Gönderen Konu: Lezbiyenlik: Kadınlıkla kazanıyorum.. Erkeklerle ateşkes..  (Okunma sayısı 710 defa)

Cinsiyetimle barışıyorum

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
    • Profili Görüntüle
Herkese çok selamlar. İletilerde birkaç tane dışında  kadın göremedim. Ben de buraya kadın olduğunu kabul etmeye çalışan bir kadın olarak yazıcam. Evet transseksüellik olarak geçiyor yaşadığım durum çoğu yerde ama ben bu terimi kullanmıyorum. Çünkü bu şekilde doğduğuma inanmıyorum artık. Kendimi bildiğimden beri olması böyle doğduğumu göstermez sonuçta sanrılar bize kim olduğumuz konusunda kesinlik vermez. Ben koyu muhafazakar bir ailenin 4 çocuğundan en büyüğüyüm. 22 yaşındayım. Geri kalan 3 kardeşim de erkek.Annemle babam görücü usulü evlenmiş. Annem aslında istememiş babamla evlenmek ama turşusunu kurmak istemeyen ailesi vermiş işte.Ama nereden bilebilirlerdi ki dayakçı bir adama kızını verdiklerini? Dışarıda ispatlayamadığı erkekliğini karısıyla tatmin etmeye çalışan aciz bir varlık benim babam. İlk evlilik yıllarında bir şekilde ağır fiziksel şiddet devam etmiş. Hatta annem bana hamileyken de dövmüş bu pislik ben de erken doğmuşum. Bunları nerden bildiğim konusu ise annem sağolsun beni kızı gibi değil dert ortağı gibi büyüttüğünden bütün aile hayatımızın her dönemindeki problemlerini biliyorum. Her neyse zamanla bıraktı tabi şiddet olaylarını. 5 yaşımdayken çok iyi hatırlıyorum kızlarla oyun oynamaktan haz almıyordum, yani bir güvensizlik vardı içimde tam hatırlamıyorum ama belki de oyunlarda başarısız olmam bu güveni kırmış da olabilir. Sonra bu kızların yanından bizim alt komşu ve akrabamız olan evin bahçesine gittim. Niye mi? Çünkü erkeklerin olduğu bu yerde oynamak istedim, onlar gibi olmak istedim, beni aralarına kabul etsinler istedim. Yaşça benden 5-6 yaş büyük bir erkek çocuğun cinsel  tacizine ve maalesef uzun süre kabul edemedim bunu yeni yüzleştiğim bi şey baya tecavüzüne maruz kaldım burada. Çok utanç verici 20 'den sonra bunla yüzleşmek. Gerçekten çok tuhaf bir durum o çocuk bana o eylemi yapınca erkek olacağımı, penisimin çıkacağını ve kabul göreceğimi zannettim. Ama bu hiçbir zaman olmadı. Hiçbir şey olmamış gibi dağıldı herkes evine . Sonra  tam evime yönelirken annem geldi. Bana kızdı falan çok merak ettim, neredeydin diye bağırdı. Söylemedim yaşadığım şeyi daha fazla kızacak diye. Hayatımı zindana çeviren her şey bugünle başlamış oldu böylece. Sonra ilkokul yılları başladı. Önlük seçerken sürekli ağlıyordum kız önlüğü istemiyordum erkek önlüğü istiyordum. Bunu böyle değil de beğenmedim diye söylüyordum tabi. Çünkü ben farklıyım. Kız arkadaşlarım gibi değildim ki ben. Hep onlardan farklı olayım, erkek olayım istiyordum. İlkokul yıllarımda başarılı, sınıf öğretmenlerinin parmakla gösterdiği bir çocuktum. Sinirimi bozan  şu ki neden bir öğretmen içe kapanık çocuğa uslu diyor? Bana göre uslu çocuk olmaz. Çocuk dediğin biraz hiperaktif olacak. Bense çok sessiz, tenefüslere pek çıkmayan, kızlarla oynayan ama erkeklerin oynadığı tarafa da için için imrenen bir çocuktum. Pek sevemedim bu kızlığı, kendime konduramadım. Zaten bir terslik vardı. Kadın öğretmenlerime aşık oluyodum.Onların