Eşcinsellikten kurtulmak isteyen kişilere "sen böylesin, böyle kal" diyen zihniyet hatalıdır. Kişilerin özerklik ve kendi kaderini tayin etme hakkına saygı, eşcinsel davranışın ahlaki statüsüyle ilgili farklı değer sistemlerine saygı ve eşcinsel yönelimi değiştirmeye yönelik bazı çabaların başarıya ulaşabileceğini gösteren
bilimsel verilerin olması "eşcinsellikten kurtulamazsınız" diyenlerin göz ardı ettiği konulardır. Psikoloji kaynaklarında her ne kadar baskılar sonucunda toplumdan gizlenmek istense de "eşcinsellikten kurtulmak isteyen danışanlardan başarılı olan vaka örnekleri" mevcuttur. Bundan dolayı eşcinselliğin tanı kriteri el kitabından kaldırılıp kaldırılmaması önemli değildir. Önemli olan kişinin "eşcinsel yöneliminden kurtulmak isteyip istemediğidir." Eşcinsel yöneliminden kurtulmak isteyen, durumundan rahatsız olan, heteroseksüel olmak isteyen bir bireye zoraki dayatmalar yapıp, "sen eşcinselsin, böyle kalmak zorundasın" demek bilimsel etikle bağdaşmaz. Danışanın bireysel psikoterapi hedeflerini seçme hakkına ve heteroseksüel potansiyelini araştırma hakkına saygı duyulmalıdır, bu bir sağlık hakkıdır.
Nitekim eski çalışmalarda (eşcinsellik Tanı El Kitabından kaldırılmadan önce), eşcinsel yönelimin bazı danışanlarda değişebildiği yönünde birçok veri var. Aşağıda, cinsel yönelimin değişmesi üzerine yayımlanmış bazı "yeni" veriler bulunuyor:
Spitzer, R. L. (2003, Ekim). Spitzer’in çalışmasında cinsel yönelimi ağırlıklı olarak eşcinsel olan bazı bireylerin, bir çeşit onarım terapisi yoluyla, ağırlıklı olarak heteroseksüel olduğu hipotezi test ediliyor. Çalışmadaki iki yüz gönüllü (143 erkek ve 57 kadın) katılımcı, son beş yıl içerisinde homoseksüellikten heteroseksüelliğe hiç değilse minimal bir düzeyde değişim yaşadığını söylüyor. Katılımcıların çoğunluğu, terapiden önce ağırlıklı ya da sadece homoseksüel olan yönelimlerinin ağırlıklı ya da sadece heteroseksüel yönelimle değiştiği yönünde bildirimde bulunuyor. Tam değişim yönünde bildirimlerse az görülüyor. Kadın katılımcılar arasında değişim bildirenlerin oranı, erkek
katılımcılara göre kayda değer oranda daha yüksek. Spitzer, katılımcıların kendi bildirimlerinin büyük oranda güvenilir olduğu, bu yüzden de onarım terapisinin bir türüyle cinsel yönelim değişiminin, bazı gey erkeklerde ve lezbiyenlerde gerçekleştiği sonucuna varmış.
Nicolosi, J., Byrd, A. D. ve Potts, R. W. (2000b). Bu çalışma, eşcinsel yöneliminden memnun olmayan sekiz yüzün üzerinde insanla yapılan anketin sonuçlarına dayanıyor. Ankette kişilere değiştirme terapisi ve cinsel yönelimi değiştirme olasılığıyla ilgili inançları sorulmuş. Yetmiş kapalı uçlu, beş açık uçlu soru bulunuyor. Katılımcıların yedi yüz yirmi altısı profesyonel bir terapist ya da kilise danışmanıyla değiştirme terapisine katıldığını söylemiş.
Katılımcıların yedi yüz yetmiş dokuzu (% 89,7) değiştirme terapisi görmeden ya da “kendine yardım” çabalarından önce kendini “heteroseksüelden çok homoseksüel,” “neredeyse sadece homoseksüel” ya da “sadece homoseksüel” gördüğünü söylemiş. Katılımcılar grup olarak, eşcinsel düşünce ve fantezilerin sıklığında geniş ve istatistiksel açıdan kayda değer azalmalar olduğunu
söylüyor; bunlarıysa değiştirme terapisine ya da “kendine yardım”a atfediyor. Ayrıca psikolojik, kişilerarası ve manevi sağlıklarında kayda değer iyileşmeler olduğunu söylüyorlar.
Ayrıca bkz. Byrd, A. D. ve Nicolosi, J. (2002). Bu makalede, eşcinsel olarak tanımlanan bireylerin tedavisi üzerine çalışmalar meta-analiz tekniğiyle birleştirilmiş. Tedavinin etkilerini değerlendiren ve çoğu 1975’ten önce yayımlanmış çok sayıda çalışma saptanmış. Bunlardan 14 adedi, dâhil etme ölçütlerine uyuyor ve meta-analizde kullanılabilecek istatistikler içeriyor. Analize göre, tedavi gören ortalama danışan, alternatif tedavi görenlerin %79’una kıyasla ya da çeşitli sonuç ölçümlerini içeren tedavi öncesi puanlara göre daha iyi durumdadır. Bu on dört çalışmanın analizine göre, eşcinsellik tedavisi etkili olabilir.
Ayrıca bkz. Jones, S. ve Yarhouse, M. (2007). Değişim üzerine bu çalışmanın bir özeti <http://narth.com/docs/rekersrev.html>’de bulunabilir; Byrd, A. D., Nicolosi, J. ve Potts, R. W. (2008) [Kaynak: DR. JOSEPH NICOLOSİ'nin yazdığı,
"UTANÇ ve
BAĞLANMA YİTİMİ: Onarım Terapisi Pratiği" isimli kitap]
Sonuç olarak: Bu ve benzeri birçok veriye göre eşcinsellikten kurtulmak isteyenlerden başarılı olan vaka örnekleri bilimsel kaynaklarda vardır. Danışanın bireysel psikoterapi hedeflerini seçme hakkına ve heteroseksüel potansiyelini araştırma hakkına saygı duyulmalıdır!

