Son İletiler

Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
11
Bugün Hüseyin hocayla yaptığımız terapi çok verimli geçti. Bu son dönemde Hüseyin hocaya karşı nefret duyuyordum. Ben odak noktası olmayı çok seven biriyim. Yani bu hayatta başrol olmak istiyorum. Herkes sadece benimle ilgilensin istiyorum. Rol çalanlara karşı kin duyuyorum. Hüseyin hocaya karşı nefretimin sebebine gelelim. Hüseyin hocaya çok değer veren biriyim. Ve psikoloji öğrencisiyim. Onunla farklı bir ilişkim var. Bazen terapistim, bazen abim, bazen hocam oluyor. Bu beni özel ve başrolde hissettiriyor. Kendimi değerli hissediyorum. Hüseyin hoca bana sert çıktığında ne kadar ona sinirlensemde içimden “işte bu” diyorum. Yıllarca üzerimde kurulmayan bir otorite bu. Hem de bir erkek tarafından kuruluyor. Çocukluğumdan beri bir abi aradım. Benden önce ki annemin karnında ölmüş abim. Ölmeseydi bir abim olacaktı. Bana kızacaktı. Kavga edecektik. Belki beni çok sinirlendirecekti ama inanıyorum ki beni eşcinsel olmaktan kurtaracaktı. Benim kaderim abimin annemin karnında öldüğü gün çizilmiş gibi. Şimdi daha iyi anlıyorum babamın bana neden bu denli değer verdiğini. Abimi kaybettikten sonra bir erkek çocuğu onun için çok anlamlı bir olaydı. Ben onun soyunu ilerletecek kişiydim. Dediğim gibi yıllarca abi hasreti çeken ben abimi bulmuştum. Bu kişide Hüseyin hocaydı. Fakat Hüseyin hoca iyileşen danışanlarını seviyormuş. Yani iyileşen her danışanı benim için rol çalan tipler oluyor. Benim hasetliğim burada başlıyor. Sanki yıllarca aradığım abi profilini benden alacaklarmış gibi hissediyorum. Ben tek olmalıyım diyorum. Bu konu  insanlara çocukça gelebilir ama benim için çok derin bir konu. Hayatımda istediğim otoriteyi buldum. Normalde insanlar anlayışlı bir baba isterler. Ben otoriter bir baba istiyorum. Fakat benim babamda öyle bir profil yok. Yani kısacası hayatımda istediğim ilişkiyi hüseyin hocayla kurmuştum ve bu ilişkinin diğer terapistlerinden daha farklı olmasını istiyordum. Benimle daha fazla ilgilensin istiyordum. Bugün maalesef ki bu nefretimi Hüseyin hoca laflarımdan cımbızla çekip konuşturdu beni. Bu konudan sonra koyduğu tespit çok önemliydi. Benim kurduğum tüm insan ilişkilerimde sevgi-nefret ilişkisi içinde olduğumu söyledi. Sevdiğim insanlardan bir süre sonra nefret eden birisiyim. Bunun nedeni yine başrol olamamam. O sevdiğim arkadaşım için tek olmak zorundayım. Benden başka arkadaşı olamaz diye düşünüyordum. O çok sevdiğim kişi benden başka arkadaşlarıyla görüştüğünde ona karşı nefret duygularım kabarıyordu. Her terapide kendimi tanımadığımı farkediyorum. Ve kendime şunu diyorum ben, benim gibi bir arkadaşım olsun istemezdim. Bu benim için büyük tehlike olurdu. Kendi karakterimi düzeltmem için içimdeki çocuksu yapıyı öldürmem gerek.
12
“BEN NEDEN EŞCİNSELİM?”
“NEDEN BİR BAŞKASI DEĞİLDE BEN EŞCİNSELİM?”
“MİLYONLARCA İNSAN ARASINDAN NEDEN BEN?”
“O PORNO VİDEOLARINI İZLEDİĞİM İÇİN Mİ?”
“BUNU AİLEM DUYARSA BENİ ÖLDÜRÜR…”
“BEN GÜNAHKARIM…”
Yukarıda gördüğünüz bütün soruları biz eşcinsel bireyler olarak kendimize sormuşuzdur. Peki bu soruları sorarken neyi kaçırmışız? Tabi ki ebeveynlerimizi. Çocuklukta anne- babamızdan görmek isteyip de ulaşamadığımız bazı duyguları bugüne kadar başkalarında aramışız. Hayatımızı bir puzzle gibi düşünelim. İşte bu puzzle parçalarını ebeveynlerimiz tamamlayamadığı için biz bu durumdayız. Birçok eksik parça var. Ve yıllarca bu eksik parçaları arayarak geçirmişiz. Bizler yarım kalan duygularımızı, puzzle parçalarını tamamlamak isteyen birer genciz. İşte tuzağa burada düşüyoruz. Hoşlandığımızı sandığımız kişileri göz önüne aldığımızda şunu farkediyoruz “o kişiler puzzle’ın eksik parçaları” Bizlerin o kişileri istememizin nedeni o puzzle’ı tamamlamak. Anne babamızın başaramadığını biz kendimiz tamamlamaya çalışıyoruz. Aslında bizler anne babamızdan göremediğimiz ilgiyi, sevgiyi, şefkati başka erkeklerde arıyoruz. Ve maalesef ki bunun adını “AŞK” koyuyoruz. Büyük yanılıyoruz. Oysaki bizim yaptığımız sadece puzzle parçalarını tamamlamak. Aslında terapilerde yapılanda tam olarak bu. Eksik olan puzzle parçalarını yerine koyuyorsunuz. Ve bakıyorsunuz ki eşcinsel dürtüleriniz hızla yavaşlıyor ve bitiyor. Çünkü artık puzzle parçalarını tamamlamış oluyorsunuz. Ve artık sizin tamamlamanız gereken bir puzzle olmayacak. Eşcinsellikte neden tek eşliliğin olmadığınıda öğrenmiş olduk. Çünkü başka bir kişi daha değerli bir puzzle parçasını temsil ediyor. Bizler eşcinsellik döneminde birçok kişiye karşı bişiler hissederiz. Bunun nedeni her birinde farklı bir parçayı bulmaktan geçiyor. Bunun adı “AŞK” değil…

