Gönderen Konu: Eşcinsel değil miyim? Tecavüzle yüzleşmek! Hadi canım sende! Ne OKB si?!  (Okunma sayısı 903 defa)

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3707
    • Profili Görüntüle
Hüseyin hoca hep söylese de bir türlü yazamadım. Kısmet bu güneymiş. Yaz rahatlarsın sana iyi gelir hem de başka insanlara da örnek olursun diyordu ama ben o cesareti kendimde bulamıyordum bir türlü. Kısmet bu güneymiş. Bu gün ne oldu derseniz bu gün bir hesap kapandı, içimdeki sanki on yıldır yanan ateşe su serpildi, kendimle kavgalı olan çocukluğum, benimle barışmak için yanıma geldi. Yani ben şöyle diyim bana bütün bunları yaşamama sebep olan kişiden hesap sordum kısaca. Neyse biz olaya en başından başlayalım. 2001 yılında dünyaya geldim ben. İsmimi cismimi bilmeseniz de olur sonuçta insan ismiyle değil cismiyle hatırlanır. İşte benim bir tane de benden üç yaş büyük bir abim var. Benim can yoldaşımmış. Mış diyorum çünkü onu daha yeni hissettim. İşte ben üç abim altı yaşındayken annem babam ayrılıyor ve biz de babanneme kalmaya başlıyoruz. Baban nerde derseniz başka biriyle evleniyor hemen iki ay içinde. Evlendiği kişi deli çıkmasa sıkıntı yok ama akli dengeşeri yerinde olmadığı için bir gün babanneme arkadan sopayla vurup topal kalmasına sebep oluyor ve sonra da ayrılıyorlar. Babam yine rahat durur mu bu sefer de Ankara'dan bir yerde Kürt birisini bulup onunla evleniyor. Bu sırada annem de hep dışarılarda. Antalya'ya gitmiş orada artık bilmediğim hangi hayatlara girdiyse girmiş işte. Böyle bir ortamım oldu o yaşlarda. Babamın üçüncü evliliğinden üç tane de üvey kardeşim oldu. Hepsini severim Allah var. Ama ben kalbime Babannem hariç kimseyi sokmadım bu güne kadar. Abimle zaten hep tartışırdık babamı sevmezdim annem çok uzakta falan filan. Ben köyden okula okuldan eve öyle bir hayat sürdüm ta ki 7 yaşlarına kadar. Bu kısmı Hüseyin hocaya da söylemedim ama buraya yazmak istiyorum. Köyden biri vardı ve ben daha yedi yaşındayken o bana açık bir şekilde istismarda bulundu benden dört yaş büyüktü. Ha benim kafam ermedi tabi o zaman o şeye lakin hayatımda bu kadar büyük bir iz bırakacağını zannetmezdim. Sonra on yaşında abimle beraber Ankara'da bi kuran kursuna başladık. Abimle zaten hep tartışıyoruz ama beni hem çok seviyor hem de çok koruyor. İşte biraz haylaz olduğundan iki yıl sonra abim gitti. Ben kursta tek başına çaresiz ve korumasız kaldım diyebilirim. Zaten o sene de iki kere sürtünme yoluyla istismara uğradım. Benden yedi yaş büyük birisi beni çayhaneye kilitleyip üstünde sürtünmüştü. Sonra başka biri şaka yoluyla aynı şeyi yapmıştı ben pek o zamanlar farkına varmadan da bende çok büyük yaralar açmış. Bir yıl sonrasında benim yakın bir arkadaşım olan bir şerefsizle cinsel bir ilişkimiz oldu üç kere. Benim aklımdan bile geçmezken nasıl ayarttı hatırlamıyorum bile. Ama zaten onlara giren çıkan bir şey yok ki. Şu an da da normal bir şekilde hayatlarına devam ediyorlardı olan işte bizim gibi insabakra oluyor. Ner neyse ondan sonra başka bir ilişkim olmadı. Lakin işte hastalık bu ya çoktan okb ye kapılmıştım bile. Verdiğim çoğu kararın arkasında durmazdım. Birisini çok sevince peşine takılıp giderdim. Aşırı titiz aşırı düzenliydim falan filan öyle böyle işte. OKB yi biraz araştırın anlıyacaksınız. İşte böyke böyle vakitlerim geçti ama bi de sorsanız nasıl geçti diye. Berbat berbat. Her hafta sonum ayrı bir berbat. Ben aktif bir eşcinselim. Kendimi siktirmek nedense asla güzel gelmedi. Hep böyle şişman iri yapılı kıllı kaslı erkekler hoşuma gitmiştir. Ki zaten karşıma böyle insanlar da çıkınca asla konuşamadım. Bilmem ki çok utanırdım. Lise birde gay porno ile tanışınca her hafta izlemeye başlamıştım her hafta pişmalık her hafta mutsuzluk hayattan bıkmışluk vardı üsütmde. Ve ailemden de gitgide uzaklaşıyordum. Sonra 2021 in ozak ayında çok sevdiğim bir abi benden ayak fotoğrafımı isteyince bütün işler tersine döndü çünkü bu vakte kadar unutmaya çalıştığım o küçükken olan istismar gözümden çıkamadı. Ki o abiye karşı çok sert bir dille konuştum hayatımdan çıkardım. Sonrasında başka bir kursta başkaları arasında yaşadığım buna benzer bir olaydan da çok etkilenerek Hüseyin kaçına doğru yola gittim. İlk ararken görmeniz lazım nasıl heyecanlıyım nasıl. Ama sonradan onları da aştık tabi.