7
Sadece insan…

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce inandığınız bütün değerleri savunduğunuz bütün düşünceleri bildiğiniz tüm doğruları dışarda bırakmalısınız sadece bir insan evladı olarak okumalısınız.

Hikayenin başında dinibütün bir müslüman ve bir doktor adayı olarak başlamıştım hayata ve bildiğim beni ben yapan şeyler vardı bunlardan biri homoseksüel eğilimlerinden dolayı dini yaklaşımlara baktığımda gördüğüm şeyler ‘’ EŞCİNSELLİK ÜZERİNE KURANDA LANETLENEN BİR KAVİM VAR’’ ne kadar kolay değil mi ne kadar basit kestirip atıyorlar bir anda Allahın bütün lanetini üzerinize yığıyorlar kendinizi bir ucube bir pislik bir üretim hatası olarak görüyorsunuz ve daha sonra şeriatın uygulandığı ülkelere bakınca da ‘’idam recm ‘’ve Allah da benim ölmemi istiyor diye düşünmeye başlıyorsunuz. Ve tüm bunlar kaya gibi göğsünüze oturuyor nefesiniz kesiliyor her ne zaman bu konuda araştırma yapmaya kalksanız direk olarak karşınıza çıkan bu yaklaşımlardan dolayı ağlayarak göz yaşları içinde kapatıyorsunuz bilgisayarı.

Diğer taraftan ben aynı zamanda bir doktor adayıydım bir bilim insanıydım ve bilim dünyasında genel kabul gören ‘’Eşcinsellik who tarafından hastalık sınıflandırılmasından çıkarıldı bunun bir tedavisi yok gayet normal bir durum kabul etmelisin’’ buna da inanıyordum gerçeğin doğrunun bu olduğunu düşünüyordum. Oldukça fazla sayıda psikiyatriste gittim ve onarım terapisi Joseph nicolosi bunlardan bana bahseden hatta belki de bilen bile yoktu derdime ancak profesörler hocaların hocaları ancak çare bulur diye düşünüyordum öyle birisi yok ama.

VE DERİN BİR ÇARESİZLİK VE AHLAKİ YARGILANIŞ

Bu yükümü paylaşayım diye en yakın arkadaşlarımdan beni anlayabileceğini düşündüğüm bir dostuma ilk kez bu derdimi açtım o da dinibütün bir müslümandı üzerimde hissettiğim Allahın lanetini anlayabileceğini düşündüm ama yanılmışım.

Bu dostum benimle ilgilendi bana türlü tavsiyelerde türlü öğütlerde bulundu ‘’Allaha dayanacaksın kardeşim namazlarını asla aksatmayacaksın her gün kuran okuyacaksın asla gay porno izlemeyeceksin dini sohbetlerin yapıldığı yerlere gideceksin Allahın izniyle de bundan kurtulacaksın ‘’ reçetemi yazmıştı bu güzel dostum ne kadar iyi birisi daha sonra tokadı yemem gecikmedi ama..
Sohbetin bir kısmında o zamanlar aşık olduğum çocuktan bahsederken bu güzel dostum beni dinliyordu bana yardım ediyor gibi görünüyordu, ben anlatırken daha fazla dayanamadı ve tokadı bastı bu tokadı ‘’ kendime gelmem için atmış ‘’ yine bir iyilik canım benim size daha kötüsünden bahsedeyim bu kadar iyilik adı altında bu tokat gelince ben bu tokada karşı çıkmadım bu tokat da bir iyilik ve ben bu tokadı benimsedim ben buna layığım dedim şuan anlıyorum homofobinin de ne olduğunu o zaman anlayamamıştım.

Ve aradan 1 ay geçti geçmedi ilk intihar girişimim gerçekleşti okulun penceresine çıkmıştım pencereden hocam beni çekerken ağzımda sürekli şu sözler vardı ‘’bunu ben istemedim bunu ben istemedim bunu ben istemedim…’’ 

Gel zaman git zaman bu şekilde göğsüme kaya gibi oturan din ve bilim aradan 2 sene geçmesiyle ikinci intihar girişimimi getirdi ve bana bu mektubu yazdırttı …


Vasiyetimdir bu intihar mektubumu gören herkes paylaşsın artık benim durumumdaki insanların sesi duyulsun bir el bize uzansın artık evet bu yükü daha fazla taşıyamayacağım artık senelerdir benim neden doktor doktor gezdiğimi sanırım artık herkes öğrenmek istiyordur ben erkeklerden hoşlanıyorum nasıl oldu nasıl bu hale geldim bilmiyorum ama evet ben erkeklerden hoşlanıyorum ve tıp dünyası benim bu durumumu hastalık olarak görmüyor bundan dolayı bunun çaresini aramıyorlar ölümümün şuna hizmet etmesini istiyorum ben yandım ben kendi hayatımdan vazgeçtim ama benim durumumda çaresizce acılar içinde kıvranan canlara bir el uzansın artık eşcinsellik üzerine tıpta çalışmalar yapılsın tıp fakültelerinde ders olarak görülsün Amerika'daki las vegastaki birisi için evet bu bir hastalık olmayabilir ama ben müslümanım ve dinimi yaşamaya çalışıyorum benim inancımdaki birinin bu cinsel yönelimi kabul etmesi söz konusu olamaz hastalık yoktur hasta vardır ben hastayım bunu ben tercih etmedim canım annem canım babam ben evet erkeklerden hoşlanıyorum ama kimseyle bir ilişkim olmadı sizi utandıracak bir şey yapmadım ölümümün de bir anlamı var artık benimle gurur duymanızı istiyorum benim durumumdaki insanlara bir umut olması için ben yanıyorum ama bir mum misali ışık olmak için Allahında beni merhametle yargılayacağını ümit ediyorum hayatımın en büyük iyiliğini belki de ölümümle yapacağım bankadaki tüm 6 bin lira civarı olan paramı bir gün bir ferdi olup yeryüzüne iyiliği yaymak istediğim yeryüzü doktorları derneğine bağışlıyorum beni unutmayın ruhumu dualarla yad edin.