Kendi hayatımdan örnek vereyim. Babam benimle çok ilgilenen biriydi. Fakat sevgisini gösteremeyen biriydi. Otoritesi olmayan,  güçsüz bir profildi. Ben ise her zaman hayatımda otoritesi olan sert bir baba arayışındaydım. Beni koruyabilecek, arkamda durabilecek birini arıyordum. Ben aslında bir sevgili değil, bir baba arıyordum. İstediğim duyguyu arıyordum. Benim hayatımın eksik parçalarını arıyordum. Terapiler ilerledikçe artık o eşcinsel dürtülerim azaldı. Bunun nedeni eksik parçaları terapilerde tamamlamaktan geçiyor. Sizler bu parçaları tamamladıkça güçleniyor ve özgürleşiyorsunuz. Çünkü, içinizde çözmeye çalıştığınız o düğümler teker teker çözülüyor. Terapilerde iniş-çıkış yaşayabiliyorsunuz. Yeri geldiğinde yoruluyorsunuz ama sonunda kazanan siz oluyorsunuz. Hayatınızı çalan ana-babanızdan hayatınızı geri kazanıyorsunuz. Ve artık heteroseksüel olarak dünyaya merhaba diyorsunuz. Eşcinselliği hiç açılmayacak olan bir kitap gibi kapatıp rafa koyuyorsunuz.

https://www.youtube.com/watch?v=tXHaVWGvYH8&list=PL5_aloC9kt81rrtiNCVxhmxzUEgU32Htq&index=3

13
Hüseyin KAÇIN / Ynt: PEYGAMBER GİBİ YAŞAYACAKSIN
« Son İleti Gönderen: psikolog 17 Ekim 2021, 07:36:35 ös »
PEYGAMBER GİBİ YAŞAYACAKSIN

erkek adamsan
bulutlara kadar haykıracaksın umutlarını
dile getireceksin inançlarının güçlü yanlarını
hayat budur kavgan bitmeyecek yılmayacaksın
kaderini silmeye yeltenenlere inat
kinin imanın olsun...

