İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - psikolog

Sayfa: [1] 2 3 ... 80
1
DKAB ve İHL Meslek Dersleri Öğretmenlerine Yönelik Çevrim İçi Seminer

EŞCİNSELLİK ve İNSAN ONURU
Konuşmacı: Doç. Dr. Nurten Zeliha Şahin (Manisa Celal Bayar Üniversitesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı)

Tarih: 11 Ağustos 2022 Perşembe Saat: 21.00

Toplantı Bilgileri:
Toplantı kimliği: 934 2608 5833
Şifre: 112233

Davet bağlantısı: https://fsm-edu-tr.zoom.us/j/93426085833?pwd=VlptcVV5dUd0RDQxNEJhVEU4eXVVdz09

* DKAB ve İHL Meslek dersleri öğretmenlerine yöneliktir.
* Katılım ücretsizdir.

2
TUŞ
 
Tam beş gün sonra ekmek almak için dışarı çıkıyorum. Ekmeği alıyorum. Ekmeği bana uzatan adamın ellerine dokunuyorum. Göz göze geliyoruz sonra benim aklımdan bir sürü hayal geçiyor. Gerçek olamayacağını bildiğim, olmasını istemediğimi de bildiğim ama içerisinde bulunmaktan kendimi bir an olsun almak istemediğim bir hayal. Bedenim enerjisini yitirdiği gibi zihnim de kayıyor. Kaymasın diye tutmaya çalışıyorum. Sanki bir şey olacakmış gibi bir hisle doluyorum. Bir şeyler bozulacakmış gibi. Saat artık işlemeyi durduracakmış gibi. Hem her şey çok hem de hiçbir şey yok, diyorum. Eve doğru giderken yolda kadın ve erkeği görüyorum. Hava sıcak ve terliyoruz. Kadın ve erkeği gördükten sonra o karşı konulamaz soyut kavramları keşfediyorum: Eril ve dişili. Onların güneşle birleşen kokularını, eril ter kokusundan dişilin kaçmaya çalıştığı bir an beliriyor zihnimde. Demir döven ustanın demirini yakıp sonra da çekiçle üzerine vurması gibi... Bir cama yumruk atıyorum fakat elim boşluğa düşüyor cam kırılmıyor. Cam yok çünkü. Gördüğüm ve dokunduğum bütün çıkıntılara ve yumuşaklıklara dikkatle bakıyorum. Eve gidene kadar bir suçlu gibi ve bir kaçak gibi davranıyorum. Her an kendimi bağırmamak için tutuyormuşum gibi bir hisle kendimi daha da suçlu hissediyorum. Hemen düşünüyorum. Bu eril ve dişilin ikisinin de nasıl büyük bir sertlik ve tamamlayıcılıkla kendinden geçme hazzını yaşatabilme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Kendime diyorum ki; bu ikisi bir araya geldiğinde o hayvani ve hiçbir sınırlamanın bulunmadığı coşkunlukta birbirine bakıp kabullenen ve davetkar bir şekilde mıknatıs gibi birbirini çeken enerjilerinin arasında kaybolmak ne güzel bir yaşantı olabilir. En özgür ve en doğal bir biçimde. Bunları düşünürken hissettiğim ve bu hayali gerçekleştirecek olan kahramanların da hissedeceği sebebi tam olarak asla bilinmeyen aptal suçluluğun her şeyi çekilmez kılabileceği aklıma geliyor. Yine bir an da olsa kaçmaya çalıştığım kendimle baş başa kalıyorum. Eve giriyorum ve bir o tarafa bir bu tarafta dolanırken sessizce enerjimi tekrar topluyorum. Giyindiğim iç çamaşırımdan gelen koku ve terlemiş olduğumdan kaynaklanan kokunun iyice artışı tuhaf hissettiriyor. Nereye ait olduğumu sorgularken öte yandan otomatik bir şekilde tuşa tekrar basıyorum. Sanki yüksek bir binanın tuvalet penceresinden atlamışım ve kurtulacağımı zannederken sert bir zemine yapışıp kalmışım gibi hissediyorum. Tuşa tekrar basıyorum ve tekrar basıyorum. Beynimin önce üst sol tarafı en sonunda da sol alt tarafı; kuru, saliselik ve acı veren aynı zamanda da tuhaf bir çekilmeyle kasılıp gevşiyor. Zihnimin içinde bir metal tadı hissediyorum. Her birinin sonunda, karşısında durulamayacak ölçüde, daha büyük bir boşlukla karşılaşıyorum. Tekrar önümde duran cama yumruk atıyorum ve onu parçalarına ayırmak istiyorum. Ancak elim yine boşluğa düşüyor fakat yumruğun bütün enerjisi kolumu ağrıtıyor. Cam yok. Yavaş yavaş dağılıyorum. Bilincim küçük parçalar halinde bulanıklaşıyor, bedenimden bir şeyler çekiliyor ve yerine hiçbir şey gelmiyor. Her şeyin benim algılayış ve yaşayış şeklimle bir bağlantısı olduğunu apaçık görsem de olgunun kendisinde barındırdığı o yok edici potansiyeli keşfetmiş oluyorum. Kıyafetlerimden rahatsızlık duyuyorum ve bu şekilde herhangi birisinin karşında olmak istemiyorum. Bütün mekanizmalarım dağılmış ve zaaflarım apaçık ortaya çıkmış, savunmasız bir halde karşısına oturduğum her bilincin beni kolaylıkla yaralayabileceğini düşünüyorum. İllet bu, diyorum. Çağımın hastalığı. İki yüzlülük etme, diyorum kendime. Direniyorum sonra kötü ve acı bir metal tadı bu sefer ağzıma yapışıyor. Onca çabaya rağmen hala aynı noktada oluşumun ıstırabı beni büyük bir umutsuzluğa sevk ediyor. Tuşa tekrar basıyorum. Durmaksızın basabilmek istiyorum. Sürekli tuşa basıyorum her defasında daha farklısı daha irisi daha çıplağı ve daha hayvanisini görmek istiyorum. Daha sert daha acımasız daha duygusuz ve daha tek taraflı bir şey arıyorum... Tuşa tekrar basıyorum. Sadece aldığım hazza odaklanmak istiyorum. Onun beni anlık da olsa kurtarabileceğini, birçok gerçekten dolayı ağrıyan başımın ağrısını hafifletebileceğini düşünüyorum. Ne olacak ki diyorum kendime? Ne olacak ki? Neden abartıyorsun ki? Neden vazgeçesin ki? Tuşa tekrar basıyorum fakat bu defa daha büyük bir şeyle karşılaşıyorum. Susuzum ve kana kana su içmişim ancak hala susuzum ve tekrar su içecek gücüm yok. Tüm bu sürükleniş bir paradoks gibi başı ve sonu aynı olan sadece ve sadece sahip olduğum her şeyi benden çaldığını hissettiğim bir anıya dönüşmeye başlıyor. Bilincim yüksek bir merdivenden yalpalayarak aşağıya doğru sürükleniyor. Bakışlarım değişiyor bir süre. Her şey daha ‘tuşsal’ görünüyor gözüme. Evler, arabalar, ağaçlar, kadınlar, erkekler... Kılık kıyafetimi artık göremiyorum. Yavaş hareketlerde bulunuyorum ve algım bulanıklaşıyor. Sadece karnımı doyurmak istiyorum. Duruyorum. Sonra tekrar tuşa basıyorum. Kapı çalıyor ve yemek poşetini içeriye alıyorum. Duruyorum. Sadece durabiliyorum. Bir anlık uzaklaşmanın verdiği güçle televizyonu açıyorum bir yandan da telefonumu elime alıp aşağıya doğru kaydırıyorum. Yemeği mutfağa koyuyorum, eylemlerimin sıralamasında herhangi bir mantık aramıyorum. Pencereden gökyüzüne bakıyorum ve sonrasında tekrar tuşa basıyorum...
 
 
Kerem

3
Genel Tartışma / Bayram; Hakk'ın ve hakikatin zaferidir
« : 26 Temmuz 2022, 02:39:01 ös »
Bayram; Hakk'ın ve hakikatin zaferidir

     
mutluluk:

mutluluk, adaletsizliklere hakk'ın gücüyle savaşmakla elde edilen bir değerdir. zalimlere boyun eğmeyenlerin hakkıdır mutluluk. hakk'ın ve hakikatin yılmaz savunucuları, dik duruşlarıyla zalimlerin cehennemini çocukların, yoksulların ve yoksunların cennetine dönüştürenlerdir.

insan, içindeki kötülüğe yenildiğinde zalim olandır. içini yendiğinde ise kişiliklenerek adaletin savunucusudur. kendisiyle savaşında kendisine yenilen insanlar, insanlığın düşmanıdır. kinlerinden, kıskançlıklarından, öfkelerinden, hasetlerinden güç alarak kötülük adına sözleriyle, eylemleriyle insanlığı zehirlemektedirler. kötülük bitmeyen bir savaşın adıysa iyilik demek esenliğin ve barışın adıdır. peygamberlerin, erenlerin, evliyaların izinden gidenler sabrı bir silah olarak kuşandıkça şükrün sırrına ermiş kişilerdir.

Allah'ın, dünya sürgününde insana sunduğu en kutlu ikram sabır ve şükür nimetidir.

"gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür."

"asra yemin olsun ki,
insan mutlaka ziyandadır.
ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır."


bayram; hakk'ın ve hakikatin zaferidir.


 
24 Mayıs 2020
16:30
istanbul


iyi bayramlar

bir köy evi gibidir çocukluğumuz
çatısına kuşlar konar öttükçe öter
babaannelerimizin masallarında
içimiz titrer ürperirdik akşamları
sütümüz kaynar ekmeğimiz pişerdi
ninelerimizin gözlerinde büyürdük
ellerimiz üşüdükçe ruhumuz ışırdı

çocukluğumuzun ülkesidir bayramlar
yüzümüzü güldüren umudumuzdur
kutlu olsun...

23 Mayıs 2020
15:45
istanbul


bayram

büyüklerin ellerinden hürmetle
küçüklerin gözlerinden sevgiyle öpülürdü
eş dost ahbaplık edilirdi
eskiden eskimeyen zamanlarda

zeytinin siyahını
peynirin beyazını
ekmeğe katık ederdik
can can içinde eksilmez artardık
bayramlar bayram olurdu...

4 Haziran 2019
02:50
edirne


https://www.habervakti.com/bayram-hakkin-ve-hakikatin-zaferidir

4
Süleyman Mabedi ve Göklerin Krallığı için İslam Medeniyeti’nin Kutsal Ailesi yıkılıyor

     
"Ölü bir baba kayıp bir baba değildir. Ama kayıp bir baba ölü bir babadır."

Alejandro Jodorowsky

Adem demek Baba demektir. Baba demek soy sop yani döl, zürriyet demektir. Baba demek bir toplum oluşturarak bir ülke inşa etmek demektir. Baba demek bir ülkenin maddi ve manevi varlıklarını, düşünce, sanat, bilim, teknoloji ürünlerini inşa etmek demektir. Baba demek aslında döl demekse kuşaktan kuşağa aynı kalan kandaş bireyler topluluğundan bir zürriyet yaratarak bir ve beraber kenetlenerek yıkılmaz sarsılmaz bir medeniyet inşa etmek demektir.
Baba, özün ve sözün kendisidir.

Sumer dilindeki adamu (babam), Âsur-Bâbil dilindeki adamu (yapılmış, meydana getirilmiş, ortaya konmuş; çocuk, genç) veya Sâbiî dilindeki adam (kul) kelimesinden geldiği ileri sürülmüştür.
Kur’ân-ı Kerîm’e göre Âdem’in yaratılışının diğer insanlarınki gibi olmadığı kesindir. Özellikle Âl-i İmrân sûresinin elli dokuzuncu âyetinde, “Allah nezdinde -yaratılış bakımından- Îsâ’nın durumu Âdem’e benzer; Allah onu topraktan yarattı; sonra ona ‘ol!’ dedi ve oluverdi” denilerek bu iki peygamberin yaratılışlarındaki olağan üstü duruma işaret edilmiştir. (TDV İslâm Ansiklopedisi)

İslam medeniyeti, Hz Adem'den başlayarak Hz Muhammet'e değin kuşaktan kuşağa adem soyundan;

"yetmiş iki millete bir göz ile bakmayan / halka müderris ise hakikate âsidir. Yunus Emre'miz"

kan kardeşliği değil din kardeşliği yaratma sanatıdır. Rabbimiz birdir. Baba'mız da birdir; hepimiz Âdem’in çocuklarıyız.
İslam medeniyeti, "sizi topraktan yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız. " ayeti gereğince bir yeryüzü medeniyetidir.

*

Hıristiyanlığın inanç esaslarının temelini teşkil eden teslis, “Üç Tanrılık Gücün Tek Tanrı’da Birleşmesi”dir. Babanın işi yaratılış, oğlunun işi kurtuluş, ruhun ki ise takdistir. Hıristiyan inancı, Tanrı’nın yanı başına onun oğlu olan İsa’yı koymaktadır. İsa, babanın özünden doğmadır. Onunla aynı özdendir. Baba gibi sonsuzdur.
Baba, ne yaratılmış, ne doğrulmuştur. Oğul, Babadan doğmuştur. Üçüncü unsur olan
Kutsal Ruh, Baba ve Oğul’dan südur etmiştir. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, tek kişide toplanmış üç
kişidir, hepsi sonsuzdur. Aralarında da eşitlik vardır. Hıristiyanlara göre, Allah’ın özü sevgidir. O, mahlûkatına karşı sonsuz sevgi duyar. Oğul
ve Kutsal Ruh’da tezahür eden özellikler ve güçler, Baba’nın ilahlığının ve sevgisinin
yansımasıdır. Allah İsa’da “bedenleşmiştir”. Yaratıcı güç olan Allah, ete kemiğe bürünerek
tenleşmiştir.