Artık benim kendi hayat üçgenimi kurmam gerekiyordu kendi dini anlayışımı kendi bilim anlayışımı ve dahası toplumsal çözümlerimi lgbt anlayışımı kendime yaşayabileceğim bir yaşam alanı kurmak zorundaydım.

Ve kendi ütopyam

Eşcinsellik ve islam üzerine araştırma yapanların dikkatini şu nokta çekti mi ?
Mezbep imamlarına göre eşcinselliğe farklı cezalar veriliyor ve Hanefi mezhebinin kurucusu din alimine göre devlet hangi cezayı uygun görürse

9
hayat hikayenizi
1-2 sayfa yazıp gönderirseniz
nasıl bir çocukluk
anne baba ilişkileri
yaşadığınız sorunlar, eşcinsel eğilimleriniz
vs
huseyinkacin@hotmail.com
yazıp gönderirseniz okuruz
0 555 326 22 91 iletişim kurabilirsiniz
www.huseyinkacin.com
http://www.youtube.com/user/escinselterapi
Eşcinsel Terapi birebir yüzyüze görüşme yoluyla yapılan kişinin hayat hikayesinden yola çıkarak anne-baba-çocuk ilişkilerinden başlayarak sosyal ilişkilerinin yeniden gözden geçirilip yapılandırılmasıdır denebilir. En erken düzenli haftalık terapilerle 3 ay yada 6 ay içinde sonuç vermektedir kişinin istek ve iradesine bağlı olarak. Psikologlar hap yazmadıkları için ilaç uygulaması yoktur.
eşcinsel terapi görenlerin kendi iyileşme süreçlerine dair kendi yazılarını okursanız aydınlatıcı olacaktır.
http://www.youtube.com/user/escinselterapi
Psikolog Hüseyin KAÇIN
0 555 326 22 91
http://escinselterapi.net/forum/index.php?board=25.0 linki tıklayınız
http://escinselterapi.net/forum/index.php?board=24.0 linki tıklayınız
"Eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, genellikle çocuklukta yaşanan travmaların ve (anne-baba) ihmallerin bir sonucu gelişen bir durumdur. Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere tedavi imkanı sağlamamak, gerçekte eşcinselleri küçük düşüren ve ahlaki olmayan bir tutumdur."