peygamberler kimdir bilir misin
kinlerini besmele yapmış adamlardır
saraylaradır onların savaşları
ebabil kuşu gibi inattır onlar
fil ordularının bozgunudur onlar
yoksul adamların ruhlarını aydınlık edenlerdir
kök salan adamlardır onlar içimizin içine ışıyanlardır
yürekleri de sağlamdır bilekleri de
aşk için aşkla yaşamış adamlardır onlar
yüreklerinde kıyamdadır onlar yüreklere secde ederler
bakışları da hep bizim içindir
biz onların evlatları
en gerçek babalarımızdır onlar

erkek adamsan
peygamber gibi yaşayacaksın
çıkınında taşıyacaksın yüreciğini
acını katık edeceksin

"and olsun (diyeceksin) incire ve zeytine..."

13 Haziran 2017
11:00
Edirne   

https://www.habervakti.com/insanligin-kurtaricisi-daima-peygamberlerdir?fbclid=IwAR0bImUyMgpQol9Frr5ViExM7xB0m2sMcBn0JsITU8Y1m5jUDi76U7MlUh0
14
Evlilikteki evdeki esteki cocuktaki huzur baska hic biseyde yok.Bosuna baska yerde aramayin bulamazsiniz.
15
Hüseyin KAÇIN / SEN
« Son İleti Gönderen: psikolog 28 Eylül 2021, 05:56:41 öö »
hayat, yağmur gibi yağarken üstüne...
sensizlikten üşüyorum
toprağın kokusu ve sen
güneş gibi açıyorsun üstüme...
28. Eylül 2013
01:22
edirne
16
2 ay önce çok önemli bişey oldu ama bunu size anlatmayı unutmuşum durun kızmayın hemen başlıyorum.

Arkadaşımla buluştum biraz takıldık sonra çocuğun sevgilisine çiçek almak için çiçekçiye girdik. Çiçeği ben seçtim çünkü arkadaşım hetero olduğu için bizler kadar zevkli ve  sanatçı ruhlu değil maalesef. Seçtiğim çiçeğin fotoğrafını ekte koydum ama inş becerebilmişimdir çünkü ilk defa foto paylaşıyorum buradan daha önce foto paylaşanı da görmedim. Neyse görüyorsunuz yine ilkleri yapıyorum. Genelde yaparım böyle şeyler ;) Çiçeği aldık sonra arkadaşıma ayakkabı bakmak için bi mağazaya geldik. Çocuk, ayakkabıları denerken çiçeği elimde ben tutuyordum. Turuncu dalgalı saçlı kadın bir  mağaza görevlisi birdenbire “çiçek tatlıymış sevebilir miyim” dedi ve köpek sever gibi çiçeği sevmeye başladı. Sonra biraz daha muhabbet ettik çiçeğin cinsi ne felan dedi ben de sıklemen dedim.  Sonra mağazadan çıktık. Ben çok aşırı mutlu olduğumu fark ettim beynimde dopamin mopamin Allah ne verdiyse salgılanıyordu. gerçekten ağzım kulaklarımdaydı. Yanımdaki arkadaşıma “ben bu kızdan hoşlandım galiba” dedim. Gerçekten hoşlanmıştım ve şaşkınlık içerisindeydim çünkü en son bi kızdan hoşlandığımda 10 yıl önce felandı. Sanırım kız ile aramdaki ilişki kendiliğinden ve çabasız bir şekilde olduğu için bana samimi geldi ayrıca çiçeği sevip okşaması da çok sıcak bir hareketti. Allahtan sadece çiçeği sevdi beni sevse neler olurdu bilemiyorum :)
Kızdan ayrılamadım onunla tekrar konuşmak istedim. Bu yüzden mağazaya tekrar döndük. Ayakkabı sorma bahanesiyle 2-3 dakka daha sohbet ettik. Onunla konuşurken acayip mutluydum allahtan ağzımda maske vardı da 32 diş güldüğümü görmüyordu. Neyse sonra mağazadan çıktık. Ve onu bir daha görmedim. Aslında tekrar mağazaya gidebilirdim ama çeşitli bahaneler uydurup gitmedim. Belki cesaret edemedim belki bu kadarıyla yetinmem gerektiğini düşündüm. Bilemiyorum. Ama her şeye rağmen kısa da sürse bu benim için çok büyük bir gelişme. Artık kızlardan da hoşlanabildiği biliyorum. Bu bir başlangıçtı umarım dahası gelir.
17
CİNSİYET DEĞİŞİMİ VE NEDEN BEN SORUNSALI