Hz. Meryem’in annesi Hanne, yaşlanıp çocuk doğurmaktan aciz bulunduğu bir sırada, bir
gün ağaç üzerindeki bir kuşun yavrusunu beslediğini görür. Bu duruma imrenen Hanne, Allah’a
dua ederek kendisine bir çocuk vermesini, eğer kendisine bir çocuk verirse, bu çocuğu kutsal
mabede adayacağını vaat eder. Mabede adananların erkek çocuk olduğu dikkate alınırsa,
Hanne’nin bir erkek çocuk beklediği anlaşılmaktadır.
İmran’ın karısı Hanne, çocuğunu mabede adadığı için, çocuk doğar doğmaz ya da sütten
kesildikten sonra adak gereği Beytü’-l Makdis’e (Mescid-i Aksa) götürür ve orada bulunan din adamlarına emanet
eder. Mescit hizmetine erkek çocuklardan başkası adanmazdı. Hanne din bilginlerine, “Şu önünüzdeki çocuk bir adaktır!” deyince, namaz
imamları ve kurbanların vazifelisi İmrân’ın kızı olduğu için, hepsi de
onu alıp bakma arzusuyla çekiştiler.

Hz Meryem'in annesi olmasına rağmen Beytü’-l Makdis’de (Mescid-i Aksa)  bir başına büyümüştür. Hz. Meryem’in annesi Hanne, adağı nedeniyle kendi isteğiyle annelik yapmaktan vazgeçmiştir. Hz Meryem sapkın bir toplumda annesiz ve babasız büyümenin diğer adıdır. Hz. Meryem
dişil ya da erkek olmanın da ötesinde cinsiyetten
cinsiyetsizliğe geçişin bir örneğidir. Annelik yapmaktan imtina eden Hanne’yi aslında yüzyıllar sonra 8 Mart 1857'de yine ABD'nin New York kentindeki bir tekstil fabrikasında grevci işçilere polisin saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin kurulan barikatlar nedeniyle kaçamamaları sonucunda 120 kadın işçinin ölmesinden hareketle kadınları feministleştiren Batı medeniyeti, kadınları evlilikten ve annelikten özgürleştirerek Meryem’in annesi Hanne’ye dönüştürmektedir. 
Sanayi devriminden günümüze değin Kapitalizmin karanlık yüzü kadınları ve çocukları işçileştirerek sömürmüştür. Batı medeniyeti bu anlamda kadın ve çocuk sömürücüsüdür. Kendi soyunu sopunu lezbiyenleştiren, eşcinselleştiren Batı medeniyeti yakında ailesini de ensestleştirerek; çoluk çocuğu ile cinsellik yaşamayı hedeflemektedir. Eşcinselliği hastalık olmaktan çıkartan Batı medeniyeti yakında çok yakında pedofiliyi yani sübyancılığı da hastalık olmaktan çıkartacaktır. Sübyancılar -tipik olarak- yetişkin cinsel ilişkiden zevk almakta güçlük çekerler, özgüvenleri eksik olabilir. Baba’sız bir medeniyet olan Batı,  ortaçağın Haçlı Seferlerinin özgüveni düşük çapulcu sürüsüdür.
 

Hristiyanlık, ortaya çıkışındaki insanlığın sapkın duruşu nedeniyle bir çocuk (İsa) için anneliğin babalığın ters yüz edilerek teslis adı altında anne baba ve çocuğun tanrılaştırılmasıdır. Yeryüzündeki toplum içinde var olan sonu gelmez çilelerin yarattığı psikolojik baskıyla Hristiyanlık; yeryüzünden kaçıp gökleri yücelterek oraya sığınmanın diğer adıdır. Hristiyanlık, Haçlı Seferleriyle Ortadoğu'yu, Coğrafi Keşiflerle Asya ve Amerika'yı bıkmadan usanmadan istila ederek sömürmenin diğer adıdır. Hristiyanlık bu açıdan anasız ve babasız yani soysuz ve sopsuz bir medeniyettir. Batı medeniyeti, İslam'ın ve Doğu'nun sonsuza değin düşmanıdır. Hristiyanlar, dinlerinin kuruluşunda kendilerine zulmeden Yahudilerin intikamını çağlar boyunca Yahudilerden almak yerine Müslümanlardan, Hintlilerden, Budistlerden, Kızılderililerden, Afrikalılardan almışlardır. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların evlilik baskısından ve annelikten kurtarılarak femistleştirilerek Hanne’leştirilmesidir.

İslam medeniyeti yeryüzü medeniyeti ise Hristiyanlık yani Batı medeniyeti tam aksine gökyüzü medeniyetidir. Yeryüzünü bıkmadan usanmadan istila eden sömüren Batı medeniyeti gözünü artık gökyüzünden de öte sonsuz ve sınırsız boşluğa dikerek uzayı, fezayı istila etmeye dikmiştir. İslam medeniyeti ne kadar bir kalp medeniyeti ise Batı medeniyeti ise istilacılığından dolayı acımasız yani kalpsiz bir medeniyettir.

Babamız (Pater noster) ya da Gerçek Dua, Hristiyanlıkta tanınmış bir duadır. Hristiyanlar Babamız duasıyla, yeryüzünü egemenlik, güç ve iktidar adına istila ettikten sonra soysuz ve sopsuz medeniyetlerine anlam katmak adına gökleri ve uzayı da istila ederek Baba arayışında olan bir medeniyettir.

"Göklerdeki Babamız,
Adın kutsal kılınsın.
Egemenliğin gelsin.
Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de
Senin istediğin olsun.
Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver.
Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi,
Sen de bizim suçlarımızı bağışla.
Ayartılmamıza izin verme.
Bizi kötü olandan kurtar.
Çünkü egemenlik, güç ve yücelik
Sonsuzlara dek senindir!
Amin. Matta 6:9-13"


 
Hristiyanlık, babasızlığın diğer adıdır. Batı medeniyetinin göklerin ötesinde uzaya erişmesi adına insanlık olarak İsa'laştırılıyoruz. İsa'laşmamız adına Meryem'in annesi tarafından cinsiyetleştirilmesi gibi artık kadınlarda Meryem'leştirilmektedir. Kadına şiddeti önlemek adına gizli saklı feminizm masallarıyla kızlarımız ve kadınlarımız Meryem'leştirilmektedir. Matrix'leştiriliyoruz. Kadınlar cinsiyetsizleştirilerek Meryem'den Trinity'e dönüştürülürken , Babalar, gerçekliğinden kopartılarak düşleştirilen Morpheus’laştırılırken, İsa'nın yenilenmesi adına erkekler de Neo'laştırılmaktadır.

Kadınlar Trinity, babalar Morpheus, çocuklar Neo olduğunda

“Tövbe edin, çünkü göklerin krallığı yaklaştı” (Matta 4:17).

Hristiyanlar gökleri istila ederek Baba'larına kavuşmayı arzulamaktadır.

*

Yahudilerin en büyük hedefi ise Süleyman Mabedini yapmaktır. İsrail uzun yıllardır Süleyman Mabedini bulabilmek için arkeolojik kazılar yapmaktadır. Filistin'i işgal ederek Mescid-i Aksa'yı ortan kaldırarak bu çocuksu ama bir o kadar da zalim amaçlarına erişmeye çabalamaktadırlar. Yahudiler, yersiz yurtsuz kalmış bir millet olarak Süleyman Krallığı'na yani Cennet Krallığı'na erişmek adına bıkmadan usanmadan çabalamaktadırlar. Rüzgara ve fırtınalara hükmeden Hz Süleyman'ın gücüne erişerek kendilerine musallat olan cinlere yani Hristiyanlara ve şeytanlara yani Müslümanlara karşı savaşıp onları kıyamete değin hakimiyetleri altına almaya çalışmaktadırlar.

*

Sanayi devriminde kadınların ve çocukların bedenlerini  sömürüp köle gibi çalıştırarak gücüne güç katan Batı medeniyeti, kadına şiddet adı altında bu seferde kadın ve çocukların ruhlarını yani duygularını sömürmeye devam etmektedir. Tarihsel serüvenindeki annesizliğin ve babasızlığın acısı ile yüzleşmemek adına aile kurumunu yok etmeyi hedeflemektedir. Kadına Şiddet yalanlarıyla şiddet ve cinayetler asla çözümlenmeyecektir. Endüstriyel olarak kadınları ve çocukları sömürmekten sabıkalı Batı medeniyeti, truva atına gizlenerek, sözde hukuk adı altında  Kadına Şiddeti  çözme iddiasıyla sömürgeciliğine ve hırsızlığına devam etmektedir.

Batı medeniyetinin annesi de yoktur; babası da yoktur. Batı, bilimin arkasına saklanarak aslında ortaçağ karanlığında yaşamaya devam etmektedir. Genç nüfusu azalan ve giderek yaşlanan Batı medeniyeti artık ailesiz kalmış bir medeniyettir. 

Hedef, İslam’ın Anne’sizleştirilmesi ve Baba’sızlaştırılmasıdır.
Hedef İslam’ın Aile’sizleştirilmesidir.
Hedef İslam’ın Kadın’lığının lezbiyenleştirilmesi ve Erkek’liğinin eşcinselleştirilmesi ya da biseksüelleştirilmesidir.
Hedef; İslam’ın ‘Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’na dönüştürülerek yeni nesillerinin dindar değil  deistleştirilmesidir.

Suriye’de ve Libya’da Haçlı Seferlerine direnen İslam medeniyetinin geleceği adına; Kutsal Aile Bilincimizi yeniden diriltmedikçe ‘Medeniyetler Çatışması’nda güçlenerek asla şaha kalkamayacaktır.
Yeni nesil kız çocuklarını Medeniyet Bilincimizle Hz Hatice, Hz Fatma, Hz Ayşe olarak yetiştirmedikçe Kadına Şiddet asla azalmayacaktır. Yeni nesil erkek çocuklarından Hz Ali’ler, Hz Ömer’ler, Hz Hasan’lar, Hz Hüseyin’ler, Hz Osman’lar, Hz Ebubekir’ler yetiştirmedikçe Kadına Şiddet artmaya devam edecektir.

Medeniyet Bilinci olmayan bir milletin toplumsal açıdan psikolojik ve sosyolojik sorunları çözme yeteneği de yoktur.
Medeniyet Bilinci’nin Türkiye’deki temsilcisi Sezai Karakoç’un düşüncelerine kulak vermenin de ötesinde gönül verdiğimiz zaman özümüzden ve  sözümüzden gelen güçle birlikte  fikri iktidarımızı yeniden tesis edebiliriz.

"Milletim, uyan! Kendine dön! Aslını unutma! Geçmişini bil. İçinden, gerçek aydınlardan kurulu bir kadro çıkar. Çıkar ki, onlar, hem bugününü, hem yarınını kurtarsınlar. Geleceğini, ancak, bilinçli, idealist bir aydın nesil güven altına alır.
Milletim! Büyük bir milletsin. Çok büyük bir ülken var. Onun bir çok parçasına el konulmuş. Öbür parçalarına da göz dikilmiş. Çok köklü bir tarihe sahipsin. Gerçek bir medeniyetin, Hakikat Medeniyeti’nin sahibisin. Onu yeniden ayağa kaldır.

Diril ve Dirilt! İnsanlık seni bekliyor.

Milletim! Doğu’ya, Batı’ya dur diyecek güç, sensin. Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın. Ve bütün insanlığı kurtaracaksın. Yoksa, insanlık, büyük bir felâkete doğru gidiyor. Sınırsız hırs sahipleri dünyayı yakmaktan geri durmuyorlar.

Milletim! Uyan, kendine gel! Yeni bir sayfa aç. Yeni bir çağ aç. Geçmişte birkaç kez çağ açmıştın. Yine açabilirsin. Yine açabilirsin. Yine açabilirsin."  (11 Temmuz 2008, A. Sezai KARAKOÇ)

Hz. Muhammed, Mekke'deki Mescid-i Haram´dan, Kudüs´teki Mescid-i Aksa´ya götürülerek, oradan da gökleri aşarak, Cebrail'in bile giremediği Sidretül Münteha'yı geçerek Allah´ın katına ulaşmıştır. Bu olaya miraç ya da göğe çıkış denir.

Hristiyanlar göklerden dönememiş Hz İsa’nın çocukları olarak, göklerden insanlığa armağanlarla dönen Hz Muhammed’in çocukları olan Müslümanları kıskanmaktadırlar. Kıyamete değin bu kardeş kıskançlığı bitmeyecektir.
 

Müslüman demek ruhen göklere yükselerek Miraç’ına eren kişi demektir. Kutlu olsun tüm inananların Miraç Kandili…

Kutlu olsun Kudüs’ümüz. Kutlu olsun Mescid-i Aksa’mız.