10
Yaşadıklarımı anlatmak zor ama bu hayatı aktif yaşadığım için tüm gerçeklerin bilinmesi gerektiğini düşüyorum.
19 yaşımda ortama girdim ilk beraberliğimi yaşadım öncesinde normal gözüken hayatım vardı kız sevgililerim oluyodu sosyal iliskilerim ailemle olan iliskilerim gayet güzeldi normal seyrindeydi. Sevilen birisiydim. Eşcinsellik adına hiçbişey yoktu diyebilirim. Naif ve kibar yapım olduğu icin ilkokulda birtakım kırıcı yakıştırmalara maruz kalıyodum. İçten içe kendimi farklı konumlandırıyodum bu yüzden. ailem beni prens gibi büyüttü fiziksel psikolojik zorluk yaşatmadı ilgi odağıydım. Ozellikle lise ve universite yillarinda begenilen istenilen popüler ilgi arsızı biri olmuştum. Sayısız kız sevgililerim oldu ama hepsi kısa sürüyodu. Saçma sapan ilişkiler yasadim diyebilirim. Tüm bunlar olurken içimde ifade edemediğim kendime itiraf edemediğim hisler vardı. Erkekleri arzuluyodum ama bi yandan bastırıyodum bunu. 19 yasima geldigimde peşpeşe yaşadığım evin yıkılması,iş hayatında ve aşk hayatındaki olumsuzluklar,yakınımın ölümü,ilgisiz kalmam,alışık olduğum hayat düzenimin değişmesiyle kendimi bambaşka bi konumda ve ruhsal degisiklikte buldum. Farklı bi hayat arayışına girdim. O zamana kadar bastırdığım duygular açığa çıkmaya başladı. Erkekle yakınlık kurmak sevgili olmak düşüncesi iyice çekiyodu kendine. İlk başta gay platformlarında kendimi ifsa etmeden erkeklerle konusmaya basladim. Korkudan baskalarini  fotoğraflarini kullaniyodum. En sonunda kendi fotoğraflarımı kullanıp bana kimlerin ilgi gösterdiğini görmek istedim. Nihayet iç savaşımı sonlandırıp biriyle görüşmeye gittim. Heyecan korku tedirginlik hepsi birbirine girmisti. Ayaklarım geri geri gidiyodu. Yine de vazgeçmedim yaşamak istedim. Eve döndüğümde artık başka bi hayatımın olduğunu hicbiseyin eskisi gibi olmayacağını anladım. İçimde çok karışık duygular vardı aileme ihanet ettiğimi düşünüp vicdan yaparken aynı zamanda erkekle beraber olmanın hazzını yaşıyodum ve ilerleyen süreçte neler yaşayacağım beni hem meraklandırıp hem korkutuyodu. Bu ortama girerken beyaz atlı prensimi bulup onunla duygusal ilişki yaşayacağımı sanıyodum. Maalesef hiç oyle olmadı. Hayatıma giren herkesin duygusuz sex delisi olduğunu anladığımda ortama girdiğim için pişmanlık duymaya başlamıştım ama zamanla bende onlar gibi oldum ortama alıştım. Herşey çok hızlı işliyodu birini bulmak onunla yatmak cok kolaydı bu ortamda. Normal hayatla gay hayatı arasındaki savaş beni çok yormaya başlamıştı. İçine iyice girdikçe gay hayatındaki sahte ilişkiler,insanlaeın kendini ortamda çok daha başka tanıtması,gercekle alakası olmayan gay hayatı psikolojimi zorluyodu. Yavaş yavaş etrafımdakilere soylemeye baslamistim gay ortaminda oldugumu tek basima ustesinden gelemiyodum ama gay ortamini birakmak da istemiyodum . Gay cafeler barlar sex beni kendine çekiyodu,bağımlısı yapmıştı. Ortamdaki tüm pislikleri,arkadan iş çevrilen arkadaşlıkları,amacı göt sikmekten başka olmayan partnerleri,çabuk harcayan insanları bilmeme rağmen bu ortamdan kurtulamiyodum. Gay mekanlar işleyiş olarak zaten kendine bağımlı yapıyo her şekilde. Şatafatlı büyülü havaları var. Herşey hızlı akıyo. Dışarda 5 para etmez kişiler orda star muamelesi görüyo hersey sahte aslında. Mekanda 2 dakikada biriyle yakınlaşıp o geceyi yatakta sonlandırıyosun. Yanına gelen kişiler tavlamak icin binbir yalan söyleyebiliyo. Mesleğini,yaşını,adını,gerçek hislerini,amacını saklıyo ilişkiye girmek için. Mekan sahipleri seni prens gibi hissettirip kendilerine bağlıyo sonrasında arkandan atıp tutuyo ya da para kazanma uğruna seni harcayabiliyo. Kısacası başlı başına sahtelik kokan bi hayat. Buna rağmen bu hayattan kopamıyodum. Ortama gireli 7 ay olmustu hayatima çok kişi girdi arkadaş ve partner olarak hiçbiri olumlu bişey katmadı hatta çok şey götürdüler benden. İnsanlara karşı güvenimi inancimi yok ettiler en önemlisi. 7.ayın sonunda durumumu anlattiğım kuzenlerim herşeyi aileme anlatmıştı. O günden sonra çok zorlu süreç yaşadım. Psikolojik olarak çöküş dönemindeydim. Israrla gay ortamındaki iliskilerimi kesmiyodum her defasında yakalanıyodum ve surekli kavga tartisma oluyodu ailemle aramda. Bi sekilde destek almam toparlanmam gerekiyodu abim arastirmalar sonucu huseyin hocayi bulmustu ve gitmistik seansa. İlk 5 6 seans istemeyerek zorla gitmistim dediklerine uymuyodum hicbir sekilde. Bu adam bana nasil yardimci olcak bosa konusuyo diyip duruyodum. Sonrasinda baska ruhsal sorunlarima değindi (obsesiflik,ego,kaygı,mükemmelliyetçilik,yetiştirilme tarzım) yavaş yavaş seanslar ilgimi çekmeye basladi ve gun gectikce psikolijimin duzeldiğini anliyodum. Artik severek isteyerek ve duzenli sekilde gitmeye basladim. Faydasini da oldukca gordum. Bu surecte ailemde beni dislamadi ters davranmadi hep destek oldular. Yorucu bitirici bi surecti ama bi sekilde ustesinden geldim. İlaclarimi duzenli kullandim,onun da olumlu etkisini gördüm. Gay ortamina gitme direncim istegim yavas yavas azaldi. Ailemi karsima alip ortamdan guvendigim bikac kisinin yanina gitmek istedigimde o kisilerin bana sırt dönmesinin etkisi buyuk oldu bu durumda. Uzun yillar seanslarima devam ettim. Bu surecte hayatima kiz arkadas aldim evlenmeyi bile dusundum ama bazi olaylar yuzunden bitirmek zorunda kaldik. Bana imkansiz gelen hersey yvas yavas olmaya basladi. Normal hayata adapte olmustum artik. İs hayatim da duzene girmeye baslamisti. Sadece escinsellik degil her sorunumu her sıkıntımı seanslarda anlatiyodum. Suan 28 yaşındayım bu yaşıma kadar beni zorlayan zamanlar hala oluyo yaşadığım gay hayatı hala aklıma geliyo psikolojimin eksilere indiği günler oluyo ama normal hayatın gerceklerini yaşıyorum. Gay hayatındaki sahte mutlulukları geride bıraktım zor da olsa. Gay hayatına girmek yaşamak isteyenler hiçbir şeyin  göründüğü gibi olmadığını bilsinler. Derininde büyük yalanların hayal kırıklıklarının acıların olduğunu unutmasınlar

11
Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

Eşcinsellik, bir aile hastalığıdır. Eşcinsellik, bireysel olarak cinsel kimlik bunalımı olarak yaşanırken içinde yetiştiği ailenin hastalıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Toplumda eşcinsel sayısı arttığı, kabul gördüğü ve örgütlendiği oranda aile çökmüş demektir. Eşcinsellik, babanın iktidarı yerine annenin egemenliğinin kutsanmasıdır.
Eşcinsellik bireyin değil bireyin yetiştiği ailenin hastalığının dışavurumudur. Eşcinsellik bir aile hastalığıdır. Batı'da eşcinsel lobilerinin güçlü ve planlı çalışmaları sonucunda eşcinsel evlilik yasalarının çıkması ve eşcinsel birlikteliklerin artması, Batı'da ailenin çöktüğünün bir göstergesidir. Batı'da çoktan çöken aile, Doğu'da da artan bir hızla çökmektedir.

Eşcinsel Terapi Benim Ailem 5. Bölüm Fragman

https://www.youtube.com/watch?v=dqM3TJpZ5rM&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=1



http://escinselterapi.net/huseyinkacin/

http://escinselterapi.net/forum/

Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

https://www.habervakti.com/escinsellik-aile-hastaligidir-makale,2038.html?fbclid=IwAR1KMAypvtlCCxETGvbwZ4oGT92J0r3aBQN3VNjl2t7s9hBzRGmvNWJzoXc

Benim Ailem Belgeseli

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11

Benim Ailem 1. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Benim Ailem 2. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=v-6UbOMkP38&t=369s

Benim Ailem 3. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=tXHaVWGvYH8&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw

Benim Ailem 4. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Kürt sorununu kırk yıldır nasıl "dört başı mamur" çözemediysek; yeni yeni büyüyen eşcinsellik sorununu da "dört başı mamur" çözemeyeceğiz ve dini kurumlarımız, ailevi değerlerimiz büyük yara alacaktır.

Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html?fbclid=IwAR1Akgk_ORB-CkFSzTiPTi3z4OYi17uVv0T_d0CjGGhM2VlsEMrXNsQ3ZO0

DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır ifadelerini kullanan Kaçın, Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu? açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz'e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli. ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz. "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da özgürlük düşmanı olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, günah işleme özgürlüğüne saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda...