kocası olduğumu, onları diğer erkeklere karşı koruduğumu hayal ediyordum. Kendimi erkeklerle düşündüğümde ise tiksiniyorum onlardan. Zaten onların da beni sevdiği söylenemez(ya da ben öyle sanıyordum erkek için kadın ne ki sadece birer  cinsel ilişki objesi niye bu aşağılamayı kabul edip kadın oluyum ki?) Böyle sürdü ilkokul kesinlikle erkeklere ilgi yok. Hep kızlarla elele olduğumu düşünüyorum,sarıldığımı, sevgimizi paylaştığımızı ve düşman kuvveti erkeklere karşı güç birliği yaptığımızı. Evet erkek düşmanı bir yönüm her zaman oldu ama ilginç bir şekilde hep erkek olmak istedim. Dışıma yansımadı hep içimde yaşadım ne yaşadıysam. Ortaokul yıllarımsa tam bir kabus gibi geçti diyebilirim.  içime kapanmışım, iyice kadınlara yöneltmişim ilgimi, erkeklerden tiksiniyorum bi de göğüslerim  belirmeye başladı,regl olmaya başladım, işin içinden çıkamıyordum. Duruş bozukluğu zaten vardı, iyice kapamaya başladım göğüslerimi artık. Annem hastaneye götürmeye karar verdi. Fizyoterapiste gittik. Hareketler falan verdi bir de korse kullanmaya başladım. Gerçekten çok ağrılı sızılı zamanlardı hatırlamak bile istemiyorum. Her gün ağlıyordum, eve gelince formanın eteğini çıkarıp fırlatıyordum kenara. Evde kimse yokken aynada kremden veya babamın tıraş köpüğümden sakal bıyık yapıyordum. Erkek kardeşimin kıyafetlerini giyip rahatlıyordum. Benim  hep iki kişilikli bir hayatım oldu. Evde yalnızken erkektim,dışarıda içe kapanık bir kadın. Kimse bilemedi bu yönümü çünkü kendimi sosyal izolasyon almıştım. Lise yıllarımsa yine aynı şekilde devam etti. Dışarıda sakin, içe kapanık kadın, evde daha rahat hareket eden, geceleri ağlayıp sızlayan ben.Artık Allaha canımı alması için yalvarıyordum. Ben bu bedende devam edemeyeceğim, madem erkek olmak isteyecektim beni niye kadın yarattın diye isyanlar da başlamıştı. Namaz kılarken zoruna gider mi insanın valla gidiyordu.Erkek gibi kılmak istiyordum. Sonra bir karar aldım 16 yaşımda böyle gitmeyecek ben ya İslamı bırakıcam ya da İslamın istediği bir kadın olarak yaşayacağım dedim. Kapanmaya karar verdim.Belki kapanırsam Allah bana acır  hislerim de değişir dedim. Beklediğim gibi olmadı değişmeyi bırak daha da arttı hislerim iyice bunalıma girdim. Bazı kurallar vardır yazılı olmayan bizim kültürde açık kadın kapanınca sorun olmaz ama kapalı kadın açılınca bir tepki oluşur. Ben de bu tepkiyi almamak için kapalı devam ettim ama ibadetlerimi yapmayı bıraktım . Zaten babamla zıtlaşıyordum sürekli kadınları aşağılıyordu, bir kadına  hakaret edecekse lezbiyen diyordu, sofrada herkesin içinde utandırıyordu sevgilin bilmem ne olursa okutmam vs diye ama oğluna  gelince hiçbir sorun yoktu istediklerini yapabilirler. Bi gün watsap profiline kendi fotomu koydum diye bağırıp çağırmıştı misafirlerin yanında ben de  odama gidip kadınlığa lanet etmiştim. Ve böylece babam erkek düşmanlığı ve erkeğe başkaldırı kültürümü geliştiriyordu. Teşekkürler kendisine verdiği zarardan ötürü. Yazsam roman olur babamla mücadelem, baskılar, kavgalar.. Annemse sürekli dert yakınır. Cinsel problemlerine kadar her şeyi anlatır. Babama olan nefretini, yediği dayakları. Genel profili mutsuzdu annemin. Bense annem