1. Terapi
Hiçbir şeyden emin değilim bu kesin ve ayrıca acayip bir şekilde de mutsuzum bilmiyorum neden ama biraz sonra Hüseyin kaçın yazan zile basıp bilmediğim mekanda bilmediğim birine eşcinsel olduğumu söyleyeceğim. İşte bu tarif edilemeyecek şekilde stres verici neyse bütün cesaretimi tıplayıp zile bastım ve Hüseyin hocayla ilk terapimize başladık. Garip geldi hiç de öyle telefonda konuştuğumuz gibi biri değilmiş. Ki bence asistanı olmadığı için telefonları kısa kesmek ,orunda kalıyor bence. Neyse işte ilk terapide kafam allak bullak işe yarayacak mı yaramayacak mı bende ne var diye sohbet ettik. Eski hayatımdan konuştuk sonra OKB tanısı yedim tabi. Ve işte o zaman başladım her şeyi olduğundan daha da tersine yapmaya. Biraz dağınıklık biraz düzensizlik falan işte. Kendime göre yapamam dediğim şeylerrin üstüne gittim bir hafta boyunca ki ikinci terapiyi sabırsızlıkla da bekliyorum tabi. İlk terapinin bence tek etkisi sadece bir umut ışığı yakmaktı yoksa ha dedim mi zaten düzelmiyor insan. Ama ilk terapi düzelmenin ilk ve en önemli adımıydı benim için.

2, terapi
Valla kafam allak bullak oldu diyebilirim. Hüseyin hocanın önerdiği psikiyatristin verdiği   ilaç sayesinde rahatladım ve anneme ilk terapiden çıktığım akşam her şeyi anlattım. Garip bir hismiş ama annem beni yargılamadan dinledi. Sonrasında da arkamda durdu düzeleceğine inanıyorum dedi. Güzel bir hismiş. İşte ilk twrapiden sonra bu gelişti hayatımda. Annemle olan ilişkimiz sanki yeniden yazılıyordu ama ben bunun farkında değildim. İşte yine aynı durak aynı kapı. Zili çalıyorum Hüseyin hoca açıyor ve terapiye başlıyoruz tabi çay içmek serbest :) işte anneme olayı anlattığımı ve değişmeye karar verdiğini çok yorulduğunu falan konuştuk. Bir başkası geldi içeri hatta terapinin ortalarına doğru ve bayatımız o kadar birbirine benziyormuş ki anlatamam. İşte her neyse sonrasında Hüseyin hoca bir ödev verdi. İşte ben bi de ilahiyat okuduğum için dini konulardan da çok konuştuk gerçekten de farklı bir pencereden bakan insan. Bu arada ben de bir ilahiyatçı olarak mastürbasyona tam bir şekilde haram diyemiyorum. Ama Hüseyin hocanın da dediği gibi haftada ya bir ya iki üç olamaz. Şte ikinci terapi de böyle geçti.