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html
İletiyi düzenle

12
" Düşen hep yerde mi kalır? "

Alkol bağımlısı, uyuşturucu bağımlısı, heteroseksüel seks bağımlısı, nasıl kurtulmakta zorlanıyorsa, eşcinsellikten kurtulmak isteyenler de benzeri şekilde zorlanıyorlar. Burada iyileşme süreci boyunca düşüşler yaşanabilir, önemli olan ilerlemelere  odaklanmak ve sürece devam etmek. Yılmamak, yıkılmamak, iyileşme sürecini bitirmemek, dik durmak, düşülen yerden kalkmayı bilmek... Düşersin, ya pes edip kaybedersin; ya da ders çıkartıp  bir daha düşmemek üzere yoluna devam edersin. Yılmayın, yıkılmayın, düşmeyin, düşerseniz de kalkmayı bilin!

Yol açık, yola çık, yoldan asla çıkma!

13
Hayatımda sorunlar biriktikçe size geleceğimi söylemiştim. Ve gene sorunlar birikti ve gene size gelmem yakındır.

Son haftalarda birkaç sorun yaşamaya başladım. Bunlardan ilki kıskançlık. Bu duyguyu uzun süredir yaşamıyordum. Hatta öyle ki böyle bir duygu olduğunu bile unutmuştum. Ama son haftalarda bu kıskançlık duygusuyla boğuşuyorum. En yakın iki erkek arkadaşım birbirleri ile bensiz küçük bir vakit geçirseler bile direkt kıskançlık seviyem doruklara çıkıyor. Diğer hiç bir arkadaşımda herhangi bir kıskançlık hissetmem. Kim kimle takılıyor? Arkadaşlarımın benden daha iyi anlaştıkları birileri var mı? Aslında benle arkadaş olmak istemiyorlar ama ayıp olmasın diye idare mi etmeye çalışıyorlar? Bu soruların hiç birini arkadaşlarımla ilişkilerimde düşünmem. Ama bu iki en yakın arkadaşım hariç. Aslında bakarsanız bu iki arkadaşım başka arkadaşlarımla takılınca hiç kıskançlık hissetmiyorum. Benim kıskandığım nokta bu iki arkadaşımın birbirleri ile takılmaları. Onlar en ufak bir zaman aralığında birbirleri ile vakit geçirsin, benim kıskançlık ve dışlanmış gibi hissetmem tavan yapıyor. Mantığım bu duyguma bir türlü anlam veremiyor. Kendimi sorguluyorum neden böyle hissediyorum diye ama bir türlü cevap bulamıyorum. "Benim de bu iki arkadaşımla ayrı ayrı takıldığım vakitler oluyor, ben onlarla ayrı vakit geçirebiliyorsam onlar da kendileri ile ayrı vakit geçirebilir, bu gayet normal bir şey" diyorum kendi içimden. Ama kendime söylediğim bu cümleler kıskançlığımı hiç azaltmıyor. Onlar ne zamanki birbirleri ile vakit geçirmeyi bırakıyorlar, benim de kıskançlığım o zaman azalmaya başlayıp yok oluyor. Artık ikisi de benle ayrı ayrı vakit geçirsin diye onlarla yarışmaya başladım ve bu yarış beni cidden yormaya başladı. Bu iki arkadaşımın herhangi bir etkinlikle hep ilk seçenekleri ben olsun istiyorum. Çok bencilce düşündüğümü biliyorum ama bu düşüncelerime engel olamıyorum

Hatta bu iki arkadaşımdan birisine obsesif seviyede takıntım olmaya başladı. Asıl sorunun da bu olduğunu düşünüyorum. Hep bu arkadaşımla iyi geçinmek için neler yapabilirim diye düşünüyorum. En yakın arkadaşının ben olmasını istiyorum. Hatta bana muhtaç olmasını istiyorum desem yalan olmaz. Artık en çok düşündüğüm insan bu arkadaşım oldu. Bu konuda hastalıklı düşüncelere ulaştığım fark ediyorum ve bu konuda cidden yardıma ihtiyacım var. Bundan dolayı size en yakın zamanda gelmek istiyorum. Bu arkadaşımı yakışıklı, karizmatik ve erkeksi bulmam da işleri daha tehlikeli yapıyor

Hayatımla ilgili bu tip sorunlar yaşadığım zaman size bu sorunumu söyleseydim ne derdiniz diye düşünüyorum ve sorunumu buradan çıktığım fikirle çözmeye çalışıyorum. Özellikle neden bu arkadaşıma obsesif bir şekilde bağlandığımı düşündüğüm zamansa aklıma şöyle bir cevap geldi: lisedeki sınıfımda bir erkek grubu vardı. Bu erkek grubu genelde futbol oynar, vücut geliştirir, arka sıralarda takılırlardı. Yani anlayacağınız erkeklik denilince akla gelen çoğu özellik o grupta vardı. Onlarla iyi geçinirdim ama ilişkimi hiçbir zaman daha da ilerletmedim. Şimdi düşününce bunun nedeni kendimi onlara layık görmememdi. Onlar benim çok çok üstümdeydi ve benimle arkadaş olmak istemezlerdi diye düşünüyormuşum. Hiç bu tarz erkeklik özellikleri taşıyan arkadaşım olmamıştı. Obsesif şekilde takıldığım bu arkadaşımsa bu tarz erkeklik özellikleri taşıyan ilk arkadaşım oldu. Yaşadığım sorunun kaynağı da tam olarak bu olduğunu düşünüyorum. Çözümünü ise bir türlü bulamadım ve bunun için de en kısa zamanda size gelmeyi düşünüyorum