kadın olduğu ve erkek olan babamla evlendiği için mutsuz olduğunu düşündüm. Haklıydı ve  hep mutsuzluğu babam kaynaklıydı. Benim en korktuğum şey annem olmak ve babam denen iğrenç, ormandan kaçmış ayı gibi aşırı kıllı yaratıkla evlenmekti. İşte böyle, annemin hatası beni dert ortağı yapıp  kadınlıktan tiksindirmek. Bir şekilde lise de bitti. Üniye geçtim. Artık iyice büyüyorsun, kapalı bir kadınsın hareketlerine vs dikkat etmen gerekiyor. Ama ben pek dikkat edemedim sanırım üniden bir arkadaşım sende de biraz maskülenlik var gibi dedi.. Bu tepkiler gibi bikaç deneyim üzerine bi de okulumdaki eşcinsel oluşumunun yazısından etkilenme üzerine sağlam araştırmaya başladım ne olduğumu anlamak ve ne yapmam gerektiğini bilmek için. Evet R. Erkoçlar ı, cinsiyet değişikliği sürecini falan biliyordum ama bundan kurtulabileceğim fikrini hiç düşünmemiştim. Sonra bir insta sayfası gördüm oradaki değişim hikayelerini okurken benim yaşadığıma benzer bir hikaye vardı. Aynı erkeklerle mücadele, kadınları koruma güdüsü çoğu şey benzerdi. Bu aklımı karıştırdı. Harbiden değişebilir miyim? O yaptıysa ben de yapabilir miyim ki diye bir merak oluştu. Daha sonra sosyal medyada tanıştığım bir abla benle değişim hikayesini paylaştı. Gerçekten onun desteği ve hislerimin sebeplerini göstermesi beni çok değiştirdi. Zaten kendim de istekliydim değişmeye. Size anlattığımı ona da anlattım ki ben bu yaşadıklarımın hislerime etkisi olacağını sorgulamamıştım. Gerçekten benim kadınlığım elimden alınmış ve nerdeyse az daha tamamen elimden gidiyormuş ben  tedavi fikrine kapılmasaymışım. Şu an cinsiyetimle barıştım diyebilirim. En önemlisi ibadetlerimi yapabiliyorum. Aslında her erkeğin aynı olmadığı, kadınların da daha güçlü oldukları alanların, becerilerin olduğunu biliyorum. Bedenimi sevmeye çalışıyorum ve harbiden sevmeye başladım son zamanlarda. Dik durabiliyorum korkmadan, kendimi aşağılamadan. Korkmama gerek yok çünkü babam gibi bi adamla evlenmeyeceğim asla. Kadınları seven, sayan erkekler de vardır. Bi de cinsel değişim olarak kadınlar normalde erkeklerin bedenine girmesinden hoşlanırlar ama bu bende  tam tersi istenmeyen bir şeydi çünkü bu eylemi kendime aşağılama, küçük düşürme olarak algılıyordum ve bir erkekle hayal kuramıyordum.Şimdiyse önce kadın kimliğimi oluşturdum, harbiden yürüme şeklim bile değişti annem söylüyor bunu. Ne yalan söyleyim ilk başta erkekten kadına dönme gibi hissettim kendimi sanki erkekliğime(?) ihanet ediyormuşum gibi geldi. Ama zamanla ben de sevdim bu kızlığı. Ve "güvenebileceğim" bir erkekle ilişkiden zevk alabileceğimi düşünüyorum. Tabiki bir erkekle ilişkiye girmem asla evlenmeden ama  hayal dünyası olarak vücuduma dokunmasına, ilişkiye girmemize çok sıcak bakıyorum. Ve bu müthiş bi şey.İbreyi 180° çevirmek kolay olmadı ama kadınlığımı kazanmak güzel.  Tek korkum geri  eski halime dönüşler olması ve erkeklere güven problemim olması. Bunun için profesyonel destek alacağım Ankara'da bir psikologtan. Eğer iyi sonuç alamazsam mecbur son çare İstanbula gelicem HK  Beye..
KADINLIĞIMI KAZANIYORUM..
ERKEKLERLE ATEŞKES..
« Son Düzenleme: 20 Ekim 2021, 09:24:42 ös Gönderen: Cinsiyetimle barışıyorum »