Doğduğu bedeni hapis olarak gören ve hayalini kurduğu bedene kavuşmak için türlü operasyonları göze alan çoğu kişi için aslında sanıldığı gibi çözümlenen bir sorun değildir neden ben sorusu. Cinsiyet disforisi yaşayan ve uzuvlarına aidiyet hissetmeyen kişiler için içsel sancıyı dindirecek tek kurtuluş bedenin maruz bırakılması gereken tahribatlar olarak görülür. Peki ama bu sorunu çözer mi? Aynaya bakıp evet ben buyum demesi içsel sancıyı gideriyor mu? Maalesef hayır. Ameliyatlar olsa da içsel sıkıntılar devam edebiliyor. Bu, eşcinsel örgütleri tarafından tabiki de toplumun böyle kişileri hor görmesine bağlanıyor ama durum pek bu kadar yüzeysel değil.
Yanlış bedende doğduğuna inanan insanlar doğal olarak bu inanç çerçevesinde hayata da 1-0 yenik başladıklarını kabul etmek zorundadırlar. Çünkü  bedenini kestirip biçtirdiği ve dışarıdan hormonlar aldıkları için binevi kendilerinde olmayan bi şeyi "olur" duruma getirip "eksiği", "yanlışı" yapay olarak tamamlamaları gerekmektedir. Bu da diğer insanlardan daha fazla efor sarfetmeleri ve buna rağmen yapay organlarla  yetinmeleri sonucunu doğurur. Bu ise apaçık adaletsizliktir.
Adaletsizliğin olduğu bir ortamda zulüm vardır. Ve bu da bir" zulmeden"in varlığını gerektirir. Peki ama kimdir bu zulmeden zalim?
Bu soruya çözümler:

1- Kişinin bedeninin sahip olduğu cinsiyet özellikleri yaratılışından gelir ve  zaman içinde kendiliğinden değişmesi mümkün değildir, sabittir. Kadınlarla tamamen aynı biyolojiye sahip olan ve kendini  erkek olarak gören bir kişiden gidersek, bu kişi kendine göre diğer erkekler gibi sakallı değildir, sesi kalın değildir ve diğer erkeklerden farklı olarak adet sancıları ve kanamalarına maruz kalıp 2 tane et parçası olan ve bedenine yapışan gögüsler taşımaktadır ve tabiki bir penise sahip değildir. Eğer bu bedenden memnuniyetsizlik hissi, çekilen ıstırap yaratılıştan geliyorsa bu yaratıcı demek ki adaletsizdir. "Yaratıldığıma inandığım zaman bu adaletsizliği kabul etmem gerekir o halde ben bu zalim yaratıcıya ve yaratılışa  inanmıyorum" diyerek bu kendini yeyip bitiren "yanlış" yaratılma zulmüne çözüm getirmeye çalışır. Evet nurtopu gibi bir ateist olur.Bunun biraz ilerisi vardır ki, satanist olmak. Bu durumdaysa yine yanlış yaratılma zulmüne çözüm olarak yaratılış gerçeği inkar edilmez ama yaratana zalim denilerek "şeytan sana itaat etmeyerek haklıydı çünkü sen zalimsin" şeklinde savunmayla şeytana  tapmaya başlamak. Bu binevi intihardır, yokolma istediğidir çünkü kendini yok etmek isteyen birinin safına geçmenin başka açıklaması yoktur. Ama son tahlilde yine bu şekilde yanlış doğulduğu ve hayata 1-0 yenik başlama kaderciliği değişmiyor 2 si için de.İçsel sıkıntı geçmiyor. Üzücü.☹️