Başka bir sorunda yaşadığım yurttaki insanlar 5. - 6. sınıfta evleniyor. Arkadaşlarım da bunun gayet normal bir durum olduğunu söylüyorlar. Yani anlayacağınız şu anki yaşadığım ortamda insanlar (bana göre) baya erken evleniyor. Bunu pek sağlıklı bulmuyorum ve bundan dolayı kendi evliliğimi de erkene çekmeye çalışmıyorum. Buradaki sorun 5. ve 6. sınıfa geldiğimde arkadaşlarımın çoğunun evlenmiş olması korkusu. Yalnızlık beni fena derecede korkutuyor, eski yıllarımı hatırlatıyor. Şu ana kadar gördüğüm 5. ve 6. sınıflar yurtta genel anlamda yalnız takılıyorlar. Çünkü arkadaşlarının çoğu evlenmiş oluyor. Benim de sonumun onlar gibi olmasını istemiyorum. Şu anki yurt ortamımın bozulmasını istemiyorum. Ama sonsuza kadar da bu ortamım sürmeyecek tabi. Gelecekte bu ortamın biteceği korkusuyla şu anın güzelliğini tam çıkartamıyorum. Arkadaşlarımın evlenmesine nasıl tepki vereceğimi de düşünmeden edemiyorum. Muhtemelen  evlenmelerine karşı pek de iyi duygular hissetmeyeceğim. Böyle kötü duygular hissetmek istemiyorum. Arkadaşlarımın en güzel gününde onların yanında en güzel düşüncelerimle durmak istiyorum. Ama bu gidişle bu isteğimi pek de gerçekleştiremeyeceğim

Diğer bir sorun da koronadan dolayı bıçak gibi kesilen terapilerim yüzünden aslında tam olarak da iyileşmemiş olmam korkusu. Herhangi bir küçük aksaklıkta kendime "işte bak terapileri bıçak gibi kestin ve başına bu geldi" diyorum. Ve bu düşünce beni oldukça rahatsız ediyor

Başka bir sorun da banyoda olan görevlerim. Uzunca bir süre her banyoya girdiğimde gerçekten isteyip istememe bakmaksızın hep görevimi sonuca bağlardım. Sanki her banyoda görevimi yapmazsam erkekliğimden bir şey kaybedecem ve geri eski halime dönecem korkusu olurdu. Ama son haftalar bu düşüncemi yenmiş gibiyim ve artık her banyoya girdiğimde görevimi yapmak zorundayım düşüncesi gelmiyor. Banyo görevlerimdeki başka bir sorun da artık eskisi kadar zevk alamıyor oluşum. Karşı cinsle ilişkiye girme düşüncesi artık o kadar da cazip gelmiyor ve bu beni acayip korkutuyor. Bu cazipliğin gitmesini her banyoya girişimde görevimi yaptığıma bağlamıştım. Ondan dolayı da artık her banyoya girişimde görevimi yapmıyorum. Cidden cazipliğin gelmesini bekliyorum ve işe de yaradı. Ama gene de o caziplik ve zevke tam ulaşamadığımı hissediyorum

Hayatımdaki hep kötülükleri bahsettikten sonra da sona bir tane iyi olay bırakayım dedim. Resim yeteneğim ile tıp öğrenimimi birleştirmek için tıbbi çizim yapan bir doktorun eğitim verdiği bir gruba girdim. Grup uluslararası çalışıyor ve tıp öğrencisinden cerraha kadar çok çeşitli öğrenciler var. Tıbbi çizim yaparken çok eğleniyorum. Bundan dolayı ilerde düşündüğüm uzmanlıklara bir de bu alanı ekledim

14
Eşcinsellik Bebek Sahili Feministler ve LGBT

Bugünlerde adı bilinmeyen ancak toplumsal travmalar yaşatarak sosyal dinamiklerimizi temelden sarsma amacı apaçık olan o el bir kez daha düğmeye bastı. Hepimizin dünü bugün mumla aradığı, yarın ise bugünü bilmem hangi aydınlatma aracıyla arayacağı Çarşambadan belli olan bu toplumsal gidişata karşı artık dur deme vakti geldi. Yarın eşeği Niğde’ye sürmek istemiyorsak şayet bugün Bor’un pazarına varmamız gerekmektedir.