Kutlu olsun Babamız olan Mekke yani Kabe’miz. Kutlu olsun Anamız olan Kudüs’ümüz yani hep bizim olan Mescid-i Aksa’mız.


https://www.habervakti.com/suleyman-mabedi-ve-goklerin-kralligi-icin-islam-medeniyetinin-kutsal-ailesi-yikiliyor

5
KUR'ANA GÖRE EŞCİNSELLİK
.
MÜSLÜMAN EŞCİNSEL [LGBT] OLUR MU?
-güncel bir STK metni üzerine-
.
Eşcinseller Kur’ana göre şu 3 grupta tasnif edilebilir;
.
1.GRUP-GÜNAHKÂR OLMAYANLAR:
Bunlar eşcinsel dürtüleri bulunan ama bu dürtülerini [dini inançları ve/ya toplumun normları nedeniyle] eyleme dökmeyen, yani kendilerini gey veya lezbiyen olarak ilan etmeyen, böyle bir yaşam tarzı olmayan eşcinsellerdir. Kur’an bunlar için herhangi bir nitelemede bulunmaz, dolayısıyla bunlar için ‘’günahkârlar’’ denemez, çünkü bunlar, Kur’anın fuhşiyat olarak nitelediği fiilleri işlemiş değiller. Dürtüleri nedeniyle de sorumlu tutulamazlar çünkü hiç kimse takatini aşan bir şeyden dolayı sorumlu tutulamaz/tutulmayacaktır [2/286].
.
O halde bu gruptaki bireyler damgalanarak, ötekileştirilerek, aşağılanarak, dışlanarak LGBT lobisinin girdabına itilmemeli, aksine bunlara tıbbî ve psikolojik destekler sağlanmalı, yardımcı olunmalıdır.
.
2.GRUP-GÜNAHKÂR EŞCİNSELLER:
Bunlar Kur’anın fuhşiyat olarak nitelediği eşcinsel fiilleri işleyenler yani gey veya lezbiyen olanlardır [geylik ve lezbiyenlik aynı zamanda bir kimlik deklarasyonudur, birey -kendi tabirleri ile ‘’dolaptan çıkar’’ ve kendisini gey veya lezbiyen ilan eder, gey veya lezbiyen  ilişkiler yaşar, bunu bir yaşam stili ve hatta onur olarak kabul/takdim eder].
.
Bunlar Kur’anın haram dediği eşcinsel fiilleri işleyen günahkârlardır. Kur’an, kamusal düzeni korumak maksadıyla, özellikle bu eylemleri aleni bir şekilde işleyenler için [lezbiyenlere ev hapsi, geylere ta’zir-kınama gibi] bazı yaptırımlar önerir [4/15,16]. Ancak tövbe ve ıslah kapısını da açık tutar; ‘’Eğer tövbe eder ve ıslah olurlarsa onları rahat bırakın. Çünkü Allah tövbeleri kabul edendir, merhametlidir [Nisa 15]. Demek ki günahkâr olan gey ve lezbiyenler için de tövbe kapısı açıktır, ayrıca ıslah (tedavi?) yolu da açıktır. 
.
3.GRUP-AZGIN EŞCİNSELLER:
Bunlar erkeklerin yolunu kesen, onlara musallat olan, meclislerine götüren ve eşcinsel ilişkilerini aleni bir şekilde yaşayan azgın eşcinsellerdir [11/78;29/29;54/37).  Lut kavminin helak olmasına neden olan eşcinseller de bunlardır;
.
‘’Kavmi ona doğru coşkulu bir şekilde geldi. Onlar daha önce de [böyle] kötülükler işlemişlerdi. [Lut] ‘’Ey kavmim dedi… Allah’tan korkun, beni misafirimin önünde küçük düşürmeyin, İçinizde aklı başında olan tek bir adam da mı yok?’’[Hud 11/78]
.
“(Lut:) [Tüm ikazlarıma rağmen] ‘’Siz hala erkeklere yöneliyor, yol kesiyor ve meclislerinizde -topluca- o çirkinlikleri yapmaya devam mı ediyorsunuz?’’ [Ankebût  29/29].
.
Görüldüğü üzere bu azgınlar Lut nebinin yanına gelen iki elçiyi bile [erkek olarak gördükleri için] almak-gasp etmek istemiş ve bu amaçla kapısına dayanmışlardı. Lut nebi onları daha önce yaptığı gibi Allah’ın azabını hatırlatarak uyarmış ama bu azgınlar ‘’fazla konuşma da bize tehdit ettiğin şu azabı getir görelim bakalım’’ demiş, dalga geçmişlerdi; ‘’[Ey Lut] ‘’Eğer doğru söylüyor isen hadi bize getir şu Allah’ın azabını (da görelim).’ (Lut) Dedi ki: ‘Rabbim! Bu bozguncular topluluğuna karşı bana yardım et.” (Ankebût, 29/30)
.
İşte Lut kavminin helak nedeni budur, erkeklerin yolunu kesen, gasp eden, onları meclislerine götürerek -güncel deyimle- aleni bir şekilde grup seks yapan azgın eşcinseller. Onlar eşcinselliği sadece bireysel olarak yaşamıyor, bunu topluma da dayatıyorlardı. Hatta tasallut ediyorlardı. 
.
Lut kavminin bu azgın eşcinselleri, en azından bir bölümü, homoseksüel değil biseksüel idi, çünkü ilgili ayetlerde onlar hakkında ‘’kadınlarla birlikte erkeklere şehvetle yöneldikleri’’[27/55] veya ‘’eşlerine rağmen erkeklere yöneldikleri’’[26/165,166] söyleniyor.
.
Biseksüellik ise cinsel haz ve ego tatmininin her türlüsüne açık olmaktan [hedonist bir yaşam tarzından] kaynaklanan eşcinsellik türüdür [1]. Konu hakkında daha detaylı bilgiler için ‘’Eşcincelliğin çeşitleri ve Lut kavmnin helak nedeni’’ başlıklı yazıma [2] ve ‘’İnterseks-Hermafrodit Ve Eşcinsel’’ isimli kitabıma bakılabilir [3].
.
Kur’anın gey ve lezbiyenlere karşı tutumu böyle iken [onlar için tövbe ve ıslah kapısını açık bırakıyor ama onları asla olumlamıyor iken, hatta ta’zir ve ev hapsini önerirken kısaca ‘’olumlamamayı’’ emrederken], son günlerde bazı STK’ların Kur’anî kavramları istismar ederek ‘’LGBT Olumlaması’’ yaptığını görüyoruz. Belki başka bir maksatla [kötü niyetle] belki aşırı ötekileştirmeleri önlemek ve onları kazanmak maksadıyla [iyi niyetle] yapılmıştır, bunu bilemiyoruz, ama kesinlikle yanlış yapılmıştır, çünkü Kur’ana iftira edilmiştir. Kur’anın gey ve lezbiyenlere [LGBT olgusuna] karşı tutumu bellidir ve bu asla -anılan STK metninde yazıldığı gibi bir- olumlama içermez.   
.
Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da adeta bir sarkaç gibi ifrat ve tefrit arasında savrulmak zorunda mıyız?
.
1-Zeki Bayraktar, İnterseks-Hermafrodit Ve Eşcinsel, s.151,152.

2-https://www.cerideiilmiyye.org/.../zeki-bayraktar-kh-28...

3- Zeki Bayraktar, İnterseks-Hermafrodit Ve Eşcinsel, İstanbul, 2021

Eşcinsellik: "İnsan ömrünü 20 yıl kısaltır!"

https://www.youtube.com/watch?v=90iEzVPP-WQ&list=PLAABaL9f17rX11VATx98ruU7_iIuzgOZK&index=10

6
-Eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere yönelik tedavilerin bilimsel boyutu-
 
Eşcinsellikten kurtulmak isteyen kişilere "sen böylesin, böyle kal" diyen zihniyet hatalıdır. Kişilerin özerklik ve kendi kaderini tayin etme hakkına saygı, eşcinsel davranışın ahlaki statüsüyle ilgili farklı değer sistemlerine saygı ve eşcinsel yönelimi değiştirmeye yönelik bazı çabaların başarıya ulaşabileceğini gösteren
bilimsel verilerin olması "eşcinsellikten kurtulamazsınız" diyenlerin göz ardı ettiği konulardır. Psikoloji kaynaklarında her ne kadar baskılar sonucunda toplumdan gizlenmek istense de "eşcinsellikten kurtulmak isteyen danışanlardan başarılı olan vaka örnekleri" mevcuttur. Bundan dolayı eşcinselliğin tanı kriteri el kitabından kaldırılıp kaldırılmaması önemli değildir. Önemli olan kişinin "eşcinsel yöneliminden kurtulmak isteyip istemediğidir." Eşcinsel yöneliminden kurtulmak isteyen, durumundan rahatsız olan, heteroseksüel olmak isteyen bir bireye zoraki dayatmalar yapıp, "sen eşcinselsin, böyle kalmak zorundasın" demek bilimsel etikle bağdaşmaz. Danışanın bireysel psikoterapi hedeflerini seçme hakkına ve heteroseksüel potansiyelini araştırma hakkına saygı duyulmalıdır, bu bir sağlık hakkıdır.
Nitekim eski çalışmalarda (eşcinsellik Tanı El Kitabından kaldırılmadan önce), eşcinsel yönelimin bazı danışanlarda değişebildiği yönünde birçok veri var. Aşağıda, cinsel yönelimin değişmesi üzerine yayımlanmış bazı "yeni" veriler bulunuyor:
Spitzer, R. L. (2003, Ekim). Spitzer’in çalışmasında cinsel yönelimi ağırlıklı olarak eşcinsel olan bazı bireylerin, bir çeşit onarım terapisi yoluyla, ağırlıklı olarak heteroseksüel olduğu hipotezi test ediliyor. Çalışmadaki iki yüz gönüllü (143 erkek ve 57 kadın) katılımcı, son beş yıl içerisinde homoseksüellikten heteroseksüelliğe hiç değilse minimal bir düzeyde değişim yaşadığını söylüyor. Katılımcıların çoğunluğu, terapiden önce ağırlıklı ya da sadece homoseksüel olan yönelimlerinin ağırlıklı ya da sadece heteroseksüel yönelimle değiştiği yönünde bildirimde bulunuyor. Tam değişim yönünde bildirimlerse az görülüyor. Kadın katılımcılar arasında değişim bildirenlerin oranı, erkek
katılımcılara göre kayda değer oranda daha yüksek. Spitzer, katılımcıların kendi bildirimlerinin büyük oranda güvenilir olduğu, bu yüzden de onarım terapisinin bir türüyle cinsel yönelim değişiminin, bazı gey erkeklerde ve lezbiyenlerde gerçekleştiği sonucuna varmış.
Nicolosi, J., Byrd, A. D. ve Potts, R. W. (2000b). Bu çalışma, eşcinsel yöneliminden memnun olmayan sekiz yüzün üzerinde insanla yapılan anketin sonuçlarına dayanıyor. Ankette kişilere değiştirme terapisi ve cinsel yönelimi değiştirme olasılığıyla ilgili inançları sorulmuş. Yetmiş kapalı uçlu, beş açık uçlu soru bulunuyor. Katılımcıların yedi yüz yirmi altısı profesyonel bir terapist ya da kilise danışmanıyla değiştirme terapisine katıldığını söylemiş.
Katılımcıların yedi yüz yetmiş dokuzu (% 89,7) değiştirme terapisi görmeden ya da “kendine yardım” çabalarından önce kendini “heteroseksüelden çok homoseksüel,” “neredeyse sadece homoseksüel” ya da “sadece homoseksüel” gördüğünü söylemiş. Katılımcılar grup olarak, eşcinsel düşünce ve fantezilerin sıklığında geniş ve istatistiksel açıdan kayda değer azalmalar olduğunu
söylüyor; bunlarıysa değiştirme terapisine ya da “kendine yardım”a atfediyor. Ayrıca psikolojik, kişilerarası ve manevi sağlıklarında kayda değer iyileşmeler olduğunu söylüyorlar.
Ayrıca bkz. Byrd, A. D. ve Nicolosi, J. (2002). Bu makalede, eşcinsel olarak tanımlanan bireylerin tedavisi üzerine çalışmalar meta-analiz tekniğiyle birleştirilmiş. Tedavinin etkilerini değerlendiren ve çoğu 1975’ten önce yayımlanmış çok sayıda çalışma saptanmış. Bunlardan 14 adedi, dâhil etme ölçütlerine uyuyor ve meta-analizde kullanılabilecek istatistikler içeriyor. Analize göre, tedavi gören ortalama danışan, alternatif tedavi görenlerin %79’una kıyasla ya da çeşitli sonuç ölçümlerini içeren tedavi öncesi puanlara göre daha iyi durumdadır. Bu on dört çalışmanın analizine göre, eşcinsellik tedavisi etkili olabilir.
Ayrıca bkz. Jones, S. ve Yarhouse, M. (2007). Değişim üzerine bu çalışmanın bir özeti <http://narth.com/docs/rekersrev.html>’de bulunabilir; Byrd, A. D., Nicolosi, J. ve Potts, R. W. (2008) [Kaynak: DR. JOSEPH NICOLOSİ'nin yazdığı,
"UTANÇ ve
BAĞLANMA YİTİMİ: Onarım Terapisi Pratiği" isimli kitap]
Sonuç olarak: Bu ve benzeri birçok veriye göre eşcinsellikten kurtulmak isteyenlerden başarılı olan vaka örnekleri bilimsel kaynaklarda vardır. Danışanın bireysel psikoterapi hedeflerini seçme hakkına ve heteroseksüel potansiyelini araştırma hakkına saygı duyulmalıdır!

7
Sadece insan…

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce inandığınız bütün değerleri savunduğunuz bütün düşünceleri bildiğiniz tüm doğruları dışarda bırakmalısınız sadece bir insan evladı olarak okumalısınız.

Hikayenin başında dinibütün bir müslüman ve bir doktor adayı olarak başlamıştım hayata ve bildiğim beni ben yapan şeyler vardı bunlardan biri homoseksüel eğilimlerinden dolayı dini yaklaşımlara baktığımda gördüğüm şeyler ‘’ EŞCİNSELLİK ÜZERİNE KURANDA LANETLENEN BİR KAVİM VAR’’ ne kadar kolay değil mi ne kadar basit kestirip atıyorlar bir anda Allahın bütün lanetini üzerinize yığıyorlar kendinizi bir ucube bir pislik bir üretim hatası olarak görüyorsunuz ve daha sonra şeriatın uygulandığı ülkelere bakınca da ‘’idam recm ‘’ve Allah da benim ölmemi istiyor diye düşünmeye başlıyorsunuz. Ve tüm bunlar kaya gibi göğsünüze oturuyor nefesiniz kesiliyor her ne zaman bu konuda araştırma yapmaya kalksanız direk olarak karşınıza çıkan bu yaklaşımlardan dolayı ağlayarak göz yaşları içinde kapatıyorsunuz bilgisayarı.