Cinsiyetimle barışıyorum

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lezbiyenlik: Kadınlıkla kazanıyorum.. Erkeklerle ateşkes..
« Yanıtla #1 : 28 Haziran 2021, 01:37:37 öö »
Neydim ne oldum?
Mahalle dayısı gibi yürüyen erkek fatmadan, elbise giyen bana..
Baştan belirteyim her kadın elbise giymek zorunda değil, aşırı kalıplaşmış fikirler cinsiyet disforisi yaşayanların özellikle çocukluk döneminde kendini karşı cinse ait bir konumlandırma yapmalarına sebep oluyor.
Hislerimin temelinde yatan şey neydi? Neden kadın olmaktan tiksiniyordum?Kimliğimde yazan kadın ibaresini kaldıramıyordum?Her insanın hikayesi başka benim hikayem de..
Bedenim benim için aşağılanma duygusunun somut izdüşümüydü. Bunun temel sebebi de babamın kadınlığı aşağılar tavrıydı. Benim şahsi gözlemim olmadığını belirtmeliyim. Akrabamız olan bir kadın babamın yüzüne karşı senin ruhunda  bir iticilik var dedi kadınlara karşı tavrından ötürü. Peki ne yapıyordu bu adam da bu kadar nefret ediyorum ondan. Şu yazıyı yazmadan birkaç saat önce bile kavga ettim daha. Kadınlara cinsellik ve köle gözü dışında bakmıyordu. Ona göre kadın erkeğin her istediğini yapmalı. Koşulsuz tapmalı. Kendi yetiştiği aileye baktığımızda da babası da aynı kendi gibi, annesi desen oğulcu işte  oğluma her şey serbestçi. Oğlu gelinini döverken sevinen bir kadından ne beklenirse öyle biri..
Evet 6 yaşındayken taciz olayı yaşamıştım ve erkek olacağıma inanmıştım ama işte tek etken bu değil daha çok babamla ilişkim ve annemle ilişkisizliğim etkili oldu. Bu kadar mal bir ailede olmayı ben seçmedim.
Babam şöyle ki, yolda yürürken bir kadının arkasından, of bacaklara bak, derdi. Düşün 16-17 yaşında kızın yanında yolda yürüyen kadınla ilgili ne diyorsun, ulan düşünüyorsan da bari söyleme kahpe. Onu söylerken istemsizce kolumla göğsümü kapattığımı hatırlıyorum. Babam=Kadın düşmanı, Ben=Erkek düşmanı diyebilirim.Burda her erkeğin potansiyel tecavüzcü olması düşüncesi vardı bende. Bu gerçekten çok kalıp bir düşünce her insan farklıdır. Artık erkeklere güvenebiliyorum yani aşırı sert biri değilse(babamın yürüyüşü aşırı maskülen bir robot gibidir asla yaklaşamam yanına böyle yürüyen birinin). Baban annemle tartıştığı bir zaman kadınlara giderim sözü bardağı taşıran son damlaydı. Ağzıma geleni söyledim buna. Evet annemi artık dövemiyor. Ama psikolojik baskıyı devam ettirmeye çalışıyor. Bakın ben babamın piç olduğuyla ilgilenmiyorum bu onun suçu değil babaannemin kimle yattığıyla da ilgilenmiyorum ama  babasının belli olmamasının hırsını annemden çıkarmaya çalışıyorsa orada sorun vardır. S*kerim öyle hayatı. Çok zorluyor bazen dilimin ucuna geliyor susuyorum. Tuvaletini yaparken bile kapıdan yapan bir adamdı evet yanlış okumadınız kapı açık baya çıkarıp yapıyor. Uzun süren kavgalar ve uğraşlarım sonucu onu bükmeyi başardım şükür. İşte böyle. Yani sonuç  babamın kendi ispatlayamadığı erkekliğiyle annemi ezmesi ve benim bu ezilmeye başkaldırmam sonucu kadınlığı tümüyle reddetmem.Reddetmiyorum lan, kadınım ben. Kadın olmak güzeldir. Asıl reddedersem sana yenilirim. Sevgili anneciğim de  bir keresinde makyaj yapmıyorum diye vurmuştu  bir de kadın mısın sen demesi çok ağırıma gitmişti. He yavrum senin gibi mi olaydım. İyiki bunu yaşadım ve artık kadınlığı kabul ettim tek farkla senin gibi olmayarak. Peki nasıl bir erkek olmayı hayal ediyordum ve nasıl kadınlara ilgi duyuyordum? Öncelikle babamın zıttı olmak en önemli şartımdı.Kadınlara son derce saygılı bir adam olduğumu düşünürdüm hep. Benim için hayatımda olmasını istediğim kadının mutluluğu en önem verdiğim şeyin başıydı. Yani ona dokunmaya bile kıyamazdım. Sürekli onu sürprizlerle mutlu ettiğimi düşünürdüm. Evet belki cinsellik ilişkinin bir yönü ama benim için daha çok karımın saçlarını dizime yatırıp okşamak istediğim en önemli şeylerdendi. İlgi duyduğum kadınsa kokoş olmaz asla. Tiksiniyorum tek derdi makyaj, alışveriş olan kızlardan. Kendini bir şekilde ispatlayabilmiş ve kadınsılığını diğer erkeklere karşı bir güce dönüştürebilmiş olması önemliydi.Küçükken annem hep oku da benim gibi kocana muhtaç olma derdi. Bu gerçekten bende takıntıdır. Sınıfta erkeklerle hep not yarışı halinde oldum . Üniversiteye başladığımda bile mecburen alan dersi olmayan fizikten 100 almak zorunda kaldım çünkü kızlar erkeklerin çok gerisine düşmüştü. İlgi duyduğum kişileri öğretmenlerimin, başarılı kızların(ki bu diğer güçsüz kızlardan ayırıyor onu) veya bir alanda becerisi olan kişilerin oluşturması tesadüf değil. Buraya daha detaylı bakarsak aslında ilgi duyduğum kadınlar esasında benim olmak istediğim kadınlardı. Güçlü, bilgili, ezilme potansiyeli olmayan,kadınsılığını aşırı feminenlikle kaybetmemiş kadınlar. Olmaya çalıştığım adamsa hayatımda olması gereken erkek profiliydi. Karısına saygılı, onu mutlu eden. Gerçekten bu benim için çok önemli babam annemi dövdüğünde dudağı yarılmış bana yaslanıp ağladığını hatırlıyorum.Şimdiyse kendime baktığımda ilgi duyduğum kadınlara benzetiyorum, sadeyim, pek feminen değilim, istersem başarılı olabiliyorum kendimi ispatlayabiliyorum:) Heyacanla bekliyorum hayatıma girecek o adamı ve doğru insanı bulacağıma inancım tam. Size güveniyorum babam gibi olmayan erkekler yüzümü kara çıkarmayın:)Herkesin mutlu olacağı hayatta yaşamasını diliyorum.