Metropol şehir İstanbul’da son dönemde yaşanan ve infial uyandıran hadiselere karşı artık ateşten gömleği giymemiz gerektiğini hisseder olduk. Eğer önlem alınmaz ve eğitimde seferberlik ilan etmezsek eğer önümüzdeki 5-10 yıl içinde başkalaşım geçirmiş ve nesillerini kaybetmiş bir topluma dönüşeceğiz.
*****
“Neler oluyor?”
Evvelki gün ne yaşadık. Bir el aynı zaman, farklı mekânlarda bir düğmeye basıyor, biz ise aman Allah’ım bu ne gayriahlaki ne iğrenç diyerek irkildiğimiz olayın sinemizde uyandırdıklarını sindiremeden başka bir hadiseyle sarsılıyoruz. Ulu orta yaşanan iğrençlikleri cinsel bir sapma olarak okursak fotoğrafı okuyamayız. Toplum tepkisizliğe ısındırılıyor. Çok açık ve net! Benzeri olaylar aynı gün vuku bulurken orada ve diğer noktalarda bir kişi de çıkıp siz n’apıyorsunuz demiyor/diyemiyor. Tepkilerimizi elimizden alıyorlar alooooooooo... Ve bunu bir başkası değil biz tercih ediyoruz. Evet, evet susuyorsun, sen susuyorsun. Ülkem anla beni be!
*****
“Ahlaki ve Manevi Tahribat”
Yönetenler başta olmak üzere bu yozlaşmayla mücadele edilmeli. İdarecisiyle, eğitimcisiyle, her şeyden evvel sade bir vatandaş olarak şapkayı önümüze koymak durumundayız. Yoksa bu tip hadiseler daha çokça yaşanır ve biz birileri hakkında, haklarında “aleni hareketler” suçundan soruşturma açıldı haberini çokça izleriz ki bu işin hukuki boyutu. Bu yazının konusu değil. Derdimiz ne, derdimiz birilerini biraz sarsmak biraz da uyandırmak. Hiç değilse bir gerçeğe işaret etmek. Yani eğitimsiz eğitime, aile müessesesinin yıkılmasına, ahlâki ve manevi tahribata dikkat çekmek. Sahi, nereye bu gidiş?
*****
“Toplum mühendisliği ve tepkisizlik?”
Sessiz bir yıkım gerçekleşiyor. Diplomasız bir mühendis ya da ekibi sinsi yıkımı adım adım gerçekleştiriyor. Dün (evvelki gün) İstanbul’un göbeğinde yaşanan ve hatta çeşitli noktalarında benzeri öbekleri görülen hepsi birer iğrenç hadiseler, münferit olaylar olarak görüp yok sayabileceğimiz ve hatta geçiştirebileceğimiz vakalar değildir. Evet, gün geçmesin ki asırlardır payitahta öncülük etmiş... ya da Atamın kurduğu ülkede neler yaşan... diye başlayan cümleler kurmayacağım. Türk toplumu yaşanan en iğrenç, en gayriahlakî olayları tahlil ederken bile politik davranmaktan geri durmamaktadır göndermesini de yaptığımıza göre devam edelim. Bu yazıyı okuyanlarımız e biraz evvel öyle demiyord... demesin. Siyaseti alet etmek başka, yetkililerin bu sorunlara el atmasını istemek bambaşka!
*****
“İğrenç görüntüler”
Evet, bugün bir basın yayında çalışıyor olsam ertesi gün kesinlikle manşetime çekemeceğim Bebek sahilindeki akılalmaz görüntüler sebep değil sonuçtur. Eğer siz bir cafe’de herkesin ortasında sevişen ama gerçekten göze batacak, çocuklardan tutalım en yaşlısına kadar rahatsız edecek şekilde görüntü verenleri onaylamamakla yetinir, karşı taraf ve uzantıları da “hayat tarzına müdahale ediliyooor” yaygarasıyla toplumun değer yargılarını susturacak olursa en sonunda geleceğimiz nokta Bebek sahilindeki iğrençliklere şahit olmak ve utanç duymak olur. Biraz evvel ateşten gömleği giymekten söz ederken bir anlamıyla meselenin “gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemek” olduğunu hatırlatmaktı derdim.
Biz ülke ve toplum olarak o düğmeyi yanlış ilikledik. Eğitim, eğitim ve eğitim.
*****
“Öğrenilmiş çaresizlik ve sessizlik”
Ne adına mücadele ediyorsanız eğer yer, zaman ve mekan farkı gözetmeyin. Bakmayın siz, büyüklerimiz bizi bir alana hapsettiler, orada bu konuşulmaz, şundan söz edilmez dediler. Eziklik psikolojisini biz yaşamak zorunda değiliz. Sağlıklı bir zemin oluşturulduktan sonra her konu her yerde konuşulabilir. O vakit bir fikir, bir çıkış bir kıvılcım olur birine dokunursunuz da yarın başka iğrençlikleri yazmak durumunda kalmayız belki.
*****
“Feministler nerede?”
Kadın Hakları Savunucuları (!) ne diyordu:
-Kadınlar öldürülüyor...
-Kadın cinayetleri son bilmem kaç yılın zirvesinde...
-Benim bedenim benim kararım...
Vıyvıyvıyvıyvıyyy

Ulan sen kadını istismar eden ve cinsel bir obje olarak gören anlayışa (istismarcılara) ses çıkarmıyorsan ve erkeklere demeyelim de erkek egemen anlayışa karşı verdiğini iddia ettiğin mücadelenin gereğini yapmayıp aksine sadece Bebek’te yaşananlara karşılık bile dut yemiş bülbüle dönüyorsan sizin derdiniz ne derler adama. Kimin orada ne uyruklu olduğunun bir önemi yok ama siz kime kuyruksunuz bir deyiverin hele! Gerçekten dut mu yediniz yoksa ağzınıza birileri bir parmak bal mı çaldı?
Evet, ne yazık ki bu ülkede kadınlara en büyük zararı yine kadınlar veriyor!

“LGBT, Bebek, Eşcinsellik”
Maalesef ama maalesef Avrupa Birliği’ne Uyum Yasaları kapsamında LGBT çatısına yol verildi.
Medeniyetlerin inanç temelleri üzerine inşa edildiği gerçeği ortada dururken Batı kulübünün kapısında beklemenin zararlarını görüyor muyuz? Medeniyet tasavvuru anlayışımız yüzünden bu durumlara geldik. Politikaya girmek değil derdim ama bu AB Bakanlığı neden kuruldu var mı bilenimiz?
Efendim? Deyiniz ki şundan dolayı kuruldu ve şu şu şu hedeflerimize ulaştık. Bebek Sahilinin, LGBT’nin, Eşcinselliğin bu kadar yaygınlaşmasının ve örgütlenmesinin sebebi AB macerasıdır beyler! Kanunlar dışarıdan geldi bu ülkeye yıllarca. Hal böyle olunca eğitimde müfredata kadar girdiler. Onlar nesillerin geleceğini tayin ettiler. Kendi kültürümüzü ve inancımızı genç dimağlara aşılayamadık. Sayın Cumhurbaşkanımızın “fikri iktidarımızı tesis edemedik” derken kasteddiği tam olarak buydu. Yani milli eğitimin olmayışı ve zihni bu toprakların kültürüyle beslenmiş sağlıklı nesiller yetiştirememektir.