Diğer taraftan ben aynı zamanda bir doktor adayıydım bir bilim insanıydım ve bilim dünyasında genel kabul gören ‘’Eşcinsellik who tarafından hastalık sınıflandırılmasından çıkarıldı bunun bir tedavisi yok gayet normal bir durum kabul etmelisin’’ buna da inanıyordum gerçeğin doğrunun bu olduğunu düşünüyordum. Oldukça fazla sayıda psikiyatriste gittim ve onarım terapisi Joseph nicolosi bunlardan bana bahseden hatta belki de bilen bile yoktu derdime ancak profesörler hocaların hocaları ancak çare bulur diye düşünüyordum öyle birisi yok ama.

VE DERİN BİR ÇARESİZLİK VE AHLAKİ YARGILANIŞ

Bu yükümü paylaşayım diye en yakın arkadaşlarımdan beni anlayabileceğini düşündüğüm bir dostuma ilk kez bu derdimi açtım o da dinibütün bir müslümandı üzerimde hissettiğim Allahın lanetini anlayabileceğini düşündüm ama yanılmışım.

Bu dostum benimle ilgilendi bana türlü tavsiyelerde türlü öğütlerde bulundu ‘’Allaha dayanacaksın kardeşim namazlarını asla aksatmayacaksın her gün kuran okuyacaksın asla gay porno izlemeyeceksin dini sohbetlerin yapıldığı yerlere gideceksin Allahın izniyle de bundan kurtulacaksın ‘’ reçetemi yazmıştı bu güzel dostum ne kadar iyi birisi daha sonra tokadı yemem gecikmedi ama..
Sohbetin bir kısmında o zamanlar aşık olduğum çocuktan bahsederken bu güzel dostum beni dinliyordu bana yardım ediyor gibi görünüyordu, ben anlatırken daha fazla dayanamadı ve tokadı bastı bu tokadı ‘’ kendime gelmem için atmış ‘’ yine bir iyilik canım benim size daha kötüsünden bahsedeyim bu kadar iyilik adı altında bu tokat gelince ben bu tokada karşı çıkmadım bu tokat da bir iyilik ve ben bu tokadı benimsedim ben buna layığım dedim şuan anlıyorum homofobinin de ne olduğunu o zaman anlayamamıştım.

Ve aradan 1 ay geçti geçmedi ilk intihar girişimim gerçekleşti okulun penceresine çıkmıştım pencereden hocam beni çekerken ağzımda sürekli şu sözler vardı ‘’bunu ben istemedim bunu ben istemedim bunu ben istemedim…’’ 

Gel zaman git zaman bu şekilde göğsüme kaya gibi oturan din ve bilim aradan 2 sene geçmesiyle ikinci intihar girişimimi getirdi ve bana bu mektubu yazdırttı …


Vasiyetimdir bu intihar mektubumu gören herkes paylaşsın artık benim durumumdaki insanların sesi duyulsun bir el bize uzansın artık evet bu yükü daha fazla taşıyamayacağım artık senelerdir benim neden doktor doktor gezdiğimi sanırım artık herkes öğrenmek istiyordur ben erkeklerden hoşlanıyorum nasıl oldu nasıl bu hale geldim bilmiyorum ama evet ben erkeklerden hoşlanıyorum ve tıp dünyası benim bu durumumu hastalık olarak görmüyor bundan dolayı bunun çaresini aramıyorlar ölümümün şuna hizmet etmesini istiyorum ben yandım ben kendi hayatımdan vazgeçtim ama benim durumumda çaresizce acılar içinde kıvranan canlara bir el uzansın artık eşcinsellik üzerine tıpta çalışmalar yapılsın tıp fakültelerinde ders olarak görülsün Amerika'daki las vegastaki birisi için evet bu bir hastalık olmayabilir ama ben müslümanım ve dinimi yaşamaya çalışıyorum benim inancımdaki birinin bu cinsel yönelimi kabul etmesi söz konusu olamaz hastalık yoktur hasta vardır ben hastayım bunu ben tercih etmedim canım annem canım babam ben evet erkeklerden hoşlanıyorum ama kimseyle bir ilişkim olmadı sizi utandıracak bir şey yapmadım ölümümün de bir anlamı var artık benimle gurur duymanızı istiyorum benim durumumdaki insanlara bir umut olması için ben yanıyorum ama bir mum misali ışık olmak için Allahında beni merhametle yargılayacağını ümit ediyorum hayatımın en büyük iyiliğini belki de ölümümle yapacağım bankadaki tüm 6 bin lira civarı olan paramı bir gün bir ferdi olup yeryüzüne iyiliği yaymak istediğim yeryüzü doktorları derneğine bağışlıyorum beni unutmayın ruhumu dualarla yad edin.


Artık benim kendi hayat üçgenimi kurmam gerekiyordu kendi dini anlayışımı kendi bilim anlayışımı ve dahası toplumsal çözümlerimi lgbt anlayışımı kendime yaşayabileceğim bir yaşam alanı kurmak zorundaydım.

Ve kendi ütopyam

Eşcinsellik ve islam üzerine araştırma yapanların dikkatini şu nokta çekti mi ?
Mezbep imamlarına göre eşcinselliğe farklı cezalar veriliyor ve Hanefi mezhebinin kurucusu din alimine göre devlet hangi cezayı uygun görürse

8
Eşcinsellik Bebek Sahili Feministler ve LGBT

Bugünlerde adı bilinmeyen ancak toplumsal travmalar yaşatarak sosyal dinamiklerimizi temelden sarsma amacı apaçık olan o el bir kez daha düğmeye bastı. Hepimizin dünü bugün mumla aradığı, yarın ise bugünü bilmem hangi aydınlatma aracıyla arayacağı Çarşambadan belli olan bu toplumsal gidişata karşı artık dur deme vakti geldi. Yarın eşeği Niğde’ye sürmek istemiyorsak şayet bugün Bor’un pazarına varmamız gerekmektedir.

Metropol şehir İstanbul’da son dönemde yaşanan ve infial uyandıran hadiselere karşı artık ateşten gömleği giymemiz gerektiğini hisseder olduk. Eğer önlem alınmaz ve eğitimde seferberlik ilan etmezsek eğer önümüzdeki 5-10 yıl içinde başkalaşım geçirmiş ve nesillerini kaybetmiş bir topluma dönüşeceğiz.
*****
“Neler oluyor?”
Evvelki gün ne yaşadık. Bir el aynı zaman, farklı mekânlarda bir düğmeye basıyor, biz ise aman Allah’ım bu ne gayriahlaki ne iğrenç diyerek irkildiğimiz olayın sinemizde uyandırdıklarını sindiremeden başka bir hadiseyle sarsılıyoruz. Ulu orta yaşanan iğrençlikleri cinsel bir sapma olarak okursak fotoğrafı okuyamayız. Toplum tepkisizliğe ısındırılıyor. Çok açık ve net! Benzeri olaylar aynı gün vuku bulurken orada ve diğer noktalarda bir kişi de çıkıp siz n’apıyorsunuz demiyor/diyemiyor. Tepkilerimizi elimizden alıyorlar alooooooooo... Ve bunu bir başkası değil biz tercih ediyoruz. Evet, evet susuyorsun, sen susuyorsun. Ülkem anla beni be!
*****
“Ahlaki ve Manevi Tahribat”
Yönetenler başta olmak üzere bu yozlaşmayla mücadele edilmeli. İdarecisiyle, eğitimcisiyle, her şeyden evvel sade bir vatandaş olarak şapkayı önümüze koymak durumundayız. Yoksa bu tip hadiseler daha çokça yaşanır ve biz birileri hakkında, haklarında “aleni hareketler” suçundan soruşturma açıldı haberini çokça izleriz ki bu işin hukuki boyutu. Bu yazının konusu değil. Derdimiz ne, derdimiz birilerini biraz sarsmak biraz da uyandırmak. Hiç değilse bir gerçeğe işaret etmek. Yani eğitimsiz eğitime, aile müessesesinin yıkılmasına, ahlâki ve manevi tahribata dikkat çekmek. Sahi, nereye bu gidiş?
*****
“Toplum mühendisliği ve tepkisizlik?”
Sessiz bir yıkım gerçekleşiyor. Diplomasız bir mühendis ya da ekibi sinsi yıkımı adım adım gerçekleştiriyor. Dün (evvelki gün) İstanbul’un göbeğinde yaşanan ve hatta çeşitli noktalarında benzeri öbekleri görülen hepsi birer iğrenç hadiseler, münferit olaylar olarak görüp yok sayabileceğimiz ve hatta geçiştirebileceğimiz vakalar değildir. Evet, gün geçmesin ki asırlardır payitahta öncülük etmiş... ya da Atamın kurduğu ülkede neler yaşan... diye başlayan cümleler kurmayacağım. Türk toplumu yaşanan en iğrenç, en gayriahlakî olayları tahlil ederken bile politik davranmaktan geri durmamaktadır göndermesini de yaptığımıza göre devam edelim. Bu yazıyı okuyanlarımız e biraz evvel öyle demiyord... demesin. Siyaseti alet etmek başka, yetkililerin bu sorunlara el atmasını istemek bambaşka!
*****
“İğrenç görüntüler”
Evet, bugün bir basın yayında çalışıyor olsam ertesi gün kesinlikle manşetime çekemeceğim Bebek sahilindeki akılalmaz görüntüler sebep değil sonuçtur. Eğer siz bir cafe’de herkesin ortasında sevişen ama gerçekten göze batacak, çocuklardan tutalım en yaşlısına kadar rahatsız edecek şekilde görüntü verenleri onaylamamakla yetinir, karşı taraf ve uzantıları da “hayat tarzına müdahale ediliyooor” yaygarasıyla toplumun değer yargılarını susturacak olursa en sonunda geleceğimiz nokta Bebek sahilindeki iğrençliklere şahit olmak ve utanç duymak olur. Biraz evvel ateşten gömleği giymekten söz ederken bir anlamıyla meselenin “gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemek” olduğunu hatırlatmaktı derdim.
Biz ülke ve toplum olarak o düğmeyi yanlış ilikledik. Eğitim, eğitim ve eğitim.
*****
“Öğrenilmiş çaresizlik ve sessizlik”
Ne adına mücadele ediyorsanız eğer yer, zaman ve mekan farkı gözetmeyin. Bakmayın siz, büyüklerimiz bizi bir alana hapsettiler, orada bu konuşulmaz, şundan söz edilmez dediler. Eziklik psikolojisini biz yaşamak zorunda değiliz. Sağlıklı bir zemin oluşturulduktan sonra her konu her yerde konuşulabilir. O vakit bir fikir, bir çıkış bir kıvılcım olur birine dokunursunuz da yarın başka iğrençlikleri yazmak durumunda kalmayız belki.
*****
“Feministler nerede?”
Kadın Hakları Savunucuları (!) ne diyordu:
-Kadınlar öldürülüyor...
-Kadın cinayetleri son bilmem kaç yılın zirvesinde...
-Benim bedenim benim kararım...
Vıyvıyvıyvıyvıyyy

Ulan sen kadını istismar eden ve cinsel bir obje olarak gören anlayışa (istismarcılara) ses çıkarmıyorsan ve erkeklere demeyelim de erkek egemen anlayışa karşı verdiğini iddia ettiğin mücadelenin gereğini yapmayıp aksine sadece Bebek’te yaşananlara karşılık bile dut yemiş bülbüle dönüyorsan sizin derdiniz ne derler adama. Kimin orada ne uyruklu olduğunun bir önemi yok ama siz kime kuyruksunuz bir deyiverin hele! Gerçekten dut mu yediniz yoksa ağzınıza birileri bir parmak bal mı çaldı?
Evet, ne yazık ki bu ülkede kadınlara en büyük zararı yine kadınlar veriyor!

“LGBT, Bebek, Eşcinsellik”
Maalesef ama maalesef Avrupa Birliği’ne Uyum Yasaları kapsamında LGBT çatısına yol verildi.
Medeniyetlerin inanç temelleri üzerine inşa edildiği gerçeği ortada dururken Batı kulübünün kapısında beklemenin zararlarını görüyor muyuz? Medeniyet tasavvuru anlayışımız yüzünden bu durumlara geldik. Politikaya girmek değil derdim ama bu AB Bakanlığı neden kuruldu var mı bilenimiz?
Efendim? Deyiniz ki şundan dolayı kuruldu ve şu şu şu hedeflerimize ulaştık. Bebek Sahilinin, LGBT’nin, Eşcinselliğin bu kadar yaygınlaşmasının ve örgütlenmesinin sebebi AB macerasıdır beyler! Kanunlar dışarıdan geldi bu ülkeye yıllarca. Hal böyle olunca eğitimde müfredata kadar girdiler. Onlar nesillerin geleceğini tayin ettiler. Kendi kültürümüzü ve inancımızı genç dimağlara aşılayamadık. Sayın Cumhurbaşkanımızın “fikri iktidarımızı tesis edemedik” derken kasteddiği tam olarak buydu. Yani milli eğitimin olmayışı ve zihni bu toprakların kültürüyle beslenmiş sağlıklı nesiller yetiştirememektir.