3. Terapi
Annemin her gün her gün araması biraz sıkmıştı canımı. Çünkü bu vakte kadar alışık olmadığım bir şey sonuçta. Ama hoşuma da gitmedi değil bir yandan. İşte annemle daha fazla daha fazla dertleştik o hafta boyunda. Sonra isunda cumartesi günü yine hüseyin hocanın yolunu tuttuk. Bu sefer beni büyük bir korku kaplamıştı ki terapimin ana konusu da bu oldu zaten. Korku. Ya düzeldijten sonra tekrar bozulursam diye ama bunun ne kadar boş bir korku olduğunu daha sonraları Hüseyin hoca konuşunca anladım. Çünkü bizzim gibi insanların cinsel kimliği gelişmediği için böyle dünüyoruz. Yani şu anki düşüncelerimiz tamamen değişip yeni bir kişi olacağız her birerimiz. Korkuya paniğe hiç gerek yok. Bunu öğrendim işte. Ve de kendime haksızlık yapmadan biraz vakit vermem gerektiğini. Çünkü ben bunlarla on yıldır nerdeyse savaşıyordym ve bir ayda geçmesini bekliyordum. İşte bu kendime biyik bir haksızlık oluyordu. Üçüncü terapiden sonra iyice rahatlamış ve de kupımda kulaklık Tarkan dinleyerek tekrar eve geri döndüm. Ki Hüseyin hocanın verdiği derslere de devam ediyoruz tabi ki.

4. Terapi
Evet yine aynı aynı aynı yer. Ama nedense buraya ayrı bir ısınmaya başladım çünkü burda kendim gibi olabiliyordum. İçeride koltuklarda bazen insanlarla sohbet ediyorduk işte ve hiç utanmadan da konuşabiliyordum açıkça bu çok güzel bir şeymiş. Ha bu arada bende değişik şeyler de olmuyor değil mi oluyor. Artık dağınık ve düzensizleştim. Kendime biraz zaman ayırdım işte şu vakte kadar artık düzenli olmak yok diye bir tane çocuk vardı çok sevdiğim onunla artık ilgilenmemeye başladım ki bu konuyu Hüseyin hocaya da açtım zaten. Hüseyin hoca da işte bak değişiyorsun dedi ki bu beni o kadar mutlu etmişti ki. Her terapiden çıktıktan sonra içimi ayrı bir huzur kaplıyordu ve bir gün benim bu illetten tamamen kurtulduğum günü hayal ediyordum kendi kendime. Başkaları hakkında kurduğum fantezilerin boş ve gereksiz olduğunu ve benim çok güçlü olmqm üzerinde durduk biraz da. Garip bir şekilde doruydu aslında ama anlamam için biraz zamana ihtiyaç vardı.

5. Terapi
Biraz yani iki hafta ara verdikten sonra tekrar o kapıya gidiyorum. Aklımda kurduğum fantezilerin çok boş olduğunu anladım. Hüseyin hocanın verdiği ödevi zaten kendi kendime yapıyordum ve onda da bir deşiklik oldu işte. Benim çok güçlü biri olduğumu da anladım bu zamanda. İşte ailem öğrendi psikoloğa gittiğini ama bu kadar detaylı değil tabi. İşte onlarla baya tartıştım bu süre zarfında. Ama annem arkamda durdu lakin anneme de kızdım tabi niye böyle yapıyorsun diye. Eski ben olsaydım asla kızamazdım ama bu sefer kızdım işte. Sonra Hüseyin hocaya Ankara'ya gideceğimi söyledim ve de Ankara'da bana tecavüz eden kişi var diye de ekledim zaten tamam işte o vakit gidip hesap soracaksın dedi. Ki işte şimdi tam da o vakte geliyoruz. Dün abimle gidip o kişiyi bi güzel dövdük. Dövdük derken ben seyrettim tabi abim dövdü. Ben pek kavga meraklısı bir tip değilim ama çok hoşuma gitti sonrasında bazı özel olaylar da oldu ama neyse onlarda bende kalsın sonuç olarak ben bana tecavüz eden şahısla yüzleşecek kadar cesaretlendim artık. Kim olduğu önemli değil ben cesur biriyim ve ben güçlüyüm bunu biliyorum. Ve bir gün ben düzeltip hayatıma çok güzel bir şekilde devam edeceğim. Şu anlık yazacağım bu kadar. Sizde dua edin bu kardeşimize bu kardeşiniz de size dua etsin. Selametle :)
« Son Düzenleme: 14 Aralık 2021, 12:43:12 öö Gönderen: psikolog »