LGBT’ydi sahi biraz da kulak kabartacağımız kısım. Bakalım sadece LGBT adına bu kapsamda neler yapılmış:
𝟬𝟴/𝟬𝟰/𝟮𝟬𝟬𝟳 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗟𝗚𝗕𝗧 Öğ𝗿𝗲𝗻𝗰𝗶 𝗗𝗲𝗿𝗻𝗲ğ𝗶 𝗸𝘂𝗿𝘂𝗹𝗱𝘂.
𝟯𝟭/𝟬𝟱/𝟮𝟬𝟬𝟳 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 İ𝘀𝘁𝗮𝗻𝗯𝘂𝗹’𝗱𝗮 𝟭𝟳𝟬 𝘆𝗮𝘁𝗮𝗸𝗹ı 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝗼𝘁𝗲𝗹𝗶 𝗮çı𝗹𝗱ı.
𝟮𝟵/𝟭𝟭/𝟮𝟬𝟭𝟭 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝟲𝟮𝟱𝟭 𝘀𝗮𝘆ı𝗹ı 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘀ı çı𝗸𝗮𝗿ı𝗹𝗱ı.
𝟬𝟱/𝟬𝟰/𝟮𝟬𝟭𝟯 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝗸𝘂𝗿𝘂𝗺𝘀𝗮𝗹 𝗼𝗹𝗮𝗿𝗮𝗸 𝘀𝗼𝘀𝘆𝗮𝗹 𝗺𝗲𝗱𝘆𝗮 𝗽𝗹𝗮𝘁𝗳𝗼𝗿𝗺𝗹𝗮𝗿ı𝗻𝗱𝗮 𝘆𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗮𝗹𝗱ı.
𝟬𝟮/𝟬𝟱/𝟮𝟬𝟭𝟯 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗠𝗘Ş𝗖İ𝗗 (𝗠ü𝘀𝗹ü𝗺𝗮𝗻 𝗘ş𝗰𝗶𝗻𝘀𝗲𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗗𝗲𝗿𝗻𝗲ğ𝗶) 𝗸𝘂𝗿𝘂𝗹𝗱𝘂.
𝟭𝟵/𝟬𝟵/𝟮𝟬𝟭𝟰 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗘𝗧𝗖𝗘𝗣 (𝗘ğ𝗶𝘁𝗶𝗺𝗱𝗲 𝗧𝗼𝗽𝗹𝘂𝗺𝘀𝗮𝗹 𝗖𝗶𝗻𝘀𝗶𝘆𝗲𝘁 𝗘ş𝗶𝘁𝗹𝗶ğ𝗶) 𝘆ü𝗿ü𝗿𝗹üğ𝗲 𝗴𝗶𝗿𝗱𝗶.
𝟮𝟴/𝟬𝟲/𝟮𝟬𝟭𝟱 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝗼𝗻𝘂𝗿 𝘆ü𝗿ü𝘆üş𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗯𝗮ş𝗹𝗮𝗱ı.
Bendeki bilgiler bu kadar, varsa gözden kaçırdığım buyrun yazalım. Yazalım ki görmeyen görsün, bilmeyen bilsin. Maksat bunlara neden yol verildi sorusunu sormaktan ötesi değil.
****
Sonuç:
Sınıfta kaldık.
Bir rahatsızlık olan eşcinsellikle mücadelede sınıfta kaldık. (Devlet özel destek vermeli)
LGBT’de sınıfta kaldık.
Bebek’te sınıfta kaldık.
Ülke ve toplum olarak hep birlikte bir alt lige düştük.
Nur topu gibi zayıf bir karnemiz oldu.
Otur, sıfır!

15
"Dönüşüm isteği, samimiyet, direnç"
Eşcinsel duygular hisseden ve fakat bu duygularından kurtulmak istediğini beyan edip terapiste başvuran kişilerde en mühim hususlardan bir tanesi "dönüşümü gerçekten isteyip istemedikleri", diğer bir söyleyişle "dönüşüm samimiyetidir."
Burada gerçekten dönüşmek isteyen kişi terapi sürecinde yer yer direnç gösterse veya ara sıra kopmalar yaşasa bile bir şekilde sürece devam etmek isterken; kendi iç dünyasında kendisine karşı dönüşüm hususunda samimi olmayan danışan suçu terapiste yıkarak yahut dışsal başka faktörleri öne sürerek terapiden vazgeçebilir. Dönüşüm samimiyeti bulunmayan danışanın terapistin tavsiyelerini yerine getirmemesi ve bu tavsiyeleri yerine getirmedikten sonra olumlu sonuçlarla karşılaşmayı beklemesi bir samimiyet sorunu ve gizli akıl oyunudur. Bununla birlikte dönüşüm samimiyeti olup da tavsiyeleri yerine getirmekte zorlanan psikoterapi ilminde "direnç" olarak tabir edilen boyutu ayrı değerlendirmek gerekir. Dönüşüm samimiyeti bulunmayan danışanın bu samimiyet elde edilene kadar başarısı hemen hemen imkansız iken, direnç gösteren danışanın direnç sebepleri tespit edilip farkındalıkla çözüldüğünde tedavi başarısı çok daha hız kazanır. Eşcinsellikten kurtulmak isteyen kişilerde belki de en önemli husus "niyettir," niyetteki sırlardan en önemlisi ise "Dönüşüm samimiyetidir." Bu basamak aşıldığı takdirde, işinde mahir psikoterapist süreçte karşılaşılması muhtemel dirençleri doğru tespit edip çözümleyince, danışan da süreç boyunca dönüşüm samimiyetini muhafaza ettikçe sonuç Allah-u Teâlâ'nın izni ve inayetiyle başarılı olacaktır. Dönüşüm niyeti ve samimiyeti olmayan danışan sadece iç dünyasını rahatlatmak adına "dönüşmek istiyorum" deyip terapiste başvurduğunda aslında bilinçdışında kendisine "sen böylesin, böyle kal" denilmesini isteyen gizli bir yöne hizmet etmektedir. Süreç içerisinde bu gizli akıl oyununu anlayan ve niyetini/samimiyetini tazeleyen danışan asıl o zaman gerçekten dönüşüme başlamış demektir. Aksi hâlde niyetini ve dönüşüm samimiyetini yukarıda bahsedilen "gizli akıl oyunu" üzerine inşa eden danışanın, terapiste gidip tavsiyelerine uymadıktan sonra "buradan fayda görmüyorum" diyerek dış faktörlere sorumluluğu yıkması ve kendi iç dünyasını rahatlatmaya çalışması gizli bir akıl oyunudur. Gözler önüne serdiğimiz bu akıl oyununu bilmeden kendisine oynayan ve bu yazıyı okuyunca farkına varıp niyetini ve dönüşüm samimiyetini tazeleyen "bir kişi" bile çıksa işte o bireyin dönüşümü o andan itibaren gerçekten başlamış olacaktır ve bu gizli akıl oyununu deşifre eden iş bu yazı da amacına ulaşmış olacaktır.

Sayfa: [1] 2 3 ... 246