LGBT’ydi sahi biraz da kulak kabartacağımız kısım. Bakalım sadece LGBT adına bu kapsamda neler yapılmış:
𝟬𝟴/𝟬𝟰/𝟮𝟬𝟬𝟳 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗟𝗚𝗕𝗧 Öğ𝗿𝗲𝗻𝗰𝗶 𝗗𝗲𝗿𝗻𝗲ğ𝗶 𝗸𝘂𝗿𝘂𝗹𝗱𝘂.
𝟯𝟭/𝟬𝟱/𝟮𝟬𝟬𝟳 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 İ𝘀𝘁𝗮𝗻𝗯𝘂𝗹’𝗱𝗮 𝟭𝟳𝟬 𝘆𝗮𝘁𝗮𝗸𝗹ı 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝗼𝘁𝗲𝗹𝗶 𝗮çı𝗹𝗱ı.
𝟮𝟵/𝟭𝟭/𝟮𝟬𝟭𝟭 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝟲𝟮𝟱𝟭 𝘀𝗮𝘆ı𝗹ı 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝘆𝗮𝘀𝗮𝘀ı çı𝗸𝗮𝗿ı𝗹𝗱ı.
𝟬𝟱/𝟬𝟰/𝟮𝟬𝟭𝟯 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝗸𝘂𝗿𝘂𝗺𝘀𝗮𝗹 𝗼𝗹𝗮𝗿𝗮𝗸 𝘀𝗼𝘀𝘆𝗮𝗹 𝗺𝗲𝗱𝘆𝗮 𝗽𝗹𝗮𝘁𝗳𝗼𝗿𝗺𝗹𝗮𝗿ı𝗻𝗱𝗮 𝘆𝗲𝗿𝗶𝗻𝗶 𝗮𝗹𝗱ı.
𝟬𝟮/𝟬𝟱/𝟮𝟬𝟭𝟯 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗠𝗘Ş𝗖İ𝗗 (𝗠ü𝘀𝗹ü𝗺𝗮𝗻 𝗘ş𝗰𝗶𝗻𝘀𝗲𝗹𝗹𝗲𝗿 𝗗𝗲𝗿𝗻𝗲ğ𝗶) 𝗸𝘂𝗿𝘂𝗹𝗱𝘂.
𝟭𝟵/𝟬𝟵/𝟮𝟬𝟭𝟰 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗘𝗧𝗖𝗘𝗣 (𝗘ğ𝗶𝘁𝗶𝗺𝗱𝗲 𝗧𝗼𝗽𝗹𝘂𝗺𝘀𝗮𝗹 𝗖𝗶𝗻𝘀𝗶𝘆𝗲𝘁 𝗘ş𝗶𝘁𝗹𝗶ğ𝗶) 𝘆ü𝗿ü𝗿𝗹üğ𝗲 𝗴𝗶𝗿𝗱𝗶.
𝟮𝟴/𝟬𝟲/𝟮𝟬𝟭𝟱 𝘆ı𝗹ı𝗻𝗱𝗮 𝗟𝗚𝗕𝗧 𝗼𝗻𝘂𝗿 𝘆ü𝗿ü𝘆üş𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗯𝗮ş𝗹𝗮𝗱ı.
Bendeki bilgiler bu kadar, varsa gözden kaçırdığım buyrun yazalım. Yazalım ki görmeyen görsün, bilmeyen bilsin. Maksat bunlara neden yol verildi sorusunu sormaktan ötesi değil.
****
Sonuç:
Sınıfta kaldık.
Bir rahatsızlık olan eşcinsellikle mücadelede sınıfta kaldık. (Devlet özel destek vermeli)
LGBT’de sınıfta kaldık.
Bebek’te sınıfta kaldık.
Ülke ve toplum olarak hep birlikte bir alt lige düştük.
Nur topu gibi zayıf bir karnemiz oldu.
Otur, sıfır!

9
Eşcinsellik Obsesyonu (eşcinsel olma konusunda takıntılı korku)

OKB - Obsesif Kompulsif Bozukluk nedir?

OKB şüphe uyandıran hastalıktır. Birinin sorgulamasına, şüphe duymasına ve merak etmesine neden olur. OKB şüphe ile karakterize edildiğinden, OKB'si olan kişi rahatsız edici düşünceleri veya görüntüleri düşünür, ortaya çıkan soruların anlamı üzerinde ızdırap çeker, olası cevapları belirler ve ardından cevaplardan şüphe duyar.
OKB hastası, bir karara varmaya yardımcı olmak için sürekli olarak kanıt arar, kaygıyı önlemek için zorlayıcı ritüeller uygular, başkalarından güvence ister ve / veya kaygıyı daha da kötüleştiren şeylerden veya durumlardan kaçınır.
Kişi bazen korkularının aşırı olduğunun farkına varır, ancak diğer zamanlarda endişeler tamamen mantıklı görünebilir. (Monica T. William, Ottawa Üniversitesi)

Eşcinsellik Obsesyonu nedir?

Eşcinsellik Obsesyonu (Eşcinsel OKB) eşcinsel olmanın takıntılı korkusudur. Bunun diğer isimi cinsel yönelim OKB'sidir. Bu homofobi değildir. Bu, bir kişinin kendi eşcinselliğinin reddi de değildir. Bu, bir bireyin cinsel yönelimlerini takıntı haline getireceği bir obsesif-kompulsif bozukluk türüdür. Eşcinsel olma kaygısı, eşcinsel davranışın müdahaleci, istenmeyen zihinsel görüntülerinin deneyimidir ve / veya bir kişnin başkalarının kendisinin eşcinsel olduğuna inandıkları takıntılı korkudur. Aynı zamanda cinsel kimliğini kaybetme korkusudur.

Eşcinsellik Obsesyonundan muzdarip insanlar için, sadece doğal insan düşünceleri kafa karıştırıcı hale gelebilir çünkü cevaplar almak için çok çaresizlerdir. Aynı cinsiyetten bir insanı çekici bulmanın doğal olduğunu bilmek bile yeterli değildir onlar için. Eşcinsellik Obsesyonu, sadece eşcinsel olmaktan korkan veya endişelenen kişileri kapsamaz. Evet, bu çok yaygın bir sorudur: «Ya eşcinselsem?! » Ama bundan daha fazlasıdır Eşcinsellik Obsesyonu. Kimliğini kaybetmekle ilgilidir. Bu onların olası dinlerine karşı çıkmakla ve ilişkilerini mahvetmekle ilgilidir. Tüm bu müdahaleci ve takıntılı düşüncelerle birlikte gelen muazzam bir endişedir Eşcinsellik Obsesyonu. Bu bir takıntıdır.

Bu takıntı ne zaman gelişir?
Bu takıntı genellikle ergenlik döneminde gelişir ve hiç bitmeyen odak noktası haline gelir.
Eşcinsellik Obsesyonunun ilk belirtileri nelerdir?
Bir erkekte Eşcinsellik Obsesyonu, belirli bir erkeğin çekici göründüğüne dair kısa süreli bir düşünce olarak başlayabilir. Bu daha sonra kişinin bu düşüncenin anlamını sorgulamasına neden olur. "Böyle düşünüyorsam, bu gerçekten eşcinsel olduğum anlamına gelebilir mi?" Daha sonra, saplantının geçerliliğini onaylayacak veya gözden düşürecek düşünceler veya fiziksel yanıtlar aramaya başlayabilir. Aynı eşcinsel daha fazla insanı fark etmeye başlayabilir ve sonra bu yeni meşguliyeti eşcinsel olabileceğinin teyidi olarak kullanabilir. Kişi, aynı cinsiyetten çekici bir kişinin varlığında fiziksel uyarılma belirtileri olup olmadığını kontrol edebilir ve ardından endişesini cinsel çekiciliğin kanıtı olarak yanlış yorumlayabilir. Bunu daha sonra karışık bir mantık dizisi izler. “Kadınları her zaman sevmişsem erkeklerden nasıl etkilenebilirim? Daha önce bir erkekle ilişki hiç düşünmedim. Aynı cinsten biriyle cinsel ilişkiye girmeyi düşünmek bile beni tiksindiriyor. Eşcinsel olamam, mümkün değil! Ama o halde neden her zaman erkekleri düşünüyorum? Bu eşcinsel olduğum anlamına gelmeli..." Ve şüphe döngüsü yeniden başlar. (Ottawa Üniversitesi)

Eşcinsellik Obsesyonu örnekleri

Obsesyonlar – yani takıntılar - bireyin kendini biraz daha iyi hissetmesine yardımcı olmak için yaptığı şeylerdir. Eşcinsellik Obsesyonu olan kişiler, çok sayıda kontrol davranışına ve kaçınmaya girişebilir. Fiziksel dürtüler ve zihinsel dürtüler vardır. İşte bazı fiziksel Eşcinsel dürtüler ve takıntılar:

 Eşcinsellikle ilişkilendirilebilecek her şeyden kaçınmak (bunlar kitaplar, filmler, arkadaşlar olabilir, belirli renkler, konuşma şekli olabilir, hiçbir his olmadığından emin olmak için özel bölgelere odaklanıp kontrol etmek... Televizyon izlemekten kaçınmak)
 Eşcinsel bir karakteri canlandıran bir film/dizi izlemenin takıntıları tetikleyebileceği, bir "ani artışa" veya endişeli düşüncelerin yükselmesine neden olabileceği endişesi. Bunlar, birçok kişinin onlara hatırlattığı veya olası bir müdahaleci düşünceye neden olabileceği için kaçınabileceği şeylerdir.
 Eşcinsellik Obsesyonu muazzam miktarda sosyal kaçınma içerir, çünkü başkalarının yanında olmak, kişinin aynı cinsten birini çekici bulduğuna dair bir farkındalığı tetikleyebilir.
 Bazı kişiler, o kişiden hoşlanıp hoşlanmadığından emin olmak ve kontrol etmek için

 kendilerini zorunlu olarak karşı cinsten biriyle gezerken bulabilirler.
 Eşcinsellik korkusu obsesyonu olan pek çok kişi, karşı cinstekilere karşı çekicilik
eksikliğinden endişe duyar.
 Bazı kişiler istediklerinin bu olduğundan ve inandıkları şey olduğundan kesinlikle emin
olmak için kendilerini pornografinin içinde bulabilir ve doğrudan pornografi izleyebilirler.
 Bazıları da "hala düz" olduklarından emin olmak için pornografi izlerken mastürbasyon yaparlar. Bu kontrol biçimi özellikle yıkıcıdır, çünkü Eşcinsellik Obsesyonun'dan kaynaklanan endişe tipik olarak cinsel dürtüde azalma ve / veya gerçekleştirememe ile
sonuçlanır, bunu da hasta daha sonra eşcinselliğin başka bir kanıtı olarak yanlış yorumlar.
 Diğerleri, eşcinsel çiftlerin pornografik resimlerine bakabilir ve uyarılıp uyandırılmadıklarını tekrar tekrar değerlendirebilir veya hatta tepkilerini heteroseksüel
görüntülere baktıklarında karşılaştırabilirler.
 Bazı bireyler kendilerini çekici olmaları gerektiğine inandıkları kişilere bakarken
bulabilirler.
 Bazen bireyler bakmak ve görmek istemedikleri kişilere, emin olmak ve kontrol etmek için
bakarlar. «Acaba bir şey hissediyor muyum? »
 Bazen bireyler, bir forumda, bir ebeveynde, bir arkadaşta veya sadece kendileri olsun,
güvence arayışındadırlar. Bazı sorular sorabilirler: «Siz eşcinsel olduğumu düşünüyormusunuz? Bir erkekten hiç hoşlanacağımı sanıyormusunuz? » O kişinin o forumda yanıtını, güvence için bekler. Eşcinsellik Obsesyonu olan kişiler genellikle başkalarından güvence ister ve sonra geçici olarak rahatlar, ancak şüpheler her zaman geri döner. Hiçbir rahatlama hiçbir zaman yeterli değildir, çünkü kesin bir cevap elde edemezler. Kişiye OKB (Obsesif-Kompülsif Bozukluk) teşhisi konulsa bile, tedavi edilinceye kadar hasta genellikle teşhisten şüphe duyacaktır. (Ottawa Üniversitesi)
Genellikle uygulanan zihinsel eşcinsel takıntılar:
 Düşünceleri hızla etkisiz hale getirerek onları uzaklaştırmak : "Ben eşcinsel değilim, eşcinsel değilim, eşcinsel değilim" gibi belirli kelimeleri tekrarlamak.
 Bazen bireyler, kendileri için iyi olduğundan emin olmak için, bundan gerçekten keyif aldıklarından emin olmak için çoğu zaman cinsel geçmişlerini zihinsel olarak gözden
geçirirler.
 Kendilerini savunmak için müdahaleci düşüncelere ba: « Ondan acaba etkilendim mi ? Çok
yakın mı oturuyorum? Ona karşı bir şeyler hissediyor muyum?»
 Diğer zihinsel eşcinsel takıntılar kişinin aslında hayatını o kadar etkiliyor ki, kisi tükeniyor

 ve artık anın tadını çıkarmaz hale geliyor.
 Bazen dua etmek bu takıntılardan biridir, bazen de bazı kişiler günde birkaç kez namaz
kılarlar. Hatta günde yüz defaya kadar çıkabilir bu. Bunlar bazen dürtüleriden dolayı af
dilemek için yapılan hızlı küçük dualardır.
 Eşcinsellik Obsesyonu olan bazı kişiler kendilerine şu soruyu sorarlar: «Sadece eşcinsel
olduğumu inkar etmediğimi ve sadece cinsel yönelimimi gizlediğimi nasıl bilebilirim?» OKB neden eşcinsellik obsesyonu biçimini alıyor?
OKB'nin neden eşcinsellik kaygısı biçimini aldığı, genellikle kişiden kişiye değişen bir dizi faktöre bağlıdır. Eşcinsellik Obsesyonu/takıntısı olan insanlar genellikle romantik ilişkilerin son derece önemli olduğunu düşünürler ve bu nedenle buna müdahale edebilecek herhangi bir şeyden korkmaları gerektiğine inanırlar. Takıntılar için bilinçsiz bir katalizör görevi görebilecek çekicilikleri, güçleri veya partnerleri hakkında meşru endişeleri olabilir.