Cinsiyetimle barışıyorum

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lezbiyenlik: Kadınlıkla kazanıyorum.. Erkeklerle ateşkes..
« Yanıtla #2 : 24 Temmuz 2021, 10:32:40 ös »
Aferin  tatlış erkekler. Çok kibarsınız. Bu aralar çok şaşırtıyorsunuz beni. Bi erkeğe çok bakmak istedim bugün aynı arabaya bindik.Allah belamı vermesin sonra çok bakmam günah olur diye kafamı çevirdim. Benim için çok büyük bir olay  bir erkeğin hoşuma gitmesi, gözümle aramam ve ona bakma isteğim. Eskiden kafamı kaldıramazdım bir erkeğin yanında, ormandan kaçmış kıllı yaratıklardı benim için.. Korkmayın kız, size vereceğinden emin olmadığınız güveni, o erkekğin yerine geçip başka kadınlara hissettirmek yerine  size değer verecek erkeği bulabilirsiniz, kendinize değer  verin, bedeninizi ve kadınlığını aşağılamayı, her erkek aynı değildir. Erkekleri sevebiliriz, bizi mutlu etmelerine izin verebiliriz, evet bunu yapabiliriz. Erkeksi gücü, kendimize aşağılama ve ezme olarak görüp onu alt etmeye çalışmakla değil, kendi kadınlığımızla terbiye edip onu keşfettiğimizde, birbirimizi tamamladığımızda (kadınla erkek birbirinin tamamlayıcısıdır) kazanacağız. Kadınlıkla kazanacağız, bedenimizden ve cinsiyetimizden utanmadan asla bir erkeğin bizi aşağılamasına, bize vurmasına izin vermeyeceğiz ve bunun için kadınlığa sırtımızı dönmemize gerek yok. İster konuşurken hacı, dayı, reis, kardo de ister ay, aşk, tatlış, kız de. Diğer kadınlarla aynı olmak zorunda değilsin. Diğer kadınlar bizim tırnağımız olamaz ve onları koruyup mutlu etme zorunluluğumuz yok herkes başının çaresine baksın la biz de kızız artık:) Umarım yazdıklarımı benle aynı deneyimi yaşayan kişiler görüyordur. Yüreklerine ferahlık ve cesaret vermesi ümidiyle:)

Cinsiyetimle barışıyorum

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lezbiyenlik: Kadınlıkla kazanıyorum.. Erkeklerle ateşkes..
« Yanıtla #3 : 14 Eylül 2021, 07:20:08 ös »
CİNSİYET DEĞİŞİMİ VE NEDEN BEN SORUNSALI