2-Hristiyanvari ruhban olmak. Bu çözümde dünyaya adeta acı çekmek, her şeyin en kötüsüne layık olduğunu ve değersiz olduğunu   kabul etmek için geldiğini benimsemek  zorunluluğu vardır. Yanlış bedende doğduğuna inanıp bu benim imtihanım diyen kişi bu şekilde bir inancın yaratıcıyı zalimleştirdiğini bilir ama halının altına süpürüp ibadet ve günahlardan sakınma manyağı olarak kendini oyalar. Hayatı boyunca bi insan kendini İslama  verip evlenmeden yaşayabilir mi bilmiyorum. Hristiyanlıkta bekar daha makbuldür ama İslamda evli daha makbuldür. Evet hristiyan biri için içsel sıkıntı geçmese de bi çözümdür. Ama kendini İslama verip bu sorunu yaşayan bi kişinin karşısına eninde sonunda  evlinin daha makbul olduğu gerçeği çıkacaktır ve kendiyle çelişik(Evli daha makbulse kendisi de evlenmeli çünkü kendini İslama vermesi ve inancını yaşaması gerekli ama durumundan ötürü evlenemiyor.) bi şekilde nereye kadar devam eder kendim de yaşadığım için ya intihar ya da eninde sonunda ateizm veya satanizm olarak görüyorum. Bu çözüm de  yanlış doğulduğu ve hayata 1-0 yenik başlama kaderciliği değişmiyor. İçsel sıkıntı geçmiyor. Üzücü. ☹️

3-Gelelim bizim çözüme. Bu öyle bi yol ki Rabbime hamdolsun diğer iki seçenekteki kaderciliğe meydan okuyorsun, özgürsün, rahatsın, içsel sıkıntını aşmışsın,kabına sığamıyorsun. Çok mutluyum iyi ki bu yolu seçtim. Kendi hayatım doğrultusunda cevap vericem evet bu yolda dogmatik ön kabullere, kaderciliğe karşı duruş var  ve kalıpları yıkıp bedenini kabul ederek hakettiğin değere ulaşıyorsun. Yerine geçtiğim erkeğin hayatımda olması gereken erkek olduğu(karakter olarak) ve ilgi duyduğum kadının da  benim yerinde olmam gereken kişi olduğu gerçeğini gördüm. Tek cümleyle ifade etsem sürecimi bi önceki cümle özetlerdi sanırım. Evet tek yaptığım o kadın olmaktı. Şimdi sırada o erkeğin hayatıma girmesi var. 😉
18
Eşcinsel Terapi ile ilgili tepkiler / Ynt: Eşcinsel Aşk Her Şeyi Af Eder Mi?
« Son İleti Gönderen: psikolog 13 Eylül 2021, 07:56:18 ös »
Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

Eşcinsellik, bir aile hastalığıdır. Eşcinsellik, bireysel olarak cinsel kimlik bunalımı olarak yaşanırken içinde yetiştiği ailenin hastalıklı olmasından kaynaklanmaktadır. Toplumda eşcinsel sayısı arttığı, kabul gördüğü ve örgütlendiği oranda aile çökmüş demektir. Eşcinsellik, babanın iktidarı yerine annenin egemenliğinin kutsanmasıdır.
Eşcinsellik bireyin değil bireyin yetiştiği ailenin hastalığının dışavurumudur. Eşcinsellik bir aile hastalığıdır. Batı'da eşcinsel lobilerinin güçlü ve planlı çalışmaları sonucunda eşcinsel evlilik yasalarının çıkması ve eşcinsel birlikteliklerin artması, Batı'da ailenin çöktüğünün bir göstergesidir. Batı'da çoktan çöken aile, Doğu'da da artan bir hızla çökmektedir.

Eşcinsel Terapi Benim Ailem 5. Bölüm Fragman

https://www.youtube.com/watch?v=dqM3TJpZ5rM&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=1



http://escinselterapi.net/huseyinkacin/

http://escinselterapi.net/forum/

Eşcinsellik Aile Hastalığıdır!

https://www.habervakti.com/escinsellik-aile-hastaligidir-makale,2038.html?fbclid=IwAR1KMAypvtlCCxETGvbwZ4oGT92J0r3aBQN3VNjl2t7s9hBzRGmvNWJzoXc

Benim Ailem Belgeseli

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11

Benim Ailem 1. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Benim Ailem 2. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=v-6UbOMkP38&t=369s

Benim Ailem 3. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=tXHaVWGvYH8&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw

Benim Ailem 4. Bölüm

https://www.youtube.com/watch?v=1HpbJLmROLU&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=11

https://www.youtube.com/watch?v=CCMXqn8U70M&list=UUNBtxcE3q3ObDgRtQe0qynw&index=7

Kürt sorununu kırk yıldır nasıl "dört başı mamur" çözemediysek; yeni yeni büyüyen eşcinsellik sorununu da "dört başı mamur" çözemeyeceğiz ve dini kurumlarımız, ailevi değerlerimiz büyük yara alacaktır.

Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html?fbclid=IwAR1Akgk_ORB-CkFSzTiPTi3z4OYi17uVv0T_d0CjGGhM2VlsEMrXNsQ3ZO0

DEVLET HER ÇOCUĞA SAĞLIKLI EBEVEYNLER SAĞLAMAK ZORUNDA

Devlet her çocuğa ruh sağlığı yerinde anne-baba sağlamak zorundadır ifadelerini kullanan Kaçın, Siz devlet olarak aileyi korumazsanız geliştirmezseniz, aileyi merkeze koymazsanız toplumsal çöküş başlar. Burada tüm psikologlar sorunlar anlamında genelde anne-babaya odaklanırlar. Tamam anne-baba sorun çıkarabilir ama burada devletin hiç mi etkisi olmayacak. Çocuklarımızı 6-7 yaşında okula veriyoruz. Bir anne-baba çocuğunu devlet okuluna verdiği anda o çocuk anne-babanın değildir. Devlet bu emanetin bilincinde mi ve bu konuda hassasiyet gösteriliyor mu? açıklamasında bulundu.

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&list=UUJdkrJhiL6pyF6B8vXad8Ew&index=3

https://www.habervakti.com/dosya/escinsellik-bir-hastalik-mi-kavramlarla-nasil-zihnimizle-oynuyorlar-h81171.html?fbclid=IwAR3Y4Czjk6CQvnT5EcoFSjxxe0hI3WhhbHpkQPv9D8bWuWqCw_vhQCCtG3A

https://www.youtube.com/watch?v=0LYcuhJOuuI&fbclid=IwAR3T3VzkZQx7MM_-DfTuOPGkjgsaKmoHohM26zVIUSOKfSAQoFnkT1Hst7U

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'
Başarılı programcı Bülent Deniz'e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli. ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

https://www.habervakti.com/dosya/turkiye-artik-escinsellik-sorunuyla-yuzlesmeli-h81004.html?fbclid=IwAR3bCylgsndM9C_YddGIdbngIatUIlPs6FHizJnwo9P19MJSXXU3pahyKBw

https://www.youtube.com/watch?v=pDj1U1xuTwk&fbclid=IwAR034rxZfxS6xWA7l4nOO2ENobKlduzECdidFePArFi0f13Gg81ISDVurkw&app=desktop

Yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın, eşcinsel ifadesi yerine LGBT ifadesinin kulanılmasını yanlış bulduğunu ifade ederek büyük tehlikeyi işaret etti. Kaçın, toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında toplumun dinamikleriyle oynanmaya çalışıldığını da belirtti.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-tehlikeyi-isaret-etti-lgbt-degil-escinsel-h61739.html

Eşcinsellik hakkında yaptığı açıklamalarla ve ortaya koyduğu terapi yöntemleriyle tanınan haber sitemiz yazarı ve psikolog Hüseyin Kaçın, 7 yıl önce katıldığı bir televizyon programında 'eşcinsellik'le ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.

https://www.habervakti.com/dosya/unlu-psikolog-escinsellik-tehlikesini-yillar-once-boyle-ortaya-h74213.html

Boderline Kişilik Bozukluğu: Eşcinsellikten İyileşerek Nasıl Kurtuldum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in ikinci yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/boderline-kisilik-bozuklugu-escinsellikten-iyileserek-nasil-kurtuldum-makale,1599.html

Tövbe edersem eşcinsellikten kurtulur muyum?
Köşemizde eşcinsellikten kurtulmuş kişilerden Selim'in terapi süreçlerine dair kaleme aldığı yazısını yayınlıyoruz:

https://www.habervakti.com/tovbe-edersem-escinsellikten-kurtulur-muyum-makale,1598.html

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor

https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

Ahlak: Zeki Müren "İbne" Değildir.
https://www.habervakti.com/ahlak-zeki-muren-ibne-degildir-makale,1531.html