Cinsel tacizden sonra cinsel obsesyonların OKB semptomolojisine dahil edildiğine dair raporlar olmuştur (Freeman ve Leonard, 2000), bu da takıntılı içeriğin gerçek endişelerle ilişkilendirilebileceğini göstermektedir.
Bununla birlikte, takıntılar nadiren gerçek hayattaki problemlerle açık veya doğrudan bir şekilde ilişkilendirilir. Aslında, takıntıların bir anlamı olabilir, ancak eşcinsellik obsesyonu olan kişi, bu takıntıların kendisinin gizli bir eşcinsel olduğunun anlamına gelmesinden endişe duymaktadır.

Eşcinsellik obsesyonu olan insanlar homofobik mi?

Eşcinsellik obsesyonu olan kişilerin homofobik olduğu varsayılmamalıdır. Eşcinsellik kaygısı, eşcinsellerden hoşlanmamasından değil, daha ziyade kişinin artık karşı cinse erişemeyeceği korkusundan kaynaklanır, bu çok değer verdikleri bir şeydir. Keyif aldıkları ya da hayal ettikleri cinsel yaşamın aniden feshedilip yerine çekici olmayan ve yabancı bir şey almasından endişe ederler.
Ayırıcı tanı
Tipik olarak OKB hastalarını tedavi etmeyen ruh sağlığı uzmanları, birincil cinsel takıntılardan şikayet eden bir müşteriyi doğru şekilde teşhis edemeyebilir. Terapistler semptomları bilinçsiz bir

 istek, gizli eşcinsellik veya cinsel kimlik krizine bağlayabilir. Böyle bir yanlış teşhis, yalnızca zaten sıkıntılı bir kişiyi caresizliğe sürükler.
Eşcinsellik kaygısını "dolaptan çıkma" (yani eşcinselliği benimseme ve etrafa duyurma) mücadelesi olarak kavramsallaştırmak, hastanın daha da üzülmesine ve kafasının karışmasına neden olabilir (Gordon, 2002).
Anlaşılması gereken temel konu, düşüncenin ego-distonik veya ego-yabancı olmasıdır, yani eşcinsellik takıntıları bireyin temel arzuları, fantezileri ve cinsel geçmişi ile tutarsızdır.
Eşcinsellik obsesyonu olan insanlar aynı cinsiyetten fantezilere sahiptir ve düşüncelerden korkar ve onları müdahaleci bulur. Eşcinsellik obsesyonlu insanlar eşcinsellikle ve gerçek cinsel arzularıyla tutarlılık görmezler.
Klinisyenler, eğitimciler ve eşcinsellik obsesyonlu kişiler, « eşcinsellik obsesyonu »'nu daha iyi anlamak için Tablo 1'i kullanabilirler.
Eşcinsellik Obsesyonu Tanısı
      Karşı cinsten biriyle cinsel deneyiminiz var
      Karşı cinsten biriyle duygusal yakınlık hissediyorsunuz
    Karşı cinsten insanlar tarafından daha çok cinsel olarak uyarılmış hissediyorsunuz
   Aynı cinsiyetten ilişkilerle ilgili düşünceleriniz size çekici gelmiyor
   Aynı cinsten insanlarla romantik ilişkiler konusunda endişeli hissediyorsunuz
    Aynı cinsiyetten ilişkiler hakkında düşünmeniz sizi inanılmaz derecede rahasız eder ve bu düşünceler ciddi bir dikkat dağıtıcıdır
    Aynı cinsten insanların sizi çekici bulabileceğinden endişeleniyorsunuz
   Eşcinsel olmadığınıza dair kendinizi güvence altına almak için cinsel kimlik sorunları hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışıyorsunuz
   Karşı cinsten insanlarla (rüyalar dahil) fiziksel bir ilişki içinde olmayı hayal ediyorsunuz
   Eşcinsel düşünceleriniz için endişeleniyorsunuz çünkü karşı cinsten insanlarla birlikte olmaktan vazgeçmek istemiyorsunuz
 
 Eşcinsel OKB'den muzdarip birine nasıl yardım edebilirim?
Eşcinsellik obsesyonu olan kişilerin sevdiklerinin, eşlerinin aslında cinsel yönelim krizi yaşamadığının farkında olmaları gerçekten önemlidir. Sadece gerçek cinsellikleriyle hiçbir ilgisi olmayan bir beyin bozukluğu yaşıyorlar. Eşcinsellik obsesyonlu kişilerin eşlerine bu endişeyi yaşadıklarını itiraf etmeleri çok üzücü olabilir çünkü günümüz toplumunda, insanların aslında cinsel yönelim krizi geçirmesi alışılmadık bir durum değildir, ancak aradaki fark, Eşcinsellik obsesyonlu kişilerin normal ve tamamen doğal olan heteroseksüel bir geçmişe sahip olmalarıdır.
Eşcinsellik obsesyonu nasıl tedavi edilir?

OKB'ye aşina olmayan ruh sağlığı uzmanları yanlışlıkla semptomları bir cinsel kimlik krizine atfedebilir ve bu da hastada daha büyük sıkıntı ve kafa karışıklığına neden olabilir. Klinisyenlerin OKB'nin bu tezahürünü uygun şekilde tanımlaması ve tedavi etmesi önemlidir. Cinsel takıntılar çok sayıda lokus etrafında dönebilir. Ortak temalar arasında sadakatsizlik, ensest, pedofili, olağandışı davranışlar, AIDS, din ve cinsiyeti birleştiren küfürlü düşünceler ve tabii ki eşcinsellik yer alıyor.
Cinsellik çok fazla duygusal, ahlaki ve dini önem taşıdığından, OKB'ye yatkın kişilerde takıntılar için kolayca bir mıknatıs haline gelir (Gordon, 2002).

Eşcinsel kaygı araştırma literatüründe iyi tanımlanmadığından, eşcinsellik obsesyonu olan kişiler bu konuda uzman olan ve onlara tedavi olanağı sağlayak kişileri bulmakta güçlük çekebilir. Eşcinsellik obsesyonu'nun diğer OKB biçimleri için kullanılan aynı tedavilere - bilişsel- davranışçı terapi (CBT) ve tipik olarak serotonerjik antidepresan ilaçlar (SSRI'lar); Bununla birlikte, cinsel saplantıları olan kişiler daha uzun ve daha agresif bir tedavi sürecine ihtiyaç duyabilir (Grant ve diğerleri, 2006).
Eşcinsellik korkusu olan kişilere özel olarak nasıl tedavi uygulanacağı araştırılmamıştır. Tedavi, hastayı bozukluk ve takıntıların nasıl sürdürüldüğü konusunda eğitmeyi, kaygıyı tetikleyen durumlara maruz kalmayı ve bilişsel yeniden yapılandırmayı içerir.

 Geleneksel psikodinamik yaklaşımlar, danışanın kendisini daha iyi anladığını hissetmesine yardımcı olabilir, ancak obsesif (takıntılı) davranışlarını durdurmak için yeterli olmayacaktır. SSRI ilaçları tipik olarak kaygıyı hafifletmeye yardımcı olur, ancak aynı zamanda hastaların en az üçte birinde cinsel işlev bozukluğuna neden olur (Bystritsky, 2004). Birçoğu için endişeden kurtulmak, ortaya çıkan cinsel sorunların üstesinden gelmek için yeterlidir, ancak diğerleri için ilacın kendisi cinsel ilişkiyi imkansız kılar. Bu geçici bir sorun olabilir, ancak eğer devam ederse, uzman bir psikiyatrist yan etkiyi iyileştirmek için genellikle farmakoterapiyi ayarlayabilir veya artırabilir.
Bahsedilmesi gereken bir başka bir husus da, eşcinsellik obsesyonu olan kişilerin cinsel performans sorunları nedeniyle daha da endişelenebilmeleridir. Bu yan etki hakkında erken psikoeğitim bu popülasyon için özellikle önemlidir.
Eşcinsellik obsesyonu tedavi sürecinde “Maruz kalma” ve “yanıt önleme” metodları kullanılır, ancak aynı zamanda biraz farkındalık, kabul ve bağlılık terapisi de uyguluyoruz. Kişi, obsesif bir şekilde korktuğu durumlara veya olaylara maruz kalmayı ve buna kartepki önlemeyi öğreniyor ve yargılamadan, düşüncelerini kabul etmeyi, duygularını kabul etmeyi, fiziksel duyumları kabul etmeyi öğreniyor.
Eşcinsellik obsesyonu olan hastalar çoğu zaman terapiste güven duymazlar. Son olarak, her bir kişinin terapisinin, neyin işe yarayıp neyin yaramadığına göre farklı olacağını eklemek önemli olacaktır. Esasen bu maruziyetleri yaratmak istiyoruz çünkü bu, hastanın tehdidi etkisiz hale getirmeden, zorlamayı yapmadan tehdide yaklaşmasına yardımcı olacaktır. Bu terapi teknikleri, beyne yepyeni bir şey öğretiyor aslında: tehlikede olduğunuzu ve bunları olabildiğince hızlı etkisiz hale getirmeniz gerektiğini söyleyen bu sinyalleri size gönderiyor ve siz bunu yapmadığınız zaman, sonunda kendinizi biraz daha iyi hissediyorsunuz. Bu şekilde beyniniz yeni bir şey öğreniyor: «Bak! Gördün mü? Herşey yolunda. Bu seni etkilemedi bile! Bunu takıntı haline getirmene gerek yok.»
Başka bir yöntem de kafanızdaki hikayeleri veya düşünceleri yazmaktır. Böylece "Beynim bunu yapmaktan, düşünmekten ve hissetmekten korkuyor" dedikleriniz gözünüzün önünde buluncaktır. Iyileşme
Eşcinsellik obsesyonun'dan muzdarip bir hasta için iyileşme demek, aynı cinsten olanların güzel/yakışıklı veya çekici olabileceği, ve bunu düşünmek onu eşcinsel yapmayacağıdır. Ayrıca bunun çok doğal olduğu bilincini benimsemesidir. Bu konuda endişelenmelerine gerek yok.

 Yani OKB'den kurtulmak, beyin biyokimyasının, yoğunluğuna göre cevabın doğruluğunu gerçekten geri çevirmesini içerir, böylece bir kişi aynı cinsiyetten kişilere bakabilir ve artık bu duygusal sıkıntı sinyaline sahip olmaz.
Sonuç
Cinsel obsesyonlar, obsesif kompulsif bozukluğun yaygın bir semptomudur. Eşcinsellik kaygısından muzdarip olan kişi oranı bilinmemektedir ve bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Eşcinsellik kaygısı, cinsel yönelim kriziyle karıştırılmamalıdır, çünkü böyle bir yanlış teşhis sadece OKB hastasını daha fazla rahatsız edecektir. Bununla birlikte, OKB takıntıları cinsellik temalarıyla sınırlıysa, doğru bir teşhis zor olabilir. BDT ve ilaç bu hastalar için tercih edilen tedavi olarak kabul edilir. Bununla birlikte, tedavinin eşcinsellik kaygısı olan OKB hastalarına özel olarak nasıl uyarlanabileceğini belirlemek için daha derin araştırmalara ihtiyaç vardır.

Bizi Telegram'da takip edin

https://t.me/lgbthayir

Kaynak
Dr. Steven Phillipson – PH.D. - Clinical Psychologist. https://www.youtube.com/watch?v=3pzCAP7NQXM
« Homosexuality Anxiety : A misunderstood Form of OCD », Monnica Williams, University of Virginia, Department of Psychology.
Nathan Peterson, Licensed Clinical Social Worker
https://www.youtube.com/watch?v=clOlsecReow

10
Hüseyin KAÇIN / EKMEK TEKNESİ
« : 09 Mayıs 2022, 09:23:14 öö »
EKMEK TEKNESİ
         
         -Hamdi Korkman'a-


alkışı görmedi yüreğim
acısından kavruldu
kem gözlerin karaltısı
sardı ruhumu

haykırsam kısıldı sesim
melekler bile sağır oldu
isyanımı kardım yoğurdum
ekmek teknesinde
adam oldum büyüdüm

şükür oldum sabır oldum aşk oldum
seninle
hep seninle
sen...