Doğduğu bedeni hapis olarak gören ve hayalini kurduğu bedene kavuşmak için türlü operasyonları göze alan çoğu kişi için aslında sanıldığı gibi çözümlenen bir sorun değildir neden ben sorusu. Cinsiyet disforisi yaşayan ve uzuvlarına aidiyet hissetmeyen kişiler için içsel sancıyı dindirecek tek kurtuluş bedenin maruz bırakılması gereken tahribatlar olarak görülür. Peki ama bu sorunu çözer mi? Aynaya bakıp evet ben buyum demesi içsel sancıyı gideriyor mu? Maalesef hayır. Ameliyatlar olsa da içsel sıkıntılar devam edebiliyor. Bu, eşcinsel örgütleri tarafından tabiki de toplumun böyle kişileri hor görmesine bağlanıyor ama durum pek bu kadar yüzeysel değil.
Yanlış bedende doğduğuna inanan insanlar doğal olarak bu inanç çerçevesinde hayata da 1-0 yenik başladıklarını kabul etmek zorundadırlar. Çünkü  bedenini kestirip biçtirdiği ve dışarıdan hormonlar aldıkları için binevi kendilerinde olmayan bi şeyi "olur" duruma getirip "eksiği", "yanlışı" yapay olarak tamamlamaları gerekmektedir. Bu da diğer insanlardan daha fazla efor sarfetmeleri ve buna rağmen yapay organlarla  yetinmeleri sonucunu doğurur. Bu ise apaçık adaletsizliktir.
Adaletsizliğin olduğu bir ortamda zulüm vardır. Ve bu da bir" zulmeden"in varlığını gerektirir. Peki ama kimdir bu zulmeden zalim?
Bu soruya çözümler:

1- Kişinin bedeninin sahip olduğu cinsiyet özellikleri yaratılışından gelir ve  zaman içinde kendiliğinden değişmesi mümkün değildir, sabittir. Kadınlarla tamamen aynı biyolojiye sahip olan ve kendini  erkek olarak gören bir kişiden gidersek, bu kişi kendine göre diğer erkekler gibi sakallı değildir, sesi kalın değildir ve diğer erkeklerden farklı olarak adet sancıları ve kanamalarına maruz kalıp 2 tane et parçası olan ve bedenine yapışan gögüsler taşımaktadır ve tabiki bir penise sahip değildir. Eğer bu bedenden memnuniyetsizlik hissi, çekilen ıstırap yaratılıştan geliyorsa bu yaratıcı demek ki adaletsizdir. "Yaratıldığıma inandığım zaman bu adaletsizliği kabul etmem gerekir o halde ben bu zalim yaratıcıya ve yaratılışa  inanmıyorum" diyerek bu kendini yeyip bitiren "yanlış" yaratılma zulmüne çözüm getirmeye çalışır. Evet nurtopu gibi bir ateist olur.Bunun biraz ilerisi vardır ki, satanist olmak. Bu durumdaysa yine yanlış yaratılma zulmüne çözüm olarak yaratılış gerçeği inkar edilmez ama yaratana zalim denilerek "şeytan sana itaat etmeyerek haklıydı çünkü sen zalimsin" şeklinde savunmayla şeytana  tapmaya başlamak. Bu binevi intihardır, yokolma istediğidir çünkü kendini yok etmek isteyen birinin safına geçmenin başka açıklaması yoktur. Ama son tahlilde yine bu şekilde yanlış doğulduğu ve hayata 1-0 yenik başlama kaderciliği değişmiyor 2 si için de.İçsel sıkıntı geçmiyor. Üzücü.☹️

2-Hristiyanvari ruhban olmak. Bu çözümde dünyaya adeta acı çekmek, her şeyin en kötüsüne layık olduğunu ve değersiz olduğunu   kabul etmek için geldiğini benimsemek  zorunluluğu vardır. Yanlış bedende doğduğuna inanıp bu benim imtihanım diyen kişi bu şekilde bir inancın yaratıcıyı zalimleştirdiğini bilir ama halının altına süpürüp ibadet ve günahlardan sakınma manyağı olarak kendini oyalar. Hayatı boyunca bi insan kendini İslama  verip evlenmeden yaşayabilir mi bilmiyorum. Hristiyanlıkta bekar daha makbuldür ama İslamda evli daha makbuldür. Evet hristiyan biri için içsel sıkıntı geçmese de bi çözümdür. Ama kendini İslama verip bu sorunu yaşayan bi kişinin karşısına eninde sonunda  evlinin daha makbul olduğu gerçeği çıkacaktır ve kendiyle çelişik(Evli daha makbulse kendisi de evlenmeli çünkü kendini İslama vermesi ve inancını yaşaması gerekli ama durumundan ötürü evlenemiyor.) bi şekilde nereye kadar devam eder kendim de yaşadığım için ya intihar ya da eninde sonunda ateizm veya satanizm olarak görüyorum. Bu çözüm de  yanlış doğulduğu ve hayata 1-0 yenik başlama kaderciliği değişmiyor. İçsel sıkıntı geçmiyor. Üzücü. ☹️