Türkiye'nin Çözümlenmeyen Yeni Sorunu: Eşcinsellikten Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

https://www.habervakti.com/turkiye-nin-cozumlenmeyen-yeni-sorunu-escinsellikten-kurtulmak-icin-neler-yapilabilir-makale,1475.html

Din adamlarının eşcinsellik konusundaki yaklaşımları eksik ve yetersizdir.

https://www.habervakti.com/din-adamlarinin-escinsellik-konusundaki-yaklasimlari-eksik-ve-yetersizdir-makale,1448.html

Kamuoyunda pompalanan "eşcinsellik, özgürlük" vs. dayatmalarına karşı bir okurumuzdan gelen değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz. "Medya, meziyetmiş gibi öteden beri eşcinselliğin özgürlük olduğunu vurgular. Böylelikle eşcinselliğe karşı çıkanlar da özgürlük düşmanı olur tabii. Durmadan bunu pompalayan yayınlardan etkilenen Müslüman kesim, günah işleme özgürlüğüne saygı duyulması gerektiğine inanmaya başladı sonunda...

https://www.habervakti.com/ozgurlugu-putlastirmis-humanist-muslumanlarin-dikkatine-makale,1473.html

Sadistlerden, Eşcinsellerden, Grinin Elli Tonundan, Asr-ı Saadet Oluşur Mu?

https://www.habervakti.com/sadistlerden-escinsellerden-grinin-elli-tonundan-asr-i-saadet-olusur-mu-makale,1401.html

Eşcinsel ideoloji ve örgütler

https://www.habervakti.com/escinsel-ideoloji-ve-orgutler-makale,1020.html

19
Eşcinsel Terapi ile ilgili tepkiler / Ynt: Eşcinsel Aşk Her Şeyi Af Eder Mi?
« Son İleti Gönderen: psikolog 13 Eylül 2021, 07:55:41 ös »
Selam herkese, nasılsınız bakalım? Çook uzun zaman olmuş bir şeyler yazmayalı buralara. Hüseyin hoca da sitem ediyordu son terapide yazıların kesildi diye :D Şunu anladım aslında, ben kendimi ne zaman olmak istediğim ve hayal ettiğim şekle yakın bulsam o sıralar daha mutlu oluyorum ve mutluyken buralara bir şeyler yazmak aklıma bile gelmiyordu. Ama bu siteyi yalnızca acılarımı paylaşacağım bi günlükten öte neden kullanmayayım ki? Son 1 aydır gerçek anlamda kendimi süper hissediyorum çoğu an. Kendime güvenim çok yerinde, atılganım çoğu konuda, çekingenliklerim yok diyecek kadar az, girdiğim her ortamda kendimden bahsettirebilecek bir yapıya bürünebiliyorum. Git gide herkesin aklında kalıpların arkasında kalmış biri olmaktansa kendim olarak yer ediniyorum. Gerçek anlamda kimliğimi yaşıyormuş gibi hissediyorum ve bunun inanın cinsel yönelimle falan alakası yok. Onu kafama bile takmıyorum hatta x,y,z kime aşık olduğum kimi sevdiğim falan umrumda değil ben yalnızca kendimle ilgilenmeye çalışıyorum.(tabi çoğu zaman diyelim buna ;)). Eşcinselim, biseksüelim, heteroyum cart curt falan diye bunları düşünmüyorum ya da ne olduğuma falan karar vermekle uğraşmıyorum bu süreçte. Hayatın bana getirdiği güzellikleri değerlendiriyorum hayatımı yaşamaya çalışıyorum. Böyle yapmaya devam ettikçe de hayattan daha fazla tat alır hale geldim zaten. Bu seviyeye en çok gelmemi sağlayan durum ise babamla aramdaki ilişki ve muhabbettir. Bir zamanlar babamla aramda uçurumlar vardı birbirimize nasılsın bile diyemezdik şimdi her durumda sohbet edebiliyor, gülebiliyor, tartışabiliyoruz. Böyle olmamızın en büyük sebepleri de aslında benim başarım. Benim baabm çok utangaç çok çekingen birisi. Terapilere başladığımız zamandan beri ben ona yaklaşmaya çalıştıkça o hala bana gelmeye utanır haldeydi. Ben de kendime söz verdim. "Eğer babam bana gelemiyorsa ben ona giderim onun gösteremediği cesareti ben gösteririm çünkü ben bu kudrete bu cesur yapıya sahibim." diyerek kendimi kamçıladım. Çabalarım karşılığını çok geçmeden buldu bile babamla çok hoş bir ilişkimiz var artık. Babamı benim yanımda gördükçe, elini omzumda hissettikçe sosyal çevreye karşı daha dirençli bir hale büründüm. Rest çekmem gereken durumlarda artık hiç çekinmeden sesimi çıkarıyorum. Bir erkekten almak istediğim, görmek istediğim gücü bana hayatta en çok değer veren insanlardan birinden alıyorum; babamdan... Eşcinsel hayattaki içi boş balonlardan değil! 14 yıllık arkadaşımın bana yanlışı oldu, yıllar umrumda olmadan biletini kestim bile. Kimsenin beni üzmeye hakkı yok. Eski eşcinsel arkadaşlarım benimle iletişime geçtiler benimle yeniden görüşmek istediklerine dair. Bir aralar söz vermiştim kendilerine belki ileride bir gün yeniden buluşuruz diye. Son yazdıklarında ise artık paylaştığımız ortak şeyler olmadığını belirttim ve zaten ara verdiğim arkadaşlığımı bitirdim. Bu onları üzmüş olabilir, kırmış olabilir ama umrumda bile değil. Ben de zamanında çok kırıldım çok üzüldüm ama kimse görmedi bunları, bu saatten sonra hiçkimsenin neye ağladığı neye zırladığı da benim sikkkimdee bile değil :D Ha yanlış anlaşılmasın ben kimseden nefret eden bi robota dönüşmedim, amacım insanları kırmaya programlanmak falan da değil. Sadece sınırlarıma saygı göstermeyen, aldığım kararları eleştirme haddinde bulunanlara misliyle cevabını veriyorum hepsi bu. Yalnızca bir özsavunma yöntemi ;)