09 Mayıs 2016
13:30
Edirne

11
7. Terapi sonrası

Selam değerli okuyucu bu satırları okurken belki de benimle aynı kaderi paylaşıyorsun veyahut iyileşme sürecinde bize destek veren biri yada bu yazıya bir vesile ile ulaşan birisisin.
Merhaba Ben Ferhat Bugün sizlerle 7. terapi öncesi ve sonrası hissettiklerimi, düşüncelerimi ve başımdan geçen olayları paylaşacağım.
Eğer daha önceden terapi yazılarımı okuduysan özgeçmişim hemen aklına gelmiştir yok ilk defa karşılaştıysan kısaca özetleyecek olursam 24/09/ 1990 Afşin Kahramanmaraş Doğumluyum. Şuan yaşım 32, çalışma hayatına çiftçilikle başladım. Daha 14 yaşındayken tarlalarda çalıştım. 16 yaşındayken İstanbul'da bir tekstil atölyesinde ortacı olarak çalıştım. 18 yaşında iken Antalya'da bir lokantada komi olarak çalıştım. 15 ay askerlik yaptıktan sonra Kocaeli gebze'ye kuzenlerimin yanına geldim. (Eşcinsel porno ile askerde kafeterya da tanıştım)  Bir yıl kadar kargo firmalarında çalıştım. Açıktan liseyi okumak için kayıt oldum ve özel güvenlik görevlisi işine başladım. Sürekli sektör değiştiriyor farklı deneyimler elde ediyordum. PVC işinde çalıştıktan sonra gemide çalışmaya karar verdim. Yaklaşık 1 yıl gemici olarak çalıştıktan sonra gemide aşçı olmaya karar verdim. 8 ayda aşçı olarak çalıştım şu an halihazırda evdeyim. Mübarek Ramazan ayı bittikten sonra Allah nasip kısmet ederse yine bir gemiye aşçı olarak gitmeyi düşünüyorum. Porno ile ergenlik döneminde tanıştım. Yaklaşık 12 yıldır Eşcinsel Porno ve mastürbasyon bağımlısıyım. Henüz ilkokula bile gitmeden önce uğramış olduğum taciz ve ergenlik döneminde uğramış olduğum tecavüz sonucu ve lânet edilecek bir kişiliğe sahip olan bir babamın olması hasebiyle eşcinsel kimliğim gün be gün daha da belirginleşiyordu. Bir yandan içten içe eşcinsel olduğumu kabul etmek istemiyor diğer bir yandan kendimden daha yakışıklı ve iri erkeklere ilgi duyuyor ve bazen pasif bazen de aktif fantaziler kuruyordum. Ama bu olmak böyle olmak istemiyorumdum. İşten gelir gelmez stresimi atmak için eşcinsel pornolar izleyerek rahatlamaya çalışıyordum. Bir gün Facebook'ta Psikolog Hüseyin Kaçın'ın yazılarına denk geldim. O sıralar tam da bir çıkış yolu arıyordum ve çok şükür rabbim muvaffak eyledi. İlk terapiden sonra gemiye katıldım ve yaklaşık 1 yıl terapi göremedim. İyileşmeyi bir yıl daha ertelemiş oldum. Çok şey kaybettim. Kaybedecek hiçbir şeyim de kalmadı. Tekrar terapiye geldim, Eğer karada çalışmaya devam eden birisi olsaydım ara sıra terapilere gider iyileşme sürecini hızlandırırdım. Bugüne kadar 2 gemide çalıştım her ikisi de asgari ücretin Bi tık üstü ücret veriyordu. Para tutan birisi değilim parayı tutamıyorum para biriktiremiyorum bu konuda da muzdaribim Zaten ülkemizde paranın da bir değeri kalmadı. Son çalıştığım gemide hiç para harcamadan karaya gelseydim her hafta terapiye gider ve birkaç ay içerisinde iyileşir ve sonsuz saadete ererdim. Ama yine de geç kalmış değilim. Geriye dönüp baktığımda bayağı yol kat ettiğimi de görüyorum. Örneğin 4. terapiden sonra taciz ve tecavüzcülerim ile yüzleştim. Bu çok büyük bir adım. Tacize ve tecavüze uğrayan herkesin yüzleşmesi gerekir.  Her şey planladığım gibi oldu sağ olsun Hüseyin hoca nasıl yüzleşmem gerekecek, neler söylemem gerek bana o kadar tavsiyeler verdi ki O esnada onun izniyle terapide konuşulanları ses kaydına alıp daha sonra defalarca dinleyip ve yüzleşme günü de dinleyip cesaretimi topladım.  Yüzleşmeden sonra tecavüzcülerime karşı kurduğum pasif ve aktif fantazilerden ebediyyete kadar kurtuldum. Aradan bir yıl geçti. Bu adımı da geçtik peki şimdi ne olacaktı. Garson olarak çalıştığım bir iş ortamında benden daha yakışıklı, iri yarı, vücut hatları daha belirgin benim yaşlarımda fakat benden daha yüksek bir konumda olan birisine gözümle takılıp kaldım. Sürekli onunla alakalı  aktif pasif fantaziler kuruyor akşam eve gelince hemen Google'dan ona benzeyen eşcinsellerin pornolarını izleyerek rahatladığını sanıyordum. Terapilere gelen birisinin böylesine tetikçi şeylere düçar olması ve zayıf iradesi ile hiçbir çaba gösterememesi ne acı durumdu. Halbuki Kendimden üstün gördüğüm kişiyle iletişim kurmam ve arkadaş olmam gerekiyordu. Böyle olunca erotize olmuyordum.  Sürekli terapi öncesi terapiye gittikten sonra artık mastürbasyon ve pornoyu bırakacağım düşüncesiyle vakit öldürmem, Terapiye gittiğimde ise oradaki diğer hastalar hakkında aktif pasif fantaziler kurmam, Metroya tramvaya marmaray'a bindiğimde yakışıklı bir erkek gördüğümde ona bakıp aktif pasif fantaziler kurmam ve eve döndüğümde tekrar porno ve mastürbasyon tuzağına düşmem, Normal hayatımda hiç bir sosyal aktivitesi bulunmayan evden dışarı çıkmayan ve hemen porno ve mastürbasyon dışında bir şeyle meşgul olmayan, işteyken insanlarla sağlıklı ilişkiler kuramayan bir insan olmuştum.  Her mastürbasyon yapmak istediğim de farklı bir porno, daha ağır bir porno, daha farklı bir porno, daha yakışıklı iki erkeğin pornosunu izleyip relaps olduktan sonra kendimden utanır neden bunları yapıyorum diye kendime sorar, üzülür bazen de ağlar ve Allah'a beni kurtarması için yalvarır yakarırdım. Anlatış tarzım birazcık karışıktır o yüzden kusuruma bakmayın. 6. terapiye geldiğimde artık bir kız arkadaşım vardı Bir buçuk ay süren herhangi bir yakınlaşma olmadan telefondan telefona uzaktan uzağa bir arkadaşlık. O daha önceden bir evlilik geçirmişti ve ailemin onu kabul etmemesinden korkuyor ileride sorunlar yaşayacağına kendisini inandırmıştı.  Porno ve mastürbasyon bağımlısı olmak benim avcılık yeteneklerimi tamamen köreltmişti. Çirkin bayanlara hiç şans vermiyor sadece mükemmelin mükemmelini arıyordum. Ancak mükemmelin mükemmeli bir bayanı beğene biliyordum. Gözleri Türkan Şoray'ın ki gibi kocaman ama sibel can'ınki gibi masmavi olmalıydı, mimikleri Banu Alkan'ın ki gibi ama asaleti seda sayan'ınki gibi olmalıydı. Hülya Koçyiğit gibi sahiplenen ama yıldız Tilbe gibi deli dolu olmalıydı. Terapilere geliyordum ama tam doyurucu bir faydasını fark edemiyordum. Halbuki terapilere gelmek ve terapi yazısı yazmak iyileşmenin Temel kurallarındandır. Terapilere gelmek beni daha çok erkeksi yaptı. Özgüvenin arttı.  Normal şartlarda 3 yıl düzenli terapiye gelenler iyileşti gitti. Fakat benim bahanelerimden dolayı iyileşme süreceğim Sarktı da sarktı. Hal böyleyken 7.  terapiye gitmeden önceki gece  bayağı bir eşcinsel pornosu izleyip defalarca yanlış bir şekilde mastürbasyon yapıp, hatta biraz daha ileri gidip sosyal medya üzerinden çevredeki pasifleri araştırmaya girmek ve bir an önce birisini bulup yanlış bir deneyim elde etmek istemiştim. Çok şükür ki yine olmadı. Gusül alıp uyudum ama O gece de rüyamda bir Eşcinsel ilişkisi gördüm, Sabah uyandım tekrar gusül alıp terapi için Hüseyin hoca'ya gittim. Terapiye gitmeden önce aklımda bazı şüpheler vardı bu terapiler bana fayda vermiyor gibiydi. Çünkü ne yapsam ne etsem yine işcinsel  porno mastürbasyon tuzağına düşüyordum. Ve sanki Hüseyin hoca iyileşmem için hiçbir şey yapmıyormuş gibime geliyordu. Böyle düşündüğüm için Hüseyin hocamdan özür dilerim. Terapi sonrası Eve geldikten sonra işin öyle olmadığını çok iyi fark ettim. Daha en başından bu adam benim iyileşmem için neler yapmam gerektiğini, neleri yanlış yaptığımı, neyi nasıl yapacağımı söylüyor ama ben bazılarını yapabiliyor bazılarını yapamıyordum. Burada kendimi de suçlamak istemiyorum çünkü iyileşme süreci birdenbire olmuyor. Geriye dönüp baktığımda ilk terapiden bu yana Hüseyin hocamın bana en kısa özetle şu yönde tavsiyeleri oldu. 
1. porno izlerken mastürbasyon yapmayacaktım.
2. Mastürbasyon yaparken porno izlemeyecektim.
3. Mastürbasyonu yatakta üzerimde boxer eşofman pantolon kuru kuru vesaire olarak yapmayacaktım.
4. Özellikle Yüzükoyun, Yastık yorgan gibi şeylere kerkinmeyecektim.
5. Penisime ameliyat eldiveni takarak mastürbasyon yapmayacaktım.
6. Hiçbir zaman pasif fantezi kurmayacaktım.
7. İlk başlangıçta Haftada iki defadan fazla asla mastürbasyon yapmayacaktım.
8. mastürbasyonu banyoda aynanın karşısında çırılçıplak bir şekilde kayganlaştırıcı özellikle bebek yağı kullanarak kendi kendime bakarak yanlızca ön tarafa bakarak (kendimle fantazi kurarak) yapacaktım. (Kendimi ilgi çekici ve değerli hissedecektim)
9. Hiçbir şekilde eşcinsel pornosu veyahut normal porno izlemeyecektim.
10. Porno yerine erotik film izleyecektim.
11. Hiçbir şey için korku, kaygı, utanç ve suçluluk hissetmeyecektim.
12. İmkan dahilinde spora yazılacaktım boş vakitlerde kitap okuyacaktım
13. Sinemaya gidip komedi film izleyecektim.
14. Boş zamanımda evde oturup durmayacak en azından yürüyüş yapacaktım.
15. Biyolojik babama hak ettiği davranışı sergileyecektim
16. İmkan dahilinde haftada bir veya iki hafta da bir olmadı üç hafta da bir hiç yoktansa  ayda bir kez terapiye gelecektim.
17. Sinirlenip kızdığım zamanlarda içime atmayacak ve karşımdaki kişiye tepkimi verecektim.
18. Psikiyatriye gidip antidepresan ilaçlar alacaktım.
19. Porno ve mastürbasyonu tetikleyen her türlü sosyal medya mecralarını bırakacaktım
20. Kişisel bakıma önem verip kendimi daha erkeksi ve değerli hissedecek, en güzel en pahalı kıyafetleri giyecektim.
21. Kendimden yukarıda gördüğün veyahut çekici bulduğum erkeklerle iletişime geçip arkadaş olacaktım (ki erotize olmayayım)
22. Dua ederken yalvarır yakarır salya sümük şekilde değil de, Bir Gerekçeyle dua etmem (örnek Allah'ım bana Babalık yapan bir baba ve Annelik yapan bir anne vermedin! Mal mülk şan şöhret te vermedin! O halde Bari Bu hastalığı benden gider ve bana sağlığımı ver, öyle ki Tam bir Erkek olayım "Benden her türlü kötülüğü ve pisliği gider ve beni tertemiz karar kıl.  Bunu senin tevhidine inanan bir kulun olarak senden istiyorum ve duamın kabul edildiğine inanıyorum çünkü sen çaresizlerin yegane çaresisin. Hazreti Muhammed ve Ehli beyti hakkı hürmeti için bana şifa ver". )
23. YouTube üzerinden eşcinsel terapi ile alakalı bir çok video var bunları izleyecektim.
24. YouTube üzerinden Nofap (Neverfap) akademi videolarını izleyecektim.
25. Nofap yapacaktım.
Evet arkadaşlar Kısa dedim ama biraz uzattığımın farkına vardım fakat bunları yazmasam Hüseyin hocama haksızlık olurdu, üzerimizde çok emeği var.
En son ne demiştik Nofap (Neverfap) ben şöyle anlıyorum yani bir anda pornoyu ve mastürbasyonu bırakıp bütün tekikçilerinden uzak durup pornoyla ve mastürbasyonla hiç tanışmadığım adlarını dahi bilmediğim eski zamana dönmek. Bu kanalda pornonun ve mastürbasyonun zararlarını öğreniyorum, porno izlemenin ve mastürbasyon yapmanın beyne ne gibi zararlar verdiğini, nasıl kurtulacağımı öğreniyorum.  Hiç porno izlememiş gibi hiç mastürbasyon yapmamış gibi olmak. Evet bunu araştırdım siz de araştırın bakın 6 ay boyunca hiç PMO paymayanlar var 1 yıl boyunca 3 yıl boyunca hiç relaps olmayanlar var. Ben de bu kez kesin ve kesin ve çok keskin bir karar aldım. Artık bende Hiç porno izlemeyecek ve hiç mastürbasyon yapmayacağım. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağım , son 5 gündür relaps olmadığım ve bundan sonra imkan elde ettiğim takdirde hemen terapiye gideceğim. Sizler de terapilerinize geç kalmayın, giden her gün ömürden gidiyor. Süreciniz Daim olsun. İyi ki varsın Psikolog Hüseyin KAÇIN
Esenlikler.