3-Gelelim bizim çözüme. Bu öyle bi yol ki Rabbime hamdolsun diğer iki seçenekteki kaderciliğe meydan okuyorsun, özgürsün, rahatsın, içsel sıkıntını aşmışsın,kabına sığamıyorsun. Çok mutluyum iyi ki bu yolu seçtim. Kendi hayatım doğrultusunda cevap vericem evet bu yolda dogmatik ön kabullere, kaderciliğe karşı duruş var  ve kalıpları yıkıp bedenini kabul ederek hakettiğin değere ulaşıyorsun. Yerine geçtiğim erkeğin hayatımda olması gereken erkek olduğu(karakter olarak) ve ilgi duyduğum kadının da  benim yerinde olmam gereken kişi olduğu gerçeğini gördüm. Tek cümleyle ifade etsem sürecimi bi önceki cümle özetlerdi sanırım. Evet tek yaptığım o kadın olmaktı. Şimdi sırada o erkeğin hayatıma girmesi var. 😉
« Son Düzenleme: 21 Eylül 2021, 12:03:09 ös Gönderen: Cinsiyetimle barışıyorum »

Cinsiyetimle barışıyorum

  • Newbie
  • *
  • İleti: 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Lezbiyenlik: Kadınlıkla kazanıyorum.. Erkeklerle ateşkes..
« Yanıtla #4 : 20 Ekim 2021, 08:38:39 ös »
Lgbt olmayan eşcinsel veya cinsiyet disforisi yaşayanların dikkat etmesi gereken bazı teorik konular:

DSÖ 'nün eşcinselliği tanılamadan çıkarması (tedavi edicem diye elektrik verme vs ile mallaşan papazlar yüzünden) ve yakın zamanda cinsiyet disforisini yetişkinler için hastalık olmaktan çıkarması(çocuklar için hala hastalık ve eşcinselliğe göre aşırı bi baskı olmadığı için bu alanda daha serbest tartışabiliyoruz) , eşcinsel aktivistlerin çeşitli harfler vererek kimlikleştiridikleri tanımlamalarını bize kabule zorlamalarının en önemli dayanağıdır. Ancak gerçek sanıldığı gibi değildir. ICD-10 hastalık tanımlama sisteminde "istenmeyen cinsellik" olarak değişebileceğimiz hala kabul edilmektedir. Dolayısıyla eşcinsel örgütlerin dayattığı kimliklerin gerçekliği herkesi bağlamaz.
ICD, hastalıkların ve sağlık sorunlarının uluslararası sınıflama sistemidir.

ICD-10
Cinsel gelişim ve yönelimle ilişkili psikolojik ve davranışsal bozukluklar
Not:
Cinsel yönelim tek başına bir bozukluk olarak görülmemelidir.

F66.0
Cinsel olgunlaşma bozukluğu
Hasta, cinsiyet kimliği veya cinsel yönelimi hakkında endişe veya depresyona neden olan belirsizlikten muzdariptir. Bu en yaygın olarak, eşcinsel, heteroseksüel veya biseksüel olup olmadıklarından emin olmayan ergenlerde veya görünüşte istikrarlı bir cinsel yönelim döneminden sonra (genellikle uzun süreli bir ilişki içinde) cinsel yönelimlerinin değiştiğini fark eden bireylerde görülür.

F66.1 Egodistonik cinsel yönelim

Cinsiyet kimliği veya cinsel tercihi (heteroseksüel, homoseksüel, biseksüel veya prepubertal) şüphe götürmez, ancak birey, ilişkili psikolojik ve davranışsal bozukluklar nedeniyle farklı olmasını ister ve değiştirmek için tedavi isteyebilir.


Eşcinsel hareketin, arkasına DSÖ' nün  bilim kurullarını alıp ahkam kesmesi sizi şaşırtmasın.