Bay Z'yi hatırlarsınız ilk yazılarımda size uzun uzun anlattığım kıymetlimdi, değerlimdi. Ara sıra onu özlediğim zamanlar oluyor. He böyle hissettiğim anlar oluyor ama ne 5 dakikadan uzun sürüyor ne de umrumda oluyor. Mesela birkaç hafta önce onu rüyamda gördüm. Bi tatil köyündeydik kimsecikler yoktu, ahşap bi evde küçük bir koltukta onunla sarılıp uyuduğumuzu, göğsümde nefes aldığını hissettiğimi hatırlıyorum. O an uykumdan aniden uyanıp hala gece olduğunu farkettim. Kısacık birkaç saniye bile onunla ilgili hafızamda bir anı kalmış olması çok güzel gelmişti bana. Bir anlığına keşke gerçek olsaydı dedim ama 5 dakika sonra falan aklımda değildi bu olay, umrum dışıydı. Eskiden olsa bu rüya beni haftalarca yatak döşek hasta gibi yatırır, azap çektirirdi. Şimdi yalnızca 7 saniyelik bir düşten ibaret.

İşte anlattığım gibi ne Z'den ne de eski arkadaşlarımdan nefret falan etmiyorum yalnızca artık böyle biriyim, tavırlarım bu şekilde. Ve inanın bana kendimi herkesten daha çok önemsemeye başladığım zamandan beri her konuda daha sağlıklıyım. He bu demek değil ki her zaman yükselen bir grafikle yaşayacağım. Elbette hayır benim de yeniden dibi gördüğüm zamanlar olacak ama önemli olan ben artık o diplerden tek başıma çıkabilecek, düştüğümde dizlerimi kanatan yerlerden yalnız başıma kalkabilecek güçteyim. Olayım bu.

Kibariye ablamızın seslendirdiği çok güzel bir şarkı var. "Çok kara kışlar gördüm ben yine pes etmedim, çok ayrılıklar gördüm ben yine yenilmedim." Harbiden de öyle ben de çok şey gördüm, geçirdim. Ben de pes etmedim, ben de yenilmedim. Aynen öyle kiboşcum <3

(Dinleyin bu arada bu şarkıyı he çok güzeldir, kibariye lan bu boru mu 😂)

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, en çok kendinize iyi bakın 😉
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10