12
“Eşcinsellik hastalık değil ama rahatsızlık”
Eşcinsellikten kurtulmak için adına konulan teşhisin hastalık olması gerekmiyor ama eşcinsel kimliğini bir rahatsızlık olarak addeden ve iyileşmeye dönük yol almak isteyen kitleler kesinlikle terapilere başlamalı. Seanslara birkaç sene evvel başlayan ve geldiği noktada eşcinsellik bağlamında hemcinslerine karşı fiziksel (duygusal az da olsa var) bir çekim hissetmemeyi büyük ölçüde başaran bir danışan olarak sesleniyorum: Terapilere başlayın!
*****
Bütün uyuyanları uyandırmak için bir tek uyanık yeterli. Uyuyormuş numarası yapanlarla (LGBT vs.) kimsenin
işi yok, onlar özgürce örgütlenip özgürce sevişiyorlar! Ama bir şeyi ayrıca çok iyi yapıyorlar: Psikolojik savaş oyunları!
******
Çok iyi nüfuz ediyorlar, eşcinsel kimlik bunalımı yaşayıp hâlâ terapilere başlamamış gençlere.
Acaba diyen, benim cinsel kimliğim gerçekten kalıtsal olabilir mi diyen bireyler bu enjekte olma durumu karşısında soru işaretleriyle yaşıyorlar. Genlermiş, kalıtsalmış. Sonradan edinilen bir rahatsızlık olduğu ispat edilmeliymiş. Ne münasebet! İspat edilmesi gereken bir şey varsa o da eşcinselliğin bu kesimlerce iddia edildiği gibi neden kalıtımsal olduğu tezidir.
Hadi kanıtlayın!
*****
Dünya Sağlık Örgütü, falan filan fıstık. Hangi örgütün ne karar aldığının, eşcinselliği ne olarak tanımladığının hiçbir önemi yok. Hatta eşcinselliği hastalık, rahatsızlık olarak görmüş olsalar bile yine önemi yok. Çünkü onların aldıkları kararların temelinde “birtakım politik çıkarların” olduğu gerçeği, üç maymunu oynayan ve “sen bu halinle kal, gayet iyisin” diyen sözde doktorların bile bildiği bir durum!
*****
Peki ya arayış içinde olanlar? Bu noktaya dek kesinlikle ideolojik bir ayrım içerisine girmedim ama bu dindarlar/muhazakarlar psikolojik savaş oyunlarını hiç bilmiyorlar. Salak geldiler salak gidecekler! Ben de dindar yönüme sığınarak aştım bu yolları biraz ama imtihan demek razı olup oturmak değil. Gayret, gayret ve nasıl gayret etmen gerektiğini bilmektir. Evet, gerçekten bu kimliğimden rahatsızım diyen kesimler hiçbir şeyi bahane etmemeli. Kaybedilecek ne var? Kazanılacaklara dair söylenilecekler şöyle dursun  ama kaybedilecek bir şey gerçekten yok. Şu an hiçbir şey yapmadan, hiçbir mücadele vermeden ve sadece eşcinsellik hastalık mıdır, zart mıdır zurt mudur araştırmaları yaparak ne kazandınız: Hiç!
*****
İfşa olmaktan kormak mı?
Terapilere başlamamak için kesinlikle gerçekçi bir neden değil! Ömür boyu eşcinsel bir birey olarak kalıp her an ifşalanma ihtimali, terapilere başlayıp yakalanmaktan daha güçlü bir ihtimal olduğu gibi daha ürkütücü bir kaygı. “Yakalanmak istemiyorsan ne adına yakalanmak istemediklerinin peşinden git!”
Terapilere başla!
*****
Yıllardır danışanlığını yaptığım Hüseyin Kaçın’ın terapilerine başlamak da devamını getirmek de zor oldu ama en nihayetinde ben başardım. Ortada hiçbir iyileşmiş bir vaka yoksa bile (ki onlarca var) artık ben varım! Muhataplar benimle/bizimle konuşsunlar.
Ama esas mesele bu değil ki.
*****
“Diğerlerini de uyandırmak”
Mesele LGBT vs. değil. Onlarla mücadele edilmesi gerekiyorsa ayrıca mücadelesi verilir. Sahada, kürsüde, masada neyse. O kısım işin sosyo-politik kısmı.
******
“Kimlik bunalımı yaşayan bireyler”
Ey genç!
Senin yaşadıklarını biliyorum.
Bu vesileyle bir kişiye ulaşmak bile yarın gireceğim sınav kadar önemli benim için. Eğer soruların/ kaygıların amaların, fakatların varsa ben buradayım!
*****
Hayallerinizin kurucusu olma yolunda karar sizin!

13
Eşcinsellikten kurtulmak için terapiye başlamalı mıyım? Sorular-Cevaplar
-Terapi sürecinden sonra başarılı olan örnek var mı?
Evet var. Psikoloji kaynaklarında da eşcinsellikten kurtulmak isteyenlere uygulanan dönüşüme yönelik terapilerde başarı sağlamış yüzlerce vaka örneği var.
-Terapi sürecine dahil olursam ifşa olur muyum?
Dahil olmazsan eşcinsel ilişkilere girdikçe ilişkilerle birlikte ifşa olmuş olacakken, terapideki ifşayı düşünmek bir akıl oyunu. Gizliliğe önem veriyorsan terapistine durumu özellikle izah edersin. İfşa falan olmazsın. En kötü ihtimali düşünelim mi? Terapiye başlamadın ve eşcinsel ilişkilere girmeye başladın. Bu şekilde ifşa oldun. Veya terapiye geldin terapi aldığın ifşa oldu. İki ifşayı kıyasla! Ve ifşa korkun varsa hiç düşünmeden hemen terapiye başla! Terapiye başlayınca ve dönüşüm sağladıkça zaten eşcinsel ilişkilere girip ifşa olma riskin de bitmiş olacak. Yani akıl oyununun aksine terapi ifşa riskini azaltacak ve sonucunda bitirecek olan yoldur.
-Terapi sürecinde başarısız olursam?
Ya başarılı olursan? Denemekten ne çıkar. Hele ki onca başarı sağlayan kişi varken niçin yolun başında hatta yola bile girmeden önce olumsuz düşünesin ki, heyecanını yen ve sürece başla, olumsuz düşünmeyi bırak. Başlayınca ve başarma adımlarını attıkça mutlu olacaksın inşâallah.
-Niçin Hüseyin Kaçın?
 Eğer eşcinsellikten kurtulmak istiyorum diyorsan; "Eşcinsellikten kurtulmak istiyorum, bu durumdan rahatsızım" diyen kişiye "sen kurtulamazsın, bu durum normal, alışmalısın" diyen terapistleri tercih etmemelisin; çünki seni durumunun normal olduğuna ikna etmeye çalışacaktır. Oysaki dünyada değişik ülkelerde "eşcinsellikten kurtulmak istiyorum" şeklinde terapiste başvurulduğunda bu noktada kişinin isteği doğrultusunda dönüşüme destek olacak terapi uygulayan klinikler ve terapistler de var. Dönüşüme destek olan kişileri değil de, bu durum normal deyip sizi çözümsüz bırakacak kişileri tercih etmek bence bu açıdan mantıksız. Sonuçta beni huzursuz eden bir eylemden kurtulmak istiyorsam, tercih özgürlüğüm varsa (ki tabiiki var), tercihim eşcinsellikten kurtulmak ise bu noktada beni eşcinselliğe ikna eden değil, dönüşüm yolunda destekleyen bir profesyonele başvurmak isterim. Türkiye'de dönüşüme destek olacak birkaç isim var. İçlerinde en çok eşcinsellikten kurtulmak isteyen danışan örneği gören isim zannediyorum Hüseyin Kaçın'dır. Dolayısıyla tecrübe açısından Hüseyin Beyi gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz. Benzeri şekilde danışan örneği çok olan ve dönüşüme destek verecek, sizi eşcinselliğe alışmanız için ikna etmeye çalışmayacak herhangi bir profesyonel bulabilirseniz tabiiki onu da tercih edebilirsiniz.

14
Hüseyin KAÇIN / AŞK KOKAN BAHAR
« : 14 Mart 2022, 12:17:14 öö »
AŞK KOKAN BAHAR

Çok sevineceksin çok
dünyalar kadar yetmezse
sonsuz kadar mutlu olacaksın
çocuk gibiysen

annen bir gülümserse
baban bir elinden tutarsa
hep mutlu olacaksın
hüzün nedir keder nedir bilmeyeceksin

çocukçasına koşarsan hayatta
kimsenin seni yıkmasından korkmayacaksın

çocukların elleri toprakla yıkanır
topraktan geldik toprağa gideceksek eğer
cennetin kokusudur toprağın kokusu

bir çocuğun yüzünü güldürenin
ömrü de cenneti de bahar olur

O'na üç şey sevdirilmişti
biri kadındı biri namaz
üçüncüsü de fatma'nın da
cennetin de kokusu...

sevdiysem seni bir kere
korkmasana koklasana
bahar da kokuyorum nisan da
sen kokuyorum

14 Mart 2019
11:25
Edirne

15
"Hadi Canım Sende ne OKB si"
yazarından sevgilerle;

Hayatta her şey karmaşık giderken insan bir çıkış yolu arıyor. İşte bu karmaşalar içinde belki de en zorudur eşcinsellik içgüdüleri. Bir türlü kendine hakim olamamak ve her daim kendinle çatışmak. Kendi kendine bir sürü söz verip de sonradan tutulamayan sözler içinde bir türlü ızdırap çekmek. Yeminler edip de o duyguları hissetmeyeceğine lakin sonra yemin keffaretlerini ödemek. Bilirim nasıl kahroluş nasıl ızdıraptır bu duygular. Sadece bir gününüzü değil de ömrünüzden her günü mahveden duygular. İnsanın hayattan hiç zevk almamasını sağlayan ve de intiharı dahi mübah gösteren duygular.

İşte arkadaşlar bu duyguları yaşadım ben 6 yıl boyunca. Ki bu 6 yılım benim sonuç aşamasıydı hayatımda. Bu duyguların sebebini ise 3 yaşında yaşamaya başlamıştım aslında. Eşcinsellik bir doğallık değildi ki, sadece sonuç aşamasında var olan bir şeydi sebeplere bağlı kalarak. Sebepler seni böyle hissetmeye zorluyordu.

Bu sebepler ise taa küçükken atılmaya başlıyor işte. Hiçbir suçu olmayan çocukların üstüne işte böyle ağır bir imtihan yükleniyordu daha o yaşta. Ama bizim güçlü olduğumuz demekki o yaşta belliymiş ki bu sebepler bizim başımıza geldi. Çünkü herkes taşıyabileceği kadar yük koyar çuvalına.

Ama şimdi biz kendi gücümüzü görmeyip hep başkalarına ihtiyaç duyuyoruz ve başkalarından istiyoruz bu yükü. Başkaları dediğim de hemcinsimiz işte. Onu daha güçlü daha kaslı daha yakışıklı görüp onu yükseltiyoruz gözümüzde ki bu da ters orantılı olarak kendimizi alçaltıyor aslında. Neden böyle bir orantı kuruyorum demeyin çünkü size bu öğretildi daha o küçük yaştan itibaren. Yaşadığınız sebepler bu sonucu doğurdu aslında. Kendimizle barışık olmamayı, kendimizi sevmemeyi, kendimizi küçük görmeyi, kendimizden nefret etmeyi işte bunlar öğretildi o küçük çocuklara.

Ama işte tam da şu anda karar alarak bu süregelen örgüyü kırabiliriz. Çünkü dedim ya herkes kaldırabileceği kadar yük alır diye. Demek bu yükü kaldırabiliriz ki omuzumuza yüklenmiş. İşte şimdi tam da şu an da bu ağır yükü kaldırıp sırtımızdan atma ve rahatlama vakti. Bu zamana kadar taşıdık ve yorulduk. Tamam gücümüz var belliki taşımaya ama artık bu çuvaldan kurtulup gücümüzü daha da güzel şeylere harcama vakti geldi.

Nasıl kurtulurum ben bu illettten diyorsunuz belki de bu yazıyı okurken. Ben tamamen kurtulmadım belki daha ama inancımı ise kaybetmiyorum asla. İnanç arkadaşlar inanç herşeyi değiştirebilir. İnanırsa bir adam her şeyi değiştirebilir. Kendinize artık acımayı bırakın ve bir karar alın. Ne kadar kötü durumda olursam olayım değişmeyi kendime hak görüyorum ve değişim için kendime fırsat veriyorum deyin. Ve şununda söyleyin bu değişim zamanında pat diye istekleriniz gitmeyecek ama yavaş yavaş bir şeylerin değiştiğini gördüğünüz zaman mutlu olacaksınız. Ben kendime şu an şunu söylüyorum ki. Bu hislerin sonucu 20 yılda açığa çıktıysa iyileşmek için de belli bir zamana ihtiyaç vardır demekki. Ama şunu unutmayalım ki arkadaşlar bir fidanı dikmek için en iyi ikinci zaman olan şimdiye sahibiz. Geçmiş elimizden kaydı gitti ama şu ana sahibiz ve kıymetini bilip değişmek için çaba sarfedelim. Bu süreçte Hk dan yardım almak ise o kadar hızlandırıyor ki süreci anlatamam. İki aydır terapiye gitmediğim için bunu açık ve net şekilde farkettim. Ama imkanım olsa da her hafta gidebilsem keşke. Hk yı kendinize bir dost görün ve söylediklerine en samimi niyetle inanın.

İşte değişimin anahtarı burda. İsterseniz korkarak da olsa bu anahtarı alıp korkularınız üstüne gidersiniz isterseniz de korkularınıza teslim olup bu duygularla bir ömür yaşarsınız. Hk ya gidemeyen arkadaşlar için ise tavsiye verecek olursam. Kendinize kızmayın arkadaşlar ha bu demek değil ki bu duyguyla barışık yaşayın. Ama kendinizin suçu değil bu sadece kendinizi hoş görün ve kendinizi alçaltmayın artık. İçinizdeki gücü açığa çıkarmaya çalışın. Ara sıra mesela bir iş başarınca aynaya geçip kendinize aferin diyin marketten bir çikolata alın ve tadını hissederek yiyin mesela. Güzel şarkılar dinleyin mesela Tarkan'ın geççek şarkısı gibi :). İşte hayatı güzelleştirin ve her fırsatta Hk nın yanına gidip ona dertlerinizi anlatın ki zamanla da iyleştiğinizi göreceksiniz.

Ben şunu diyebilirim ki eskiden kadınlara karşı hiçbir isteğim yokken şu an bir istek geliyor. Biseksüel diyebilirim kendime. Ve bu hetero olana kadar da vazgeçmek yok. Dedim ya hepsi bir süreç işte. Bu süreç ise tamamen sizin elinizde. İnşallah bu yazıyı okuyan herkesin bu illettten kurtulması dileğiyle.
KENDİNİZE İYİ DAVRANIN :)

Recai

Sayfa: [1] 2 3 ... 80