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3707
    • Profili Görüntüle
EVLAT BABANIN SIRRI İMİŞ MİŞ

Hayat insana acımıyor dostlar. Bu küçükmüş buna karışmayalım diye asla demiyor. Benim hayatla olan imtihanlarım ta küçük yaşlarımda başlamıştı. Ne var ki bu imtihanlara kaybetmeyip dimdik bu günlere kadar gelebileceğim en güzel şekilde gelebilmeyi başarabildim. Ama işte sevgili dostlar hayat insanı bir yerde o geçmiş günlere götürüyor ve tekrardan çıkmaza sokabiliyor. Tam da bu senenin başlarında ben de böyle çıkmazın içine girmiştim. Ne var ki bu çıkmazlar HK ile tanışıncaya kadar devam etti. HK ile tanışınca hayatımdaki olan olayları bir manaya yormayı öğrenmeye başlamıştım artık. Başımıza gelen olayların aslında hepsinin bir sebeple geldiğini öğretti bana HK ve kendime haksızlık yapmayıp kendi gücümün de farkıma varabilmeyi gösterdi. Buradan bir kez daha kendisine teşekkür etmek istiyorum. Küçükken ne yaşadın da böyle söyleniyorsun derseniz eğer, ben bir tecavüz mağduruyum. Evet bir daha okuyun bu yazdıklarımı ben bir istismara uğramış kişiyim. Suçsuz ve günahsız bir insan olan o küçük yaştaki çocuğa istismarda bulunanın ta kendisiyim. Gerçi ülkemizde böyle olaylar az değil ama işte kimilerine bu olaylar hiç dokunmazken bende OKB hastalığına neden oldu. Bu senenin başında ise hiç beklemediğim insandan da bana karşı böyle bir yaklaşım olunca artık dayanamadım ve kendimi HK nın kapısında buldum. Gerçi HK nın kapısına gitmem biraz zaman aldı ama hep de düşünüyordum acaba ne zaman giderim diye. Nasip iki ay öncesine kadarmış iki aydır HK ile görüşmekteyim. Kendimdeki değişimlere bazen ben de inanamıyorum. Evet bazen karamsarlığa düşüyorum ama böyle zamanlarımda da biricik annemden yardım istiyorum.

Biricik annem...Annemden bahsetmek istiyorum birazda size. Annem şu an kırkına ayak basmış durumda. Yaşlı bir kadına bakıcılık yapıyor. Küçükken uğradığı tecavüzden dolayı onunda hayatı altüst olmuş diyebilirim. Evet yine yanlış duymadınız annemde tecavüz mağduru benim. Tamam açık bir şekilde olmasa da dayısı tarafından istismara uğrayan bir genç kız işte. Ne genç kızı ya o yaşta olsa olsa anca çocuk olur işte. Lakin en acısı bu olay yaşandıktan sonra benim annem annesine sığınıyor her çocuğun yapacağı gibi. Burada bir anekdot ekleyim. Sen niye sığınmadın derseniz benim yanımda ne annem ne de babam vardı. Annem babam üç yaşındayken boşanmışlar ve benle abim babaannemin yanında yetişmişiz. E o zaman babaannene niye söylemedin derseniz onu da açıklayım. Beni on yaşında kuran kurslarına gönderiyorlar ve bir yıl sonra bu olay oluyor ve çekingenliğim ve aklımın ermeyişinden kimseye anlatamıyorum işte.