Bilim 2'ye ayrılır:

1-Felsefe olarak bilim
2-Kurum olarak bilim

Felsefe olarak bilim, insanı geliştirir, sürekli yeniliğe, bilgiye açık hale getirir. Ama kurum olarak bilim için bunu söyleyemiyoruz. Her kurum, kendi dinamiklerini oluşturan egemen gücün etrafında ve "sınırında" kararlar alır. Günümüzde iş gücüne katılım önemli kıstas haline gelmiştir. İnsanın hangi cinselliği yaşadığı iş gücüne katılımını engellemediği için hastalık tanımına dahil edilmediği söyleniyor. Bu görüşü ortaya atanlar ilginç ki ensest için aynı şeyi söylemiyor, engelli çocuk dünyaya gelir bahanesini öne sürüyorlar ama evlat edinme şartıyla bu bahane rahatlıkla çürütülebilir. Bu anlamda "entelektüel görünümlü ikiyüzlülük" le karşı karşıya kaldığımızı düşünüyorum.
" Bilim gerçektir ama kimin gerçeği? "diyorum.
Tüm çevrelerce ispatlanmış, eşcinselliği oluşturan  organik bağı, belirlenilmişliği gösteren tek bi çalışma yokken neyin gerçeği? kimin gerçeği? niye kabul edeyim, edelim? Böyle doğmadım ve kabul etmiyorum. Kurum olarak bilim nasıl dogmatikleşti izleyebilirsiniz.
Evrime aykırı gerçekler ve dogmatik bilim. 👉https://youtu.be/9gqskM-ZrVw
Müslümanlar bu konuda harekete geçmedikçe, bilimin kendi lehine olduğu konularda bile "kolay ulaşılabilir materyal" haline getirmedikçe sorunlar çözülmeyecek. Adamların 1 tane bile biyolojik  kanıtı olmamasına rağmen dsö kararıyla her şeyin üstünü kapatıyorlar.Lehimize olan  Icd 10 u bile kullanmıyoruz sebep?Bilmiyoruz ..Kaçın'a saldıran feminist uzmanlara ICD- 10 'un tanılamasını atıp mala çevirmek varken neden susalım?

Benden çok iyi bir non-lgbt eşcinsel aktivisti olurmuş ha. Bu arada iyiki kadınım:) Sevgi💓💓
« Son Düzenleme: 20 Ekim 2021, 09:25:41 ös Gönderen: Cinsiyetimle barışıyorum »

psikolog

  • Global Moderator
  • Hero Member
  • *****
  • İleti: 3635
    • Profili Görüntüle
Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

Eşcinsellik, bir aile hastalığıdır. Eşcinsellik, bireysel olarak cinsel kimlik bunalımı olarak yaşanırken içinde yetiştiği ailenin hastalıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Toplumda eşcinsel sayısı arttığı, kabul gördüğü ve örgütlendiği oranda aile çökmüş demektir. Eşcinsellik, babanın iktidarı yerine annenin egemenliğinin kutsanmasıdır.
Eşcinsellik bireyin değil bireyin yetiştiği ailenin hastalığının dışavurumudur. Eşcinsellik bir aile hastalığıdır. Batı'da eşcinsel lobilerinin güçlü ve planlı çalışmaları sonucunda eşcinsel evlilik yasalarının çıkması ve eşcinsel birlikteliklerin artması, Batı'da ailenin çöktüğünün bir göstergesidir. Batı'da çoktan çöken aile, Doğu'da da artan bir hızla çökmektedir.

https://www.youtube.com/watch?v=tIuRKf4tbpU&list=PL5_aloC9kt81rrtiNCVxhmxzUEgU32Htq&index=5

http://escinselterapi.net/huseyinkacin/

http://escinselterapi.net/forum/

Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

https://www.habervakti.com/escinsellik-aile-hastaligidir-makale,2038.html?fbclid=IwAR1KMAypvtlCCxETGvbwZ4oGT92J0r3aBQN3VNjl2t7s9hBzRGmvNWJzoXc

Benim Ailem Belgeseli

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11
Benim Ailem 1. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Benim Ailem 2. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=v-6UbOMkP38&t=369s

Benim Ailem 3. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=tXHaVWGvYH8&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw

Benim Ailem 4. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Kürt sorununu kırk yıldır nasıl "dört başı mamur" çözemediysek; yeni yeni büyüyen eşcinsellik sorununu da "dört başı mamur" çözemeyeceğiz ve dini kurumlarımız, ailevi değerlerimiz büyük yara alacaktır.
Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html?fbclid=IwAR1Akgk_ORB-CkFSzTiPTi3z4OYi17uVv0T_d0CjGGhM2VlsEMrXNsQ3ZO0

DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA
Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır;  ifadelerini kullanan Kaçın, Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu? açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz'e konuşan Psikolog Hüseyin Kaçın, Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli. ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.

https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz. "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da özgürlük düşmanı olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, günah işleme özgürlüğüne saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda
https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html

https://www.youtube.com/watch?v=tIuRKf4tbpU&list=PL5_aloC9kt81rrtiNCVxhmxzUEgU32Htq&index=5