Her neyse biz annemin hikayesine dönelim. Annem annesine başından geçen bu olayı anlattıktan sonra anneannem annemi alıp hastaneye götürüyor. Evet tahmin ettiğiniz gibi bakirelik testi yaptırmaya. İşte böyle bir cehalet böyle bir aptallık. Ne söylenebilir ki. Annem içinden beddua ediyor dayısına ve bir yıl sonra kaza yapıp felç kalıyor ve ondan bir yıl sonra da geberiyor zaten. Sonra annem dikiş tutturamıyor tabi. İşte on sekize basınca babamla evleniyor ama en fazla yedi sene sabrediyor ve boşanıyorlar. Annem eskiden çarşaf takarken artık açık gezmeye başlıyor. Antalya'ya gidiyor. Tam emin olamamakla birlikte de barlarda çalışıyor diye biliyorum. Böyle bir hayata karışıyor annem. Peki o sırada ben ne yapıyorum. Okumaya ve kendimi kurtarmaya çalışıyorum. Lise yıllarında hafızlığa başlayıp Ankara'dan ayrılıyorum ve kendimi ailemden uzak olabilecek bir yere atıyorum. İstanbul'a geliyorum ve burada hafızlık yapıyorum. Hep uzaklaşmak istiyorum ailemden. Sanki benim bir ailem yokmuş gibi hissediyorum. Ne kadar tanıdık değil mi. Annemin hayatını sanki tekrardan ben yaşıyordum. Ta ki işte HK ile tanışıncaya kadar.

 Annem annesinden göremediği için annelik yapamadı bize. Babamdan hiç bahsetmedim değil mi. Boş verin zaten hala babam olduğunu hissetmiyorum. Benim bir annem bir abim bir dedem bir babaannem var bu hayatta. Babam asla bir babalık yapmadı. Ki o da aynı mesela. Dedemden babalık görmediği için o da beceremedi bu işi. Dedem abimle bana karşı dahi çok soğuk davranırdı zaten. Sever ama söylemez ve hissettirmezdi asla. Ki böyle bir babanın da benim babam gibi bir çocuğu olurdu işte. E şimdi ne olacak yoksa sen de baban ve annen gibi mi olacaksın derseniz asla. Bu zincir artık kırılacak ve benim soyumdan o kadar güzel bir şekilde devam edecek ki inşallah. İşte bunu HK ile başardım. Aslında benim şu andaki çoğu sorunumun nesilden nesile aktarılmasıymış mesele. Ama bunu birinin fark edip bu nesli sonlandırması gerekiyor ki o da ben olacağım. İlk önce kendim düzelip sonrasında evlatlarımı sağlıklı bir şekilde yetiştireceğim. Bunu ben başaracağım. Eskiden ben demeye dahi çekinen kendim HK ile tanıştıktan sonra o kadar değişti ki inanamıyorum cidden. İşte sevgili dostlar siz de kendinize bir bakın. Gerçekten iyi bir anne miyim iyi bir baba mıyım diye. Çünkü siz neyseniz evlatlarınız da aynı soyu devam ettirecek. Ve bunun vebali çok büyüktür. Eskiler ne güzel demiş evlat babanın sırrıdır diye. Siz hiç babanızın sırrı olmaktan korktunuz mu. Ben bu korkuyla bu yaşıma kadar yaşadım ama artık biliyorum ki ne ben babam gibi olacağım ne de artık bu soy bu şekilde devam edecek...

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3707
    • Profili Görüntüle
BAŞI OKŞANASI BİR KÜÇÜK

Küçüklüğünün başını okşa derler mesela. Onunla sarıl helalleş diye. Ben karşıyım buna. Küçükken yara almış insanlar kendi mazilerine gidip o küçük çocukluğuna sarılınca düzelmiyor her şey. Kendimden biliyorum çünkü. Ben kendi küçüklüğümle her gün sarıldım ona nasihatlerde bulundum ama hiçbir işe yaramadı. Ne zaman ki psikoloğum bana sen çok güçlüsün, hayat seni galebe edememiş deyip gözümü açana kadar. İşte anladım ki o zaman insanın iyileşmesi için küçüklüğüne gidip onunla sarılmadan evvela onunla bir güzel konuşması lazımmış. Ona hiçbir şeyin onun suçu olmadığını, onun kimsenin günahı olamayacak kadar saf, temiz ve masum olduğunu, kendisinin bunca şeye rağmen hayatta olabileceği en iyi yer olmasa da gelebileceği diğer yerlere nazaran yine de güzel yerlerde olduğunu o küçük çocuğa anlatmak ve de anlatmakla kalmayıp ona bunu ispatlayıp inandırmak gerekiyor. Ona güç ve kuvvet aşılamak ve dahi ona artık gülmenin zamanının geldiğini söylemek gerekiyor.işte bundan sonra küçüklüğüne sımsıkı sarılabilirsiniz. Bu sizin hakkınızdır artık. Ben kendi küçüklüğüme inip hepsini teker teker yaptım ve yapmaya da devam ediyorum. Ama biliyorum ki değişim zaman isteyen bir şeydir. Biz makine değiliz ki hemen bir saat içinde sorunları bulup çözelim. Hem bu sorunların bende oluşma süresi 20 yıl iken nasıl olurda bir ayda düzelme beklenebilir ki. Ama şuna da çokça inanıyorum ki eğer bütün benliğinizle değişmek ve artık güzel  bir şekilde yaşamak istiyorsanız ışık hızında bir süratle yol alacaksınızdır. Kendinize inanın ve ışığa gönül verin. Gönlünüz ışığa boğulsun ve içiniz aydınlansın. Mazinin karanlığına teslim olduğunmuz yeter artık! Güç zaten bizim içimizdeydi ama keşfedemeden bilinmiyor işte. İçinizdeki gücü keşfetmeye çalışın ve artık ondan sonra da güzellikleri görün.

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3707
    • Profili Görüntüle
DOKTOR

Gücüm bitti tükendi,
Kapına geldim doktor, iyileştir beni.
Bekliyorum makine değilim ben belki,
Amma yaşamayıp makine olsam,
Benim için daha evla idi.
Yok muydun insanın da bir tuşu sahi?
Basınca düzelsin hata, kalmasın pası kiri.
Biliyordum aslında ağrıyan yerimi.
Kalbim ağrıyor doktor,
Sol tarafım sızlıyor.
Ve tekrar ediyorum ki doktor,
Lütfen iyileştir beni...

Nefes almanın tadı mı olurmuş ki,
Oksijenin tadını özledim doktor!
Ciğerlerime rahat hava gitsin bi.
Bilmezler insanlar benim neyle yandığımı,
Yangınlarımın pişirdiğini ve kavurduğunu beni.
Çek çıkar beni o ateşten doktor!
Kül etme yeter! Kurtar beni!

Ve işte geldi o gün,
Perdeleri sıyırdık ve gördük güneşi.
Bana ne oluyordu ki!
ANLADIM. ANLADIM.
ARTIK DEĞİŞİM VAKTİ...!

Bildiklerimi unuttum senin yanında.
Bilmediklerime yeni şeyler kattın doktor,
Işık tuttun yoluma.
Düğmeyi çevirdin de boğdun beni aydınlığa.
Sonra döndüm ve tekrar baktım da şu adama,
Gücü gizlenmiş en kuytu kenarlara.
Samanlar, çer, çöp. Atmışlar işte ne varsa.
Baktım ki gördüm kendi içimdeki o kuvveti,
Ve de kaçıyorlar o saman atan kişiler şimdi.

Aslında biliyor musun doktor?
Güçsüz olan onların ta kendisi..
Onca sebep varken korkup kaçmak için,
Şimdi savaşmanın zamanı geldi.
Lakin yine de doktor sen gitme!
Çünkü düşersem tekrar kaldır diye.
Tamam ben savaşayım kabul, bu savaşa sen girme.
Ama her daim izle!
Belki olur da gücüm tükenirse,
Bir kahveni içeriz, ve
Gücüm tekrar dolar da dalarım zaferlere..
Artık zaferler yazacağım doktor!
Ama unutma ki altında her daim,
Senin imzan olacak elbette.


H.atıraları saklama zamanı geldi ve de eski anıları,
K.açmak çare değildi, yanında götürürken korktuklarını...!


Recâi
08.02.2022~00:23